12 Ocak 2026

ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.

Değerli izleyenler biliyorsunuz Türkiye’de engelli bireylerin sorunları çok fazla. Maalesef bu konuda uzun yıllar boyunca büyük bir bilinçsizlik, farkındasızlık yaşandı ve son yıllarda bu konuda bazı adımlar atılmaya başlandı fakat bu adımlar yetersiz ve engelli bireylerimiz çok feryatlar ediyorlar. Çok hakları yeniyor ve o yüzden önemli çalışmalar da yapmaya çalışıyorlar.

Önemli isteğe binaen Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak tüm partilerin konsensusuyla Temmuz 2025’te çalışmalarına başlayan bir komisyon kurduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak aylardır çalışıyoruz. Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak ve komisyon çalışmalarını bir şekilde tamamladı fakat tam olarak bitirmedi. İl gezileri devam edecek ve raporlar hazırlanacak. Çok yoğun bir çalışma oldu ve bunun sonucunda da raporlar ve engelliler adına bazı isteklerde bulunulacak. Bu önemli çünkü şu anda bir mevzuat var. Bu mevzuatla ilgili değişiklik ihtimalleri var.

Yasa teklifleri, yönetmeliklerde değişiklikler vb. birçok yeni durum meydana gelebilir. Bunun için tabii iktidarıyla, muhalefetiyle biz birlikte çalıştık ve şu anda komisyon raporunun engelli bireylere sorunlarını çözme anlamında en iyi bir şekilde çıkması için de gayret içindeyiz. Bu yüzden hem ilim Kocaeli’de gerek Türkiye’nin dört bir tarafında engelli vatandaşlarımızla konuştuk, binlerce insanla konuştuk ve sorunları yakinen gördük.

Ben bir engelli birey değilim ama engelli bireyleri hissetmek, anlamak yakinen gerekiyor, empati yapmak gerekiyor ve bu konuda çok büyük bir bilinçsizlik var, şuursuzluk var, farkındasızlık var. Bunları görüyorum açıkçası.

Bizim Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’ndaki çalışmalarımız da bize bu konuda çok şeyler kattı ve tabii daha bitmiş değil, katacak çünkü öğreneceğimiz çok şey var. Birçok terim, birçok kavram var ve onlar üzerinde çalışıyoruz. Kişiler, dernekler, kurumlar hepsini dinlemeye çalışıyoruz. Bu süreç devam ediyor ve çok önemli, yaralı, toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınmayan, bilinmeyen bir alan olduğunu da gördük bu vesileyle.

Engelli bireylerimizin pek çok sorunu var ancak bir sorunu var ki, çok acımasız bir şekilde insanların hakkının yenmesine neden olan bir sorun. Geçtiğimiz yıl bu sıralarda 15 Ocak 2025’te bir yasa çıktı. Biz bu yasa çıkarken çok uyardık. Etmeyin, eylemeyin dedik ve bu yasanın engellilerin haklarını tekrar çiğneyeceğini söyledik. “Olmaz öyle bir şey.” dedi SGK yetkilileri. Dün gibi hiç unutmam. SGK’dan bürokratlar gelmişti. Biz onlarla konuştuğumuzda “Hiçbir şey olmayacak Ömer Bey. Sıkıntı yaşamayacaklar.” dediler. muhalefetimize rağmen yasa çıktı. Sonuçta da engelli bireylerin çok hakları çiğnendi. 15 Ocak 2025 yasasıyla 2008 öncesi işe başlayan engelli bireylerimizin  vergi indiriminden kaynaklı engelli emeklilik hakları gasp edildi. Çok büyük mağduriyetler yaşadılar. Şu an zaten emekliler büyük sorunlar yaşıyor ama bir de emekli bile olamayan engelli kardeşlerimiz var.  Böylesine zor şeyler yaşayan, zor anlar yaşayan kardeşlerimiz var ve feryatlarını duyurmaya çalışıyorlar. Hem bu sorun hem diğer pek çok sorun duyurma anlamında Engelli Hakları İçin Adalet Topluluğu Derneği isimli bir dernek kuruldu ve dernek yöneticilerimiz de sosyal medyada faaliyet gösteriyorlar, yoğun bir gayret gösteriyorlar. Biz de bu akşam onları konuk olarak programımıza aldık ve kendilerinden bir sivil toplum kuruluşu olarak isteklerini dinleyeceğiz. Sinan Arı, Dernek Başkanı. Damla Sezer Dernek Genel Sekreteri ve Cem Karakaş Dernek Mali İşler Sorumlusu. Yeni kurduğunuz çiçeği burnunda bir dernek. Hayırlı olsun, tebrik ederim. Hem kendi derneğinizi tanıtın hem de neden böyle bir dernek kurdunuz ve neler yapmak istiyorsunuz? Durum nedir?

Sinan Arı: Bunu günlerdir, aylardır bu durumu zaten sizler paylaşıyordunuz, bu mağduriyetle ilgili. Bizler de çok fazla bireysel olarak mücadele etmiştik. Ben meclise çok gidip geldim, “Yapmayın, etmeyin. Böyle bir mağduriyet yaşayacağız.” Diye ancak bunların hiçbiri olmadı ve biz şu anda mağduruz. Biz neden bu derneği kurduk? Bireysel olarak evet çok mücadelemiz var ancak bir de resmi kimlik olarak da bu mücadelelerin daha anlamlı olacağına karar verdik. Türkiye’nin dört bir yanından bu konudan mağdur arkadaşlarla birlikte derneğimizi kurmuş olduk. Esasında hiç olmaması gereken bir kanun. Çok gereksiz bir kanundu her şeyden ziyade çünkü  şöyle ki; bu kanun  1 Ekim 2008 tarihinde çıkan 5510 sayılı kanunun zaten 30 Eylül 2028’de son emeklisini verecekti. Bu kanun kendini zaten çalışma gücü kaybına devretmiş olacaktı.  2 yıl kalmıştı aslında. 2 yıl için yaklaşık 25.000 kişi kadar diye tahmin ediyoruz. Tabi bunların hepsi birer tahmin. Çünkü biz de istatistik verilerine göre bakıyoruz. 2015 yılından 2025 yılına kadar yılda yaklaşık 5 ila 7 bin kişi emekli olmuş vergi indirimlerinden ve şu anda toplam 311 bin tane emeklimiz varmış vergi indiriminden. 2024 yılının Aralık verisinde 306.000 engellimiz varken vergi indiriminden 5.000 kişi daha emekli olmuş ve şu anda 311.000 kişi de kaldı. Biz de bundan aslında faydalanmak istiyoruz. Aslında bu bizim hakkımızdı ancak hak bir anayasal hak olmadığından maalesef bu kanun değiştirildi ve biz de toplum  topluca sesimizi duyurmaya çalıştık ve bununla ilgili uğraşıyoruz. Adil bir emeklilik sistemi istiyoruz. Öncelikle adil olmasını istiyoruz çünkü şu andaki emeklilik şartları tamamen maluliyet üzerine kurulu. Sosyal medya olsun, kendi mağdur arkadaşlarımızdan olsun,  10 kişiden 1 kişi bile emekli olamıyor.  Bu çok ciddi bir mağduriyet ve sağlıklı bir insan gibi 58-60 yaşlarında emekli olacağız. Bununla ilgili isteğimiz sadece şu; 2008 öncesi değil, sonrası için de mücadele etmeliyiz çünkü onlar daha şu anda bu mağduriyete ulaşamadılar çünkü 16 yıl üzerinden, eğerlendirmeye alınıyor ancak 18 yıl üzerinden alınanların daha 8 ay sonra başvuruları başlayacak ve bunların yine çok büyük bir çoğunluğu ret alacak. Mağduriyetin esasında farkında bile değil kimse. Bize ulaşanlardan daha böyle bir kanunu çıktığından beri haberi yok. Öncelikle bunu bir duyurmamız lazım ve el birliğiyle bu konu hakkında bir düzeltme olması lazım. Şu anda vergi indirimi kanunu bitti. Artık o yürürlükten kaldırdı. Ancak 5510 sayılı kanunun 28’e 5’ten değerlendiriyoruz biz. Buna biz bir ek madde istiyoruz. Çok kısa bir ek madde.  3 cümlelik bir ek madde. adil bir emekliliği sağlayacağına inanıyoruz. Bununla ilgili de mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Bununla ilgili biz her zaman arkadaşlarımıza ulaşmayan hem siz değerli vekilleriyle hem diğer parti yöneticilerine elimizden geldiğince ulaşmaya uğraşacağız.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Aylardır bu konunun içindeyiz ve yoğun bir takipteyiz ve nasıl büyük bir mağduriyet olduğunu görüyoruz.  Mecliste komisyonlar çok hızlı çalışamıyor. Çok  büyük bir evrak dağı oldu bizim önümüzde ve bütün bunlar incelenip rapor oluşturulacak ve buradan da görüşmeler yapılacak ve bir sonuç oluşacak. Bu kolay kısa bir yol değil.  En az altı ayı bulacak.  Bu komisyon raporunun ortaya çıkması. Şimdi bu  çıkmadan önce biz işi kolaylaştırmak için aslında  15 Ocak 2025 yasası nedeniyle mağdur olanlar için bir yasa teklifi verdik.  Bu konuda bir çalışma yaptık. Aslında iktidar samimi ise bu konudaki mağduriyetleri gidermek istiyorsa bu yasa teklifimizi gündemine alabilir.  “Yasa yoktu, şöyleydi böyleydi.” diye topu taca atmalarına gerek yok. Biz önemli bir yasama uzmanlığı çalışması yaptık ve böyle bir çalışmayı ortaya koyduk. Meclisteki ilgili komisyonlara da ilettik. Bunu da bu vesileyle size bildirmiş olayım Sayın Başkanım.

Damla Sezer: “EHAT Genel Sekreteriyim, Engelli Hakları ve Adalet Topluluğu. Bizlerin çalışma konusu tabi ki 2008 öncesi emeklilik olsa da derneğimizi, haklarımızı aldıktan sonra da devam ettirmeyi, diğer bütün engelli sorunlarıyla ilgilenmeyi kendimize görev edindik. 2024 yılının son aylarında, Ekim, Kasım, Aralık aylarında bize bir duyum geldi engelli yasası değişiyor diye ama şunu fark ettik ki biz bununla ilgili bilgi, belgeye ulaşmamız çok az engelliler olarak ve bu konuda danışabileceğimiz bir platform da yok açıkçası. Dolayısıyla 2024 Aralık ayında artık yavaş yavaş konu meclise taşındı. 7 Ocak’ta maalesef ki yasa meclisten geçti. 15 Ocak’ta da Cumhurbaşkanı kararı ile onaylandı. Biz başlarken 2024’ün Ekim-Kasım aralarında aslında 4-5 arkadaş aramızda ne olur ne olmaz diye tartışırken 2025’in ilk 3 ayında 400-500’leri bulmuşken 2025’in son aylarında ise yaklaşık şu anda 4000 kişiyle yolumuza devam ediyoruz. 42 ilde üyelerimiz var. Bizlerin daha önce bir topluluk olarak devam ederken, daha sonra 2025’ten sonra evet burada bir sorun var, burada bir problem var, danışma konusunda, bilgi belge paylaşımı konusunda bir sıkıntı var ve dolayısıyla biz dedik ki; artık resmileşiyoruz ve bu konularda biz de aktif olarak çalışmak istiyoruz. Ben kendim özellikle onkoloji engellisiyim, bir kanser geçmişim var, aynı zamanda sekonder hastalık olarak, ülseratif kolit geçmişim var. Derneğimizde tüm yöneticilerimiz ve tüm üyelerimiz engelli, engellilerden oluşan bir dernek yönetimiyiz. Aslında bizler şu konuya odaklandık ilk olarak, yola çıktığımızda hiçbir şekilde kanun teklifi, önergesi nedir? Gündemdeki konular nedir? AYM’nin toplantıları nedir? Engellilerle ilgili hangi kararlar alınıyor? Bunlara kim başkanlık ediyor? Kimler oyluyor? Kimler kanun teklifi veriyor? Kimler soru önergelerini veriyor? Dernek bazında da diğer sivil toplum kuruluşları bazında da hiç incelenmediğini fark ettik. Biz burada EHAT olarak mecliste yaşanan tüm kanun teklifleri, sorun önergeleri, gündem ve engellilikle ilgili konuşulan tüm konuları araştırmaya kendimizi görev edindik ve sosyal medya aracılığıyla bu konuyla ilgili ilgilenen tüm milletvekillerimizin yaptığı çalışmaları, bizimle ilgili verdiği soru önergelerini, verdiği kanun tekliflerini sosyal medyada paylaşarak aslında engellilerle ilgili çalışan, engellilerle ilgili gerçekten elini taşını altına koyan milletvekillerimizi de burada paylaşmayı amaç edindik ki engelli arkadaşlarımız da bu milletvekillerimizi tanısın. Biz derneğimizi aslında sadece 2008 öncesi engelli emekliliği için kurmuşken sosyal medyadan olsun, telefonlarımız olsun, ulaşan çok fazla engelli arkadaşlarımız oldu ve sorunların sadece burada bitmediğini aslında meclis ve kanun yapıcılarla engelliler arasında bunları iletmeyi kendine görev edilmiş sivil toplum kuruluşları olması gerektiğini fark ettim. Mesela Erzurum’da geçen hafta bir engelli kardeşimiz bana ulaştı. Arkadaşımızın boynundan aşağısı felçli elleri ve ayakları çalışmadığı için arkadaşımız yüksek lisans yapıyor ve bana dedi ki; “Ben bu yüksek lisansı yapıyorum, araştırıyorum ama yazamıyorum. Bana nasıl destek olabilirsiniz?” bu şekilde o kadar çok yüzlerce soru geliyor ki biz fark ettik ki aslında engellilik konusu tamamen çok büyük dipsiz bir kuyu ve biz yapabileceğimiz kadar, taşıyabileceğimiz kadar konuyu meclisteki milletvekillerimize taşıyarak; “Bakın burada da çalışma yapılması gerekiyor, burada da bir şeyler oturtulması, düzene girmesi gerekiyor.” diyerek bu köprü görevine edinmeye çalıştık nacizane. Bizim isteğimiz tabii ki öncelikli olarak 2008 öncesi engelli emekliliği bekleyen arkadaşlarımızın ben de bekleyenlerden biriyim. Bir gün bile kaçıran arkadaşlarımız mevcut şu anda. Bu haksızlığın sona erdirilmesi ve bununla ilgili çalışmalar yapılması ilk amacımız. Çünkü burada o dönemde 15 Ocak tarihinde hastanede olan ya da acil durumları için SGK’ya gidemeyen yüzlerce engelli arkadaşımız bir günde hakkından mahrum edildi. Ya düşünsenize engelli bir arkadaşımıza hastanede yatarken sen artık bu kanuna başvuramadın ve bu senin için artık geçerli değil, 58 yaşını bekle diyorsunuz. Burada bir geçiş yasası söz konusu değil.  15 Ocak gününün akşam beşe kadar başvuramadıysanız eğer artık böyle bir hakkınız yok. Bunun bir geçiş eksikliği EYT kapsamında çıkan yasada da mesela iki yıllık bir geçiş  söz konusuydu. Burada bir gece içerisinde bir gece bir gün önce SGK’ya başvursaydınız iki üç ay sonra hakkınızı alıyordunuz. Bir gün sonra başvurursanız artık elli sekiz yaşını bekliyorsunuz. Dolayısıyla bütün engelliler elinde SGK sisteminden çıkan emekli olur yazılarına rağmen başvuramadılar. Biz  tabii ki kanun yapıcılardan bunun düzeltilmesini bekliyoruz öncelikli olarak. Daha sonra da dediğimiz gibi EHAT Derneği diğer sorunlarla yoluna devam edecek.  Meclise geçen geldiğimizde komisyonda, Engelliler Komisyonu’nu da çok yakından takip ediyoruz. Bütün tutanaklarını okuyoruz ve bütün tutanaklarını da engelli üyelerimizle paylaşıyoruz. Meclise gelen arkadaşımız Gürhan Bey, 17 gün ile kaçırmıştı.  bu çok büyük bir haksızlık ve şu anda bir diğer görme engelli hukukçular derneğimiz yine bu konuya atıf yaparak bir geçiş yasası istiyor aslında ama geçiş yasasına gelene kadar zaten bizim 2028’de bu kanunumuz sona eriyordu. 2 yıl için yaklaşık 25 bin engelli vatandaşı bu kadar mağdur etmeyi biz de anlayamadık ama çözüleceğini umuyoruz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: SGK yetkilileri çalışma gücü kaybının daha esas alınması gerektiğini söylüyorlar. Önceki sistemin hakkaniyete uygun olmadığını söyleyerek değişen yasanın doğru olduğunu söylüyorlar. Buna ne dersiniz?

Sinan Arı: “1 Ekim 2008’e kadar zaten bir eşitlik vardı. Zaten herkes eşitti. Eşitlik 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle bozuldu aslında. Buradaki eşitsizlik bozuldu. Bozulan eşitsizliğe karşı biz eşitlenmeye çalışıyoruz şu anda. Zaten 1964’lerden beri gelen bir kanundu bu.  Çok eski bir kanun. Hatta Ecevit zamanında bunu Şükrü Bey de anlatmıştı. Böyle bir şey herkes için öncesi sonrası olmadan vardı. Ancak 2008 ile birlikte bu eşitlik bozulmuş oldu ve şu anda şöyle bir eşitsizlik var. Biz bunu eşitlemek istiyoruz. Hayır, eskiye eşitlenmesi lazım. Sonuçta buradaki mağdur kişiler, engelli bireyler. Ben şu anda 41 yaşındayım, 60 yaşına kadar kendi hastalıklarımla yaşayabileceğimin garantisi yok. Bir onkoloji hastası olan Damla Hanım’ın bir daha nüksetmeyeceğinin bir garantisi yok. Bunun bir garantisi olabilir mi? Her yıl arkadaşım pet veriyor.  Bununla ilgili çok ciddi bir mağduriyeti ben belirtmek istiyorum. Cem Karakaş: “ EHAT DER Topluluğu Derneği’nin Mali İşler Sorumlusuyum. Benim özellikle dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Bu da 15 Ocak’ta yürürlüğe giren yasada ve tanıştığımız ek 1 listesi. Bu ek 1 listesi büyük ihtimalle siz daha ayrıntılı incelemişsinizdir. engelli bireyler açısından gerçekten bir mağduriyet oluşmakta. Engellileri sadece engelliliği baza alınarak ağır ve dar kapsamlı değerlendiriliyor bu ek 1 listesinde. Bu ölçümde ben ve benim gibi birçok arkadaşım kapsam dışında kalıyor. 40 ila 59 arası engelli vatandaşlarımız yeterince engelli sayılmıyor. Ağır mağluliyet kapsamında değerlendiriliyor tüm başvuran arkadaşlarımız. Buna göre emeklisin veya emekli değilsin diye yanıt geliyorlar ki bunların büyük bir çoğunluğu da zaten emekli olamıyor. Bizim mağduriyetimiz zaten aslında burada başlıyor. Fonksiyonel bir kayıp yerine sadece tanı odaklı değerlendiriliyoruz. Bu durumda aynı hastalığa sahip iki arkadaştan birisi emekliliğe hak kazanırken diğeri kazanamıyor. Buna şeker hastalığını da örnek verebilirim. Zaten önceki yasada insülin kullanan bir şeker hastasıyla kullanmayan bir arkadaşımızın engelli vatandaşımızın aldığı oran zaten aynı değildi. Çoklu hastalıklarla %40’lara veya daha üstüne ulaşılabiliyordu. Bu hastalıklar zaten biz engelli bireylere farklı açılardan zorluk oluşturmakta. Örnek verirsek ben şeker ve tansiyon hastasıyım. Ayrıca boynumda 10 tane vida var kafesle birlikte ve sağ omuzumdan 2 kere ameliyat oldu. Ben değerlendirilirken hastalıklardan en yüksek oranım değerlendiriliyor. Bunda da adil bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. Ben tansiyon ve şeker hastasıyım. Bu ayrıca %28’lik bir dilimde değerlendiriliyor. Fakat insülün kullanan bir engelli vatandaşımızın zaten bu oranı benden de yüksek. %40 üzerinden değerlendiriliyor. Ayrıca ortopedik engelim de var. 4-5 yerde fıtığım ve daha önce de bahsettiğim gibi konan vidalarım var. Bunlar da %20 üzerinden değerlendiriliyor ve tek bir hastalık değil, ben toplamda %40’I geçebiliyorum. Şu an benim toplamım %42 engel oranım. Bu da yetmiyor. Ek 1 listesinde Diyabet ve tansiyon hastalığının birkaç organa da etki etmesi, tesir etmesi gerekiyor. Bu şekilde bir insan zaten yaşamını ne kadar sürdürebilir, artı çalışarak ne kadar sürdürebilir? Sadece mevcut işimiz baz alınarak değerlendirilmek bence pek mantıklı değil. Biz sosyal hayatta da varız. Biz bu hayatın içindeyiz. Ayrıca bu ortopedik, nörolojik ve psikiyatrik ya da süre gelen hastalıklar listede birebir yer almıyor. Bizim handikapımız zaten bu. Yıllarca engelli olarak kabul edildik ama şu an “yeterince engelli değilsiniz” deniliyor. 2008 öncesi sigortalı olup da vergi indirimiyle emeklilik beklentisi oluşmuştu ben ve benim gibi birçok vatandaşta. Fakat bu tekrar değerlendirilmelere maruz kalıyoruz ve bu bizi bir belirsizliğe yetiyor. 

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sürekli sizi eksiğe düşürmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyasınız. Sürekli engelliye hakkını vermeme yönünde cereyan eden bir süreç görüyoruz.

Sinan Arı: Ek 1 hastalık listesi olacak. Yanında bir de yaptığınız işe etki edecek. Bu da bakılıyor. Hani hastalığınız var tamam eyvallah. Artı iş kolun ne? Bir örnekle anlatayım.  diyelim ki bir ayağınızda %40’lık bir engel var. SGK’ya siz başvurduğunuzda emeklilik için tamam %40 ve üstü tamam. Bir problem yok ama senin işin ne? Bu konuyla ilgili. İşim şu; çağrı merkezinde çalışıyorum, diyor ki sana: “Senin engelin ile çağrı merkezinde işinin örtüşmesi lazım bununla ilgili. O yüzden de retler veriliyor bu arada.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Hastalık ve böbrek yetmezliği var, çağrı merkezinde olmana ne engel?” diyorlar.

Sinan Arı: Ben konuşma engelliyim ama benim yaptığım iş de şu anda pazarlama işi yapmıyorum. Farklı işler yapıyorum ancak bununla ilgili böyle de bir sıkıntımız var. Engeliniz artı yaptığınız iş kolunun da örtüşmesi lazım. Öyle bir durum söz konusu.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Komisyonun çalışmalarını nasıl gördünüz Sayın Başkanım? Uzun bir süredir çalışıyor komisyon. Sizler de takip ediyorsunuz. Geniş bir kamuoyu takip ediyor ve şu anda da bir raporlama aşamasına doğru geçiliyor. Siz dışarıdan çalışmaları nasıl gördünüz? Biraz da o konulara değinirseniz sevinirim.

Sinan Arı: Biz komisyon kurulduğu andan itibaren ilk toplantı 8 Temmuz’du galiba. Biz o zamandan itibaren orada yazılan her kelimeyi nokta virgülü şeklinde okuduk. Baştan aşağıya. İki kere, üç kere okuduk. Acaba bizimle ilgili bir şey konuşuluyor mu diye. Engellilik insani ve vicdani bir konu ve engelliler çok naif insanlar. Biz komisyon tutanaklarına baktığımızda gerçekten çok kapsamlı olduğunu bütün illere gittiniz hemen hemen. Tüm bölgeler ziyaret edildi. Biz bununla ilgili çok güzel bir rapor çıkacağını umuyoruz. Sadece emeklilik açısından değil. Tüm engellilik açısından biz güzel bir rapor çıkacağını umuyoruz. Çok ciddi değerli vakitlerinizi harcadınız. Çok ciddi emekler, çok iyi bir araştırma gerekiyor her şeyden ziyade ki son toplantıda ise  oradaki vekillerimiz bile çok şey öğrendik   dedi, bilmediğimiz ne çok şey varmış diye  çok değerli katkılarını sundular. Bizim   beklentimiz emeklilikten ziyade tüm engellilerin yaşamını kolaylaştıracak adımların sunulmasını bekliyoruz. Bu konuda iletmek istiyorum.

Damla Sezer: Biz de komisyon kurulduğundan beri dediğiniz gibi 15 Mayıs’ta oylaması yapıldı diye hatırlıyorum. Biz çok sevinmiştik çünkü engellilikle ilgili, engellilerle ilgili çok büyük bir adımdı aslında komisyon. Benim dernek olarak  bizim tercihimiz komisyonun aslında sınırlı bir komisyon olup bitmesi değil, kalıcı bir komisyon olmasıydı. Bizim bu engellilik ile ilgili sorunlarımız dünya değiştikçe engellinin sorunları da değişiyor aslında ve sürekli sanırım 2000’den sona en kapsamlı komisyon Bu sebeple biz çok kalıcı olmasını istedik ve gelen milletvekillerinin de engellilikle ilgili gerçekten bu işe elinin altına elini koyacak insanlar milletvekillerimiz olduğunu ve gerçekten buna çok önem verdiğini gördük aslında. Bu sebeple bitmesi biraz üzdü bizi. İnşallah yeni oluşumlarla devam eder. Size bu arada bizim üyelerimiz tarafından engellilerin babası deniyor. Bizim bu çıkışlarınızla en son bürokrat çıkışlarınızı hatırlıyoruz meclisten. Böyle babamız yine konuştu diye bizim üyelerimiz arasında sürekli sizin isminiz geçiyor ve biz sizler orada konuştukça mecliste engellilikle ilgili bir milletvekillimiz bir sorunun çözümü için bir adım attıkça biz engelliler çok umutlanıyoruz, çok umut doluyoruz. Diyoruz ki evet bizim de orada bir sesimiz var. Dolayısıyla hepinize çok teşekkür ederiz.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Engelli kardeşlerimiz son derece zor durumdalar. Ekonomik sıkıntılar ülkemizde her geçen gün artıyor. Zengin-fakir uçurumu artıyor, emeklinin durumu zaten kötü ama emekli bile olamayan insanlarımızın durumu hepten kötü. Peki siz ne görüyorsunuz? İktidara bu konuda geri adım attırabilecek misiniz? Neler görüyorsunuz ortamı? Çünkü birtakım tasarruf tedbirleri uygulayan bir iktidar var ortada. Her şeyden kısmaya çalışan bir iktidar var. Hakkı iade edecek mi sizce? Siz ve arkadaşlarınız ne görüyorsunuz bu yasanın geleceğiyle ilgili?

Cem Karakaş: Biz inanıyoruz. Çaba gösterirsek bazı şeylerin sizlerin destekleriyle değişeceğini umuyoruz. Sonuçta ek 1 listesi biz kendi engelliler açısından bakarsak kağıt üzerinde ideal hastalığı tanımlıyor. O hastalıkların kişiler üzerindeki etkilerini tanımlamıyor ve tüm milletvekillerimizin de vicdan sahibi olduğunu düşünerek bir farkındalık yaratmayı amaçladık.  Talebimiz  tabii ki tam anlamıyla bir eski baltazar sistemi olmayabilir ama bizler için daha hakkaniyetli daha uygun insani standartlarda yaşamamıza el verecek yeni bir düzenlemenin ortaya çıkması. Aramızda prim günü tutmayıp da borçlanan, borç altına giren ve şu anda işsiz kalan o kadar engelli vatandaşımız var ki sürekli bize geri dönüş sağlıyorlar. Ne olacak bizim halimiz diye. İşte biz bu sorulara yanıt bulmak adına bu oluşuma biraz da giriştik.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok büyük bir karşılığının olduğunu da görüyoruz. Kısa sürede en az 4 bin üye sayısına ulaşmışsınız ve oldukça önemli bir etki oluşturmaya başlamışsınız.

Sinan Arı: “Biz tüm engelli hakları için uğraşıyoruz. Bunun için mücadelemizi de sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Hakkımızı alana kadar da gerek sosyal medya olsun gerek meclis ziyaretlerimiz olsun bunlardan asla vazgeçmeyeceğiz. Sadece tek isteğimiz engelli vatandaşlarımızdan ziyade tüm halkımızın da bize bu konuda destek olması çünkü yarın sen de engelli olabilirsin diye bakıyoruz çünkü yarınımızın ne olacağı belli değil. O yüzden bunu bir görev olarak biz üzerimize aldık. Ancak destek olmadan da olmuyor biliyorsunuz. O yüzden benim son söyleyeceğim söz bu. Asla mücadele bırakmayacağız ve tüm haklarımızı alana kadar elimize gelen her şeyi yapacağız.

Damla Sezer: “ Bizler sadece çalışma gücüyle değerlendirilemeyiz, biz sosyal hayatın içinde olan, toplumda yer alan, üstelik de toplumun %10’unu neredeyse temsil eden bir kesimiz. Engellilik dediğinizde toplumun %10’unu söylemiş oluyoruz aslında. Dolayısıyla çalışma gücü hiç insani değil, sosyal yaşamda da yaşadığımız işe giderken, işe gelirken, psikolojik açıdan toplumda var olurken yaşadığımız psikolojik sıkıntıların hepsinin toplu bir şekilde engellilik kavramı olarak ele alınmasını ve kanun yapıcıların bunu dikkate almasını isterdik açıkçası ve engellilerle ilgili kanunlar yaparken engellilere de söz hakkı verilmesini rica ederdik.

Cem Karakaş: “Biz birlikte daha güçlüyüz. Sizler yanımızdayken sesimizi daha rahat duyurabileceğinize inanıyoruz ve duyurduğumuzu da görüyoruz sayenizde.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz engelli hakları için çalışmaya devam edeceğiz. Sadece bir komisyon çerçevesinde değil. Uzun bir süreç ve bu süreç içinde engelli kardeşlerimizin haklarının gasp edilmemesi için de dediğim gibi bir yasa teklifi sundum. Hak kaybının, hak gaspının daha fazla devam etmemesi için, gecikme olmaması için biz gereken çalışmayı bir milletvekili olarak yaptık, koyduk yetkililerin önüne, bize düşen çalışmayı yaptık inanın. Komisyonda da çalışmalarımızı sürdürdük ve komisyon çalışmalarının sonunda da mecliste yapacağımız bir konuşmayla da isteklerimizi, partimiz adına olan isteklerimizi bildirmeye çalışacağız. Uyumlu bir komisyondu, partiler üstü bir komisyondu. Böyle olmasına dikkat ettik. Siyasi çekişmeler içine girmemeye, sadece ve sadece engelli kardeşlerimizin sorunlarını gidermeye çalıştık ancak iktidarın bu konuda bazı defanslar sergileyebileceğini düşünüyorum, hissediyorum. Bunun için de daha sıkı bir takibi öneriyorum herkese.

Bugün de programımız burada bitiyor. Haftaya salı günü 21.00’da tekrar birlikte olacağız. Herkese hayırlı akşamlar, hoşça kalın.

Yorumlar