31 Ekim 2024
Gergerlioğlu: “Sayın Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a sesleniyorum; Can Atalay meselesini çözemediniz ve Meclis’te kavga çıktı, çok utanç verici görüntülerdi. Taraf tutmadan söylüyorum; Maalesef adalet olmadığı için bu tür kavgalar çıktı.
Aslında Can Atalay’ın geri dönmesi için en büyük delil karşınızda; benim! Anayasa Mahkemesi kararı ile dönmüş bir vekilim biliyorsunuz ve Can Atalay’a itiraz edenler, ben Anayasa Mahkemesi kararı ile dönerken AK Parti ve MHP’lilerin hiçbiri itiraz etmiyordu. O halde niye Can Atalay’da itiraz ettiler onu sormak isterim.
Bu sorunun cevabı verilemiyor. Olacak iş mi? Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkemeye gidiyor, tarihte olmayan bir şekilde yerel mahkeme Yargıtay’a dilekçe yazıp soru soruyor. Hiçbir hukukçu böyle bir şey görmemiştir! Bunu da siz eleştirmediniz Sayın Kurtulmuş olacak iş değil!
Bakın, ben bu Meclis’e döneli 3 yıl oldu, Sayın Genel Sekreter’e de kaç kez anlattım. Anayasa Mahkemesi Meclis’e gönderdiği yazıda dedi ki; “ Anayasa Madde 83 ve 14 konusunda bir muğlaklık var. Meclis bu konuda bir yasal düzenleme yapsın, bu tür sorunlar, vekillerin cezaevine atılması gibi sorunlar halledilsin.” demişti. Ben de bunu size soru önergesi ile sormuştum, siz de bana “Başkanlığımızda bununla ilgili tutulan bir veri yoktur.” Diye cevap vermiştiniz. Ben döndüm, Anayasa Mahkemesi’nin hakkımdaki kararına baktım, Anayasa Mahkemesi diyor ki: “Biz Meclis Başkanlığı’na gönderdik.” Siz ya kayıtlarınıza bakmıyorsunuz ya da ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Skandal bir cevap! Resmi bir cevap veriyorsunuz ama Anayasa Mahkemesi’nin size gönderdiği cevaptan ya haberiniz yok ya da üstünü örtüyorsunuz.
Dışişleri Komisyonu’na katılmıştık orada da skandal oldu. Ben, Mehmet Emin Ekmen ve Burak Dalgın oturuma katıldık diye nedense aniden kapalı oturuma döndüler Hakan Fidan güya çok gizli şeyler anlatacakmış, kapalı oturuma dönülüyormuş! İç Tüzük Madde 32 gereği; “Komisyondaki ey üye olmayan vekiller çıkın dışarı.” denildi. “Ya öyle bir şey olabilir mi? Anayasa olarak biz bu mecliste her yerde olabiliriz, olmamız gerekir, milletin temsilcisiyiz.” dedik. “Hayır efendim iç tüzük madde 32 var.” batsın böyle iç tüzük 32! Anayasaya aykırı bu iç tüzükleri değiştirin Sayın Başkan Numan Kurtulmuş. Kaç kez söylüyoruz? Milletin iradesini çiğneyen bir iç tüzük 32 olabilir mi? Bana cevap da verdiniz. “Efendim iç tüzük 32 var.” milleti, milletin vekilini çiğneyen bir iç tüzük olabilir mi? Lütfen şu iç tüzük değiştirin. Böyle bir skandal olabilir mi?
Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’a da ilettim. Türkiye Parlamentosu’nda bir milletvekili komisyonda “Yok üye değilsin efendim.” diye çıkarılıyor. Bunlar Avrupa Birliği raporlarına geçiyor. “Yaptık efendim oldu bitti.” diyorsunuz ama öyle değil işte.
Bakın soru önergeleri soruyoruz Sayın Kurtulmuş. “Bize kaba ve yaralayıcı ifadeler var.” diye dönüyorsunuz. Ya adama işkence yapılmış, adama hakaret edilmiş, küfredilmiş, polis küfretmiş, şu bu küfretmiş veyahut da bir idareci küfretmiş. Biz de onu tırnak içinde yazıyoruz. Kendi ifadem değil. Bize diyorsunuz ki “İç tüzük madde 67 var efendim, ona göre kaba ve yaralayıcı ifade bu önergenizi geri çeviriyoruz.” Yanlış cevabınız üzerine bir araştırma yaptım. İç tüzük madde 67. Genel kurul ile ilgili olaylarda geçerli. Bir. İkincisi yazılı soru ile ilgili maddelerde kaba ve yaralayıcı ifade diye bir şey geçmiyor bir kere. Velev ki geçse bile biz kendi ifademizi kullanmıyoruz.
Bir milletvekili olarak kaba ve yaralayıcı ifade kullanmıyorum. Vatandaşa işkence edilmiş, küfredilmiş onu yazıyoruz tırnak içinde. Hukukçular bilir, mahkemelerde de hakim birisine küfredilmiştir. “Ya efendim bana küfredildi, söyleyemem.” der. Hakim der ki; “Hayır söyle kardeşim, ceza ona göre değişecek.” Adam utanarak küfrü söyler, zabıtlara geçer. Bununla ilgili biz önergeyi tırnak içinde veriyoruz. Mahkemede geçerli olan, mecliste geçerli olmuyor. Bu nasıl bir iş? Anlamak mümkün değil.
Bu fotoğrafa iyi bakın. Şu fotoğraf iki yıl önce Sağlık Bakanlığı’na bir bebek hakkında verdiğim soru önergesiyle ilgili. Renas Arthur Akdeniz bu çocuğun adı. İki sene önce Bağcılar Medilife hastanesindeki büyük bir skandalla ilgili soru sormuşum ve bize cevap gelmemiş ve şu anda bu hastanenin ruhsatı iptal edildi. Hiç dönüp de Sağlık Bakanlığı’na sormadınız. Niye milletvekiline cevap vermiyorsunuz? 2 sene sonra efendim bu hastane yanlış işler yapıyormuş, ruhsatı iptal edilsin denilmiş ama onlarca bebek mağdur oldu.
Danışman arkadaşlarımızın çok büyük sıkıntıları var. Maaşlarının %60’ı erimiş durumda, kimsenin umurunda değil. İş sonu tazminatları verilmiyor. Bununla ilgili de bakın sizin de sözünüz var. Ben Meclis Başkanı olarak; “Bu konuyu kendimle ilgili bir vazife olarak telakki ediyorum. Söz veriyorum bu işi halledeceğim.” demişsiniz Sayın Başkan. Halletmediniz. Kadro alamıyorlar hallolmadı. Promosyon maaşının yüzdesi olmalı. Bu da hallolmadı. Giyim yol yardımı alamıyor danışman arkadaşlar. Bu konular da hallolmadı. Son derece mağdurlar. Bu denli itibarlı bir kurumda danışman arkadaşlarımız son derece mağdur ve mutsuz bir şekilde çalışıyorlar. Çünkü mağdur ediliyorlar. Bu konunun bir çözüme kavuşmasını istiyorum.”
























Yorumlar