30 Eylül 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza başlıyoruz.
Değerli izleyenler, bu hafta da önemli gelişmeler var. Yarın meclis açılıyor 1 Ekim. Milyonlarca insanın meclisten büyük beklentileri var. Bizi sürekli vatandaşlar arıyor. İktidar her zaman olduğu gibi yalan attı.
Covid yasası Ekim’de gelecek denildi fakat herhangi bir hazırlık yok ve milyonlarca insan çok büyük sıkıntıda çünkü adil olmayan yargılamalar ve cezaevlerindeki aşırı doluluk halen devam ediyor.
120 bine yakın fazlalık var cezaevlerinde ve Covid yasası konusunda herhangi bir adım yok. Bu kabul edilemez. Mahpus yakınları son derece dertli. Bizi arıyorlar. Biz de onların sıkıntılarını sürekli gündem ettiğimizi söylüyoruz.
Bir ayağımız mecliste, bir ayağımız cezaevlerinde biliyorsunuz ve yoğun bir şekilde halkın içindeyiz, sorunların içindeyiz ve müdahil oluyoruz. Yoğun bir çalışma yapıyoruz. Oldukça nitelikli çalışmalara imza atıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.
Meclis yarın açılıyor ve biz de en etkili siyaseti üretmeye devam edeceğiz. Sabahtan kamuoyuna mesajlarımız olacak meclisten televizyon kanalları bizimle röportaj yapmak istiyor. Sabah böyle bir çalışmamız olacak. Orada da mesajlarımızı söyleyeceğiz.
Bir milletvekili olarak meclisten ne beklediğimizi milletin bize söyledikleriyle açıklamaya çalışacağız. Bunlar önemli ve beklentilerimizi açıklayacağız.
Meclis açılıyor. Umarım meclis basın toplantısı odası yapılmıştır. 1 ayı aşkın bir şekilde Sayın Numan Kurtulmuş basit bir meclis basın toplantısı cam değiştirme işlemini yapamadı. Büyük bir rekor.
Şimdi ülkede işler böyle kaplumbağa hızıyla giderse nasıl sorunlar çözülecek? Millet mecliste sorunların çözülmesini istiyor. Covid yasasının halledilmesi, Kürt barışının ilerlemesini istiyor. Meclis basın toplantısının camları bile 1-1.5 ayda ancak takılıyor.
Bırakın arkadaşlar meclisteki işleri halletmeyi. Meclis basın toplantısının camları bile takılması bu kadar mevzuata takılıyor. İş bitiricilik yok ve maalesef ki Türkiye’de milletin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden beklentisi konusunda hayal kırıklıkları artıyor. Bunu ben bir milletvekili olarak eleştiriyorum. Tabii ki eleştireceğim.
Biz millet tarafından seçildik, millet meclisine gönderildik ve halkın sorunlarını çözmek için varız. Yürütmenin her dediğine kafa sallama makamında değiliz biz.
Biz ezilen, hakkı yenen, milletin fertlerinin hukukunu yürütmenin karşısında savunan insanlarız. Bunu bir kere herkes bilsin. Kafa sallama makamında değiliz.
Biz yargısal kararları da eleştiririz, yürütmenin kararlarını da eleştiririz, işlemlerini eleştiririz, sorgularız çünkü milyonlarca kişi mecliste olamayacağı için biz onların vekili olarak meclisteyiz.
Meclisteki bir milletvekili olarak bugün yaşadığım üzücü bir olayı anlatayım size. Mesela bakın, 15 Temmuz olaylarını araştırmak için bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Birilerine dokunacak diye bu komisyonun raporu çıkmadı. Ya kardeşim, bir ton tutanak var, rapor nerede?
Eski milletvekili Reşat Petek bir açıklama yapmadı. Kendi kanalından bir yayın yaparak tutanaklar bütünü içeren bir şey yayınladı. Koca Meclis Komisyonu bu konuda bir rapor yayınlamadı. Peki o zaman biz de dedik ki; ne oluyor? Bu davalarda neler yaşanıyor? diye Akıncılar davasının Yargıtay tarafından bozulması sonrası yerel mahkemede Ankara, Sincan, Ceza İnfaz Kurumları kampüsü mahkeme salonlarında yargılamalar devam ediyor. Öncesinde de gitmiştim.
Sayın Akın Öztürk haksız bir yargılamayla ağırlaştırılmış müebbet mahpusu olmuştu. 1 numara ilan edilmişti. fakat o mahkemelere gidince ve savunmaları okuyunca, dosyaları okuyunca çok büyük bir hukuksuzluk olduğunu görüp açıklamalar yapmıştım.
Sayın Akın Öztürk de şu anda milletvekili olan eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın mahkemelere gelerek açıklama yapması gerektiğini söylemişti ve kimse de o mahkemelere gitmedi. O mahkemelerde yargılanan insanlar, “İnsanlar gelsin burada onlara sorularımız var, açıklamalar yapsınlar, onlar dinlensin.” diyor, kimsenin umurunda değil.
Ben milletvekili olarak gittim bugün o mahkeme salonunda Cumhurbaşkanı Muhafız Alay Komutanı, eski albay Muhsin Kutsi Barış’ı dinledim. Oldukça çarpıcı söylemleri vardı. Darbe sırasında vurulan sivillerin askerler tarafından değil, sivil polisler tarafından vurulduğu yönünde çok önemli iddiaları vardı.
Bunlar son derece önemli iddialar ve zaten maktullerin cesetlerinden yapılan Adli tıp raporlarında da birçok maktulün katline neden olan kurşunların ordu envanterinde olmadığı da tespit edilmiş. Bu tespitler varken, bu iddialar varken niye davet edilmiyor birtakım insanlar? Niye gelip konuşmuyorlar? İşte bu önemli bir soru işareti.
Kimse bu mahkemelere gitmiyor. Giden bir milletvekili var, benim. Ben bugün gittim, mahkeme salonunda bu yargılamayı izlerken, yargıcın bundan rahatsız olduğunu gözlemledim. Yargıç, avukatlara yakın bir yerde oturmamdan dolayı bana mübaşir kanalıyla haber yolladı. “Oradan uzaklaşsın.” uzaklaşsam ne olacak, uzaklaşmasam ne olacak? 3 metre daha uzak bir yere gitmemi istiyor ancak biz Kobani davalarında defalarca bu mahkeme salonuna gitmiştik ve aynı yere oturmuştuk.
Aynı zamanda bu yargılamaların ilk zamanlarında iktidar vekilleri de müşteki avukatlarının yanına oturmuşlardı ve oradan hatta yargılamaya müdahil olup, sanıklara bir sürü hakaretamiz sözler de söylemişler.
Ben yerimde herhangi bir ses çıkarmadan oturan bir milletvekili olarak, biraz yakına oturmuşum diye hakim tarafından ikaz edildim. “Niye daha uzağa oturmuyorsunuz?” Ben de dedim ki; “Burada kimseye bir zararımız yok. Daha yakından takip edebiliyorum buradan.” uzak bir yerde oturduğumuz zaman takipimiz kolay olmayacak dikkat eksikliği oluyor uzaktan izleyince. Bunu söyledi ve ben de çıkmayacağımı söyledim. Böyle saçma bir şey olamaz ki.
Milletin vekili gelmiş birçok insan sanıklar tarafından oraya davet ediliyor. Kimse gitmiyor. Biz gidiyoruz. Sayın Hakim, 17. Ağır Ceza Mahkeme Başkanı, bundan rahatsız oluyor. Kardeşim niye rahatsız oluyorsun? Adil olmayan yargılamalar yapılıyor diye mi rahatsız oluyorsun? Bir milletvekili gelip orada bu yargılamaları izliyor diye mi rahatsız oluyorsun? “Hele git öbür tarafa otur, kalk yerinden öbür tarafa git.” biz de tabii ki kalkmadık yerimizden ve “Ben yerimde oturuyorum.. Burada hiç kimseye bir zararım yok, yargılamayı etkileyecek bir cümlem yok, bu yüzden de yerimden kalkmıyorum.” deyince mahkeme başkanı da o zaman “Ben yerimden kalkıp gidiyorum.” diye duruşmayı iptal etti ve çekti gitti, kaçtı gitti. Şu hale bakın yani, memleketteki yargılamalara bakın.
Sayın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bu ne rezalettir ya? Bu ne skandaldır yani? Bir milletvekili mahkeme salonunda diye senin hakimlerin rahatsız oldu. İkincisi, Sayın Nacho Sanchez Amor, memleketin hali bak böyle ortada. Bir milletvekili mahkeme salonuna gidiyor, hakim bey onun orada olmasından son derece rahatsız. “Hele hele sen biraz daha uzağa git.” diyor. Standart dinleme yerleri, 3 metre geriye gitmemi istiyor. Daha böyle seslerin az anlaşılacağı bir yere doğru gitmemi istiyor. Ya niye oraya gidelim ki öncesinde de biz Kobani davalarında buralarda oturmuş insanlarız. Hiçbir şekilde de yargılamanın usulüne aykırı bir şey yapmamışız insanlarız.
Ben de sessiz sedasız mahkemeyi takip eden bir insanım. Ülkedeki hukukun hali bu arkadaşlar. Bakın KHK’lılar mahvoluyor ve intihar ediyor. Her gün birisi intihar ediyor. Cezaevlerinde her gün bir insan kötü sağlık muamelelerine maruz kaldığı için skandallar sonucunda hayatını kaybediyor.
Mağdur insanlar büyük sıkıntılar çekiyor Adalet Bakanlığı uygulamalarında büyük sıkıntılar var. Biz bunları sorgulamayacak mıyız? Bir zamanlar cezaevine gidişlerimiz bile engelleniyordu. Şimdi Allah’a şükür o konuda bir engel yok. Şu anda da “Mahkeme salonuna gelmişsin hele en uzak yerde durun.” bakın hakim bey gelmemizden rahatsız ya.
İşte Türkiye’de Büyük Millet Meclisi açılırken hal bu artık. İktidar meclisteki vekilin sesini kısmak istiyor. Kardeşim mecliste darbeyi araştırma komisyonu toplanıyor, bir rapor oluşmuyor, sümenaltı ediliyor. Biz de gidip mahkemelerde bu durumları bir öğrenelim, takip edelim diyoruz.
Bu sefer mahkemede olmamdan rahatsız oldum. Ne biçim insansınız siz ya? Bu ne biçim hal ya? Bu memlekette adalet var mı? Şu hale bakın! Ben bunlara boyun eğecek birisi miyim? Biz zaten bunlara boyun eğmediğimiz için milletvekiliyiz arkadaşlar. Olması gerekeni söylüyoruz ve takibimize de devam edeceğiz.
15 Temmuz’la ilgili binlerce insan darbeci olmadığı halde darbeci diye yargılanıyor. İnsanların hayatı karartılmış. Bundan dolayı darbe ile hiç alakası olmayan öğretmenler, doktorlar, mühendisler, hemşireler işlerinden atılmış, tam bir tasfiye yaşatılmış, tam bir siyasi soykırım yaşatılmış.
İnsanlar intihar ediyor ve bunları da gidip araştırmamızı kimse istemiyor. Yani Temmuz gerçekleri araştırılmadan şu andaki hukuksuzlukların nedeni ortaya çıkabilir mi arkadaşlar? Bu meseleleri araştıracağız tabi. Bu meselelerin üstüne gideceğiz. Hiç kimse bunları karartmaya, örtbas etmeye de çalışmasın.
Tüm dünya bunu konuşuyor. Birleşmiş Milletler’de bir toplantı oldu. Trump-Erdoğan zirvesi oldu ve 2 saati aşkın bir şekilde Gazze Gazze meselesi konuşuldu. Trump şımarık bir lider. Netanyahu onun kankisi ve onun istediklerini yaptırmaya çalışıyor.
Utanmaz katil Netanyahu Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşmaya çalıştı. Konuştu ancak birçok devletin temsilcisi orayı terk etti çünkü o bir katil. Binlerce insan öldürmüş bir katil ve şu anda da bir soykırımın, insanları vahşice katleden emirler veriyor Netanyahu. Böylesi eli kanlı bir insanın BM Genel Kurulu’nda konuşmasına izin veriyor. Adam bir katil. Adamı nasıl konuşturursun? Eli kanlı bir katil ve sonuçta bu kişi maalesef ki orada protestolara rağmen konuştu ve ardından bir barış anlaşması icat edildi.
20 maddelik barış anlaşmasına baktığımız zaman tamamen Filistin halkı için bir yenilgi anlaşması olduğu görüldü. Hamas gördüğümüz kadarıyla bunu pek kabul etmiyor gibi duruyor çünkü büyük bir yenilgi anlaşması ve tamamen işgali meşrulaştırma anlaşması.
“Sana meşruiyet vereceğim.” dedikleri Erdoğan da bu anlaşmanın tasdiklenmesi için uğraş veriyor. Sanırım Hamas’a baskı yapıyorlar ve gelinen noktada. 1948’lerden beri devam eden o karanlık günün akabinde gelen günlerin devamı neticesinde Soykırımcı İsrail’in galibiyeti ilan edilecek gibi duruyor.
Bunu bakalım Filistin halkı kabul edecek mi? Bunu kabul etmek doğru değil gördüğümüz kadarıyla ve bu yüzden yoğun bir şekilde tartışılacak.
Peki bugün ne oluyor? Bugün şu anda Filistin gösterilerinde gözaltına alınıp tutuklanan hak aktivistleriyle ilgili gösteriler de engellediliyor. Şu anda İstanbul’da ikisi tutuklu, birçoğu yurtdışı yasaklı. Onlarca Filistin’in hakları için toplanan göstericiler polis tarafından bugün taciz edildi. Bunun sonucunda şunu görüyoruz, gidip hamasetle atıp tutmak kolay.
Türkiye’de iktidarın Filistin için gereğini yapmadığını söyleyen hak aktivistleri her türlü zorbalığa, çıplak aramaya, gözaltına, yurtdışı yasağına ve tutuklamaya uğrayabiliyor. Bu kabul edilecek bir durum değil arkadaşlar ve biz de bunun için elimizden gelen gündemi göstereceğiz ve takibi de sürdüreceğiz. Bunu da söylemiş olalım.
Gazze’de korkunç bir soykırım devam ediyor. Çok üzücü haberler alıyoruz. Kadınların az bir su ve yemek karşılığında cinsel ilişkiye zorlandığı yönünde haberler çok yürek burkucu. Bu savaş, çatışma, yıkım zamanlarında böyle acıları, saldırıları, zorbalıkları en başta maalesef ki kadınlar yaşıyor. Kabul edilebilecek bir şey değil. Korkunç bir şey ve bu çatışmaların, savaşın ne kadar insanlık dışı olduğuna dair önemli bir göstergedir.
Biz insanız ve dünyanın neresinde olursa olsun insanlara yönelik bu zorbalıklara karşı en büyük gayreti göstermeye devam edeceğiz sevgili arkadaşlar. Gayret edeceğiz, çırpınacağız, gündem edeceğiz. Sessizlerin sesi olacağız. Millet kendi derdini anlatamıyor, korkuyor, çekiniyor, tedirgin oluyor. Onların sesi olmaya çalışacağız.
Bu mecliste Kürt barışını sağlamak için gayret edeceğiz. Bir komisyon var biliyorsunuz fakat çok ağır aksak ve yavaş gidiyor. Bu komisyonun da hızlı bir şekilde çalışması için biz elimizden geleni yapıyoruz. Yapıcı bir şekilde gayret ediyoruz.
Bu komisyon evet oldukça ağır aksak gidiyor çok geç bir sürede çalışmalarına devam ediyor. Oldukça yavaş gidiyor ancak biz yapıcı bir tavırla bunun olması için evimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz sevgili arkadaşlar.
Bugün de programımızın sonuna geldik ama şunu söylüyorum; geçen yıl olduğu gibi de bu yıl işin doğrusu en büyük gündemimiz Filistin’deki soykırımın bitmesi yönündeki gayretler. Bunu hiç gündemimizden düşürmeyeceğiz ve şu anda biz dünyadaki en büyük insani trajedinin Filistin’deki soykırım olduğunu biliyoruz. Bu konudaki duyarlılığımızı devam ettirmeye çalışacağız. Bunu da söyleyelim.
Filistin halkının her zaman yanındayım. Küresel Sumud Filosu 1-2 gün içinde Gazze açıklarında olacak tansiyon yükseliyor. Canımızla, kanımızla, her şeyimizle bu filonun gayretlerinin yanındayız. Umarım ki etkili bir kamuoyu baskısıyla bu filo da Gazze’deki soykırımı durdurucu bir işlev yürür.
Haftaya tekrar buluşacağız inşallah ölmez sağ kalırsak, iki ayağımız bir pabuçta olsa da ÖFG TV’yi 325. programda da yapacağız. Sizlerin dualarını bekliyorum. Sizlerin duaları bizim en büyük gücümüz.
Bizim zalimlerden aldığımız bir güç yok. Bizim para babalarından aldığımız bir güç yok. Bizim aldığımız güç, haktan ve halktan. Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz. Bu konuda vicdanımızı rahat ettirecek etkinliklere imza atıyoruz atmaya da devam edeceğiz.
Haftaya, Salı günü saat 21.00’da birlikte olana kadar hepinize iyi akşamlar. Hoşça kalın.


























Yorumlar