19 Kasım 2024
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile yaptığımız programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Türkiye’de her gün yeni hadiseler oluyor ve bugün dünü unutturuyor. Yaklaşık 2 hafta oldu, hatta geçti Türkiye’de kayyımlar gündemi yaşandı ve hala yaşanıyor. İlk önce CHP’li Esenyurt Belediyesine daha sonra Batman, Halfeti, Mardin belediyelerimize kayyım atandı.
Geçtiğimiz günlerde 3 gün boyunca Batman’daydım ve kayyıma karşı Batman halkı ile birlikteydik. Halkın önemli tepkisinin olduğunu gördük. Hiç kimse kabul etmiyor bunu. Herkes bunun zulüm ve haksızlık olduğunu söylüyor ama böyle bir dayatma mevzu bahis.
3 günlük Batman çalışmamızın ardından Kocaeli Dilovası’na geçtik ve Dilovası’nda da basın açıklaması yaptık kayyımlar ile ilgili. Yurdun dört bir tarafında lanetleniyor kayyım atamaları ve orada da söyledik. “Elek ile su toplanmaz.” Dedik. Bu tür gayretler ile bir yere varılmaz. Kürt meselesi halının altına süpürülmez. Bunları söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Dayatmalar ile bu mesele yürümez. İnsanların en temel adalet haklarını, anayasal haklarını vermek zorundasınız. Dışlayarak, küstürerek, ötekileştirerek hiçbir yere varamazsınız.
Kürtler zaten bir sürü haksızlığa uğradı ve ardından bu haksızlıklar bitecek, kendi adaylarını seçecekler, başkanlarını, vekillerini seçecekler, partilerini belirleyecekler derken vekillerini uzaklaştırma, belediye başkanlıklarına kayyımlar atama, parti kapatma yönünde çok önemli girişimler oluyor. Bu şekilde de bir yere varılmaz. Bunu da herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor.
Gündem devam ediyor! Kayyım ile ilgili; “Ben yaptım dayatacağım.” Diyebilirsiniz ama Türkiye’nin dünyada itibarı yerle bir olur. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde itibarı yerle bir olan bir ülke olduğunu gözlemliyoruz. Her türlü insan hakları raporunda gerileyen bir ülke var o da Türkiye! “Ben dayattım, olur.” İle olmuyor bu işler.
Hep bahsediyoruz Birleşmiş Milletler’in 7 Kasım’daki insan hakları komitesi raporu son derece önemliydi. 12 yılda bir çıkartılan bir rapor bu. Bundan sonraki 12 yıl sonra olacak. O yüzden anımsanacak bir olay değil ve en son çıkan raporu Meclis’te geniş bir şekilde gündem ettim hem basın toplantımda hem genel kurulda hem de 1 dakikalık konuşmamda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi raporunu anlattım. Biz insan hakları savunucusuyuz bundan dolayı insan hakları savunucusuyuz.
İnsan hakları ile ilgili çalışmalara, raporlara özel bir önem gösteriyoruz ve bunları didik didik araştırıyoruz. Çok önemli tespitler vardı. Türkiye’yi mahkum eden tespitler vardı ve bütün bunları da biz Genel Kurul’da basın toplantısında defalarca gündem ettik, etmeye de devam edeceğiz.
Kayyım atayabilirsiniz, KHK’lar ile insanları atıp bir daha almayabilirsiniz, her türlü yargısal hukuksuzluğu yapabilirsiniz ama sonucuyla sizi yargılayacak mekanizmalar var ve Türkiye böylece dünyadan dışlanmış olur.
Bugünlerde önemli bir başka gündem ile ilgili çıkışlarımız oldu. Geçtiğimiz hafta Perşembe günü Genel Kurul konuşması yaptık ve orada defalarca yaptığımız önceki konuşmalarımızın tersine iktidar sıralarından bir cevap ile karşılaştık.
Biz defalarca Türkiye’nin İsrail’e ticaret yaptığını söyledik ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan Azerbaycan petrolünün İsrail’e aktarıldığını söyledik. Azerbaycan bunu reddetmiyor. %18 artış var ve ayan beyan ortada. Azerbaycan Gümrük Komitesi raporları, Azerbaycan İstatistik Kurumu raporları ortada.
Soykırım yapan vahşet yapan bir ülke var, inanılmaz insanlık dışı, yüz yılın en inanılmaz vahşetini yapan katil bir Netanyahu var. Buna rağmen dost ve kardeş denilen Azerbaycan harıl harıl İsrail’e petrol satıyor. Sevkiyatını Türkiye gerçekleştiriyor. Biz Genel Kurul’da bunu gündem ettik. Öncesinde de gündem ediyordum, defalarca gündem ettim hep AK Parti sıralarında suskunluk ile karşılaştık, cümleleri geçiştirmeye çalıştı fakat bu sefer itiraz ettiler. Erdoğan’ın adı mevzu bahisti. Biz Erdoğan cebine atıyor demedik, Erdoğan devlet adına bu komisyonu alıyor dedik.
Komisyon meselesi; Azerbaycan’dan günlük 700 bin varil petrol akıyor Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından ve oradan tankerler ile bu petrol taşınıyor! Bunun bir miktarı İsrail’e gidiyor, varil başına 80 cent komisyon aldıklarını söylemiştik, 1.27 dolar alıyoruz dediler. Bizim söylediğimizden bile fazla komisyon alıyorlarmış. İşler fena değil. Paraları cebe indiriyorlar. Sonra sahnelere çıkıp “Soykırımcı İsrail, Katil İsrail, Allah seni kahretsin.” Diyor öbür taraftan paraları cebe indiriyor. Maşallah diyoruz. Sonra da yalan atıyor.
“Petrol İsrail’e gitmiyor, biz petrol şirketlerine rica ettik. Buradan geçen petrolü aman İsrail’e satmayın.” Dedik.” Diyorlar. Çocuk kandırır gibi laflar ediyorlar. Kardeşim her şey ortada! Azerbaycan zaten sattığını gizlemiyor, “Ben İsrail’e petrol satıyorum.” Diyor. Araları da çok iyi, müttefikler ve Türkiye’de Azerbaycan ile müttefik. Böylece trafik yürüyor ama bizi kandıranlara dikkat etmek lazım.
Göz göre göre yalan atıyorlar, bunu da yapan Özlem Zengin. Ben dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’a da sordum; “Siz mi yalan atıyorsunuz? Özlem Zengin mi yalan atıyor?” diye sordum. İki ihtimal var, üçüncü bir ihtimal yok. Azerbaycan: “Ben İsrail’e petrol satıyorum.” Diyor. Sen de diyorsun ki: “Biz o şirketlere söyledik, yok efendim petrol satmıyor.” 5 yaşındaki çocuk inanmaz buna! Grup Başkanvekilleri de bu laf ile dalga geçmişlerdi. Bari lafınızın eri olun. Nedir bu hal? Mert olun! Nedir şu haliniz? Ne dediğiniz belli değil.
Biz konuyu takip edeceğiz. Korkunç bir soykırım oluyor ve bu soykırım noktasında bazen unutuluyor, 1.5 yıla yaklaşıyor, duyarsızlık var. vicdanlı insanlar isyan ediyor. Biz bunu çok önemsiyoruz ve vicdanlı insanların tepkilerini hep öne çıkartıyoruz. Takip edeceğiz, zulüm ile abad olunmuz. İsaril vahşeti ile her tarafa saldırıyor, Filistin’e saldırıyor, Lübnan’a saldırıyor, İran’a saldırma ihtimali var. Saldırgan bir ülke İsrail. Sağa sola saldırıp duruyor ve insan ne diyeceğini şaşırıyor ama eşleri ölen kadınlar çocukları ile beraber perişan durumda Filistin’de. Onları görmek lazım. Unutmamak lazım. Gözümüzden uzak tutmamak lazım. Büyük bir felaket ve sefalet yaşanıyor Filistin’de Lübnan’da.
Filistinliler on yıllardır büyük acılar yaşıyorlar. Neredeyse 100 yıldır İsrail o bölgeye terör saçıyor! Bölgeye yavaş yavaş yerleşti ve sürekli oraları ele geçirme peşinde, genişledikçe genişliyor ve bir kanser gibi sürekli genişleme eğiliminde. Sağa sola sıçramalar yapıyor. Duyarlılığın artması lazım. Büyük bir duyarsızlık var. Bu duyarsızlığı bir an evvel dünya insanlarının bitirmesi lazım.
Bugün Sağlık Bakanlığı bütçesinde konuştuk partimiz adına. Sağlık ile ilgili Türkiye’de her gün skandal yaşanıyor. Şehir hastaneleri skandalları yaşandı, hastanelerdeki sıra bulamama ile ilgili skandallar, hekime yönelik şiddet olayları ve benzeri hadiseler yaşanıyor. Tüm bunların ötesinde bir de yozlaşma ve kokuşmanın sonucu olan korkunç bir olay ortaya çıktı “Yenidoğan çetesi” kaç aydır bu konu ile uğraşıyoruz.
Yenidoğan çetesi yeni bir olay değil! Yıllardır sağlıkta büyük bir istismar var. insanların hayatı, canı paraya dönüştürülüyor ve maalesef korkunç karlar elde ediliyor. Bir çark dönüyor, rüşvetler dönüyor, haramlar dönüyor ve en sonunda birileri zengin oluyor. Han, hamam, hastane sahibi oluyorlar ve toplumun iliğini sömürüyorlar. Bu yıllardır devam etti, sağlıkta dönüşüm projesi buna hizmet etti, kamu hastaneleri azaltıldı özel hastaneler açıldı.
Kamuda yeni doğan ünitelerinin sayısı azaldı, özel hastanelerde yeni doğan üniteleri açtı. Bugün de söyledim İstanbuL’daki yeni doğan yoğun bakım yataklarının %80’i özel hastanelerde ve buradan korkunç bir kar çarkı dönüyor ve gelinen noktada vahim gelişmeler yaşanıyor.
Biz yeni doğan çetesi ile ilgili konuşma yaptık, Sağlık Bakanı büyük protestolar ile karşılandı. Gerçekten de istifa etmesi gerekiyor istifa edin denildi çünkü bugünkü mesele değil bu. Son 20 yıldır bu konuda korkunç istismalar dönüyor çünkü istismarın önü açıldı ve kendisi de İstanbul İl Sağlık Müdürüyken büyük yolsuzluklar dönerken işinin başındaydı ve bunlara müdahele edilmedi üstü kapatıldı. Sağlık Bakanı oldu büyük bir gecikme ile mesele ortaya çıktı ve gelinen noktada zamanında müdahale edilmediği için onlarca bebek hayatını kaybetti.
Yeni doğanı yoğun bakımlık olmadığı halde ve yoğun bakımlık oluyor ve mikrop kapıyor veya yoğun bakımdayken fişini çekip öldürüyorsunuz, onun üstünden para kazanıyorsunuz. Boş yere fazladan tutup üzerinden para kazanıyorsunuz vb. neler yapılmış. Bir çete çıkmış ortaya.
Kamuda yer varken özel hastanedeki yoğun bakımlara yönlendirilmiş yeni doğan bebekler. 112 şoförlerine rüşvetler dağıtılmış. Oradaki hemşirelere rüşvetler dağıtılmış. Herkes zenginleşmiş fakat bebekler ölmüş. Korkunç paralar dökülmüş. Birileri zenginleşmiş, birilerinin yağları artmış fakat bebekler ölmüş!
Korkunç bir olay. Yapılanları okuduğumuz zaman ne kadar üzücü bir hadise olduğunu görüyorsunuz. Bakan Bey istifa etmemek için direniyor fakat onun için de en hayırlı olan istifa etmesi çünkü belli ki hataları var. soruşturulacak deniliyor ama işin ne olduğu belli. En azından sorumluluk almalı diye düşünüyoruz. Bir yetkili de istifa etsin! Hiç kimse istifa etmiyor.
Biz konuyu takip edeceğiz. Yenidoğan çetesi ile ilgili kurulan bir komisyon, yeni doğan bebeklerin yaşadıkları ile ilgili bir komisyon kuruldu ben de partim adına üyesiyim ve o konuları burada gündem edeceğiz. Umarım bu konudaki istismar biter çünkü son derece üzücü bir hal var ortada.
Son günlerin önemli konusu; Devlet Bahçeli, defalarca çağrı yaptı. “Öcalan gelsin Mecliste açıklama yapsın. Silahlı örgütün bitirdiğini ilan etsin.” Diye çağrı yaptı. Herkes şok oldu. Bunun arkasında sanırım İsrail’in İran’a saldırma tehdidi var ve devlet aklı bu noktada tedbir almaya çalışıyor. Bahçeli ve Erdoğan arasında bir ihtilaf var mı yok mu tartışmaları var ama Bahçeli’nin bu tavrında Kürt sorunu eşit ve adil bir şekilde çözmek yerine “Türk yurdunu korumak” ve bu arada Kürt sorununa palyatif çözüm bulmak emeli var. bir şekilde belki değerlendirilebilir.
Bir şekilde barış adımı ile ilgili engelleme yapılmayabilir. DEM Parti de bir şey yapacaksanız buyurun yapın dedi fakat dünya şartları Ortadoğu şartları pek elvermiyor gibi, şartlar silah bırakmanın kolay olmayacağını gösteriyor. Gergin, çatışmalı bir Ortadoğu var, böyle bir ortamda kesin teminatlar almadan silahlı örgütler adım atmaz gibi duruyor.
Biz, adım atmak, silah, çağrıların ötesinde meselenin sadece silahlı örgüte silah bırakmak olmadığını Kürt meselesinde yanlışlıklar yapıldığını bunların eşitlik ve adalet temelinde anayasal olarak çözülmesi gerektiğini hep söyledik söylüyoruz söylemeye devam edeceğiz. Böyle olmaz, bunlar maalesef 85 milyonu kahreden olaylardır. “Ben Kürt değilim, bu ateş bana dokunmaz.” Demeyin askere oğlunuz gider cenazesi gelir sonra ateş size dokunur. O yüzden bu iş bana dokunmaz demeyin. Kürtlere zaten dokunuyor. Yıllardır aşağılandılar ve itildiler, dışlandılar. Onlar zaten bu acıyı yaşadı.
Diyarbakır’da esen rüzgar, Çanakkale’yi etkileyebiliyor. Bundan dolayı çözüm bulunması gerekiyor ve geçici çözümler ile uğraşmak doğru değil.
ÖFG TV olarak sabahları günün manşetleri yapıyoruz, Salı günleri 21.00’da ÖFG TV yapıyoruz ve gündemleri değerlendiriyoruz. Aldığımız konuklar çarpıcı gerçekleri açıklıyor. Bu konular üzerinde durmaya devam edeceğiz.
ÖFG TV önemli bir tarih yazıyor. Bir milletvekili olarak sadece Meclis’teki çalışmalarımız değil sosyal medyadan da konulara müdahil olup bir şeyler söylemeye çalışıyoruz çünkü Meclis’te, meydanlarda, medyada engellenmeye çalışıyoruz. O yüzden sosyal medyayı güçlü tutmaya çalışıyoruz.
Bizim buradaki tek gayemiz; düşüncelerimizi kamuoyuna yansıtmak. Gerçekleştirmek için yolumuza devam edeceğiz.
Her hafta Salı günü 21.00’da bizlerle birlikte olun. 283. Bölümdeyiz. 7 yıldır milletvekiliyim ve 7 yıl önce başlamıştık. Çok önemli programlar yaptık, gündem oluşturduk. Çok insana iyilikte yaptık, acıları dindirdik, hüzünleri bitirdik, zulümleri giderdik. Bundan dolayı mutluluk duyuyoruz.
Haftaya Salı günü saat 21.00’da görüşmek dileğiyle, hayırlı akşamlar hoşça kalın.


























Yorumlar