16 Mart 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Bu akşam neler işleyeceğiz? Dünyanın durumu karışık biliyorsunuz. İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları 18. gününde ve ABD ve İsrail umduğunu bulamadı. İran direniyor ve arada siviller hayatını kaybediyor.
Biz, ABD ve İsrail’in bu aziz mübarek ayda Müslümanların hassasiyetinin yüksek olduğu bir ayda en acımasız vahşi saldırıları yapmasını lanetliyoruz, kabul etmiyoruz ve bir an evvel bu sonu belirsiz, sadece ve sadece her tarafa zarar verecek olan bu savaştan vazgeçmeleri gerektiğini söylüyoruz.
Donald Trump, kendisini bir kibir abidesi olarak gören ve soykırımcı Netanyahu ile birlikte bu korkunç savaşa girişen bu ikiliyi bu aptalca savaştan uzak durmalarını ve bir an evvel bitirmeleri gerektiğini söylüyorum çünkü hem kendilerine zarar, hem dünyanın kendilerinden nefret etmelerini sağlayan bir sonuç, hem de belki binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olacak bir savaş bu.
Bölge halklarına hiçbir faydası olmayan, ekimi, toprağı mahvedecek, kurutacak yeşillikleri, kurutacak, bitirecek, dünyayı perişan edecek, insanları kahredecek, öldürecek bir savaşa devam ettirmeyin diyoruz.
Türkiye de bu savaşa kesinlikle girmemeli ve Kürecik ve İncirlik üslerini ABD ve İsrail’e kullandırmamalı. Bunu net bir şekilde söylüyoruz. Bu üsler kesinlikle kullandırılmamalı, kullandırılıyorsa bir an evvel vazgeçilmeli çünkü Filistin’deki sabıkası çok ağır olan Netanyahu’nun kışkırtmasıyla başlayan bu savaşın hiçbir şekilde ortağı olmamalıyız. Bunu da herkese söylemiş olalım.
Değerli arkadaşlar, Ramazan ayı bitmek üzere. Son 10 günün içindeyiz. Son 10 günü daha değerli günler. Biz de Ramazan ayında elimizden geldiği kadar topluluklara katılarak iftarlar yaptık. İnsanlarımızla birlikte olmaya, onlarla konuşmaya çalıştık. Güzel sohbetler oldu.
İstanbul, Bursa, Kocaeli KHK Platformlarının iftarlarına katıldım ve orada da KHK’lı arkadaşlarımızla birlikte olduk. Tabii herkesin bir beklentisi var. “Türkiye’de bu zulüm ne zaman bitecek?” işin doğrusu aslında birçok yönetici bu işlerin artık bir an evvel bitmesi gerektiğini düşünüyor ancak bir el, onu da tahmin ediyorsunuz, bu işleri devam ettirmek istiyor. Sayın Erdoğan’ın inadı doğru değil.
Ramazan ayında, bayrama kavuşmak üzere olduğumuz bu aylarda insanlarımıza yönelik bu kabul edilemez dayatmalar, inanılmaz hukuksuzluklar, anayasayı insan haklarını ayaklar altına alan bu dayatmaları kabul etmiyoruz ve bir an evvel birçok farklı şehirdeki binlerce KHK’lının isteğinin yerine gelmesini ve bu ülkede bu zulmün bitmesi gerektiğini söylüyoruz.
Benim gördüğüm Kürt meselesindeki yasa içine dahil edilmeyecek KHK’lılar ile ilgili husus ama Kürt meselesindeki yasanın bir an evvel çıkması KHK’lılar ile ilgili demokratik bir sürecin önünü açabilir. Tahminim böyle. O yüzden barış süreciyle ilgili sonuçlanacak bir yasanın içine dahil edilmesinin çok mümkün olmadığını görerek bu yasanın çıkmasından sonra oluşacak bir demokratik ortamda KHK’lıların sorunlarının daha vurgulu bir şekilde konuşulabileceğini düşünüyorum. O yüzden biraz daha sabır ama biz sabretmekle beraber gerekeni de yapıyoruz.
İnsanların eşlerinden dolayı ihraç edildiği, insanların başka birilerinin onun hakkında konuşmasından dolayı, kayıtlara giren konuşmalardan dolayı ihraç edildiği günlerdeyiz. İnanılmaz şeyler. Bunun belgelerini de göstereceğim bilahare. Kabul edilecek şeyler değil.
KHK’lılar son derece haklı ama biraz daha sabretmeleri gerekiyor ve mücadeleye devam etmeleri gerekiyor. Sabır demek, başını eğip, boyun eğip beklemek değil, direnerek, gayret ederek, mücadele ederek, isteyerek beklemek demektir. Bunun da altını çizmiş olalım.
Sevgili izleyenler, Ramazan ayının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu cuma günü bayram. Ramazan, insanların kendini aç susuz bırakarak oruç tuttuğu ve iftar ayında bunun mükafatını umarak dualar eşliğinde iftarını açtığı aziz ve mübarek bir ay. Bu ayda son günlerdeyiz ve insanoğlu olarak bu fedakarlıkları yaptıktan sonra daha nitelikli bir insan olma şansını yakaladığımızı düşünüyoruz çünkü açlığa, susuzluğa sırf bir ideal uğruna dayanmak kolay bir şey değil. Basit bir şey değil ama bu insanı imtihan eden, insanı geliştiren, insanı kendi eksiklikleriyle yüzleştiren ve eksikliklerini yenmesini sağlayan bir süreç, bir ay.
Bu ay için de direncimizin arttığını düşünüyoruz, artması gerekir çünkü bu oruçlar boş yere gitmez. Sırf Allah için oruç tutmak, bir insan olarak da aynı zamanda daha vicdanlı, daha ahlaklı birisi olmamızı sağlar çünkü bir ideal uğruna insanın nefsinden bir fedakarlıkta bulunması son derece değerlidir. Bu yüzden umarım ki Müslüman olanlar için bu ay verimli sonuçlar vermiştir. Tabi oruç tutamayan vardır. Hastalığı veya başka nedenlerle oruç tutamayan da vardır veyahut da Müslüman olmayan insanlarımız da vardır. Bunlar son derece doğaldır. Biz bir dini anlayışı başkasına dayatanlardan değiliz ve hepsini normal karşılarız.
Müslüman için Ramazan ayının güzelliğini konuşuruz. İnanmayan veya tutmayan veya başka dinden olan için de Ramazan ayının yansımalarını konuşuruz.
Ramazan ayında Müslümanların daha dirençli, vicdanlı, ahlaklı, merhametli olmasını mevzu bahisse bundan etkilenecek olan da diğer insanlardır, tüm insanlıktır. Umarım ki Müslümanların hem kendine hem de tüm insanlığa böyle bir hayrı dokunmuş olur. Boş yere aç susuz kalmamış olurlar ve kazananlardan olur.
Ramazanın son günlerini yaşıyoruz ve Cuma günü bayram. Bu sene iki bayram bir araya geldi. Ramazan bayramı ve Newroz bayramı.
Newroz bayramı Türkiye’nin ve dünyanın değişik yerlerinde törenlerle kutlanacak. Baharın gelişi ve Orta Doğu halklarının çok önemli bir bayramı. Kürtlerin milli bayramı. Uzun yıllar Newroz Türkiye’de yasaklanmaya çalışıldı. Daha sonra baktılar ki bu olmuyor. Devlet kendisi Newroz kutlamaya çalıştı. Ve en sonunda da artık Newroz kutlamalarına çok fazla karışmamaya başladı.
Bir ara biliyorsunuz yıllarca sarı, kırmızı, yeşil renklerle ilgili bir tartışma vardı. Bu renkteki eşyaların, giysilerin, anahtarlıkların, Newroz alanına girmesi engellenmeye çalışılıyordu ve biz de bunu son derece komik buluyorduk. Bununla ilgili bir mücadele sergiledik. Şu anda böyle bir engelleme çok fazla görmüyoruz, işin doğrusu. Geçen sene görmedik, daha önceki senelerde bununla çok uğraştık. Umarım bu sene de olmaz.
21 Mart, Ramazan bayramının ikinci günü. Newroz günü Kocaeli’de olacağız inşallah. Darıca Millet Bahçesi B kapısından içeri girerek saat 12.00-17.00 arasında Newroz kutlamamızı gerçekleştireceğiz. Halaylar, zılgıtlar ve neşeli bir havada, umarım güneşli bir havada güzel bir Newroz kutlayacağız. Tüm Kocaelilileri Newroz’a katılmaya davet ediyorum. Barış içinde, kardeşlik içinde ve yeni sürecin beklentisi içinde Newroz’u kutlayacağız.
Süreç demişken her şey istenildiği gibi değil fakat barışla ilgili bir gelişme var ve biz de bunu sonuna kadar sürdürmek zorundayız ve buna da devam edeceğiz sevgili arkadaşlar.
Programımızın bitiminde unutmamamız gereken bazı vakaları tekrar hatırlatmak istiyoruz. Bazı ölümler, bazı vakalar Türkiye’de çok iz bıraktı ve adaletli bir şekilde sonuçlanmadı. Onlardan birisi Cemal Kaşıkçı vakası. Cemal Kaşıkçı Türkiye’de, Suudi Arabistan Konsolosluğunda katledildi. Ne ölüsü ne dirisi çıktı. Sayın Erdoğan esti gürledi, bağırdı, çağırdı. En sonunda bir kredi karşılığında Cemal Kaşıkçı’nın dosyası Suudi Arabistan’a verildi. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bir anlaşma yapıldı. Ardından Suudi Arabistan’dan krediler alındı.
Osman Kavala yıllardır hapiste. büyük bir zulümle, büyük bir haksızlıkla hapiste, hiç hak etmediği halde hapiste, hayatı boyunca iyilik yapmış, sivil toplumu desteklemiş bir insan, inanılmaz iddialarla hapse konuldu ve onun üzerinden birilerine parmak sallanıyor. Osman Kavala’yı hapiste tutarak Türkiye iktidarı “Batıya benim kırmızı çizgimdir, üzerime gelmeyin.” demeye çalışıyor fakat Osman Kavala Avrupa’da çok tartışılıyor ve ona yapılan zulüm herkes tarafından biliniyor. Bir an evvel Osman Kavala’nın bu kötü yargılamadan kurtularak özgürlüğüne kavuşması gerektiğini söylüyoruz.
Şerif Mesutoğlu işlemediği bir cinayetten Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ü öldürmekten cezaevine atıldı. Tüm deliller, tüm ortam, tüm görünenler onun böyle bir cinayetle alakası olmadığını gösterdiği halde bir uyduruk mahkeme ile ağır bir şekilde cezalandırıldı. Yargılamalar da kendini yaktı, açlık grevlerine girdi ama maalesef ki bu adaletsiz karardan vazgeçilmedi çünkü karar önceden verilmişti. Şerif Mesutoğlu ağırlaştırılmış müebbet yatıyor ve ona yapılanı kabul etmiyoruz.
Selçuk Kozağaçlı bakın kendisi tahliye sonrası elinde çiçeklerle ama bu sevinci yarıda bıraktılar ve sonrasında yine uyduruk bir şekilde kendisini tekrar bir kararla cezaevine attılar. Mazlumun, mağdurun, ezilenlerin yanında durmaktı tek suçu ve egemenler tarafından acımasızca cezalandırılıyor.
Sevinç Çakır oğlu için Adalet Bakanlığı önünde adalet aramaya devam ediyor. Zaman zaman ona destek veriyorum, destek vermeye devam edeceğim. Ramazan ayında 8 Mart’ta Adalet Bakanlığı önünde bile açıklama yaptırmadılar. Her türlü zulme, haksızlığa uğruyor ama o bir Anadolu kadını ifanıyla sadece ve sadece barış ve hak istiyor. Çok nitelikli ve uzun süreli bir direnişi devam ettiriyor ve ettirmeye kararlı.
Gabonlu Dina, biz onun ölümünü gündem etmiştik fakat katli sonrasında hakkında adil bir karar çıkmadığını düşünüyoruz. Dosya şimdilik kapatıldı ama bizim nezdimizde kapanmadı.
Vezir Muhammed Nourtani, patronları tarafından sigortasız ve çok az ücretle çalıştırılıp, bir de cesedi yakılan, belki de diri diri öldürülen mazlum bir Afganistanlı işçi, perişan durumda ve perişan durumda olan bir ailesi var ve Vezir Muhammed Nourtani davasında adalet çıkmadı ve maalesef bu fakir mazlum kişinin cinayeti gerektiği kadar aydınlatılmadı.
Yusuf Bilge Tunç 6 Ağustos 2019’dan beri onu söylüyoruz. Zorla kaybedildi ve kaçırıldı. Nerede olduğu bilinmiyor. Muhtemelen öldürüldü. Ben herkese bunu soruyorum. Bu ülkedeki güvenlik bürokrasisine de sık sık sordum. Hakan Fidan’a sordum. Hiçbir cevap vermiyorlar. Belli ki zorla kaybedilip kaçırıldı ve şimdiye kadar ortaya çıkmadığına göre de öldürüldü. Bu konuda bir bilgiye ulaşmak için yıllardır uğraş veriyoruz ve uğraş vermeye de devam edeceğiz. Yusuf Bilge Tunç’un hakkını aramaya devam edeceğiz.
Gökhan Türkmen zorla kaybedilip kaçırıldıktan sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıktı ve şimdi Sincan Cezaevi’nde 9 ay boyunca kaçırılan ve işkence edilen bir insan.
Yasin Ugan 6 ay boyunca zorla kaybedip kaçırıldı ve ardından Ankara Emniyeti’nde aniden ortaya çıktı. Kendisi de şu anda Sincan Cezaevi’nde ağır bir şekilde cezalandırılmış durumda. Cezası ayrı bir konu ama bizim derdimiz Gökhan Türkmen ve Yasin Ugan ile bu uzun süreli zorla kaybedilmelerle ilgili bir açıklama beklentisi içindeyiz ama tabii Türkiye’de Cumartesi Anneleri için tek bir açıklama yapmayan ve hak talep edenlere her türlü zulmü reva görenlerin böyle bir açıklama yapmayacağını da az çok tahmin ediyoruz.
Gülistan Doku Dersim’de kayboldu, hala yok, yok, yok. Gülistan Doku nerede? Ölüsü veya dirisi onu arıyoruz ve hala bekliyoruz.
Hürmüz Diril, eşi Şimoni Diril’in katlinden sonra cesedine bile ulaşılamadı. Ne oldu bilemiyoruz. Öldürüldü ve vahşi hayvanlar mı onu paramparça edip yok etti? Yoksa başka güçler mi? Bilemiyoruz ama biz onu gündem etmeye devam ediyoruz.
Bugün de programımızı burada bitiriyoruz hepinizi haftaya, salı günü saat 21.00’da buluşana kadar sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Hoşça kalın.


























Yorumlar