28 Ekim 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza başlıyoruz.
Değerli izleyenler ÖFG TV’de genel değerlendirmeler yapıyoruz ve bizim sanal televizyonumuz. Bu geleneğimizi de ısrarla devam ediyoruz ve çok faydalı sonuçlar alıyoruz. Vatandaşın sesi oluyoruz kimi zaman. Kimi zaman da önemli konular hakkındaki değerlendirmelerimiz bulunuyoruz.
Birkaç konu var gündemde. En önemlisi biliyorsunuz Kürt barış süreci çok önemli. Yeni gelişmeler oldu. 27 Şubat deklarasyonu, 12 Mayıs açıklamaları 11 Temmuz silah yakma töreni ardından 26 Ekim’de ise PKK Türkiye sahasından çekileceğini ilan etti. Mecliste bir komisyon devam ediyor. Genel olarak halkta bir tedirginlik vardı. “Bu süreç yürümüyor mu? Ne oluyor? Ne bitiyor? Neden yürümüyor? Yürümeyecek mi? Selahattin Demirtaş serbest bırakılmıyor. Efendim yasalar çıkmıyor.” diye ve durgun su mikrop tutar derler. Bundan dolayı da önemli oranda son zamanlarda son iki üç haftada provokasyonlar ortaya çıkmıştı. Birtakım sosyal medyada yükselen rüzgarlar, Kürt meselesinde barışı istemeyen insanların provokasyonları, ajitasyonları, sosyal medyadaki yaygaraları, hatalar vb. Bir umutsuzluk rüzgarı oluşturmuştu bu dumanların dağıtılması gerekiyordu ve bu yüzden bir radikal adım atıldı. Bu sürecin yürümesi için radikal adımların atılması lazım. Artık iş, ihtiyatlı davranma zamanını geçti. Radikal adımlar atmak lazım. Şu anda da devletten, iktidardan bir radikal adım bekliyoruz. Yasa bir an evvel gerçekleşmeli. Yasalarda tabii ki herkesi kapsayıcı olmalı işin doğrusu tamam Türkiye bir barışa doğru gidiyor ama barış, özgürlük, hak hukuk bekleyen milyonlar var. Herkes için bu barış olmalı. Kürt meselesi tamam öncelikli halledilmeli ama bilahare işte KHK meselesinde de adli mahpusların meselelerinde de Covid yasasında da TCK 158 mağdurlarında da birçok meselede bir girişim başlatılması lazım. İnsanlar mahkeme kapılarında bir çözüm bekliyor. Zindanlarda çözüm bekliyor. Geçtiğimiz gün bir mektup okudum. Uzman çavuş kendisi 9 yıldır cezaevinde. Genel kurulda okudum. Hakikaten o mektubu okurken çok etkilenmiştim. O ve onun gibi binlerce suçsuz yere yatan erler, sözleşmelerler, kursiyer teğmenler, astsubaylar. Bunların ne emir yetkisi var arkadaş, ne darbesi yapacak? Allah aşkına askere gitmediniz mi ya? Bu adamlar darbe mi yapabilir? Ama kurban seçildiler ve zindanlara atıldılar. Ağırlaştırılmış müebbet cezaları aldılar. İnanılmaz cezalar. Tek başına hücrelerde, ufacık hücrelerde 9 yıldır yatıyorlar. Korkunç bir durum ama maalesef bu yaşanıyor. Bu zulme anneler babalar isyan ediyor. Sevinç Çakır oğlu Murat Çakır için Adalet Bakanlığı önünde çırpınıyor bu anne sesini duyurmak için. Allah razı olsun. Yanında olmak lazım. Bütün kamuoyu onun sesini duysun. Lütfen. Çok büyük bir gayret sarf ediyor ve bütün bu samimi gayretlerin sonucu oğlunun ve tüm masum insanların kurtuluşuna vesile olsun diyoruz inşallah. Yanında olduk Sevinç hanımın, olacağız. Tüm haksız, hukuksuz zindanlarda inleyen insanların yanında oluyoruz. Geçtiğimiz gün Diyarbakır Cezaevini ziyaret ettim ve bir rekor kırmışım. Bir günde 17 mahpus ziyaret etmişim. Tabii yoruluyoruz ama elde ettiğimiz çözümler sorunların halledilme haberleri bizi mutlu ediyor benim için bu çok önemli. Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değsin açıkçası. Ben gayret ediyorum ama boş yere kürek çekenlerden olmak istemiyorum. Açıkçası siyasette boş yere kürek çekme, boş laflar, gevezelikler, bağırıp çağırmaları çok görüyorum. Polemikleri ı çok görüyorum. Bunlardan da nefret ediyorum. Hiç hoşuma gitmiyor. Ben uğraşınca bir sonuç almak için uğraşırım. Bir meseleden bir sonuç alabilmek önemli. Boş yere konuşmak, sonuçsuz laflar, küreyi suya değil havaya doğru çekmek. Bunlar kabul edeceğim şeyler değil ama bu yorgunlukların sonucunda sonuçlar alınca çok mutlu oluyoruz gerçekten. Gerek genel siyasette bunun sonuçlarını arıyoruz. Mesela Kürt meselesi konusunda ben yıllardır barış yanlısı bir insanım. Bunun için barış olması gerektiğini söylediğimiz için 12-13 yıldır bu alanda mücadele ediyoruz. Daha öncesi de var tabii ama aktif mücadele ettiğimiz alanları söylüyoruz. Birinci çözüm süreci için çok mücadele ettik ve sonra çözüm süreci bitince aynı lafları söylemeye devam ettiğimiz için ihraç edildik. Vekilliğimizden atıldık, cezaevine atıldık ama olsun ben doğru sözü söylediğime inanıyorum. Zaten bunu kim doğruladı? Devlet ve iktidar doğruladı. “Ömer Faruk Gergerlioğlu, sen ve senin gibiler yıllardır doğruyu söylüyordu ve biz onlara zulmediyorduk. Vallahi biz de şimdi yola geldik, ışığı gördük. Bu işi çözmeye koyulduk.” diyorlar. Vallahi ne diyelim ya? Biz zamanında devlet adım atarsa barış bir ayda gelir lafından dolayı 2.5 yıl ceza yedik arkadaşlar. Şu anda kulaklarınıza inanamıyorsunuz değil mi? Ben; “Devlet adım atarsa barış bir ayda gelir.” diye bir laf etmiş Murat Karayyılan o sözü T24 gazetesindeki haberi Retweet ettiğim için cezalandırıldım. “İşte efendim bu haberde PKK militanlarının görüntüleri varmış. Bak bak işte görüyor musun? Örgüt propagandası yapıyormuş.” diyorlardı o zamanlar. Ya şimdi onun 10 katı bizim yandaş kanallarda gösteriliyor. Bu örgüt militanlarının görüntüleri. Onlara şu an bir şey denilmiyor ama biz bunlardan dolayı zamanında 2.5 yıl ceza yedik işimizden 27 yıllık hekimliğimizden atıldık. Vekilliğimizden atıldık. Karga tulumba cezaevlerine atıldık. Neredeyse ölecektik. Kalp krizleri geçirdik. Anjiyolar yapıldı. Neler neler yaşattılar bizlere. Sadece ben değil işte 9 yıldır içeride yatan Sayın Selahattin Demirtaş. Sayın Figen Yüksekdağ ve binlerce mahpus. Ne dediler ? Ne yaptılar? Bu işin bir çözümü olsun dediler kardeşim bütün bunlardan sonra şu anda, “Aa biz Hidayet’e erdik, efendim İmralı’daki gelsin burada konuşsun.” diyor. Ya arkadaş biz o lafı bile demedik, onun binde birini dedik. “Devlet adım alsın, barış gelsin.” gibi laflarda ne var? Bir kumpas kurdular, biz yürürken bir çelme taktılar. İnsanın içine dokunuyor açıkçası. Biz zamanında nelerden dolayı neler neler yaşadık bana, aileme. arkadaşlarıma, neler neler yaşattılar. Şimdi ise hiçbir şey olmamış gibi bir özür de dilemiyorlar, bir öz eleştiri de yapmıyorlar. Hiçbir şey söylemiyorlar. “Ya arkadaş biz size neler neler yaşattık. Milletin evine sabahın köründe baskınlar yaptık, zindanlara attık. Ya bir öz eleştiri yapalım.” diyen de yok. Her türlü hakareti yaptılar. Şimdi “Efendim barış iyidir, güzeldir, ne güzel bakın barış iyidir, silahsız terörsüz Türkiye ne güzel efendim.” ne kadar rahatlar . Vallahi bravo . Gerçekten demek dünya böyle bir yer . Hakikaten insanın içine dokunuyor. Millet neler neler yaşadı. Ya bir arkadaşımızın evine komşularını korkutmak, ürkütmek, bir görüntü vermek için helikopterle gelmişler. Eve baskın yapıyorlar, bir de buna bir görüntü katmak için mahalleye helikopterle gelmiş adamlar. Ya arkadaş tamam eve baskın yapıyorsun sabahın köründe, helikopter de ne ya? Ya hiç utanmıyor musunuz? “Mahallede bu aile terörist olarak tanınsın. İşte bak evine helikopterlerle ağır silahlarla iniyoruz.” Ya ne olacak? Bir aile oturuyor orada ya. Ne var burada ya? Bu ne vahşiliktir ya. Bu nedir ya? Allah aşkına ya. Anlamak mümkün değil. Böyle işte arkadaşlar ama biz gelişmeleri takip ediyoruz, takdir ediyoruz. Ne olursa olsun, zamanında ne yaşıyorsak yaşayalım. Şu ana bakıyoruz. Kürt meselesi hallolsun, AKP meselesi hallolsun, demokratikleşme meselesi hallolsun. Alevilerin sorunları hallolsun, Ermenilerin gayrimüslim azınlıkları sorunları hallolsun. Bütün bunlarda bir çözüm bekliyoruz arkadaşlar.
Ayrıca Kocaeli’de de yoğun çalışmalar içindeyiz. bakın, şunun altını çizelim arkadaşlar. Fehmi bey duysun! Fehmi Bey kulaklarını yine açsın şöyle bir, hep onun kulağını çınlatıyorum. Fehmi Bey sana bu haddehaneyi yaptırmayacağız. Bakın tüm Kocaeli halkı da duysun. Yıldızlar Entegre’nin patronu Fehmi Bey de duysun ve elemanları da duysun. Sana bu haddehaneyi yaptırmayacağız. Tüm gücümüzle, gayretimizle Kocaeli Çevre Platformu duysun, Kartepe Çevre Platformu duysun. Arkadaşlarımız büyük bir samimiyetle, gayretle yanımızda yer aldılar. Onlar zaten oraya çadır açmışlar. Bakın, tüm Kocaeli halkına buradan sesleniyorum. Yıldızlar Entegre’nin haddehane yapacağı yerin önünde Kocaeli Çevre Platformu ve Kartepe Çevre Platformu bir çadır açmış arkadaşlar. Gidin, destek verin bu arkadaşlara. Yarın öbür gün başkası kanser olmayacak, siz kanser olacaksınız. Sizin çocuklarınız kanser alerji, Aston Bronşit KOAH olacak. Ya niye bu kadar duyarsızsınız Allah aşkına? Haddehane meselesine bir dur diyelim. Fehmi Bey yeter bak çok para kazandın. Bir de öte dünya var, bunun hesabını veremezsin Fehmi Bey. Bir de Fehmi Bey’e öte dünyayı hatırlatıyoruz arkadaşlar. Bunun altını çizelim. Fehmi Bey öte dünya var diyelim. Kim bu Fehmi Bey? Yıldızlar Entegre’nin patronu Fehmi Bey. Gazeteci arkadaşlarımız da duysun. Bakın tüm Kocaeli medyası da bunu duysun. Biz diyoruz ki; Fehmi Bey biz seninle zor baş ediyoruz. Bak mahkemeden döndü ama sen yine bir saray icazetli bir ÇED daha çıkardın. Efendim ya artık vazgeç bu işlerden ya. Allah sana bol paralar versin yeter doy ne yapalım ama bizi zehre boğma. Kanser etme Fehmi Bey. Allah rızası için sözlerimizi duy. Yarın öbür gün bak kanserli hastalar sana beddua eder sonra. Elini vicdanına koy. bak bu dediklerimi Fehmi Bey elini vicdanına koyarak böyle şurada kalbinin üstüne koysun, öyle dinlesin, izlesin, son kararını versin. Kocaeli’ye kötülük olacak işten önce ben Fehmi Bey’i bir hekim olarak, öte dünyaya inanan bir insan olarak, insan hakları savunucusu olarak, bir siyasetçi olarak uyarıyorum. Vallahi burayı yaparsanız biz çok daha yoğun bir muhalefet yaparız çok üzülürsünüz. Ne olur? Kocaeli halkının tepkileri çok. AK Partililer de bunu istemiyor bakın ama siz bu işin peşindesiniz.
Yine Kandıra halkı çöp tesisini istiyor mu? İstemiyor ama ısrar ediyorsunuz. Bakın Adalet Bakanı ben size söyledim. Bakın Kandıra Cezaevi’nin yanına çöp tesisi kuruluyor ya. Olacak iş mi? Hani mahpusları ve infaz koruma memurlarını mahvedeceksiniz. Gelin bu yanlıştan dönün. İnanın ki mahvedersiniz her tarafı. Binlerce insanın gelip girdiği çıktığı yerin yanına çöp tesisi yapıyorsunuz. Akıl alacak bir iş değil. Bakın Koca Kandıra’nın müthiş bir doğası ve siz oraya gidip bir çöp tesisi yapmaya çalışıyorsunuz ve o zehir Karadeniz’e kadar akacak. Kabul edilecek bir şey değil.
Son olarak da Yılport’a sesleniyorum. Safiport’tan cesaret aldın, Rota Limanı’yla 573 metre rıhtım yapacakmış ya. 399 metre iskele. tamamen deniz işgal ediyor. Sen kimsin ya? Allah’ın denizini işgal ediyorlar ya. Allah aşkına . Kocaeli’nde sahil kalmayacak arkadaşlar. Bakın Kocaeli Valisi neredesin? Çevre Bakanı neredesin? Ya bu Rota Limanı rezaleti nedir ya? Maşallah karşı kıyıya varacak. İlk planda 573 metre denizin yarısını dolduracak Yılport Rota Limanı’yla. Ardından bir hamle daha yapacak valla Karamürsel’e ulaşacak yani ha gayret. Safiport’ta Gölcük’e ulaşacak. Hadi bakalım koçlarım diyor birileri bunlara.
Bakın biz Safiport’u eleştiriyoruz, gidip orada açıklamalar yapıyoruz, İsrail’le ticaret yapıyoruz. Bazı parti liderleri, yazıklar olsun bunlara bakın, gidip Safiport ile görüşüyor, onları alkışlıyorlar. Ya kardeşim siyonist, katliamcı bir rejime gemi taşıyan, bir liman orası. Hiç yüzünüz kızarmıyor mu? Bizim gibi eleştirmeseniz gidip açıklamayı da yapmasanız gidip o insanlarla neyi görüşüyorsunuz ya? Yüzünüz kızarmıyor mu ? Kendilerini bilir o parti yetkilileri. Yazıklar olsun.
Haftaya Salı günü saat 21.00’da inşallah hep birlikte olacağız. Hakkı hakikati hukuku insan haklarını savunmaya devam edeceğiz. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hoşçakalın diyorum. İyi geceler.


























Yorumlar