8 Ekim 2024
ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza yine başlıyoruz. Yıllardır insan hakları konularında önemli hususları gündeme getiriyoruz ve çok önemli gündemler oluşuyor.
Bu hafta büyük bir yoğunluk ile komşularımızdaki yoğun çatışmalar gündemdeydi. En az 1 yıldır gündemde ve 7 Ekim Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısından sonra ve olayın 1. Yıl dönümünü tamamladıktan sonra yoğun bir şekilde Türkiye kamuoyunda tartışılıyor İsrail’in soykırımı ve olabilecek olanlar, dünya son derece tedirgin. Dünyanın kalbi Ortadoğu’da atıyor. Buradaki bir savaş tüm dünyayı etkileyebilir. Tüm dünyanın yıllardır gözü burada son derece önemli bir coğrafi bölge ve bu olayları konuşacağız.
1 yıldır soykırım oluyor, sınır tanımaz bir İsrail vahşeti var ortada, tüm bunlar ve sonrasında neler olabilir? Bu konuda yıllardır bölgeye gitmiş, gelmiş, çeşitli kitaplar yazmış, Ortadoğu çıkmazını yazmış, Mezopotamya Ekspresini yazmış, binlerce köşe yazısı ile Filistin’i anlatmış tecrübeli bir isim ile bu akşam birlikte olacağız. Yıllarca gazetecilik yaptı, bölgeyi analiz etti, yıllarca bölgenin önemli liderleri ile görüştü, Talabani, Barzani, Özal ile olan bölge yorumları vb. yüzlerce kişi ile Ortadoğu’yu tartışı Cengiz Çandar. Yıllarca gazetecilik yaptıktan sonra tecrübesini siyasete taşıdı. Yıllardır bölgeyi inceliyorsunuz, yazıyorsunuz, önemli liderler ile görüştünüz.
Cengiz Çandar: Bu bölge, Osmanlı yönetimi altında 400 yıl kaldı, Ortadoğu dediğimiz bölge ve bu bölgenin tanımı da zor. Ortadoğu neyin ortası? Doğu neresi? Kaldı ki bu genellikle büyük devletlerin sömürgeci emperyalist devletlerin bulunduğu yere göre dünya tanımlanıyor. Uzun yıllar ABD yerini alana kadar İngiltere güneşin batmadığı imparatorluk adıyla bilinen merkezi Londra olan en önemli sömürgesi, kaynak Hindistan’dı ve Hindistan doğuydu Londra’ya göre. Ortadoğu dediğimiz yerde şimdilerde yakın doğu deniliyor. Fransızlar kendi jeopolitik teorisyenleri üzerinden Ortadoğu dediler ve bölgenin orta yönü var, orta yönü; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının ortasına gelen bir noktada. 400 yıl süren Osmanlı içinde bugünkü çatışma manzarası yoktu. “Orada huzur vardı.” Gibi anlatıyoruz. Ortadoğu ne zaman ki Osmanlı’nın elinden çıktı batılı emperyalistlerin öznesi haline geldiğinde bu yaşanıyor deniliyor. Kısmen doğru fakat yeni unsurlar olmuştu. Biri petrol. Uluslararası 1 numaralı enerji kaynağı olarak en büyük rezervleri ve üretimi Ortadoğu’da yapılır oldu. Dünyanın çehresi 20. Y.Y.’dan itibaren, petrolün bulunması ve kullanımından sonra değişmeye başladı. Ortadoğu hem petrolün rezerv ve üretim olarak 1 numaralı alanı haline geldiği için ve büyük sanayi ülkelere nakil yolları üzerinde bulunduğu için önem taşıdı. Uluslararası ekonominin yapısal değişiklikler geçirdiği bir dönemde asya ve Avrupa arasında en önemli ticaret noktalarını tutar oldu. Biri en başta bir zamanlar Boğaziçi İstanbul ve Çanakkale çok önemliydi çünkü Rusya ile sıcak denizlere Akdeniz ve dünyaya açılışını kontrol eden iki ana arterdi fakat boğaziçinin yerine Suveyş kanalı aldı. En önemli ticaret Suveyş kanalı haline geldi ve jeopolitik önem Süveyş kanalına kaydı. Petrol ile Ortadoğu dünya siyasetinde ekonomik atardamarları kontrol eden özelliği ile önem kazandı. Bu bölgeye 1948 yılında 1. Dünya savaşından sonra 1918’den sonra yeni bir şekilde verilmişti. Osmanlı toprakları paylaşıldı, Ortadoğu toprakları paylaşıldı. Geri kalan anadolu’da kurtuluş mücadelesi ile şimdiki Türkiye Cumhuriyetimiz aldı eski bölgedeki Osmanlı toprakları İngilizler ve Fransızlar arasında paylaşıldı ve orada her ikisi kendi meşreplerince devletçikler oluşturdu. Bölge parçalandı. 400 yıllık harita değişti. Bu haritaya 2. Dünya savaşından sonra İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarının bir bölümüne İsrail bir Yahudi ulus devleti olarak girdi ve birden bire Arap denizinin ortasında Yahudi ulus devleti ve bu Yahudi ulus devleti Filistin’in 1000 yıllık halkının hakkını hukukunu gasp ederek, sürerek, mülteci hale getirerek öyle kuruldu. 1948’den itibaren 1 numaralı sorunu olarak Filistin sorunu ve Arap İsrail ihtilafı dünya gündeminin tepesine oturdu. 1948’deki Arap İsrail savaşının İsrail’in kurulmasıyla ve BM tarafından o topraklar bölünmeye tabi tutulmuştu 1947 yılındaki taksim kararı ile BM’nin ve bir bölümünde kuruluna Yahudi Ulus Devleti BM’nin de parçası oldu. 2. Dünya savaşında Yahudi’lerin Nazi Almanyası’nda görüldüğü psikolojik nedenlerle ceremesini Filistin halkı çekiyordu. İsrail’in doğumu ile Arap İsrail ihtilafı ve yüreğinde Filistin sorunu ortaya çıktı. 1967 yılındaki savaşta Filistin topraklarının geri kalan bölümleri Gazze, Batı Şeria Kudüs, Mısır’ın Sina Yarım Adası Suriye’nin Golan toprakları ve İsrail birden bire sınırlarını büyük ölçüde genişletmiş oldu fakat sorun derinleşti. 1973’te büyük savaş olunca bölge dengeleri Golan tepelerin bir bölümünü iade etti Sina Yarımadası’nı Mısır ile yaptığı barış ile iade etti 1982’de Sina’nın son parçası Mısır’a geri döndü fakat Filistin sorunu derinleşerek devam etti Batı Şeria ve Gazze İsrail işgalinde kaldı. 2000’de bir kısmını bıraktı. Batı Şeria’da Filistin yönetimi kuruldu İsrail Yahudi yerleşimleri ile o devletin hem egemenlik alanını hem de devlet olma niteliklerini ve demografik olarak var oluşunu anlamsız hale getirdi. Sözde Filistin yönetimi egemenliği var özde İsrail işgali var. Gazze de ise Gazze’yi daracık alanda abluka altında tuttu. Son olarak 7 Ekim 2023’de 1 yıl önce Hamas eylemi ile İsrail toprakları içinde görülmemiş sayıda İsrail’li hayatını kaybetti.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: 7 Ekim saldırılarını insan hakları savunucusu olarak, yıllarca İsrail’i eleştirenlerden biri olmama rağmen eleştirdim. Sivillere yönelik ağır saldırı vardı. Ağır bir vahşi baskı altında olan Filistin halkı var ama Hamas’ın 7 Ekim’de yaptığı kabul edilecek işler değildi. Buraya gelmeyebilir miydi? Oradaki yaşanan büyük hüznü, cinayetleri, vahşetleri, katliamları gördünüz. Her gün 3 Filistin’li öldürüldü, diğer gün 2 Filistinli yaralandı, diğer gün Filistinli öldü diye gidiyordu. Dünya da böyle gidiyor modunda gidiyordu ama aniden çok gücü olmayan Hamas inanılmaz bir iş yaptı. Olması beklenen bir şey miydi? İşler sonunda buraya gelir der miydiniz? Günde 1-2 kişi öldü, Mescid-i Aksa’da Cuma sonrası cemaati taradı, 3 kişi yaralandı 1 kişi öldü diye gidiyordu. Ne oldu Hamas bu kadar gözünü kararttı? İsrail sonrasında gözünü kararttı. Ne oldu?
Cengiz Çandar: Geçen hafta Meclis’te konuşurken; 14 Mayıs 2023 tarihinde TBMM’de seçilen 600 vekil içinde Filistin Kurtuluş Örgütü Fetih kimlik kartı taşımış tek vekil benim. İsrail’e fiziken ve ruhen en uzak konumda olması gereken bir kişi varsa o da benim. Bazı sözlerimden İsrail yanlısı gibi hükümlere varmayın İsrail’e en uzak fiziken ve ruhen olabilecek kişi benim çünkü ben Filistin Kurtuluş Mücadelesi’ni taşımış biriyim. Sayısız İsrail saldırısının muhatapları arasındaydım 1970’li yılların başlarında. Herhangi bir İsrail bombardımanında hayatımı kaybedebilirdim ve o zaman ben Filistin bayrağı ile Filistin şehitliğine gömülecektim. Benden İsrail yanlısı bir söz çıkmaz. Arka planım bakış açım, manevi bağlarım, duygusal yönlerim buna engel. Geçen yıl saldırıdan sonra konular tartışılırken yine bir kapalı oturum olmuştu. AKP’nin çok üst düzey bir şahsiyeti bana gelip “ Sizce Hamas bir terör örgütü müdür?” dedi. Ben de ona; bir Filistin’liye böyle soru sorulmaz dedim. Bunun üzerine boynuma sarıldı. Gerçekten sorulmaz çünkü “biz Filistin’liler” içimizde konuşuruz ama Türkiye parlamentosunda ya da başka bir yerde diye Hamas terör örgütü diye konuşulmaz. Aramızda konuşursak, bana Hamas’ın yaptığı eylem olması gereken bir eylem miydi? Başka yolu yok mu diye sorarsa bu düpedüz terör eylemi. 1200 insanı çok önemli bölümü sivil, içine rehine alıyorsunuz, pazarlık kozu olarak götürüyorsunuz terör eylemi budur. Terör eylemi günahsız sivilleri hedef alan onları rehine olarak tutup siyasi pazarlık yapmayı öngören, bunu kim yapar? Cumhurbaşkanı kalktı; Kuvayi milliye ne ise Hamas da o dur dedi. Geldiğimiz nokta açısından baktığımızda filmi geri sarıp düşünelim başka türlü olamaz mıydı sorusuna cevap olarak. Gazze en kuzeyinden güneyine 40 kmlik yer. Batısı deniz, en doğusuna kadar Mısır ile ortak sınırın bulunduğu 12 km dışında 6-8 km eninde bir yer. Orada 2 milyon 200 bin insan yaşıyordu. Şimdi 8 Ekim 2024 tarihinde bu 2.2 milyon insanın 2 milyonu geçen yıl yaşadığı evlerde yaşamıyor. O evler dümdüz yok! Bu insanlar perişan oraya buraya savrulmuş durumda. Bu insanların 50 bine yakını hayatını kaybetmiş. Son 1 yıl içinde bir çatışmada Türkiye’de 2 milyona yakın insanın hayatını kaybetmesi ne demekse nüfus oranlaması olarak o demek. 1980’li yılların ortalarından itibaren Gazze’ye ne yatırım yapılmışsa yok! 80’li yılların ortalarından 2024’e kadar yapılan bütün yatırımlar yok! Gazze şu anda 1982 yılında ne ise ona geri dönmüş durumda. Hamas’a baktığımız zaman en önemli komutanlarını şu an aranan komutan ve birçok savaşçısını ve çok sayıda silahını kaybetmiş durumda. 6 Ekim 2023 günü Gazze halkı bugünkünden daha mı kötü durumdaydı? Hamas Gazze’yi yönetiyordu! Hamas bugünkünden daha kötü durumda mıydı 6 Ekim 2023 tarihi itibariyle? Tüm Arap dünyası, bölge, İsrail’in tehdidi ve saldırganlığı halinden daha mı kötü durumdaydı bölge? Hamas’ın kendisi, Hizbullah neredeyse lider kadrosunu kaybetmiş halde ve 4 bin insanı İsrail’in yüksek teknoloji kullanarak yürüttüğü saldırılar sonucunda, çağrı cihazları, telefonlar ile 4 bin kadrosu kör, ellerini kullanamaz durumda. Hizbullah bir önceki halinden şimdiki haline bakıldığı zaman hangi durum daha iyi? Meclis’te bugün toplantı İsrail Türkiye’ye saldırır mı saldırmaz mı tartışmalar var! Bunları mı konuşmalıydık? İsrail’in işgalci bir devlet karakteri taşıdığı, ırkçı, arap Müslüman halkına düşmanlık güden bir irade altında bulunduğunu değiştirmiyor. Bu hükümet 7 Ekim 2023 tarihinden önce kurulduğunda İsrail’in en ırkçı hükümeti olarak damgalanmıştı. İsrail yayılmacı işgalci saldırgan bir devlet. Biz şu anda konuştuğumuz hususların altını çizdiğimiz zaman İsrail’in özellikleri iptal edilmiş olmuyor ama bölge açısından, Filistin halkının davasının varabilmiş olduğu nokta açısından geleceğe yönelik umutlar, beklentiler, güç dengeleri açısından 7 Ekim 2023 yılından daha kötü bir durumdayız ve bu Hamas’ın eyleminin sonuçları ile oldu. Böyle bir sonucu İsrail’i tanıyorsanız böyle büyük bir eylemin buna benzer sonuçlar vereceğini hesaplamak zorundasınız. Hesaplayarak yaptıysanız çok kötü bir şey yaptınız demektir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu anda gelinen nokta İsrail’in bir yerde durur diye bekliyorduk İsrail durmadı. Öncesinde de Gazze’ye giriyordu, 2009’da Gazze’de katliam yaptı fakat bir yerde durdu. Lübnan ile ilişkili top atışları yaptı durdu.
Cengiz Çandar: 1982’de Beyrut’u kuşattıkları zaman, Arafat ve Filistin kadrolarının Beyrut’u terk etmek zorunda olduğunda oradaydım. Aylarca trajediyi yerinde yaşadım. İsrail Beyrut’a kadar gelip kuşattı. Tüm bunlar Beyrut’ta oldu, İsrail askerlerinin gölgesi altında oldu. İşgal Hizbullah’ın doğumuna yol açtı. 2000’e yıla kadar Güney Lübnan toprakları işgal altında kaldı. İsrail Lübnan’ı yıllarca işgal altında tuttu. Bu filmi seyrettik. İsrail Hamas saldırısından istifade edip, tam sırası dedi, “Ben projemi yürürlüğe koyabilirim.” Dedi. Dünyaya bakışından İran’da esas olarak bölge çapında büyük bir mücadeleye taraf görüyor kendisini ve gerek Hizbullah’ı gerek Hamas’ı gerek Yemen’deki Husileri unsur olarak gördü ve “Kolları keseyim.” Dedi. Önce Gazze’yi dümdüz etti, arkasından Lübnan’a döndü, Hamas’tan daha büyük tehdit fiziki anlamda Hizbullah’tı çünkü Hizbullah bir anlamda İran şii karakteri ve öldürülen liderin konumu nedeniyle ve 150 bin füze var elinde 100 bin denenmiş savaşçısı var. Büyük bir güç ile Hizbullah’ın üzerine çöktü. Hamas ve Gazze, Hizbullah Güney Lübnan, Beyrut’u bombardıman ediyor ve ne zaman duracak diyoruz. Eline fırsatı geçirmiş tarihi projeyi uygulama fırsatı bulmuş, ABD seçimlerine gidiyoruz. Batı dünyası Rusya Ukrayna savaşı Çin Rusya, dünyanın yeni güç merkezleri batıya karşı konumda ve İsrail batının 2. Dünya savaşında Almanya’nın büyük ayıbı ve vicdan azabı nedeniyle ve aynı zamanda başka sömürgecilik alışkanlıkları nedeniyle en önemlisi ABD pozisyonu nedeniyle İsrail’e ses çıkartmıyor. İsrail’in meşru savunma hakkı denilerek sığınıyor. ABD hiçbir başkan adayı İsrail’e karşı kolay kolay çıkamaz. Bir tanesi zaten İsrail’in sonuna kadar gitmesinden yana. Trump İsrail ile BAE Bahreyn Sudan ve Fas arasında Abraham anlaşmalarının mimarı. Netanyahu Washington’a gittiğinde evinde ağırladı. Trump’a karşı konumda olan demokrat başkan Biden son 1 sene içinde İsrail’e verdiği ABD olarak silahların tutarı 18 Milyar $! Böyle bir dünyada İsrail almış başını gidiyor. Yaşamsal tehdit gördüğü İran’ın bütün kollarını kesip zarar veremeyecek hale getirene kadar gerek Gazze’de gerek Lübnan’da gerekse kendi hesabı olan hiç de hazzetmediği Filistin yönetimine verilmesi müstakbel ihtimal olarak Filistin Devleti, 2 devletli çözümü istemeyen bir iktidar var. İran buna karşı koymaya kalkarsa geçenlerde füze attı, bize zarar vermedi ama bize ona saldırma vesilesi de yaratıyor. İran nükleer silah yapımı yoluna girdiği için başta ABD batı dünyası tarafından kaygıyla izlenen konumda o yüzden İsrail’in İran’a saldırmasının kendisi açısından batı elimi kolumu tutmaz diye bakıyor. İran’ın petrol havzalarını vurursa dünya petrol fiyatları ne olur? Bunu dünya kapitalist sisteminde ABD ve batıya olumsuz etkileri olur mu hesapları var ama İran da nişan alınan hedef tahtasında kalmaya devam ediyor. ABD seçimlerine kadar İsrail’in saldırılarına devam edeceği izlenimim var. O güne kadar her türlü ateşkes talebini elinin tersi ile itip devam etmeye çalışıyor. Askeri bakımdan hasımlarına darbe indirdi ama bu ağır darbeleri siyasi kazanç noktasında henüz çevirebilmiş değil. Hizbullah teslim olmadı, Lübnan teslim olmadı, Filistin halkı başını eğmiyor, Hamas büyük darbeler yedi ama yok olmadı, Arap dünyasında kimse tezahürat yapmıyor. İnsanlık aleminde İsrail’in meşruiyet şemsiyesi delik deşik olmuş durumda. İnsanlık aleminin vicdanını İsrail bugüne kadar algılandığı halde değil ve her gün kaybediyor. İsrail iç politikasında da Netanyahu’ya karşı; “Kardeşim hiçbir rehineyi geri getiremedin. Sürekli rehine cesedi geliyor. Büyük istihbarat zaafı.” Diye homurdanmaya başlayan kamuoyu var. İsrail siyasi olarak kazanmış değil askeri olarak kazanmış durumda. Askeri kazançlarını iyice sağlama alıp siyasi kazanca dönüştürmek için bir miktar daha devam edecek saldırılara ve birkaç ay alacak gibi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: “İsrail Filistin’i şu anda yendi ama bu sorunu bitiremedi.” Demiştiniz. Bunu açar mısınız?
Cengiz Çandar: Gazze haritada var ama 7 Ekim 2023’e kadar olan Gazze değil. İnsanlar o halde ki açlıkla savaşıyorlar, ilaçsızlıkla savaşıyorlar, halkın 50 bini yok! Yarın öbür gün duracak tarihe kadar ne canlar gidecek. Ne okul ne eğitim var. Ne günlük hayatın ritmi söz konusu. Her gün bombardıman saldırı, hastaneler çalışmak durumunda. Hangi cerrah kaldı? Büyük bir insani dram cereyan ediyor. Gazze yakın zamana kadar bir jeopolitik saha olarak sahip olduğu rolde değil. İsrail orayı dümdüz etmiş. Büyük bir katliam yapmış ve devam ediyor. Filistin halkı ezildi, mahvoldu. Yenildi mİ? Hayır yenilmedi. Teslim olmadı! Teslim olmak ve İsrail’in şartlarını kabul etmek çünkü İsrail’e bıraksanız depopüle edecek insansızlaştıracak. Mısır zaten almak istemiyor kimseyi Sina Yarımadası’na. Başka Arap ülkeleri de gelip sizi alalım demiyor ama Gazze halkı da biz gidiyoruz demiyor. Bu İsrail için büyük açmaz. Aynı şeyi Batı Şeria’da tatbik etmeye kalksa aynısı olur. Boyun eğmeyen bir halk var. Lübnan halkı için de aynı şey söz konusu. Büyük bir insanlık trajedi oluyor İsrail’in siyasi galip olarak ilan edilmesini engelleyen direniş devam ediyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Geçen hafta bir konuşma yaptınız Meclis’te. İsrail’in Türkiye’ye yönelik bir saldırısı olabilir mi konusu tartışılıyor ne dersiniz?
Cengiz Çandar: İsrail’in fiziki anlamda Türkiye’ye saldırısı olamaz. Türkiye kendini unutuyor galiba, Türkiye NATO ülkesi. Nato ülkesine saldırı ne demek? Hangi NATO ülkesine saldırı oldu? Dünya savaşı çıkarmak istiyorsanız yaparsanız. Türkiye NATO ülkesi olduğunu hatırlarsa 52. Madde tüm NATO ülkeleri tavır alır. Coğrafi bir yakınlığı yok. Türkiye nerede İsrail nerede? Cumhurbaşkanlığı Meclis Açılış Konuşması’nda kaç kilometre olduğunu ölçtü ama Lübnan Hizbullah’ın varlığı ve vekalet savaşı yürütmesi anlamında İsrail’e tehdit oluşturduğu için savaş alanında. O savaş alanını ölçüp Türkiye’ye yakın geliyor diye akıl yürütmenin mantığı yok! Tevrat’taki vaat edilmiş topraklar diye son derece müphem ne olduğu net olarak ifade edilemeyecek ibareler ile durum var. Oradan kalkıp İsrail’in vaat edilmiş topraklar üzerinden Türkiye’den toprak alacağını düşünmek ciddi değil. İsrail devleti sözü edilen bölümün tanım üzerine var olan bir devlet değil. İsrail Siyonist devlet. Siyonizm Filistin toprakları üzerinde Yahudi ulus devleti demek. Filistin toprakları İngiliz mandası altındaki tümünde İsrail yok. Batı Şeria Kudüs ve Gazze İsrail sınırları içinde değil o yüzden yayılmacı ve işgalcilik yapacaksa buralar vaat edilmiş topraktan ziyade Siyonist İsrail’in öngördüğü sınırları. Fırat’a kadar gelecek! İsrail devletini modern ulus devlet formatında ve kurulacağı yer dünya Siyonist kongresi ile her şeyi ile söz konusu. İsrail vaat edilmiş topraklar diye bir durum var Fırat’a kadar saldıracakmış! Bu gayri ciddi bir şey. Böyle bir İsrail yok! Olmayan bir şey üzerinden siyaset yapmaya kalkarsanız millet güler. Ülkeyi de küçültüyorsunuz. İsrail 10 milyon! Teknolojik üstünlüğü var ama 1 sene içinde Gazze’ye hükmedemedi. Gazze’yi ezip bitirecek, Lübnan’ı zapt edecek, Suriye’ye girecek. İran var, bir de gelecek Türkiye’ye saldıracak bir de Nato üyesi. Niye yapacak?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ortadoğu’da başka bir mesele daha var. Kürt meselesi de var. Sizce bu gelişmeler Ortadoğu’daki Kürt meselesini nasıl etkiler? Ortadoğu’da farklı Kürt güçleri var. Ne dersiniz?
Cengiz Çandar: Kürtlerin bir bölümü Irak’takilerin İran nüfusu altında. Suriye’deki Kürtler ABD güvenlik şemsiyesi altında oluşum. İsrail İran’a düşman, ABD tarafından destekleniyor. İsrail burada ne yapacak? İran mı ABD mi? Eğer Irak’ta İran nüfusu altındaki Kürtlere saldıracak olursa Türkiye’li bir Kürt örgütüne Talabani’nin Süleymaniye merkezli olan kesiminde İran nüfusu var. Oraya mı saldıracak? Kürtlere? Rojava’daki Kürtleri ne yapacak? ABD şemsiyesi altında mı diyecek? Oradaki Kürtler de İsrail yanlısı değil. İsrail’in saldırgan tutumunu birebir olarak Kürtlere Türkiye’ye karşı konumda tutacağı ve konuşlandıracağını söylemek için elimizde çok fazla sağlam inandırıcı ipucu yok Cumhurbaşkanı’nın Meclis’te yaptığı konuşmada; İsrail Türkiye’de büyük nefret objesi, İsrail’i ifade ederken kalkıp vatan topraklarında gözü var dedikten sonra Irak ve Suriye’deki bölücü terör unsurları ile yapılar kurmak suretiyle maşa olarak kullanıyor dediğinizde İsrail ile Kürt kavramlarını bir araya getiriyorsunuz demektir bu İsrail’in Türkiye’ye yönelik tehdidine Irak ve Suriye’deki Kürtleri ekliyorsunuz ve Kürtlere karşı İsrail nefret objesi olduğu için milliyetçiliği anti Kürtçü şekilde köpürtmenin zeminini hazırlıyorsunuz demektir. Bölgenin bundan sonraki gidişatına bakarak İsrail karşıtlığını Türkiye’de milliyetçilik üzerine Kürtlere saldırgan bir politikaya dönüştürme tehlikesi içeriyor. İç cephe diye kavram bulunmuş beka sorununun yerine. Dış tehditler altındayız, iç cephemizi sağlam tutalım! Ne demek? Biz Türkiye’nin insanları saflarımızı sıklaştıralım, kol kola girelim! Dış tehditler İsrail ve onun maşa olarak kullanacakları Suriye ve Irak’taki Kürtler! Bu ülkenin %20’si Kürt, onlarla da akraba. Onlar bunlara düşman olmaz! İç cepheyi bozan unsurlar olarak Kürtlerin haklarını savunanlara yönelme kutuplaşma ve otoriterleşmeye vesile teşkil edecek tehlikeli sinyaller veren bir bakış açısıdır bunun üstünde durmak gerekiyor onun için Cumhurbaşkanı’nın konuşması yanlış ve talihsizdi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Önemli gelişmeler yaşanıyor Ortadoğu yıllarca yaşamadığı kavşak noktasında ve bu kavşak noktasındaki son gelişmeleri değerlendirdi Cengiz Çandar, Yılların deneyimli gazetecisi. Yıllarını verdi Ortadoğu’ya, yüzlerce önemli lider ile görüştü ve şu andaki durumu analiz etti. Ortadoğu’da Filistin sorunu, Kürt meselesi var. Ortalığın daha da karışabileceği günlerdeyiz. Umarım bölge olması gerektiği gibi barışa döner. Kutsal mekanların olduğu yerlerde farklı dinlerden insanlar barış içinde yaşar. Şu günlerde zor ama olması gereken bu. Çok zor belki ama olması gereken bu! İnsanlık diğer türlü savaşlar içinde boğulup gidecek. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi fakat şu anda paylaşılamayan kavgaların iç savaşların soykırımların yaşandığı bir yer.
Programımızı bu akşam bitiriyoruz. Her hafta Salı günü saat 21.00’da buluşuyoruz haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşmak dileğiyle. Hoşça kalın!


























Yorumlar