10 Şubat 2026

Herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.

Değerli izleyenler Türkiye siyasetini  izlediğiniz zaman ileriye doğru demokratik bir gidişatı göremiyorsunuz. Geriye doğru bir  gidiş var. Bu  herkes tarafından görünen bir  tablo. Avrupa Komisyonu  İnsan Hakları Komiseri önceki günlerde Türkiye’ye geldi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve diğer yetkililerle görüştü.

Türkiye’nin AB’ye girişi  artık  tamamen askıda ve insan hakları sorunlarından dolayı  Avrupa Birliği Türkiye’yi  AB’ye kabul etme eğiliminde değil. Avrupa Parlamentosu raporları, Avrupa Komisyonu raporları son derece kötü geliyor ve gelecek genel görüntü bu ve bir taraftan da Avrupa Türkiye’yi çok dışarıya da itmek istemiyor. İçine de almıyor, çok dışa da itmek istemiyor. Arada derede bir yerde duruyormuş Türkiye.

Evet Avrupa Birliği bir taraftan güvenlik ile ilgili olarak mesele olarak bakıyor bir taraftan ticari ortaklıklar konusunda Avrupa’nın böyle bir bakışı var ve bir taraftan da mülteci meselesi var. Siyasi, ticari ve mülteci diyebileceğimiz üç konuda Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkileri bir şekilde yorumlanıyor.

Avrupa Birliği’nin Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos önceki günlerde Türkiye’ye geldi ve çeşitli yetkililerle görüştü. Şimdi burada dikkat çeken hususlar var. Türkiye AB’den gittikçe uzaklaşırken böyle bir yetkilinin Türkiye’ye gelmesinin anlamı nedir? Aslında çok fazla bir anlamı yok ama yine de bir görüşme trafiği yaşandı çünkü Avrupa Birliği Türkiye’yi daha da köşeye sıkıştıracak adımlar atıyor. Çeşitli ülkelerden Hindistan gibi ticari anlaşmalar yapıyor ve Türkiye’nin Avrupa’yla ilgili ticareti bu konuda büyük bir sekteye uğruyor.

Türkiye siyasetinin insan haklarından uzaklaşmasından dolayı Türkiye’deki ihracatçılar, ticaret insanları çok büyük bir endişe içinde çünkü Hindistan’la Avrupa Birliği’nin veyahutta işçiliğin ucuz olduğu ülkelerle Avrupa Birliği’nin anlaşma yapacak olması Türkiye’deki  ticareti baltalayacak. Türkiye AB ilişkilerinde oldukça önemli sıkıntılar oluşturacak. 

Türkiye’de bu konuda oldukça endişeli ve o yüzden  komiser ile bu konularda sanırım görüştüler belki kendilerine göre açıklamalar yaptılar; “ İnsan hakları konusunda durumumuz iyidir. Bak işte çok süper yargı paketleri hazırlıyoruz, insan hakları eylem planları hazırlıyoruz.” gibi açıklamalar yaptılar diye tahmin ediyorum ama biz bu işin iç yüzünü biliyoruz.

Türkiye’nin insan hakları karnesi daha da kötüye gidiyor. İnsanlar en ufak beyanlarından dolayı cezaevlerine atılıyor. Küfür, hakaret, tehdit yapanların ifadeleri ifade özgürlüğü olarak görülürken iktidara yönelik en ufak bir eleştiri ağır bir şekilde cezalandırılıyor. Avrupa’da yetkililer de tabii ki bunları görüyorlar.

Türkiye’de iktidarın kendisini sağlama almak için yargıyı kullanmasını, önüne gelen kişiyi gözaltına alıp tutuklamasını görüyorlar ve o yüzden Türkiye’de bu konuda oldukça kötü bir sınav veriyor ama bunun da bir bedeli var. Ticaretle ilgili büyük bir sıkıntı bekliyor. Eğer ki burada Türkiye’ye yönelik bu sıkıştırma devam ederse iktidarın insan haklarından uzaklaşmasının faturasını emekçiler ve ticaret insanları ödeyecek görünen bu.

Biz tekrar Türkiye’ye “İnsan haklarına dön diyoruz kardeşim dönün.” insan hakları açısından daha demokratik bir ülke olmayı deneyin bakın bu  zamanla sizin aleyhinize gelişecek diye hatırlatma yapıyoruz.

Umarız dinlerler ama dinlemediklerini de görüyoruz bakın geçtiğimiz günlerde önemli bir siyasi yapıya yönelik  bir operasyon yapıldı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyelerine yönelik bir  operasyon yapıldı  ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.  Bunlardan 78’i tutuklandı.  ESP Eş Genel Başkanı  Sayın Murat Çepni HDP milletvekilidir kendisi. O da tutuklular arasında. Çok üzücü. Bu kişiler hak aramaktan başka bir şey yapmayan, belki dilleri sert ama hak arama konusunda ezilenin yanında durmaya çalışan bir grup.

Kürt meselesinin çözümüyle ilgili önemli tartışmaların yaşandığı bir dönemde 78 kişinin tutuklanması olacak iş değil, kabul edilecek bir iş değil. İşte Türkiye’den son manzara böyle.

Bakın mesela bana da mektup gönderdiler. Üniversite öğrencisi genç erkekler ve genç kadınlar aylardır hapishanelerdeler. Gaziantep Üniversitesi’nde okuyan genç erkek öğrenciler 10 ayı aşkın bir şekilde tutuklular. Okulları yanıyor, maddi manevi perişan durumdalar ve hala haklarında bir iddianame yok.

Bolu’da gözaltına alınıp çok kötü muamelelerle tutuklanan genç üniversite öğrencisi kadınlar Bolu T Tipi Cezaevi’nde en az 6 aydır tutuklular. Yazık günah yani. Bakın gerçekten işte Türkiye’nin tablosu bu. Kardeşim utanmadan bir de gidip “Efendim biz insan hakları eylem planı açıklıyoruz.” diyorsunuz.

Sağdan soldan her kesimden acımasızca haksız hukuksuz gerekçelerle insanları gözaltına alıp aylarca iddianame hazırlamayıp tutuklu olarak tutmayı bir marifet bilen iktidar sen ne yüzle Avrupa Komisyonu genişlemeden sorumlu komiserine “Türkiye İnsan Hakları alanında ilerliyor.” gibi laflar anlatabiliyorsunuz. Hiç yüzünüz kızarmıyor mu yani?

Daha komiser Türkiye’deyken bu tür operasyonlar tüm hızıyla devam ediyordu. Delilsiz, abuk sabuk nedenlerle insanların hürriyetlerini gasp ediyorsunuz ve acımasız bir şekilde onlara yönelik hürriyetten men ile tutuklama kararları veriyorsunuz. Bunlar kabul edilecek hadiseler değil sevgili arkadaşlar. Bunu doğru bulmuyoruz ve Türkiye’nin bir an evvel insan aklına dönmesi gerektiğini söylüyoruz.

Peki insan haklarına dönmesinin çok zor olduğu ile ilgili başka göstergeler nedir? İşte bugün bakın mecliste de bu konuda bir konuşma yaptık. 8 Kasım 2025’te Dilovası Parfüm Depousu yangını olmuştu herkes: “Bir an evvel suçluları bulacağız.” demişti. Ne oldu? Bakın ben size söyleyeyim. 3 ayı geçmiş ancak daha bugün bir iddianame hazırlanmış 3 ayda bu iddianame neredeydi diye soruyoruz ki bu iddianamenin içinde kamu görevlilerini sorgulayan bir bölüm yok ve sadece ölmüş gitmiş bir adam ile ilgili bir takım iddialar var. Onun dışında ne oluyor? Bina yıkıldı. Yerle bir edildi. Delil oluşturabilecek hususlar yok artık, bina yok.

Kamu görevlileri açığa alınmıştı. SGK İl Müdürü ve İşkuru İl Müdürü. Onlar da göreve iade edildi. Maşallah herkesin keyfi yerinde. İstifa eden tek kişi yok. Açığa alınanlar göreve iade ediliyor. Utanmazlık diz boyu. Apaçık bir şekilde hatalar ortada.

Çalışma Bakanı’nın istifa etmesi gerekiyor. 7 kişi ölmüş. Utanmazca insanları kale almayan, önemsemeyen ve bunun karşılığında birtakım bürokratları iade eden bir anlayışla karşı karşıyayız.

Dilovası halkına buradan sesleniyorum; bu işin peşini bırakmadık bırakmayacağız. Bu bir rezalettir Kabul edilecek bir durum değildir. Bu olayların olduğu, kamu görevlerinin sorgulanmadığı, suçun sadece ölmüş kişilerin üstünde bırakıldığı, Dilovası Parfüm Deposu yangınında, Nisa Taşdemir’in annesi’ne gittik kendisiyle görüştük evinde. Nasıl yüreği yanan bir anne olduğunu yakinen gördüm. Tabutuna daha doğrusu çünkü ortalıkta cenaze kalmamıştı çünkü kömürleşmişti o cesetler. Sarılan bu annenin hakkı yerde kalmaz. Bu annenin hakkı ödenmez ve bu işi örtbas etmeye çalışanlar vebalden kurtulamaz. 7 kişi öldü. Ortada doğru düzgün bir hukuk adalet yok maalesef.

Dilovası halkına bizim sözümüzdür. Biz konunun peşini bırakmayacağımızı söyledik. Yakinen takip ediyorum. Bakalım iddianame nasıl çıktı! O iddianamenin içeriği ile ilgili de bir araştırma yapacağız ve olayı göreceğiz sevgili arkadaşlar ve ilk mahkemede halkımızın yanında olacağımızı buradan söyleyelim. Konuyu takip ediyoruz ve mazlumların, mağdurların yanındayız sevgili arkadaşlar.

Türkiye’de yine Kürt meselesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Umarım bu konuda olumlu gelişmeler olur. Türkiye’de ve Suriye’de bazı gelişmeler yaşandı. O halde buyurun, Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü konusunda adım atın diyoruz fakat iktidarın insan hakları açısından Kürt meselesine getireceği bir adımın çok da fazla olmadığını, onların kendi kafalarına göre bir çözüm anlayışı olduklarını da görüyoruz maalesef. Bu da bir gerçek.

Dünyaya baktığımız zaman Epstein belgeleri ile ilgili tartışmalar devam ediyor. FBI’ın bu belgeleri sansürlediği ve bir kısmını ortaya çıkardığı ve bu büyük skandalı görünmez kılmaya çalıştığını düşünüyoruz.

Şımarık lider, Trump, Epstein ile hep beraber gülücükler saçıyordu, çok mutlu, çok keyfi yerinde. Epstein cezaevinde ölmüş şüpheli bir şekilde ve belli ki çok suçları var.

Epstein belgeleri sadece ABD ile de sınırlı değil. Dünyanın dört bir tarafından getirilen genç kadınlar, utanmazca işler, bir fuhuş örgütü ve her türlü suç var burada. Dünyanın kalbur üstü insanlarına pazarlanan kadınlar. Rezaletin bini bin para gerçekten çok üzücü. İnsanoğlu böyle küçücük kız çocukları üzerinden azgın iştahlarla saldıran bir mahluk maalesef. Bunu görüyoruz.

Cebinde bir sürü parası olan, güçlü olan insanların ne kadar büyük suçlar işlediklerini görüyoruz. İstifa eden yetkililer var. Dünya bu konuda sarsılıyor. İstismar edilen çocukların hakkını sadece Epstein belgeleri ortaya çıktı diye savunmakla iktifa etmemeliyiz. Bu mesele bu konuyla sınırlı olmamalı, yeterli olmamalı. Biz bunu istismar edilen küçücük çocukları büyük bir araştırmayla araştırmak gerektiğini düşünüyoruz. Bunlarla ilgili yoğun bir çalışma yapmak gerekiyor.

Sadece böyle sansasyonel olayları konuşup ondan sonra bu raporun sayfasını kapatmak doğru değil. STK’lar, vakıflar, dernekler bu kız çocuklarının acımasızca istismar edilmesiyle ilgili ciddi çalışmalar yapmalı, bunu önlemek için neler yapılabilir bunları masaya yatırmalı sevgili arkadaşlar.

İnsanların maddi manevi zayıflıkları, meşhur olma istekleri acımasızca istismar ediliyor ve intihar eden kadınlar, istismar edilen, öldürülen insanlar, korkunç bir tablo çıkıyor. Bütün bunları yapan adam da en sonunda cezaevinde ölüyor. Cezaevinde ölen Dilovası Parfüm Deposu yangının sorumlusu patron Kurtuluş Oransal’dan sonra biz ABD’de Epstein’ın da öldüğünü görüyoruz. Bu bize ne hatırlatıyor? Bir sürü nefsin için yaptığın kötülüklerden sonra senin için bir kurtuluş yoktur aslında. Bu denli dibin dibine, esfil-i sâfiline, aşağıların aşağısına indikten sonra bir şekilde bunun cezasını görürsün. Dünyadaki siyasetlere iktidarlara bağlı yargı bunun cezasını vermese de bir şekilde bunun cezasını bu dünyada ve öte dünyada görürsün, bunu da kimsenin unutmaması lazım.

Vicdanların kabul edemeyeceği korkunç işler daha sonra bu zalimlerin ölümleriyle sonuçlanıyor. İnsan, Dilovası Parfüm deposu yangını patronunun, Epstein’in ölümleri sonrası değer miydi diye soruyor. Senin hayatına da mal olacak bu acımasızlıkların sonunda bu sona değer miydi?

Helal haram demeden para kazanmak, güç sahibi olmak peşinde koşmanın sonu bu. Kendine bile hayrın yok kendi canını bile kurtaramıyorsun buradan insanlar ibretler çıkarılmalı. Buralardan çıkarılması gereken ibretler bunlar. Bunları unutmayalım kimsenin hakkı hukuku üzerinde tepinerek kimse bir yere gelemez. Bu dünyada ve öte dünyada bunun hem insanlar hem de öte dünyada hakkın huzurunda çok ağır bir faturası vardır. Bunu da hiçbir zaman için unutmayalım sevgili arkadaşlar.

Bugün de programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar saat 21.00’da sizlerle birlikte olacağız inşallah. İyi akşamlar, hoşça kalın.

Yorumlar