30 Eylül 2024
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Bu hafta konuğumuz haklarını arayan işçiler. Onlar şu anda yürüyorlar, hakları hukukları için ve bir mücadele içindeler. Fernas işçileri geçtiğimiz günlerde Ankara’ya geldiler eylem yapmalarına müsaade edilmedi. Onlar niye yapmak istiyordu? Çünkü çalıştıkları yerde hakları çiğneniyordu, ücretleri ve diğer muadillerine göre azdı. Normal bir hak talep ediyorlardı. Tekrar Soma’ya gittiler ve patronun adım atmaması nedeniyle tekrar Soma’dan Ankara’ya doğru yürüyorlar. Şu anda Mert Batur Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı ve arkadaşları Soma’dan Ankara’ya yürüyorlar, Sivrihisar civarına ulaştılar. Yolları açık olsun fakat biz kendilerine bağlanarak durumlarını soralım. Neden yürüyorsunuz Mert Bey?
Mert Batur: Soma’da Fernas İnşaat’a ait maden ocağında sendikamıza üye olduğu için işçi arkadaşlarımız atıldılar. Bununla başlayan eylem sürecinde, ilgili iş yerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine dair eksiklikler aynı zamanda ortalamadan 10-12 bin daha düşük ücret verilmesi talebi de eklenerek 3 temel talep ile direnişe başladık. Bütün yolları denedik, her yoldan kendisi ile görüşmeye çalıştık, birçok eylem yaptık ve nihayetinde halen sonuç elde edemediğimiz için 6 gün önce Soma’dan Ankara’ya doğru bir yürüyüşe başladık.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Mert Bey, patronunuz kimdir? Kamuoyu tanısın!
Mert Batur: Kendisi Fernas Şirketi’nin ismi ile Ferhat Nasıroğlu AKP Batman Milletvekili aynı zamanda. 50’den fazla şirket var belki. Enerji, turizm, maden birçok iş kolundan şirketler var. kendilerinin deyimi ile binlerce, belki on binden fazla işçi çalıştırıyorlar ve nihayetinde bütün bu standartlara sahip olmasına rağmen basit sendikal, ücret taleplerini ve çok önemli olan işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair talepleri bugüne kadar görmezden geldi. Kendisi de yanlış bilgilendirilmiş olabilir. Kamuoyuna; buradaki işçilerin sendika sebebiyle işten atılmadığını iddia etti. Halbuki bizim elimizde buna dair ses kayıtları da var bunları da yayınlamıştık. Sözüm söz kaldığımız noktada artık vekilleri aradan çekip asıllar olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı hafta orada olmaya karar verdik ve yolculuğumuza başladık 6 gündür yollardayız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kimler ile beraber yürüyorsunuz? Kaç kişi var?
Mert Batur: 40’tan fazla madenciyiz. Burada bu kadar sayıdayız çünkü aynı zamanda şirket önünde de direnişe devam ediyoruz. Şirket önünde nöbetteyiz. Şirket önünde de nöbete devam ediyoruz. 26 Ağustos’tan itibaren 7/24 direnişimiz var. Çadırlarda, yollarda kalıyoruz ama bu yine de işyerindeki çalışma koşullarından daha iyi koşullardayız. Bu halimiz ile en azından güvendeyiz çünkü içerideki işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine dair neredeyse 0 noktasında bir işletme ve bunlar düzelmediği sürece de çok ciddi bir can riski var. arkadaşlardan işten kaçınma haklarını kullanarak bu direnişe başladılar ve bura ile ilgili tüm başvurularımıza rağmen hala bir kamusal denetim mekanizmalarından işçi arkadaşlar neden burada eylem yapıyorsunuz? Burası çalışmaya uygundur.” Diye bir cevap henüz gelmiş değil Ferhat Nasıroğlu’ndan. Direnişin en temel taleplerinden biri karşılanmadan dönüş yok.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz durumunuzu Meclis’te basın toplantımızda gündeme getirdik ve Çalışma Bakanlığı’na yazılı soru önergesi ile durumunuzu ilettik. Hatta patron Ferhat Nasıroğlu’na da ulaşıp bu konuda bir çözüm peşinde olduk fakat sanırım görüşmelerden ve uzlaşmadan kaçıyor. Mert Batur ve arkadaşları yolda. Konuyu Meclis’te gündeme getirdik, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili hususlarda iyileşme bekliyorlar. Ücretlerde diğer firmalar ile benzerlik istiyorlardı ama patron Ferhat Nasırıoğlu direniyor ve işçilerin hakları konusunda bir uzlaşmaya yanaşmıyor işçiler de işyeri önünde eylemlerine devam ediyorlar. Yağmur, çamur demeden yollarda yürüyerek Ankara’ya geliyorlar çünkü Meclis açılıyor ve madem sorunlar gündeme getirilmiyor, biz de milletvekilleri yerine milletin aslı olarak yola çıktık geliyoruz diyorlar. Görüntülerde işçilerin hangi ortamlarda çalıştığına dair video kayıtları var. kolay ortamlar değil. Suyun içinde çalışıyorsunuz, maden işi yapıyorsunuz, zor işler bunlar. Madende her türlü risk var. Grizu patlama riski var ve arkadaşlarımız zor şartlarda çalışıyorlar. Bunlara rağmen haklarının verilmediği ile ilgili bir durum var. kaç gündür bu mesele ortaya çıktı? Detaylı bir şekilde neler istiyorsunuz? Patron şunları yaparsa uzlaşırız ve anlaşırız dediğiniz noktalar nelerdir?
Mert Batur: Yolda olduğumuz için internet sıkıntıları yaşayabiliyoruz. Burada işçilerden oluşan bir heyet ile Fernas yetkilileri ya da Ferhat Nasıroğlu arasında bir görüşme yapılırsa bir milletvekili olarak sadece patron değil, işçi sağlığı ve iş güvenliği kanundan kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmiyorum diye cevap vermeyecektir. Önlemleri alması, denetimi bağımsız kabul etmesi ve “İşçilerin çalışmasında risk yoktur.” İfadesinin geçmesi. İşçilerin sendikaya üye olma hakkının ifade edilmesi. Milletvekili olarak anayasa, yasaları korumak, halkın yararına gerekiyorsa değiştirmek gibi fiilleri var. Soma havzası çok riskli bir çalışma alanı. Çok fazla sayıda madencinin çalıştığı bir yer. Ekonomik durumu da ortalama bir madenci maaşı üzerinden belirleniyor. Kira da yemekte kırtasiye de buna bağlı. 4-5 büyük firma var, Fernas’ta bunlardan bir tanesi. Diğerlerindeki kadar ücret talep ediyor fazlasını talep etmiyorlar. İyileştirme halinde ortada 36 gündür direnmesine sebep olacak, 6 gündür yüzlerce km yol yürümesine sebep olacak herhangi bir uzlaşmaz bir durum yok ama bugüne kadar kendisi ne bize doğrudan ne de aracılar yolunda uzlaşma mesajı göndermedi yaptığı açıklamada işçi arkadaşlarım iş güvenliğine uymadığı için atıldığını iddia etti ama arkadaşlarım yıllardır burada çalışıyorlar tutanak bile yok. Soruşturma bile yürütülmemiş tedbire uymadığına ya da başka şeye ilişkin. İlk çıkartılan arkadaşların çıkış kodları 4 ( İş verenin herhangi bir sebep bildirmeden iş sözleşmesini fes ettiği koddur) ve kıdem ve ihbar tazminatlarının verilmesi gerektirir ancak çıkartılan arkadaşların kodu 4 olarak görülmesine rağmen disiplinsizlik tedbirsizlik kodu görünmemesine rağmen tazminatları verilmedi ve arkadaşları sahip çıkıp direniş başlattığı için. Bir milletvekiline yakışmayan davranışlar. Her partiye oy vermiş arkadaşlar var. Halkta destek veriyor. Kendi oy verdikleri partileri arıyorlar. AK Parti ve MHP’ye oy vermiş arkadaşlar dönüş alamıyorlar buralardan. İşçi kimdir, yurttaş kimdir diye bunları sorgulamaya sebep oluyor. Onlarca kez gözaltına alındı tüm arkadaşlar. İlk gün 70 kişi gözaltına alındı 26 Ağustos’ta. İş yerinin yaptığı şikayet ile gerçekleşti. Gözaltı kararı verilmeden gözaltına alındılar. İfadesi alınmadan serbest bırakıldı bir kısmı. Saldırgan bir tutum ile karşılaştılar. Defalarca kez yolları kesildi. Fernas Holding’in önüne gitmek isteyenler gözaltına alındı. Bu arkadaşlar hakkında onlarca kez bu kararlar verilebiliyor fakat sendikaya üye olduğu için iş yerinden attığını söyleyen iş yeri müdürü Serkan Güncü ve iş veren vekili olduğu için iş veren Ferhat Nasıroğlu hakkında TCK 188’e dayanarak şikayetlerde bulundular. Sendikal baskıya 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ön gören madde için. İşlem başlatılmadı, kalem oynatılmadı. Bakanlığa başvurular yapıldı. Ciddiyet ile adım atıldığına dair bilgi bize gelmedi. Bazılarının şikayetleri bildirimleri daha önemli. Nasıroğlu’nu değerli yapan birikimi sağlayan arkadaşların talepleri ve şikayetleri hiçbir mekanizma kurum kişi tarafından ciddiye alınmadı. Bu arkadaşlar da o zaman; “Biz yurttaş değiliz.” Noktasına geldiler. Bu yürüyüş iki şeyin yürüyüşü; birincisi Fernas işçilerinin talepleri kabul edilsin yürüyüşü. İkincisi; Eğer yasalar uygulanmayacaksa bu yasalar kaldırılsın, gerçeklik neyse, kölelik koşulları neyse “Biz kölelik istiyoruz.” Diye yasalar çıkartsınlar bizim de gücümüz ne kadar yetiyorsa direnelim. Hem yasa hem kanun mahkemeler olacak ama hiçbiri işçini hakkını vermeyecek! Bu koşulda yurttaşlıktan bahsedilemez. Ya onu yapacaklar haklarımız varsa uygulayacaklar ya da haklarımız yoksa bu yasaları kaldırsınlar. Açık olsun istiyoruz. Ankara’ya vardığımızda Meclis önüne gidip bunları anlatıp çözüm noktasında açık olduğumuzu ifade edelim.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz Ankara’ya geldiğinizde Meclis önünde ziyaret edeceğiz. Umarım hakkınızı Meclis önünden haykırırsınız. Bir hak talebi var ortada. Biz bir insan hakları savunucusu olarak işçi sağlığı iş güvenliği ile ilgili konuları yakından takip ediyoruz. Avrupa’da ilk sırada olduğunu biliyoruz. Fabrikada hangi hususlara dikkat edilmiyor? Neye itiraz ediyorsunuz?
Mert Batur: Bu konu çarpıcı bir konu. Çalıştıkları koşullar normal gibi anlatılmış ki kamuoyunun tepki göstermesi sıkıntı olduğunu teyit etti. Burası hazırlık aşamasında maden tünellerde çalışılıyor. İçeride hem suyun tahliyesine dair çalışma var hem de yüksek elektrik kullanımı var. arkadaşlar boğazlarına kadar suyun içinde çalışıyorlar aynı ortamda yüksek voltajlı elektrik tesisatları da çalışıyor. Bu kabloların güvenliği olduğunu iddia ediyorlar en ufak kaçak ihtimalinde yüzlerce işçinin ölümü anlamına gelir. Bu tüneller 6 metreye kadar tüneller ve burada basit emniyet kemeri verilmiyor, emniyet kemeri olsa dahi bağlanacağı halat yok. Hiçbir uygun iş kıyafeti yok. Kimyasalla çalışma da var, eldiven, gözlük, maske ekipmanı iş yeri tarafından sağlanmıyor. Arkadaşlar talep ettiğinde; “ Gidin kendiniz alın.” Deniliyor. Bütün iş yerleri sıkıntılı olabilir ama maden ocakları çok riskli, ağır bir çalışmayı gerektirir. Bu ciddiyetsizlikler toplu ölüm riski doğurur. Ferhat Nasıroğlu’nun sahip olduğu Fernas ile Koç, Sabancı gibi büyük şirketlerin ortaklıkları var. TÜSİAD üyesi, doğal olarak buralarda adım atılmalı çünkü toplu ölüm riskine ortaklık olmaz diye ortaklarını uyarmak için eylemler yaptık. Arkadaşların kaldığı yerler var ve buralarda tahtakurulu yataklar var çürük yemekler veriliyor onları başka işletmede iflas sebebi olacak. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerindeki temel eksiklikler sebebiyle. Yer altında kullanılması yasak olan benzinli ya da dizel araçlar var. dizel araçların yarattığı egzoz ve ses arkadaşların sağlığını doğrudan etkiliyor. Kullanılması da Çalışma Bakanlığı’nın yönetmeliğinde yasaklanmış ve denetime tabi tutulmuş ama denetimler birçok işyerinde olduğu gibi belli dönemlerde yapılıyor ve şirketin haberi oluyor. Denetim ihtimaline karşı hazırlık yapılıyor. Çalışan işçiler hangi konularda yalan söylemeleri gerektiğine dair bilgilendiriyorlar. Çalışmaya uygun olmayan koşullardaki araçlar yer üstüne çıkartılıyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Mert Batur ve arkadaşları şehirlerarası yolda yürüyorlar. Allah yardımcıları olsun, 6 gündür yürüyorlar. Oldukça vahim işçi sağlığı ve iş güvenliği ihmaller olduğu anlaşılıyor. Yapım aşamasında bir maden.
Mert Batur: Milletvekillerine yönelik çağrımız var; 600 milletvekili var ve biri Ferhat Nasıroğlu. Geriye kalan 599 vekile sesleniyoruz; bir milletvekili kendi konumundan kaynaklanan ayrıcalıklarını vekili olduğu halkı bu koşullarda sömürmek için kullanmamalı ve bir milletvekili yasa yapma kudretine sahip! Yasayı değiştirme kudretine sahip aynı zamanda işyerinde de yasayı çiğneme kudreti istiyor. Buna hakkı olmadığını düşünüyoruz doğal olarak Ankara’ya doğru gelen, millet meclisine doğru gelen ve daha önce yaklaştırılmadığı bilinen madencilerin 599 vekile çağrısıdır; bizim yanımızda olun, Ankara’nın girişinde, Ankara’da meclisin önünde yanımızda olun ve o güne kadar, çarşamba gününe kadar, Ferhat Nasıroğlu ile biz daha doğrudan hiçbir iletişim kuramadık. Ama muhtemelen milletvekillerinin kendisine ulaşması daha kolaydır. Onu arayın, sorun. Size verdiği cevapları kamuoyuyla paylaşın, bizimle paylaşın. Yani sen bu sorunu niye çözmüyorsunun cevabını gerçekten biz de duymak istiyoruz ve 36 gündür bizi takip eden kamuoyunun da bilmeye hakkı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü burada iki yönlü bir eşitsiz ilişki var. Hem işçi işveren arasında hem de asıllar ve vekil arasında eşitsiz ilişki var. Bunu tamir etmek, düzeltmek isteyen bütün kurum ve kuruluşların, bütün şahısların bu meseleyi çözümü için inisiyatif geliştirmesini talep ediyoruz. Sizin aracılığınızla onu da duyurmuş olalım.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz zaten aracı olmaya çalıştık. Ferhat Bey’i de aradık. Sorunun çözümü konusunda ve uzlaşı noktasında da yardımcı olmak istedik. Fakat kendisi bize dönüş yapmıyor. Ferhat Bey işçilerin hakkı hukuku konusunda adım atmalı. Böyle olmaz. İşçiler yürüyor, kendisi de görüyor ve kendi işçileri Soma’dan kalkmış Ankara’ya geliyor. Kendisinin aslında Ankara’da onları karşılanması, “Kardeşim nedir mesele gelip çözelim buyurun oturun yoruldunuz bir çay için.” demesi lazım. Gördüğüm kadarıyla siz de uzlaşmaya hazırsınız ve meseleyi çözmek istiyorsunuz. Yani Ferhat Nasıroğlu’nun işlerini baltalamak değil niyetiniz hakkınızı almak. Bu verilmeyince de ısrarla direnişinize devam ediyorsunuz. Bunu görüyoruz.
Mert Batur: Arkadaşlar da anlattılar. Burada 301’in katledildiği ocakta daha önce çalışmış arkadaşlarımız var. 301 kişi isim isim memleketleriyle aileleriyle tanıyan arkadaşlarımız var. Yani doğal olarak bir yerde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmamasının nasıl sonuçlar doğurduğunu, sarı sendikanın aynı zamanda işveren ciddiyetsizliğinin, üretim baskısının ne anlama geldiğini çok yakından tanımış arkadaşlarımız var. Biz öyle bir sendika değiliz. Bağımsız Maden İş olarak biz arkadaşlarımız haklarını alana kadar mücadeleye devam etme niyeti olan bir sendikayız ama bu mücadelenin sertliği kimseyi yanıltmasın. Haklarımız verildiği anda şu an şu adımı attığınız anda geri evimize döneriz, çalışmamıza döneriz. Haklarımız verilmediği sürece de yürüyüşümüze devam edeceğiz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: 6 gündür gece gündüz yürüyorlar, belki gece uyku ve zaruri ihtiyaçlar için duruyorlar ve Ankara’ya yetişmeye çalışıyorlar. Ankara’ya bir gün içinde ulaşabilirler. Onlar da bu hafta içi ulaşmaya çalışacaklar sanırım gördüğüm kadarıyla. Meclis açıldı ve meclise doğru yürüyen insanların olduğu bir ortamda zamanda açılıyor. Hakkını talep etmek isteyen çok kişi var ve onlardan Fernas işçileri Meclis’e yürüyerek bu haklarını böyle talep ediyorlar. Aslında toplumun çok önemli bir kesimi hak talep etmek istiyor.
Muhammed İleri; 36 gün süren gelişmeden ardından 6 gün içinde bir yürüyüş kararı aldık arkadaşlarla. Bu yürüyüş içerisinde zorlandığımız birçok nokta oldu. Gerek arkadaşlarımızın hastaneye kaldırılmaları, ayaklarındaki sorunlar nedeniydi. Hava şartlarının da son 2 günde biraz bozulması, bizi sekteye uğrattı ama tüm bunlara rağmen hala ilk günkü kararlılığımızla yürümeye devam ediyoruz. Bizi sosyal medyadan takip eden birçok insanın olduğunu gördük. Bunların desteğini de aldık. Geçtiğimiz şehirlerden karayollarında olsun yanımızdan geçen araçların kornalarıyla bize selam vermeleri gibi farklı durumlarla bize desteklerini verdiler. Bunun yanısıra girdiğimiz ilçelerde konakladığımız yerlerde birçok insan bizi destekledi. Halkın desteğini çok iyi görüyoruz.
Mert Batur: Özellikle maden bölgesi Soma, Akhisar, bölgelerinden geçerek Afyon üzerinden geliyoruz. Şimdi Sivrihisar’a doğru yürüyoruz. Polatlı ve Ankara olmak üzere çarşamba günü Ankara’da olma hedefiyle yürüyoruz. Gerçekten çok olumlu tepkilerle karşılaştık. Özellikle Akhisar’da, Gölmarmara’da şehre girdiğimiz andan itibaren hem siyasi partilerden hem de orada yaşayan halktan bizimle beraber yürümek isteyenler oldu. Beraber açıklamalar yaptık. Kendi durumumuzu anlattık. Bizim patronumuz olan milletvekilini onu seçen halka şikayet ederek geliyoruz aslında. Bizim haklarımızı vermiyor, böyle olmaz diyerek geliyoruz. Biz de çadırlarımız ile uyku tulumlarımız ile yola devam ediyoruz ama konaklama için yer vermek isteyenler var çok sayıda. Sadece bizim sorunumuzla ilgili olmadığında güzel bir göstergesi. Çünkü eğer işçiler eşit yurttaş değilse diğerleri de değil. Bunu herkes çok yakından hissediyor ve o anlamda anlattıklarımızı kendi hayatlarıyla da tartabiliyorlar. Çünkü zaten biz mesela şimdi iş mahkemelerini tartışıyoruz ama cebinde parası olmayan ya da paralı bir tanıdığı olmayan kimse mahkemelerin adil şekilde işlediğini iddia edemez. Bütün Türkiye’de dalga dalga geliştirilmiş bir işçileştirme var. Bu işçileştirmenin maalesef orta vadeli programın önemli sonuçlarını görüyoruz. Bunu sadece bizim derdimiz olmadığının bir çıktısı dai bir sürü sendika alanında mücadeleci odaktan dayanışma görüyoruz. Bu tabii ki bu direnişe kadar kendisiyle ve dünyayı da böyle bir tanışıklığı olmayan bazı işçi arkadaşlar açısından da ufkunun açılmasına sebep oldu. Çünkü yani biz sadece yer altına gönderilip orada sabahtan akşama kadar iliği sömürülen insanlar değiliz. Nihayetinde de burada hiç başlarda çok da atılmayan birleşe birleşe kazanacağız sloganı da yolda en çok atılanlardan biri oldu. Eskişehir halkından dayanışmaya gelenler oldu. Onlarla beraber yürüyoruz. Tabii ki dostluğumuz, canlılığımız çok yüksek. Yaşadığımız hak ihlalleri, yaşadığımız eşitsizlikler, mağduriyet de çok büyük. İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız diyoruz. Çünkü haklı olan ve bu kadar kalabalık olan bir grubun eğer cesaretle, eğer direngenlikle yola çıkarsa kazanmama ihtimali yok. Buna inanıyoruz, buna güveniyoruz. Yoldayız. Sonuna kadar devam edeceğiz. 5 kez ambulansla bazı arkadaşlarımız hastaneye götürüldüler. Şimdi gerçekten ayaklarından altı patladı. Kilometrelerce yoldan geliyorlar. Bugün 200 kilometreyi geçtik. Sağlık sorunları var sonuçta çalışma koşulları açısından geldikleri için diğerlerinde başka organlarında sıkıntılar olan insanlar madenciler yüksek bir kondisyon gerektiriyor. O tip sıkıntılar yaşıyoruz. Hastaneye gidiyorlar ama tedavisi biter bitmez hemen arkadaşlar yanımıza dönüyorlar. Çünkü bu sadece bir ücret ya da hak mücadelesi. Bu aynı zamanda bir haysiyet mücadelesine dönüştü. Çünkü Ferhat Nasıroğlu’nun bize gönderdiği haberlerden bir tanesi, aracılardan öğrendiğimiz kendisinin prestijinin zedelendiğini ve bu direnişin prestijinin hedef aldığını, soyadını hedef aldığını söylemişti. Biz ona şöyle bir cevap vermiştik. Buradan da tekrarlayalım. Bu arkadaşların da soyadları var. Bu arkadaşların da aileleri var, onurları, haysiyetleri var. Tanınıyorlar, biliniyorlar. Kötü bir kodla işten çıkarıldıkları zaman bu arkadaşlar da iftirayı uğramış hissediyorlar. Bu arkadaşlar bu kötü koşullarda çalışması hakkını alamadığında hakarete uğramış hissediyorlar ve aynı zamanda işyeri müdürlerinin de çok açık ve ağır küfür hakaretle çalıştığını kanıtladık biz elimizde ses kayıtları var bununla ilgili doğal olarak bizim de onurumuz var. Bizim de haysiyetimiz var. Aynı zamanda bir haysiyet yürüyüşü olduğu için ne açlık, ne yorgunluk, ne de sağlık sorunları ilk sırada gelmiyor. Bunu da bütün kamuoyunun bilmesini istiyoruz. Biz sadece para kazanmaya, sadece güvenlik önlemlerini kazanmaya çalışmıyoruz. Onurumuzu koruyoruz ve bütün başka direnişlerde olduğu gibi buradaki arkadaşlar da sadece onurlu insanlar değiller. Bu ülkede bu koşullarda yaşamaya ve çalışmaya zorlanan milyonlarca insan adına bir onuru temsil etmeye başlıyorlar. Sadece kendileri adına değil bir onuru temsil etmeye başlıyorlar ve bunun coşkusu gerçekten bu direnişin coşkusu o anlamda da çok yüksek. Bu kararlılıkla gidip de kazanılmama ihtimali yok. En kötü ihtimalle sonuçta; biz elimizden gelen bütün imkanlarla bu ülkede bir kez daha Soma olmasın diye bütün yetkilileri, bütün ilgilileri uyarmaya çalışıyoruz. Eğer dikkate alırlarsa hepimiz için iyi bir şey. Biz canımızdan geçtik, arkadaşlarımız söyledi. Canımızı ortaya koyuyoruz ve bunu savunuyoruz. Bunun karşılığı işten atılmaysa bu bedeli de ödüyoruz. Ama Soma’yı hala unutamamış. 10 yıldır bunun acısıyla yaşayan bir coğrafyadayız. Hala buna üzüldüğünü, bunu ciddiye aldığını, bunu önemsediğini söyleyen insanların yaşadığı bir coğrafyadayız. Biz bunun bir kez daha geldiğini ve gelmesin diye işçilerin can bedeliyle dövüştüğünü herkese gösterdik. Yani onurumuz gururumuz bundan.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yürüyorsunuz, Allah yolunuzu açık etsin, Allah kolaylık versin diyorum. Biz burada oturuyoruz. Siz haklarınız için mücadele ediyorsunuz. Soğuk, yağmur, çamur trafik demeden ayaklarınız patlama pahasına. Haklarınız için Ankara’ya doğru yürüyorsunuz ve yolda önemli bir destek alıyorsunuz. Mert Bey çok teşekkür ederiz yayınımıza katıldınız. Tüm işçi arkadaşlarımıza sevgi, selamlarımızı saygılarımızı iletin. Hakları için önemli bir sivil toplum çabası içindeler. Kimseye zarar vermeden hakları için Ankara’ya yürüyorlar. Buradan Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne de hatırlatalım. İşçi arkadaşlarımız bırakın gelsinler hakları için gereken sivil toplum etkinliklerini yapsınlar, Meclis önünde haklarını dile getirsinler. Onları lütfen engellemeyin önceki sefer olduğu gibi. Gözaltına almayın. Bu kişiler sadece hakları için geliyorlar. Başka bir düşünceleri yok ve onları haklarını alma konusunda engellemeyin diyoruz. Çok teşekkür ediyoruz Mert Bey. Kolaylıklar diliyorum. Umarım bu mücadelenizin sonunda başarıya ulaşırsınız, hakkınıza ulaşırsınız.
Arkadaşlarımıza kolaylıklar diliyoruz. Yoldalar, yürüyorlar ve kolay değil kilometrelerce yürüyorlar. Allah yollarını açık etsin, Allah kolaylık versin diyoruz onlara. Biz takip edeceğiz. Ankara’ya geliyorlar. Ankara Emniyeti’ne, İçişleri Bakanlığı’na, AK Parti iktidarını hatırlatıyoruz bu insanlar haklarını arıyor ve onları engellemeyin gözaltına alıp durmayın vatandaş hakkını arasın kardeşim kimseye zarar vermiyor ne diye adamları tutup gözaltına alıp duruyorsunuz! Bırakın haklarını talep etsinler diyoruz.
Programımıza burada son veriyoruz. Fernas işçileriyle birlikte olduk. Canlı bir yayın oldu çünkü biz otursak da onlar yürüyordu. Hakları için slogan atıyorlardı. İnsanlar onları karşılıyordu. Sivrihisar girişinde tebrik ediyorlardı. Dayanışma gösteriyorlardı. Güçlü bir dayanışmayla yolda 6 gündür yürüyorlar. Allah kolaylık versin diyoruz. Haftaya salı günü saat 21.00’da tekrar birlikte olacağız inşallah. Hepinize hayırlı akşamlar. Hoşça kalın.


























Yorumlar