9 Eylül 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.
Bildiğiniz gibi Meclis tatilde ama biz faaliyetlerimize devam ediyoruz. Gerek Ankara’da gerek Kocaeli’de ve yurdun farklı yerlerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Bir milletvekili olarak, aylık olarak çalışmalarımızı raporlaştırıyorum ve kamuoyuna sunuyoruz. Bir milletvekili olarak sorumluluğumuz var. Oy alsakta almasakta Kocaeli halkına ve tüm Türkiye toplumuna hizmet etme görevimiz var. Elimizden geldiği kadar bunu yapıyoruz ve sistematik bir şekilde yapmak gerekiyor. Biz de ayrıntılı sistematik bir şekilde yapıyoruz. Verdiğimiz araştırma ve soru önergeleri, yasa teklifleri ve insan haklarını inceleme komisyonuna dilekçelerimiz, meclisteki basın toplantılarımız ve daha pek çok çalışmayı yansıtıyoruz.
Meclis çalışmaları ile yetinmiyoruz ÖFG TV çalışması yapıyoruz. 321. Yayınımız. Bazen ÖFG TV Günün Manşetleri yapıyoruz, sabahları basını tarayıp yorumluyoruz bu da bizim ufkumuzu açıyor. Her ay bu raporu hazırlıyoruz. Bir milletvekili olarak bunu bir sorumluluk bilinci ile hazırlıyorum. Yılın dökümünü veya milletvekilliği döneminde yaptığımız çalışmaların dökümünü rahat bir şekilde yapıyoruz. Bu bizi mutlu da ediyor. Dönüp baktığımız zaman ay boş geçmemiş, gayret etmişiz, renkli çalışmalar yapmışız diyoruz.
Renkli çalışmalar yaptığım zaman mutlu oluyorum. Sadece bir kesimi temsil eden çalışmalar değil her farklı kesime hitap eden çalışmalar, herkese değen çalışmalar yaptığım zaman çok mutlu oluyorum ve bunu da artırarak devam ettirmek istiyoruz. Kimi zaman bir öğrencinin sorununu çözüyoruz. Kimi zaman bir mahpusun, mahpus yakınının kimi zaman devlet dairesinde sıkıntısı olan bir kişi için çözümler arıyoruz. Kimi zaman araştırma önergelerimiz ile kimi zaman diğer çalışmalarımız ile çözüm arıyoruz.
Denetimler yapıyoruz. Milletvekillerinin görevi sadece Meclis’te yasa yapıp konuşmak değil, bir de millet adına kamu kurumlarını denetlemek. Bu yetkimiz var ve bunu da elimizden geldiği kadar kullanıyoruz. Aslında çok daha fazlasını yapmak gerekiyor fakat yetişebildiğimiz kadarıyla yapıyoruz çünkü kamu kurumlarında da eksiklikler var. bazen iyi niyetli bazen kötü niyetli idareciler olabiliyor. Biz iyi niyete davet ediyoruz ve ortak iş birliği yapmaya davet ediyoruz.
Meclis Engelliler Komisyonu üyesiyim ve bunun için Kocaeli’de de çalışmalar yaptım, yapacağım. Kocaeli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve diğer yetkililer ile çalışmalar yapıyoruz ve kamuoyuna da bunları sunuyoruz. Bizi de geliştiriyor. Sahada pratik olarak çalışmaları görüyoruz ve biz de aydınlanıyoruz ve sahada insanlar ile temas ettiğimiz zaman aklımıza gelmeyen önemli gelişmeler oluyor. Gerek Ankara’da gerek Kocaeli’de gerekse de yurdun değişik yerlerinde yaptığımız bu çalışmalar bizim açımızdan ve millet açısından faydalı çalışmalar oluyor ve bunları da elimizden geldiği kadarıyla devam ettirmeye çalışıyoruz. Bu ayda raporumuzu yayınladık. Bizim çalışmalarımızı takip etmenizi isteriz.
Tüm bu çalışmalarımız ile hukuksuzluğun, insan hakları ihlallerinin önüne geçmeye çalışıyoruz bir miktar başarıyoruz, başardığımız zaman mutlu oluyoruz. Önemli bir fedakarlık ile sonuç ortaya çıkarıyoruz. Gerek Ankara’da gerek Kocaeli’deki çalışmalarda sadece medya kuruluşlarından veya yerel medyadan değil sizlerden de direkt bilgi alalım. Bize ulaşıp sorunları iletin. Ne kadar halk ile temas edersek bize o kadar bilgi geliyor. Halk ile temas etiğimiz oranda bilgiler de geliyor. Pozitif döngü oluyor. Gayret etmez, siyaset üretmezseniz kısır döngü içinde kalıyorsunuz fakat gayret edince pozitif döngü oluşuyor.
Kaç gündür Türkiye’de üzücü bir olay yaşanıyor. CHP içinde tartışmalar var ve güvenlik güçlerinin bir partinin il başkanlığına adeta baskın yapar gibi giriyor, insanları oraya sokmamaya çalışıyor, büyük bir kavga gürültü var. Siyasette ahlak, erdem son derece önemli ve iktidarın da yargıyı bir sopa olarak kullanarak birtakım partilerin içine burnunu sokması kabul edilemez bunu hep söylüyoruz. Kayyım atamalarını çok seven bir iktidar var. DEM Parti’ye de çok yaptı daha sonra CHP’ye yöneldi. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” Dememek lazım o yılan her zaman size dokunabilir o yüzden ilkeli durmak lazım. Siyasette bütün bu gördüklerimiz bize ilkeyi hatırlatıyor. İlkeli olanlar, ilkeli olmaya çalışanlar mahcup olmazlar bunu söyleyelim. İktidarın devletin zor güçleri ile partilere polis baskınları yapması kabul edilemez ancak siyasette bir ahlaki yapının da temin edilmesi gerekiyor. Çok dedikodular dolaşıyor ve bütün bunların sonucunda da büyük bir keşmekeş yaşanıyor. Bakalım nereye varacak anlamak mümkün değil ve 100 yaşını geçmiş bir parti ama şu anda çok büyük sorunlar yaşıyor. Aslında önemli bir yükseliş göstermişti fakat şu anda oldukça fırtınalı günler yaşıyor. Bütün bunların ilacı herkes için adalet herkes için özgürlük istemektir. Siyasette bu tür gürültülerin polemiklerin kısır çekişmelerin varlığı siyaseti üretilemez hale getiriyor. Vatandaşın sorunları ile uğraşmak yerine kendi iç çekişmeleri ile uğraşan siyasetin kimseye faydası olmuyor. Bir taraftan da yukarıdan dizayn edilen siyaset hiç kimseye yine faydası olmayan bir şey haline geliyor. Şu anda gördüğümüz Türkiye’de siyaset gerçekten gün geçtikçe bir şey üretememeye ve kısır döngü içinde dönmeye başladı bunu net bir şekilde görüyoruz iktidarın zaten her şeye hakim olayım, despotça yargıyı muhaliflerimin üstünde demokrasinin kılıcı gibi dolaştırayım tavrı kabul edilemez ama özeleştiri de yapmak lazım. Partiler kurumlar da herkesin bir özeleştiri yapması lazım. Kendi yanlışları nedir bunu görmesi lazım. Siyasette para odaklı dedikoduların dolaşması, siyasette çıkar odaklı güç odaklı söylentilerin dolaşması sadece bir partiyi değil tüm partileri siyaset kurumunu ciddi bir özeleştiri yapmaya itmeli. Biz insan hakları açısından olaya böyle bakıyoruz. Daha insan hakları eksenli siyaset kurumuna baktığımız zaman bence yoğun bir özeleştiri içeren ve herkes için adalet özgürlük isteyen bir anlayışa büründüğümüz taktirde sorunların çözümünde önemli bir mesafe alabiliriz diye düşünüyorum.
Dünyanın gündemi yine İsrail! Az evvel aldığımız habere göre; İsrail’in Katar’ın Başkenti Doha’da Hamas yetkililerini vurduğu yönünde. İsrail gözünü karartmış ve tamamen bir tasfiye operasyonu yapıyor. Gazze’yi tamamen insansızlaştırma, tehcir soykırım ve hedef aldığı Hamas’ı da yok etme operasyonu yapıyor. Sri Lanka metodu izlemeye çalışıyor. Bu çok yanlış. İsrail bunu defalarca denedi, Sabra ve Şatilla Kampları oluşturuldu, Sabra Şatilla Kamplarında katliamlar soykırımlar yapıldı, defalarca bu soykırımı yaptı İsrail. İlk başlardan itibaren Nekbe’den itibaren birçok kez Filistinlilerin köylerini bastı katletti ve daha neler neler oldu. Çok vahşi işler yapıldı ve şu an İsrail zor gücü ile bu meseleyi halledebilmiş değil aklınca “Ezerim geçerim imha ederim, haritadan siler geçerim” mantığı ile hareket ediyor fakat bu tutmaz. Küresel Sumud Filosu Akdeniz’de hareket halinde Tunus’tan çıktılar denizde yoldalar ve onlara yönelik İsrail bir saldırı gerçekleştirdi. Küresel Sumud Filosu’nu destekliyorum, desteklemeliyiz, herkes desteklesin ve Küresel Sumud Filosu’nun sesi olmaya çalışalım. Bugünlerde yoğun bir şekilde sosyal medyada kampanyalar olacak. Buradan tüm halkımızı Küresel Sumud Filosu’na desteğe davet ediyorum çünkü biz İsrail’in karşısına belki şu anda güç ile çıkamayız. İsrail’in karşısına şu anda vicdanların gücü ile çıkmak gerekiyor. Belki bizi fiziken yok etse de ruhen yok edemeyeceği bir azim ve irade ile hareket etmemiz gerekiyor. Bunun için bazı tavsiyelerim var bu sabahta tweet attım. “Umutsuz bir vaka” diyeceksiniz ama ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik çok yoğun sosyal medya kampanyaları ve başka aktiviteler yapmak gerekiyor. Bu konuyu kamuoyunun dikkatine sunuyorum. Donald Trump yatağında huzurla yatamasın. Şu anda bir soykırım var ve o keyifle hayatını sürdürüyor. Biz onu sosyal medyadan rahatsız edelim. Donald Trump eğer ki karşı çıksaydı İsrail bu soykırımı yapamayabilirdi. Şu anda bile yeter artık İsrail bırak bu işi korkunç işler yapıyor demesi gerekiyor ve tüm kamuoyunu Donald Trump’a yönelik yoğun bir sosyal medya kampanyası yapmaya davet ediyorum. Türkiye’deki tüm aktivistleri, tüm halkı ve dünyadaki tüm insanları etkili toplumsal aktörleri harekete geçmeye davet etmeye çağırıyorum. Türkiye’de kimler toplumsal olarak etkilidir? Önemli şarkıcılar vardır, önemli aktörler vardır, önemli sevilen fenomenler vardır, buna birçok kişiyi ekleyebilirsiniz. Bu kişiler çok yoğun bir şekilde İsrail’e karşı tepki gösterme konusunda bence rahatsız edilmeli. Sosyal medyadan niye harekete geçmiyorsun yönünde bir hareketlilik başlatılmalı. Buradan tüm kamuoyuna bu teklifimi sunuyorum. Ünlü isimler var. Milyonlarca takipçisi olan gazeteciler, sanatçılar, siyasetçiler, sevilen insanlar vb. birçok farklı insan var. Gerek Türkiye çapında gerekse illerde. Aslında çok yoğun bir kampanya ile en azından biz soykırım yapılırken sessiz kalmadığımızı ve sessiz kalınmaması için de gayret etmemiz gerektiğini tüm kamuoyuna göstermeliyiz. Bu konuda gayretli duyarlı çok insan var. herkese de duyurmuş olayım; 1) ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik çok yoğun bir İngilizce hashtagler ile kampanya yapılabilir. Buna öncülük etmek isteyenlere her türlü desteği veririm. 2) Türkiye’deki ve dünyanın değişik yerlerindeki önemli toplumsal aktörler. Sadece devlet adamları değil. Biz şu anda Türkiye iktidarına sesleniyoruz; bizi uyutmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Meclis’te Gazze olağanüstü oturumu yapıldı. Yasak savma kabilinden Sayın Numan Kurtulmuş CHP’nin çağrısı ile “Hadi bir davet edelim bakalım. 1 günümüzü de bu işe tahsis edelim.” Anlamında milletvekillerini davet etti. Milletvekilleri de konuştu, yoğun eleştiriler de yapıldı ama sonuç elde var sıfır çünkü şu ana kadar yapılanlar üstüne yeni bir şey eklenmedi. “Hava sahasını İsrail’e kapatıyoruz.” Denildi bu da çürük çıktı çünkü sivil havacılık şirketleri Türkiye üzerinden uçup durdu İsrail’in uçakları. Hava sahasını nasıl kapatmış anlamıyoruz. İsrail’in uçuşları Türkiye hava sahasında yapılıyordu onu mu kasıt ediyorlardı? Sayın Hakan Fidan araya kaynadı! Siz Türkiye’de askeri uçuşlara izin mi veriyordunuz? İsrail’in uçuşlarına? Konya hava sahasını mı kullanıyordu? Ne demek istiyorsunuz biraz açın! İptal ettiğiniz şey nedir? 2 yıldır soykırım sürüyor ve 2 yıldır Türkiye hava sahasında İsrail uçakları mı dolaşıyordu? İsrail uçakları Türkiye’nin neresinde dolaştı mesela? Böyle bir soru önergesi hazırlayacağız. Bu ciddi bir olay. Hiç kimse bunun üstünü örtmesin “Ya işte hava sahamızı kullanmayacaklar.” Allah Allah. Ya nasıl kullanıyorlardı Sayın Fidan? Bir açıklar mısınız? Bakın bunlar ciddi sorular. Nerelerde kullanıldı? Nasıl kullanıldı? Lütfen bir cevap verir misiniz? Yani şimdi övünüyor. Ya sen iki yıldır yoksa Soykırımcı İsrail’e hava sahası mı kullandırıyorsun? Askeri hava sahası mı kullandırıyorsun? Bakalım neymiş mesele? Bakın çok ciddi bir şey var. Arkadaşlar, Türkiye soykırım devam ederken İsrail’e hava sahasını mı kullandırdı? Bu korkunç bir durum.
Zaten İki yıl boyunca limanlarımızdan gemi ticaretinin yapıldığını defalarca ispatladık. Defalarca yalanladılar. Defalarca yüzlerini kızartacak derecede ispat ettik. “Yalan atıyorsunuz.” Dedik fakat hala aynı pişkinlikle Ticaret Bakanlığı bize cevap verdi.
Arkadaşlar, Ticaret Bakanlığı diye bir bakanlık var. Bize öyle bir cevaplar veriyor ki biz kendisine destan gibi soru önergesi yazıyoruz. Kendileri bunlar hakkında bilimsel bir açıklama yapacaklarına, “Efendim bunlar hep yalan dolan ya. Ya efendim yalan dolan. Onun bunun lafına bakmayın canım. Tövbe estağfurullah Ömer Bey ya, yalan dolan bunlar.” böyle ciddiyetsiz cevaplar veriyor. Peki kardeşim Bakü Ceyhan, petrol boru hattından akan petrolden Özlem Zengin söyledi işte bakalım defalarca söyleyeceğim. Özlem Zengin diyor benim adımı niye anlıyorsun? Kardeşim sen Türkiye’nin yaptığı ve şu an hala yapıyor olduğu bir büyük ayıbı anlatan kişisin. İster istemez senin adın kullanılacak tabii ki. Soykırımcı İsrail’e giden petrolden 1 dolar 27 cent komisyon alıp ardından da hiç yüzleri kızarmadan alçak İsrail katil İsrail deyip duruyorlar yani paralar cukka cebe giriyor günde 1 milyon dolar komisyon alıyorsunuz petrol geçişinden ardından da “Vay alçak İsrail ne kadar da zalim” ya kardeşim kaçıncı kez söylüyoruz İsrail’in zalim katil olduğunu herkes biliyor zaten. Bunu dille söyledim ben yaşasın benim gibisi var mı? İsrail’i bir şekilde somut olarak durdurmak gerekiyor. Biz antisemitik değiliz. Barışçıl Yahudi halkı ile her zaman görüşürüz, konuşuruz. Barışçıl Yahudi halkının yaptıklarını da kurmuş olduğum Vicdan Vakfı’nda hep ödüllendiriyorum. Mesela bu hafta da biz Netanyahu’nun yaptığı soykırıma karşı duran barışçıl Yahudileri haftanın örnek vicdan davranışı olarak seçtik. İsrail’i eleştirdiğimiz zaman birileri hemen pusuda hazır. “Vay sen antisemitik misin?” Hayır kardeşim ben Yahudi ırkı düşmanı değilim.
Bakın biz bir soru önergesi verdik. Buna destan gibi hazırlandık. Bir sürü soru sorduk. Ciddi sorular bunlar, esaslı sorular ve gelen cevap kısaca, “Ya yalan dolan bunlara inanmayın.” gerçekten çok üzücü. Ne kadar ayıp. şu yaptığınız Ticaret Bakanlığı. Kardeşim yalan dolan demekle bir yere varamazsınız. Biz burada duruşumuzu sergiliyoruz arkadaşlar.
Az evvel dediğimiz gibi biz Türkiye iktidarına niye bu soykırıma destek veren fiillere imza atıyorsunuz diyoruz. Niye yaptırım kararı almıyorsunuz? İspanya kadar olamadınız. İspanya’nın aldığı somut yaptırımları Türkiye iktidarı alamadı arkadaşlar. Benim bir milletvekili olarak içim yanıyor, vicdanım sızlıyor ve bakın kaç tane soru sormuşuz. Bir sürü soru ve ciddi sorular bunlar ve cevap son derece ciddiyetsiz. Ticaret Bakanlığı’nı kınıyorum.
Biz milletvekili olarak Türkiye’de görevimizi yapıyoruz ve İsrail’de de vahşetin durması, soykırımın durması yönünde gayret eden tüm barış aktivistlerinin de doğru iş yaptığını söylüyorum. İsrail, Siyonist iktidarının soykırımına karşı duran barışçıl Yahudilerin dünyanın dört bir tarafında yaptığı erdemli fiilleri tekrar tekrar tebrik ediyorum. Biz bunları hep ödüllendirdik, hep tebrik ettik. Bunu da söylemiş olayım çünkü son derece değerli bu davranışlar. İki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bu dünyada insan olarak herkesin yaşama hakkı var. Hakları var ama zorba devletler haline gelip masum insanların canına kıyan devletler oluşturup bunları desteklerseniz de büyük bir sorumluluk almış olursunuz. Bunlara toplum olarak karşı çıkmak lazım.
Ben Netanyahu’nun gözünü kararttığını, onu durdurmanın kolay olmadığını biliyorum ama bir tek şey var, onun üstündeki tek güç Donald Trump. Sayın Trump belki insanlığına geri döner, vicdanı sızlar. O yüzden çok yoğun bir şekilde orayı hatırlamaya davet etmek lazım. İkincisi de toplumların ayağa kalkması lazım. 10 bin kişinin gidip bir miting yapması çok etkilidir ama milyonlarca takipçisi olan bir toplumsal kanaat önderinin net bir tavır takınması veya baskılar karşısında suskun kalması. Bakın, illa da baskı yaptığınız zaman o kişi konuşacak değil. Belki korkuyla, belki şundan bundan suskun kalabilir. Bu da onun için bir ayıptır. Bakın, yarın öbür gün şunu deriz; Siyonist İsrail’in soykırımı karşısında falanca kişi, baskılara rağmen vicdanının sesini dinlememişti ve Allah’a şükür biz dinliyoruz. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bugünler çok kritik günler. Bakın, bir taraftan yurt dışında insan öldürüyor İsrail, öbür tarafta barış aktivistlerinin gemilerini bombalıyor, azgın olarak saga sola saldırıyor. Bu aslında Netanyahu iktidarının kendi halkına da yaptığı bir kötülük çünkü şu anda o denli İsrail’e yönelik tepkiler arttı ki şu ana kadar sesini çıkarmayan devletler bile sesini çıkartmaya başladı. Bakın bu İsrail için büyük bir kayıp ve ben pedalı çevirmeye devam edeyim, soykırımı bitirmemeliyim. Bitirdiğim an ben zarara girerim diye düşünüyor ama bunun sonu yok.
Bakın sessiz devletler de artık yaptırım kararları almaya başladı ve İsrail ne olacak? Filistin halkını yok edeceksin de bu dünyada huzur içinde ne kadar hükümran olabileceksin? Bunu sormak lazım. Hitler Yahudilere soykırım uyguladı ve daha sonra Hitler’in başına büyük bir yenilgi geldi durdurulamaz bir yenilgi geldi. İnsanlığın vicdanı Hitler’in karşısındaydı. Çünkü Hitler vahşiydi, zalimdi, soykırımcıydı. Korkunç bir insandı. Bir insan bebeklikten, çocukluktan sonra nasıl bu kadar korkunçlaşabiliyor? Ama soykırıma uğrattığı Yahudiler daha sonra Siyonist anlayışla hareket edenler bu sefer kalkıp Filistin’de Filistinlileri katletmeye başladı. Biz bunun bir çözümü olması gerektiğini düşünüyoruz. Halen bir çözüm olabilir. Halen bir şekilde Filistin coğrafyasında bir çözüm olabilir. Çözümden başka bir yol yok. Cehennemden başka bir yol yok diye düşünüyor İsrail. “Ben size cehennem edeceğim. Bütün evinizi, barkınızı tepenize yıkacağım. Herkesi öldüreceğim.” bakın, şu anda Türk-Kürt barışı sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye’de bu yanlışları yıllarca yaptı. Netanyahu iktidarına sesleniyorum. Türkiye’de yaptı. Silah, silah, silah, teröre geçit vermeyeceğiz, şudur budur. Sen bu sorunu kendin oluşturmuştun. Silah sonradan çıkmıştı. Filistinliler de durup dururken ellerine silah almamıştı ki. İsrail’in Filistin meselesini çözümsüz bırakması, barış anlaşmalarına yanaşmaması, şu anda bile Hamas’la ateşkes anlaşmalarını reddetmesi neticesinde silahlar konuşmaya devam ediyor.
Bakın Netanyahu iktidarına Türk-Kürt barışını bozmamalarını ve aksine örnek almaları gerektiğini söylüyorum. Bu çok önemli. En azından örnek almalı ve yaptığı vahşetin bir yere varamayacağını görmeli, bilmeli sevgili arkadaşlar.
Şu anda hani Filistin’de “vah vah neler yapılıyor. Bak işte bugün şu kadar insan ölmüş.” deme gününü geçtik sevgili arkadaşlar. Bugün ben size somut olarak bazı önerilerde bulundum. Küresel Sumut Filosu, derken de geçtiğimiz gün bir konuşmada açıklamıştım. Sumut kelimesi Arapça bir kelime ve çok anlamlı bir kelime. Bu filonun adı olması da son derece anlamlı. Köklerini toprağın derinliklerine salmış, diri ayakta bir ağacı anlatıyor. Bu denli dipdiri ayakta olma halini anlatıyor. Böylesine bir ruh halinde Filistinliler. İsrail istediği kadar onları yok etmeye çalışsın, boşunadır. Küresel Sumud Filosu ilerliyor ve içlerinde olmasak da kalbimiz onlarla birlikte. İçlerinde olan milletvekili arkadaşlarımız var. Tebrik ediyoruz. Yolları açık olsun. Ben elimden gelen her türlü desteği vereceğim. Tüm kamuoyunu da bu desteğe davet ediyorum ama aynı zamanda dediğim gibi bazı sosyal medya imkanlarıyla da yoğun bir kampanya yapmak gerekiyor. Şu anda elimizden gelen bu. Bütün bunları en etkili bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor sevgili arkadaşlar.
İnsan haklarını korumamız gerekiyor. Bir bebeğin bile ölümüne tahammülümüz yok ve inşallah vicdanlar kazanır diyorum, insanlık kazanır diyorum. Büyük bir gayret var. Tarihin çok önemli anlarındayız. Gerçekten bakın, hiç unutmayın bunu. Çok önemli anlarındayız. Böylesi anlarda ne yaptın bakalım? Sen duyarlı mısın? Soykırıma uğrayan insanlar için maddi manevi neler yaptın diye size sorarlar. Bu sorulara alnınız açık olarak cevap verebilmek için bugünlerde insan haklarına daha çok sahip çıkın. Biz elimizden geldiği kadar bunu yaptık.
Geçtiğimiz gün kurmuş olduğum vakıfta Ayşenur Ezgi Eygi hakkında bir anma düzenledik. Oraya Filistinli bir öğrenci de katıldı. Yaptığımız çalışmaya destek verdi ve “Benim doğup da göremediğim memleketime gitmiş Ayşenur Ezgi Eygi. O belki orada doğmamıştı ama onun ölümü orada oldu. Orası için büyük bir fedakarlık gösterdi. Ben oraları hiç görmedim, çok duygulandım. Benim görmediğim vatanımda bizlerin hakkı, hukuku için canını verdi Ayşenur Ezgi Eygi.” dedi. Çok çarpıcıydı, çok anlamlıydı, çok etkilendik gerçekten. Filistinli Aktivist, Filistinli Öğrenciler Birliği’nin aktivistlerinden Ceylan Hanım’dı. Onun dedikleri bizi çok duygulandırdı. Ceylan Hanım gerçekten önemli, güzel şeyler söyledi. “Biz kardeşiz. Soykırıma uğrarken bir halkın yanında durmak lazım. Türkiye de Kurtuluş Savaşı yıllarında yurt dışından Türkiye’ye çok yardım geldi. İnsanlar mallarıyla, canlarıyla, ruhlarıyla, kalpleriyle bizim yanımızdaydılar. Şimdi de bu soykırım sürerken bizim Filistin halkının yanında olmamız gerekiyor. Gayret etmemiz lazım. Hepinize bu uyarıları bugün yapmak istedim sevgili arkadaşlar.
Bölgede barış, barış, barış diyoruz. İsrail-Filistin meselesinde barış. Kürt meselesinde barış. Yürüyen barış sürecinde umarız ki komisyon barış yönünde adımlar atar. Zorlu bir süreç yürüyor. Umarız ki süreç olumlu bir yönde gider ve bu sıkıntılardan hep birlikte kurtuluruz.
Bugün de programımızı burada bitirelim. Haftaya, salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın efendim.


























Yorumlar