5 Mayıs 2025

ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz değerli izleyenler.

Programımızın ilk konusu günlerdir konuştuğumuz bir konu. Halen etkisini izini üstümüzden atamadık. Sevgili Sırrı Süreyya Önder’in ölüm şokunu yaşıyoruz. Sadece biz değil, sadece partimiz değil, sadece seçmemiz değil Tüm Türkiye yaşıyor. İz bırakmadığı, etkilemediği, sevdirmediği hiç kimse yok ve herkes şimdi önemli bir kayıp yaşadığının idrakinde.

Çok önemli bir değeri kaybettik. Oldukça nitelikli bir insan. Az yetişen, topluma faydası olan toplumu rahatlatan esprileriyle, sempatisiyle, güzel muhabbetiyle insanların arasındaki kardeşliği, barışı güçlendiren bir insandı Sırrı Süreyya Önder gerek sanatçı kişiliği, gerek edebi kişiliği, gerek siyasi kişiliği anlamında oldukça değerli, uzlaşmacı bir yapı arz ediyordu.

Uzun bir süre yattı hastanede. 18. günde maalesef hayatını kaybetti. Ona hep “Diren Sırrı Abi” dediler. Hastaneye gittiğimde de gördüm. Hastanenin karşısında birçok afiş vardı ve “Diren Sırrı Abi” diyordu, “Diren ha baboş” diyordu. “Bunu atlatırsın, hadi sen bize lazımsın, sen bir topluma lazımsın.” diyen afişler vardı orada ve bu halkın onun ne kadar sahiplendiğini, sevdiğini gösteriyordu gerçekten çünkü çok yürekten asılmıştı o afişler ve maalesef ki çok ağır bir kalp krizinin ardından aort yırtılması olduğu için beyinde oksijenlenmenin son derece kötü olması nedeniyle beyin ödemini yenemedi ve maalesef aramıza dönemedi.

18. günde hayata veda etti. Aslında biz onu sonsuzluğa uğurladık. Hep aramızda olacak. Onun hayatı bitmiş değil. Güzel yollarıyla bize örnek olacak Sevgili Sırrı Süreyya Önder. Onu hep gülen yüzüyle, tatlı esprileriyle, hoş sohbetiyle hatırlayacağız. Mecliste özellikle gerilimleri azaltan ve tüm tartışmalarda farklı bir yol olabileceğini işaret eden yönüyle hatırlayacağız.

Geçtiğimiz gün biliyorsunuz cenaze namazı kılındı ve cenaze namazı bir devlet töreni şeklinde değildi. Tam da ona yakışan bir şekildeydi. Tamamen halkın töreniydi. Tam bir spontane cenaze namazıydı. Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tören ise gerçekten tarihi bir günü gösteriyordu çünkü en az beş bin kişinin olduğu salonda çok tarihi anlar yaşandı. Çok önemli konuşmalar yapıldı. İyi ki yapıldı. Gerçekten son derece değerliydi. Çok duygulandık. Çok gözyaşları döküldü. Televizyondan belki seyretmiş olabilirsiniz ama o salonda bulunsanız ne kadar ağır bir havanın olduğunu görürsünüz. Ne kadar önemli bir samimiyetin olduğunu görürsünüz. Farklı her kesinden insanların Sırrı Süreyya Önder’I kucakladığını, onun hatırasına sımsıkı sarıldığını görürdünüz.

Kızı Ceren’in yaptığı konuşma en yürek yakan konuşma oldu ve çok büyük izler bıraktı. Babasına yazdığı o çok samimi mektup ve çok samimi duygularıyla gerçekten güne tam anlamıyla damgasını vurdu ve ardından da törenin bitişinde Neşet Ertaş’tan Allı Turnam türküsünü dinleterek bütün yürekleri dağladı gerçekten. Çok hüzünlü anlar yaşadık. Tarifi imkansız gerçekten. Orada bütün bu coğrafyanın renklerinin birlikteliğini ve ayrılmaz bütünlüğünü gördük.

Barışın güzelliğini, kaliteli insanın değerini ve insani vicdani çabaların önemini idrak ettik hep birlikte. Bir insanın nasıl hayatı boyunca güzel bir mücadele vererek güzel bir iz bırakabileceğini gördük. Allah herkese nasip etsin arkasında büyük bir sevgi seli bırakarak gitmeyi. Bu herkese nasip olmaz. İnsanlığın takdirini kazanarak, her kesimden insanın sevgisini kazanarak gitti bu dünyadan. Bir insanın da bu dünya hayatındaki en önemli, en değerli sonu bu herhalde. Bir şekilde herkes dünyadan gidiyor ama belki kimisi büyük bir nefretle uğurlanıyor, kimisi bir zahmetle uğurlanıyor ama kimisi de böyle Sevgili  Sırrı Süreyya Önder de olduğu gibi büyük bir sevgi seliyle yollanıyor. Sevgili annesi 81 yaşında ve Tören boyunca yüreği yanan bir anne olarak gözyaşları hiç dinmedi ve her anıyla, her saniyesiyle bir annenin ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Çünkü o kadar samimi, o kadar işten bir şekilde oğlunu arıyor ve onun için yüreği yanıyordu ki tarifi imkansız. Gerçekten annelerin duygularını tarif etmek mümkün değildir ve sevgili Sırrı Süreyya Önder’in annesi de böyle büyük bir anne yüreği örneği sergiledi.

Anne yüreği gerçekten çok başkadır, çok özeldir, çok önemlidir ve bu yüzden anneler çok kutsaldır. Annelik müessesesi son derece kutsaldır. Ben şahsen böyle bakarım bu konuya. Tıklım tıklım dolu bir salonda sanatıyla, samimiyetiyle, siyasetiyle, insan hakları ve Kürt meselesinin çözümü için gösterdiği gayretiyle bir Sırrı Süreyya son dakikalarını tamamlayıp bu dünyadan göçtü gitti, toprağa verildi, omuzlar üstünde taşındı. Herkes onun tabutunun altına girmek, onun tabutuna elini sürebilmek ve bir hatıra edinmek istedi, çiçek yağmuruna tutuldu ve büyük bir izdiham altında mezarlığa götürüldü.

Büyük bir sevgi seli halinde götürüldü ve toprağa verildi. Bütün bunlar vicdanlı bir insan olma gayretinin sonucu. Sevgili Sırrı Süreyya da böyle bir gayret içindeydi ve sonuçta da bu dünyada böyle bir son ile taçlandırdı duruşunu. Umarım ki öte dünyada da Allah-u Teala ona rahmet eyler, mağfiretiyle yargılar ve cennetine dahil eder. Bizim bu dünyada ona en son görevimiz bu. Onun cenaze namazını kılmak, arkasından dua etmek, Allah’ın rızasına ulaşması için dualar etmek, mekanının cennet olması için dualar etmek ve onun hatırasını yaşatmak ve en önemlisi de onun büyük bir hasretle, sevgiyle tamamlamaya çalıştığı barış sürecini nihayete erdirebilmek bizlerin görevi.

O gitti ama miras olarak bize böyle değerli bir süreci bıraktı. Ona olan vefamızdan ve sözümüzden dolayı mutlak surette bu yarım kalan barış gayretini tamama erdireceğiz inşallah. Bu konuda hepimize düşen önemli görevler var. Umarım hepimiz de bu işin hakkını veririz diyorum sevgili izleyenler.

Tam böyle güzel günde bir de baktık ki ne oldu? Siyasiler de Atatürk Kültür Merkezi’ndeydi ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik menfur bir saldırı gerçekleşti. Bu saldırının bugün olması anlamlı neden? Çünkü burada bu kadar toplumun birleştiği, kalplerin yumuşadığı, gözyaşların döküldüğü bir günde böylesi bir barış gününü baltalamak isteyenlerin çıkabileceğini gösteriyor. Bu bir barışı korumanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Bu kadar herkesin birleştiği bir günde bile bir kötü hasta ruhlu bir insanın çıkıp da saldırganlık yapması o günün ruhunu maalesef ki zedeledi. O gün sadece güzellikler ve gözyaşları konuşacaktı ama kin, nefret dolu sözler ve menfur saldırı konuşuldu.

Özgür Özel’e geçmiş olsun diliyoruz. Sayın Özel önemli bir gayretle daha sonrasında mezarlığa da geldi, mezarlıkta onu toprağa verenler arasındaydı. Belki kendisi uyarılmıştır, “Bir daha sana yönelik saldırı olabilir.” diye ama öğleden sonra tekrar gelip Sırrı Süreyya’nın toprağa verilişinde de görev aldı mezarın başındaydı. Biz de oradaydık ve bu da güzel bir davranıştı. Saldırganın arkasında mutlaka birileri vardır. Olmasa bile hasta ruhlu bir insan olduğu apaçık ortada. Toplumda maalesef böyle serseri mayınlar dolaşıyor ve kime nasıl saldıracağı belli olmayan kişiler maalesef ki var. Günün güzelliğine gölge düşürdü, evet maalesef bir gerçek ama buradan çıkaracağımız ders; barış gayretini titizlikle korumak gerektiğidir çünkü barışı yapmak oldukça zordur, barışı yıkmak oldukça kolaydır, bu çıkıyor ortaya.

Düşünün ilmek ilmek örülen hayatın sonunda tüm toplumun saygı duyduğu bir insan ve onun değerinin konuşulduğu bir günde ortalığı kirleten bir kişi çıkabiliyor ve maalesef ki bu güzel duyguların bulandırılmasına neden olabiliyor. Kin, nefret, ateşini yakmaya çalışanlara yardımcı olabiliyor. Bu da son derece üzücü bir durum maalesef.

Bu saldırılar zaman zaman yapılıyor. Çeşitli parti liderlerine, bize de yapıldı. Başka siyasetçilere de yapıldı. Son derece üzücüdür. Hazımsız bir toplum olması son derece üzücü değerli arkadaşlar. Bırakın, bize çok uzak siyasetçiler olabilir. Rahatça düşüncelerini beyan etsin. Hiç kimseye engel olunmamalı. İnsanlar rahatça siyasetlerini yapsınlar. Bu olgunluğa ve erdeme ulaşmak çok zor değil aslında ama bizim toplumda maalesef zorlaşıyor.

İnsanların muhalif gördüğü kim olursa olsun, belki çok yanlış düşünceleri olan birisi olsa bile onun ifade özgürlüğüne saygı duyulmalı fakat maalesef ki bir hak edilmiş saldırı diye insanlar düşünebiliyor. Böyle bir teşvik de görebiliyor bu tür durumlar. “Hak etmişti, yıkacaksın, vuracaksın, imha edeceksin böyle kişileri, yaşatmayacaksın böyle kişileri.” diyen maalesef çok kişi var ve bu tür saldırılar mübah karşılanabiliyor. Şiddetle kınıyoruz, kabul etmiyoruz.

İfade özgürlüğünün her zaman arkasındayız. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da yapıldığında, Sayın Ahmet Türk’e yapıldığında, Sayın Özgür Özel’e de yapıldığında karşı çıktık ve karşı çıkılması da gerekir.

Filistin’de durum son derece vahim arkadaşlar. Korkunç bir devlet var karşımızda. Maalesef ki soykırıma devam ediyor. Dün en az 20 kişinin öldüğü bir haberi aldık. İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Tüm kelimeler tükeniyor, cümleler bitiyor ve İsrail saldırmaya devam ediyor. Kuzey Gazze’yi değil, Güney Gazze’yi de ilhak edeceğine dair bazı açıklamalar var. Bu tam bir soykırım.

Şu ana kadar soykırım demeyenler bile, Avrupa Birliği bile yaptığı açıklamayla çok kaygı duyduğunu söylüyor. Günaydın diyoruz kardeşim. 1.5 yılı geçmiş bile hatta. Korkunç bir soykırım yürüyor ve kimsenin umurunda değil. Taş taş üstünde kalmamış durumda. İnsan kalmamış ve tam bir soykırım yaşanırken Avrupa Birliği daha yeni yeni, “Ya işte kaygı duyuyoruz.” diyor. “Ben kaygı duyuyorum, sen saldır gerekeni yap.” demek mi istiyor, bilmiyoruz ama neredesiniz kardeşim? Bu vahşi ülkeye dur diyecek bir tek dünya ülkesi yok mu? ABD’nin desteğini zaten biliyoruz ama AB en azından biraz ilkeli dursaydı, Diğer ülkeler, maalesef ki büyük imtihanlar kaybettiler. İnsanlık imtihanını kaybetti maalesef dünya devletleri.

İnsan hakları kavramı kazanıyor. En azından Uluslararası Adalet Divanı’nda Netanyahu’nun tutuklanmasıyla ilgili bir karar çıktı. Uygulanmasa bile en azından dünyanın vicdanına bir iz düşüren karar oldu. İlerleyen yıllarda bu katliamlar devam ederken en azından susmayan vicdanlı insanlar vardı dedirtecek tavırlar, kararlar bunlar. Dünyanın dört bir tarafında vicdanlı insanlar bu zalimliğe, vicdansızlığa karşı duruyor ve az da olsa bazı kurumlar karşı duruyor.

İsrail Filistinlileri tehcir etmek istiyor. Açıkçası böyle. Bir yerle de sınırlı kalmayacaktı. Gazze, ardından Batı, Şeria tamamen Filistin’i haritadan silmeye çalışan bir devlet var karşımızda ki azgın haliyle bununla da sınırlı kalmayıp Suriye’ye doğru da yöneldiğini görüyoruz.

İnsanlık için çok geç olacak. İsrail’in gerçek yüzünü anladıkları anda insanlık için çok geç olacak sanırım. Avrupa Birliği, ABD için çok geç olacak çünkü karşılarında bir Hitler var. Hitler’in o korkuçluğunu anladıkları anda artık iş işten geçmişti. Dünyayı yakıp yıkan, milyonlarca kişiyi öldüren bir kişi vardı karşılarında ve durdurulamaz bir güç vardı. İsrail’de böyle.

Netanyahu maalesef ki şu anda Azerbaycan’la bir iş birliği var. Bu utanç verici bir iş birliği ve Netanyahu’nun Azerbaycan’a gitme durumu var. İki devlet, bir millet deniliyor fakat Azerbaycan güya tek millet Türkiye toplumuyla, bunu sormak lazım. Türkiye toplumunda tek bir fert bile İsrail’in yaptıklarını tasvip etmez iken bir millet denen Azerbaycan nasıl olup da bu vahşi uygulamalar yapan İsrail ile petrol anlaşmaları yapıyor, doğal gaz anlaşmaları yapıyor. Anlamak mümkün değil. Para bu kadar mı kudretli, güç bu kadar mı özenilen bir şey? Bunu da sormak gerekiyor.

İsrail’in saldırganlığına karşı tekrar tekrar tüm dünyayı insafa merhamete vicdana davet ediyoruz. İsrail’i bir şekilde durdurulmalı ama İsrail’i durdurma isteği olmalı ki İsrail durmalı arkadaşlar. İsrail’in durdurma isteği olmadıkça da İsrail durmaz. Gündemimize tekrar İsrail vahşetlerini almak, onu konuşmak ve telyin etmek, karşı durmak tüm gücümüzle bunu yapmak zorundayız açıkçası. Bunu yapmazsak insanlığımızdan kaybederiz. Belki bir şey yapamayız ama en azından biz bu vahşete karşı olduğumuzu haykırmalıyız. Yoksa insanlığımız eksilir arkadaşlar. Gücümüz olmayabilir. Değiştirecek gücümüz olmayabilir ama en azından insanlık kaybı yaşamayız. Bunu da hatırlatalım. Lütfen gündemlerimizden düşünmeyelim.

1.5 yılı aşkın soykırım var, ister istemez insanız ve gündemlerimizden düşebiliyor fakat gündemden düşmemesi gereken bir durumla karşı karşıyayız değerli izleyenler. Türkiye’nin İsrail’e yaptığı ticaret, Azerbaycan ortaklığı ile yaptığı petrol sevkiyatı devam ediyor maalesef. Bunları kabul etmiyoruz, çok yanlış görüyoruz. Samimi bir tavır yok Türkiye’de ve bunlar kabul edilecek davranışlar değil. Bu konuları işlemeye devam edeceğiz tüm gücümüzle vahşi İsrail’in karşısında olmaya devam edeceğiz değerli arkadaşlar.

Dün bir kadın cinayeti yaşandı. Kadın cinayetleri son hızıyla devam ediyor. Erkekler zalimce, vicdansızca kadınları öldürüyor. Kadınlara dokunmayın, bu zulmü, bu vahşeti yapmayın diye sesleniyoruz bu acımasız erkeklere. Artık bir şekilde daha etkili önlemler alınması gerekiyor. Maalesef zayıf kalıyor. Vahşet dolu işler yaşanıyor. Her gün her gün bunları görüyoruz. Kadınlar vuruluyor ve çok büyük koruma eksiklikleri olduğu görülüyor. Göz göre göre öldürülüyor. Tehditler alıyorlar ve maalesef en sonunda vahşice öldürülüyorlar.

Erkeklere seslenmek lazım; kadınlardan ne istiyorsunuz? Bırakın kadından boşanmışsan sen daha niye kadın canıyla uğraşıyorsun? Bugün bireysel değil, toplumsal olarak da çok büyük yansımalarını görüyoruz dünyada maalesef. Son olsun diyelim, bir daha olmasın. Allah kadınları korusun. Bu vahşete, bu vicdansızlığa karşı tüm kadınların yanındayız. Allah rahmet eylesin, merhum hanımefendiye ve tekrar bu acılar yaşanması diyoruz.

Değerli izleyenler, bugün de programımızı burada bitiriyoruz. Bir kısa değerlendirme yaptık. ÖFGTV devam ediyor. Gerek bazen kendi anlatımlarımız, bazen de konuk aldığımız kişilerle devam ediyoruz. Hasta mahpuslar, cezaevleri yoğun şekilde işlediğimiz bir konu. 2024 yılında aynı zamanda İsrail konusuna en çok işlemişiz. Bunu da gördük 2025’te. Umarım bu vahşet ve soykırım biter de İsrail vahşetini, soykırımını işlemeyiz artık. Temennimiz bu.

Haftaya inşallah buluşacağız. Haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar diliyorum. Hoşça kalın.


Yorumlar