23 Mart 2026

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.

Değerli izleyenler, yine yoğun bir gündem yine ağır hak ihlalleri ile karşınızdayız ama biz de bu hak ihlallerini bitirmek yok etmek için varız. Hak ihlalsiz bir Türkiye, Dünya arzuluyoruz o yüzden hak ihlallerine karşı mücadele ediyoruz. Bu mücadele için bu ihlallerin görünür olması gerekiyor. Mağdurlar ile konuşmak gerekiyor ve kamuoyuna iyi bir şekilde yansıtmak lazım.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde iki bayramı bir arada yaşadık. Ramazan bayramı ve Newroz bayramı. Ramazan bayramı malum müslümanların dini bir bayramı ve 30 günlük bir oruçtan sonra Ramazan bayramını insanlar kutluyorlar. Bölgemizde tüm İslam aleminde çok önemli bir şekilde kutluyorlar.

Bir bayram daha var Newroz bayramı Kürtlerin milli bayramı ve Ortadoğu halkları da bu bayramı yoğun bir şekilde kutluyor. Newroz bayramı yıllarca Türkiye’de önemli tartışmalara neden oldu. Bu bayram kutlatılmak istenmedi. Önemli engeller getirildi Kürtler büyük bir mücadele verdi. Bir bayram kutlamak için bile bir mücadele verdiler. Kimliklerini kültürlerini örflerini adetlerini yaşamak için bayramlarını yaşamak için büyük bir mücadele verdiler ve en sonunda devlet bu konuda geri adım attı ve kutlamalara bir şekilde izin vermeye başladı ardından “Bu zaten bizim de bayramımızdı, Newroz Türklerin de bayramıdır.” Denilmeye başladı devlet yetkilileri tarafından ve ardından bir şekilde Newroz bayramları kutlanmaya başlandı. İki bayram bir araya gelince bu sene Newroz’un önemi de arttı çünkü bayram günü ve iki bayramın bir araya gelmesi önemli bir ivme oluşturdu ve insanlar etkili bir şekilde bayramlara bu sene de katıldı. Önemli bir hazırlık yaptık öncesinde DEM Parti Kocaeli İl ve İlçe Örgütlerimiz olarak ben de sahadaydım arkadaşlarım ile birlikte, sağ olsun arkadaşlarımız büyük bir fedakarlıkla sokak sokak mahalle mahalle dolaştılar ve ellerinden gelen tüm gayreti gösterdiler ve gerçekten duyuruldu, bayramın nerede nasıl olacağı. Ülkemizde bir süreç var yürüyor. Bu süreç nedeniyle de Newroz’lar geçen sene daha rahat ortamda kutlanmıştı ve Kocaeli’de de böyle olmuştu. Biz bu sene de Kocaeli’de Newroz’un daha iyi bir şekilde geçeceğini tahmin ediyorduk ancak şaşırdık bu kez çünkü Kocaeli Emniyeti inanılmaz bir tavır göstermeye başladı Newroz kutlamalarının başlaması ile beraber. Önceden konuşulmasına mutabakatlar yapılmasına birlikte güvenlik kararları alınmasına rağmen Kocaeli Emniyeti’nin engelleyici, yokuşa süren, olumsuz tavrını görmeye başladık ve şaşırdık. Geçen sene böyle bir tavır pek yoktu. Herhangi bir sorun çıkmamıştı ancak bu sene sarı, kırmızı, yeşil renkler, Selahattin Demirtaş atkısı içeri alınmak istenmedi. Ben müdahale ettim, arkadaşlarım müdahale etti, bu kadar basit meseleler için büyük bir mücadele sergiledik ve ardından çok basit bir nedenden bir yelken afişinin plastik sapından, üzümün sapı çöpü derler ya o kadar önemsiz bir meseleden EMEK Partisi afişinin sapı bu da demirden değil plastikten. Partili gelmiş afiş ile içeri girmek istiyor en tabi hakkı çünkü bu afiş öyle tutulur, başka türlü o afiş tutulmaz ki. Plastik bir sap ile tutacaksın. Demir olsa tamam biz de almayalım diyoruz ama ekranlarda gördüğünüz Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Güven inanılmaz bir defans sergiledi ve görüntülerde gördüğünüz gibi arkadaşlarımıza bir müdahale yapıldı. Arkadaşlarımız hiçbir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde dikildikleri yerde duruyorlar, hiçbir itiş kakış yokken aniden mitinge gelen arkadaşlarımıza bir polis saldırısı gerçekleşiyor. Hiçbir şey yapmayan yerinde duran arkadaşlarımıza aniden bir polis saldırısı gerçekleşiyor. Hiçbir itiş kakış yok aniden bir saldırı ve ardından darp görüntüleri yaşandı ve 9 arkadaşımız gözaltına alındı. Olacak bir şey değildi bunu kesinlikle kabul etmiyorum ve bu konuda akşamında Sayın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile de görüştüm, olayı telin ettim ve kabul edilemeyeceğini söyledim. Bunların mümkün olamayacağını bunu kabul edemeyeceğimizi söyledim ve olayı yakından takip ediyorum. Soru önergemizi verdik ve yürütmenin kolluk güçlerinin vatandaşa zulmeden vatandaşı darp eden, vatandaşı yaralayan, yüzünü kesen, botunu yırtan her türlü hırsla saldıran bu tavrı kesinlikle kabul etmiyoruz. Ben bu milletin milletvekiliyim, bu millete yönelik en ufak bir haksızlığı kesinlikle kabul etmeyeceğim. Sonuna kadar da gideceğim ve şu yapılanları tüm kamuoyuna ifşa edeceğim. Hiçbir şey yokken bir konuşma anında aniden hiçbir şeyden haberi olmayan göstericilerin üzerine bir saldırı herkesin malumu. İşte bakın bunların ortaya çıkmaması için danışmanımın telefonuna el koydular ve o telefondaki görüntüleri silmeden geri vermediler. Olacak bir iş değil ancak başka şekillerde bu görüntüler çekilmiş ve size yayınlıyoruz. Bakın ne kadar gayri insani tavırlar, benim danışmanımın telefonunu elinden gasp edip telefonun içindeki videoları silerek suçunu gizlemeye mi çalışıyorsun Kocaeli Emniyet Müdürü? Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Güven ve diğer memurlar siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Benim bunları kabul edebilecek birisi olduğumu mu sanıyorsunuz? Benim ne kadar mücadeleci bir milletvekili olduğumu bilmiyor musunuz? Benim bir insan hakları savunucusu olduğumu bilmiyor musunuz? Bunları kabul edebilir miyim? Sonuna kadar bu işin peşindeyim! Sonuna kadar darp edilen hakları yenen mağdur arkadaşlarımın yanındayım ve burada adalet gerçekleşene, şu saldırılar yapan kişiler hakkında kişiler soruşturma başlatılıp görevden alınana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz arkadaşlar ve mutlaka da cezalandırılacaklar, Sayın Bakan Mustafa Çiftçi ile konuştum tüm bunları anlattım ve olayın daha başka hastanede gerçekleşen inanılmaz ayrıntılar var. Diğer ayrıntıları da mağdur edilen arkadaşlarımız ile konuşacağız. Gebze İlçe Eşbaşkanımız Ömer Yıldız ve Gebze İlçe Yönetim Kurulu Üyemiz Ferdi Gülkırmızı yayınımızda. Ferdi bey alandaydınız birlikteydik, neler yaşandı? Size saldırı yapıldı, darp edildiniz, montunuz yırtıldı ve ağır darbeler aldınız çok kalabalık bir polis grubu tarafından.

Ferdi Gülkırmızı: Rojava’ya yapılan olduğunda Kocaeli kentinde farklı ilçelerde eylem ve etkinlikler yaptık. Bu eylem ve etkinliklerde Kocaeli Emniyeti tavrını biliyoruz bu tavırları yaşadık, provokasyonlara geldik, bize provokasyon yapılmaya çalışıldı ama başaramadılar. Orada güçlü bir şekilde karşı olarak püskürttük. Faşist grupların saldırısını engelledik. Sonrasında Newroz günü saat 12.00 gibi alandaydım, alana girdiğimde zaten belliydi bize karşı hedefe alma tahrik edici sözler vardı biz tepki vermedik ta ki EMEK Partisi alana girdi, alana girdikten sonra Demirtaş’ın atkısı meselesi vardı, ben de gidip müzakereci oldum. EMEK Partisi’nin yelkenlerinde demirleri vardı buna rağmen gerginlik had safhadaydı. O zaman bunları almıyorsanız pankartlardaki plastikleri çıkartalım yelkenleri takalım dedik müzakere yolu ile içeri alalım dedik. Tamam dediler. Çıkarttı arkadaşlar yardımcı olduk. Plastiğe taktırdık geçerken ikinci bir aşamaya takıldık. İkinci aşamada bize saldıran polislerin amacı belliydi, gerginlik çıkartmaktı. Sizin gelmenizle beraber bize karşı orada bir tavır vardı. Bize bireysel bir saldırı vardı. Bize saldıran polislerin yüzündeki öfkeyi gördük. Kocaeli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bulunanların müdahalesi oldu. Bizi darp ederken Körfez’deki faşist grupların, Gebze’deki faşist grupların bize yapamadıklarını burada bize memurlar yaptı. Vurulurken ağır küfürler, ağır hakaretlere maruz kaldık. 1. Araca götürüldük orada da darp edildik. Orada kafamı cama vurdular, arkadan yumruk attılar. 2. Aşamada halk tepki gösterince bizi 2. Araca götürdüler bu sefer 2. Araçta üzerimize çullandılar. “Sizi kim kurtaracak?” diye hakaret ettiler. Bize özel bir muamele vardı. İçişleri Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum; bu videoyu izlediler mi? Orada saldıran polislerin yüzündeki ifade saldırı şekli normal bir polis müdahalesi değil belli ki içlerinde bize karşı nefreti dışarı çıkarttılar. Mağdurum, saldırıya uğradım. İnsan hakları ihlaline uğradım. Hastane aşamasında da; hastaneye geçtik, bana müdahale eden, beni döven, beni tartaklayan, bana küfreden polisler yol boyunca hakarete maruz kaldım. Polisler beni Farabi Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Ben de Farabi Devlet Hastanesi’nde bulunan kişiye dedim ki: “ Ben bu muayeneyi kabul etmiyorum. Bu muayene bu şekilde olmaz. Ben hastane polisi eşliğinde muayene almak istiyorum. Bana saldıranlar bunlardır.” Doktorun bana verdiği cevap; “ Ben burada can güvenliğimi sağlayamam.” Elimizde ters kelepçe ile başım öne eğik şekilde beni muayene ettiler. Oradaki doktor hiçbir şekilde buna tepki göstermedi. Doktor hakkında da suç duyurusunda bulunduk.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gebze İlçe Eş Başkanımız Ömer Yıldız ile konuşacağız. Ömer Başkan ağır bir şekilde darp edildiniz ve yüzünüzde kesi oluştu ve daha inanılmaz hak ihlallerine uğradığınızı bizzat gözlemledim olay yerindeydim ve hem bir hekim olarak hem bir insan hakları savunucusu olarak gördüklerime inanamadım ama maalesef bunlar yapılıyordu Türkiye’de hastanede polisin bir hekim muayenesini engelleyip hastayı kapıp tedavisi bitmeden emniyete götürmesi olacak bir şey değil. Bugün bu konu ile ilgili bir açıklama da geldi. Olay basit bir olay değil. İçişleri Bakanı ile görüştüm. Sağlık Bakanı’na konuyu ileteceğiz. Önergelerimizi verdik ve konunun peşindeyiz. Ömer Yıldız ve arkadaşları neler yaşadı? 9 gözaltına alınan arkadaşımız arasında yüzünde kesi olmak suretiyle dikiş atılan ve hasmane bir şekilde darp edilen kişilerden birisiniz.

Ömer Yıldız: kamuoyuna yansıdığı gibi sizin de dünden beri sosyal medya basın açıklamalarında dile de getirdiniz Newroz alanında yaşananlar hemen hemen herkesin gözleri önünde yaşandı. Açıkçası büyük hak ihlalleri yanısıra hakaretler, küfürler kabul edilmeyecek şekilde üst seviyedeydi. Ferdi arkadaş söyledi çünkü biz daha Newroz alanına girmeden belliydi, ortalığı provoke etme gerginlik çıkartma, biz onlar ile çok diyalog kurmaya çalışmamıza rağmen zıt anlayış gerginlik çıkartmaya meyilli olduklarını siz de fark etmişsinizdir. En basitinden  demir değil işte plastik vs. bu tarz şeyler  bütün ülke genelinde  Kocaeli dışında işte örneğin Balıkesir, Bursa  her yerde bunlara izin varken Kocaeli’de böyle bir şey olması ve böyle bir gerginliğe kadar gitmesi kabul edilebilecek bir durum değil.   Arkadaşlara şu anlattığım bu Nevroz anındaki durumda tabii ben orada büyük bir darpa uğradım  arkadaşlar gözaltına alınmaya çalışırken.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz o sırada polisle bir itiş kakış halinde miydiniz? Ne yapıyordunuz?

Ömer Yıldız: Ben alanın içindeydim. Haliyle bir arkadaşla sizin o atkı durumundan dolayı sohbet ediyorduk  böyle bir şey nasıl olur vs. Gebze’den gelen Emek Partisi arkadaşların  geldiğini gördüm, orada bir gerginlik var. İşte biz de Gebze’den dolayı en azından bir yanlarına gidelim. Ne oluyor, ne bitiyor anlamında. Alanın dışarısına doğru çıkınca siz de oradaydınız. Gerekli arkadaşlar, komiteden arkadaşlar da zaten olay yerindeydiler. Açıkçası benim onlara karşı sözlü veya fiziki hiçbir müdahalem olmadı o olay esnasında. Sadece tamamen izliyordum. Hem o arkadaşın yanında bulunmak amacıyla hem de ilçe eşbaşkanı olmam sebebiyle bu arkadaşlar da Gebze’den gelmişler. Tamamen olayın orada ne olup bittiğini öğrenmek için orada durmuştum. O esnada da siz ve emniyet müdür yardımcısı denilen o şahıs ile sizler görüşme esnasında arkadaki o polislerin zaten bir hışımla hareket edip oradaki o kitleye saldırması tamamen provoke etmek amacıydı. Ne Emek Partisi’nden ne Dem Partililerden veya farklı bir kişiden sözlü veya fiziki bir saldırı olmadı. Tamamen emniyetin yaptığı bir saldırıydı. Sonrasında beni alacaklarını veya darp edeceklerini tahmin de edemedim. Emep’lilerle arasında biraz bu olay büyüdü. Ben onların alınacağını, öyle gelişeceğini düşünürken arkadan biri videoda da görünüyor. Sert bir şekilde bana vurunca. Onun vurmasıyla diğer polisler de bana vuruyor. Az çok isimlerini bilmemekle birlikte ama tanıyorum hepsi İzmit, Kocaeli TEM’de görevli polisler. Çünkü sürekli eylem ve mitinglerde karşı karşıya geliyoruz ve sonrasında ben onların elinden çıktım bir şekilde uzaklaşmaya çalışırken bu sefer aynı TEM’de görevli farklı bir polis  direkt beni hedef alarak işte çekip o kargaşanın içine alıyor tekrardan orada bir darp görüntüleri var olduğunu arkadaşlar söyledi ama sildirmişler oradaki o gazeteci dahil olmak üzere Baran danışmanınızda da vardı Baran’da da vardı onu da sildirmişler. Asıl darp edildiğim yerdeki görüntüler silinmiş kameraya yansıyanlarda pek öyle bir iki yumruk görünüyor, gerisi görünmüyor. Orada bir kanama mevcut oldu yüzümde. Kan geldiğinden ötürü polislerden biri onu da şahsen tam ismini bilmiyoruz ama o bir müdahalede bulundu. “Yapmayın yeter” gibisinden. Sonrasında beni bıraktıklarında normal bir tane Çevik Kuvvet Polisi  çünkü bayağı bir darp edilmiştim. O beni arabanın çine itekledi normal gözaltı aracını. Arkadaşlar zaten gözaltı aracının içindeydi ben girdiğimde.  İçeri attı atmasıyla benim çıkmam tekrar bir oldu çünkü bir gözaltı da yapmadı. Bir kelepçede herhangi bir şey yapmadı. Ben çıktım geri alana geldikten sonra arkadaşlar yüzünde kanamam olduğunu bir an önce hastaneye gidip en azından bir pansuman yapılması gerektiğini söyleyince  kabul ettim. Önce biraz yok dememe rağmen arkadaşlar gidelim dedi. Hastanede çok farklı şeyler yaşandı. Sonrasında biz gittik hastaneye gitmemle. Bizim orada o müdahale eden bize polislerden iki tanesi benden önce koşa koşa hastaneye giriş yapıyorlar.  Demek ki benim alandan çıktığımı görmüşler. Benden önce gitme niyetleri ne olabilir? Düşünüyorum. Hem orada müdahale etmişsin hem orada benden önce hastaneye yetişmeye çalışıyorsun. İşte orada belki kamerayı kayıtlarını alabilirsek orada hepsi mevcut zaten. Ben hayırdır niye beni takip ediyorsunuz, ne oluyor zaten darp etmişsiniz dememe kalmadan elini belini attı silahına sarıldı açıkçası. O yanımdaki polis memuru can havliyle yapma etme dedi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Polis memuru hastanede sizi hasta olarak görünce silahına sarıldı.

Ömer Yıldız: Sivil polis ama herhangi bize veya veznede duran danışmana kimlik bile göstermeden. Oradaki ben dışında hemen hemen herkesin onun polis olduğunu bile bilmiyordu çünkü siviller, benim yüzümde kanama var, insanlar düşmanınmış gibi algılayınca bütün acil servisi boşaldı. Yaralı olanlar hasta olanlar muayeneye gelenler hastane bir anda boşaldı. Bir arbede havası oluştu. Yanındaki polis memuru o da bizzat olayın içinde ama o o tarzda bir şey yapmadı  müdahalede bulunmadı tamamen yanlış bir şey olduğunun farkındaydı müdahale ediyordu  hem silahına sarılmasını çekmesini engelledi. Hem işte aramıza girmiş polis polisi koruma derdine düşmüştü. Öyle bir durum gelişti. Sonrasında bir şekilde beni acil doktoru bir odaya  bir şekilde itekleyerek tam hatırlamıyorum. Bir anda kendimi bir doktorun odasında buldum. Doktorun odasındayken doktor ne olduğunu tabii algılayamadı. Önce zannetti ki farklı bir olay var bir tartışma veya düşman kan davası vesaire öyle algıladı çünkü otur dedi sakin ol dedi ben oturunca işte o habire kapıyı yumruklamaya başladı çünkü doktor kapıyı tutmuştu yanında bir tane personel daha vardı sekreter olması gerekiyordu özel güvenlik geldi onlar izin vermedi içeri girmesine.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Doktor polisin içeri girmesini engellemeye çalışıyor o sırada.

Ömer Yıldız: Polis olduğunu da bilmediği için  o da ne yaptığını ne olduğunu pek anlayamadı açıkçası. Özel güvenlik o arada dışarıdan  birileri polise müdahale ediyordu içeri girme diye ama hala polis kendinin polis olduğunu işte onu bile söylemiyordu çünkü o tartışma dışarıda öyle gelişti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu arada içeri girmeye çalışırken hakaret küfür var mı?

Ömer Yıldız: Benimle gelen arkadaşlara ağza alınmayacak sözler. “Sizi tararım, öldürürüm.” bizzat o polis memurun kendisi. Görüntüler gösterilirse bizzat da teşhis edebilirim. Bize “sizi tararım, burada öldürürüm.” gibi cümleleri kullanan kendisi. Bizim ona karşı herhangi bir cümle kullanma durumumuz da olmadı. Herhangi bir fiziki müdahalemiz de olmadı. Tamamen ortalığı provoke edip üstüne ben içerideyken de hala ısrarla birilerini arayıp tam böyle eşkıyavari hiçbir polise bir devlet görelisine yakışmayacak cümlelerle bunlar buraya gelmişler “Ömer Yıldız” isim vererek “Arkadaşları çabuk burayı yönlendirin.” sanki biz onu dövmüşüz veya işte bir müdahalede bulunmuşuz gibi lanse edip bütün emniyeti hastanın önüne yıkma derdindeydi.  O arada doktor hanım sordu; “Ne oluyor, niye bu haldesin?” “Aşağıda Newroz kutlamamız vardı. Polis müdahale etti, darp edildim. Kendi imkanlarımla geldiğimi söyledim.” Şaşırdı biraz. “Gözaltında değilim.” dedim kendim gittim. Burada karşılaşınca dedim bu da polis memuru ben deyince iyice şaşırdı. Nasıl bir polis memuru? Hem böyle hakaret elinde silah bağırıyor bana verin Ömer Yıldız’ı” diye.  Polis olduğunu söyledim ben de anlamadım derdini. “İstiyorsanız kapıyı açın verin beni.” Dedim sonuçta bir polisin böyle hastane içinde o personellerin içinde hastane polisini de dinlemiyordular. Özel güvenlikte dışarıda onlar yapmayın etmeyin demesine rağmen o durmuyordu. Bu gerginlik bayağı bir sürdü diyebilirim. Belki 8-10 dakika doktor ne olup bittiğini anlayana kadar sürdü zaten.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bir kamu görevlisi değil, bir saldırgan gibi.

Ömer Yıldız::Hastaneye öyle yansıdı, ben dışında. Çünkü ben biliyordum polis olduğunu ama ne hastane personeli, ne benimle gelen arkadaşlar daha kim olduğunu doktorlar dahil olmak üzere kimse bilmiyordu. Sonrasında o resmi üniformalı polisler içeri girince doktor biraz tedirgin oldu. Onlar güvenliğe “Ben girebilirim.” Dedi. Onlara izin verilmişti. Bir anda içeri girdiler. “Almamız gerekiyor. Bizimle gelecek.” Dediler. Doktor dedi ki: “Nereye? “Gerekli muayenesi ne gerekiyorsa biz gidip geleceğiz arkadaşla.” o şekilde beni aldılar. Doktor tamam dedi. Pansumana gittik oradaki görevli dikiş atılması gerekiyor dedi. Ben de o can haliyle diyebilirim ya o kargaşada daha yüzümde ne olduğunu da görmediğim için açıkçası istemedim.  Belki iz kalır veya daha dikişlik bir durum değil gibisinden düşündüm. Doktor beyin travması olabilir dedi. Çünkü kendimde değildim. Bayağı bir sarsıntı geçiriyordum doktora anlatınca. Bir an önce tomografini yaptır öyle tekrardan bildiğiniz gibi size bir hekimsiniz. Sonrasında bir daha doktorla görüşmemiz gerekiyordu en azından ne olup ne bittiğine dair. Tomografiye gittik. Pansumandan sonra bir bant vurdular yüzüme kanama durdu bir müddet. Tomografiden çıktığımız gibi aynı o resmi personeller beni bir baktım. Herhalde ben içerideyken bunlara öyle bir talimat mı gelmiş bilmiyorum. Beni hastaneden çıkarmaya çalıştılar acilin dışına.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Doktorun muayene işlemleri bitmemiş daha diyorsunuz.

Ömer Yıldız: Tabii pansuman edildi. Sonrasında tomografi herhangi tedavi uygulanmamış daha. Sadece kanamam durmuş. 

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz kafa travması yaşamışsınız. Bu esnada doktora sormadan sizi tutup emniyete götürüyorlar öyle mi?

Ömer Yıldız: Evet orada zaten bir böyle sarsıntı geçirdim o tomografi odasında da ben oradaki teknisyene de söyledim dedim  hem bulantı var işte kendimde değilim bu cihaz hatta böyle normal mi gidip gelmesi?” dedim. “Yok normal değil cihazda bir sorun yok senlik bir sorun var.” dedi baş dönmesi olmaz bu cihazda denildi. Gerçekten bir beyin travması gibi bir şey geçiyordum kendimde değildim hatta polisler: “Koluna girelim.” dedi oradan çıktıktan sonra ben kabul etmedim şimdi bunlar beni öyle dışarı doğru götürünce ben açıkçası anladım beni farklı bir yere götürüyorlar, hastaneden çıkarıyorlar. Ben o arada “Götürmeyin, ben daha doktora görünmedim.” dememe kalmadan benimle gelen arkadaşlar, dışarıdan gelen partili arkadaşlar yanıma yaklaşmaya çalıştılar, ne oluyor, nereye götürüyorsunuz derken orada bütün içağırdıkları o polisler hepsi sivil müdahale ettiler bana yaklaşanların hepsini darp edip hakaret edip sağa sola çektiler. O kargaşada tekrardan ters kelepçe yapıp beni gözaltına alınan sekiz arkadaşın olduğu otobüse koydular. Onları tek tek aşağıya indirip sözde muamele ediyorlar formalite diyebiliriz. Götürüp getirdikten sonra ben oradan yetkili birine söyledim. Dedim ki: “Siz beni götüremezsiniz. Ben daha doktora görünmemişim. Artı iyi değilim. Gerçekten iyi olmadığımı söyledim ve ben oradan bu araçla gelmedim, beni götürmeyin.” dedim ısrar etmeme rağmen polis memuru cevap veremedi oradaki yetkili aracın içindeki yetkili polis memuru. “Dışarı sormam gerekiyor.” dedi. Sorun dedim, sordu, geldi. Burada sekiz kişi olması lazım, sayın dedim, saydılar, dokuz çıkıyor. Şimdi bir terslik var, sayı fazla çıkıyor. Newroz alanından getirenlerle hastaneden gidiş sayısı arasında fark var. Bir türlü birbirlerine emniyetin içinde söz geçiremediler.  Açıkçası  amaçları, niyetleri çok farklı. Ortalığı karıştırmak, provoke etmek tamamen bunun üzerine kurgulandığı için orada ne olursa olsun benim o araca bindirilip emniyete götürülme talimatı verildiği kesindi çünkü. O şekilde emniyete götürüldük. Emniyete gittikten sonra zaten  oradaki arkadaşlar hepsi ters kelepçe halinde darp edilmiş. Üzerindeki elbiselerin çoğu yırtılmış. Kimisi yaşlı kimisi gazeteci kimisi partiyi dışarıdan biliyor yönetici bile değil  dışarıdan bir arkadaş. Biri kadın gazeteci ters kelepçe yapmışlar ve canı acıyordu.  Siz de geldiniz gördünüz. Siz gelene kadar defalarca avukat da geldi  Selda İlgöz bizim il eşbaşkanımız da müdahale etmesine rağmen emniyetin içinde bile o ters demir kelepçeleri  ters demir kelepçeleri gevşetmediler bile. Bırakın açılmasını  gevşetmediler. Belki bir saate yakın duruldu. O bir saat boyunca arkadaşlar açın ağrımız var, kangren olur çünkü çok aşırı sıkmışlardı. Oradan hastane süreci boyunca  üç dört saat ters kelepçe ve emniyetin içinde ta ki siz gelene kadar ondan sonraki süreçte sonrasında açmaya başladılar. Siz geldikten sonra görüştükten sonra hızlandırdılar. Hastaneye götürüldük tekrardan dikiş atıldı. Yüzümdeki bantla olacak iş değildi.  dikiş atılması gerekiyordu. Dikiş atıldı. Tekrar bir tomografi bir müddet müşahede de kaldık. Serum, takviye ilaçları, ağrı kesicileri. Sonrasında doktor aslında kalabilirsin, biraz daha kalman gerekiyor, iyi hissetmiyorsan kendin kal dedi ama hem hastaneye gelen giden işte farklı sebeplerden ötürü eve gelmek istedim. Dünden beri de ağrılar devam ediyor. Bugün pansumana gittim geldim. Açıkçası hocam  sadece şahsım üzerinde olan bir şey değil. Tamamen şöyle diyebiliriz, Kocaeli Emniyeti’nin tamamen İçişleri Bakanlığı’ndan bağımsız,  belli çünkü çok açık kendi çapında, kendi yörüngesinde farklı bir süreç işletiyorlar. Şimdi sürecin ruhuna, sürecin  bu gelişen durumu aykırı bir şekilde. İstanbul Newroz’unu da izledik örneğin. Amed Newroz’unu da Bursa Newroz’unu da izledik ama Kocaeli’de yapılanlar tamamen polisin provoke etmesi, bu süreci kabul etmediğini belirtmesi,  o polislerin saldırgan tabaları her yerde görüntüleri de var. Ne kadar silseler de birçok görüntü var elimizde.  Bunlar kabul edilebilecek  bir görüntü de değil. İçişleri Bakanlığı  bunun hakkında gerçekten samimi bir şekilde adım atması gerek. İlk defa belki darp edilmiyoruz, ilk defa gözaltına alınmıyoruz ama sonuçta bir süreç yürütülüyor 50 yıllık bir  Kürt sorununu gündeme getirmiş ve bunu hükümet başlatmış. İktidar başlatmış diyebiliriz şimdi tamamen çelişki . Devlet Bey yukarıda farklı söylüyor.  Kocaeli Emniyeti’deki müdür tersini söylüyor.  Bir bayrak sopasına izin vermiyor. Bir yandan da işte diyor ki: “Çözüm süreci başlamış. Kardeş olacağız.” ama bu bir şekilde  halk tarafından da kabul görmeyen bir  süreç. 

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz diyorsunuz ki  iktidar ve  İçişleri Bakanlığı’nın Kürt meselesindeki barış sürecini yürütmeye yönelik tavrının aksine Kocaeli Emniyeti acayip bir aksi tavır sergiledi. Bunu hakikaten gördük. Süreci baltalamaya yönelik bir tavır. Ben bunu Sayın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye de söyledim. O akşam görüştüm telefonda. Ayrıntılı bir şekilde anlattım. Hastanede yapılan bu inanılmaz gayri meşru hadiseleri anlattım. Sağlık Bakanlığı’na da ileteceğiz. Bu kabul edilecek bir şey değil ve  burada ben şunu sormak isterim Sayın Bakana;  Kocaeli Emniyeti’nde bir derebeylik mi var? Sizin talimatlarınız Kocaeli Emniyeti’nde geçmiyor mu Sayın Mustafa Çiftçi?  İstanbul’da, Diyarbakır’da, Amed’de, Van’da  meydanlarda işte  plastik değil, demir saplı bile afişler alınıyor. Selahattin Demirtaş Abdullah Öcalan posterleri dalgalanıyor ancak Kocaeli’ne Selahattin Demirtaş atkısı bile giremiyor. Sarı, kırmızı, yeşil, renkli hırkalar, şallar, puşiler, bandanalar bile giremiyor biz müdahale etmesek. Kocaeli’de ne oluyor Sayın Bakan? Ben buradan soruyorum. Sayın İlçe Eşbaşkanımız da sordu. Bu memurlar sizin memurlarınız değil mi? Bunlar başka bir bakanlığa mı bağlı? Bunlar kendi keyiflerince mi işler yürütüyor? Ne oluyor? Siz bu kişiler hakkında bir işlem yapmayacak mısınız? Kocaeli Emniyet Müdürü Faruk Karaduman. Kocaeli İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Zafer Güven ve diğer kişiler ne yapmaya çalışıyorlar? hastane basıp tedavisi bitmeden tabanca çekerek hasta kaçıran kişilere bu talimatı kim verdi? Böyle bir polislik mi olur? Siz bunlardan hesap sormayacak mısınız Sayın Bakan? Bakın olacak bir iş değil. TTB açıklama yapıyor. Duymuyor musunuz bunu? Tabipler Birliği açıklama yapıyor. Kocaeli Tabip Odası olayın peşinde. Doktor hakkı ve hasta hakkı çiğneniyor.  Sağlık Bakanı siz de duyun bizi.  Doktor hastasını muayene etmek için kapıya yaslanıyor ki saldırgan içeri girmesin diye. Bakın şu anda bu konuda yapılan açıklamayı, TTB’nin açıklamasını görüyorsunuz. Kimlik meselenin temel ilkeleri gereği bir hastanın tanı ve tedavi süreci tamamlanmadan bulunduğu sağlık kurumundan çıkarılması kabul edilemez diyor. Türk Tabip Birliği etik ilkelerine göre Hekimler tıbbi değerlendirmelerini kendi özgün şartlarında yapar. Polisin gelip oraya müdahale etmesi, kafa travması yaşamış bir insana hele ki  düşünün nasıl bir cüret bu arkadaşlar ya! Sıradan bir hasta değil Allah korusun o sırada bir ağırlaşan beyin kanaması yaşayabilir. Hayatını kaybedebilir Allah korusun ve bunu umursamadan hastayı alıp götürüyorlar. Biz kafa travmasına hekimler olarak çok önem veririz. Ömer Yıldız’ı gözaltında gördüğümde Darıca Emniyet Müdürlüğü’nde oldukça kötüydü. Bulantıları vardı ve sağlığı için çok endişe ettim, işin doğrusu. Diğerleri de ağır bir şekilde darp edilmişti. Ferdi Gülkırmızı arkadaşımızın montu tamamen yırtılmıştı. Çok vahşi bir saldırı altında kaldıkları belliydi. Türk Tabipleri Birliği, İnsan Hakları Kolu, Türk Tabipleri Birliği, Merkez Konseyi bu konuda bir açıklama yaptı. İyi yaptılar. Partimizin Genel Merkezi’nin de haberi var. Eş Genel Başkankarımızın, Grup Başkanvekillerimizin haberleri var. Konuyu yakından takip edeceğiz. İçişleri Bakanlığı’na önergemizi verdik. Sağlık Bakanlığı’na veriyoruz. Polis şiddeti hastaneye de yayıldı arkadaşlar. Bırakın miting meydanlarında masum hiçbir şey yapmayan vatandaşa saldırmayı hastanede bile hastaya silah çekme cüretinde bulunan polis memurları var. Sayın Bakan, Kocaeli Emniyet Müdürü, Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı ve diğer bu saldırganlığı yapan, video görüntülerinde var. Bazı video görüntülerini de telefonları gasp ederek sildiler. Ne demek bu? “Bizim suçumuz var arkadaş. Suçumuzu gizlemeye çalışıyoruz. Telefonları insanların elinden çalıyoruz ve gasp ediyoruz ve o telefonun içindeki videoyu silene kadar vatandaşın telefonunu gasp ediyoruz.” resmen bu, başka bir şey değil. Telefonun içindekini silmeden telefonu geri vermediler. Olacak bir iş mi arkadaşlar? Bakın kaç kişinin telefonuna el koydular ve bu şekilde bir muamele yaptılar. Bunları tanımlamak mümkün değil. Gerçekten olacak bir iş değil. Peki şunu da sormak isterim ben Ferdi Gülkırmızı’ya. Siz olaylara şahittiniz. İlk baştan itibaren dediniz çok olumsuz bir tavır gördüm. Mesela sarı, kırmızı, yeşil renkli hırkalar, şallar, bandanalar, puşiler içeri giremiyordu ve biz müdahale ettik ancak girdi biliyorsunuz, gördünüz. Aynı zamanda ilginç bir olay da yaşandı. Selahattin Demirtaş fotoğraflı bir atkı da içeri alınmak istemedi. Ben müdahale ettim. Gördü tüm kamuoyu. Polis memuru tekrar kapı önünde direndi. “Ben bu atkıyı almam.” Ya hükmü yok bu kişinin. Ne oluyor, ne bitiyor kardeşim? Laf anlatamıyoruz ve en sonunda ben kendi boynuma sararak meydana girdim. Tabii bu polis memurlarını çok rahatsız etti. Yaptıkları hukuksuzluğu tanımamamız, bir milletvekili olarak bu zulme boyun eğmemen onları son derece rahatsız etti. Bunu da anladık ve beş dakika sonra bu müdahale geldi. Ne dersiniz Ferdi Bey?  O anları canlı canlı yaşamış birisiniz. Oralarda gördünüz sizin değerlendirmenizde bir alalım kısaca.

Ferdi Gülkırmızı: Selahattin Demirtaş atkısı meselesi üzerine zaten Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nün zaten keyfiyetçi bir uygulaması vardı. Daha önce sizden önce Ömer Başkan mesela yukarıda gelirken tekrar bir olay olmuştu. Burada dediğiniz gibi sarı kırmızı yeşile bile tahammül edemeyenler var. İstanbul’da olsun Bursa’da olsun biz videoları izledik. Oradaki Newroz görüntülerinde mesela hepsinde sarı kırmızı renkler, Demirtaş atkıları, Leyla Zana atkıları  hepsinde vardı. Burada asıl mesele biraz basit . Burada Kocaeli Emniyet Müdürlüğü aslında siz de az önce belirttiniz . Kendiniz de belirttiniz. Biraz daha  size karşı belli ki bir şeyleri var biraz  rahatsız edici bir pozisyonda . Onları rahatsız ediyorsunuz gerçekten . Bu anlamda  kabul etmiyorlar. Size karşı Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nün size karşı özel bir şeyi var.Orada sizin o atkıyla içeri girmeniz,  Demirtaş’ın atkısı, sonuçta bu her yerde satılıyor satılan bir şey. Hükmü de olmayan bir şey. Olmayan bir şeyi siz  nasıl yasaklarsınız burada?  Burada tamamıyla dediğim gibi  Koceli Emniyet Müdürlüğü’nün  keyfiyetçi,  düşman hukukuyla bağdaşmayan tavırları  saldırıları bundan kaynaklanıyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ömer Yıldız oldukça ağır bir bir travma geçildi. Ondan da son olarak değerlendirmelerini alalım. Ben hem Ferdi Gülkırmızı’ya hem de Ömer Yıldız’a sormuş olayım. Hukuken  yargısal boyutta Sizler neler yapıyorsunuz? Neler yaptınız? Onu da sizlere sormuş olalım. Buyurun Ömer Başkan.

Ömer Yıldız: Hastanedeki olay biraz bizim özelimizde geliştiği için ve benim dışımda hastane personeli bir doktor vesaire herkesi ilgilendirdiği bir konu olduğu için oradaki kamera kayıtların da incelenmesini en azından kamuoyuyla paylaşılmasını oradaki o polis memurunun kesinlikle görevden alınması gerektiği psikolojik olarak gerçekten ruhsal ve psikolojik olarak iyi bir durumda değil çünkü  onun yaptıkları kabul edilebilecek bir durumda değil. Belki emniyet  Newroz alanını bir şekilde kendil lehine çevirmeye çalışabilir. Hastanedeki tamamen bir skandal.  Kamuoyuna yansıması gerekiyor. Gündeme gelmesi gerekiyor. Bir suç duyurusunda daha bulunmadık. Bunu en kısa zamanda yapacağız. Biraz rahatsızlığından dolayı çıkamadım evden. Onu da en kısa süreç içinde  bu hafta içinde suç duyurusunda da bulunacağız. Bu işin peşini bırakmayacağız.  Tabipler odası olsun ve diğer pek çok yerden tepki geldi. Dünden beri arayan, soran bir sürü insan var. Bunun bir skandal olduğunu, bunun böyle bir kabul edebilecek gerçekten bir yanı olmadığını hemen hemen herkes aynı fikirde.  Bana hastanede silah çeken polisin, yanındaki polis de bunun yanlış olduğunu belki söylemeyebilir ama kayıtlarda kesinlikle görülecektir.  O polisin ona karşı müdahalesi olmasaydı hastanede farklı bir sonuç çıkabilirdi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Diyorsunuz ki hastane video kayıtları incelenirse zaten benim söylediklerim açık gerçek olduğunu göreceksiniz. 

Ömer Yıldız: Hem sivil polis olmasından ötürü hem de polis olduğu belli olmayan bir kişi örneğin polis değil de diyebilirdim ama polis ben tanıyorum ama benim dışındakileri bilmiyor. Sen sivil görümlü bir şekilde hastaneye basıp silahla bağırıp çağıramazsın. Kimseyi tehdit edemezsin. Böyle bir hakkın yok. Zaten sonrası benim götürülmem apayrı bir durum. Onun için bir an önce bu hastane kayıtlarını talep edip çıkarmamız gerekiyor. En azından savcılık vasıtasıyla zaten sonrası bizim söyleyeceklerimiz ek olabilir. Zaten kamerada her şey sesli kayıtlarda görünüyordur.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz  özellikle Kocaeli Emniyet Müdürü ve müdür yardımcısı Zafer Güven ve hastanede bu baskını yapıp inanılmaz hadiselere yola açan memur ve diğer darp eden memurlar hakkında gereken işlemlerin ve görevden almaların yapılması gerektiğini Sayın Bakan’a iletmiş olalım. Son cümleleri Ferdi Gülkırmızı’dan alarak programımızı yavaş yavaş kapatalım.

Ferdi Gülkırmızı :Ben de ağır darba uğradım. Araç içerisinde beni darp ettiler, bayağı bir dövdüler. Hastane aşamasındaki rapor aşamasında az önce belirtmiştim ben rapor aşamasında. Raporum ile ilgili karakolda suç duyurusunda bulundum çünkü raporum vermediler. Hatta sizinle beraber de gittik. Sonra rapor yoktu ortaya. Akşam tekrar gece saat 23.00’da gidip darp raporu alamabildim çünkü kafamda arka tarafımda birtakım ağrılar vardı. Darp raporumu aldım. Ben de suç duyurusunda bulunacağım. Oradaki polis memurlarının o keyfiyetçi, düşman hukukuyla saldıran polislerden şikayetçi olacağım  çünkü çok kırıcı laflar ettiler. 100 yıllık bir mesele aslında tartışılıyor. Yeni Türkiye’nin yeni yüzyılı konuşulurken süreç konuşulurken bu süreci sabote etmesini asla kabul etmiyoruz. Hiçbir şekilde onların provokasyonlarına kapılmayacağız. Videolarda gösterdikleri gibi elimizi bile kaldırmadık. Hiçbir şey demedik çünkü biz biliyoruz saldırının amacının neden olduğunu,  orada amaç Dem Partililer bize saldırdı demekti onun olduğunun bilincindeyiz. Kocaeli, bildiğiniz gibi bir emek kenti. Siz de biliyorsunuz, daha önce beraber de burada programlarda, grevlere katıldık.  Bu  ilçe emniyet müdürlüğünün bir tek bize değil. İşçilere de, emekçilere, burada hak savuncularına, 8 Mart’ta kadınlara, 1 Mayıs’ta işçilere, grevde olan işçilere, Çevik Kuvve ile içeri girip copluyorlar. Kocaeli özeli sanki Türkiye’nin ayrı bir vilayetiymiş gibi. Türkiye Devleti’ne, Türkiye Devleti yasalarına bağlı olmayan bir emniyet müdürlüğü biçiminde yönetiliyor. Keyfiyetçi bir şey var. Özel bir şey var. Çünkü bu alan Kocaeli’de hiçbir hak savunucusunun, işçinin, emekçinin ya da Kürt’ün, Türk’ün  herhangi birisinin burada ses çıkartmasını istemiyorlar. Özel bir algı var. İçişleri Bakanı’na ben de burada sesleniyorum. Bu anlamda gerçekten süreci başlatacaksak, süreç başlamışsa Devlet Bahçeli’nin dediği gibi Erdoğan’ın dediği gibi Sayın Öcalan’ın dediği gibi bir süreç varsa ortada o zaman herkes bu sürecib ruhuna göre davranmalı. Bizlerin bu süreci ruhuna göre davrandığımızı düşünüyoruz. 

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şunu demek istiyorsunuz sanırım; Sayın İçişleri Bakanı süreci ruhu ile devam ettirmek istiyorsa bu Kocaeli Emniyeti’nin yaptığı  provokasyon  konusunda gereken işlemleri yapmalı. Bu memurlar devletin memurları  bu  milletin vekiline diklenen, millete diklenen, milleti darp eden, milleti hastanede darp eden, tabanca çeken, inanılmaz işler yapan bu memurlara  bir şekilde hadlerini bildirmeli. Memurluk nedir onu bildirmeli. Memurluğun halka hizmet olduğunu hatırlatmalı. Bu konuda bir soruşturmanın başlatılacağını umuyorum mutlaka ve gereken cezalandırmaların geleceğini de umuyorum çünkü burası bir derebeylik değil. Ömer Yıldız oldukça yorgun ve meşgul görünüyorsunuz. Çok geçmiş olsun. Yüzünüze üç dikiş atıldı. Allah şifa versin. En kısa sürede iyileşirsiniz umarım. Ferdi Gülkırmızı’yı ben de muayene ettim. Ağır bir şekilde darp edilmişti. Kafasında şişlikler, vücudunda darp izleri ve montunda yırtıklar vardı ve diğer arkadaşlarımız da yine aynı şekilde büyük bir haksızlığa uğramışlardı. Kamu gücünü kullanarak, bakın, polisin bir şiddet gücünü kullanarak, kamu gücünü kullanarak kimsenin vatandaşlara haksızlık yapma ve onları darp etme, sağını solunu kesme ve hayati tehlike olmasına rağmen hastaneden tutup kaldırıp emniyete götürme hakkı yoktur. Bunu kimse normalleştiremez. Biz normalleştirmeyeceğiz. Ben bu konuda harekete geçmiş durumdayım. Genel merkezimiz harekete geçmiş durumda. Grup toplantılarımızda bunlar gündeme gelecek. En üst düzeyden biz bu zorbalığa karşılık vereceğiz. Bu hukuksuzluğa, hukuki düzlemde gereken karşılığı ve yasal yasama alanında mecliste soru önergelerimizle karşılık vereceğiz. Bizim dilimiz budur. Gayrimeşru dili olanlardan değiliz.  Bunları da söyleyelim. Peki  Ömer Yıldız Dem Parti Gebze Eşbaşkanı Ferdi Gülkırmızı Dem Parti Gebze ilçe yöneticisi programımıza katıldınız ama bu hak ihlalini kamuoyuna bildirmek gerekiyordu. Biz de peşinde olacağız. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.

Değerli izleyenler çok üzücü olaylar ve bizzat içinde yaşadığım için de çok gerçekten üzgünüm ve o yüzden  mağdurlarla da böyle bir program yaparak kamuoyunun benim gördüğüm bu gerçekleri bir de mağdurların ağzından dinlemesini istedim.

Emek Partisi’nden 7 kişi ve Dem Parti’den iki kişi olmak üzere 9 kişi bir müddet özgürlüklerinden kısıtlandı, darp edildiler, haksızlığa uğradılar ve bu konuda gereken hukuki mücadelelerini de yapacaklar. Bu akşamlık da bu kadar ve haftaya salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hayırlı akşamlar, hoşça kalın.

Yorumlar