16 Aralık 2025

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunacağımız programımıza bugün de başlıyoruz.

Değerli izleyenler yoğun bir şekilde Meclis çalışmalarındayız ve bütçeyi görüşüyoruz. Bütçe görüşmelerindeyiz ancak halkın bütçesi daralıyor! Kaç yıldır mecliste bütçe yapılıyor, bütçe tutmuyor ek bütçe yapıyorlar.

Meclis’in bütçe yapma hakkı var fakat buna onay verme hakkı var fakat burada tutan hiçbir şey yok. Artı halkı düşünen de yok. Kendi projeleri ile geliyorlar ve muhalefetin eleştirilerine de kulak asmıyorlar, bildiklerini okuyorlar, zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyorlar başka bir şey değil. Şu an çark dönmüyor.

 Biliyorsunuz, engellinin, fakirin, fukaranın hakkından ne kadar kısabiliriz, ne kadar halka daha az para veririz derdindeler, hep bunun kısıtlamasını yapıyorlar. Yeni vergiler geliyor, yeni vergi yükleri insanların sırtlarına bindiriliyor. Daha çok halktan alan ve zengine veren ve böylece iktidarını sürdürmeye çalışan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Biz de milletvekili arkadaşlarımız ile bakanlıkları sorguluyoruz. Örneğin Sanayi Bakanlığı bütçesinde Sanayi Bakanlığı’na artık Kocaeli’de artık daha fazla sanayi istemiyoruz çünkü gelen sanayi ölüm getiriyor doğayı katlediyor dedik ancak bugün haber aldık ki Darıca Kroman Çelik’in tesisine ÇED olumlu raporu verilmiş. Buna çevreciler itiraz edecek. Zaten Kroman Çelik Darıca’yı mahvediyor bir de üstüne depolama tesisi diye yeni bir ek tesis açmış olacaklar. Bölgeyi mahvedecek. Ne kadar haklı olduğumuz apaçık ortada. Gebze’de binalar yıkılıyor, Dilovası’nda insanlar yanarak ölüyor, Kartepe’de haddehane ortalığı zehre çevirecek ama hala daha Kocaeli’ne ek yeni tesisler, havayı, çevreyi, suyu, toprağı kirletecek yeni tesisler getirmeye çalışıyorlar. Kocaeli Milletvekili olarak bunlara karşı çıkıyorum kabul edilemez buluyorum çünkü yaşanacak bir halden çıktı. Korkunç bir trafik içinden çıkılamaz çevre kirliliği. Kroman Çelik şirketi Gebze’de 94 milyona depolama tesisi yapacak patronlar kazanacak fakirler, çevre halkı kaybedecek, Gebze Darıca bölgesinde yapacağı bölgede yine insanları mahvedecek. Biz bunlara karşı çıktık. Dilovası’ndaki parfüm deposu yangınının faiilleri ile ilgili sorgulama yaptık. Ben bilirkişi raporunu okudum oldukça çekingen ve siyasi baskı altında hazırlanmış rapor. İddianame hazırlandı iddianame birilerini devre dışı bırakan bir iddianame. Bütün bunlardan sonra biz Dilovası’nda mazlumun derdine deva olmayacak onun hakkını sormayacak bir sürecin işletileceği kararı alındığını görüyoruz maalesef ki durum bu. Bu hesabı mutlak surette vermeliler. Biz sonuna kadar uğraşacağız, gayret edeceğiz, gittik bölgede konuşma yaptık mecliste konuştuk bu hesabı vermek istemediklerini görüyoruz ancak biz bu hesabı vermeleri için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Halkımıza mağdurlara mazlumlara sözümüz var elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.

KHK zulmü devam ediyor Türkiye’de. KHK zulmünü devam ettiren nedenlerden birisi de kumpaslar ile insanlara verilen cezalar! Legal fiiller illegal kabul edildi ve insanlara cezalar verildi! Bakın bugün AİHM’den de önemli bir karar geldi. Bu karar kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini AİHM tekrar söyledi. AİHM’in bugün açıkladığı 2420 kişi ile ilgili ihlal kararı ile birlikte haklarında ihlal hükmü verilen toplam kişi sayısı 6.884’e yükseldi. Bu kişilerden 3.851’i hakkında 5. madde (özgürlük ve güvenlik hakkı), 1.808’i hakkında ise 7. madde (kanunsuz ceza olmaz ilkesi) ihlali tespit edilmiştir. Söz konusu ihlaller nedeniyle hakim ve savcılara rücu edilmesi gereken toplam tazminat miktarı da 18.8 milyon Euro. Kardeşim bakın insanları KHK’lar ile ihraç ettiniz buna gerekçe olarak Bylock dediniz, bütün bunlar ile ilgili AİHM’in verdiği kararlar var, kanunsuz suç ve ceza olmaz diyor. Özgürlük ve güvenlik hakkı, AİHM yine Türkiye iktidarına tokadı vurdu. Türkiye yargısının kararı hakkında ihlal vermiyor aslında. O yargıya talimat veren siyasi iradenin bundan ders alması lazım aslında çünkü yargı adına konuşan Cumhurbaşkanı; “Ben AİHM kararlarını dinlemem uygulamam uygulatmam.” Diyor peki bu parayı kim ödeyecek? O zaman böyle bir lafı diyen parayı ödesin. Bizim niye cebimizden çıkıyor. 18.8 milyon € sizin cebinizden çıkıyor ey vatandaşlar. Bundan ve bu kumpasların hazırlanmasında da çok dolap döndü. Bu dolapların hesabını da geçtiğimiz gün Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’den sordum. Kardeşim Akın Öztürk seni kurtarmış. 16 Temmuz 11.00 civarında kurtaran kelepçelerini söken o, gün boyu birlikte olduğun adam o, adamı sonradan 1 numara ilan ediyorsun sen de Milli Savunma Bakanı oluyorsun dedik, buna yalan dedi ertesi gün tüm belgeleri getirip önüne koyduk. Ankara 17. A.C.M.’ye verdiği ifadede ;” Savcılık ifademi tekrarlarım.” Dedi. “Akın Öztürk geldi kelepçemi çözdü akşama kadar birlikteydim.” Dedi daha sonra da söylediklerini inkar etmiş basın yayın organlarına verdiği demeçlerde. Kardeşim yalan söylediğini ortaya çıkardık istifa et ve binlerce KHK’lının hakkına kanına girdiniz canına okudunuz onları mahvettiniz perişan ettiniz bakın bunu AİHM de kabul ediyor ama iktidar sahiplerinin umurunda değil. 18.8 milyon € 188 milyon € da ödesek bu yoldan vazgeçmeyiz diyorlar, demek ki halkı düşündükleri yok kendi iktidarlarını düşünüyorlar, kendi fikriyatlarını düşünüyorlar millete zulmedelim iktidarımız devam etsin diye düşünüyorlar aslında net bir şekilde mahcup ettik. Hem çalışma bakanı Vedat Işıkhan’ı hem Kocaeli Valisi’ni hem Kocaeli Dilovası Kaymakamı’nı hem Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’nı Dilovası Belediye Başkanı ramazan Ömeroğlu’nun net bir şekilde suçlu olduklarını ve yargılanmaları gerektiğini de mecliste anlattım. Delilleri belgeleri ile istifa etmeleri ve yargılanmaları gerekiyor. Her gün bunu sosyal medyamdan ilan ediyorum. Her gün ilan ediyorum istifa edin kardeşim ama duymazlıktan geliyorlar, görmezlikten geliyorlar. 3 maymunu oynuyorlar. İnsan canı sizin için önemli değilse umurunuzda değil ama insan canının önemli olması lazım. Sizin istifa etmeniz lazım. En azından vicdanınıza bir şeyler diyebilmeniz lazım fakat umurlarında olmadığını görüyoruz sevgili arkadaşlar. Biz söylemeye devam edeceğiz. Hem Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın hem de Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in istifa etmesi gerekiyor. Hukuken peşinizdeyim. Böyle kolay bir şekilde bu katliamdan kurtulabileceğini sanmasın Sayın Çalışma Bakanı. Yüzbinlerce kişiyi mağdur ettikten sonra bir de yalan söyleyen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler istifa etmemekle olayı kapatabileceğini sanmasın. Biz tüm delilleri onun yüzüne çarpmaya devam ediyoruz edeceğiz. Sağlık Bakanlığı bütçesinde de konuştuk orada da gerek ülkemizdeki sağlığın gerek Kocaeli’deki sağlığın durumu ile ilgili ayrıntılı bir tablo çizdik orada da Sağlık Bakanı’na hem kendim hem diğer KHK’lılar hem de barış akademisyenleri ile ilgili çok net ifadeler ile çıkıştım. Anayasa Mahkemesi’nden ihlal aldığımız halde iade edilmiyoruz. Barış akademisyenleri aynı şekilde Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerlerde çiğneniyor, Anayasa Mahkemesi’ni dinlemeyen idare mahkemesi var.

Böyle bir rezalet yaşandı. Bunu da söylemek zorundayız arkadaşlar. Yüz binlerce KHK’lı büyük bir mağduriyetle 9 yıldır bekliyorlar. Büyük bir çileyle, sabırla, umutla bekliyorlar ve bu zulmün bitmesi gerektiğini tekrar tekrar. Söylemiş olalım sevgili arkadaşlar.

Şu anda bütçenin sonuna doğru geliyoruz ve biz muhalefetimizi devam ettiriyoruz.

Öncesinde basın toplantılarımızda gündem ediyorduk. Şimdi ÖGTV programımıza alalım dedik çünkü bazen çok yoğunlukta basın toplantılarımızda bunları anmayabiliyorduk. O yüzden her hafta gündem ettiğimiz ihlalleri tekrar anmak durumundayım.

Cemal Kaşıkçı, Türkiye’de Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürüldü, yok edildi ve sonra esip gürleyen Erdoğan onun dosyasını Suudi Arabistan’a teslim etti. Korkunç bir şey.

Osman Kavala, bakın 10 yıla yaklaşıyor. Suçsuz, günahsız, iyi bir insan. O da cezaevinde, Selahattin Demirtaş da cezaevinde. Yani ne yaptı bu insanlar? Bu ülkede iyilik için, huzur, barış için gayret sarfetti. Osman Kavala eşi ile beraber. Bu toplumun utanması gerekiyor. Bu iyi insana, bu malından, canından, hakkından fedakarlık ederek insanlara iyilik yapmaya çalışan bu insana yaptığınız kötülük, gerçekten hesabı sorulması gereken bir kötülüktür. Bunu söylemiş olalım. Bir ara bunu ziyaret etmemiz bile engelleniyordu. Sanırım şu anda o konuda bir geri adım atmış durumdalar.

Şerif Mesutoğlu işlemediği bir cinayetten dolayı, Muhammed Fatih SafiTürk cinayetinden dolayı ağırlaştırılmış müebbet cezaya çarptırıldı. Hiç hak etmiyordu. Dosyaları inceledik, bu olayla alakası yok. Kaymakam ile de arası iyi olan, iyi bir insan Şerif Mesutoğlu ama onu acımasızca ağırlaştırmış, müebbet cezaya çarptırdılar. Hayatını karartmaya çalıştılar sevgili arkadaşlar.

Selçuk Kozağaçlı, o da mağdurlar, mazlumlar için gayret ettiği hukuki çabasının karşılığında zalimler tarafından zindana gönderilerek cezalandırıldı. Kısa bir süreliğine tahliye edilip ardından tekrar. Cezaevine gönderildiği akşam bu fotoğraf çekildi. Bir gün mutlaka özgür kalacak. O mücadeleci, o nitelikli, o zeki, o fedakarlı insan, Selçuk Kozağaçlı sıradan bir insan değil. Tüm hukukçuların da çok saygı duyduğu, değerli bir savunan adam.

Sevinç Çakır’ı sürekli gündem ediyorum, biliyorsunuz. Sevinç Çakır çok büyük bir gayret ve adalet diyor, düşünün yani. Adalet Bakanlığı önünde adalet diyor. Demek ki Adalet Bakanlığında adalet yok. Burada adalet diyen bir kadın var. İki yıla yakındır cevap alamıyor. Elinde Diyojen’in feneri var. Adalet arıyor. Bakalım bulabilecek mi? Kolay bir iş değil. İnşallah bulur. Sevinç Hanım yanındayız. Murat Çakır’ın yanındayız. Tüm kursiyer teğmenler, sözleşmeli erler, erler, astsubaylar hepsinin yanındayız.

Gabonlu Dina unutuldu ama biz onun için adaletin gerçekleşmediğini düşünüyoruz ve onu hatırlatmaya devam ediyoruz.

Vezir Nourtani yine acımasızca öldürüldü, katledildi, yakıldı. Onun için de gereken adalet tecelli etmedi.

Yusuf Bilge Tunç korkunç bir şekilde sanırım ki öldürüldü, kaçırıldı ve ne ölüsü ne dirisi var. Biz onu anmaya, gündem etmeye devam edeceğiz. Cumartesi anneleri boşuna mı 30 yıldır kayıplarını arıyor! Biz de Yusuf Bilge Tunç nerede demeye yıllarca da olsa devam edeceğiz.

Yasin Ugan ve Gökhan Türkmen, Yusuf Bilge Tunç kadar şanssız değillerdi. En azından gördükleri korkunç işkencelerden sonra ortaya çıkarıldılar ve şu anda cezaevindeler fakat biz onların zorla kaçırılıp kaybedilmeleri ve uzun süre bir yerde işkenceye tabi tutulmasını sürekli gündem ettik edeceğiz.

Gülistan Doku halen yok. Ailesi onu arıyor. Çok acı hüzünlü bir kayıt hikayesi.

Hürmüz Diril eşinin cesedi bulunduktan sonra kendisine ulaşılamadı. Biz onların da hakkını anmaya devam ediyoruz.

Değerli izleyenler, bugün de bu kadar. ÖFG TVhakkı hakikati söylemeye devam edecek. Herkese güzel bir akşam diliyorum. Hoşça kalın.

Yorumlar