26 Mayıs 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz. Bu akşam iki önemli konu var. Birisi çok acı bir aileyi sarsan küçücük bir çocuğun çok dramatik bir ölümü. Bir kaza sonucu deniliyor ancak çok büyük ihmaller var. Seçim bölgem Kocaeli’de oldu olay. Olayın ayrıntılarına az sonra gireceğiz.
İkinci bölümde de Kocaeli Körfez’de Yavuz Sultan Selim Mahallemizde çevre kirliliğine mukim olan insanları çok rahatsız edecek bir tır parkı girişimi ile ilgili çevre sakinlerini ve sivil toplum kuruluşlarını misafir edeceğiz. Onlar ile konuşacağız.
Önceki aylarda bir kaza yaşandı ve çok üzücü bir kazaydı Gebze’deki kaza. 6 yaşındaki minicik bir kız çocuğumuz okula gidiyordu ve anne babası büyük bir sevinç yaşıyordu, “Çocuğumuz okula başladı.” Diye ve servis ile gidip geliyordu. Bu arada servis onu okul çıkışı alırken önemli ihmaller silsilesi yaşandı ve Ela Tabakoğlu servisin altında kalarak hayatını kaybetti. Çok acı, üzücü bir olay yaşandı ve bundan sonra aile büyük bir adalet mücadelesine başladı. Ela Tabakoğlu hayatını kaybetmişti ve anne baba Fatih Tabakoğlu- Serpil Tabakoğlu büyük bir adalet mücadelesine kalktı ve onların hikayesini bu akşam gündem edeceğiz. Avukatları, Av. Gürkan Pişken de programımızda olacak. Sayın Fatih Tabakoğlu’na ilk sözü bırakıyorum. Fatih Bey Allah rahmet eylesin başınız sağ olsun. Evinizde de ziyaret ettik ve bu işin peşini bırakmayacağımızı söyledim. Kazanın olduğu ilk günden itibaren bu konuyu gündem ettim. Soru önergeleri verdim. Bir Kocaeli Milletvekili olarak yoğun bir şekilde gündemimde oldu bu işin takibini yapıyorum. Hem sizi ziyaret ederek hem mahkemeleri takip ederek, bizzat gelişmeleri hukuki açıdan raporları takip ederek konuyu izliyorum ve adaletin yerine gelmesi için de baskı unsuru oluyoruz. Allah sabırlar versin. Neler yaşandı?
Fatih Tabakoğlu: “ 4 Şubat günü Gebze Bilgi İlkokulu’nda okuyordu. Annesi kızımı servise bindiriyor. Akşam da geri gelmesini bekliyorduk. Sorumsuz insanlar; daha ağır şeyler söylenmesi gerekiyor ama sorumsuz insanlar hem kendileri hem şirket yöneticileri hem okul hem kurumlar sorumsuzlar! Bunlar organize bir şekilde benim çocuğumu öldürdüler. Ben buna hiçbir zaman kaza demedim. İlk günden beri ben buna organize bir cinayet diyorum. Olaya bakarsak 4 Şubat günü okul çıkışında bizim ve okulun bilgisi olmadan hostes Meryem Can tarafından bu firmada yetkisinin ne olduğunu da bilmiyoruz, Meryem Can tarafından bir servis değişikliğine karar veriliyor. Biz bunları nereden biliyoruz? Sonuçta annesi de ben de olay yerinde değildik. Bunları biz ifadelerden kayıtlardan biliyoruz. Meryem Can ifadesinde; servis değişikliğine kendisi karar verdiğini söylemiş ve eşi İsa Can da 10’ar dakika ara ile 4 tane servise çıkıyormuş. Bir koltukta iki karpuz taşınmaz. Eşi İsa Can ve Meryem Can’ın çocuğumu bulamadıkları taktirde oradan hiçbir yere ayrılmamaları gerekiyordu. Eşi Meryem Can kanunsuz olarak zaten diğer okulun servisleri korsan çalıştırdığı da ortaya çıktı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Fatih bey bilmeyenler için kısaca ne yapmış bu servis şoförleri? Normal servis prosedürü mü devam ediyormuş yoksa o güne ait bir değişiklik mi yapmışlar?
Fatih Tabakoğlu: “ Bizim duyduğumuza göre ve bazı ifadelerde geçtiğine göre; servis değişikliği 1 gün önce de yapılmış. Bu olay bizim başımıza 1 gün önce de gelmiş. Bu insanlar bunu yapıyormuş bizim haberimiz olmadan. Kanunsuz bir şekilde ilerliyorlarmış. O gün bunlar 4 servis taşımacılığı yapıyormuş 10’ar dakika ara ile. Bu kanuna aykırı. Bir öğrenci servisi günde 3 servisten fazla alamaz. O da saatleri uyması şartı ile. Bu konuda ben işin içinden gelen bir insanım. Benim babam 35 yıldır sadece öğrenci taşımacılığı yapıyor. Öğrenci taşımacılığında onların imzaladığı 14 sayfalık bir talimat var. O talimatta şoförü koruyan ya da şoförün lehine olan bir tane madde yok. Bu talimatları ben kendim biliyorum. Dün mahkemede de avukatları şöyle söyledi; “ Servis değişikliğini bildirmek zorunda değillermiş. Firma bildirmek zorundaymış.” Halbuki burada firma okula şoförü vekil tayin eder. Avukatları kendi başına yeniden bir kanun yazmaya kalktı. Bunu da buradan belirteyim. O gün ve 1 gün öncesi servis değişikliği yapıyor, kızım okuldan çıkıyor, okulun ana binanın kapısından dışarı çıkıyor kamelya bölgesinde 6 dakika kadar bekliyor. 6 dakika boyunca Meryem Can ve İsa Can muhtemelen aralarında bir tartışma mı geçti ne oldu bilmiyoruz kör olsa çocuğumu görürlerdi. Benim çocuğum ayırt edilebilecek bir çocuktu. Annesi o sabah bana resim attı çok süslenmişti. 500 metre ileriden baksam tanırdım. Sabah getirdiğini akşam götürmek zorundasın. Ben veya annesi aldım demediğimiz taktirde. 6 dakika bekliyor çocuğum, servis aracı hareket haline geçiyor boş bir şekilde halbuki İsa Can burada da yalan söylüyor. “Ben öğrencileri topladım hareket ettim.” Diyor. Boş araba ile hareket ettiğinin bile farkında değil o kadar sorumsuz. Hareket halindeyken ilk mahkemede söylediği çok garip bir şey var. Allah’tan bu zamana kadar başka can yakmamış. Hepimiz araç kullanıyoruz. Dönüşlerde, girişlerde, çıkışlarda önümüzü ve arkamızı kontrol ediyoruz. Benim babam “İki değil sekiz gözün olacak.” Derdi. İki dönüş yapıyor, ilk dönüşte görmüyor, ikinci dönüşte de zaten çocuğumu eziyor. Arada 150-200 metre var. Çocuk arabanın arka kısmına sadece karşıdan karşıya geçerken geçiyor. Onun haricinde önce sol tarafından sonra sağ tarafında. Benim çocuğum görüntülerde kaldırımdan çıkıyor. Yolun karşısına geçiyor, kaldırıma geçtiğinde kaldırımda arabalar park halinde olduğu için tam arabaların yanından yürüyor. Kaldırımda arabalar olmasa yine kaldırımdan gidecek. Burada da okulun ve bu işlerle ilgilenen Milli Eğitim’in ve Emniyet’in organizasyon eksikliği var. yaya kaldırımına park ettiği apaçık belli olan insan hala bugün sokakta dolaşıyor. Bu da bir cinayetin sebebi. Dönüş yaptığı yerde zaten görüntüler de gözüküyor şimdi. İlk anda zaten o yol boyunca bir sürü uyarı şeklinde buna bağırış, çağırma, ıslık, korna bir sürü tepki verilmiş durması yönünde. Otobüsün ön kamerası çalışıyor sadece. Ön kameradan gördüğüm kadarıyla kızımı görmeyecek noktada olan insan bile dur diyor buna. Bu görüntüler bizde ve emniyette mevcut. Görmeyecek konumdaki insan bile dur dediği halde bu durmuyor ısrarla. Israrla sürüyor. Çünkü niye? Bir sonraki servise yetişmeye çalışıyor. Bir koltukta iki karpuz taşımaya çalışıyor. Çocuğuma iki kere çarpıyor. Birinci çarpması sağ ön tekerin altından o anda dursa şu anda biz belki de sizinle tanışmamış olacaktık çünkü hiçbir şey olmayacaktı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Üstünden geçtiğini de bir şoför hisseder, o anda da durmuyor. Çocuğun üstünden geçtiğini mutlaka bir şoför hisseder fakat onu da anlamıyor demek ki ya da umursamıyor.
Fatih Tabakoğlu: İkinci çarpmada da çocuğumun üstünden geçiyor. Orada çok kötü bir manzara vardı. oradaki manzarayı ben size terk edemem. Ben o gün çalışıyordum. Oraya geldiğimde dünya başıma yıkılmıştı. Böyle bir manzarayı Allah düşmanıma vermesin. Allah düşmanıma göstermesin. Bu manzara her insanın katlanabileceği bir şey değil. İsa, kayıtlara göre olay yerinden kaçmış. Bu apaçık belli. Avukatları bunu bu şekilde çok savunuyorlar. Olay yerinden kaçmadığını, olay yerinde bunun dövülmeye ve linç edilmeye kalkıştığı gibi şeyler söylüyorlar ama bunların aslı yok. Gayet de olay yerinde Can Turizm tabelasını sökecek kadar rahatlar. Kimse bunların üstüne gitmemiş. O görüntüleri biz daha önce kendi özel hesaplarımızdan paylaştık. Orada Can Turizm tabelasını söküyor. Yanında bulunan diğer hostese, bu arada diğer hostes de araç içi görüntü kayıtlarında bunu “Abi dur çocuk var.” diye uyarıyor. Bu 4 saniye daha arabayı sürüyor. 4 saniye bir insan hayatını götürebiliyor. Götürdü de benim çocuğumu. 4 saniye frene basmak için yeterli ve o görüntü kaydında buradan dikkat edilirse buradan ben Adli Tıp Kurumu’na ve yetkili mercilere sesleniyorum “Abi çocuk var.” dediğinde araba hareket etmiyor ondan sonra hareket etmeye başlıyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Avukat Gürkan Pişken hayatını kaybeden Ela’nın avukatı. Buyurun sayın avukatım söz sizde.
Gürkan Pişken: “ Bizim aslında dosyada daha çok ileri sürmek istediğimiz ve üzerinde durduğumuz mesele bu bir stabil bir ya da sıradan bir trafik kazası değil. Günümüzde birçok trafik kazası meydana gelebiliyor, bazı ihmaller sonucu olabiliyor ama burada bir servis organizasyonunun eksikliğinden kaynaklı bir trafik kazası meydana geliyor. Burada birbirini tanımayan iki insanın karşılaşması sonucu bir kaza meydana gelmiyor. Burada normalde sabah o öğrenciyi Ela’yı okula bırakan Servis şoförü almakla yükümlü olmasına rağmen ticari kaygı güderek birden fazla okulun taşımacılığını üstlendiği için ki bu da zaten yönetmeliğe aykırı bir şekilde hareket etmişler. Bu nedenle diğer okula yetişmek için servis değişikliği yaptığından kaynaklı olarak hızlıca okuldan çıkıyor. Zaten bu nedenle burada biz daha çok şoför üzerine sadece şoför üzerine odaklanmasını istemiyoruz. Bunun arka planında bu kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren olaylar silsilesinin aydınlatılmasını, diğer sorumluların tespit edilmesini Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin vermiş olduğu raporda da çok güzel bir şekilde o husus belirtilmiş. Sadece burada şoförün asli kusurlu olmadığını aynı zamanda Ela’nın bu araca binmesine bindirilmesini sağlamakla yükümlü olan kişi veya kişilerin de bu kazada asli kusurlu oldukları sonucunda asli kusurlu olduklarına yönelik bir rapor tanzim edilmiştir. Bizim de zaten soruşturmanın başından beri talebimiz ve ileri sürdüğümüz hususlar bu şekildeydi. Adli tıp raporu da aslında bizim beyanlarımızın ne kadar haklı olduğunu ve doğrulanabilir nitelikte olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Burada biz eğer sadece şoför üzerine odaklanırsak yarın tekrar bu kazalar meydana yine gelecektir çünkü buradaki mesele sadece bir şoförün direksiyon ihmalinden kaynaklanan bir mesele değildir. Bunun olayları başlatan bir organizasyon ihmali söz konusudur. Kaldı ki zaten sadece bu servisle alakalı da değildir. Burada okulun da belli kusurları söz konusu. Bununla alakalı da zaten Milli Eğitim Bakanlığı gerekli soruşturmayı yürütüyor. Birtakım sorumluları da tespit etmiş durumdalar. Bu rapor doğrultusunda da biz okulla alakalı da gerekli soruşturma başlatmayı düşünüyoruz savcılığa suç duyurusunda bulunacağız çünkü buradaki tek kusurlu ya da tek cezalandırılması gereken kişi İsa Can değil diğer kusurluların da aynı şekilde cezalandırılması gerekmektedir. Dediğim gibi rapor da zaten bu durumu doğrulamaktadır. Burada aslında Ela’nın vefatı çocuğun aslında ihmalinden ya da bir davranışından meydana gelmemiştir. Burada yetişkin olan insanların görevlerini yeterince yerine getirmediğinden, ihmalkar davrandıklarından dolayı maalesef ki böyle bir kaza meydana gelmiş bulunmaktadır.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yargısal boyut devam ediyor. Adli tıp raporu çıktı ve asli kusuru hem şoföre hem de organizatörlere verdi ve bu çerçevede son duruşmada da mahkeme tekrar bir takip içinde gördüğümüz kadarıyla. Peki yeni duruşma ne zaman? Hakimin kararları neydi? Bir avukat olarak son duruşma hakkında biraz kısaca bilgi verirseniz.
Gürkan Pişken: “ Dosyada aslında savcılık aşamasında alınan bir rapor var. Bir de kovuşturma aşamasında alınan bir rapor vardı. Son rapor aslında diğer rapor normal bir sıradan bilirkişinin hazırlamış olduğu bir rapor olduğu için aslında çok da itibar edilebilecek bir rapor değildi ancak son alınan rapor Adli Tıp Kurumu’nun Trafik İhtisas Dairesi’nden alındığı için orada bir kişi o raporu hazırlamıyor. Uzman, profesör avukatlar var, trafik bilirkişileri var. Bu nedenle hani bir kurul doğrultusunda alınan bir rapor olduğu için aslında hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor olduğu kanaatindeydik. Ancak mahkeme, üst mahkemelerin de genelde yaklaşımı bu şekilde olabiliyor. Eğer dosyada birden fazla rapor var ve birbiriyle çelişiyorsa bu çelişkinin giderilmesi gerektiği şeklinde yaklaşımları oluyor üst mahkemelerin. O yüzden de mahkeme yine Adli Tıp Kurumu’nun Trafik İhtisas Dairesi’nin genişletilmiş uzmanlar kurulundan bu doğrultuda yeni bir rapor alınmasını talep etti ve duruşmada bizim açımızdan gayet iyi geçti aslında çünkü sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Aynı şekilde biz hostesi olan Meryem isimli kişinin de bu olayda asil kusurlu olduğu için savcılığa mahkeme tarafından bir ihbarda bulunmasını talep etmiştik. Bu talebimiz şu aşamada henüz daha kabul görmedi çünkü hem rapor daha netleşmedi. Yeni bir rapor gelmesi gerekiyor. Yeni raporda aynı doğrultuda gelirse yüksek ihtimalle Meryem isimli şahıs da aynı şekilde onun hakkında bir savcılığa ihbarda bulunup soruşturma başlatılacağı kanaatindeyiz. Duruşma 2 Temmuz’a ertelendi. 2 Temmuz gününde duruşmamız var saat 14.45’te eğer rapor yetişirse büyük ihtimalle ve dosyada Adli Tıp Kurumu’ndan fiziki olarak mahkemeye gönderilirse artık İsa Can hakkında sanık hakkında herhangi bir araştırılması gereken eksik bir husus kalmadığından tahminimizce savcılık mütalaasını verecektir. Tabii bizim talebimiz bu ihmaller zinciri olduğundan dolayı sıradan bir trafik kazası değil. Az önce de beyan ettiğim üzere yine Fatih Bey de beyan etmişti. Burada Ela’nın servisin arkasından koştuğunu gören ya da yanından koştuğunu gören insanlar servisi kaçırdığını düşünerek zaten arabada olanlar kornaya basıyor. Bu zaten mahkemede dinlenen tanık beyanlarıyla da açık bir şekilde ortaya konuldu. Kornaya basanlar, ıslık çalanlar, bağıranlar bu süreç 5-10 saniye sürmesine rağmen sanık maalesef durmadı. Hadi dışarıdaki sesi diyelim ki duymadığını kabul ederiz. Bu kabul edebilecek bir durum da değil çünkü tanıkların beyanına göre o kadar fazla bir korna ve ıslık sesi çıkmış ki bunun duyulmaması çok beklenilebilecek bir durum değil. Bunun haricinde yine araç içerisinde normalde herhangi bir öğrenci taşımıyor. Sadece yeni işe başlayan bir hostes var, Dilek Hanım. Dilek Hanım, bir de o Dilek Hanım’ın çocuğu ve İsa, üç kişi arabada duruyor. Dilek Hanım, araç tam dönüş esnasındayken, dönmeye başlarken, “Abi çocuk var.” diyor, uyarıyor. Ona rağmen durmuyor ve 4-5 saniye boyunca arabayı hareket ettiriyor. Sonrasında zaten bilirkişi kayıtlarında da arabanın yükselip alçaldığı şeklinde beyanlar da var. Buna rağmen hala durmuyor. Az önce siz beyan etmiştiniz. Çarptığını da mı hissetmedi? Aslında hissediliyor çünkü araba kalkıp indiğinden dolayı. Buna rağmen durmuyor, birkaç saniye geçiyor sonrasında duruyor. Bu nedenle biz burada bir taksirle aslında öldürmenin değil, biz burada hatta bu uyarılara rağmen durmadığından dolayı bilinçli taksirin uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Mahkemeye de bu şekilde beyanlarımızı zaten sürekli olarak hem duruşmada hem yazılı olarak ileri sürüyoruz. Umuyoruz ki sanık gerekli cezayı alır.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Allah rahmet eylesin, başınız sağ olsun. Allah sabırlar versin. Bir anne olarak çok zor ama buyurun, sizi de dinleyelim.
Serpil Tabakoğlu: “Yaklaşık 4 aydır bizim için zor geçiyor. 4 Şubat günü ben çocuğumu okula gönderdim. Çıkışta eve gelmesini bekledim çocuğum eve gelemiyor. Okuldan çıkıyor 6 dakika bir çocuk sabit bir yerde bekliyor. 6 Dakika az bir zaman değil. Nasıl oluyor da çocuğu bulamıyor. Birinci sınıfa giden çocuklar bir tık daha erken çıkar ve zaten önce onu bulması gerekiyor. Önce Ela’yı alması gerekiyor. Bakıyor ki ortalıkta servis yok. Benim çocuğum 6 dakika bir yerde sabit bekliyor. Hani görmedin diyelim, servis değişikliğini de bildirmiyorsun. Defalarca telefon görüşmeleri görünüyor kamera kayıtlarında. Telefonla konuşuyor çocuğun, yanından geçiyor. Çocuğu yine görmüyor. Çocuk küçük, zaten hiç görmüyor. Bakıyor ki yan bahçeden, araba gidiyor. Benim çocuğum, “Servisim gidiyor.” diyerek peşinde koşuyor. O servisi belki o gün orada görmese peşinde koşmak zorunda kalmayacaktı. Baktı ki servis gidiyor, çocuk endişe ediyor.
Gürkan Pişken: “Sadece İsa Can tek ceza verilmesi gereken kişi değil. Belirttiğim üzere Milli Eğitim de okulla alakalı kendi müfettişleriyle bir soruşturma yürütmüştü. O soruşturma tamamlandı. Bazı öğrenci ve yönetim kadrosunda olan öğretmenlere belli cezalar tayin edildi idari anlamda. Tabii biz bunun yeterli olduğu kanaatinde değiliz. O idari anlamda yapılan cezalar, uygulanan cezalar. Biz bunların aynı zamanda cezai anlamda da sorumlu tutulmalarına yönelik işlem başlatacağız. Bu sürede tabii adli bir işlem, adli bir vaka olduğu için aslında Milli Eğitim’in de bu rapor doğrultusunda savcılığa bu kişiler görevlerini ihmal ettiğinden dolayı bir suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Biz şu an o süreci bekliyoruz aslında. Milli Eğitim şikayette bulunsun, suç duyurusunda bulunsun, biz de o şekilde dosyaya dahil edilelim diye çünkü rapor hala şu an Milli Eğitim’in elinde. Onların da biz gerekli cezaları alacağını umuyoruz. Burada okul yönetimindeki personeller, bir öğrenci 6 dakika boyunca okul bahçesinde bekliyor olmasına rağmen hiç kimsenin bununla ilgilenmemesi, normalde bahçede nöbetçi öğretmenler olur veya bu servis değişikliği kendi kafalarına göre servis değişikliği yapılabiliyorsa eğer demek ki bu okul yönetiminden korkmadıklarını gösterir. Eğer okul yönetimi gerekli despotluğu bu hukuki anlamda söylüyorum yoksa zorbalık olarak değil despotluğu sağlanmış olsaydı bu kişiler zaten bu şekilde bir servis değişikliğine gitmek cesaretleri olmayacaktı.
Serpil Tabakoğlu: “6 dakika çocuk bir yerde saat beklerken bakıyor ki servis gidiyor. Yetişme korkusuyla 6 yaşındaki bir çocuktan bahsediyoruz. “Eve yetiştireceğim.” diye servis peşinde koşarken umarsızca bu servis şoförü ne etrafındaki sesi duyuyor ne araç içindeki hostesin uyarışına kulak asmıyor ve benim çocuğumu yok ediyor. Neden arabaya bindirilmedi? Neden okul bahçesinde 6 dakika bekledi? Hani bekledi, nasıl oldu bahçeden dışarı çıktı? Zaten ortada şöyle bir problem de var; iki okul birleştirildi. İki okul birleştirildiği için çıkış ve giriş saatleri çok yakın oldu. Orada bir kaos da var. Bin kişilik okul mevcudu oluyor iki bin kişi. Üstüne bir de veli kalabalığı, araç kalabalığı. Zaten orası kıyamet gibiydi. Olay oluyor, diğer hostes, asıl hostes beni arayarak “Ben çocuğu bulamıyorum.” diyor. Diyorum ki: “Nasıl bulamıyorsunuz çocuğu ben almadım.” Halbuki olan olmuş, gelmiş benim çocuğumu teşhis etmiş, beni arıyor, ben bulamıyorum.” diyor. Topu bana atıyor. orada aslında beni suçluyor. “Siz mi aldınız?” deyip artık ne kafasıyla bunları düşünüyorlarsa. Zaten ben gittiğimde olan olmuş, olay yeri gelmiş, ambulans gelmiş, polis gelmiş. Evim o kadar uzak değil ben buradan dört dakikada oraya gittim. Dört dakikada siz ne ara bu kadar şey yaptınız? Çünkü dediğim gibi olan olmuş, ben sonra aranıyorum.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Burada biz hem Kocaeli Valiliği’ne çağrıda bulunuyoruz. Hem Gebze Kaymakamlığı’na, hem de Mahkeme’ye, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na çünkü hepsinin görev alanına giren hususlar var. Olay yargıya intikal etmiş ancak önemli ihmaller var. Milli Eğitim Bakanlığı’na, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çağrılarda bulunuyoruz. Konuyu takip ediyoruz bir milletvekili olarak ve küçük çocuklarını kaybetmiş bir ailenin adalet arayışına destek vermeleri gerektiğini söylüyoruz. Öyle geçiştirilecek bir hadise değil bu. Daha yıllarca yaşayabilecek küçücük bir çocuk babanın tabiriyle cinayet gibi bir kaza sonucu hayatını kaybetti ve korkunç bir şekilde bu dünyadan ayrıldığı bir kaza oldu. Neden vurma hadisesi, kaza hadisesi oldu? Çağrınız kimlere? Bir baba olarak çağrılarınızı almak isteriz. Biz konuyu soru önergelerimizle takip ediyoruz. Yargısal olarak zaten avukatlarınız takip ediyor ve biz de duruşmaları takip ediyoruz, raporları takip ediyoruz. Sizin son söz olarak çağrınız nelerdir Fatih Bey?
Fatih Tabakoğlu: “Dün mahkemede çok kötü şeyler oldu. Karşı tarafın avukatı ısrarla bizim getirdiğimiz bir tanığa “Hangi teker zıpladı? Hangi teker şöyle oldu?” diye ısrarla soruyor. Orada benim yerimde bir başkası olsa çok farklı şeyler yapardı. Orada bahsi geçen benim çocuğum. O kadar ahlaksız ve vicdansız ki bir suçluyu savunurken bile bizi psikolojik olarak bitirmek istiyor. Beni aradı 3 Mayıs günü, bana para teklif etti. Benim çocuğumu hangi parayla satın alabileceklerini düşünüyorlar acaba? Böyle bir para basılmış mı bu dünyada? Ben şu zamana kadar kötü hiçbir şey yapmadım olay için. İnsanlar neler neler yapıyor? Ben baba olarak adalete güvendim. Eşim de anne olarak adalet güvendi. Biz aile olarak kenetlenip adalet istiyoruz. Bu insanlar bu vicdansızlar hangi tekerin ne kadar sürede nasıl atladığını düşünecek kadar bu ülkede avukatlık yapıyorsa buradan herkese çağırım; kimse bu insanla çalışmasın. Bu vicdan ve ahlak yoksunu insan. Bana para teklif edebilecek kadar da ahlaksız.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Anne baba olarak konuyu anlattınız. Sayın avukatımız Gürkan Pişken de hukuki süreci anlattı. Tekrar başsağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin diyorum. Konunun takipçisiyiz. Kamuoyuna da bu konuyu iletiyoruz. Geniş bir kamuoyu duyuyor ilgililer de duyuyor. Bu konu bir milletvekilinin takibindedir ve gerçek anlamda adalet sağlanana kadar da peşinde olacağız. Değerli izleyenler acılı aile Ela Tabakoğlu’nun ailesi Fatih Tabakoğlu, Serpil Tabakoğlu ve Avukat Gürkan Pişken’i dinledik. Şimdi de programımızın ikinci bölümüne geçiyoruz. Kocaeli Körfez ilçesinde yapılması planlanan Tır Parkı konusunda Körfez ilçe halkının büyük şikayetleri var ve biz bu alanda neler yaşanıyor bunu ikinci bölümümüzde izleyeceğiz.
Sizleri Kocaeli Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki bir sorundan haberdar etmek istiyoruz. Tabii ki Kocaeli seçim bölgem. Kocaeli Körfez İlçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bazı sorunlar var. Malum Kocaeli sanayileşmenin getirdiği dertler ile boğuşan bir il ve Körfez ilçemiz gittikçe büyüyen bir ilçe ve ağır tonajlı nakliye araçları tarafından istila edilmiş durumda. Böyle bir istila trafik kazaları, çevre kirliliği ve daha pek çok şey getiriyor. Artık sanayileşme bu yükü kaldırmıyor. Biz her açıdan söylüyoruz artık bu kadar sanayileşmeyi Kocaeli kaldırmıyor! Sanayi tesisi yapıyorsunuz ardından oradaki tesisteki malları taşımanız gerekiyor, o tesisdeki malları taşıyacak yol yok. Tır getiriyorsun da o tırları koyacak yer yok. Bu işler böyle olmuyor arkadaşlar. Artık bu şehir kaldırmıyor diyoruz dinlemiyorlar, aç gözlü bir şekilde saldırıyorlar ve bu sefer il, ilçe, mahalle halkı da perişan oluyor. Oradaki zehirli atıklar, kanserojen maddeler halkımızın sağlığını bozuyor, huzurunu bozuyor, gürültü, çevre kirliliğine her şeye yol açıyor. Onlardan birisi Kocaeli Körfez İlçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde yaşanmakta. Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ne bir tır parkı yapılmak istenmekte. Bu tır parkı ile ilgili önemli gelişmeler var. Biz Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ne bağlanacağız ve oradaki yayınımızı gündem edeceğiz. Kocaeli Körfez ilçesi Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde basın açıklaması yapıldı. Mahalle muhtarı ve halk oraya toplandı. Bir açıklama yapıldı. Bu açıklama ile ilgili bilgileri alacağız. Körfez Ağrılılar Derneği Başkanı Vedat bey ile görüşmek istiyoruz.
Vedat Kılıç: Burası Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi. Sağ taraftaki alanda yaklaşık 83 dönümlük bir arazi var. bu arazi daha önce bir şantiyeydi şu an burası tır parkı yapılmak isteniyor. Buradaki mahalle halkı da 1 saat önce toplanıp bu alanın tır parkı değil de birçok ilçede, birçok mahallede, birçok ilde olduğu gibi buranın bir park alanı, millet bahçesi alanı olarak düzenlenmesini istiyor çünkü burası bir sanayi alanı değil, mahallenin tam ortasında kalan bir alan olduğu için burada çalışmalar başlamış durumda. Şu anki çalışma alanı burası. Burası 83 dönüm bu arazide tır parkı yapılmak isteniyor. Mahallenin içerisinde kalan bir alan. Bu alanı millet bahçesi olarak vatandaş burada bir hak talep ediyor. Az önce halk burada toplandı bu feryadını dile getirdi. Yaklaşık 1000’e yakın imza toplandı. Halk burada durmayıp muhtemelen önümüzdeki hafta Pazar günü de tekrar burada bir toplanıp tepkilerini dile getirecekler. Buradan yetkililere arkadaşlarımız seslendi. Bu alanın tır parkı olmayıp millet bahçesi, yeşil alan, vatandaşın hizmetine sunulacak bir alan olması için talepte bulunuyor. Bu talep en demokratik en haklı bir sebep olarak şahsi olarak bu haklı taleplerine destek veriyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Van Çaldıran Dernek Başkanı Sayın Metin Anik var. Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde önemli bir sıkıntı, imza kampanyası var ve millet bahçesi olma isteğine rağmen oradaki yaşamı tehdit edecek ve nahoş görüntülere sebep olabilecek bir tır parkı olayı var.
Metin Anik: Biz 1 hafta önce Körfez Belediyesi’nin 7 yıllık projesini dinledik. Bu 7 yıllık projesinin içerisinde Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ne bir tır parkı projesini sundu. Tabii ki ben Kocaeli Van Çaldıran Dernek başkanı olarak burada yoğunluklu insanlarımızın yaşadığı bir mahalle olduğu için biz burada geleceğimiz, çocuklarımız için bu parkta bu çocukların geleceğidir! Bu tır parkı değil yeşil alanlı bir millet parkı, sağlık ocağı, mahallede insanlar ile iç içe doğanın içinde kalan tek yer burasıdır. Burayı da tır parkına çeviriyorlar biz buna itiraz ediyoruz halkımız buna itiraz ediyor halkımız buraya temsilen gönderdi. Sesimizi gerekli mercilere iletin. Biz bu konuya itirazımız var. İnsanlarımızın yaşam geleceği burası değildir. Yeşil alanlardır, sağlıklı yaşanabilecek yerlerdir. Burada basın açıklaması yaptık. Buraya tır parkı değil buraya yeşil alan olsun.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kocaeli Körfez ilçemiz Dem Parti İlçe Eşbaşkanımız Sayın Mehmet Elgaz nedir buradaki durum? Az evvel bir basın açıklaması yapıldı Sayın Başkanım.
Mehmet Elgaz: Kocaeli Körfez İlçe eşbaşkanıyım. Dernek başkanlarımızın anlattığı gibi burada Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nin tam ortasında büyük 83 dönemli bir arazi var. Bu arazi daha önce milletin talebi üzerine millet parkı millet bahçesi gibi bir istekleri vardı ancak bu alanı tır parkına çeviriyorlar, tır parkı yapıyorlar. Bu da yerleşim alanının mahallenin tam ortasında Körfez’de Yavuz Sultan Selim Mahallesi %80’i doğudan göç etmiş gelmiş bir mahallemizdir. Biz de bu konuda Dem Parti Körfez İlçe Örgütü olarak katılım sağladık ve biz bunu mahallenin içinde tır parkını istemiyoruz dedik. Halkımızın yanındayız dedik. Basın açıklamaları yaptık. Diğer siyasi partiler de katılmışlardı. Dolayısıyla halk buranın burada tır parkı mahallenin içerisinde istemiyor. Daha sonra da belki yine toplanırlar. Çoluk çocuk, mahalle sakinleri, kadınlar. Biz de ilçe olarak katıldık. İlçe olarak geldik. Mahalle seçmenimizi ve hemşehrilerimizin yanında yer aldık.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: 22 Mayıs tarihinde Kocaeli Körfez ilçemiz Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bir basın açıklaması yapıldı. Arkadaşlarımız da orada. Burada bir çalışma var. Bu çalışma az evvel bahsettiğimiz tır parkı çalışmasıyla mı ilgili? Bölgede bir çalışma var. Belli ki burada sanırım ÇED de yapılmadan, ÇED raporu da alınmadan, burada çevreye vereceği zararlar konusunda bir görüşme de yapılmadan böyle emrivaki tarzında üstten bir talimatla bu tır parkı yapılıyor. Tepeden inme bir durum var sanki
Mehmet Elgaz: “Şu an zaten iş makineler çalışıyor. Kamyonlar, harfiyat kamyonları, iş makineleri çalışıyor alanda şu anda çalışma devam ediyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şu anda böyle bir çalışma başlamış. Mahalle halkının da etkili bir imza kampanyası var ancak bugünkü basın açıklaması belki istenildiği kadar çok etkili bir katılım yaşanmamış. Tekrar bir basın açıklaması olacak sanırım. Böyle bir duyum aldık. Biz konuyu takip edeceğiz değerli izleyenler. Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu olarak bu konuyu takip edeceğiz. Bu bölgede bir önemli yerleşim olduğunu biliyoruz. Gittikçe gelişen bir alan, konutlar artıyor. O bölgede Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde Körfez Devlet Hastanesi’nde görev yapmıştım. O bölgeyi biliyorum. Çok hizmet alması gereken bölgenin daha az hizmet alacak ve sağlık ihlallerine yol açacak bir bölge olma ihtimali olduğunu anlıyorum. Biz bu konuyu takip edeceğiz. Sayın eşbaşkanımız Sayın Mehmet Elgaz’a çok teşekkür ediyoruz. Van Çaldıran Dernek Başkanımız Sayın Mehmet Anik’e teşekkür ediyoruz ve Körfez Ağrılılar Derneği Başkanı Vedat Kılıç’a da çok teşekkür ediyoruz. Vedat Başkan’ım, tüm başkanlarımız burada. Onlar da bir sivil toplum duyarlılığıyla gelmişler, halkımızı temsilen gelmişler ve konuyu onlar takip ediyor. Biz de mecliste takip edeceğiz. Çok teşekkürler Sayın Başkanlarım. Biz konuyu takip edeceğiz. Halkımıza iletin ve konu hakkında soru önergesi de vererek konuyu takip edeceğiz. Değerli izleyenler bugün de bu kadar. Haftaya Salı günü saat 21.00’da tekrar birlikte olacağız. Hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın.


























Yorumlar