23 Temmuz 2024

ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile yaptığımız programımıza bugün de başlıyoruz.

Değerli izleyenler bugün konuklarımız var ve haksızlığa uğradıklarını söylüyorlar, yakınlarının mahpus olduğunu ve haksızlığa uğradıklarını söyleyerek bize başvurdular.

Nuriye Gülmen, yüz binlerce kişinin haksız, hukuksuz, zalimce bir Bakanlar Kurulu kararı ile hiçbir yargı işlemine tabi tutulmaksızın bir gecede işten atıldığı kararlara karşı ilk direnişi gerçekleştiren hanımefendi, bir akademisyen kendisi aynı zamanda ve şu anda o işinden olmasa belki öğrencilerine ders anlatacaktı ve ülkeye faydası olacaktı fakat onu engellediler, haksız, hukuksuz bir şekilde işinden ihraç ettiler, ailesini etkilediler, annesini, babasını, kardeşlerini etkilediler. Özel ve toplumsal yaşamını etkilediler. Sadece kendisini değil yüz binlerce kişi etkilendi. Yargısız infazlar ile ihraç edilen insanlar yargısal yollara başvurdu fakat aradan 8 yıl geçmesine rağmen halen hukuki bir açılım yok halen bu zulüm devam ediyor. Zulme karşı sesini çıkartanların da kafasına tokmak indiriliyor, haksız hukuksuz kararlar ile işinden atılıp bir de zindanlara atılıyor.

Bu kararı uygulayanlar başta Recep Tayyip Erdoğan ve o günün Bakanlar Kurulu, bugünün Bakanlar Kurulu, aradan geçen bir sürü Bakanlar Kurulu hiçbiri de kalkıp “Biz büyük bir hata işledik, bu insanlara yargısız infazlar yaptık. Darbeci muamelesi yaptık. Vatan haini muamelesi yaptık, terörist muamelesi yaptık. Bunu yanlış yapıyor olabiliriz.” Demedi aksine işten attıkları yetmediği gibi bir de cezaevlerine attılar, ağır cezalar verdiler. “Süründüreceğiz onları, ağaç kabuğu, kökü yesinler, aç susuz kalsınlar, nesillerini bile kurutalım.” Dediler. Bunları dediler! Bunlar kayıtlıdır her yerde. Sadece bir işten atma olayı değil. “Seni işten attım ama tüm medeni hakların var.” demiyor, “Seni işten attım, senin tüm medeni, vatandaşlık haklarını elinden alıyorum seni süründüreceğim, aç susuz bırakıp yurt dışına çıkışını engelleyip pasaportunu iptal edeceğim. Seni tasfiye, imha edeceğim.” Dediler o yüzden basit bir hadise değil, işten atma hadisesi değil. Yıllardır bunu söylemek istiyoruz insanlar anlamıyor. “Devletin canını sıkmışsınız işten atmış ne büyütüyorsunuz?” diyerek geçiştirilecek bir şey değil ortada bir tasfiye sadece o kişiyi değil tüm akrabalarını, sosyal çevresini, tüm hayatını etkileyecek tarzda bir zalimlik, vicdansızlık haksız uygulama var. Tüm bunlara karşı hem kendi şahsı için hem de yüz binlerce insan için direnen bir kişi vardı, bu kişi aylar geçtikten sonra “Böyle olmaz.” Dedi, yanındaki arkadaşı ile beraber Yüksel Caddesi’nde oturmaya, açlık grevi yapmaya başladı. “Ben her şeyim ile bu zalim karara direneceğim.” Dedi. Yanında çok fazla kimse yoktu fakat azimle, irade ile direndikten sonra sesi Türkiye çapında, dünya çapında yankılanmaya başlandı. Başarılı olmuştu, sesini duyurmuştu, inatçı ve iradeli bir eylemciydi, kimseye zarar vermiyordu, kendi vücuduna, nefsine zarar veriyordu, isteklerini gemliyordu, yemiyordu, içmiyordu fakat hak, hukuk, adalet için bir gayret içindeydi. Akabinde kendisi ile ilgili bir komplo düzenlendi. İdil Kültür Merkezi’nde otururken bir baskın sonucu “Bir flaş bellek bulduk. O bellekte birtakım konuşmalar var.” denildi, gürültülü “Vay teröristleri yakaladık” medyatik bir operasyon ile, bu tip operasyonların ardından medyatik gürültü, toz duman koparılır ve Nuriye Gülmen “Büyük teröristmiş” arkadaşları ile neler planlıyormuş gibi bir hikaye oluşturdular. Sonrasında flaş bellek ile ilgili araştırmalar yapıldı ve bu flaş belleğin Adli Tıp Kurumu tarafından sahte olduğu, içinin bir şekilde doldurulduğu ortaya çıktı ve bununla ilgili gelişmeler yaşandı. Bu süre zarfında Adli Tıp Kurumu kararı çıkmadan, Nuriye Gülmen’e 10 yıl ceza verilmişti. Olacak bir şey değil. Delil ile ilgili bir iddianın ne olup olmadığı önemli bir kurum tarafından netleştirilmeden karar çıktı. Tüm bunlara karşı ailesi itiraz ediyor duyarlılık oluşturmaya çalışıyor ve Nuriye Gülmen Silivri Cezaevi’nde yatıyor, yakınları da hakkın hukukun ortaya çıkması için gayret ediyor. Şaban Gülmen Kütahya’dan geldi, Nuriye Gülmen’in babası ve kız kardeşi Beyza Gülmen bizi ziyaret ettiler ve dediler ki: “Biz uğradığımız haksızlığı size anlatmak istiyoruz.” Ve biz de dinledik kendilerini yayınımıza aldık.

Şaban Gülmen; 3 tane kızım var. Nuriye Gülmen açlık grevi nedeniyle gözaltına alındı. Bahaneler ile suç unsuru yapıştırılmaya çalışılıp belirli bir zaman dahilinde tutukluluk süresi devam etmekte ve bu bizi üzmekte çünkü eldeki verilere bakıldığı zaman mahkeme delil olmadan sahte deliller ile ceza-i müeyyide uygulanmış, bu ceza-i müeyyidenin kaldırılmasını ve kızımın serbest bırakılmasını istiyoruz aile olarak. Emniyet tarafından baskı altında kalıyoruz. Polisler evimize geldiklerinde; “Sizin evinizi darmadağın ederiz, yakarız, yıkarız.” Dediler. Kızımın Ankara Caddelerinde AKP aleyhinde demeç vermemeleri karşılığında serbest bırakılacağını söylediler, açlık grevi yaptığı zaman oldu bu. Ankara’ya gelerek kızıma aktardım. “Evimize polisler geldi.” Dedim. Bana; “Baba senden önce bana geldi polisler. Bana da söylenen bu; AKP aleyhinde caddelerde bir açıklama yapmaması karşılığında serbest bırakılacağını söylediler.” Kızım itiraz etti. “Baba eğer suçum varsa beni dışarı çıkartamazlar suçum varsa içeride tutamaz.” Dedi ve teklifi kabul etmedi. Soruyoruz; elde sahte delil ile tutukluluk süresi 4 yıldır süren kızımın 10 yıl ceza almasını benim aklım ermiyor. Adil bir şekilde yargılanmadan nasıl böyle bir ceza verilir? Cinayetten farkı var mı bunun? Koskoca bir aileyi yok etme yoluna gidiyor. Biz intihar etmedik ama intihar edenler çok. KHK ile işlerinden atılanlardan intihar olayları var. Bunun müsebbibi bu çocuklar değil. Yönetenler düşünmüyorlar! Yapılanların adil olmadığını belki de onlar da biliyorlar ama Nuriye Gülmen’i açlık grevi yapıp Türkiye çapında olayların genişlemesini engellemek için bunu bahane ederek tutukladılar. Kızımın bir an evvel adil yargılanmasını, dosyanın Yargıtay’a gittiğini, rapor çıkmadan bu cezanın nasıl verildiğini anlamadık. Biz adalet istiyoruz. Kızımın suçsuz olduğunu biz biliyoruz ama AKP hükümeti bugün olayların gelişmesini engellemek için bunu yapıyor. Türkiye çapında yayılmasın, kendilerine bir zarar gelmesin, iktidarı kaybetmeyelim, benim anladığım bu. Bunu ben basın yayın çok insanlar aynı fikirdeler ama AKP bildiğini okumaktan adil davranmamakta. Kızımın bir an evvel serbest bırakılmasını istiyorum. Adil yargılansın cezası neyse çeksin biz bunu kabul ederiz ama adil yargılanmadan, keyfi idare ile bu işi yürütmenin adil olmadığını herkesin bilmesini istiyorum. Bir an evvel kızımın adil yargılanıp serbest bırakılmasını istiyorum.

Şaban Gülmen: KHK ile ihraç, ardından cezaevine atma, Nuriye Gülmen’in kendisini ve sizi, eşinizi, çocuklarınızı madden manen nasıl etkiledi?

Beyza Gülmen : Ben emekliyim, küçük kızım üniversitede okuyor. Emekli bir insanın aldığı bir maaş ile İstanbul’da Bursa’da Ankara’da mahkemelere girdik. Buralarda sürünüyoruz. 1 ay mahkeme neticesinde Ankara’da, Bursa’da, İstanbul’da kalıyorsun. Bunlar hep maddi sorun. Etkilememesi mümkün değil. Geçim derdinde olan bir insanın katlanması zor ama Allah’ın verdiği irade ile biz bu işi daha zor durumlara düşmeden atlatmak istiyoruz. Beyza Gülmen’in elinde evraklar dosyalar var.

Beyza Gülmen ; Nuriye Gülmen’in kardeşiyim. Ablam bir akademisyen, ihraç edilmeden önce Osmangazi Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışmaktaydı. Ablam ne yaptı? Neden ihraç edildi? Ablam hakkını, hukukunu arayan aydın bir insandı. Berkin Elvan için, Ali Korkmaz için adalet istedi, Eğitim Sen’in basın açıklamalarına katıldı ablam bu yüzden ihraç edildi OHAL sürecinde KHK’lar ile. İhraç edildikten sonra ablam da adalet istedi. “Ben suçsuzum ve bunu hak etmiyorum.” Dedi. Bir insan bir gecede hiçbir gerekçe gösterilmeden, ablam 30 küsur yaşındaydı. “Emeğimi bir gecede elimden alamazsınız.” Diyerek Yüksel Caddesi’nde elinde “İşimi geri istiyorum.” Dövizi ile oturma eylemi başlattı. Daha sonra da açlık grevi yaptı çünkü tüm hukuk yolları kapalıydı. İnsanlar yıllardır çalıştı işyerlerine giremediler, yargıya başvurmak istediler, mahkeme yolu aramak istediler mahkeme yolu kapalıydı, ablam için de geçerliydi aynı şey. Hakkını nasıl arayacak bu insanlar? Mahkeme yolu kapalı. İnsanlar okullarına alınmıyorlar aileleri telefonlarını açmıyorlar. Bir sürü insan intihar etti, Sevgi hemşire de bunlardan biriydi. Neden intihar etti Sevgi hemşire? Çünkü arkadaşları ona geri dönmüyordu. Yani kimse yüzüne bakmıyordu. İşinden atılmışlardı karı koca. Lojmanda oturuyorlardı. Sağlık Bakanlığı’nın lojmanlarında. Orada da oturamadılar. Temizlik görevlisi olarak çalışmaya başladılar ve Sevgi hemşire mesela 3 çocuğunu geride bırakarak en küçüğü 9 aylık olmak üzere intihar etmişti mesela. Birçok insan bunun gibi birçok şey yaşadılar yani biz de öyle ve hala babam bahsetmedi ama yaşamaya devam ediyoruz yani. Yaftalanmaya, işaretlenmeye işte KHK’lı olmaya, ablam da biz de “terörist” olmaya onların AKP’nin gözünde devam ediyoruz ve ablam terörize edildi. Açlık grevinde de, açlık grevi sürecinde de daha sonrasında da terörize edildi. Ben o zamanki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ablam hakkında konuşmalarını dinledim. Tanık oldum daha doğrusu. İşte “Nuriye Gülmen suç makinesi inanmayın o bir akademisyen değil.” diye. Biz biliyoruz yani ablamın ailesiyiz. Ben kardeşiyim. Benim ablam suç makinesi değil. Bir aydın, akademisyen bir insan ve sadece emeğini geri istemişti sonra başına da gelmeyen kalmadı. Ankara’da zaten açlık grevi yaptığında yapmaktan yargılandı zaten. Ondan da bir ceza aldı. Daha sonra 2020 yılında tekrar gözaltına alınıp tutuklandı ve bu seferde yine siz de söylediniz zaten konuşmanızın başında. Yine o zaman basın devreye girdi. Yazılar yazıldı. “Nuriye Gülmen teröristtir. İşte terör yuvasında bulunmuştur. Şöyle böyle.” Cem Küçük televizyona çıktı. Biz yine babam da şahittir. Denk geldik. Televizyonda izledik. Şuna tanık olduk evde. Cem Küçük diyordu ki: “Nuriye seni orada çürüteceğiz çıkartmayacağız seni oradan.” diyor. Cem Küçük kim mesela? Bunu nasıl söyleyebiliyor? Bu ülkede hak hukuk adalet yok mu? Cem Küçük’ün bunu söylemeye ne hakkı var? Bu ülkede hak, hukuk, adalet yok mu? Elbette yok. Ablam böyle hedef gösterildikten sonra yargılandı. Tekrardan yargılandı. Aynı iddialarla yargılandı. Birincisi açlık grevi yapmak, ikincisi de adalet arayan, adaletsizliğe uğrayan bir şekilde ailenin yanında olmak. Tek suçlandığı şey bu. Emine Yaşar için adalet istemek, Soma katliamı için adalet istemek, Murat Oğraş babası, Burak Oğraş’ın babası onun için adalet istemek, Diyarbakır’da katledilen anne için adalet istemek, istediği için yani ablam yargılandı ve bir dijital delille yargılama aşamasında yanındaydım. Bu delil incelenmeden, sadece bir dijital delil ile başka hiçbir sonuç gerekçe gösterilmeden ablama 10 yıl hapis cezası verildi. Sizin de söylediğiniz gibi bir ATK sonucunun gelmesi bile beklenmedi. Hiçbir şey beklenmedi. Ablam tutuklandığında bu dijital delil dosyada yoktu. Ablam kaçma şüphesiyle herkesin şu an bugün tutuklanabileceği bir gerekçeyle tutuklandı. Kaçma şüphesiyle, delil karartma şüphesiyle tutuklanmıştı. İlk yargılama başladığında iddianamenin anayasaya aykırı olduğunu söylediler. Fakat bu iddianame ile yargılama devam etti. Daha sonra savcılık dosyaya gönderdi bu dijital materyali. Mahkemede bir şey bulmuş gibi hemen cezayı verdi bu dijital üzerinden. Bununla ilgili de hukuksuzluklar var elbette. Öncelikle Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre bir eşleşmeye rastlanmadı. Yani dijital delilde iddia edildiği gibi bir yazışma olmadığını kendisi, burada da Adli Tıp Kurumu bunu söylüyor. Bu dijitalde sadece ablam yargılanmadı. Başka bir mahkeme bunu incelemek istedi ve bu şekilde birtakım imaj raporu ortaya çıktı. Yani imaj raporu nedir? Bu bir dijital delilin kopyası gibidir ve emniyette yapılıyor bu işlemler. Bununla da ilgili bir hukuksuzluk var. Bu gayet şaibeli bir materyal. Bu hukuksuzluğu da hemen anlatayım. Materyalin 14 Ekim’de ele geçirildiği söyleniyor. Ama imaj raporunun 13 Ekim’de emniyet tarafından yapıldığı söyleniyor. Yani 14 Ekim’de ortaya çıkan bir dijitalin 13 Ekim’de bununla ilgili de bir rapor var. Bunların hepsi belgeli ve mahkemelerin kendi arayıp bulduğu belgeler. Bunların hiçbirini biz bir yerden bulup mahkemeye sunmadık.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sorulunca da polis: “Yanlış tarih atmışım.” Diyor öyle mi?

Beyza Gülmen: Evet. Bunun da belgesi var. Polis memuru diyor ki çünkü bunu biz soruyoruz yani biz sormasak daha doğrusu imaj raporu 13 Ekim’de diye ortaya çıkınca birden kendisi geliyor bu arada hatırlıyor buna yanlış tarih attığını ve diyor ki: “Ben buna yanlışlıkla bu tarihi attım.” Böyle bir şey söylüyor. İfade veriyor ve bizim avukatımız da dedi ki, biz bilmiyoruz bu şeyler nasıl oluyor, dijital deliller nasıl inceleniyor, polis memuru beyler gelsinler, nasıl yaptılar, kendileri anlatsınlar. Bu da kabul edilmedi. Tanık dinlenmek istedi. Direnişler Meclisi’nde ablamın katıldığı basın açıklamalarıyla ilgili. Bunlarla ilgili tanık da dinlenmedi. Yani mahkeme adil olmayan bir şekilde ablama 10 yıl hapis cezası verdi. Delili bile incelemeden 10 yıl hapis cezası verdi ve şu an Yargıtay’da 2 yıldır Yargıtay’da ve babamın da söylediği gibi biz adalet istiyoruz. Ablam adil yargılanmadı. Bu direnişin intikamıdır. Ablam bir direniş başlattı. Babamın da söylediği gibi. Bunun intikam faturası ablama kesilmek isteniyor ve biz bir şeyler yapmazsakta, bir kamuoyu oluşturmazsak da kesilecek. Bu basit, bu kadar net bir şey yani Yargıtay tarafından da onanacak bu mahkeme kararı. Bu yüzden elbette ki çağrım bu konuda kamuoyunun duyarlı olması videolar paylaşabilirsiniz ablamın.

Şaban Gülmen; Yani bir de Yargıtay’ın da dosyayı mutlaka incelemesi gerekiyor. Yargıtay dosyayı incelemeden eğer karar verecekse bu ne adil olur? Ve bunun da siyasi olduğu her şekilde anlaşılır. Yani mutlaka ve mutlaka mahkeme kararlarının adli tıp kurumu raporunun incelenmesi gerekiyor. Öyle incelemeden, adli tıp kurumu raporu çıkmadan ceza vermek aklı mantığa zaten aykırı. Bunun mutlaka ve mutlaka Yargıtay tarafından incelenmesini istiyoruz.

Beyza Gülmen : Evet, ablamın tekrar adili yargılanmasını, cezanın bozulmasını ben eminim bozulacaktır. Ve serbest bırakılmasını istiyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Peki Nuriye Gülmen kaç yıldır cezaevinde?

Beyza Gülmen :4 yıldır.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sağlık durumu, psikolojisi nasıl?

Beyza Gülmen : İyi. Yani sağlık durumu ile ilgili elbette açlık grevi yaptığı için ufak tefek sağlık sorunları yaşıyor. Elbette. Kas sorunları, kan sorunları gibi. Çünkü sonuçta hapishanede bu insan 4 yıldır. Kan değerleriyle ilgili sorunlar yaşıyor. Yaşamakla birlikte morali gayet iyi. Kendisi de bir mektubunda bahsetmişti zaten. “Adaletsizlik yakıcı olsa da direniş, direnmek, umut etmek, umutlu olmak iyi geliyor.” demişti. Bu açıdan morali gayet iyiydi. Ama elbette ki kendisine yapılan adaletsizliğin son bulmasını istiyordu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Konu genel olarak özetlendi. Nuriye Gülmen yıllardır uğradığı işinden ihraç edilme zulmünden sonra şu anda da özgürlüğünün gasp edilmesi zorunluğuyla karşı karşıya ve dört duvar arasında yıllardır. Neden? İtiraz ettiği için. Yani haksızlığa itiraz ettiği için bunlar yapılıyor. Bir kişiyi öldürmedi, gasp yapmadı, hırsızlık yapmadı, milletin malını yağma talan etmedi, kimseye hakaret etmedi. Ancak “Sen niye haksızlığa karşı direndin? Sana bir komplo yapalım da gör gününü.” denildi ve böyle dört duvar arasına atıldı.

Biz konuyu gündem ettik, takip edeceğiz. Babası Şaban Bey ve kız kardeşi Beyza Hanım konuyu anlattı. Konuyu Meclis’te de gündem edeceğiz ve sesimizin yükseldiği her yerde de gündem edeceğiz. Kendilerine teşekkür ederiz. Bugün geldiler. Bize konuyu ilettiler. Biz de zaten konuyu takip ediyorduk. Nuriye Gülmen’in uğradığı bu haksızlığı bu sefer de ÖFG TV programımızda gündeme getirmiş olduk.

Şaban Gülmen; Haksızlığa siz de karşısınız. Biz çok memnun olduk. İnşallah bu kızımın almış olduğu cezanın bir an evvel kaldırılması ve hayatını dışarıda geçirmesi için inşallah bunu biz devletten bekliyoruz. Adaletten bekliyoruz. İnşallah olur diyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Umarım aradığınız adalete kavuşursunuz. Nuriye Gülmen ve siz.

Evet değerli izleyenler bu hafta da programımızı burada bitiriyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da tekrar buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar hoşça kalın.

Yorumlar