5 Mayıs 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz sevgili arkadaşlar.
Bugün iki önemli konumuz var. İlki, AHİM’in bugün aldığı çok önemli bir karar. “Yasak” kararı. Yasak kararı nedir? Bir başvurucunun soyadıyla ifade ediliyor. Soyadı Yasak. Yasak kararı, bakın burada karar ile ilgili AİHM tweet attı. Oldukça önemli bir karar ve Türkiye’deki yargının ne kadar anayasayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni çiğnediğini gösteren bir karar, Yasak kararı ve bu karar oldukça önemli bir gayret sonucu ortaya çıktı.
AİHM ağır bir karar verdi Türkiye yargısı hakkında. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 7. Madde kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini Türkiye mahkemelerinin çiğnediğini söyledi. Yine kötü muamele yasanının çiğnendiğini söyledi.
Bu kararlar nasıl alındı? 7. Madde ihlali 6’ya karşı 11 oyla alındı. 3. Madde ihlali 8’e karşı 9 oyla alındı. Bu kararlar nedir? Türkiye’de KHK ile ihraçlar çok yoğun bir şekilde uygulanıyor. Zamanında AK Parti-Cemaat birlikteliği vardı ve o dönemde insanlar cemaatin programlarına gidip orada oralara katılırdı. Hiç bu “teröristlik” diye tanımlanmıyordu fakat sonrasında araları açıldı.
Aniden iktidar onları terörist olarak tanımladı ve ardından da İhraçlar ardından ağır kararlar geldi. Bu kararlar sonucunda insanlar mağdur oldu ve dediler ki: “Biz zamanında sizin izin verdiğiniz yerlere gittik . Siz Bankasya’yı birlikte açtınız, Erdoğan gitti Bankasya’yı açtı. Dernek açtık, yasal bir dernekti. Banka açıldı, yasal bir dernekti. Okul açıldı. Yasal bir yerdi bütün bu faaliyetler bir grubun faaliyetleri olabilir ama buralarda boy göstermek hani teröristliktir diye kimse kimse böyle bir şey demedi nereden çıktı bu?” diye insanlar itiraz etti. Türk mahkemeleri bunu uygun bulmadı bu itirazları. En sonunda iş AİHM’e gitti. AİHM bugün önemli bir karar aldı arkadaşlar.
Bu karara göre Türkiye yargısı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni kabul ediyor. Anayasa madde 90’a göre. Karar diyor ki: “Siz bir grubun yaptıklarının suç olduğunu kabul etseniz bile onu bir şekilde mahkum etseniz bile Türkiye’nin bu örgüt nedeniyle karşı karşıya kaldığı benzeri zorlukları ve halkın yaşamına terör saldırılarına karşı koruma görevini tanımaktadır. Bütün bunlar olsa bile, sözleşmenin yedinci maddesiyle güvence altına alınan temel korumalara riayet etme yükümlülüğünü Türkiye yargısı yerine getirmelidir. Bu en zor koşullarda bile uyulması gereken ve askıya alınamaz bir hükümdür.” AİHM; “Özgürlükçü bir karar vermeliydiniz.” diyor. Zaten birçok kararında böyle yöneliş gösteriyor AİHM. “Özgürlüğü tercih et, güvenliği değil.” diyor Türkiye’ye ve bu kararında da böyle bir karar veriyor ve en sonunda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını çiğnediğini gösteriyor.
Yasak kararı ile ilgili bu kararlar son derece önemli arkadaşlar. Yasak kararı ile ilgili alındı ve bu tarihi bir karar. Türkiye’nin ne kadar hukuksuzluklar yaptığını apaçık gösteriyor ve 7. Madde; “Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Sen nasıl insanlara terör örgütü üyesisin?” diye Türkiye’ye soruyor. “İhlal yaptın kardeşim.” diyor. Türkiye iktidarı da AİHM’in bu kararlarını ayağının altında çiğniyor fakat buna rağmen biz diyoruz ki; işte alın size bir karar daha bunu da mı uygulamayacaksınız? Hangi yüzle uygulamıyorsun? Artık hukuka dönün diyoruz. Aynı zamanda Türkiye cezaevlerinde de yine Avrupa standartlarının çok kötü yönde üstünde bir mahpusluk yaşıyor insanlar, oldukça kötü muamele görüyorlar bundan dolayı. Bu da olmamalı ve bundan dolayı da işkence yasağı, kötü muamele yasağından dolayı da yine Şaban Yasak kararı diyoruz. Büyük Daire’nin AİHM son noktayı koyuyor böylece. Büyük Daire Yasak Kararı, Şaban Yasak kişinin ismi. Böylece iki ayrı maddeden Türkiye’ye ve üstüne de tazminat cezası ödenilecek. Bir tazminat ödenmesine karar verilmiş. Bütün bunlarla ilgili düşünün; “Hem mahkeme giderlerini ödeyeceksin, hem de binlerce euroluk bir tazminat ödeyeceksin.” diyor Türkiye’ye. Bütün bunlar memleketin kasasından çıkıyor ancak yargıyı boyunduruğu altında bulunan iktidar, bu tür ihlalleri yapmaya devam ediyor ve AİHM kararlarını dinlememeye devam ediyor.
Ben buradan sesleniyorum; Şaban Yasak kararı sonrasında daha ne diyeceksin Türkiye iktidarı? Çünkü artık yargıya seslenmeye de gerek yok. Yargıyı boyunduruğu altında bulunan bir Türkiye iktidarı var. Yüksel Yalçınkaya kararından sonra bu ülkenin Cumhurbaşkanı Türkiye Birlik Millet Meclisi Genel Kurulu’nda “Ben bu kararı tanımayacağım.” diye de ilan etti. “Tanımayacağım.” dedi. Bakın, memleketin hali böyle. Tanıttırmıyorlar, çeşitli kararlar çıkıyor. Bunları tanımıyorlar. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Yüksel Yalçınkaya, en son Şaban Yasak kararı çok önemli ve Türkiye için ağır kararlar. Türkiye’nin hukuksuzluğu belgeliyor fakat buna uymuyorlar. Umarım bu son karara ve diğer kararlara uyarlar ve bu hukuksuzluk Türkiye’de biter.
Bununla ilgili Sayın Kerem Altıparmak’ın da tweetlerine bakmanızı isterim. Çok güçlü bir şekilde bir karar verildiğini söylüyor. Bunları önemli buluyorum sevgili arkadaşlar ve bir an evvel Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin bitmesi gerektiğini söyleyerek bir başka konuya geçiyorum.
Sevgili arkadaşlar, bugün çok üzücü bir bilgi aldım. Bu kabul edilemez bir şey. İçişleri Bakanlığı’nı da bu noktada aradım ve açıklama yapacağımı da söyledim. Kendilerini de bilgilendirdim. Adana İncirlik’te İsrail’in vahşi katliamlarına, soykırımına karşı ABD İncirlik üssü önünde açıklama yapan ve bunu periyodik bir şekilde sürekli yapan bir hanımefendi var. Edebiyat öğretmeni Fevziye Şenoğlu. Fevziye Hanım ve arkadaşları bu açıklamaları yapıyorlar sürekli ve polis de onları engellemeye çalışıyor ve bu engeller bazen çok çirkin bir şekilde de olabiliyor. Bugün aldığım bir haber; bu engellemenin inanılmaz derecede çirkin, uygunsuz, vicdansız, kural tanımaz, ahlak tanımaz bir boyuta evrildiğini gösteriyor. Kulaklarıma inanamadım gerçekten ve bu iddiayı ileri süren eğlenceci Fevziye Şenoğlu ile görüşmeye karar verdim. Kendisiyle de konuştum. Maalesef ki bu bilgilerin doğru olduğunu gördüm. Şimdi bu bilgiler nedir? Ne oldu? Ne bitti? Bunları öğrenmek için şu anda da yine Adana İncirlik’te arkadaşları ile basın açıklaması yapan Fevziye Şenoğlu’na bağlanalım a. Gökkuşağı Derneği Genel Sorumlusu Fevziye Şenoğlu hoş geldiniz. Fevziye Hanım, siz Adana İncirlik Üssü önünde günlerdir, aylardır neler yapıyorsunuz? Bunu ilk önce bir anlatın. Daha sonra dünkü yaşanan olaya geçeceğiz ama siz Filistin konusunda son derece duyarlı bir insansınız. Yıllardır kendinizi bu mücadeleye vakfetmiş, Türkiye’nin, dünyanın dört bir tarafında bu mücadeleye omuz vermiş bir insansınız. Her şeyiniz ile bu mücadelenin içinde olduğunu görüyorum ve elimizden gelen desteği de veriyoruz. Siz son derece fedakar bir şekilde Filistin’de katledilen masum çocukların insanların hakkını savunmaya çalışıyorsunuz ve zaten bunun karşısında durmak da mümkün değil. 86 Milyon hepimiz vahşi İsrail’e karşı, soykırıma karşı mücadele ediyoruz. İktidar belki ikiyüzlü davrandığı için kınıyoruz, şu bu ayrı ama hepimiz biliyoruz ki İsrail’in yaptıklarını kabul etmek mümkün değil ancak bugün sizin yaşadıklarınız son derece çok önemli bir iddia. Bu konuda İçişleri Bakanlığı’nı da Adana Valiliği’ni de uyarıyoruz burada ve eğer ki bu olay olmuşsa o polislerin orada görev yapamaması gerekiyor. Bunu söyleyelim ve size ilk olarak sorumunuz şu; Siz Adana İncirlik üssünde ne yapıyorsunuz bugün ve önceki günlerde, aylarda? Buyurun Fevziye Hanım, söz sizde.
Fevziye Şenoğlu Nen Fevziye Şenol, Ankara’lıyım. Adana’ya Edebiyat öğretmenliği vesilesi ile tayin dolayısıyla geldim ve bu şekilde burada yerleşmiş olduk. Eşim de Ankara’lı buraya yerleşmiş durumdayız. Biliyorsunuz 7 Ekim’den önce de sonra da bizler Filistin davasında hassasiyetle uğraşan insanlarız çünkü Filistin davası sizin de bildiğiniz gibi artık sadece inanç meselesi değil, insanlık meselesidir. Bizler de hem inancımız gereği hem insanlığımız gereği bu davanın arkasındayız çünkü Mescid-i Aksa hepimizin kıblesi ve orada ölen çocuklar, o ölen yavrular, insanlar, kendi topraklarını savunan insanlar gayet tabii haklara sahip insanlar. Biz de 7 Ekim’den beri Aksa tufanının arkasında olmak için gerek Amerikan konsolosluğu önünde 244 Gündür bugün 244. Gün nöbetimizdeyiz. Bazen gece gündüz, bazen günün belli saatlerinde nöbet tuttuk. Botaş’ın önünde, Mersin’de, Liman’da gemilere karşı, İsrail’E giden gemilere karşı, o taşınan petrole karşı hep hayır demek için elimizden geleni yapmaya çalıştık. İncirlik Hava Üssü’nde biliyorsunuz bizim ülkemizde, NATO üsleri, Amerikan üsleri, gerçekten de şer üsleri, siz de biliyorsunuz. Olayın içindesiniz. Gerek Afganistan Savaşı’ndan tutun zaten Amerika’nın karanlık dünyasını Amerika’nın keşfine, o kızılderililere, Vietnam Savaşı’na bütün dünyadaki yaptığı terör savaşlarını Epstein çetesine kadar götürebiliriz. İncirlik Hava Üssü’nde de zaten biliyorsunuz Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da olanlar gerçekten de Orta Doğu’da hiçbir zaman normal karşılanan şeyler değil. Biz ne yapmaya çalıştık? Buradaki nöbetimizde de dün Sumud konvoyuna yapılan saldırıya günlerdir protesto ediyoruz. Biliyorsunuz ben Mavi Marmara’ya da katıldım. Mavi Marmara’da Tiago arkadaşım olduğu gibi biz orada İsrail hapishanelerinde kaldık. O günlerin çok zor günler olduğunu bildiğim için de dedim ki; arkadaşlar Amerika İsrail’i korumasa zaten İsrail bunları yapamaz. İncirlik Üssü’ne geldik nöbet için fakat ben gelirken arkadaşlarım gelemedi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Fevziye Hanım, dünkü olaya geçmeler önce bugün de siz oradasınız. Orada ne oluyor? Siz yine bugün bir açıklama yapacaksınız.
Fevziye Şenoğlu: Afişlerde; ABD NATO üslerine hayır, Filistin katliamına hayır, İsrail ile anlaşmalar iptal edilsin. Gazze’ye giriş nasıl kapalıysa biz de bu İncirlik’in girişini kapatıyoruz belli bir süre burayı kapalı tutmaya çalışıyoruz. Araç giriş çıkışlarını temsili olarak engellemek için çünkü biliyorsunuz halen Gazze’de çocuklar ampute edilirken anestezi imkanına ulaşamadan ampute olmaktalar. Onlar anestezi ameliyatı olurken biz de diyoruz ki: “İşte burası İncirlik Hava Üssü Burası giriş kapısı ve ilerde oldukları halde biz burada eylem yapıyoruz, nöbet yapıyoruz diye dün geldiğimizde tel örgü ördüler. Biz de temsilen diyoruz ki; “Gazze’ye ekmeğin suyun yolu kapalı. Biz de burayı kapatıyoruz.” diyoruz ve burada sadece içeride jandarma kuvvetleri var. Dışarıda da emniyet amirleri ve emniyet görevlileri var. Halk yok burada. Gelen araçlar da zaten içeri giremedikleri için direkt dönüp gitmekteler.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Orada sadece polis ve jandarma mı var orada?
Fevziye Şenoğlu: Evet burada halk yok. Biz bazen nöbetimizi diğer tarafta, nizamiye kapısında yapıyoruz. Orada restoranlar var, halkın evleri var, lojmanlar var ama burası sadece askeri araçların giriş kapısı olduğu için burası sakin bir yer ve burası halkın gireceği bir yer değil. Halk burada yok, sadece emniyet güçleri var ve eylem yapanlar bizler varız. Arkada da jandarma güçleri var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Peki siz her gün orada ne kadar süreli bir nöbet tutuyorsunuz?
Fevziye Şenoğlu: Hocam biz biliyorsunuz hani Gazze’nin şu anda ekmeğe suya temiz suya çok ihtiyacı olduğu için biz bazı günler üç gün İnönü Parkı’nda nöbet tutuyoruz. Orada hem satışlar yapıyoruz. Kermesler, ekmekler, sıkmalar, börekler satıyoruz. Tekstil ürünleri satıyoruz. Bazı günlerde de biz Amerikan Konsolosluğu’na geliyoruz ve İncirlik Hava Üssü’ne geliyoruz. Bugünlerimizi kendi arkadaşlarımız ile istişare ederek hafta içine yaymaya çalışıyoruz.
Fevziye Şenoğlu:Peki bugün siz orada neler yapacaksınız? Yeni geldiniz neler yapıp ne kadar süre kalıp ayrılacaksınız?
Fevziye Şenoğlu: Geldik, nöbete başladık. Açılış konuşmamızı yaptık. Bu yayından sonra basın açıklamamızı okuyacağız. Biliyorsunuz bizler Filistin’le Dayanışma Dostları olarak da Türkiye’nin çeşitli illerinde Gazze gönüllüleri olarak çalışıyoruz. Bugün eş zamanlı olarak Urfa’da, Hatay’da aynı basın açıklamasını arkadaşlarımız okuyor çünkü gerçekten Sumud konvoyuna yapılan saldırı asla kabul edilemez diyoruz ve bizim içimiz yanıyor ve diyoruz ki halen İsrail’e kınama çıkaranlar, başka güçleri yetmiyor mu? İsrail’e petrol taşıyanlar, hala limanlarımızı Mersin’den İskenderun’a tutun İstanbul’a kadar her yerde limanlarımızı İsrail’e giden gemilere açanlar, hala onların konsolosluklarını, elçiliklerini barındıranlar, Amerikan üslerini ülkemizde barındıranlar bu Epstein çetesini ülkemizde barındıranlar Dünkü eylemimizden dolayı o kadar insanlardan olumlu tepki aldık ki bizim çocuklarımız bu üsse kaçırıldı ama meclisten bir önerge geçip bu konu araştırılamadı bile. Biz kendi konularımıza bile sahip çıkamıyoruz diye gerçekten çok memnun oldu insanlar buradaki nöbetimizden dolayı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz dün ve önceki zamanlarda bir üzücü olayla karşılaştığınızı iddia ediyorsunuz. Buyurun onu anlatın. Neler yaşandı dün? Sizin sosyal medyada yayınladığınız videolar inanılmaz bir şeyi gösteriyor. Ben bu konuda bakanlıkla da görüşüyorum. Nedir?
Fevziye Şenoğlu: Ben ilk önce dün Amerikan Konsolosluğu’na gittim. Nöbeti ilk orada başlattım. 243. Gün nöbetim olarak ve orada cihazı ben indirir indirmez polisler bağlandı. Hatta benim telefonum iPhone değil, orada bağlantıda yazıyor. Ben eşleşmeye çalışıyorum. İPhone bağlantısı var diye. “Kim bağlanıyor burada? Bak ben zaten tek başına eylem yapıyorum. Ben bir eğitimciyim. Dersten çıktım geldim. O kadar sıkıntılar içinde ben bu nöbete geliyorum. Kim buna bağlanıyor?” Dediler ki: “Biz bağlanmıyoruz.” artık ben çareyi şöyle buldum. Arabaya cihazı yükleyip alandan çıkıp onların bağlantılarını kesip tekrar ben aracın içinde bağlandım ve oradaki nöbeti bir süre yaptıktan sonra İncirlik Hava Üssü’ne geldim buraya. Tam burada. Ben bu cihaza bağlandım. Bu yeni yapılan kapılar benim çok zoruma gitti. Dedim ki: “Amerika suçlu olmasa bu kadar önlem üstüne önlem alınmaz. O kumarbaz ve ahlaksız Trump’ın yaptıkları ortada olduğu halde Amerika bütün ülkelere harami gibi Tarlalardan giriş kapısına doğru gittim orada bir çekim yaptım. Ben oradayken bu emniyet güçleri hangisi yaptı ben bilmiyorum Dün farklı kişiler vardı. Nbette başka kişiler vardı. Bu cihazı kendi cihazlarını bağlayıp bunu kapatıp açtığınız zaman Bluetooth ile bağlanıp öyle şarkılar açtılar ki ben bir bayan olarak onları söylemeye utanıyorum. Gazze eyleminde bir kıble davası ve düşünün elin yabancıları, ecnebileri Sumud’a katılmış, gitmişler Yunanistan’da biliyorsunuz hepsi darp edildi, hakarete uğradı. Biz bütün insanlık olarak bunların arkasında olmamız gerekirken hatta insani olarak bizim emniyet güçlerimiz, jandarma güçlerimiz “Ya biz Amerika, İsrail böyleyken biz burada onların nöbetini tutamayız. Biz bu dünyaya bir daha mı geleceğiz? Allah bize hesap soracak. İnsanların yüzüne bakacak, Gazze’lilerin yüzüne bakacak yüzümüzün kalması gerekir.” diyerek burada bizim eylemlerimizin yanında olmaları gerekirken açıp cihaza affedersiniz özür diliyorum lingo lingo şişeler şarkısı ile sabote etmek, tahrik etmek için başka başka şarkılar açtılar ve burada ben dedim ki: “Biraz sonra da oyun havası açıp oynayacak mısınız?” Alaycı alaycı gülüyorlardı ve ben burada tek kişi olduğum için gerçekten hakaretlerine psikolojik olarak maruz kaldım. imer’e göndereceğim. Yüzlerini de çektim. “Ben Cimer’den bir medet umduğum için değil. Allah’tan başkasından biz medet ummuyoruz. Biz buraya gelirken Allah’tan yardım ondan bir mükafat bekliyoruz ve dedim ki Cimer de görsün emniyet güçleri kimin emniyetini sağlıyor, kimi taciz ediyor, kimi hakaret ediyor, bunu görsünler herkes diye. Ben bunların yüzlerini çekince o pis şarkıları açtılar, açtılar Cimer’e göndereceğim deyince bu sefer Esma-ül Hüsna ile ilgili bir ilahi açtılar. Bu benim daha bir zoruma gitti dedim ki bu iki yüzlükleri. Dedim ki siz Allah’tan korkmuyorsunuz, Cimer’den mi korkuyorsunuz?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz sizin kamuoyuna sunduğunuz videoları göstereceğiz. Bakalım nedir, ne söylenmiş? Sizin kayda aldığınız videoları göstereceğiz.
Fevziye Şenoğlu: “Emniyet bu cihaza bağlanıp açtığı şarkıları size dinletiyorum. Emniyetin gücü Aksa Tufanı için yapılan eyleme yetiyor. Bu kadar insanın gücü cihaza yetiyor ve İzmir’in marşlarını açıyorlar. Biraz sonra oyun havası açacaklar sanırım. Şimdi açtıkları şarkı. Sıra oyun havasında. Elin gavurları ortaya koyuyorlar canlarını. Siz de utanmadan lingo lingo şişeleri açın. Yazıklar olsun. Allah ayette diyor ki: “Herkes kendi fıtratına kendi tinetine göre hareket eder.” Demek ki sizin tinetiniz bu. Yazıklar olsun size. Mescidi Aksa’ya kurban olun. Yazıklar olsun size.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ben İçişleri Bakanlığı ile konuştum. Bu müstehcen şarkıları açmak suretiyle sizin konuşmanızı baltalayanlar hakkında soruşturma başlatılacak ve sanırım görevden alınacaklar. Böylesine korkunç bir İsrail vahşeti, Nazi vahşeti ve Filistin soykırımı konusunda açıklama yapan size yönelik bu denli gayri ahlaki inanılmaz hareketler sergileyen Bluetooth ile sizin cihazınıza girerek oyun havaları ve müstehcen şarkılar açan memurlar hakkında işlem yapılacak Fevziye Hanım bundan emin olabilirsiniz. Sayın Bakan Yardımcısı Ali Çelik şle görüştüm. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bu kadarını da görmemiştik biz gerçekten hani iktidarın Filistin konusundaki iki yüzlülüğünü, söylüyoruz ama bu kadarını da görmemiştik. Filistin konusunda bir açıklama yapılırken oyun havaları, müstehcen şarkılar açılıyor. Adana Valisi neredesin kardeşim? Adana Emniyet Müdürü neredesin? İçişleri Bakanlığı neredesin diye soruyorum size ya! Bu ne rezalettir? Kendimi şurada tutmaya çalışıyorum. O polisler de buradan bizi görsünler. Böyle bir rezalet olur mu kardeşim? Nasıl böyle bir rezalet olur ya? Bluetooth ile cihaza girip saçma sapan şarkılar açmak gibi bir şeyi devletin memuru nasıl yapar ya? Nasıl yapar böyle bir şey? Siz böyle bir şekilde görevde kalabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Kimdir o görevliler? Dün orada görev yapan insanlar kimdir ya? Böyle bir şey olabilir mi ya? Bakanlıkla görüştüm, hakkınızda derhal soruşturma başlatılacak. Böyle bir rezalet nerede görülmüş ya? 80 Bin kişi katledilmiş, bir soykırım yaşanmış, bu soykırıma karşı açıklama yapan Fevziye Şenoğlu’nun cihasına girip, müstehcen şarkılar oyun havaları açıyorsunuz ya, hiç utanmıyor musunuz ya? Gözlerime kulaklarıma inanamıyorum ya. Böyle bir şey nasıl olur ya? Gerçekten şu ana kadar kendimi zor tuttum. İnanılmaz bir şey bu. Bunu tüm kamuoyuna da bildireceğim. Adana Valisi derhal açıklama yapsın. İçişleri Bakanlığı derhal bir açıklama yapmalı. Böyle bir rezalet mümkün değil olamaz. Buradan ben bunları söylüyorum ve bu işin sonuna kadar da peşine gideceğim. Ya nasıl bir vicdansızlık bu ya? Nasıl bir vicdansızlık bu? Anlamak mümkün değil ya. Nasıl bir ahlaksızlık? Fevziye Hanım, ben gereken işlemleri yapacağım. Siz orada açıklamanızı yapın. Buna müsaade etmek mümkün değil. Defalarca da yapılmış. Son olarak dün de yapılmış. Siz orada her vatandaşın hakkı olan bir sivil toplum gösterisini ve basın açıklamasını yapıyorsunuz. Hele ki sizin yaptığınız basın açıklaması dünyanın görmediği korkunç bir soykırıma karşı bir açıklama yapıyorsunuz ve bunun karşısında sizinle dalga geçiyorlar. Alay ediyorlar. Gülerek müstehcen şarkılar açıyorlar ve bunu bir devlet memurunun yaptığını söylüyorsunuz ve bu gerçekten ispatlanırsa o devlet memurlarının görevde kalması mümkün değil. Kendilerine de buradan iletin. Bunu mecliste gündem ediyorum. Bunu İçişleri Bakanlığı nezdinde Adana Valiliği nezdinde gündem edeceğim. Hakkında soru önergileri vereceğim. Böyle bir rezalet olamaz.
Fevziye Şenoğlu: Gerçekten Gazze garip, Gazze yalnız bırakıldı ve Filistin eylemcileri olarak zaten biz çok azız ve gerçekten bu dava muhterem olduğu için onu savunanı herkesin hangi inançtan, hangi görüşten olursa olsun çok önemlidir. Bu sesin kısılması demek Gazze’nin yanında olmak değil, Amerika’nın yanında, İsrail’in yanında olmak demektir. Biz bunların gerçekten madem eğer ki bu polisler münferit olarak yapıyorsalar, amirler münferit olarak yapıyorsalar, bunlar kendi bakanlıklarından, kendi genel müdürlüklerinden bağımsız olarak mı yapıyorlar, bu kadar rahatlar mı? Bu rahatlığı nereden buluyorlar? Aylardır bize aynı şeyi yapıyorlar. Biz bunları Allah’a havale ediyoruz. Allah en güzel hesap görücüdür.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz konuyu takip ediyoruz. Bu benim kesinlikle kabul edebileceğim bir durum değil. Gereken tüm işlemleri başlatıyoruz. Soru önergemi veriyorum. Bir milletvekili olarak bakanlıkla görüştüm, görüşeceğim. Tüm yazılı işlemleri de yapıyorum. Sizi orada yalnız bulup bu tür gayri ahlaki işlemler yapan kişiler bir devlet memuriyetinde çalışamazlar. Mümkün değil. Sonuna kadar takipçisiyim. Oradakiler de duysun beni.
Sevgili arkadaşlar durum böyle. Türkiye’de bu rezaletler var. Bunu da gördük. İnanılmaz gözlerime inanamıyorum. Filistin vahşeti karşısında duyarsız kalabilirsin en çok. Bu da eleştirilir ama kalkıp Filistin vahşetini anlatırken tek başına kalmış bir kadınla alay etme cüretini gösterebiliyorsanız el insaf diyorum ya. El insaf . Bu iktidarın memurları bunu da mı yaptı diyorum! Son derece ciddi bir iddiayla karşı karşıyayız. Ben bunu kabul edemiyorum ve gereken işlemleri başlatıyorum. Tüm gücümle de bu konunun sonuna kadar da takipçisiyim arkadaşlar. Mümkün değil ya. Bir şeyle belki hani birileri alay edebilir, o da çirkindir ama bir soykırım meselesi çocukların, bebeklerin kanlar içinde parçalandığını siz anlatırken birileri kalkıp sizinle alay edip müstehcen şarkılar açıyorsa bu korkunçtur, insanlığın dibe vurduğu anıdır arkadaşlar ya. Olacak bir iş değildir.
Konuyu takip edip sizi bilgilendireceğim. Haftaya, salı günü saat 21.00’da tekrar birlikte olacağız. Hepinize hayırlı akşamlar efendim, hoşça kalın.


























Yorumlar