6 Ocak 2026

ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.

Değerli izleyenler, Temmuz 2025 tarihinden beri TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nda DEM Parti üyesi olarak çalışmaktayım. Çok yoğun bir çalışma yaptık. 30’a yakın toplantı yaptık 10’a yakın ilde onlarca farklı ilden katılım ile önemli büyük toplantılar düzenledik. Engelli bireyler neler istiyor bunu soruyoruz! Engelli bireylerin sorunlarını gidermek için yasal hangi değişiklikleri yapmamız gerekiyor! Çok yoğun başvurular geliyor ama biz bütün bunları Türkiye’nin saygın derneklerinden birisi olan bir dernek ile konuşacağız. Şükrü Boyraz beyefendi ile konuşacağız ve bize durumu, engellilerin yaşadıklarını ve olması gerekenleri anlatacak. Şunlar bunlar yapılıyor diye devlet yetkililerine sorduğunuz zaman neler neler yapılıyor diye sayıyorlar ama sonuçta bakıyorsunuz yapılmayan çok şey var zaten bu komisyon yapılmayan neler var onu görmek ve değiştirmek için var. Yapılanların sayılması için var değil. Neler olmuyor, neler yapılamıyor, nasıl aşarız bu engelleri bunu sorgulamak için varız. İşte onun için Sayın Şükrü Boyraz bugün konuğumuz olacak.

Bahsettiğim gibi çok yoğun bir çalışma içindeyiz, dün de Antalya’da sabahtan akşama kadar yoğun bir çalışma yaptık ve vatandaşlarımızı dinledik. Biz istiyoruz ki; tüm bunları derli toplu bir şekilde dinleyelim. Biz bunların arasında 15 Ocak 2025 yasası konusunda önemli tepkileri görüyoruz. Her gittiğimiz Türkiye’nin her ilinde, ben de bununla ilgili bir yasa teklifi hazırladım. TBMM Başkanlığı’na 15 Ocak 2025 yasasındaki vergi indiriminden kaynaklı engellilerin emeklilik haklarının engellenmemesi, verilmesi, 15 Ocak 2025 yasasının kaldırılmasına yönelik bir yasa teklifi verdim. Biz komisyonda toplanıyoruz, insanlar; “Toplanıyorsunuz ne yapıyorsunuz?” işte biz ne yapılması gerektiğinin de yolunu gösteriyoruz. En başta bunu söyleyeyim. İktidara; “Buyurun, kardeşim millet inim inim inliyor. Emekli sokakta, engelli emekliler sokakta, insanlar feryat ediyor, gerçekten inanılmaz bir uçurum olmuş durumda ve açlık sınırının altında ücretler ile geçinmeye çalışıyor ve siz onu bile vermiyorsunuz engelliye. İnanılmaz bir şey yapıyorlar. Tüm bunları toparlayacağız ama en başta böyle bir müjde vereyim. Benim açımdan önemli bir girişim yapıldı. Bir altyapı çalışması yaptık ve buyurun biz bu çalışmamızı yaptık, engelli emekli hakları gaspedilen insanların sorununa çözüm bulalım istedik. Artık top iktidarda bizim yasa teklifimiz kapı gibi ortada, çok nitelikli bir teklif hazırladık. Buyursunlar bu konuda adım atsınlar.ben böyle güzel müjdeli bir haber ile başlayayım ve Şükrü beye, Sayın Başkanımıza sözü bırakayım.

Şükrü Boyraz : Her gittiğiniz ilde şubeler var ben genel başkanlarıyım. Türkiye Sakatlar Derneği 1960 yılından bu yana mücadele eden bir dernek. Yapmış olduğumuz mücadelelerin arasında sizin bahsettiğiniz 15 Ocak’taki yasa ile ilgili 1968’de devam ettiği Bülent Ecevit Çalışma Bakanı iken çıkarılan bir yasadır bu, engellinin çalışma yasası. Akabinde 1971’de de vergi indirimi getirildi buraya. Neden vergi indirimi getirildi? Çünkü sağlıklı insan ile engelli bir insanın çalışma hayatında çok büyük fark var. Sizin iş gücünüz ile bizim iş gücümüzün arasında %50 fark var hem erişimde hem ulaşımda. Hem çalışma iş gücünde dolayısıyla bir vatandaş normal 25 yıl emekli iken bize 15 yılda emeklilik hakkı tanındı. Bize verilen bir lütuf değildi bu, bu uluslararası bir çalışma. Dünyanın her yerinde böyle, demokratik her ülkede bu böyle. Dolayısıyla kişinin engel durumuna göre %40 ve üstü engelliyse çalışma iş gücünü kaybettiyse çalışamıyor ise bu hakkı vardı zaten. Verilen hakların iptal edilmesi neye dayanıyor? Biz bunu çözemiyoruz! Türkiye’de neyin araştırmasını yapıyoruz bilemiyorum. Bu araştırmaları biz 1960’dan bu yana yaptık ve birçok haklarımız vardı. 2022 sayılı yasa vardı, 2828 sayılı yasa vardı, ehliyet yasamız vardı. 25 Mart 1997’de yapmış olduğumuz mücadele neticesinde biz bir Başbakanlık özürlüler müdürlüğü kuruldu. Daire Başkanlığı kuruldu. Bu Daire Başkanlığı Başbakanlığa bağlı olduğu için tüm bakanlıklara hükmediyordu. Tüm bakanlıklardaki sorunlarımızı çözüm yolları arasında çalışmalar yapılıyordu. Milli Eğitim Bakanı ile ilgili Çalışma Bakanı ile ilgili İçişleri Bakanı ile ilgili her türlü çalışmayı yaptık biz. Şuralar yaptık, toplantılar yaptık, sonunda bir yasaya ihtiyaç olduğunu gördük. 2000 yılında yasayı biz hazırladık, dönemin Devlet Bakanı Hasan Gemici’nin makam odasında günlerce çalıştık, odasını bize açtı, bürokratlarını bize tahsis etti, bu 280 sayfalık engelli yasasını biz meclise sunduğumuzda meclis kabul etti, sıraya koydu, 352. Sırada iken Devlet Bahçeli’nin Erciyes’teki toplantısında hükümeti lağvedilmesi bizim yasa kadük oldu. 2022’de AKP’nin iktidar olması sebebiyle Abdullah Gül Başbakan, biz Abdullah Gül’ü ziyaret ettik, dönemin milletvekili Lokman Ayva ve bizim ekip tamamen federasyonlar, konfederasyon ve dernek başkanları ben de içlerinde olmak kaydı ile Sayın Abdullah Gül’e dedik ki; “Kadük olan yasamızı indirin ve bunu yasallaştırın.” Dedik tekrardan. Abdullah Gül sağ olsun o günün şartlarında yasayı tekrardan aldı gündeme, 2-3 yıl içerisinde yasayı tekrardan düzenlendi, yasa istediğimiz gibi olmadı, Maliye Bakanlığı önünde siyah tabut ve siyah çelenk ile eylem yaptık. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Ne oluyor burada?” diye sert çıkış yaptı. Yasamız 49 madde ile gündeme geldi, bütün siyasi partilerin Türkiye’de değil dünyada ilk olan hiçbir muhaflefet karşı koymadan oy birliği ile çıkan tek yasadır 5378 sayılı yasa. Bu yasanın erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik geçici 2. Ve 3. Maddesi bu 2012 yılına kadar 2025’e kadar yapılan binaların onarılması yolların yapılması erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik yapıların düzeltilmesi 2025’ten sonra yapılan yapıların engellilik statüsüne göre yapılması gerekiyordu. 2012 yılı bitmeden 2 ay önce yine Adalet Partisi’nin Amasya Milletvekili ve Adana MHP Milletvekili’nin oyları ile bu madde ertelendi çöpe atıldı. Cezaevindeki vatandaşı iş verseniz çalışabilir mi? Biz cezaevindeyiz, erişilemedikten sonra ulaşamadıktan sonra biz eğitim alamıyoruz çünkü erişemiyoruz çünkü ulaşamıyoruz. Siz önce cezaevine tıktınız o maddeler ile çıkarmış olan yasa yaptınız. 2006 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Çırapan Sarayı’nda gökkuşağını aydınlatıyoruz diye bir proje başlattı, Milli Eğitim Bakanı ile beraber. Bu proje için trilyonlarca para toplandı, duvarlarda afişlerde GSM hatlarında yardımlar ile toplanan paradan illerimizde gökkuşağı adı altında zihinsel ve ağır engelli çocukların rehabilitasyon eğitim merkezi yapılacaktı. Bu para nereye gitti? Bu yasa nereye gitti? O parayı da iç ettiler ve 2011 yılında Başbakanlık Özel İdaresi’ni lağvettiler. Başkan Mehmet Aksoy için öldü dediler bize ve sırf bu gökkuşağı programının üstünü kapatmak için burayı lağvettiler. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü konuldu. 5-7 yaşındaki bir engellinin eğitime ihtiyacı var, hayata katılmaya ihtiyacı var 70 yaşındaki bir dede ile aynı yatağa nasıl koyarsınız? Böyle bir şey olabilir mi? “Doğuştan engelli olabilirsin bir işe yaramazsın 70 yaşındaki amca ile devam et yaşamına yaşayabildiğin kadarıyla.” Deniliyor. Bunun yanısıra 2828 sayılı yasada evde bakım yasasını koydular. Bugün evde bakım bir kişi kendi kendine bakamıyor ise devlet tarafından bakıldığı zaman 60 ile 120 bin arası devlete bir gideri vardır, dışarıda bakılırsa huzurevlerinde bakılırsa. Evde bakan ebeveyne sen bugünkü rakamla 13 bine çıktı yeni 11700 lira idi. Bu para ile nasıl bakacak? 25 yaşında bir anne ağır engelli bir çocuk dünyaya getirmiş, ömrünü o çocuğa adamış çalışamıyor üniversite mezunu da olabilir ama çalışamıyor işe gidemiyor o çocuk ile hayatını karartıyor çocuk geliyor 30 yaşına anne geliyor 55 yaşına çocuk vefat ediyor anne ortada kalıyor. Hiçbir sosyal güvencesi yok. Bu sosyal devletin neyini araştıracağız? Araştırmalarımız var. Devletin arşivleri çöpe gitmedi ya. Yapılacak tek şey; 86 milyon içerisinde yaşayan engellilerin tespitini yapabilmek. Ne kadar engelli var? Sebebi nedir? Engelli olmamaları için bundan sonrakilerin neler yapılabilir? Hangi kanunlar çıkartılabilir? Eğitim de mi sağlıkta mı eksiklik var? Nerede eksik varsa bunları araştıralım bunu yapalım. Var olan yasalarımızı işletelim. Karşılaştığınız en büyük sorunlardan bir tanesi; çalışmışım emekli olamıyorum. Diğer taraftan kendi yaşamımı idame edebilmem için çünkü ulaşım bana göre değil. Ulaşamıyorum bir yere, ulaşım bana göre olmadığı için kendi imkanlarım ile sürücü belgemi alabiliyorum bir kolumu ya da ayaklarımı kullanamayabiliyorum ehliyetimi alıyorum, kendi ehliyetime göre de otomobil alıyorum devletin almadığı ötv ve mtvdir, yıllık motorlu taşıt vergisidir. Bunun dışında siz nasıl arabanıza her şeyi ödüyorsanız biz de ödüyoruz. Özel tüketim vergisini vermiyoruz diye bu kanunu bir çıkardılar, motorla sınırlandırdılar, olmadı. Fiyatla sınırlandırdılar, olmadı. Bu senede getirdiler, 10 yıla dayattılar. Sebebi ne? Efendim adam %90 rapor almış, işte kendi kullanmıyor, torunun torunu kullanıyor. Bana ne? Ben mahallede bir tane hırsız varsa, sen bütün mahalleyi niye hırsız yapıyorsun? Kardeşim git o hırsızı yakala. Sen devletin kolluk kuvvetleri var, güçleri var. Benim ehliyetimi niye iptal ediyorsun? Otuz yıldır araba kullanıyorum. Raporuma yeniden ehliyet yasasına göre on yılda bir değişecek. Ehliyetimi yenilemek için rapora gidiyorum. “Sen araba kullanamazsın.” diyor. 30 senedir kullanıyorum. Bir kazam var mı? Yok. Bir hatam var mı? Yok. Değişen bir engelimde bir durum var mı? Yok. Böyle bir şey olamaz. Zaten çıkarlan 5378 sayılı yasanın bir yıl sonra, 2005 yılında çıkarılan bu yasa, bir yıl sonra 2006 yılının Temmuz ayında rapor yönetmeliğini değiştirdiler. Bütün engelliler sağlam oldu. Görmeyen körler uzayı görmeye başladı. Duymayanlar dünyayı duydu. Yürüyemeyenler uzaya gitti. Herkes sağlam oldu. Rapor yönetmeliğini değiştirerek o verilen hakların önünü kestiler zaten.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yeter ki engelliye bir para vermesinler. Dertleri bu . Tasarruf tedbirlerini engelliler üzerinden yapsınlar! kafaları bu Şükrü Bey.

Şükrü Boyraz : Bugünkü Maliye Bakanı yanlış hatırlamıyorsam 2013-2014 yılında mıydı işte milletvekiliyken bakanlık yaptığı sırada bir bütçe konuşmasında şunu söyledi. Bütçemizdeki en büyük kara delik engelli ve yaşlılara yapmış olduğumuz sosyal hizmetlerden kaynaklanıyor dedi. O zaman söyledi bunu. Bugünkü Maliye Bakanı da işte geldi, tek işi en alt seviyedeki işte emekliydi, engelliydi, yaşlıydı, bunların üzerine yapılan sosyal adaletin önünü kesmek oldu. Ya bugün biz yaşamamızı kolaylaştıran insani tıbbi malzememizi kullanamıyoruz. Bunun adı sondadır. Bir insan, ben burada açık açık söylüyorum, bir insan ortalama olarak günde dört sefer, beş sefer tuvalete gider. İki sefer ya da bir sefer büyük abdeste gider. Bunu engellilerin birçoğu, omurilik felçlileri bunları birtakım malzemelerle yapıyor. Tıbbi malzemeler olmasa onu yapamaz. O hayatını sürdüremez. Sonda dediğimiz bugün sondayı ben sonda bir engelli omurilik felçlisi sonda alabilmesi için üç bin lira iki ayda bir üç bin lira fark veriyor medikalciye 3 bin lira fark veriyor. SGK dörtte birini ödüyor. Yürüme cihazımız öyle. Takma ayağımız öyle. İşitme cihazımız öyle.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Buradan Bir sektör de doğuyor. Bu tür malzeme satanlar bakıyor ki nasıl olsa el mecbur ödeyecek bunlar. Devlet ödemese de fiyatları arttırıyor. Gayet rahatlar. Engelliler el mecbur bir şekilde ödemeye çalışıyor.  Buradan karlı çıkan engeller değil medikal cihaz sektörü.

Şükrü Boyraz : Yerli bir üretim yok. Yerli üretim bile olsa ham maddesi yine dışarıdan geliyor, dolarla geliyor, euroyla geliyor. Dolayısıyla esnaf da ne yapıyor? Bugün en basiti takma ayak ya da cihaz yapacaksın. Ottobock diye bir firma var isim de veriyorum. Cihazcıya gittiğin zaman senin o kilidini veya tabanını veya parçası neyse malzemesini sipariş verirken firma diyor ki: “Bugünkü dolar üzerinde kuru bu kadardı parayı yatır malı öyle göndereyim.” diyor. Esnaf da üstüne %10, %20 kar koyacak ki kirasını ödesin, işçi parasını ödesin, sigortasını ödesin. Esnafı suçlamıyoruz biz burada. Esnaf değil, piyasada ithal edilirken dolar bugün 43 lira oldu, euro 50 küsur lira oldu. Gelen mal bir tonda vergi koyuyorlar.  Ben esnaf olduğum için biliyorum. İnsanlar artık kan ağlıyor. Çoğu esnaf, ortopedi malzemesi satan, bizim cihazlarımızı, ayaklarımızı yapanların çoğu firmalarını kapatmak zorunda kaldılar çünkü yaptıramıyor. Yürüme cihazı, felçli bir insanın, siz hekimsiniz bilirsiniz, cihazını takabilmesi için bir cihaza 80 bin liradan aşağı yaptıramazsınız ama devletin ödediği 6 bin lira. 80 bin lira nerede? 6 bin lirayla nerede? Ben nereden bulacağım 74 bin lirayı da cihazıma yaptıracağım? Cihazdan bahsediyorum. Tek taraflı. Çift taraflı olursa ikiye katlar. Protez de aynı. Diz altı, diz üstü. Üçte birini ödüyor devlet.  SGK Genel Müdürü de böyle bir ağız kullanıyor. Diyor ki: “Efendim, işte medikalciler.” ne alakası var medikalcinin gelen faturasını siz görüyorsunuz. Devletsiniz, Maliye Bakanı’na sorarsın, kardeşim bunun maliyeti nedir? Bana göster bunun faturasını, desin. Öyle değil mi? Bunun üstüne de işçiliğini koyar, kirasını koyar, elektriğini, suyunu koyar. Ondan sonra da karını koyar. Bu çok o kadar zor bir şey değil ki. Şimdi biz işi yapmamak için topu taca atıyoruz. Ya esnafa yükleyeceğiz, ya vatandaşın kendisine yükleyeceğiz. “Kötü niyetle kullanıyor.” kötü niyetle kullanıyorsa cezalandır. Ben alkollü araba kullanırken beni cezalandırıyorsun. Kemersiz gezerken cezalandırıyorsun. Ya da ne bileyim, arabamın trafik sigortası günü geçtiyse arabamı bağlıyorsun. Muayenesi geçtiyse bağlıyorsun. Devlet olarak hakkın, görevin iyi yapıyorsun. O zaman diğer bizimle ilgili olan kaçakları da yap. Niye bize suçu yüklüyorsunuz? Bizim suçumuz ne? Suçumuzun engelli olması mı? Engelliliğe biÖmer Faruk Gergerlioğluz sebep değiliz ki. Engellinin sebebi Türkiye’nin yanlış işleyişinin kurbanlarıyız. Doktorsuzluk diyebilirsiniz buna. Trafik kazaları diyebilirsiniz, akraba evliliği diyebilirsiniz. İş kazaları diyebilirsiniz, terör diyebilirsiniz. Bunları yaratan kim? Bunların önüne geçecek olan kim? Devlet. Devlet görevini yapmıyorsa, vatandaş da sakatlanıyorsa ya da ölüyorsa vatandaşın ne günahı var? Biz niye seçiyoruz sizleri milletvekili yapıyoruz, hükümetler kuruluyor? Bizi koruyasınız diye yapıyoruz. İnsanlığı koruyasınız diye yapıyoruz. Demokratik bir şekilde, eşit bir şekilde bizim yaşamımızı kolaylaştırasınız diye yapıyoruz. Gerçekten sizi tenzih ediyorum ama bununla ilgili bizim yapmamız gereken bir mevcut yasaları işletmek, kazanılmış haklarımızı, iptal edilen haklarımızın geri verilmesi, yaşamamızı kolaylaştıran ortez, protez, tekerlekli sandalye, akülü sandalye Avrupa bölgelerinde olduğu gibi, çünkü yasamız da var.  Türkiye Cumhuriyeti sosyal devletiz diyor. Sosyal hukuk devleti ise sosyal hukuk devleti kendi vatandaşını bir başkasının sadakasına muhtaç etmemelidir. Bizim bunu şiddetle bir an önce yapmamız lazım. Ben bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasal yapısında bu işin sadece sadakaya döküldüğünü sadakayla yürütüldüğünü, sadaka bilincinin geliştirildiğini, insanları bir eyleme çağırıyoruz, üç kişi gelmiyor, yemeğe çağırıyoruz, üç bin kişi geliyor Taksim’de, Taksim Meydanı’nı hiçbir kimse kuruluş alamıyor, biz 10 Mayıs’ta da alıyoruz, 3 Aralık’ta da alıyoruz. Taksim Meydanı’nda insanları günlerce çağırıyoruz, bakıyoruz 50 kişiyi geçmiyoruz ya.  Biz de hakkımıza sahip çıkmıyoruz, biz sadakaya iyice alıştık. Önce geliyorum, sayın vekilim sandalye mi yok diyorum, senden ayrılıyorum, belediye başkanının kapısına yatıyorum, oradan çıkıyorum, kaymakamın kapısına, oradan çıkıyorum, derneklerin kapısına sandalye topluyorum ya da cihazımı yaptırın diyorum. Alıştık,  çok kolay geliyor bize. Sadaka devleti olduk , sosyal devletten çıktık. O yüzden bizim bir an önce evet taleplerimiz çok. Onları tekrar etmeyeceğim. Siz dinlediniz zaten yazılı olarak da size verdim ben İstanbul toplantınızda. Dertlerimiz çok. Öncelikle şunu istiyoruz. Eşit yaşam koşullarımızın oluşturulmasını istiyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği, istihdamda fırsat eşitliği, sosyal yaşamda fırsat eşitliği, hayatı paylaşmaya fırsat eşitliği istiyoruz. Biz halen bugün bir belediye otobüsü bizi durakta gördüğü zaman 50 metre, 20 metre ileride duruyor ise bir sorun var burada. Özel halk otobüsleri bizi almamak için elinden gelen her türlü şeyi yapıyor. Zaman zaman arkadaşlarımız aşağılanıyor. Dolmuşlar almıyor. O zaman bu kanunu çıkarma. Bizi esnafla karşı karşıya getirme. Biz de paramız varsa seyahat ederiz, yoksa etmeyiz. Sen bana kart veriyorsun, diyorsun ki ulaşımın bedava. Şehir içi ulaşımın, ben o kartla bindiğim zaman özel halk otobüsü “in aşağı” diyor. Belediye otobüs şoförlerinin, İETT’nin resmi belediye şoförü ya beni almıyor, ya surat ekşitiyor. Sanki babasının arabasıyla beni götürüyor. Halbuki bunun bir kısmını sosyal devlet olarak fatura edip alabiliyor Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nden faturasını kesip o özel halk otobüslerin parasını alabiliyor. Belli bir kısmını alıyor ama bunların bir düzene girmesi lazım. Rapor yönetmeliğinin düzene girmesi lazım. Her seferinde benden niye rapor istiyorsun? Ben düzelmiyorum ki doğuştan sakatım ben. Ben körüm ya. Benden niye rapor istiyorsun? Benim gözüm açılmayacak ki. Ben doğuştan işitme engelliyim. Benim kulağım açılmayacak ki. Benden ikide bir niye rapor istiyorsunuz? Ben zihinsel engelliysem benden bir daha rapor isteyemezsiniz. Tekrar tekrar rapor. Tekrar tekrar rapor. Bir raporu alabilmek için bir hekimi meşgul ediyoruz. Hekimin diğer işlerinden alıkoyuyoruz. Paramız yok, gidemiyoruz. Bugün hangi hastaneye gitsen bin liradan aşağı rapor, tahlil fark alıyor senden. Devlet hastanesi de alıyor para, ücretini alıyor senden. Paramız yok. Sen bana sakatlık maaşı diye verdiğin beş bin üç yüz lirayla ben ne iş yapabilirim? Bunları çoğaltabiliriz Sayın Vekilim. Gökkuşağını bir sorgulayın.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gökkuşağı meselesi çok ilginç . O paralar nereye gitti?

Şükrü Boyraz : Para ortada yok. Başbakanlık Özel İdaresi Başkanı Doktor Mehmet Aysoy da ortada yok. Öldürdüler adamı. Valla yok adam. Öldü dediler bize. 45 yaşındaki adam hastalığı yoktu, bir şey yoktu. Ben o adamla iki sefer yurt dışına seyahate gittim. Beraber aynı otelde kaldık. Canavar gibi tuttuğunu sıkan bir adamdı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Neden öldürmüş olabilirler?

Şükrü Boyraz : Bizim duyumumuz öyle. Biz görmedik de öyle duyduk, öldü dediler bize ama şimdi zaten Başbakan’ık Özel İdaresi’nin lağvedilmesinin sebebi neydi? Çok güzel bir kurum yürüyordu orada. Niye getirdiler beni Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın içerisine attılar? Direkt başbakanın hükmündeyken, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle iptal ettiler. 2011’de getirdiler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağladılar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:Bu size önemli bir dezavantaj getirdi diyorsunuz.

Şükrü Boyraz : Gerçekten bütün kapıları açıyorduk. Çünkü niye? Yazılan yazı Başbakanlık adına yazılıyordu. Şimdi de Başbakan yoksa Cumhurbaşkanı’na bağlı olurdu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Daha hızlı, pratik işler çözülürdü. 

Şükrü Boyraz : Tabii ki şimdi Aile Bakanı’na gidiyoruz, raporu anlatıyoruz, “Sağlık Bakanı’na gücüm yetmiyor.” diyor. Vergi konusuna gidiyoruz, “Benim Maliye Bakanı’na gücüm yetmiyor.” diyor. Sen ne iş yapıyorsun o zaman orada? Niye bizi oraya bağladınız?

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Diyorsunuz ki Şükrü Başkan: “Komisyon olarak toplanmışsınız, mesela bu eskiye giden ve hakları gasp eden bu değişikliği iptal edin.” diyorsunuz, öyle mi?

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Tabii ki, bizim var olan haklarımızı geri versinler. Biz bir şey istemiyoruz bunlardan. Seçim oluncaya kadar. Zaten seçim olursa, değişim olursa gelecek olan kişilerin ben bizi dinleyeceklerini düşünüyorum. Biz her konuda çalışırız. Benim her alanda, hatta o gün toplantıda siz vardınız. Ben konuşurken vali ile komisyon başkanı kulak kulağa fısıldıyordu beni. İkisi de beni çok iyi tanıyor çünkü. Vali gülerek onun kulağına bir şey söyledi. Artık ne dediyse, bu adam zaten böyle der hep muhalif mi demek istedi? Ben doğruyu söylüyorum. Eksik bir şey söyledim mi şu an? Yanlış bir şey söyledim mi?

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok net bir sunum yaptınız Sayın Başkanım dikkatimi çekti. Zaten o yüzden sizi programıma alıyorum.

Şükrü Boyraz : Ben gerekirse mecliste de konuşayım dedim. Kürsüde çıkar konuşurum ben anlatırım insanlara ama kim dinler? Televizyonlara yasak var benim üzerimde şu an.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Komisyona sizi davet etmediler mi?

Şükrü Boyraz : Hayır etmediler çünkü ben burada bizim federasyonun toplantısı vardı orada konuştum ve komisyonun yanındaki Ayhan var tekerlekli sandalyeli. Ayhan bizden gitme. Bizim derneğin çocuğu. Bizim kapıda dernekte sandalyede yatıyordu. Sakal bıraktı. AKP evet dedi. Gitti “AKP memuru oldum.” diyor. Tabi soruyorlar ona. “Kim bu?” “Şükrü’nün durumu bu.” diyordur Ayhan. Onun için beni çağırmazlar .

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sayın Başkanım  genel olarak özetlediniz. Bizim bu yasa teklifimiz de önemli. Umarım iktidarda adım atar. Onun için demek istedikleriniz varsa son olarak onları da alalım.

Şükrü Boyraz : Sonuna kadar verdiğiniz yasa teklifinizi destekliyorum. Ben onu da paylaşacağım şimdi. Elimden geldiği kadar zaten çalışıyorum, gücümüzün yettiği kadar. Yarın Çanakkale’deyim. Koşuşturuyoruz biz, Türkiye’nin her yerinde koşuşturuyoruz. Gittiğiniz yerlerde zaten el kaldıranların mutlaka içinde bir Türkiye Sakatlar Derneği duyarsınız. Her yerde varız, var olmaya devam ediyoruz ama dediğim gibi toplumun içi boşaltıldı, STK’ların içi boşaltıldı. Toplumu dilenci durumuna getirdiler. Toplumu bu hale getirdiler. İnsanlar eyleme çağırınca 10 kişi geliyor. Söyleme gelince bilgisayar üzerinde herkes kahraman ama bilgisayar üzerinde yazan yazana ama gel hakkını ara dediği zaman bir tane Allah’ın kulu gelmiyor. Biz eskiden binlerce insanla yola çıkardık. Biz buradan Ankara’ya kadar yürüyüşler yaptık. Ankara’da biz 3000 kişiyle Kızılay Meydanı’nda eylem yaptık Tayyip Bey’in Başbakanlığı zamanında. Ondan sonra Konfederasyon Başkanı bizim kör Yusuf. “Yusuf ne oluyor?” dedi. Yusuf’u aldı, Fatma Şahin’e teslim etti, daire başkanı yaptı. Biz gene ortada kaldık. Gaziantep Belediyesi’nde şu an Yusuf Daire başkanı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sayın Başkanım çok teşekkür ederiz. İletişimde kalalım. Sizi zaman zaman konuk ederiz. Biz komisyon olarak çalışmalarımızı bitirmek üzereyiz. Çok komisyon çalışması oldu ama ben de aynı kaygıyı taşıyorum. Zaten yapılacaklar belli. Bunun için toplamaya da gerek yok. Dediğiniz gibi birtakım gasp edilen hakları iade etsin. Engelli emekliden ütmeye bakmasın, yardımcı olsun, mesele zaten biter. Öyle değil mi?

Şükrü Boyraz : Tabii ki, bizim bugüne kadar böyle bir sıkıntımız yoktu. Biz ne güzel 1990’la 2000 yılları arasında her şeyimizi rayına koyduk, eksiklerimizi tamamladık. Az da olsa bir yasa çıkardık ama o yasa işlemedi. Yasanın 13. maddesi diyor ki: “Engellinin yaşamını kolaylaştıran her türlü araç gereçten KDV, ÖTV alınmaz.” diyor. Biz hem KDV ödüyoruz hem ÖTV ödüyoruz yasa nerede kaldı? Geçici ikinci ve üçüncü maddeye erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik diyor. Hani nerede? Dağ fare doğurdu. Knuştuğumuz zaman kötü oluyoruz. Şu an yeniden gündemde olan bir şey var. Zihinsel engellilerin ve otizmli çocukların, Down sendromlu çocukların eğitimleri ömür boyudur çünkü ona sen kaşık tutmayı bugün öğrettin ya, ikinci gün öğretme üçüncü günü unutur. Tuvaleti de unutur. Eğitim ömür boyudur. 27 yaşından sonra eğitimi vermiyor. 27 yaşından sonra zihinsel engelli akıllı mı oluyor?  Zihni mi açılıyor? Otizm ortadan  mı kalkıyor 27 yaşından sonra? Down sendromlu düzeliyor mu? Düzelmiyor. Eğitim ömür boyu olmalı. Bu eğitimi kısıtlıyor devlet. Rehabilitasyon merkezlerini kapatıyor. “27 yaşından sonra almayacaksın.” diyor. Parasını ödemiyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: 27 yaştan sonra rehabilitasyon merkezlerinde mental retardeli olanların, Down sendromlarının, otizmlilerin alınmamasıyla ilgili biz de önemli bir itiraz içindeyiz. Bunu da dün Antalya toplantısında engelli kardeşlerimiz yoğun bir şekilde gündeme ettiler. Çok haklılar. Umarım düzelir. Biz yoğun bir baskıya devam edeceğiz. Gündemin en önemli konusuydu aslında. Biz bunun için de önemli bir mücadele vereceğiz. Bunu durduracağız inşallah Sayın Başkan.

Şükrü Boyraz : Bunu geçtiğimiz yıllarda da getirdiler. Biz eylem yapınca geri adım attılar. Tekrardan eylemsel boyutuna getireceğiz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu:  Komisyonda gündemdeyken böyle bir eylem hakikaten ses getirir. Sayın Başkan çok teşekkür ediyoruz.

Şükrü Boyraz : Bugünkü aldığım duyumlara göre komisyonun toplandığı an komisyonun önünde eylem yapılmayı planlıyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bir şekilde bunu uygulatmayacağız. Bu gerçekten çok acımasız bir teklif. Habire engelliden kırpmak, engelliyi ütmek şeklinde bir anlayış var. Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Sayın Şükrü Boyraz ile konuştuk. Çok önemli bilgiler verdi ve kendisi alanın yenisi değil.  40-50 yıldır bu alanda çalışan, STK’larla, Başbakanlıkla çalışan değerli bir başkan ve onun söyledikleri çok önemliydi ve biz de  devam edeceğiz çalışmalarımıza.

Sevgili izleyenler bugün de ÖFG TV’nin sonuna geldik. Haftaya salı günü saat 21.00’da inşallah tekrar birlikte olacağız. Allah ömür verirse hepinize güzel bir akşam diliyorum. Hoşça kalın.

Yorumlar