28 Nisan 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.
Değerli izleyenler, ÖFG TV bu hafta 303. Bölümde, 303 haftayı devirdik ve yolumuza devam ediyoruz. Önemli bir işlev görüyor ÖFG TV, bundan dolayı mutluyuz. Evet Türkiye’de ihlaller, sıkıntılar çok ama en azından giderdiğimiz vakalar var.
Mesela geçen haftaki programımızda Ramazan Aktaş hasta mahpus ile ilgili bir program yapmıştık ve programın bitiminde güzel bir gelişme oldu ve Ramazan Aktaş’ın infaz erteleme aldığı ve tahliye edildiği haberini aldık. Önemli bir baskı yapmıştık, uzun süre gündemimizdeydi Ramazan Aktaş 4. Evre pankreas kanseri çok ağır bir hastaydı, iki büklüm hastane odalarında infaz erteleme almayı bekliyordu, biz bunun için önemli bir gündem yaptık ve daha sonra eşini programımıza aldık. Ramazan Aktaş’ın acil ve vahim durumunu gündem ettik ve ardından Ramazan Aktaş’ın infaz erteleme aldığı, tahliye edildiği haberini aldık, çok memnun olduk. Yaptığımız işler boşuna gitmiyor demek ki. Tüm yorgunluklarımıza değen önemli haberler bunlar. Bizi sevindiren haberler, en azından yaptığımız gayretlerin boşa gitmediğini görüyoruz.
Bir milletvekili olarak hem Meclis’i hem kamuoyunu hem de sosyal medyayı kullanıyoruz ve buralardan sıkıntıların giderilmesi için önemli baskılar yapıyoruz.
Bugün yine bir hasta mahpus yakını konuğumuz olacak. Hasta mahpus Burhan Adsız’ın yakınlarını konuk edeceğiz ancak bir başka hastamız var şu anda hastanede yatıyor. 85 milyonun çok sevdiği çok değerli bir insanımız, siyasetçimiz Sn. Sırrı Süreyya Önder günlerdir hastanede yatıyor. DEM Parti’li olsun veya olmasın herkesin çok önemli bir sempati beslediği, güzel duygular beslediği. Dostluk kardeşlik ve barışın simge isimlerinden Sayın Sırrı Süreyya Önder tam da önemli bir süreci yürütürken maalesef çok ağır bir kalp krizi geçirdi. Aort damarında önemli bir yırtılma oldu ve 8 saat süren, daha sonra 12 saate tamamlanan büyük bir ameliyata girdi ve herkes dualar ile onun uyanmasını bekledi ama Sn. Sırrı Süreyya Önder halen uyanmadı. Oldukça ağır bir şekilde halen yatıyor ve tıbbi açıdan çok olumlu gelişmeler göremiyoruz maalesef. İnşallah diyoruz, dua ediyoruz ancak halen olumlu bir gelişme göremiyoruz ve o yüzden Sayın Sırrı Süreyya Önder’e dualar ederek programımıza başlıyoruz. İlk günden itibaren hep dualar ettik, milyonlar dua etti ve hepimizin umudu onun iyileşip ayağa kalkması meclise dönmesiydi ancak bu konuda halen olumlu bir gelişme yok. Allah’tan umut kesilmez diyoruz. Oldukça ağır bir şekilde yatıyor, kalp ile ilgili sıkıntıları var, beyin ile ilgili sıkıntıları devam ediyor halen. Umudumuz güzel haberler almakta fakat konunun önemine binaen onu gündem ederek başlıyoruz. Aramızda görmek istiyoruz. Tüm insanlarımız aramızda görmek istiyor. İster sağcı, ister solcu, ister Türk, ister Kürt hangi kesimden olursa olsun Sayın Sırrı Süreyya Önder için kalpler atıyor ve bir an evvel iyileşmesini bekliyoruz. Durum iç açıcı değil ancak Allah’tan da ümit kesilmez diyoruz ve bekliyoruz. Biz özellikle onu anarak programımıza başlamak istedik. Yılların çile insanı, yılların zindanlarda sağlığını kaybetmiş insanı yılların mücadele insanı, yılların barış konusunda önemli bir gayret sarf etmiş insanı maalesef Türkiye’de hak hukuk dediğiniz zaman ister istemez yolunuz zindanlara düşüyor arkadaşlar. Sayın Sırrı Süreyya Önder de kitlelerin sırrı abisi de bizlerin Sırrı Başkanı da maalesef o zindanlarda çok yıllar geçirdi, çözüm süreci ile uğraştıktan sonra da yine onu zindanlara attılar ve çıktı geldi Meclis Başkanvekili oldu bu çok önemli bir başarı öyküsüydü ve bu başarıyı bir de Türkiye’nin en büyük sorununu çözerek bu konuda önemli bir rol edinerek devam ettirmiş olurum dedi fakat çok ani bir kalp krizi ile karşılaştı. Aslında tüm Türkiye onu konuşuyordu, çıktığı programlarda milyonlar onu izliyordu fakat böyle bir talihsizlik yaşandı ve şu anda da halen bu üzücü durum devam ediyor. Allah’tan şifa diliyoruz, dua ediyoruz bir an evvel şifaya kavuşması için.
Hastalıklar, zindanlar diyoruz maalesef bunlar Türkiye’nin gerçekleri. Sıkıntılar, Türkiye’nin gerçekleri. Türkiye’de son zamanlarda biliyorsunuz insanlar habire zindanlara atılıyor. İnsanların sağlığı bozuluyor, sağlıksız insanlar zindanlara atılınca daha da sağlıkları bozuluyor ve bir kısır döngü devam ediyor. Son zamanlarda farklı siyasal kitlelere yapılan operasyonlar sonucu cemaat mensuplarına yapılan operasyonlar, Kürt hareketinden insanlara yapılan operasyonlar ve diğer pek çok kesime yapılan operasyonların yanısıra Sayın İmamoğlu ve arkadaşlarına da yapılan operasyonlar oldu ve bu kişiler de zindanlara atıldı. Bir furya devam ediyor. Erkek, kadın, çoluk, çocuk demeden insanlar zindanlara dolduruluyor ve bunun da çok büyük yansımaları oluyor, çok üzücü olaylar oluyor. Ölümler oluyor, çileler oluyor, sıkıntılar oluyor, dramlar oluyor bitmiyor. Bugün de bütün bunlardan dolayı bir hasta mahpusu gündem edeceğiz.
Bahsettiğimiz gibi Türkiye’nin çok önemli bir gerçeği, 300 bin kişilik cezaevlerinde 400 binden fazla mahpus var ve insanlar bu denli tıka basa cezaevlerine doldurulursa en başta bozulacak yönleri sağlıkları oluyor. En tedavi edilemeyen, giderilemeyen yönleri sağlıkları olur ve sağlık ile ilgili problemleri giderilemez. Bütün bunlardan dolayı biz bugün yine bir başka hasta mahpusu gündem edeceğiz.
Ağır hasta mahpus Burhan Adsız Van F Tipi Cezaevi’nde yatıyor, ben kendisini cezaevinde de ziyaret ettim geçtiğimiz aylarda. Kendisi ile bizzat görüştüm, ağır hasta bitkin bir mahpus ve bir hekim olarak onu dinledim, idare ile konuştum ve çözümler bulmaya çalıştım ancak halen çözümler bulunmuş değil. Ağır hasta mahpus Burhan Adsız hasta bir şekilde cezaevinde. Ağır hastalar cezaevinde olmamalı ancak halen kendisi cezaevinde benimle konuştuğunda yüzünde maske oldukça bitkin bir şekilde bana dakikalarca durumunu anlatmıştı. İşte bugün de kendisi ile görüşemiyoruz. Kendisi cezaevinde fakat kardeşi Sn. Reşat Adsız programımıza konuk oldu, onunla görüşeceğiz. Uzun bir süredir kardeşi Burhan Adsız’ın durumunu bize bildiriyor, biz de takip ediyoruz, cezaevi ile görüşüyoruz ancak istediğimiz gibi yürümüyor bu işler. Oldukça ağır aksak yürüyor ama hastalık yerinde durmuyor. Karaciğerde siroz var ve kanamalar yaşıyor, çok acil ağır yoğun bakımlık durumlar yaşadı fotoğrafta gördüğünüz gibi yoğun bakımlara yattı, çıktı ağır kanamalar geçirdi ve bitmiş bir olay yok. Kronik hepatiti var, sirozu var ve bir şekilde bir an evvel durumuna çözüm bulunması gerekiyor. O yüzden bu akşam biz onun durumunu gündem edeceğiz ve bu yüzden programımıza kardeşi Reşat Adsız’ı konuk ettik.
Burhan Adsız’ın kardeşisiniz ve oldukça sıkıntılı günler yaşıyorsunuz. İlk önce son durum itibariyle başlayalım daha sonra evveliyata gideceğiz. Burhan Adsız neden cezaevine girdi? Neler yaşadı?
Reşat Adsız: Avukatları dilekçe verdi her yere, hiç kimse bize bakıp demedi “Bu insan hastalıktan dolayı yatıyor.” Diye. Kendisi siroz, hepatit b hastalığı var, ağır hasta. Durumu günden güne kötüye gidiyor. Hastamızın durumu çok ağır. Cezaevi şartları çok ağır. Sağlıklı olan iyi kötü bakar deriz ama kendisi tek kişilik hücrede kalıyor. Gidip gördüğüm zaman 1 hafta boyunca onu düşünüyorum acaba oradan çıkabilir mi diye o kadar kötü bir durumda. Bu insan dışarı çıksa ne yapabilir?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yoğun bakımda kanama geçirdiği günlerde Burhan Adsız’ı görüyorsunuz. Konunun vahametini kardeşi Reşat Adsız söyledi. Uzun süredir kronik hepatiti olan bir hasta Burhan Adsız ve üzerine de siroz gelişmiş durumda bunun üstüne ağır bir kanama geçirmiş durumda. Siroz hastalarında yaşanan varis kanamaları son derece öldürücü ve tehlikelidir çünkü normal bir damardan kanama olmamaktadır. Balon gibi şişmiş bir damardan kanama olmaktadır ve bu yüzden o kanamayı durdurmak çok zordur. Bu tamamen çıkmaz sokaklara giren damarlar, tıkanan damarlar, çıkmaz sokaklara girdiği için büyüyen balonlaşan damalar çatlamış ve kanamış, bu kanamayı zor bela durdurmuşlar. Şu anda ikinci bir kanama olma ihtimali yüksek. Bu oldukça yüksek bir ihtimal ve ikinci bir kanamayı durdurma şansı da düşük. Durum bundan dolayı oldukça vahim. Cezaevi idaresine de bunu söyledim. Bakın bu kişi tekrar kanama geçirirse onu kurtarmak çok zor olur dedim fakat aylardır çark dönmüyor. Endoskopiye girecek, hastaneye girecek, sağlık kurulu raporu diyor ki: “ Damarın bağlanması gerekiyor ki kanama olmasın” gibi teknik işlemler yapılması lazım. Tüm bunlar için işler yavaş yürüyor. Bu yavaşlıkta Burhan Adsız’ın başına bir hadise gelirse çok ağır bir durum oluşur. Sayın Yılmaz Tunç bu hastanın durumuna bir bakın lütfen. Kaç kez kanama geçirmesi gerekiyor Sayın Yılmaz Tunç size soruyorum. Adalet Bakanlığı’nda sağlık işleri ile uğraşan birileri var mı? Orada öyle birileri var. diyorlar ki: “Efendim biz hastaları defalarca hastaneye götürüyoruz. Dört dörtlük iş yapıyoruz.” Hani birileri var! Serdar bey de buradan duysun, Serdar Bey bakın defalarca hastanelere götürmek olmuyor! Bakın yüzlerce defa hastaneye götürseniz de etkin bir iş yapmadıktan sonra hastanın sağlığı düzelmiyor. Defalarca git gel, yazı çıktı gidecek gelecek, gidemedi gelemedi, asker yoktu, hava kötüydü, randevu bulamadık, doktor yoktu! Bunlar ile geçiyor hastaların hayatları. Serdar bey diyor ki: “83 kez götürdük biz.” başka zamanlarda da böyle hasta mahpuslar için “Defalarca götürüyoruz.” Diyorlar. Böyle olmuyor! Sonrasında 2024 yılında 709 mahpus ölmüş arkadaşlar. 709 mahpus ölmüş kim öle kim kala? Kimin umurunda? Bunlar insan kardeşim! Burhan Adsız genç bir insan. Yapılmayan şey nedir? -28…
Reşat Adsız: Bir gün hastaneye getirip hastayı doktora göstermeden bile götürüyorlar. “Evrak eksikliği var.” diyorlar. “Hava şartları kötü.” “Dışarıda şundan dolayı götüremiyoruz.” 1 ayda 1 sefer ya götürüp ya da götürmüyorlar. “10 gün boyunca yoğun bakımda kaldı, sıvı toplamıştı, sıvıyı çektiler, 1-2 saat beklemeden tekrar cezaevine götürdüler. Böyle bir hasta ölüm döşeğinde, karnı şişmiş, sıvıyı çekip tekrar cezaevine götürüp tek başına bir hücreye koymak ölüm demektir. Ben bunu kendi gözlerimle gördüm. Oradaki yetkililere söyledim, bu adam 1-2 gün burada kalsın, serviste kalsın zaten hastadır bir yere gidemez, kendini toparlasın sonra götürün dedim. 1 saat sürmeden geri götürdüler. Yanına gittiğimizde baktığımızda “Sabaha çıkamaz” denilir bu halde. Hastaneye 1 gün getiriyorlar, doktor yok diyorlar. Eksikten dolayı tekrar geri götürüyorlar. Doğru düzgün ilaç vermediler içeride. Hasta hali ile bu adam dışarıda olsa ne yapabilir? Bu adam ölüm döşeğinde bıraksınlar eve gelsin kendini toparlasın.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ben de gittim Van F Tipi Cezaevi’nde Burhan Adsız ile dakikalarca görüştüm bitkin halsizdi yüzünde maske vardı mikrop kapmamak için özel bir tedbir içindeydi ve bana anlattı, tek başına bir hücrede kalıyor. Düşünün ağır hastasınız, kronik hepatitiniz var son evresiniz sirozunuz var karaciğer iflas etmiş durumda damarlar iflastan dolayı balon gibi şişmiş her an patlamaya hazır durumda, patlamaya hazır bomba var içinizde. Ne keyfiniz var ne tadınız var ne tuzunuz var ne iştahınız var. Reşat beyin dediği gibi şu halde değil Burhan bey. Oldukça zayıflamış bir deri bir kemik bitkin halsiz hasta yüzlü bir adam. Gördüğünüz halde değil. Sağlıklı bir insan bu hallere nasıl düştü evveliyatını da anlatacak fakat biz acil durumu üzerinde duruyoruz. Böyle bir kimse tek başına bir hücrede düşüp ölse Allah bilir kimsenin haberi olmayacak çünkü yanında kimse yok, işler aksıyor, gitti geldi, doktor bulamadık, tatil girdi araya, rapor aldık, ameliyat olacak, gidelim, gelelim derken ben 3 ay önce durumun vahametini idareye de anlattım. “Her an sıkıntılı şeyler olabilir.” Dedim ama 3 aydır Burhan Adsız sürünmeye devam ediyor. Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne sesleniyorum; biz oraya gittiğimizde kendilerine sorduğumuzda Serdar Bey diyor ki: “ 80 defa götürdük hastaları çok iyi bakıyoruz, hastalara on numara bakıyoruz. Dışarıdaki insanlardan daha iyi bakıyoruz.” demişlerdi bize. “Efendim cezaevindekiler dışarıdaki insanlardan daha iyi sağlık hizmeti alıyor. Siz ne diyorsunuz?” diyordu kulaklarımıza inanamıyorduk ama orada bize böyle diyorlardı. “On numara sağlık hizmeti veriyoruz cezaevlerimizde, dışarıda böyle hizmet alamaz.” dedi. Gerçeği görüyoruz. Burhan Adsız’ı görüyoruz cezaevinde, Reşat Adsız’ı dinliyoruz ve sürece bakıyoruz. Şu anda ameliyat edilmesi gerekiyor. Sağlık kurulu raporunu gördüm. Burhan Adsız neden cezaevine girdi? Burhan Adsız cezaevinde mi bu hastalığa yakalandı daha öncesinde mi başlayan bir olay var? Biraz zaman tüneline girip eskiye gidip bir anlatalım. Ben size bir hekim olarak söyleyeyim Kronik Hepatit B ve sekonder kompanse karaciğer yani diyor ki: “Kronik Hepatit B virüsü olduğu için karaciğerde oldukça ağır bir durum var. Buna rağmen biz infaz erteleme vermedik. Cezaevinde durum takibi devam edebilir ve üç ayda bir gastroentolojik poliklinik muayenesi gerekir.” diyor. Bu üç ayda bir ne kadar yapıldı? Yapıldı mı bu raporun tarihine bakalım arkadaşlar 2 Ocak 2024’te böyle denilmiş. Yoğun bir takip gerekiyor denilmiş. Daha sonra Mart aylarında bir başka raporu daha var.Yoğun bir takip yapıldı mı? 3 ayda bir çok yoğun takip yapılması gerekiyor. “Cezaevlerinden çıkartamıyoruz ama yoğun bir takip gerekiyor.” Denilmiş raporda bu hastaya. Yapılabiliyor mu bunlar?
Reşat Adsız: Ben gittim kendim görüştüm. Abim hasta rahAdsız burada çok sancıları var. Bana dediler ki: “Dışarıda kayyımdan dolayı hastaneye götüremiyoruz.” kayyımla ilgili niye götüremiyorsunuz? “Eylemler var.” dediler. Hastanede eylemler yok ki çarşıda var. Bir ay boyunca bunu hastaneye getirmediler. Sırf dışarı karışık diye getiremediler sayın vekilim. 3 ayda bir değil de bu doğru düzgün eğer hastaneye gitmiş olsaydı veya ilaçları verilmiş olsaydı belki bu buraya kadar büyümezdi. Düzenli bir ilaç da vermediler.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bakın değerli arkadaşlar başka bir şeyden bile değil. “Yok efendim Van’a kayyım atandı götüremeyiz hastaneye.” demiş. Ya kardeşim Van’a kayyım atanmış o ayrı bir rezalet zaten de yani hastaneye bundan dolayı mı götüremiyorsun? El insaf diyorum. Hastane ile ne alakası var Allah aşkına? Bakın bu kadar bile basit bir gerekçeyle cezaevinden hastaneye gidememiş. “Vay efendim kayyım eylemleri var.” ya kardeşim eylem varsa var hastanın tedavisi niye aksasın? Bırakın başka şeyi, bu kadar basit tıp dışı bir nedenden dolayı bile hastanın tedavisi engellenmiş. 28 Mart raporunda diyor ki: “hepatit b etyolojili dekompanse karaciğer sirozu, gastroenteroloji önerisi ile kişinin ilgili evrak ekinde sorulan koşullar açısından adli tıp kurumu tarafından değerlendirilmesi uygundur.” Ocak ayında durum daha iyiyken, bakın bu rapora göre daha iyi bir durum tablosu çizmişti, Ocak ayı raporu. Mart ayında daha kötü bir durum olduğuna dair bir tablo. Çiziyor ve bu yüzden diyor ki: “Adli tıp kurumuna bir daha gitsin.” Ocak ayında demişti ki: “İdare eder cezaevinde.” Mart’a geliyoruz. Mart’ta diyor ki: “Adli tıp kurumu tekrar değerlendirsin.” ve bu arada sağlıkla ilgili durumu da devam ediyor. Raporunda damar bağlanmasıyla ilgili öneri var. 28 Mart raporunda, durumlar kötüleşmiş. Serdar Bey de duysun. Bakın ne kadar hızlı bir şekilde kötüleşme oluyor. Ocak ayında durumu iyiyken Mart ayında gastroenteroloji ne demiş? Diyor ki: “Hepatit B sekonder karaciğer siroz tanısı var. Bir defa varis kanaması geçirmiş ve dekompanse yani artık iyice kötüleşmiş karaciğer sirozu anlamına geliyor ve o varislerin bağlanması için hastaya endoskopi yapılmış ve tekrar o varislerin bağlanması gerekiyor. Özür oranını %50 vermiş bu sefer ve fakat “Adli tıp kurumu tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.” diyor. Olay bu fakat halen bir ameliyat olayı yok. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen bir rapor var mı Reşat Bey?
Reşat Adsız: Yok herhangi bir bilgi bize gelmedi Sayın Vekilim.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çünkü bu Van Hastanesi demiş ki bu hastanın durumu kötüleşmiş. Adli Tıp Kurumu öncesinde idare eder demişti fakat Ocak’a göre Mart itibariyle durum kötü. Adli Tıp bir daha baksın buna. Biz de artık buna pek bir şey yapamıyoruz. Bir ameliyat da olsa bu arada iyi olur demiş. İşin tıbbi özeti bu fakat hala adli tıptan haber yok. Adli tıp kurumu neredesin diye burada soruyoruz. Bakın hasta Allah korusun öldükten sonra mı raporu göndereceksin Adli tıp kurumu bu raporu. Varisin bağlanması ameliyatını ne zaman yapacaksın? Onu da Van Eğitim Araştırma Hastanesi’ne soruyoruz. Van F Tipi Cezaevi İdaresi’ne soruyoruz. Kardeşim bakın bir hekim olarak ben görüyorum olayı. Biz, aldatabileceğiniz bir vekil değiliz. Hekim vekiliz. Biz bu işleri bilen insanız. Ben tabloyu şu anda net bir şekilde anlamış durumdayım. Gereken işler niye yapılmıyor? Yarın öbür gün olumsuz bir şey olduğu zaman bu can ya. 45 yaşında, gencecik bir insan, evli ve 5 çocuğu var ve bu denli ihmal edilen bir durumda bakın. Durum bu denli vahim ve acil. Sıradan bir hasta değil. Kronik hepatit B, karaciğer siroz, son dönem artık karaciğere bir şey yapılamıyor ve şu anda da ne adli tıptan rapor geliyor ne de ameliyat ediliyor. Durum bu arkadaşlar. Sağlık açısından, 15-20 yıl öncesinden gelerek sağlık açısından, adli açıdan neler yaşadı da bugün hasta bir insan olarak cezaevinde? Hem hastalığı hem de yaşadığı mahkeme süreçleri. Ne oldu, neden yargılandı?
Reşat Adsız: Binlerce insan şu anda cezaevinde suçsuz. Herhangi bir suç işlememiş şu anda cezaevinde. 2015’te yakalandı 8 ay cezaevinde kaldı 30 yıldır hastalığı var. Sürekli tedaviye giderdi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:30 yıldır Burhan Adsız kronik hepatit b ağır tedaviler kullanıyor. Böyle hasta bir kişi ağır tedavilerde kullanan bir kişi. 2015’te ne oldu? Hangi meseleden soruşturuldu? Ne ile itham edildi? Onlara da girerek buyurun anlatın.
Reşat Adsız: Sürekli gidip tedavisini görüyordu. 2015’te suçlandı. Suçu yoktu. Hiçbir suçu yoktu. Örgütle suçlandı siyasi. Cezaevine girdi. Yaklaşık 8 ay cezaevinde kaldı. 100. Yıl Hastanesi’nde sürekli tedavi görüyordu. Oraya sevki yapıldı. Daha önce de siroz hastasıydı. Nakil de gerekiyordu. Sonrasında adli tıpa sevk edildi. Adli tıp dedi ki cezaevinde kalamaz. Bu kapalı alanda kalamaz. Kalsa daha fenalaşır. 2016’da serbest bırakıldı. Dosyası devam ediyordu. Kendisi serbestti. Hüküm verilmemişti. Sonrasında 4-5 defa daha gözaltına alındı. Rapordan dolayı tekrar bıraktılar. 2022’ye kadar 2022’de tekrar cezası onaylandı ve 2023’de yakalandı. 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: PKK örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay ceza aldı. Uyduruk bir yargılama oldu anlaşılan.
Reşat Adsız: Zaten hastaydı, bir yerden çıkamıyordu. Taziyede gelip yakalayıp götürdüler. Cezaevine girdi, tek başına zaten bir hücrede kalıyordu. Aynı hastalıktan bir tane daha mahkum vardı. O da Hepatit B’ydi. Yan yana 5-6 ay gibi bir süre ikisi aynı hücrede kaldılar. 1.5 yıldır tek başına bir hücrede kalıyor. bu hastalıkla. Hastaneye getirdiler. Cezaevinde kalabilir. 3 ayda bir kontrole gelsin diye bir rapor verildi. İlaçları doğru düzgün verilmiyordu. O zaman buna göre biraz daha iyiydi. 1 yıldır gittikçe günden güne kötüleşiyor. Mesela biz bu hafta ziyaretine gittik. Öbür hafta gittiğimiz zaman daha daha ağırlaşıyor. Daha hasta görüyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gitti geldi güya hastaneye ama bir verim alamıyoruz, öyle mi? Bu arada da bir kanama geçirmiş. Bu kanamayı ne zaman geçirdi, ne oldu, ne bitti?
Reşat Adsız: Bir gün görüşüe gittiğimizde bize hastaneye kaldırdıklarını söylediler. Hastaneye gittik. Doğru düzgün gidip göremiyorduk. Doktor bize doğru düzgün bir bilgi vermiyordu. Savcı ile ben kendim gittim görüştüm. “Abim şu anda ölüm düşenindedir. Durumunun ne olduğunu bilmiyoruz. 5 dakika gidip görüp geleyim. İçimiz rahat etsin.” dedim buna da bile müsaade etmediler. “Salı gününü bekleyin.” dediler görüşü salı günüydü. Doktorlar bize bilgi vermediler. Kanama olup olmadığını bilmiyorduk. Bu hastalıktan dolayı kanama geçirmiş, yoğun bakımda yatıyor vs. bu bilgiyi bize vermediler. Birkaç yere gittik, başhekimliğe çıktık. Dedik ki hastamız buradadır, kimse bize bilgi vermiyor, içimiz rahat değil. Sonrasında 5 dakikalık bize bir görüşme ayarladılar. 10 gün boyunca yoğun bakımda kaldı. O zamanlar daha da kötüleşti. Karnı şişmiş. Kanama 4 ay oldu. Hekimle birkaç sefer görüştük, “Biz net bilgi veremeyiz.” Dedi. Karnı şişmişti, baya sıvı toplamıştı. Sirozdan dolayı hastaların genellikle karınları şişiyor, sıvı topluyorlar. Sonrasında sıvıyı çektikten sonra 1 saat içinde cezaevine götürürler. Gereken yerlerle görüştük. Savcıya dilekçe sunduk. Hastane yönetimi ile görüştük. Hekimle görüştük. Dedik ki: “Birkaç gün burada dursun. Hiç olmazsa bu ağrıları sancıları geçsin ondan sonra götürün.” Buna bile müsaade etmediler götürdüler. Aradan 1 ay geçmeden tekrar getirildi “Endoskopi yapacağız.” Dediler. Bu arada zaten bilgi alamıyorduk. Kanama riski devam ediyor. Acilen ameliyat gerekiyor dediler. Sağlıklı bir şekilde gelip hastanede tedavi görmüyor. Tek başına kaldığı için bu ayrı sıkıntı. Gece zaten kanama geçirmişti. Malum kimse olmadığı için kan gelmişti ağzından Şu anda tek başına bir hücrede kaldığı için yarın da kanama geçirebilir, bugüne geçirebilir, ertesi gün de geçirebilir. Bir insan tek başına bir odadaysa, bu adam hastaysa, kendi işini görmüyor. Kendi başına kalkıp da gidemiyor bir yere. Yemekleri kötü, o ayrı bir sıkıntı zaten. Hasta bir insan mesela cezaevinde cezaevi yemekleri yediği zaman daha da çok ağırlaşır. Günden güne daha kötüleşiyor. Tek başına kanama geçirdiği zaman bu hasta hastaneye gelene kadar belki yolda bile hastaneye yetişemez. Bu şekilde hasta olan bir insan hiçbir işlemini görmez kendi işini bile görmüyor. Dışarıya çıksa dışarıda ne yapabilir ne gibi işler yapabilir? Bu insanın acilen acilen çıkıp bir hastanede uzun süre tedavi görmesi lazım. Burada yarın ameliyat olduktan sonra cezaevine gidip tek başına bir hücrede bu adam daha da kötüleşir.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Durum vahim ve acil. Biz Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden Enis Bey’den, Sayın Bakan Yılmaz Tunç’tan bu duruma eğilmelerini istiyoruz. Bakın burada vahim bir durum var. Bir an evvel çözün. Zaten geç kaldınız. Bakın, çok gecikmiş bir durum var ama bu iş daha bir trajedi ile bitmesin. Bir kanama olmadan adli tıp bu raporu versin ve infaz erteleme alsın. İkincisi, bir an evvel bu ameliyatı olsun. İnfaz erteleme bir tarafa, en azından ameliyata girsin. O tehlike, içindeki patlamaya hazır bomba en azından dindirilsin. Durum böyle ama insanlar anlamıyorlar. Hala yetkililer bir direnç halinde. Gitti geldi, bakarız ederiz. “Biz dört dörtlük iş yapıyoruz.” bunları duymaktan bıktık usandık yani. Boşuna Serdar Bey demiyoruz. Biz bunları kulaklarımızla duyduk. Ya dört dörtlük iş yapılıyormuş Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nde, cezaevlerinde işte dört dörtlük işler böyle arkadaşlar. Biz yetkili makamları göreve davet ediyoruz. Bir an evvel çözüme davet ediyoruz. Çözün kardeşim diyoruz. Biz sizin başınızı ağrıtmaya çok meraklı değiliz. Reşat Bey de meraklı değil. Kimse meraklı değil. Biz çözüm istiyoruz. Bu adamın cezaevinde olmaması gerekiyor. Ağır hastayı cezaevinde tutup başınız göğe ermez kardeşim. Zaten memlekette adil olmayan yargılamalar gırla gidiyor. Adam en temel insani hakkını, kimlik hakkını talep ettiği zaman, “Vay efendim sen teröristsin, hadi yürü içeri.” “Ya ben hastayım, ağır hastayım.” “Yok, hadi sen de gir içeri.” Deniliyor ve Burhan Adsız içeri giriyor! Bakın, durum kötüye gidiyor. Geri dönülmez bir aşamaya gelmiş. Dekompansa karaciğer sirozu gelişmiş. Şimdi bari olayı toparlayın. Çok geciktiniz diyoruz. Hala adım yok. O yüzden biz bugün Ankara’dan Van’a uzandık ve Reşat Adsız ile görüştük. Kardeşi Burhan Adsız’ın durumunu gündem edelim dedik. Kendisiyle aylardır görüşüyoruz. Van’a da gittim ben durumu gördüm ve işlerin çok ağır aksak ilerlediğini gördüm. Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nde, Van F Tipi Cezaevi’nde bu duruma müdahale edip “Bu işleri hızlandırın kardeşim.” diyecek bir yetkili yok mu oralarda? Buradan soruyoruz. “Van ülkenin bir ucu. Kimse duymaz, görmez. Ankara’ya uzaktır. Ne yapalım kardeşim haberimiz yok Van’dan.” mı diyorsunuz? Sayın Ankara’daki Adalet Bakanı. Sayın Ankara’daki Ceza Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Bey. Bakın Van’da neler oluyor? Allah aşkına orası da yurdun bir köşesi. Burası dağ başı değil ki burada böyle işler olur mu? Allah aşkına olacak iş mi diye soruyoruz.
Reşat Adsız: Şu anda binlerce hasta olan insanlar var cezaevlerinde, binlerce kendi işini görmeyecek hallerde. Bu insanların cezaevinde kalmasında devletin ne gibi bir yararı var? Bu insanlar sonuçta hasta, kendi işlerini görmüyor. Birazcık a adalet olsun ki bu insanların gelip evinde evinde otursunlar. İyileştikleri zaman yine alın götürün. Adalet diye bir şey yoktur. “Ha Kürt müsün?” “Tamam. Kürt isen cezaevindesin. Hasta isen de cezaevindesin. Hiçbir suçun yoksa da cezaevindesin.” bunları biz görüyoruz, yaşıyoruz burada. Her yerde yaşıyoruz, görüyoruz kendimiz. Bu yüzden adalet istiyoruz. Hasta olan bütün insanlar bir an önce sağlığına kavuşsun. Çoluk çocuğuna kavuşsun.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: 5 çocuk babası Burhan Adsız cezaevinde ağır hasta bir mahpus. O yıllardır çile çekiyor, cezaevi köşelerinde tek başına odasında çile çekiyor, ailesinin yüreği yanıyor, kardeşlerinin ciğeri sızlıyor, annesi babası herkes perişan, çoluk çocuk perişan ve halen bir ilerleme yok. Bir siyasetçi olarak bunu mecliste de gündem ettim, sosyal medyamızda da gündem ediyoruz ve tüm sosyal medya kanallarımızda yayınlıyoruz ama boşuna değil, çözüm istiyoruz ve bir an evvel en kısa sürede bu çözüm haberini sayın Adalet Bakanlığı yetkililerinden bekliyoruz ve programımızı burada bitiriyoruz. Çok geçmiş olsun. Allah şifalar versin. Allah sabırlar versin size. Umarım bu sıkıntılı süreci atlatırsınız.
Değerli izleyenler, bu hafta da programımızı burada bitiriyoruz. Çözüm bekliyoruz. Birçok sıkıntılı durumu gündeme getirip çözüm bulduğumuz gibi inşallah bunda da buluruz. Temennimiz bu. Umarım ki en kısa sürede çözüm bulunur ve biz de size çözümün haberini iletiriz. Kardeşinin, annesinin, babasının, çoluk çocuğunun yüzü güler ve en azından tahliye olur.
Bugün de programımız burada bitiyor. Haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar dilerim, güzel bir hafta dilerim. Hoşça kalın.


























Yorumlar