10 Kasım 2025
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.
Değerli izleyenler yaptığımız çalışmaların ne kadar önemli olduğunu maalesef ki üzülerek görüyoruz!
Yoğun bir şekilde üstünde durduğumuz Kocaeli’nin sorunları ile ilgili maalesef ki dediklerimiz çıkıyor. Son 2 haftada Kocaeli iki felaket ile sarsılıyor! Bu konuları bugün konuşacağız. Tüm Türkiye, 2 haftadır Kocaeli’ni Gebze’yi, Dilovası’nı konuşuyor. Neden? Çünkü işaret ettiğimiz ihlaller, hatalar, eksiklikler, yolsuzluklar maalesef bitmiyor ve bitmemekle kalmıyor, insanların malları ve canlarına neden oluyor. Bunları kaybetmelerine neden oluyor. Çok vahim hadiseler yaşıyoruz.
Bildiğiniz gibi Dilovası’nda geçtiğimiz gün cumartesi sabahı korkunç bir yangın yaşandı bir parfüm deposunda ve 6 kardeşimiz hayatını kaybetti. 1’i yoğun bakımda bir kardeşimiz ölüm ile pençeleşiyor. Bu korkunç faciaya neden olan meseleleri konuşacağız bugün. Ayrıca Gebze Darıca Metro Hattı’nın geçtiği yerde bir bina çöktü 4 kişi hayatını kaybetti ve bunun yanında Gebze ve Darıca’da çatlayan, boşaltılan binalar oldu. Son derece önemli gelişmeler bunlar. Biz bu iki konuyu da hem yangının yaşandığı sokağı 2 yıl önce 10 Ağustos 2023’te gündem etmiştik. O mahallede il ve ilçe yöneticilerimiz ile açıklama yapmıştık ve maalesef ki uyarılarımız dinlenmedi ve facia oluştu.
Yine Gebze Darıca metro hattı ile ilgili yıllardır 6 yıldır önemli bir takip yapıp bu hat neden bitmiyor? Neden usulsüzlükler var? diye sorup duruyoruz bizi geçiştirmeye çalışıyorlar ve bu takip ettiğimiz hususlarda maalesef ki böyle sonunda olumsuz gelişmeler yaşandı. Bugün bu konuyu iki önemli belediye meclis üyesi ile konuşacağız ve bu konu hakkında bize ayrıntılı bilgiler verecekler. Pazar günü Dilovası’ndaydım ve yanmış binayı gördük, çok vahimdi. Açıklamalar yaptık ama konu gündemden düşmüyor, düşmeyecek, düşürmeyeceğiz. Tüm mağdurların hakkını aramaya devam edeceğiz.
Sayın Eylem Güleser Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi ve Sayın Yavuz Yol Dilovası Belediye Meclis Üyesi konuklarımız.
Eylem Güleser: Çok üzgünüz, yastayız, isyandayız, öfkeliyiz, öfkemizi de sürekli dile getiriyoruz fakat bu tür olayların karşısında gerçekten çok üzgünüz.
Yavuz Yol: Uzun süredir aslında lafın gelişi olarak iyiyiz diyoruz ama yaşanan bu acılardan sonra hem Gebze’deki metrodan kaynaklı binanın çökmesi hem de Dilovası’ndaki yangından dolayı tabi ki iyi değiliz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Dilovası halkı yasta, Pazar günü oradaydım, tüm halkımız katılmıştı taziyelere ve büyük bir acı yaşanıyordu. İnsanlar ağlıyordu, yurt içinden ve yurt dışından insanlarımız gelmişti cenazeye, taziyelere katıldı ve katılıyor çok büyük acı yaşanıyor çünkü ölenler maalesef 2’si çocuk 6 kadın hayatını kaybetmiş durumda. Çok üzücü bir durum var. Skandallar bitmiyor gerçekten. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Korkunç bir durum var ortada. AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı diye boşuna söylemiyoruz gerçekten ülkeyi getirdiği nokta itibariyle ülkede çöküşler yangınlar alabildiğine artmış durumda, bunlar tabi hadiseler değil çünkü önemli kamusal hatalar eksiklikler, göz yummalar sonucu bunlar gelişiyor ve bu yüzden bu konuların üstüne gitmemiz lazım. Kader değil bunlar. Kimisi kader deyip geçiştiriyor hayır kader değil bunlar bizi yönetenlerin, bizlerin kendi başımıza açtığı işler ve ellerimiz ile yaptıklarımızın sonucunda yöneticilerin yaptıkları sonucunda başımıza gelen hadiseler. Masum çocuklar öldü masum kadınlar öldü. Çok üzücü, çok büyük bir korku içinde öldüler. Korkunç bir yangında kavruldular maalesef. Öbür taraftan bakıyorsunuz Gebze Darıca metro hattı üzerindeki bir apartman gece yarısı aniden çöküyor. Bir aile yok oluyor. Bir kız öksüz yetim kalıyor. Bu insanların suçu ne? Günahı ne? Cumartesi günkü Dilovası’nda parfüm deposundaki yangın için ne diyorsunuz? Tüm kamuoyu Dilovası’nı konuşuyor, Türkiye Dilovası’nı konuşuyor ve çok büyük bir foseptik çukuru patladı adeta. Buradan neler çıkıyor?
Yavuz Yol: Bütün Dilovası’nın, tüm Türkiye’nin başı sağ olsun. Ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Aldığımız son haberlere göre yaralı vatandaşlarımızdan birisi de vefat etmiş ölü sayısı 6’ye çıktı böylece. Olay cumartesi günü sabah 09.00 sıralarında gerçekleşti. Bu olayda; yangında yengesi vefat eden meclis üyesi arkadaşımız canlı yayını sırasında öğrendik, ilk başta hafta sonu olduğu için çalışma yok denildi. Daha çok etrafındaki binalara odaklanıldı, sonra gelen haberler üzerine içeride çok sayıda çalışan olduğu bilgisi geldi. Olay yerine vardığımızda adeta bir savaş alanı gibi, çok şiddetli bir patlama olmuş, yanda bulunan apartmanların, binaların camları patlamış. İnsanlar şaşkın ne yapacağını bilemiyor. Çaresiz bir şekilde bekliyorlar. Yerleşim alanları içerisinde sanayinin hem de kimyasal üretim yapan bir sanayinin olması bu sonucu doğurmuştur. Şu anda çok şey konuşuluyor, çok bilgi var ama bilgi kirliliği de var, teyide muhtaç! Mesela patlama olan binanın sadece alt katının ruhsatı var. Patlamanın olduğu katlarda ruhsat yok daha sonradan kaçak olarak yapılmış. 6 canımızı yitirdik. 6 insanımız burada cehennemi yaşadılar resmen. Bu olayda ihmali olan kişiler hesap verecek mi? En çok konuşulan konu bu. Kimlerin ihmali var? İtfaiye raporu var mı bilmiyoruz! Ruhsat var, yok deniliyor. Net bir bilgi yok şu anda. Oluşulacak, çıkarılacak raporlardan sonra, uzmanların vereceği raporlardan sonra bazı şeyler netlik kazanacak ama yerleşim yeri içerisinde böyle bir yapının olması depolama alanı olarak görülüyor ama içeride üretim yapılıyor. Bir yangın sistemi yok deniyor. Güvenli tahliye için bir çıkış yok. Bunların hepsi soru işareti. Burası hakkında daha önceden zaten CİMER’e şikayete bulunmuş bir vatandaş. O kadar güzel, o kadar açık bir şekilde tarif etmiş, sorunu anlatmış ki ama maalesef herhangi bir önlem alınmamış. Hatta gelen cevapta da neredeyse vatandaşa “Siz gidin ilgilenin.” denilmiş.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Eylem Güleser, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi. Eylem Hanım siz Dilovası Belediye Meclisi toplantısında da konuyu gündeme getirmişsiniz. Konunun tehlikesine dikkat çekmişsiniz. Önlemler alındı mı? İlk önce buradan başlayalım. Önceden bir uyarı yapmışsınız
Eylem Güleser: “Öncelikle ben hayatını kaybeden tüm vatandaşlara Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tüm Dilovası’nın, tüm Kocaeli hatta tüm Türkiye’nin başı sağ olsun ve geçmiş olsun diyorum. Az önce Yavuz arkadaşımızın da belirttiği gibi bu binanın 2021 yılında yıkım kararı var. Kaçak bir yapı olduğu iddia ediliyor. 2021 yılında belediyenin böyle bir kararı var fakat uygulanmayan bir karar var. Aradan dört yıl geçmesine rağmen bu yıkım kararı uygulanmıyor. Yetkililerin yaptığı açıklama daha da içler acısı. Biz eğer bu binayı yıkarsak Dilovası’ndaki tüm kaçak yapıları yıkmak zorundayız. O zaman ilk önce bütün yapıları yıkarız. En son buraya sıra gelir. Az önce de belirttiğiniz gibi 2024 yılında CİMER’e yapılan vatandaş tarafından yapılan bir ihbar var. Bir uyarı var. Kalkıp CİMER’in vatandaşa yaptığı cevap da işte “Siz gidip açık adres belirtin.” oysa ki nokta atışı yaparak vatandaş adres bildirmiş. “Siz gidip işte orada kaç kişi çalıştığını, kaç kişinin 18 yaş altı olduğunu açık adresi içerideki detaylı bilgiyi de vatandaştan istenmiş. Oysa ki yanan bina ile hemen bir bina arasında İş kur binası var. Bu asıl sorumluluk İş kur’un yapması gereken sorumluluk görev vatandaşa yüklenmiş. Açıkçası vatandaşın uyarısı eleştirisi bu konu hakkındaki hassasiyeti dikkate bile alınmamış. Vatandaş tamamıyla dikkate alınmamış. Biz bu konuyu 1.5 yıldır belediye meclisinde görev yapıyoruz. Hem Büyükşehir’de hem Dilovası Meclisi’nde dediğiniz gibi defalarca belediye meclis toplantılarında bu konuyu dile getirdik. Mahalle aralarında yerleşim alanlarının olduğu yerlerde sanayi ya da depolama alanları adı altında açılacak iş yerlerinin, üretim yerlerinin kesinlikle halka zararı olacağını tedbirlerin alınması gerektiğini ve bize verilen cevap şuydu belediye başkanı tarafından. “Bunun kesinlikle halka bir zararı olmayacak. Bunlar tamamen depolama amaçlı kullanılacak.” fakat biz yaptığımız itirazlarda bunu dile getirdik. Bunlar kesinlikle depolama alanı değil. Bunlar depolama alanı adı altında ruhsat alınarak yarın öbür gün üretim ya da farklı bir iş yerine dönüşeceğini sanayiye dönüşeceğinin haberinin uyarısını yapmıştık ve bugün yaşadığımız gerçekten bu yangında sözlerimizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha ortaya çıkardı. Keşke yaşanmasaydı, biz haksız çıksaydık da bu ölümler yaşanmasaydı, bu facia yaşanmasaydı. Kesinlikle dediğiniz gibi bu bir kader değil, fıtrat değil, kaza değil, tamamen bir cinayet ve bu cinayetin sorumluları da kesinlikle görevden alınanlar var. İşte SGK’dan, İşkur’dan memurların açığa alındığı bilgisini aldık. Onun dışında iş yeri sahibinin, vardiya amirlerinin, işte oradaki sorumluların gözaltına alındığını duyduk ama bu yeterli değil. Buraya ruhsat veren, buraya göz yuman hem belediyenin, kaymakamlığın, Valiliğin, Çalışma Bakanlığı’nın hepsinin payı var bu cinayette. Sadece birkaç kişi gözaltına almakla bu olaylar susturulamaz, üstü kapatılamaz. Kesinlikle bunun takipçisi olacağız. Sizin de olduğunuz gibi hep birlikte. Dün siz de basın açıklamasındaydınız Dilovası’nda fabrikanın önünde bir basın açıklaması yapıldı. TMMOB’tan, Türk Tabipler Birliği’nden gerçekten teknik anlamda bu işin uzmanlarının yaptığı açıklamalar vardı. Gerçekten çok yerinde tespitler vardı. Hangi kurallara, hangi yönetmeliklere uygun bir şekilde izin alınmış, mahalle arasında, sokak arasında böyle bir işletmeye, böyle bir üretime izin verilmiş. Bunu biz de akıl sır erdiremiyoruz açıkçası nasıl izin aldığını, itfaiye raporunun olup olmadığını ve biz orada çalışan insanlarla birebir o gün olayın olduğu gün görüştük, çalışan o gün işe gitmeyen insanlarla birebir sohbet ettik. Herhangi bir iş güvenliğinin kesinlikle olmadığını kendi ağızlarıyla söylediler “Eldiven takıyor musunuz? Maske takıyor musunuz? Çünkü siz orada yanıcı, patlayıcı, parlayıcı, kimyasal maddelerle temas halindesiniz.” dedik. Herhangi bir iş güvenliği önlemi alındı mı? İş güvenliği eğitimi verildi mi? Yangın tüpleri içeride var mı? Kaçış alanları var mı? Bu tür soruları sorduğumuzda kesinlikle merdiven altı diye tabir edilebilecek bir yer üretim alanı. İnsanların kesinlikle herhangi birine iş güvenliği, iş eğitimi ne de çalışma koşulları kesinlikle uygun olmayan şartlarda ağır koşullarda uzun çalışma saatlerinde ve tehdit edilerek “Beğenmiyorsanız gelmeyin, geliyorsanız da bizim istediğimiz koşullarda, şartlarda çalışmak zorundasınız burada.” diye tehdit edilerek çalıştırıldıklarını birebir sohbetlerimizde bunları ifade ettiler. Gerçekten yargılanması gerekenler sadece birkaç memur ya da işveren patron olmamalı. Bu sorumluluk tamamıyla hem Belediye Başkanı’nın hem Çalışma Bakanlığı’nın hem de bunu görmezden gelen bütün yetkililerin sorumluluğu var. Bir an önce halka hesap vermelerini, yargının önünde yargılanmalarını ve görevlerini bir an önce bırakmalarını bekliyoruz fakat onlardan da yetkililerden de herhangi bir açıklama şimdiye kadar yapılmadı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu:Peki Eylem Hanım Kocaeli Valisi iş yerinin ruhsatlı olduğunu söyledi. Böyle bir yer nasıl ruhsat almış? Kaçak katları olan yangın tertibatı olmayan, içeride imalat yapıldığı besbelli olan, sigortasız birçok işçinin çalıştığı bir yer burası. Ruhsat almış mı? Burası denetlenmiş mi? Ne olmuş, ne bitmiş? Ne diyorsunuz?
Eylem Güleser: Vekilim ruhsatı var deniliyor. Ruhsat şu şekilde; ortaya çıkan sorumlular, yetkililer, vali, kaymakam, belediye başkanının yaptığı bütün açıklamalarda buranın ruhsat giriş katı olan kısmının depolama olmak şartıyla ruhsat aldığı iddiaları var. Henüz açıklanmış, paylaşılmış bir ruhsatı görmedik. Yetkililer tarafından böyle bir paylaşım yapılmadı ama söylem olarak bir iddia var sadece giriş katına, depolama alanı olmak üzere bir ruhsat verildiği söyleniyor ve üst katlar kaçak yapı olduğu iddiası var ve bu gerçeklik zaten gün gibi ortada kaçak yapı olduğu. Onun dışında mahalleli, sokakta yaşayan insanlar, komşular, Cimer’e şikayet edenler denetlenme konusunda şunu söylüyorlar bize; “Zabıtalar hani kayıtlardan bakılsın diyorlar, kamera kayıtları var orada, işyerinin kamera kayıtları. Zabıtaların haftada kaç defa gelip gittiğini, muhtarın kaç defa gelip gittiğini ve denetim amacıyla gelmediklerini gelip orada koli koli parfümler alıp gittiklerini iddia ediyorlar. Gerçekten böyle bir gerçek de varsa içler acısı bir gerçeklik. Denetim mekanizmasının nasıl işlediğini yandaşa nasıl kayırmacılık yapıldığını gün gibi ortaya koyan bir gerçeklik de var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Burası çok müphem. Umarım Dilovası Belediyesi’nden bu ruhsatı istersiniz. Bu ruhsat nasıl verilmiş? Bu ruhsatı kamuoyunu açıklasınlar. Ne olup ne bitmiş? Hiçbir açıklama yapmıyor yetkililer. Siz Kocaeli ve Dilovası Belediye Meclislerinde bunları gündeme edeceksiniz sanırım. Sorulması gereken çok hesap var çünkü 6 hatta işte son dakika bilgisi Yavuz Bey’in bilgisiyle de 6. kişi hayatını kaybetmiş durumda tahmin ediyordum çünkü ağır bir yanık vakası vardı karşımızda. Allah rahmet eylesin hepsine. Peki Yavuz Bey hatırlarsınız biz 10 Ağustos 2023 günü il ve ilçe yöneticilerimizle orada bir açıklama yapmıştık. Bu sokak birtakım sabıkaları olan bir sokaktı. Fabrikaların yasa dışı faaliyetleri açısından. Aksu Metal bir geri dönüşüm tesisi ve mahalle halkı ondan çok şikayetçiydi ve bizim de soru önergelerimiz oldu, cevaplar geldi. “Denetliyoruz, bakıyoruz.” şeklinde cevaplar bunlar bana gelen cevaplar ve fakat Aksu Metal devam ediyor. Altında açıklama yaptığımız parfüm deposu ise yandı. Böyle bir kazayla yanmasaydı şu an çalışmaya devam edecekti. Böylesine bir boşluk var ortada. Vatandaşların CİMER’e yazıları var. Bizim milletvekili olarak defalarca yaptığımız açıklamalar, soru önergeleri var. Nedir, ne oluyor, ne bitiyor Dilivası’nda? Mimar Sinan Mahallesi’nde, bu sokakta bu kadar apaçık gerçeklere rağmen neden bu feci sonla karşılaştık?
Yavuz Yol: Bu yaşanan son olayla görüyoruz ki Türkiye’deki en ucuz şey insan canıdır. Bu patlamanın olduğu yer gibi bir sürü yer var. Belki şu an konuşurken bile Allah korusun herhangi bir yerde patlama olabilir. Hemen karşısında Aksu Metal var. Biraz ötesinde Akaryakıt istasyonu var. Dilovası çok daha büyük bir faciaya sahne olabilirdi. Bunların önüne geçmemiz için sanayi ile yerleşim yerlerini birbirinden ayırt etmemiz lazım. Bunun yanlış olduğunu dile getirdiğimizde siz depolamaya bile karşısınız denildi bize savunma olarak. Dilovası’ndan bir kısmını taşımayı düşünüyorlar sanayide iç içe olduğu gerekçesiyle. Aynısını yeni yerleşim yerinde de yapıyorlar. Tavşancıl’da, rezerv alanı ilan edilen yerde oraya da sanayi getiriyorlar. Şimdi madem bu yanlışsa aynı yanlışı neden orada yapıyorsunuz? Maalesef yaşanan bir şeyden ders almıyoruz. Bir şey olmaz mantığı var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok önemli sorular soruyorsunuz. Sizlerle birlikte biz Tavşancıl’da depolama alanında, rezerv alanında bir açıklama yaptık. Yine Kayapınar mahallesinde vatandaşların çok mağdur olduğu fabrika yapılan alanda açıklama yaptık. Dilovası’nda genel bir sorun var. Beni arayan gazetecilere de bunu söylüyorum. Tekil bir mesele yok ortada. Dilovası’nda genel bir mesele var ve evlerin fabrikaların iç içe geçtiği bu yerde işçi sağlığı, iş güvenliği önlemleri alınmadığı için bu ve benzeri facialar yaşanıyor. Şengül Yılmaz merhumenin ses kaydı elimize geçti ve hanımefendi vefat etmeden önce o fabrikada yaşadıklarını anlatıyor. Fabrikada çalışmak istemediğini az ücret verildiğini bu yüzden çıktığını patronun 3-5 kuruş ücreti arttırırım diyerek onu tekrar davet ettiğini söylüyor. “ Yine aynı bildiğin gibi ben kendi başıma çalışıyorum aynı yerde. Çünkü yaştan dolayı gece vardiyalari var. Biraz dediğin gibi yapacak bir şey yok. Yine aynı ortam yine aynı bildiğin gibi ben kendi başıma kendi halimde “merhaba merhaba” işte o kadar başka şey yok. Şimdi yandım yandım işçi arıyorlar ama diyorlar getirin. Beni çıkardı tekrar işe çağırdı. Bir arkadaşı getirdik oraya çalışmadı orada 80 tane parfüm kırıldı 1.5 milyarı kesti sonradan yeniden çağırdı yanlış anlaşılma oldu ablam dedi 280’i 220’ye çekti. Bu ay 15 günlük çalışmadan 3800 aldım. Dedim ki bak dedim böyle olmuyor dedim. Bana dedim zam yapmanı isterim dedim. Tamam abla düşüneceğim dedi. Yapacağım dedi.” Evet maalesef böyle işte haksızlıklardan, ihlallerden dolayı Şengül Yılmaz oradan çıkmış, ayrılmış kendisini tekrar davet etmişler işi bilen birisi olduğu için bu belli ki haksızlıklar, ihlaller, hukuksuzluklar, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili sıkıntılar devam ettiği için de maalesef ki işyeri mezarı oldu ve o korkunç yangında hayatını kaybetti. Eylem Hanım, siz de bir kadınsınız ve bu faciada maalesef ki ölenlerin büyük bir çoğunluğu kadın, altı kadın, vefat etti. Ne diyorsunuz? Kadınlar böyle ucuz iş gücü olarak görülüyor. Çocuk yaşta çalışan kadınlar var. Babası kanser hastası olduğu için orada çalışmak zorunda olan Tuğba Taşdemir var. Bütün bunları pazar günü gündem ettik ama siz de burada anlatın lütfen. Kadın işçiliği, çocuk işçiliği nedir? Dilovası’nda neler yaşanıyor?
Eylem Güleser: Bu olay Türkiye’deki derin yoksulluğun kadınların ve çocukları en etkileyen kesim olduğu gerçeğini bir kere daha karşımıza çıkardı. Gerçekten yoksulluktan en çok etkilenen kesim kadınlar ve çocuklardır. Şimdi şöyle ifadeler kullanılıyor. “İşte bu çalışma şartlarının kötü olduğunu, ağır olduğunu bile bile çocuk yaştaki kız çocuklarının ya da 65 yaşındaki emekli olması gereken evinde rahat, huzurlu bir şekilde yaşaması gerekirken 65 yaşındaki 55 yaşındaki kadınların küçük çocuklarının gelip burada çalışması, bildikleri halde niçin gelip çalışıyorlar diye tepkiler de var. Oysa ki sorgulamaları gereken Türkiye’deki derin yoksulluğun kadınları ne kadar bu duruma zorladığını, çocukların çocuk yaşta niçin çalışmak zorunda olduğunu sorgulamak yerine, sistemi sorgulamak yerine bu yoksulluğa çözüm olması gereken yerine nedenin sebep olduğu nedenleri sorgulamak yerine kalkıp işte “niçin gittiler? Niçin çalıştılar? Şartları biliyorlardı.” Oysa ki şartlar ortada. Geçinemiyor insanlar. Derin bir ekonomik kriz var. Etkilenen insanlar var. Geçinmek için dediğiniz gibi iki kuruş alabilmek için gidip sabahtan akşama on saat, on iki saat o zor koşullarda, sağlıksız koşullarda gidip çalışmayı göze almak zorunda kadınlar var. Küçük çocuklar var. Bu işte ortadaki yoksulluğu gösteriyor. Biz bir önceki meclis toplantısında da biliyorsunuz Kasım ayındayız. 25 Kasım uluslararası kadına yönelik şiddetle mücadele günü bu konuyla ilgili de bir konuşma yapmıştık. Kadın yoksulluğuyla ilgili de bir konuşma yaptık. Gerçekten acı gerçeklikle karşı karşıyayız. Şiddet sadece ekonomik anlamda bir şiddet değil. Yoksulluk da şiddeti besliyor. Yoksullukla da mücadele ediyoruz. Şiddetle de mücadele ediyoruz kadın olarak ve yanan kişilerin çoğunluğu hem çocuktu hem kadındı. Gerçekten Türkiye tablosunu ortaya koyan bir resim. Kadınların eşitsiz şartlarda, eşitsiz ücretlerde, güvenliksiz koşullarda çalışmasının bir göstergesi. Umarız bundan sonra denetimler sıklaştırılır. Türkiye’deki öncelikle ki yoksulluk, derin yoksulluk ortadan kaldırılır ama bu hep birlikte kadınların mücadelesiyle olabilecek bir şey. Tek başına olabilecek bir şey değil. Eğer bir denetim yapılırsa Türkiye’nin sadece Dilovası ilçesinde değil, belki Dilovası ilçesi küçük bir ilçe nerede neyin olduğunu biliyoruz ama Türkiye’de derin bir yoksulluk var. Bütün illerinde, ilçelerinde kadın ve çocuk sömürüsü var. Gerçekten çalışanların merdiven altı dediğimiz yerlerde çalışan işçilerin, kadınların ciddi bir hak sömürüsü var. Ciddi bir haksızlık var çünkü bütçeler oluşturuluyor. Hem iktidar hem devlet bütçe oluşturuyor. Belediyeler bütçe oluşturuyor bu aralar. Sadece bütçeler oluşturulurken kadını sadece kadın kelimesi kullanarak bazı kalemlere sıkıştırılarak bir bütçe ayrılıyor ama bu bütçe gerçekten kadına ve çocuğa gidiyor mu? Harcanıyor mu? Kadınlar için herhangi bir politika geliştiriliyor mu? İstihdam alanları açılıyor mu? Kadın yaşam merkezleri kuruluyor mu? Baktığımızda Dilovası’nda herhangi bir kadına yönelik bir çalışmanın belediye tarafından yapıldığını görmüyoruz. Sadece dediğimiz gibi bütçelerde kadın kelimesi sıkıştırılarak bütçe ayrılıyor. Bu bütçenin neye harcandığı, kime gittiği gerçekten mesela önergeler veriyoruz. Sizler de veriyorsunuz, bizler de meclislerde veriyoruz. Okul çağındaki çocuklara bir öğün yemeği bile veremeyen devlet, belediyeler ama kendi şatafatlı hayatlarında çok yüksek yaşamlarında kullanabiliyorlar bunu. Çok gereksiz harcamalarda kullanabiliyorlar ama eğitim koşullarındaki çocukların eğitim masraflarını karşılamaya bile gelince “biz bunu yapamayız.” diye karşımıza çıkabiliyorlar. Kadınlara istihdam alanı açın dediğimiz zaman “bunu yapamayız” diyorlar. Karşımıza sürekli engellilerle çıkıyorlar. Çözüm üretmek yerine engel çıkartan, sorun çıkartan, sorunu daha da derinleştiren, yoksulluğu derinleştiren söylemlerle karşımıza çıkıyorlar. Şu ana kadar kadına yönelik 20 yıllık iktidarı var Dilovası’nda AKP’nin. 20 yıllık iktidarı boyunca kadına, çocuğa yönelik ne tür istihdam alanları açılmış? Kadın çocukların eğitimine yönelik ne tür katkıları olmuş? Ortada tek somut bir şey bile yok. Kadın yoksulluğu, çocuk yoksulluğu gün geçtikçe artıyor. Dilovası’nda çöpten ekmek toplayan insanlara şahit oluyoruz. Ama bunları söylediğimiz zaman abartmış oluyoruz. Yalan söylemiş oluyoruz. Bize iftiracı deniliyor, yalancı deniliyor ama yaşadığımız gerçekler de ortada. Mesela Kayapınar’daki depolama alanına karşı çıktığımızda da aynı şeyle karşılaştık belediye başkanı tarafından. Böyle uslüpsuz bir şekilde bize şey dedi; “Vatandaşın hakkıdır. Tapusu var. Ne yapalım. Bir tane vatandaşı mağdur mu edelim? Tabii ki ruhsat vereceğiz.” dedi buraya. Ama orada yaşayan binlerce insanın hakkı göz ardı edildi. Binlerce insanın itirazı göz ardı edildi. Sadece bir kişinin ya da birkaç kişinin konforlu yaşamı, rahat yaşamı, onların lüksü için orayı depolama alanına çevirecekler ama binlerce halkın itirazı da göz ardı edildi. Aynı şekilde işte kadın yoksulluğu, çocuk yoksulluğu da göz ardı ediliyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz bunları gündeme getirdiğinizde Dilovası Sahili’nin işgal edilmesini gündeme getirdiğinizde değil mi? Hep birlikte gündeme getirdik. Dilovası Belediye Başkanı Sayın Ramazan Ömeroğlu çok biçimsiz ifadelerle, sağa sola hakaret ederek cevaplar verdi. O zamanlar sizlerin benim itirazlarımı, eleştirilerimi dinleseydi şimdi bu hale düşmezdi. Şu anda gazetecilerin sorularından bile kaçıyor, cevap veremiyor. Bizim sorularımıza doğru düzgün beyanlar verseydi, gerekeni yapsaydı bu duruma düşmezdi. Şimdi gazetecilerden köşe bucak kaçan bir pozisyonda Sayın Ömeroğlu ne diyeceğini bilemez bir halde. Sayın Yavuz Yol, Dilovası’nda şimdi bu durum nedir ? Şimdi birçok bölgede bu şey yaşanıyor. Bu binaya bakıyoruz. Ruhsatsız bir bina. Kaçak yapılmış. Ruhsat olup olmadığı belli değil. İşçiler sigortasız çalışıyor ve taziyelerde vatandaşlarımızla konuştuğumuzda dar gelirli vatandaşlarımız “Günlük 750 lira karşılığında eşim oraya gidiyordu. Bir sürü usulsüzlük vardı. Göndermek istemiyordum ama el mecbur ne yapalım işte ihtiyaçlar vardı. El mecbur gönderiyorduk.” diyordu. Bu genel durum için ne diyeceksiniz? Belediyenin bu vurdum duymazlığı, takipsizliği, İşkur binası, facianın yaşandığı yerin hemen dibindeki Çalışma Bakanlığı’na bağlı. Bu kadar mı faciaya zemin hazırlanmış? Ne diyorsunuz?
Yavuz Yol: Evet vekilim, demek ki bu kadarmış. Şimdi biraz önce vefat eden hanımefendinin ses kaydını paylaştınız. Diyor ki: “Çalışırken parfüm şişeleri kırıldığı için yevmiyemden kesildi.” sermaye şişesinden bile vazgeçmiyor ama bizim 6 canın hesabını sormamızı, vazgeçmemizi istiyorlar. Bu kadar vahşi bir kapitalizm var. Dilovası’nda çoğu yer kaçak. Mesela taziye evlerinde olası bir durumda ikinci bir çıkış yok. Camilerde yine aynı durum var. Çok önemli. Bildiğim kadarıyla çoğu caminin de ruhsatı yok. Dilovası’nın yeniden yerinde dönüştürülmesi lazım. Modern bir şekilde ama belediye şu anda kör ve sağırı oynuyor. Hiçbir şey duymuyor, hiçbir şey görmüyor. “Ben bugünü kurtarayım da yarına Allah kerim.” böyle davrandığı zaman da bunun gibi facialarla karşılaşıyoruz. Geçen Gebze’de bir bina yıkıldı, dört kişi öldü. Hala bir ses seda yok. Sorumlular kim belli değil. Üstüne Dilovası oldu. Artık Gebze’deki yavaş yavaş unutulacak. Dilovası’ndakinin unutulması için daha büyük bir şey olmasını mı bekliyoruz?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gebze’deki facia. Düşünün değerli izleyenler, gece yatağınızda yatıyorsunuz, aile uyku halinde ve aniden deprem olmadığı halde, binanın sağlam olduğu halde, zemindeki bir çökme nedeniyle muhtemelen metro çalışması burada sabıkalı gibi duruyor ve daha tam net rapor açıklanmadı ama aniden binanız çöküyor ve altında kalıp hayatınızı kaybediyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Gebze’de böyle korkunç bir olay yaşandı. Dem Parti, Kocaeli, Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri, Dilovası meclis üyeleri ve tüm arkadaşlarımız oradaydı ve olayı takip ettiler. Eylem Hanım, ne dersiniz bu olayı.
Eylem Güleser:” Yavuz arkadaşımın dediği gibi hani bir olayı unutmak için daha büyük bir olay mı gerçekleşmesi gerekiyor? Gerçekten yaşadığımız kent, yaşadığımız ülke böyle bir gerçekliğe sahip. Biliyorsunuz Gebze Darıca metro çalışması var. 2017 yılından beri devam eden halkı bezdiren, isyan ettiren metro çalışması var. Bir türlü bitmiyor. Neden bitmediğine dair bir açıklama yapılmıyor yetkililerden. Ve bu metro çalışması ciddi şekilde o bölgeyi etkiliyor. Esnafını etkiliyor, binaları etkiliyor, yaya trafiğini, araç trafiğini. Komple bir şehri etkileyen bir çalışma var ve 29 Ekim sabahı da nedeni hala bilinmeyen, neden yıkıldı, neden çöktü, hala net bir şekilde açıklanmayan bir bina var. Ve bu binada 4 canımızı yitirdik. Bir tane kızımız yetim kaldı. Gerçekten çok acı bir olay yaşandı. Bakanlığın açıklamasına bakıyoruz. Bakanlık işte zeminden kaynaklı problemler olduğunu söylüyor. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın açıklamasına bakıyoruz. “Metro çalışmasıyla alakalı bir çökme değildir.” diyor. O zaman bir yetkili de çıkıp aradan iki hafta gibi bir zaman geçti. Bu binanın neden çöktüğüne dair net bir açıklama yapıp halkın tedirginliğini, halkın merakını gidersinler çünkü bu çökmeden sonra o bölgede 16 tane bina tahliye edildi. Gebze-Darıca arasında 25 bina toplamda tahliye edilmiş. 31 iş yeri, 79 daha bağımsız birimin tahliye edildiğini, mühürlendiğini söylüyorlar. Böyle açıklamalar var. Şimdi bu esnaf mağdur, insanlar mağdur, insanlar geçici olarak belki bir yerlere yerleştirmiş olabilirler bu binada oturan insanlar ama bu şekilde hayatlarına devam edemezler. İnsanlara net bir açıklama yapmaları lazım. Metro mu sebep oldu? Metro çalışması ya da gerçekten belediyenin bu binanın inşası sırasında gözden kaçırdığı, ihmal ettiği bir gerçeklik mi var? Bina eski bir yapı olmadığını söylüyorlar. 2012 yılında inşa edilen ve yönetmeliklere göre de uygun şekilde yapılan bir bina olduğunu söylüyorlar. Herhangi bir sorunun olmadığını, herhangi bir hasarının tespit edilmediğini beyan ediyor yetkililer. O zaman bu bina neden çöktü? Hala neden çöktü sorusuna net bir açıklama yok. Bu açıklamayı yapacak olanlar da ben veya siz değilsiniz. Bu açıklamayı yapacak insanlar teknik insanlar, yetkili insanlar, sorumlu insanlar. Sonuçta insanlar şu an diken üstünde. Hem Gebze hem Darıca. İki ilçemizde de yaşanan bu metro çalışmasının güzergahı yerlerdeki insanlar diken üstünde. İnsanlar hem mağdur hem de tedirginler. İnsanlar akşamları uyurken rahat başlarını yastığa koyamıyorlar. Bir tedirginlik var. Bu tedirginliğin giderilmesi için gereken önlemlerin alınması gerekir. Üstüne üstlük ülkemiz bir deprem ülkesi. Her an bir büyük depremle karşı karşıya kalabiliriz. Marmara depremi var. Önümüzde bizi bekleyen ne zaman olacak? Bu gerçeklik de bu binanın çökmesi gerçekliği de Türkiye’nin depremlere ne kadar hazırlıksız olduğunun bir göstergesi. Biz yaşadık. ‘99 depremini yaşadık. Maraş depremini yaşadık 6 Şubat’ta hala ders çıkarılmadı. Biz sürekli meclis toplantılarında bu konuyu da dile getiriyoruz. Bizim şehirlerimiz depreme ne kadar dirençli? Depreme ne kadar hazırlıklıyız? Ülke olarak, belediye olarak, şehirler olarak ne kadar denetim yapılıyor? Gerçekten bu eski yapılar, eski binalar ne kadar denetleniyor? Kaçı hasarlı, ne kadar tespit edildi? Denetim yok. Hasar tespiti diye bir şey de yok. Bir gece yarısı ya da bir sabaha karşı çöken binalarla karşılaşıyoruz. Yiten canlarla karşılaşıyoruz ama yetkililer gerçekten çok rahat bir şekilde iki hafta geçmesine rağmen hala bu binanın neden çöktüğüne dair bir açıklama yapma gereği bile duymuyorlar halka. İnsanlara biraz daha tedirgin bekleyin, sabredin, teknik çalışmalar var, şu var sürekli bir oyalama politikasıyla insanları geçiştiriyorlar resmen, oyalıyorlar. Oysa ki biz deprem bölgesiyiz. Yaşadığımız halde bize sürekli biz bu gerçekliği onların önüne koyduğumuz zaman belediye başkanlarının dönüp bize sundukları şey “TOKİ konutları yapılıyor ya.” depreme yapılan en büyük hazırlık TOKİ konutlarıymış ama var olan yapıları ne yapacağız? 40-50 yıllık yapılar var, eski yapılar var. Deprem yönetmeliğine göre uygun olmayan yapılar var. Bu yapılar tespit edildi mi? Kontrol edildi mi? Denetimler ne sıklıkla yapılıyor? Bunlarla ilgili hiçbir bilgi yok. Sadece verdikleri cevap toki konutları var. Gerçekten bu yetersiz bir cevap.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu dikkat çekiyor; biz yıllardır mecliste bu konuyu gündeme diyoruz. Arkadaşlarımızla defalarca metro inşaatının önünde çekimler yaptık. Hatta Bakan’ın yüzüne bile söyledim. Dedim adınız çıktı ya. İşin esprili tarafı. Hani gençler diyor ki: “Aşkımız Gebze Darıca metro hattı gibi olsun hiç bitmesin çünkü metro hattı hiç bitmiyor.” diye bu kadar dillere düştünüz dedi. Gencin yaşlının diline düştünüz. İşin esprisi ayrı maalesef ki sonunda işte can aldı. Bakın biz bunu her şekilde gündeme getirdik. artık dillere düştüklerini, insanların artık dalga geçtiğini, esnafın perişan olduğunu, ne oluyor, ne bitiyor dedik. Açıklamalar yaptık arkadaşlarımızla, defalarca yaptık ve bir cevap alamadık. Cevaplar hep şöyle oldu. 2018’de sorduk. “202’de bitiyor.” dediler. 2020’de sorduk. “2022’de bitiyor vekilim.” dediler. 1-2 yıl ileri attılar. Şu anda da en son cevapları da bize 2026’da bitiyor şeklinde Hepimiz görüyoruz. Burada 2026’da bitecek bir iş yok ve lu anda da büyük ihtimal felaketin en büyük nedeni bu hattın ehil olmayan ellerde olması. Neden ehil olmayan? Çünkü bakıyoruz ki bir iltimas görüntüsü var. Eze İnşaat diye bir firma almış bu ihaleyi. Eze İnşaat İzmit’te de bazı ihaleleri almıştı ve geciktirmişti. Stadyum tramvay hattı ihalesini kolayca almıştı, geciktirerek bitirmişti. 7 yıldır Gebze Darıca metro hattı bitmiyor. Burada da çok sabıkalı. Devlet zarara oluyor burada. Vatandaş perişan, esnafın, dükkanları perişan. Bir de bunun üstüne Kartepe, Körfez metro hattı da Eze inşaata verildi. Habire ödüllendiriliyor Eze İnşaat. İlk önce Büyükşehir Belediyesi başladı. Beceremedi. Yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Ardından Ulaştırma Bakanlığı’na verdiler ama ihaleyi sürdüren firma yine Eze İnşaat. Nasıl oluyorsa bu işler böyle ödüllendirerek devam ediyor herhalde ve sonuçta da binalar yıkıldı. Kolonu patlayan, çatlayan binalar oldu. Sanırım yüzlerce insan değil mi? Şu anda belediye evlerinde. Bir insan hani bir gün bile değil mi hepimiz otelde kalsak evimizi ararız. En lüks otelde bilsen evimizi ararız. Ya şimdi bu insanlar neler yaşıyor bilemiyoruz. Çoluk çocuk okullara gidiyordur. Bir sürü sıkıntı yaşanıyordur. Vatandaşlarımız belki konuşmaya çekiniyorlar. Biz onlara da ulaşmaya çalıştık. Değerli vatandaşlarımıza buradan iletelim ama öylesine bir korku cumhuriyeti oluşturulmuş ki insanlar böyle çıtını çıkarmaya çekiniyorlar, korkuyorlar, böyle konuşamıyorlar. Yavuz Bey siz ne dersiniz? Bu felaketler iki haftadır üst üste gidiyor. Eylem Hanımın dediği gibi 13 gündür bir rapor açıklamadılar. “Bir iki facia daha olsun unutalım.” Düşüncesindeler mi. 13 günde ne oldu da açıklanmıyor raporlar? Ne oluyor, ne bitiyor? Bu anlattıklarımız çerçevesinde Kocaeli’de neler oluyor? Vatandaşlar Kocaeli’yi konuşuyor bugün Türkiye. Dilovası’nı konuşuyor, Gebze’yi konuşuyor. Çok önemli makamlardasınız ve bu ihlalleri sorguluyorsunuz belediye meclis toplantılarında, halk adına sorguluyorsunuz. Dem Parti belediye meclis üyesisiniz ancak halk adına sorguluyorsunuz. Ne diyorsunuz? Ortada çok vahim bir tablo var. İlimiz maalesef böyle üzücü olaylarla anılıyor. Can kayıplarıyla, facialarla anılıyor. Buyurun söz sizde.
Yavuz Yol: Neresinden tutacağız bu işin? bir inşaat başlanmış ne zaman biteceği belli değil. Ucu açık. Habire erteleniyor. Faciadan birkaç gün önce siz Gebze’de açıklama yapmıştınız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Faciadan dört gün önce metro inşaatının başında il ve ilçe yöneticilerimizle açıklama yaptık.
Yavuz Yol: 4 gün sonra bu facia yaşandı. Ya ciddiye almıyorlar dediğiniz gibi işini iyi yapamayan firma her seferinde ödüllendiriliyor. Liyakat yok. Yönetimde de liyakat yok. Her mevki sahibi oturduğu koltuğun hakkını vermek durumundadır. O koltuğa layık olmak zorundadır. Geçen onca zamana rağmen açıklanan herhangi bir rapor yok. Ne için yıkıldı bu? Metrodan dolayı mı yıkıldı? Bakan’ın dediği gibi orası önceden dere yatağı mıydı? Dere Yatağı’ ise metroyu neden oradan geçiriyorsunuz? Bu dört vatandaşımız ne için öldü? Zaten istifa denilen bir kurum yok onlarda. Hatırlamıyorlar. Ne kadar hatırlatsak da gereğini yapmıyorlar çünkü onun için de bir duruş gerekiyor. Ortak bir çalışma mı var? Vatandaşlar soruyor neden bitmiyor? Birlikte mi yapıyorlar? Kazanç birlikte mi paylaşılıyor? Ne olacak bilmiyoruz. Dün beraber yaşadık Dilovası’nda. Hangi cenazeye gideceğimizi, hangi mezarlığa gideceğimizi şaşırdık.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Korkunç üzücü bir tablo vardı. Pazar günü Dilovası gerçekten yastaydı. Çok üzücüydü. Tüm Türkiye’ye buradan söyleyelim. Yüreğimiz yandı.
Yavuz Yol: Onları geri getirme durumumuz yok. En azından sorumlu insanlar, kurumlar, kimse yargı karşısında hesap vermeli. En azından başka canlar yanmasın, benzer olaylar olmasın.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Peki Eylem Hanım siz neler dersiniz? Kocaeli’yi Allah korusun yeni felaketler bekliyor. Soru bu. Daha geçtiğimiz aylarda değil mi Yavuz Bey? Dilovası D-100’de korkunç bir tır faciası yaşandı. İkinize de sormuş olayım. İlk önce Eylem Hanım’dan cevap bekleyeyim. Peki artık Dilovası ve çevresinde sanayi tesisi yapılsın mı? Ne olacak? Bu had noktasına vardı mı? Ne oluyor? Ne bitiyor? Çok acımasızca böyle yeni sanayi tesisleri yapılıyor, tırlar ortalıkta dolaşıyor. İnanılmaz bir yüklenme var ve bunu görüyoruz. Siz ne dersiniz bölgenin sakinleri olarak?
Eylem Güleser: Bu soruya evet diyemeyiz. Sonuçta bizler de burada yaşıyoruz, çoluk çocuğumuz burada yaşıyor, burada yaşayan vatandaşlarız. Dilovası zaten sanayi sınırını doldurmuş, hatta aşmış bir şehir. Yüzlerce sanayi kuruluşu var. OSB’ler kendi bağımsızlığını ilan etmiş durumda Dilovası. Belediyeler onlar üzerinde hiçbir hüküm karar veremiyor. Yetki tamamen OSB’lerin eline geçmiş durumda. Şimdi Dilovası Belediyesi’ne bu saatten sonra sanayi adı altında çivi çakmak bile günahtır. Gerçekten halka çok ciddi bir haksızlık yapılıyor. Halka ciddi bir zulüm yapılıyor burada. 55 bin nüfusluk bir şehir ama yüzlerce sanayiye sahip bir şehir. Dediğiniz gibi tır trafiği var. Gerçekten ulaşımda neredeyse 2-3 ayda bir tır faciasıyla karşılaşıyoruz Dilovası’nda. Her gün mesela bundan bir ay önceydi. Organizasyon sanayi bölgesinde bir tankerde orada iki işimiz üç kişi deniliyor ama şaibeli orada da net bir açıklama yok. İki kişi hayatını kaybetti. Bundan iki ay önce Polisan’da tankerden kimyasal sızıntı oldu. Bunlarla ilgili de yetkililer hala henüz halka bir açıklama yapmadı. Bu kimyasallardan insanlar ne kadar etkilendi, havaya ne kadar karıştı? İnsana tedbir alındı mı, önlem alındı mı? Bu kimyasal madde neydi? Bununla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Belediye Başkanı’na soracak olursanız işte OSB sınırları olduğu için biz karışamıyoruz, yetkimiz yok ama sanayi bölgelerinden de herhangi yetkililerden bir açıklama yok. kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığını bile bilmiyoruz. Basın sokulmuyor, insanlar sokulmuyor, yetkililer bu şehrin seçilmişleri bile o alana giremiyor. Kesinlikle bilgi alamıyoruz. O yüzden kesinlikle Dilovası’na bu saatten sonra sanayi adı altında kesinlikle hiçbir yapının hatta sanayi değil depolama adı altında bile hiçbir şeyin üretimin yapılmaması gerekiyor çünkü bu sanayilerden bu şehrin insanları faydalanmıyor zaten. Gerçekten bunu istihdam açısından söyleseler, gerçekten insanlara iş imkanı olmuş olsa belki insanlar kabul edecek ama kesinlikle bu şehrin insanları bunlardan, bu üretimlerden, bu sanayilerden faydalanmıyor kesinlikle. Dışarıdan gelen işçiler var çok sayıda. Dilovası’nın nüfusu zaten gündüz başka, akşam başka oluyor. Kesinlikle bu halk yararlanmıyor. Tam tersine sanayinin yaratmış olduğu zararlardan, kirlilikten, hava kirliliğinden, sağlıktan bir sürü zararını buradaki halk yaşıyor. Burada her doğan çocuk bronşit ya da zatürre olarak doğuyor. Ciddi rahatsızlıklar var. Kanser oranı %100 artmış bir şekilde. Son yıllarda birçok insanımızın Dilovası’nda yaşayan insanımızı kanserden kaybettik. Kanser vakaları her geçen gün artıyor ciddi bir mağduriyet var ama dediğimiz gibi rantı, işin kaymağını, işin ekmeğini, parasını, lüksünü yaşayanlar başkaları ama burada çilesini, zararını, mağduriyetini yaşayan Dilovası halkı. O yüzden kesinlikle hatta birçok sanayinin de burada bir an önce kapatılması gerekiyor. Havaya zarar veren, halka zarar veren ciddi sanayi kuruluşları var. Bunların da önüne geçilmesi gerekiyor. Yenilerinin açılmaması gibi var olanların da kapatılması gerekiyor. Çünkü ciddi zararlar var. Ciddi boyutlara ulaşmış durumda ama yetkililer uyarılarımıza rağmen hala bizi duymazdan geliyor.
Yavuz Yol: Eylem arkadaşımızın dediği gibi Dilovası’nda sanayi haddinden fazla var. Olması gerekenden de fazla var zaten. En azından şehir içindekileri dışarıya çıkartmamız gerekiyor ki cumartesi günkü yaşanan patlama gibi facialar tekrar olmasın. Belediyede artık “şu emlakçılığı bıraksın” sanayiye yeni yer bulma derdinden vazgeçsin. Vatandaşına hizmet yapsın, çöpünü toplasın, hizmet getirsin, yol yapsın. Dilovası’nın bir tane caddesi var. Arabalar tabiri caizse zıplıya zıplıya gidiyor. Vatandaşa böyle hizmetler getirsin. Sanayi zaten yeterince var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yeni ticari alanlar açmasın diyorsunuz. Kayapınar’da olduğu gibi evlerin arasına fabrika oturtmasın.
Yavuz Yol: Zaten İMES denilen kocaman bir dünya var. Yetmiyor. Yavaş yavaş parça parça yerleşim alanlarının içine sokmaya başlıyorlar. Gidin diyorlar. Verdikleri mesaj bu. Gidin buradan.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Dilovası halkına gidin diyorlar. Bu birçok bölgede halkımızdan işittiğimiz bir söz. Çok önemli. Evet, bir karar verilmeli. İlçede mahallelerin ortadan kaldırılacağına yönelik bilgiler dolaştı. Çok tartışıldı. Tavşancıl’da Toki’ye sizi taşıyacağız denildi. Dilovası halkının kafasında soru işaretleri var.
Eylem Güleser: “ İlk bakanlığın açıklaması resmi sayfasında paylaştığı bir açıklama vardı. Işte sanayiyle iç içe geçmiş mahallelerimizi Toki’de yapılacak toplu konutlara taşıyacağız diye bir açıklama yapıldı. Tabii ki bu açıklamanın arkasından çeşitli sorular geldi halk tarafından. Nasıl taşınacak, nasıl gidileceğine dair. Tabii ki yetkililerin ilk başta güzellemeler yaparak Toki’yi kesinlikle işte karşılıksız, bedelsiz hiçbir ücret alınmadan sadece yerlerinizi takas ederek yerlerinizi vereceksiniz. Karşılığında Toki’den ev sahibi olacaksınız. Daha temiz, daha düzgün, daha yaşanılabilir, çağdaş bir konutta yaşayacaksınız, yaşamınıza devam edeceksiniz. Sanayiden kurtulacaksınız dedi. Çünkü sanayi içerisinde olduğunuz sürece size hizmet getiremeyiz dediler açıkça. Buraya herhangi bir hizmet gelmez, bu mahallelere hizmet gelmez, bu mahalleler gelişmez. O yüzden kendi isteğinizle çıkın gidin denildi resmen ama bu kendi isteğine değil, güzellemeler yaparak bunu yumuşatmayan halka yumuşak bir şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Resmen halkı kandırma politikası. Bu Dilovası’nı göç etme hesabı. Artık Dilovası’nda yerleşim alanlarını bırakmama, tamamen Dilovası’nı sanayiye peşkeş çekme dertleri, davaları var. Halka hizmet değil, sanayiciye hizmet var. Kesinlikle Dilovası’nı komple sanayiye çekmeye çalışıyorlar. Halkı buradan TOKİ’de yapılacak 16 bin konuttan bahsediyorlar. Dilovası’nın tamamına tekabül eden bir sayı. Dilovası’ndaki konut sayısı da hemen hemen 14 bin civarında. Orada yaşanacak bir şehir oluşturmaya çalışıyorlar. Sanayiden kurtaracağız diyorlar ama var olan oradaki toplu konutların yapıldığı alan da etrafı çevresi sanayiyle çevrili bir yer. 110 hektarlık rezerv alanı vardı. Oradaki konut alanını da bir kısmına ayırıp depolama alanına dönüştüreceklerini söylüyorlar. Zaten konutun etrafı, Tokinin etrafı da zaten var olan sanayiyle çevrili. Beton santralleriyle, kireç fabrikalarıyla zaten etrafı kuşatılmış bir şekilde o var olan kısma da depolama alanı yapacaklar. Yine sanayinin elini güçlendirecekler ve bu resmen Dilovası’nın göçertme politikası. Başka da bir şey değil.
Yavuz Yol: Bu son yaşanan patlamanın Dilovası için bir milat olması gerekiyor. Oturup hep beraber bir karar vermemiz lazım. Biz bunları yaşamaya devam mı edeceğiz? Yoksa güvenli bir şekilde yaşayacak mıyız? Belediye başkanı, kaymakam, büyükşehir belediyesi, valilik herkesin oturup bir karar vermesi gerekiyor. Ya biz bunları yaşamaya devam edeceğiz ya da yerleşim alanları içerisindeki bu tür faaliyetleri gösteren kuruluşları şehir dışına çıkaracağız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çözülmesi gereken çok önemli bir mesele var. Dilovası ne olacak? Bu çok önemli. Bir şekilde boşaltılacak mı yoksa iyice böyle sanayi kentine mi dönecek? Çok büyük bir tedirginlik var. Tıbbi açıdan, sosyolojik açıdan, çevre açısından çok önemli problemler var Dilovası’nda. Vatandaşlar bundan zarar görüyor. Gencecik insanlar, çocuk yaşta insanlar hayatlarını kaybediyor. DEM Parti Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Sayın Eylem Güleser ve Dilovası Belediye Meclis Üyesi Sayın Yavuz Yol çok teşekkür ederiz.
Değerli izleyenler, bugün de programımızı burada bitiriyoruz. Son derece önemliydi. Haftaya salı günü saat 21.00’da sizlerle birlikte olacağız. İyi akşamlar, hoşça kalın.


























Yorumlar