17 Haziran 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Değerli izleyenler 310. Programımıza başlıyoruz. Yıllardır ÖFG TV yapıyoruz ve değerlendirmelerde bulunuyoruz. Bazen konuklar alıyoruz, onlar ile konuşuyoruz. Önemli gündemler oluşturuyoruz ve buna her halükarda devam ediyoruz. Devam etmek gerektiğini düşünüyoruz çünkü sadece milletvekili olarak mecliste konuşmak yetmiyor. Meclis imkanlarını da kullanarak sosyal medya gücümüzü de kullanarak ÖFG TV adlı kanalımız ile Youtube’dan, Facebook’tan, İnstagram’dan, Tiktok’tan size ulaşmaya çalışıyoruz. Konuşmalarımızı deşifre ediyoruz, metinlerimiz elimizde önemli bir arşiv çalışması yapıyoruz. Önemli bir gayret ile bu çalışmayı gerçekleştiriyoruz ve tarihe not düşüyoruz.
Bugünkü konular; tüm dünyanın konuları! Gazze’de soykırım devam ediyor ve insanlık Gazze için çırpınıyor. İlk önce Vicdan Gemisi, Filistin’e Özgürlük Filosu’nun ilk gemisi Akdeniz’de Gazze’ye yardım götürmeye çalıştı, Filistin aktivistleri önemli bir gayret sarf etti. Bombalandı İsrail güçleri tarafından fakat yılmadılar.
Madleen gemisi ardından harekete geçti ve Madleen gemisi çok başarılı bir işlem ile İsrail açıklarına kadar yaklaştı, uluslararası sularda iken İsrail onları durdurdu ve kaçırdı! Ben de gözaltına alındı diyordum bu yanlış kaçırdı çünkü uluslararası sularda gemi ahalisini kaçıran bir devlet var resmen bir kaçırma olayı oldu, daha sonra İsrail gözaltı merkezlerinde çıktı ve İsrail ne yapacağını bilemedi.
Aktivist Şuayip Ordu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile konuştum. Kendisi: “ Biz son derece fedakarca ve cesurca bir harekette bulunduk ve bizi kaçıran İsrail askerlerinin cesaretimiz karşısında çok aciz duruma düştüklerini gördük.” Dedi. Kendisi ile telefonda konuştum ve gerçekten azmin, iradenin, inancın, idealizmin gücünün ne olduğunu onun cümlelerinde gördüm, tebrik ederim.
Bence çok başarılı bir eylem oldu. Gemideki yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştıramadılar, İsrail’i manen dize getirdiler. Dünya konvoyunda olgunlaşan mutabakat ile İsrail’e karşı bir kamuoyu oluştu ve bu da zaten yapılması gereken bir işti, çok önemliydi ve bu yüzden başarılı bir eylem. Ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık.
Kahraman 12 cesur insan devletlerin yapamadığını başardı. Demek ki bir şeyler yapmak için illa güç sahibi olmak gerekmiyor. İnanç, azim, irade, kararlılık gerekiyor. Bu da 12 inanmış cesur insanda vardı. Tebrik ediyorum. Alınlarından öpüyorum. Büyük bir heyecanla, büyük bir coşku ile izledik onları. Yüreğimize serin sular serptiler. Gazze’deki insanlar onları büyük bir sevgi ile ve sempati ile izlediler. Soykırıma uğradıkları o yerde Gazze’de onları kurtarmaya gelen bir gemi vardı bu gerçekten manevi anlamda gücü çok yüksek bir şey.
İtalya Sicilya’dan kalkıp geldiler, İsrail’e yaklaştılar. İsrail ne yapacağını bilemedi ve onları kaçırmakta çözümü buldu. Çok acizdiler ve en sonunda da hepsini ülkelerine göndermek zorunda kaldı. Bir şey yapamadı, ne yapacağını bilemedi. “Aman başımdan savayım, kurtulayım bu insanlardan.” Dedi, farklı ülkelerden insanlar gitmişti ve bu da önemli bir güç oluşturdu.
Demek ki İsrail’e karşı cephe oluşturmak istiyorsanız sadece İslam dünyası sadece Araplar değil tüm dünya ülkelerinden bir cephe oluşturmalısınız, ortak bir cephe oluşturmalısınız. Bu çok değerli, önemli. Bunu da Madleen gemisi mürettebatı yaptı. 12 cesur insan çok önemli bir eyleme imza attı. Greta Thunberg, Yasemin Acar, Şuayip Ordu ve Brezilya’lı Thiago Avila ve diğer arkadaşlar ellerinize emeklerinize sağlık. Sizi tekrar tekrar tebrik ediyorum ve bunun verdiği ivme ile Kuzey Afrika’dan yola çıkan bir konvoy! Yine İsrail’i protesto etmek için Gazze’ye doğru akın akın giden on binlerce insan son derece dikkat çekiciydi ve bu insanlar bir şekilde Mısır’da durduruldu ve Mısır geçit vermedi.
Katil Sisi yönetimi İsrail tarafında yer aldı. Esma’nın katledildiği meydanda darbeyi protesto edenlere karşı linç girişiminde bulunan baltacılar, bu sefer de farklı ülkelerden gelen idealist insanlara saldırdılar. Zor durumdaki insanlara saldırdılar. Misafir durumdaki insanlara paramiliter gruplar saldırdı. Saldırtanların Mısır Polisi Mısır İktidarı olduğunu biliyoruz. Vahşice tekme tokatlar ile saldırdılar. Her türlü vahşi işi yaptılar. Katil ve faşist bir şekilde saldırdılar. Sert bir şekilde eleştireceğim çünkü buradan Mısır’a giden insanlar fedakarlıkla gittiler. İnsanlık adına bir şey yapmak için gittiler.
İnsanlık düşmanı Siyonist İsrail’i protesto etmek için gittiler ama İsrail’den geri kalır yanı olmayan Mısır’ın Sisi yönetimi fedakar idealist göstericileri mağdur etti, onları durdurdu ve darp etti. Bu kabul edilecek bir davranış değil. Çok kötü üzücü görüntüler geldi. Yüzlerine sert cisimler atıldı, darp edildiler, sürüklendiler, yerlerinden sökülüp atılmaya çalışıldılar. Her türlü fiil yapıldı. Bu insanlar belki Ariş’ten Refah’a gidemediler ama insanlık adına büyük bir ödül kazandılar. Dini açıdan da büyük bir sevap kazandılar bence çünkü dini ve insani bir fedakarlık yaptılar.
Tüm güçleriyle oradaydılar ve ellerinden geleni yaptılar. Allah razı olsun diyorum onlara. Bu vahşi saldırı karşısında direnmeye çalıştılar ve maalesef ki Mısır polisi ve paramiliter güçleri onlara izin vermeyince geri dönmeye başladılar.
Soykırımcı İsrail, İran’a saldırı düzenledi. Bu saldırının dünya üzerinde İsrail’e yönelik oluşan mutabakatı gidermek, zayıflatmak için yapıldığında şüphe yok. Bu gerçekten böyle ve İsrail gündemi sattırmak istedi. “Benim karşımdakiler İran gibidir. İran totaliter bir rejimdir.” evet biz de İran’ı eleştiriyoruz totaliter bir rejim olmasa sebebiyle ama mesele İran değil ki. Mesele İsrail. İsrail’in insanlık dışı tutumu.
İsrail saldırgan. İsrail Gazze’ye saldırıyor. Batı Şeria’ya saldırıyor. Lübnan’a saldırıyor, Suriye’ye saldırıyor, İsrail, İran’a saldırıyor. İsrail yapmadığını bırakmıyor. Saldırgan ve azgın bir güç. Biz bunu söylediğimiz zaman birtakım insanlar “Efendim Kürtlerin kurtuluşu İsrail ile iş birliği yapmaktır. Bırak eleştirme onu Ömer bey.” Diyorlar. Hayır ben böyle bir şey kabul edemem.
İsrail insanlık düşmanıdır ve böyle insanlık düşmanı bir devletle herhangi bir ilişki kurulamaz arkadaşlar. Mazlumlar da fırsatını bulduğu zaman zalim ile iş birliği yaparak bir yere gidemez. Bu çok büyük bir yanlışlıktır. Bunu söyleyelim. Bu çok yanlış bir yöneliştir. Bu kabul edilemez bir durumdur değerli arkadaşlar. Bir an evvel bu düşünceleri değiştirmek lazım.
Bakın İmralı’da da Abdullah Öcalan İsrail’e karşı Türkiye’nin yanında yer aldığını defalarca yetkililere söylüyor. Sayın Selahattin Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden bugün gönderdiği bir yazıda da İran’ı ne kadar eleştirse de İsrail’in azgın saldırganlığına karşı, İsrail’in karşısında olmak gerektiğini söylüyor. Bunlar az buz şeyler değil değerli arkadaşlar. Bunları önemsemek lazım. Bunları değerlendirmek lazım.
Siz İsrail’in size vereceği menfaat için büyük yanlışlara imza atamazsınız. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bu mazlumların alnına sürülmüş kara bir leke olur. Bakın çok net söylüyorum. Mazlum insanların imtihan anında kaybedişleri demektir. Mazlumlar imtihan anında kaybetmiştir ve alınlarına kara bir leke sürülmüştür. Kabul edilecek bir durum değildir.
İsrail ve İran arasında görüyorsunuz füzeler uçuşuyor. Biz en başta İsrail’in saldırganlığını lanetliyoruz çünkü saldıran taraf belli. İki tarafın da saldırıları durdurması gerektiğini söylüyorum çünkü ben savaş yanlısı değilim. Ne olursa olsun. İran da bombalansa, İsrail de bombalansa bunu insan hakları savunucuları doğru bulmaz. İnsanların ölmesi, o adres sormayan bombaların, sivillerin, çocukların, kadınların tepesine düşmesi kabul edilecek bir hadise değil.
Bu ülke yöneticilerinin halklarını büyük bir zarara sürüklemesi kabul edilecek davranış değil. Masum bir sürü insan ölebilir burada. Bu yüzden bu fiilleri kabul etmiyorum. Savaş bir an evvel durmalıdır. Azgın İsrail durdurulmalı ve haddi bildirilmeli. Şımarıkça tavırlarından vazgeçmelidir çünkü bakın, şımarıkça tavırlar göstermektedir.
Bakalım savaş nereye gidecek? Ama iyi bir yere gitmiyor ve duracak gibi de değil. İsrail İran’dan sonra Türkiye’ye de yönelebilir. Bu da bir gerçek. Şimdi bunu söylediğimiz zaman; “Olur mu öyle şey? Türkiye NATO ülkesidir, öyle şey mi olur? İsrail, Türkiye’ye mi saldırır?” diyorlar. İsrail’in bir sınırı var mı? Sorarım size. Kaç yıllar İsrail’i tanıyorsunuz. Bu ülkede doğduğu günden beri İsrail’in vahşetine tanıklık edenlere soruyorum. İsrail’in herhangi bir sınırı var mıdır? NATO ülkesi diye Türkiye’ye saldırmaz mı sanıyorsunuz? Bal gibi saldırır.
Bu yarın öbür gün olacak bir şey değil. Ama bir müddet sonra bunun olacağını görmek lazım. Birazcık ileri görüşü olmak lazım arkadaşlar. Türkiye ve İsrail ilişkileri şu an, evet Türkiye frene basıyor, elinden geldiği kadar İsrail’i kızdırmamaya çalışıyor ama Türkiye Devleti’nin, İsrail’in, sevdiğini söyleyemeyiz. Türkiye toplumunun İsrail’i sevdiğini söyleyemeyiz. Mutlaka oldukça önemli bir nefret var ve bu başka bir ülkede olmadığı kadar fazla. O yüzden Orta Doğu’da “Efendim işte Kürtlerin kurtuluşu için İsrail’le birlikte olalım.” diyenler büyük bir yanılgı çünkü Orta Doğu’nun insani, dini, sosyal, sosyolojik, kültürel tablosu, haritası, ruhu mazlum ülkelerin bir zalimle işbirliği yapmalarına aykırıdır.
Dini açıdan Müslümanların Yahudi İsrail’e karşı bir alerjileri var. Bu antisemitizm anlamında olsun demiyorum. Antisemitizm yanlıştır. Müslüman dünyası ile Yahudi dünyası arasında işin doğrusu İsrail nedeniyle yoksa ben normal bir barışçıl Yahudi ile oturup gayet iyi anlaşabilirim. Türkiye’de de var barışçıl Yahudi arkadaşlarımız var, Yahudi cemaatleri var. Gayet iyi de anlaşıyoruz ve onlarla herhangi bir sorunum yok ama siyonist, ırkçı, zalim, vicdansız olanlarla sorunum var arkadaşlar. Kusura bakmasın kimse. Kimseyi hoş göremeyiz. Bu tür insanları kabul edemem. Onlara boyun eğemem.
Biz insan hakları savunucusuyuz ve hayatımızın büyük bir bölümünde İsrail’i eleştirdik. Filistin Müslüman olduğu için değil, insanlığımız gereği İsrail’i eleştirdik. İsrail’in yaptığı vahşiliklere karşı İsrail’i eleştirdik. “Kürtlerin çıkarı İsrail ile birlikte olmaktır.” bunlar hem ilkesel olarak hem de çıkarsal olarak tutmayacak olaylardır, düşüncelerdir ve bu yüzden doğru değildir arkadaşlar. Ben bunları tasvip etmiyorum.
Savaş uzayabilir. Bir kara savaşına bile dönebilir. İsrail savaşı durdurmaz. Üç beş füze atarak durdurmaz çünkü istediğine ulaşmak istiyor. İran’daki yönetimi devirmek istiyor. İran’daki yönetimin kolay kolay devrileceğini sanmıyorum ve bu yüzden de İsrail inatla saldırmaya devam edecek gibi duruyor ve bu da çok büyük yıkımlara neden olacak. Korkunç bir durum.
İnsanların yiyecek ekmeği yokken milyon dolarlar verip füzeler alıp karşı tarafa atıp insan öldürmesi aslında bakın ne kadar akıl dışı bir durum. Yiyecek ekmeğiniz yok, tutmuşsunuz füze almışsınız karşı tarafta insan öldürmek için. Dışarıdan bir kuş bakışı baktığınız zaman ne kadar gayriinsani bir iş yapılıyor aslında. Bırakın kendi hakkınız, hukukunuz için de bir şekilde hakkınıza razı olun ama maalesef buna da razı olan yok değerli arkadaşlar.
Kocaeli Milletvekili olarak bir konuya vurgu yapmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde, bayram öncesi, Kocaeli Çayırova’da DYO işçilerini ziyaret etmiştik. DYO işçileri grevde, onlarca gündür grevdeler ve DYO işçilerine destek vermiştik. Ardından Portakal Plastik’e de destek vermiştik.
Portakal Plastik’ten haber geldi. Patron Mahmut Bey baskımıza dayanamamış ve bir çözüm bulmuş, çok doğru bir iş yapmış. Mahmut Bey’i buradan tebrik ediyor. Portakal Plastik patronu, işvereni Mahmut Bey’i buradan tebrik ediyorum arkadaşlarına. Bakın fabrikasının önüne gittim, Mahmut Bey’i eleştirdim ancak Mahmut Bey akıllı, insaflı, vicdanlı bir iş yaptı. Bayram öncesi işçisiyle anlaştı ve Mahmut Bey sonuçta doğru olanı yaptı. Öfkelenmişti, “Ben bu fabrikayı kapatacağım. İşim gücüm yok. Fiyatı mı arttıracağım, maaşı mı arttıracağım!” dedi fakat sonunda sadede geldi. İşi uzatmadı, büyütmedi. Günaha girmedi. Bayram öncesi işçinin hakkını verdi. İşçi mutlu, kendisi mutlu. Kendisi şu anda para kazanıyor, üretim yapılıyor. İşçi maaşını alıyor.
DYO işçileri ne olacak kardeşim? DYO işçileri hala grevde. Onlarca DYO işçisi, kendilerine desteğe gelen Portakal Plastik işçilerin arasında greve devam ediyorlardı. 23. Gündü fakat şimdi 27. gün oldu. DYO’da hala grev devam ediyor. DYO patronları geri adım atmıyor.
Buradan DYO patronlarına tekrar sesleniyoruz. Bakın Mahmut Bey kadar olamadınız ya. El insaf diyorum bakın. Portakal Plastik’te Mahmut Bey, “Aklın yolu birdir.” dedi. İşçiyle, sendikayla oturdu, anlaştı. Peki siz işçiyle, sendikayla anlaşmayıp nereye varacaksınız? Üretim durmuş, zarar ediyorsunuz. Bu enflasyonda işçinin ücreti istediği çok astronomik bir ücret değil. Oturun, verin ücreti, anlaşın, uzlaşın. Sendika anlaşmaya uzak değil. Oturalım, konuşalım diyor. Ama bu inat nedir ya? Bu inat nedir? DYO işçilerinin yanındayız arkadaşlar.
DYO işçileri bu sıcak, zor günlerde oturmuş grev yapıyorlar. Patron bey klimalı odasında oturmuş bunları seyrediyor ve kendisi de zarar ediyor. Kendisi çok rahat mı yani? Yazık günah fabrikada zarar ediyor. En doğrusu otur uzlaş patron. Bakın Mahmut Bey gibi siz de anlaşmaya yanaşın. Buradan Ankara’dan meclisten size haykırıyorum. Bakanlığa konuyu ilettik. Çok işi uzatmayın. Bakın bunlar hep size zarar olarak dönecek DYO patronlarına soruyorum.
Mecliste, bakanlıklarda isminiz yankılanıyor. Bu ne iştir ya? DYO patronları. Allah aşkına bu işi bitirin ve bir şekilde taraflar huzura ersinler ve biz de Mahmut Bey’i tebrik ettiğimiz gibi sizi de tebrik edelim. Sizi eleştirmek peşinde değiliz.
Sizi eleştirmek peşinde değiliz. Lütfen bu konuyu düzeltin Kocaeli’de DYO işçilerinin yanındayım. Kocaeli Milletvekili olarak takip ediyorum ve arkadaşlarımızın zor durumunu biliyoruz. Allah yardımcıları olsun ama biz de onların yardımcılarıyız. Onları yalnız bırakmıyoruz ne Kocaeli’de ne Ankara’da buradan DYO işçilerine sevgiyle, saygıyla selamlarımı da gönderiyorum.
Değerli izleyenler bugünlükte bu kadar olsun. Burada bitirelim. Önümüzdeki hafta salı günü saat 21.00’da buluşana kadar ömrümüz vefa ederse güzel bir Türkiye ve dünyada buluşmak üzere hayırlı akşamlar. Hoşça kalın.


























Yorumlar