20 Mayıs 2025

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza başlıyoruz.

Değerli izleyenler, Filistin konusu ile başlamak istiyorum. Filistin’de durum çok sıkıntılı. Gerçekten 21. Y.Y.’ın soykırımı yaşanıyor. Ülkede belki çok dertlerimiz, sıkıntılarımız var ama hiçbir dert sıkıntı Filistin’deki gibi değil.

Filistin’i konuşmaya devam etmemiz lazım. Bir şekilde çözüm bulunması lazım ama vahşi İsrail soykırım yapmaya devam ediyor. 60-70 gündür şu anda Gazze’ye herhangi bir yiyecek giremiyor, son derece zor durumdalar ve İsrail Gazze’nin nefes borusunu kesmeye çalışıyor. Acımasız bir şekilde katliamlara devam ediyor. Direkt olarak sivillerin üzerine ateş açıyor ve insan öldürüyor, özellikle bebek, kadın, çocuk öldürmeye çalışıyor. “Neslinizi kurutmaya çalışıyorum.” Demek! Korkunç bir durum ve gerçekten insan diyebileceği tüm sözler bitiyor.

Gazze’de zaten insanlar o yıkıntılar arasında sefil bir şekilde çadırların arasında yaşamaya çalışıyor. Zaten perişan bir durumda insanlar. Apartmanlar yıkılmış perişan olmuş ve insanlar oralarda bez gererek çadır yaparak muşambalar, laylonlar gererek yaşamaya çalışıyor. Bu inanılmaz korkunç bir durumu gösteriyor buna rağmen yine bombalıyor. Bu tamamen savaş suçu demek.

Biz öncesinde Kerem Gülay hoca ile 2024 yılında birçok program yaptık ve 2024 yılında en çok program yaptığımız kişi Koç Üniversitesi’nden Kerem Gülay hocaydı. Kerem Gülay hoca Uluslararası Adalet Divanı’nda Netanyahu’nun yargılanması ve Türkiye’nin müdahilliği ile ilgili birçok hususa değindi. Türkiye’nin bu konuda atıl davrandığı apaçık ortadaydı. Türkiye hep bir şeyler bekledi ve müdahil olmakta çok gecikti. Doğru düzgün müdahillik sergilemedi.

Gelinen nokta son derece acı facia dolu bir durum. Kerem Gülay hoca ile birçok program yaptık. Vahim durumu bilimsel bir şekilde anlattı sevgili hocamız. Şu anda gelinen noktada İsrail “Beni yargılayamazsınız da beni tutuklayamazsınız da hepinizin canına okurum.” Diyor ve istediğini yapıyor. İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Böyle bir vahşet olabilir mi? 21. Y.Y.’da herkesin gözü önünde insanlar yok ediliyor ve kimse bir şey yapamıyor. Bir şey yapmaya kalkan öldürülüyor ve bu dünyada hayata devam edebileceği düşünülüyor. Bu kadar zulüm varsa bu dünyada çok daha kötü üzücü şeyler olur çünkü bu zulmü bu dünya kaldıramaz. Herkes ticaretinde.

İsrail para gücü ile herkesi bağlamış durumda. ABD İsrail’e hizmet ediyor. Diğer pek çok itiraz eden ülke bile İsrail’e sesini çıkartamıyor. AB, açıklama yapıyor, insanlar açlıktan ölüyor, açlıktan ölme görüntüleri kabul edilecek şey değil diyor fakat açlıktan öldürme de bombalayarak öldür demeye çalışıyor herhalde.

Böyle vahim bir durum var. En azından biz bu konuyu sürekli gündemimizde tutmalıyız. Bir duyarlılık oluşturmalıyız. En azından gündemimizde olmalı. Gündemimizde olmayıp acısını çekmediğimiz müddetçe insanlığımızı kaybediyoruz, insani halimiz eksiye doğru gidiyor. En azından gündemimizde olmalı ve bir baskı unsuru olarak ne yapabiliriz demeliyiz. Dünyaya haykırmalıyız ve siyasilere baskı yapmalıyız. O yüzden ne yapacağımızı şaşırdık.

Güya Türkiye ticareti yasakladı. Türkiye limanlarından harıl harıl gemiler İsrail’e gidiyor. Kendilerini gizleyerek gidiyorlar ve İsrail ile ticaret devam ediyor. Petrolden komisyon alıyor AK Parti yetkilileri bunlara bir şey diyemiyor. Sorduğumuz zaman duymazdan geliyor.

Bu akşam mecliste AK Partili yetkililere çok şey sorduk, duymazdan gelme tavrı yalan dolan. İşleri güçleri bu ve samimi değiller. İktidar kesinlikle samimi değil. Samimi olsa ne yapar eder kendi çıkarlarından taviz verir İsrail’e karşı duruş sergilerdi.

Bugün iktidar Yeni Yol Partisi’nin önergesini reddetti. Bu önerge uluslararası ihlallere karşı Filistin’de bir şeyler yapma ve Filistin için yardım organizasyonu yapma noktasında bir meclis araştırma önergesiydi. Meclis bu konuyu ayrıntılı bir şekilde masaya yatırabilirdi ama iktidar bunu reddetti. Biz de bunu ifşa edince rahatsız oldular. Evet reddettiniz en azından Meclis’te bir araştırma komisyonu olsa. Yoğun bir şekilde Filistin’i takip eden komisyon olsa kötü mü olurdu?

Filistin’deki olaylar artınca çoğunlukla Yeni Yol Partisi Filistin ile ilgili önerge getirip konuşuluyor sonra iş kapatılıp gidiyor. Meclis araştırması da açılmıyor. Leyla Şahin Usta uydurma ve resmi birtakım açıklamalar ile olayın üstünü örtmeye çalışıyor, çocuk kandırmaya çalışıyorlar. Herkes biliyor Türkiye’nin İsrail ile ticaret yaptığını, komisyon yaptığını tüm cümle alem biliyor. Samimiyet olmadığı için İsrail’in yaptığı soykırıma petrol taşıyan bu tanklara, uçaklara giden petrolden komisyon alan bir ülke konumunda bu iktidar.

Görüntülerde çok vahim bir şekilde İsrail’in vahşi bir şekilde saldırıya devam ettiğini görüyoruz. Gazze’den çekin gidin anlamına geliyor. Hamas’ta bu noktada direniyor. İsrail’de bastırıyor ve bu arada masum insanlar ölüyor. Bebekler, çocuklar ölüyor. Siyasi bir çekişme var ve bunun bedelini Filistin halkı ödüyor.

İnsanlar ailecek yok oluyor. Aile yok oluyor. Aileden geriye kimse kalmıyor. 20 bine yakın bebek ölmüş durumda. Bir inatlaşma var. İsrail ve ABD Filistin halkının Gazze’den gitmesini istiyor. Neredeyse 100 yıla yakın Filistin’de büyük kriz vardı, bu kriz şu anda da büyüyerek devam ediyor. Vicdanlar bunu kabul etmez. Dünyanın ahvali bunu kabul etmez ve mutlaka tüm insanlığın faturasını ödeyeceği başka büyük savaşlar çıkar. Biz bunu hatırlatalım. Bu kadar masum bebek, kendi çocuklarımız annemiz babamız her birimiz için çok değerlidir ama günde 150 insanın öldüğü Gazze’deki insanlar kimsenin umurunda değil. Acı gerçek bu.

Biz çoğunlukla çok bir şey yapamıyoruz ama en azından susmuyoruz, en azından yüreğimiz yanıyor kabul etmiyoruz bu vahşeti, İsrail dostumdur diyenleri lanetliyoruz ve buna da devam edeceğiz değerli arkadaşlar.

Filistin konusunda elimizden geleni yapalım. Türkiye’de duyarlı insanlar ABD üsleri önünde açıklamalar yapıyor. Büyükelçilikler önünde açıklamalar yapıyor. İsrail büyükelçiliği önünde açıklamalar yapıyor ve bu kabul edilmiyor, kabul etmemeye de devam edeceğiz. Mutlaka da bir yol bulacağız. Bu gücüne parasına güvenen ülkeyi durdurmak için mutlak surette bir yol bulacağız ama bulanlar arayanlar olacaktır. Aramayan bir şey bulamaz. O yüzden samimiyet ile bir şeyler aramaya, bir şeyler yapma gayreti içinde bulunmaya çalışalım.

Türkiye’de Kürt meselesi ile ilgili bir süreç yürüyor. Bu noktada Meclis’in önemi arttı. Silahlı çatışmalar inşallah duracak. PKK’nin kendini feshetmesi silahları bırakma hadisesi gerçekleşirse içinde bulunduğumuz Meclis’in önemi artacak. Meclis uzun yıllardır atıl durumda. Meclis’in alabileceği inisiyatif son derece önemli.

Devlet Bahçeli’nin önerisi var. Parti olarakta önemsedik. Komisyonlarda oturup konuşalım bu işi. Eğer ki bu işi yoğun bir şekilde konuşmazsak ve bu süreci başaramazsak ortalık kan gölüne döner. Biz bunu önceden de söyledik. Başarmaya mecburuz. Başarmak için Türkiye çapında bir barış rüzgarı estirilebilir. Herkes bulunduğu ilde farklı kesimlerle barış platformları oluşturabilir çünkü sadece iktidara veya örgüte bırakmak doğru değil. Toplumsal bir yara var. Toplumda barış ile ilgili önemli bir sıkıntı var. Yılların devlet politikaları barış konusunda çok olumsuz bir ortam oluşmuş durumda. Genellikle Kürt meselesi konusunda cehalet vurdumduymazlık var ve insanlar reddediyor. Şu an Devlet Bahçeli süreç başlatmasa toplumda Kürt olmayanlar arasında hadi meseleyi halledelim diyen kaç insan vardı? Devlet Bahçeli bir siyasi lider olarak bölgedeki bazı gelişmeleri gördü, işkillendi ve böyle bir sürece girişti bunun lokomotifi oldu ama mesele toplum. Toplumda kaç kişi ezilen bir kesim olarak Kürtlerin hakkı hukuku için bir şeyler yapalım dedi. Çok kimse demedi. O halde iş bize düşüyor. Devlet kendi oluşturduğu sorunu bir şekilde bitirme çabası içine girmiş olabilir fakat bunu başarma noktasında sivil topluma çok iş düşüyor. Toplum arasında bir barış rüzgarı olumlu bir tartışma ortamı oluşturulmak zorunda.

Biz insanlar ile konuşmalıyız. Farklı kesimler birbiri ile konuşmalı. Sadece aynı kesimler değil farklı kesimler bir araya gelerek Kürt meselesinde gayret sarf etmeli. Mutlak surette gayret içinde olalım. Bu süreç önemli engeller yaşadı. Devlet Bahçeli’nin hastalığı İmamoğlu’nun tutuklanması Sayın Sırrı Süreyya Önder’in hastalığı ve vefatı biraz aksattı ama 12 Mayıs açıklaması ile örgüt kendini feshettiğini silahları bırakacağını açıkladı.

Bir sürü mağdur insan var, mağdur gençler var, KHK’lılar var, Kürt meselesinden mustarip olanlar var, düşünce özgürlüğünden mağdur olanlar var. Herkes yargı anlamında af, infaz indirimi, 31 Temmuz İnfaz Yasası, gözlem kurulları ile ilgili yasalar, hasta mahpuslar ile ilgili gelişmeler fakat bunlar da çok kolay değil. Devlet tarafına baktığımız zaman örgüt silahını bırakmadan biz adım atmayız diyor fakat iş çığırından çıkmış durumda.

Siyaset ile alakası olmayan fakat af yolu bekleyen adli mahpuslar ve yakınları da var. Yüzbinlerce kişi zor durumda. Eşi içeride 3-4 çocuk yalnız başına kalmış kadınlar var. Bu insanlar ne yapsınlar? Gençler çek mağduru olmuş durumdalar. Birileri tarafından kandırılmış durumda. TCK 158 ile ilgili bir uzlaşma yasası bekliyorlar. Burada bir gelişme yok halen. Gençleri bizim kazanmamız lazım.

Gözaltına alınıp tutuklanan okulundan olan insanlar var. İmamoğlu protestoları nedeniyle yüzlerce kişi tutuklandı bir kısmı tutuklandı ama büyük mağduriyetler yaşandı. Gaziantep’te 208 kişinin gözaltına alınmasından sonra 78 kişi tutuklandı yakınları başvuruyor ve zor durumdalar. Kimi hukuk, tıp, mühendislik gibi bölümlerde son sınıftalar ama tutuklular ve cezaevi- üniversite bu duruma izin vermiyor. Çok büyük sıkıntı yaşanıyor.

İlgili üniversiteleri arayıp gençlerin en azından sınavlara girmesi için yardımcı olmalarını isteyeceğiz. Gençler perişan durumdalar. İnsanları öyle yada böyle tutuklayıp cezaevine atabilirsiniz ama anayasal eğitim haklarını gasp edemezsiniz. Bu bir gasptır. YÖK örgün eğitimi yasaklıyor ve son sınıftayken tutuklanıp içeri girenler okulunu bitiremiyor. Bir şans verin. Niye bu insanlara zulmediyorsunuz? İçeride okuma gayreti içine girip iyi okul kazananlar yine okuyamıyor. Gençleri böyle mi kazanacaksınız diye sorduk.

Gençler haksızlıklara itiraz ediyor içeri atıyorsun! Okulundan ediyorsun! Bu ne haldir anlamak mümkün değil. Uyduruk nedenlerle; Bosna gezisine gitmiş, Kosova’ya gitmiş, Erasmus’a katılmış, yurtdışındaki anne babasını ziyaret etmiş, arkadaşları ile oturup ders çalışmış. Bunlar ne ya? Allah’tan korkmuyor musunuz siz? Gençlerin zor bela kimisinin babası KHK ile ihraç edilmiş, kimisinin annesi ihraç edilmiş, kimisi ihraçtan sonra cezaevlerine girmiş şimdi kalkıp bu kişilerin çocuklarına da ayın zulmü yapıyorsunuz. Sonra da “Bu sene Aile Yılı” diyorsun. Sen ailenin en dinamik ferdinin kalbine kurşunu saplıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi?

Biz Gaziantep’teki tutuklu gençlerin bir an evvel serbest bırakılıp tutuksuz yargılanmasını istiyoruz. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sesleniyoruz; her gün anne babalar ulaşıyor ve çaresiz durumdalar. Sayın Yılmaz Tunç gerçekten durum kötü. Bu duruma müdahil olunmalı! Böylesine bir haksız hukuksuz tutuklama ardından bu çocukların imtihanlarından kalması kabul edilecek bir şey değil arkadaşlar. Bunu Meclis Genel Kurul’da da söyledik yine söylüyorum; o gençler çok zor şartlarda o okulları kazanmışlar, okuyorlar, sınavlara girecekler onun ayağına öyle bir çelme takıyorsun ki genci teşvik edeceğine ağır bir şekilde o gence bu engellemeyi yapıyorsun. Kabul edilecek bir davranış değil. Bir an evvel genç mahpusları serbest bırakacak bir düzenleme olmalı.

Çocuklu anneler çok zor durumda onlara yönelik çalışma olmalı ve bu adaletsizlikler bitmeli değerli arkadaşlar.

Biz Meclis’te Kürt meselesinin çözümünde sadece bir süreci yürütmek değil tüm haksızlıklara karşı yeni gelişmeler olmasını bekliyoruz. Bunun için gayret ediyoruz. Tek bir konu için değil herkesin kapsayacak bir çözüm peşindeyiz umarım olur.

31 Temmuz Covid Yasası’ndan yararlananlara, terör suçundan yatanlarında eklenmesi önemli gelişme olabilir. TCK 158’in eklenmesi önemli gelişme olabilir. Tüm bunlardaki olumlu gelişmeler gençleri rahatlatabilir. Abuk sabuk suçlar, örgüt üyesi olmamakla beraber örgüt üyesi gibi tanımlamalar ile ilgili maddeler kaldırılmalı. Gözlem kurullarının yarattığı korkunç kabus dolu ortam bitirilmeli. Bunlara yönelik gelişmeler mutlaka olmalı çünkü bu ülkenin artık tahammül gücünün üstünde bu durum.

Eğitimde sadece bilgi ölçülmez, eğitimde vicdani anlayışların artırılması ve güçlendirilmesi murat edilmeli bunu yapmadığımız müddetçe varabileceğimiz bir yer yok.

Bugün de programımızı burada bitiriyoruz. İki önemli konuyu işledik. İki konuyu da konuşmaya devam edeceğiz. Çatışma çözümleri konusunda Türkiye çapında konuşacağız, gayret edeceğiz. Farklı kesimlerin bir araya gelmesi ile Kocaeli’de Türkiye’de barışı konuşmaya devam edeceğiz arkadaşlar. Yeni bir döneme giriyoruz bu dönemin yeni şartlarını da inşallah yavaş yavaş daha güçlü bir şekilde yaşayacağız.

Programımızı burada bitiriyoruz. Haftaya Salı günü saat 21.00’da tekrar görüşeceğiz inşallah. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum, hoşça kalın.

Yorumlar