24 Temmuz 2025
Herkese merhaba. Kocaeli DEM Parti İl Yönetimi, Dilovası DEM Parti İlçe Yönetimi, belediye meclis üyelerimiz ve Sivil Toplum Platformu’ndan arkadaşlarımızla gördüğünüz bölgedeyiz. Burası Tavşancıl konutlarının olduğu bölge. TOKİ konutlarını görüyorsunuz. TOKİ-Tavşancıl birinci etap, arka tarafımızda, Dilovası halkımıza tarif etmiş olalım. Şu kısımda eski Kömürcüler OSB, ardından arka tarafta kireç ocakları bölgesi ve şu tarafta da Nuh Çimento’nun bölgesi. Böyle bir alandayız ve şu arkamızda gördüğünüz alan bir depolama alanı, bir geri dönüşüm alanı olarak planlanıyor. TOKİ rezerv alanı deniliyor. Çizilen alanın önündeyiz. Bu alanda ne olacak? Bu alanda bir depolama alanı, bir geri dönüşüm alanı olacak. Böyle planlanıyor fakat biz buna karşıyız. Kimler karşı? Biz parti olarak karşıyız. Tüm halkımız karşı. Sivil toplum platformu karşı. Buradaki esnafımız karşı. Herkes karşı ama burada bu tesisi yapmak istiyorlar. Bu olacak bir iş değil. Gördüğünüz alan Dilovası’ndaki nadir, güzel, temiz alanlardan birisi. Dilovası’nda maalesef ağır bir çevre kirliliği var. Bu alan da güzel bir alan. Bakın doğa var, yeşillik, güzel bir hava var, esinti var ve burada maalesef tamamen tesise boğacaklar bu alanı. Bu alana biz geldik arkadaşlarımızla daha vahim şeyler de duyduk. Bakın yan tarafta bir tesis var. Ergenler isimli besicilik anlamında bir çalışma yapıyor arkadaşlarımız. Toki rezerv alanı ilanı ilan edilmiş. Bir sabah gelmişler T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kardeşim senin yerini devlet olarak biz aldık. Toki aldı. Sana da al şöyle bir üç kuruş para. Dırdır etme. Burası bizimdir. Çek git.” denilmiş. “Al şu değerinin %15’ini. Çek git.” denilmiş. Arkadaşlarımız ne yapacaklarını bilemez bir haldeler. Şu keyfiliğe bakar mısınız? Biz mecliste bu rezerv alan meselesini durdurmaya boşuna mı çalıştık? Böyle vatandaşın gelip tesisine konsun T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Tamam kardeşim 3 kuruşu al, çek git.” buradan dememeleri için uğraş verdik. Yasayı iktidar dayattı ve geçirdi. Ondan sonra da bu icraatları yapmaya başladı. Hem burada çevredeki Nuh Çimento’nun geri dönüşüm tesislerinin arsaları var. Onlar da işte diyor ki: “Yapın bu geri dönüşüm ve depolama tesisini biz de buradan nemalanalım. Burası bir sanayi tesisi olmamasına rağmen normal konut bölgesi olmasına rağmen burada böyle bir sanayi tesisi ardından belki bir organize sanayi bölgesi yapılacak ve çevre tamamen kirlenecek. Kömürcüler OSB’yi insanlar zor bela durdurdu değil mi arkadaşlar? Dilovası’na ne kadar kötülük seçiyordu şu Kömürcüler OSB. Tüm partiler ayağa kalktı: “Ya durdurun şunu.” dediler ve sonunda durduruldu ama bu yetmez, bakın görüyorsunuz şu OSB’yi gösterelim. orada durdu ama hemen yan tarafına başka bir depolama geri dönüşüm ve ardından organize sanayi bölgesi kurulacak. Bu görünüyor. Burada herkes şikayetçi durumdan ama şu an için mağdur olan bir arkadaşımız var. Tesis sahibi arkadaşımız burada. Ayhan Ergen. Ergenler tesisinin sahibi kendisi. Ne iş yapıyorsunuz burada? Ayhan Ergen: “Kurban da hayvanlarımız satılmadı. Bize mesela Türkiye’nin her yerinde şu anda şap hastalığı diye bir hastalık çıktı. Ne bunu kesebiliyoruz, ne başka bir ile götürebiliyoruz, ne yerinde oynatabiliyoruz ve dayatılıyor ki şu anda SEDAŞ geliyor: “Ben elektriği keseceğim.” diyor. Biz mağduruz şimdi bu canlı hayvanları biz ölüme mi terk edelim? Onu da yapamıyoruz. Yapamadığımız gibi süre istiyoruz, süre de verilmiyor.” Ayhan Ergen: “Hayvanları mecburen ölüme terk edeceğiz. Su kesilirse ben taşıma su ile nasıl bakacağım bu hayvana ve hiçbir iş yapamıyoruz. Süre istiyoruz diyoruz ki bize biraz zaman tanıyın. Biz zaten bakanlığa bir dilekçe verdik. Bu konu ile alakalı. Avukatlar verdi. Şu anda yürürlükte ama ne yapacağımızı bilmiyoruz. Siz geldiniz. Biz sadece derdimizi anlatabiliyoruz. Muhatap olacak kimseyi bulamıyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne gittik gittik olmadı. Nereye gitsek olumsuz bir cevap aldık.” Ayhan Ergen: “Rezerv alan diye 1.750 liradan bir metrekare fiyat para ödendi bize. Şu anda 12-13 bin liranın altında metrekaresi olan arsa yok. Ben bu para ile bırak arsa almayı ben hiçbir şey yapamam. Ben nerede arsa alabilirim ki?” Gergerlioğlu: “Burada bakın görüyorsunuz büyük bir mağduriyet var ve daha da büyük mağduriyetler oldu. Ekosder Sivil Toplum Platformu’nun burada bir gayreti var. Arkadaşlarımız sağ olsunlar bu konuda önemli bir gayret sarf ediyorlar. Yıllardır bu konuda Dilovası’nın temiz kalması için uğraş veriyorlar ve şu an en az 2000 imza topladılar. Bunu herkes duysun. ” İktidarı ile, muhalefeti ile herkes duysun. 2000 imza toplandı. Dilovası halkı yanlarında birçok imzalarla desteklediler. Biz de imzalarımızı attık. İl, ilçe yönetimimiz olarak. Ne diyorsunuz Ümit Bey? Ümit Kara: “Dilovası sizin de bildiğiniz üzere göçü ile meşhur olmuş bir ilçe. Herkes sağdan soldan gelmiş Dilovası’na konuşlanmış. Biz burada doğduk, burada büyüdük. Burası artık bizim memleketimiz oldu. Ben aslen Muşluyum ama burada doğdum, burada büyüdüm. Burası artık bizim ana vatanımız gibi oldu. Biz zaten hali hazırda olan çöple uğraşırken, çöpü kaldırırken halkın iradesiyle, halkın gücüyle aynı zamanda Kömürcüler’i durdururken Dilovası daha yaşanır bir ilçe olsun adına emek verirken, mücadele verirken şimdi gelinen bir TOKİ’nin olması aslında bizi burada sevindirdi.” Ümit Kara: ” Dilovası’nda sanayi içinde olduğumuz için “Sizi Tavşancıl’a taşıyacağız, Tavşancıl’da size yeni bir yaşam alanı sağlayacağız.” derken getirdikleri TOKİ’nin karşısına tekrar bu depolama adı altında yarın öbür gün bir imar değişikliğiyle OSB’ye dönüştürebilecek olan bir sanayinin karşısında TOKİ yapılması işler acısı.” Gergerlioğlu: “Sizi temiz yere taşıyoruz tamam kardeşim bu çevre kirliliğini çözdük.” dedikleri anda bir konut bloğu yapıyorlar ardına da tekrar bir kirletici bir tesis öyle mi?” Ümit Kara: “Doğrudur. Şu an görmüş olduğunuz Toki’nin tam önündeyiz. Toki ile şu an aramızda yaklaşık 200 metre 300 metre var. Tam arkamızdaki sınırda 110 hektar olan alanın başlaması. Görmüş olduğunuz arka tarafa kadar komple çevrili alanın hepsi depolama adı altında. Bacısız sanayi adı altında geçecek ama yarın öbür gün buranın da bu şekilde olacağı belliydi. Demek ki burası bugün böyle yapılıyorsa yarın bir imar değişikliğiyle de OSB’ye dönüştürülebilecek. ” Ümit Kara: ” Dilovası halkı olarak tüm siyasi partilerin, tüm STK’ların olumsuz görüş bildirmesi halinde ısrarla buranın yapılmasını biz anlayamıyoruz. Bizim tek temennimiz var, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na tek isteğimiz var. Madem TOKİ buraya yapıldı, Dilovası buraya taşınacak, bizim tek isteğimiz var. Burayı bu halka tahsis edilsin, burayı yeşil alan olarak bırakılsın, ormanlık olarak bırakılsın. ” Ümit Kara: ” Burada Dilovası halkının daha ferah bir şekilde yaşam hakkının sürdürebileceği bir alan olarak bırakılsın. Bizim isteğimiz bu. Halihazırda dediğimiz gibi çöp depolama alanı vardı. Çok çektik biz. Kalkması için mücadele verdik. Verirken mahkemelik olan 28 kişiden bir tanesi de benim. Bunun için emek verdik, kaldırdık.” Ümit Kara: ” Kömürcüler OSB burada kalktı ama karma OSB olarak devam ediyor. Buranın da ne olacağı belli değil. Şu an faaliyet yok ama yarın öbür gün oranın da ne olacağı belli değil. Dilovası’nın içinde, Tavşancıl’da biz Diliskilesi 2. etabın devam etmesi için mücadele verirken, Tavşancıl 2. etabın olması için mücadele verirken, tekrar buraya, Tavşancıl’a bir sanayinin gelmesi, bir depolamanın gelmesi insanların tamamını hayal kırıklığına uğratmıştır.” Ümit Kara: ” Dolayısıyla kimse Dilovası’ndan artık çıkmak istemiyor. Dilovası halkı özellikle şunu söylemek istiyor; “Bizi madem burada sanayinin içinde çıkarıp, Tavşancıl’a, sanayinin olmadığı yere taşıyorsunuz fakat getirmiş olduğunuz sanayi ile tekrar bizi sanayinin içine hapsediyorsunuz. Bu ne yaman çelişki?” dolayısıyla kimse evini de vermek istemiyor ve Dilovası’ndan çıkmak istemiyor. ” Gergerlioğlu: “Ümit Bey, EKOSDER Sivil Toplum Platformu Başkan Yardımcısı. Bize çok değerli bilgiler verdi, çok sağ olun. İl Eş Başkanlarımız, İlçe Eş Başkanlarımız da burada. Gerekeni söyledik, sıra iktidarda. Bu projeyi durdurun diyoruz. Bakın Tavşancıl sırtlarından şu kirletilmesi planlanan güzel yeşil alanın önünden sesleniyoruz. Dilovası’nın nadir yeşil, güzel, tabi kalmış alanına dokunmayın diyoruz. Kirletmeyin buraları diyoruz. Karşımızda evler. Bu ne ucubeliktir? Bu ne çelişkidir?” Gergerlioğlu:” Ev yapıyorsun karşısına da kirletici bir tesis yapıyorsun. O zaman buraya yapmasaydın bu evleri, halkı kandırmasaydın, başka bir yere götürseydin evleri, her tarafı böyle kir içinde bırakacaksın, çevre kirliliğine boğacaksın. O zaman niye insanları kandırıyorsun, “işte sizi çok temiz bir yere taşıyacağız.” diyerek? Ne yaptıkları belli değil. Bu çelişkiyi bir açıklasınlar hele.” Gergerlioğlu: ” Ortada dev bir çelişki var. Bunu bir açıklamalarını istiyoruz ve konuyu hep birlikte takip edeceğiz. Biz siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri beraber takip edeceğiz ve oldubittiyi kabul etmeyeceğiz. Bunu da açık net söyleyelim!” Bakın Nuh Çimento zaten dağları tıraşladı. Bütün ormanlar yok oldu. “Adama yetmez biraz daha buraları yiyeyim.” diyor buralar tamamen bir müddet sonra böyle kel bir hale dönecek veyahut da acayip böyle kirlilik saçan tesisler haline dönecek. Biz bunun için uğraşmaya devam edeceğiz. Tüm halkımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.
Geçtiğimiz gün 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazanın yaşandığı Dilovası Rampası’nda tespitlerde bulunduk ve burada sürekli kaza olduğunu öğrendik! Herkese merhaba, bu kez de Dilovası D100 karayolu civarındayız. Neden buradayız? Yaklaşık 10 gün önce burada dehşet veren bir kaza yaşandı. Yukarıdan gelen bir tır sağ şeritte ilerlemesi gerekirken sol şeritte ilerliyordu. Hızlıydı, konteynerlerini bağlamamıştı. Şerit ihlali yapıyordu ve önündeki araçlara çarparak gördüğünüz bariyerleri de çiğneyerek buraya doğru girdi. Son derece dehşet veren bir kaza yaşandı. Bu kaza neden yaşandı? Çünkü bu yolda binlerce tır dolaşıyor. Bugün Kocaeli il yöneticilerimizle geldik burada bir durum tespiti yapıyoruz. Meselemiz burada bir daha böyle kazalar yaşanmasın. Arabanızda sakin bir şekilde giderken yanınızdan geçen bir tırın üzerindeki konteyner üzerinize düşüp korkunç bir şekilde ölebilirsiniz Kocaeli’nin yollarında. Bu kaderi daha başka insanlar yaşamasın. Derdimiz bu. Şu ana kadar zaten görüyorsunuz binlerce tır bu yollarda dolaşıyor ve bu kazalar oluyor. Dakika başı buradan hatta 5-10 saniyede bir tırların geldiğini görüyoruz. Sürekli geliyor ve gördüğünüz gibi sert bir viraj var. Aslında sadece sürücü hatası da değil, burada sert bir viraj olduğunu da görüyoruz. Yukarıdan gelen yoldan oldukça sert bir şekilde bir viraj yaptığını görüyoruz. Aslında burada sürücü hataları var, tır fazlalığı var ama aynı zamanda bu karayolunun düzeltilmesi gerekiyor. Böyle olmaz. Bakın böyle sert viraj mevcut. Oldukça sert bir viraj şeklinde geliyor ve burada kazalar oluyor. Bundan sonra başka kazalar da olabilir. Tırlar sert bir şekilde iniyor ve yeniden başka kazalar olabilir. İbrahim başkanım ne diyorsun yıllardır buraları tanıyan bir insan olarak nedir buradaki problem bir de sen anlat. İbrahim Ergin: “Buradaki problem şu; isteseler sarı kamyonun olduğu yerde fabrikalara dokunarak yolu bağlarlar ve dolayısıyla viraj ortadan kalkar. Kamyonların gittiği yerden fabrika alanından uca bağlanır ve dolayısıyla virajlar, kavisler ortadan kalkar, kazalar en az seviyeye düşer. Burada biz Karayolları Genel Müdürlüğü’ne sesleniyoruz. Bu yolun değişmesi lazım. Yeni kazaların olmaması için bu yolun değişmesi lazım. Aynı zamanda binlerce tır var. Tırlara karşı değiliz ama tırların denetimi yapılıyor mu? Tırlar gereken hızda mı yoksa çok daha fazla bir hızda mı gidiyor? Tır kullanıcıları denetleniyor mu, kontrol ediliyor mu? Bütün bunlar soru işareti. Eğer gereken kontroller yapılmazsa yeni kazalar olabilir çünkü yukarıdan gelen binlerce tır var ve yeni kazalara davetiye çıkarılıyor. Bir kaza oldu geçti demeyin. Orada yeni kazalar olabilir. Ben Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Dem Parti İl Yönetimimiz olarak bugün biz burada bu tespiti yapıyoruz ve bundan sonraki kaza olabilecek Allah korusun kazalara karşı da olması gerekenleri bakın burada! İbrahim Başkanım da söyledi burada ciddi bir değişiklik olması lazım çünkü Kocaeli’de tırlar çok evet bütün Türkiye’nin tır yükünü biz çekiyoruz görüyorsunuz manzarayı ama bu gidişle burada birçok haddehaneler, tesisler yapılacak ve tırlar artacak ve her gün bu kazalar olabilecek. Radikal bir şekilde karayolunda bir değişiklik tır denetimlerinin arttırılması ve diğer tüm gerekenlerin yapılması gerekiyor. Herkese Dilovası’ndan selamlar, sevgiler.
Herkese merhaba. İzmit Kuruçeşme’deyiz. Yapılamayan Kuruçeşme Camisi kapısı yok. Bakın şu halde. Kuruçeşme Camisi yıkılmış ve halen yapılamamış durumda. Bu ne haldir? 2 yıldır şu cami yapılamadı arkadaşlar. Olacak bir iş değil. 2yıl geçti. Sen bırak yapma bu işi halk yapsın ya Kuruçeşme Camisi’ni Sayın Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın En azından eskiden millet namaz kılardı burada. Şimdi gittin ufacık bir mescitte milleti perişan ediyorsun. Yapamayacaksan niye söz verdin Sayın Tahir Büyükakın ? Şu hale bak, şu rezalete bak. Koca Kuruçeşme halkı senin yüzünden perişan millet yollarda namaz kılıyor. Bayram, Cuma namazları burası felaket. Bu hali buradan duyuruyoruz. Gergerlioğlu: “Bu cami niye yapılmıyor?” Kuruçeşme Halkı: “Cami, dernek yönetimi var. Onlar yapar herhalde.” Gergerlioğlu: “Hala yapılmıyor ya. Böyle iş mi olur? Vatandaş da bunu anlamıyor. Maalesef Kuruçeşme camisinin hali bu.” Bir başka açıdan Kuruçeşme Camisi’nin hal-i pür melali. Bakın 2 senedir, 3. kez geliyorum. Kuruçeşme Camisi sapasağlamdı. Sağlam camiyi yıktılar, cami yapamıyorlar. Ya dünyanın neresinde böyle bir skandal görülür ya? Bakın az evvel esnafla da konuştum. Esnafımız videoya çıkmaktan çekindi, başıma iş açılır dedi. Zaten böyle bir korku devleti oluşturmuşlar ama Kuruçeşme esnafı da illallah etmiş durumda. “Sapasağlam camiyi yıktılar. Böyle bir enkaz alanı oluşturdular.” diyor. Tahir Büyükakın’ın eseri arkadaşlar şu anda Kocaeli’ne ilan ediyorum. Tarihi eser! Tahir’in tarihi eserini görmek isteyen Kuruçeşme’ye gelsin! Herkes iyi baksın! Tahir’in tarihi eseri. İzmit Kuruçeşme’den herkese selamlar, sevgiler.
Kocaeli Körfez’deki Gübretaş Fabrikasında hakları için direnen işcileri ziyaret ettik. Haklarını kazanana kadar işçilerimizle dayanışma içinde olacağız. Herkese merhaba. Bir grev alanındayız. Kocaeli Körfez’de bir grev alanındayız. 240 işçi kapasiteli bir iş yeri Gübretaş. Gübretaş’ta grev var 23 gündür. İnsan onuruna layık bir ücret artırımı maaş istiyor işçiler. Tarım Kredi Kooperatifleri bunu vermemekte direniyor. Bir uzlaşma noktası yok ve 23 gündür arkadaşlarımız Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası burada temsilciliğiyle grevi başlatmış durumda. Sayın Baştemsilcimiz Necmettin Özgül arkadaşımız yanımızda. Biz kendisinden bilgi aldık. Ancak kamuoyunu da bilgilendirmesi gerekiyor. Burada işçiler niye grev yapıyor? Önemli bir istihdam var Gübretaş’ta. Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Hatta yurt dışından da ham madde getirip Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Tarımın hiç iyi olmadığı günlerde bir de şimdi Gübretaş’ta grev var ama bunun sorumlusu işçiler değil. Bunun sorumlusu patronlar insan haysiyetine uygun bir ücret talep ediyorlar ve uzlaşmaya da açık arkadaşlarımız kendilerini dinledik ve bir şekilde bir çözüm istiyorlar. Kocaeli oldukça sıcak bu sıcakta arkadaşlarımız bekliyorlar gece gündüz ve bu direnişlerinden de geri adım atmıyorlar. 23. günde Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası Gübretaş baştemsilcisi Sayın Necmeddin Özgül’e soralım. Durum nedir? Necmettin Özgül: ” Grevimizin bugün 23. günü. Greve ilk çıktığımız gün işverenin bize teklif ettiği yıllık % 30 oranında zam teklifine bizim de taslağımız % 95’ti. Enflasyonun bile altındaki teklife biz hayır dedik ki mutlaka hayırdır. Bu teklifi kabul etmek demek %15 daha fakirleşmek anlamına gelir. Bir önceki yıla göre.” Necmettin Özgül: ” Biz enflasyonun üzerindeki refah payımızı özellikle düşünerek günümüz şartlarında reel enflasyonun gerçekleşen açıklanan enflasyonun çok üzerinde olduğu kiraların 20-25 bin sınırına dayandığı Kocaeli’de mutfak masrafımızın %100 artışa ulaştığı bir yerde, %95 teklifimizin çok da yüksek olmadığını düşünüyoruz. Biz güzel bir taslak yaptık.” Necmettin Özgül: ” Hani derler ya, ayakları yere basan bir taslak yaptık. Taslağımızın mantığını, aklını her şeyi ile beraber içselleştirdik. Onurluyuz, gururluyuz. Arkadaşlarımızın birlik, beraberliği, dayanışması en zirvede. Tamamen kenetlenmiş durumdayız. Her şeyimizi burada paylaşıyoruz. Yeri geliyor çiğ köftemizi dahi burada yapıp birlikte birbirimize ikram edebiliyoruz. Bu minvalde de gönlümüz rahat, huzurluyuz. Moralimiz yerinde. Çünkü davamızda haklı olduğumuza inanıyoruz. Bu minvalde de fabrikamızı seviyoruz. ” Necmettin Özgül: ” Üretim yapmak istiyoruz. Ülke ekonomisine katkıda bulunmak istiyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biriyiz. Gübretaş vatandır demişiz ve sloganımızı da burada grev çadırımıza astık. Evet Gübretaş vatandır çünkü vatanın anlamı çok derin bizden. En ücra köşedeki bir çocuğumuzun aldığı çikolatanın içerisindeki her şeyin altında gübre var. ” Necmettin Özgül: ” Gübreyi düzgün bir şekilde kontrol edemediğiniz takdirde piyasal anlamda o çikolata bugün beş liraysa on lira demektir. Biz bu noktada Gübretaş olarak neye hizmet ettiğimizin farkındayız. Türk milletine hizmet ettiğimizin de farkındayız. Ülkemize hizmet ettiğimizin farkındayız.” Necmettin Özgül: ” Bizim çalışmamız lazım, üretmemiz lazım ve bu minvalde de bizi yönetenlerden gerekli sağ duyuyu bekliyoruz. Hassasiyetle bunun masada çözümünden yanayız. Hiçbir zaman farklı çözüm arayışında olmadık. Fabrikamızı da dediğim gibi seviyoruz, ne yaptığımızı biliyoruz. İnşallah Rabbim iyi günlerde üretim yapmayı nasip etsin diyorum.” Necmettin Özgül: ” Şu anda gördüğümüz alan torbalama alanımız bizim. Yeni yapıldı daha devreye girmedi. Bu demir yolunun altında bizim kompoze üretim alanlarımız var. Vallahi göz kararı söyleyebilirim.Y Yaklaşık 250-300 bin metrekare diyebilirim. 1952 yılında Rahmetli Menderes’in Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan bir fabrikadayız. ” Gergerlioğlu: “Başka temsilci arkadaşımız Serdar Dinçer burada. Serdar Bey arkadaşımızı kısaca dinleyelim. Buyurun nedir durum Serdar Bey? Serdar Dinçer: “Bizim derdimiz burada refah içindee yaşamak. Zaten derdimiz en önemli şu bacaların tütmesi, üretim yapmak.” Gergerlioğlu: “Anlaşalım diyorsunuz.” Serdar Dinçer: “Anlaşalım. Kısacası Gübretaş vatandır. Türkiye’nin bütün topraklarının renginde biz varız.” Gergerlioğlu: “Bir şekilde bir formül bulunsun diyorsunuz. Üretim devam etsin.” Serdar Dinçer: “Herkes burada. Burası bizim evimiz.” Serdar Dinçer: “ Onlar bir yerde, biz bir yerdeyiz. Bizim amacımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil. Makul bir noktada anlaşmak için bekliyoruz. Ne zaman teklif gelir, bir daha görüşürüz, anlaşabiliriz. Fabrikamız için de hayırlı olur, bizim için de hayırlı olur ama bizim derdimiz geçinebilir bir yerde kalmak. Bu paralara çok zor. ” Gergerlioğlu: “Çok haklısınız. Baştemsilci ve iki temsilci arkadaşımızı dinledik. Gerçekten Türkiye’de % 45 deniliyor enflasyon ama ENAG rakamları %80’leri gösteriyor. Oldukça yüksek bir enflasyon olduğunu biliyoruz. Bizim gerçek enflasyon hesaplamamız aslında ekmekte. Ekmekteki enflasyonun %100 olduğunu tüm arkadaşlar biliyor açıkçası. Oralara bakmak lazım. ” Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon oranlarını elinden geldiği kadar az gösteriyor. Buna rağmen daha az ücret vermek kabul edilir değil. Buradan Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Hüseyin Aydın’a da sesleniyoruz. Hüseyin Aydın Bey. Bu konuda işçi arkadaşlarımızla konuştuk. Hüseyin Aydın Bey de bir anlayış göstersin. Burada hava sıcak, oldukça yorucu, yoğun bir ortam var. 24 saat grev çadırında arkadaşlarımız. İyi niyetli arkadaşlar diyor ki:”İstihdadımızı sürdürelim. Biz çözümcüyüz, uzlaşmacıyız. Konuşalım, tartışalım. Böyle %30 artırımla da hayat olmaz.” diyorlar ve bir şekilde direnişlerini devam ettiriyorlar. Yanımda DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanımız Av. Selda İlgöz hanımefendi var. Kocaeli Körfez’deki Gübretaş Fabrikasında hakları için direnen işcileri ziyaret ettik. Haklarını kazanana kadar işçilerimizle dayanışma içinde olacağız. Herkese merhaba. Bir grev alanındayız. Kocaeli Körfez’de bir grev alanındayız. 240 işçi kapasiteli bir iş yeri Gübretaş. Gübretaş’ta grev var 23 gündür. İnsan onuruna layık bir ücret artırımı maaş istiyor işçiler. Tarım Kredi Kooperatifleri bunu vermemekte direniyor. Bir uzlaşma noktası yok ve 23 gündür arkadaşlarımız Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası burada temsilciliğiyle grevi başlatmış durumda. Sayın Baştemsilcimiz Necmettin Özgül arkadaşımız yanımızda. Biz kendisinden bilgi aldık. Ancak kamuoyunu da bilgilendirmesi gerekiyor. Burada işçiler niye grev yapıyor? Önemli bir istihdam var Gübretaş’ta. Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Hatta yurt dışından da ham madde getirip Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Tarımın hiç iyi olmadığı günlerde bir de şimdi Gübretaş’ta grev var ama bunun sorumlusu işçiler değil. Bunun sorumlusu patronlar insan haysiyetine uygun bir ücret talep ediyorlar ve uzlaşmaya da açık arkadaşlarımız kendilerini dinledik ve bir şekilde bir çözüm istiyorlar. Kocaeli oldukça sıcak bu sıcakta arkadaşlarımız bekliyorlar gece gündüz ve bu direnişlerinden de geri adım atmıyorlar. 23. günde Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası Gübretaş baştemsilcisi Sayın Necmeddin Özgül’e soralım. Durum nedir? Necmettin Özgül: ” Grevimizin bugün 23. günü. Greve ilk çıktığımız gün işverenin bize teklif ettiği yıllık % 30 oranında zam teklifine bizim de taslağımız % 95’ti. Enflasyonun bile altındaki teklife biz hayır dedik ki mutlaka hayırdır. Bu teklifi kabul etmek demek %15 daha fakirleşmek anlamına gelir. Bir önceki yıla göre.” Necmettin Özgül: ” Biz enflasyonun üzerindeki refah payımızı özellikle düşünerek günümüz şartlarında reel enflasyonun gerçekleşen açıklanan enflasyonun çok üzerinde olduğu kiraların 20-25 bin sınırına dayandığı Kocaeli’de mutfak masrafımızın %100 artışa ulaştığı bir yerde, %95 teklifimizin çok da yüksek olmadığını düşünüyoruz. Biz güzel bir taslak yaptık.” Necmettin Özgül: ” Hani derler ya, ayakları yere basan bir taslak yaptık. Taslağımızın mantığını, aklını her şeyi ile beraber içselleştirdik. Onurluyuz, gururluyuz. Arkadaşlarımızın birlik, beraberliği, dayanışması en zirvede. Tamamen kenetlenmiş durumdayız. Her şeyimizi burada paylaşıyoruz. Yeri geliyor çiğ köftemizi dahi burada yapıp birlikte birbirimize ikram edebiliyoruz. Bu minvalde de gönlümüz rahat, huzurluyuz. Moralimiz yerinde. Çünkü davamızda haklı olduğumuza inanıyoruz. Bu minvalde de fabrikamızı seviyoruz. ” Necmettin Özgül: ” Üretim yapmak istiyoruz. Ülke ekonomisine katkıda bulunmak istiyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biriyiz. Gübretaş vatandır demişiz ve sloganımızı da burada grev çadırımıza astık. Evet Gübretaş vatandır çünkü vatanın anlamı çok derin bizden. En ücra köşedeki bir çocuğumuzun aldığı çikolatanın içerisindeki her şeyin altında gübre var. ” Necmettin Özgül: ” Gübreyi düzgün bir şekilde kontrol edemediğiniz takdirde piyasal anlamda o çikolata bugün beş liraysa on lira demektir. Biz bu noktada Gübretaş olarak neye hizmet ettiğimizin farkındayız. Türk milletine hizmet ettiğimizin de farkındayız. Ülkemize hizmet ettiğimizin farkındayız.” Necmettin Özgül: ” Bizim çalışmamız lazım, üretmemiz lazım ve bu minvalde de bizi yönetenlerden gerekli sağ duyuyu bekliyoruz. Hassasiyetle bunun masada çözümünden yanayız. Hiçbir zaman farklı çözüm arayışında olmadık. Fabrikamızı da dediğim gibi seviyoruz, ne yaptığımızı biliyoruz. İnşallah Rabbim iyi günlerde üretim yapmayı nasip etsin diyorum.” Necmettin Özgül: ” Şu anda gördüğümüz alan torbalama alanımız bizim. Yeni yapıldı daha devreye girmedi. Bu demir yolunun altında bizim kompoze üretim alanlarımız var. Vallahi göz kararı söyleyebilirim.Y Yaklaşık 250-300 bin metrekare diyebilirim. 1952 yılında Rahmetli Menderes’in Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan bir fabrikadayız. ” Gergerlioğlu: “Başka temsilci arkadaşımız Serdar Dinçer burada. Serdar Bey arkadaşımızı kısaca dinleyelim. Buyurun nedir durum Serdar Bey? Serdar Dinçer: “Bizim derdimiz burada refah içindee yaşamak. Zaten derdimiz en önemli şu bacaların tütmesi, üretim yapmak.” Gergerlioğlu: “Anlaşalım diyorsunuz.” Serdar Dinçer: “Anlaşalım. Kısacası Gübretaş vatandır. Türkiye’nin bütün topraklarının renginde biz varız.” Gergerlioğlu: “Bir şekilde bir formül bulunsun diyorsunuz. Üretim devam etsin.” Serdar Dinçer: “Herkes burada. Burası bizim evimiz.” Serdar Dinçer: “ Onlar bir yerde, biz bir yerdeyiz. Bizim amacımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil. Makul bir noktada anlaşmak için bekliyoruz. Ne zaman teklif gelir, bir daha görüşürüz, anlaşabiliriz. Fabrikamız için de hayırlı olur, bizim için de hayırlı olur ama bizim derdimiz geçinebilir bir yerde kalmak. Bu paralara çok zor. ” Gergerlioğlu: “Çok haklısınız. Baştemsilci ve iki temsilci arkadaşımızı dinledik. Gerçekten Türkiye’de % 45 deniliyor enflasyon ama ENAG rakamları %80’leri gösteriyor. Oldukça yüksek bir enflasyon olduğunu biliyoruz. Bizim gerçek enflasyon hesaplamamız aslında ekmekte. Ekmekteki enflasyonun %100 olduğunu tüm arkadaşlar biliyor açıkçası. Oralara bakmak lazım. ” Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon oranlarını elinden geldiği kadar az gösteriyor. Buna rağmen daha az ücret vermek kabul edilir değil. Buradan Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Hüseyin Aydın’a da sesleniyoruz. Hüseyin Aydın Bey. Bu konuda işçi arkadaşlarımızla konuştuk. Hüseyin Aydın Bey de bir anlayış göstersin. Burada hava sıcak, oldukça yorucu, yoğun bir ortam var. 24 saat grev çadırında arkadaşlarımız. İyi niyetli arkadaşlar diyor ki:”İstihdadımızı sürdürelim. Biz çözümcüyüz, uzlaşmacıyız. Konuşalım, tartışalım. Böyle %30 artırımla da hayat olmaz.” diyorlar ve bir şekilde direnişlerini devam ettiriyorlar. Yanımda DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanımız Av. Selda İlgöz hanımefendi var. Kocaeli Körfez’deki Gübretaş Fabrikasında hakları için direnen işcileri ziyaret ettik. Haklarını kazanana kadar işçilerimizle dayanışma içinde olacağız. Herkese merhaba. Bir grev alanındayız. Kocaeli Körfez’de bir grev alanındayız. 240 işçi kapasiteli bir iş yeri Gübretaş. Gübretaş’ta grev var 23 gündür. İnsan onuruna layık bir ücret artırımı maaş istiyor işçiler. Tarım Kredi Kooperatifleri bunu vermemekte direniyor. Bir uzlaşma noktası yok ve 23 gündür arkadaşlarımız Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası burada temsilciliğiyle grevi başlatmış durumda. Sayın Baştemsilcimiz Necmettin Özgül arkadaşımız yanımızda. Biz kendisinden bilgi aldık. Ancak kamuoyunu da bilgilendirmesi gerekiyor. Burada işçiler niye grev yapıyor? Önemli bir istihdam var Gübretaş’ta. Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Hatta yurt dışından da ham madde getirip Türkiye’nin gübre ihtiyacını karşılıyor. Tarımın hiç iyi olmadığı günlerde bir de şimdi Gübretaş’ta grev var ama bunun sorumlusu işçiler değil. Bunun sorumlusu patronlar insan haysiyetine uygun bir ücret talep ediyorlar ve uzlaşmaya da açık arkadaşlarımız kendilerini dinledik ve bir şekilde bir çözüm istiyorlar. Kocaeli oldukça sıcak bu sıcakta arkadaşlarımız bekliyorlar gece gündüz ve bu direnişlerinden de geri adım atmıyorlar. 23. günde Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası Gübretaş baştemsilcisi Sayın Necmeddin Özgül’e soralım. Durum nedir? Necmettin Özgül: ” Grevimizin bugün 23. günü. Greve ilk çıktığımız gün işverenin bize teklif ettiği yıllık % 30 oranında zam teklifine bizim de taslağımız % 95’ti. Enflasyonun bile altındaki teklife biz hayır dedik ki mutlaka hayırdır. Bu teklifi kabul etmek demek %15 daha fakirleşmek anlamına gelir. Bir önceki yıla göre.” Necmettin Özgül: ” Biz enflasyonun üzerindeki refah payımızı özellikle düşünerek günümüz şartlarında reel enflasyonun gerçekleşen açıklanan enflasyonun çok üzerinde olduğu kiraların 20-25 bin sınırına dayandığı Kocaeli’de mutfak masrafımızın %100 artışa ulaştığı bir yerde, %95 teklifimizin çok da yüksek olmadığını düşünüyoruz. Biz güzel bir taslak yaptık.” Necmettin Özgül: ” Hani derler ya, ayakları yere basan bir taslak yaptık. Taslağımızın mantığını, aklını her şeyi ile beraber içselleştirdik. Onurluyuz, gururluyuz. Arkadaşlarımızın birlik, beraberliği, dayanışması en zirvede. Tamamen kenetlenmiş durumdayız. Her şeyimizi burada paylaşıyoruz. Yeri geliyor çiğ köftemizi dahi burada yapıp birlikte birbirimize ikram edebiliyoruz. Bu minvalde de gönlümüz rahat, huzurluyuz. Moralimiz yerinde. Çünkü davamızda haklı olduğumuza inanıyoruz. Bu minvalde de fabrikamızı seviyoruz. ” Necmettin Özgül: ” Üretim yapmak istiyoruz. Ülke ekonomisine katkıda bulunmak istiyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biriyiz. Gübretaş vatandır demişiz ve sloganımızı da burada grev çadırımıza astık. Evet Gübretaş vatandır çünkü vatanın anlamı çok derin bizden. En ücra köşedeki bir çocuğumuzun aldığı çikolatanın içerisindeki her şeyin altında gübre var. ” Necmettin Özgül: ” Gübreyi düzgün bir şekilde kontrol edemediğiniz takdirde piyasal anlamda o çikolata bugün beş liraysa on lira demektir. Biz bu noktada Gübretaş olarak neye hizmet ettiğimizin farkındayız. Türk milletine hizmet ettiğimizin de farkındayız. Ülkemize hizmet ettiğimizin farkındayız.” Necmettin Özgül: ” Bizim çalışmamız lazım, üretmemiz lazım ve bu minvalde de bizi yönetenlerden gerekli sağ duyuyu bekliyoruz. Hassasiyetle bunun masada çözümünden yanayız. Hiçbir zaman farklı çözüm arayışında olmadık. Fabrikamızı da dediğim gibi seviyoruz, ne yaptığımızı biliyoruz. İnşallah Rabbim iyi günlerde üretim yapmayı nasip etsin diyorum.” Necmettin Özgül: ” Şu anda gördüğümüz alan torbalama alanımız bizim. Yeni yapıldı daha devreye girmedi. Bu demir yolunun altında bizim kompoze üretim alanlarımız var. Vallahi göz kararı söyleyebilirim.Y Yaklaşık 250-300 bin metrekare diyebilirim. 1952 yılında Rahmetli Menderes’in Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan bir fabrikadayız. ” Gergerlioğlu: “Başka temsilci arkadaşımız Serdar Dinçer burada. Serdar Bey arkadaşımızı kısaca dinleyelim. Buyurun nedir durum Serdar Bey? Serdar Dinçer: “Bizim derdimiz burada refah içindee yaşamak. Zaten derdimiz en önemli şu bacaların tütmesi, üretim yapmak.” Gergerlioğlu: “Anlaşalım diyorsunuz.” Serdar Dinçer: “Anlaşalım. Kısacası Gübretaş vatandır. Türkiye’nin bütün topraklarının renginde biz varız.” Gergerlioğlu: “Bir şekilde bir formül bulunsun diyorsunuz. Üretim devam etsin.” Serdar Dinçer: “Herkes burada. Burası bizim evimiz.” Serdar Dinçer: “ Onlar bir yerde, biz bir yerdeyiz. Bizim amacımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil. Makul bir noktada anlaşmak için bekliyoruz. Ne zaman teklif gelir, bir daha görüşürüz, anlaşabiliriz. Fabrikamız için de hayırlı olur, bizim için de hayırlı olur ama bizim derdimiz geçinebilir bir yerde kalmak. Bu paralara çok zor. ” Gergerlioğlu: “Çok haklısınız. Baştemsilci ve iki temsilci arkadaşımızı dinledik. Gerçekten Türkiye’de % 45 deniliyor enflasyon ama ENAG rakamları %80’leri gösteriyor. Oldukça yüksek bir enflasyon olduğunu biliyoruz. Bizim gerçek enflasyon hesaplamamız aslında ekmekte. Ekmekteki enflasyonun %100 olduğunu tüm arkadaşlar biliyor açıkçası. Oralara bakmak lazım. ” Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon oranlarını elinden geldiği kadar az gösteriyor. Buna rağmen daha az ücret vermek kabul edilir değil. Buradan Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Hüseyin Aydın’a da sesleniyoruz. Hüseyin Aydın Bey. Bu konuda işçi arkadaşlarımızla konuştuk. Hüseyin Aydın Bey de bir anlayış göstersin. Burada hava sıcak, oldukça yorucu, yoğun bir ortam var. 24 saat grev çadırında arkadaşlarımız. İyi niyetli arkadaşlar diyor ki:”İstihdadımızı sürdürelim. Biz çözümcüyüz, uzlaşmacıyız. Konuşalım, tartışalım. Böyle %30 artırımla da hayat olmaz.” diyorlar ve bir şekilde direnişlerini devam ettiriyorlar. Yanımda DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanımız Av. Selda İlgöz hanımefendi var. Av. Selda İlgöz: “Ülkede geçim çok zor, emekte çok ucuz. Ülke emeğinin karşılığını vermeli. İşçinin alnının teri kurumadan maaşı ve emeğinin karşılığını mutlaka almalı. ENAG verileri % 80 ortalama enflasyon diyor. Paranın alım gücü her gün azalıyor. Bugün %90 artış olsa bile yıllık artış olacağı için yıl sonundaki değer çok daha düşüğe gelecek. Ücretleri brütmüş. Brüt olduğunda vergi dilimine ilk başta yansıyor ve o yansıyan vergi diliminden dolayı ellerine geçen net maaşları oldukça da düşük oluyor. O nedenle bunların tamamı gözetilerek, burada yapılan hizmetin de vatan hizmeti olduğu göz önüne alınarak, yediğimiz, içtiğimiz her şeyde burada üretilen mamulün çıktısı olduğu göz önüne alınarak arkadaşlara optimal, en iyi ücretin verilmesini biz de isteriz. Bunun için mücadelelerine destek vermeye buraya geldik ve umarım grevleri çok fazla uzamaz ve alınlarının terini bir an önce alabilirler.” İşçilerimiz beklemeye devam ediyorlar. Grev alanında her şey iyi gidiyor. Güzel bir dayanışma gördük. Arkadaşlarımız da söylüyor. İyi bir dayanışmayla arkadaşlarımız ısrarlı bir direnç gösteriyorlar burada. Biz de takip edeceğiz konuyu. Bakanlığa da ileteceğiz. Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü arkadaşımız da bu konuda duyarlı olsun lütfen ve bir şekilde çözüm sağlansın. Yoksa biz tabi Bakanlığa da konuyu ileteceğiz. Hayat şartları hepimizin malumu. T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da bir soru önergesiyle konuyu iletmek durumundayız. İşler büyümeden bu işi bir şekilde sulh etmesini bekliyoruz Sayın Genel Müdürüm. Bir şekilde dallanıp budaklanmasın. Biz de konuyu gereken bakanlık mercilerine taşırız ama bir şekilde halledilirse de en güzeli sulhtur deriz. Gübretaş piyasadan çekilse gübre piyasası %80 artar. Ekmek 30 TL olur. Kocaeli, Körfez’den, Gübretaş, grev alanından herkese selamlar, sevgiler.
Kocaeli Körfez sokaklarında dolaşırken önümüzdeki tır geri geri gelirken bize de çarpacaktı. İşte Körfez’in hali bu arkadaşlar. Maalesef durum bu. Çok büyük bir düzensizlik var. Ara sokaklarda bile bir karmaşa yaşanıyor. Bir mağduru da biz olacaktık işin doğrusu. Körfez ilçesi Güney Mahallesi Kabakoz bölgesinde dolaşıyoruz. Her taraf tır tır tır! Sağa sola park etmişler. Bunlar hareket ettiğinde de bu daracık sokaklarda sorunlar yoğun bir şekilde hissediliyor. Buradan yetkilileri hatırlatalım. Artık Kocaeli, Körfez bu yükleri kaldırmıyor ve daha yeni tesisler, haddehaneleri kabul etmiyor. Körfez Güney Mahallesi Kabakoz bölgesindeyiz. Her taraf tır ve konteyner bölge halkı bu durumdan oldukça bir şikayetçi. Ara sokaklarda bile tırların park ettiğini ve bu yüzden trafik kazaları olduğunu söylüyorlar. Kapasitenin üstünde bir yük var açıkçası ve bu artık çocukların dolaştığı ara sokaklara da yansımış tırların bu trafiği ve bu yüzden ara sokaklarda bile trafik kazaları oluyor. Görüyorsunuz her taraf tır. Körfez İlçesi, Güney Mahallesi, Kabakoz mevkiinde vatandaşlarla konuştuk, muhtarımızla konuştuk ve çok yoğun bir tır hareketliliği olduğunu söyledik. Biz dün D100 karayolunda çekim yaptık ve çok önemli bir hareketlilik olduğunu söylemiştik. Kazalar oluyordu. Hatta bu kazalar D100’ü aşarak Körfez’in ara sokaklarında başlamış. Bu artık kaldırılacak bir durum değil. Görüyorsunuz sağlı sollu her taraf tır trafiği içinde. Maalesef artık tahammülün üstünde bir durum var Kocaeli’de. Artık Kocaeli’de kaldırılabilecek bir yük yok. Tesisler yapmak istiyorlar ama şu hali bile artık Kocaeli kaldırmıyor. Her taraf tırlar içinde çok yoğun bir konteyner depolaması var. Maersk firmasının Siyonist İsrail’in şirketi olması ve Türkiye-İsrail ticaretinin devam ettikleri gerçeğini de eklemiş oluyoruz.
Yurdun her yanı sıcaklık rekorları kırıyor. Kocaeli’de bundan eksik değil. Kocaeli’de de hava çok sıcak. Gördüğünüz gibi Derince sırtlarında yanan bir alan. Bayağı bir alan yanmış. Arka taraflar ne durumda bilmiyoruz ama burada halkın arasında bir söz dolaşıyor. “Buraları da bina yapmak için yaktılar.” diye. Böyle olmasın. Buraya tekrar bir ağaçlandırma yapılması gerekiyor. Kocaeli’de yeşil alanlar sürekli azalıyor ve bu konuda bir adım atılması gerekiyor. Evet, yaz günü ama yazı engelleyecek, o sıcağı, aşırı sıcağı engelleyecek şey de bitki örtüsü, ormanlardır. İl Eş Başkanımız Av. Selda İlgöz’de burada. Onun da söyleyecekleri var. Av. Selda İlgöz: “Kocaeli yeşiliyle aslında ünlü şehirlerden birisidir ama her geçen gün yeşili azalıyor. Yanan her yerde de bizim aklımıza şu geliyor; “Burada acaba ne yapılacak?” çünkü ülke yanan yere göre imar konduran insanların ülkesi olmaya başladı. Biz tepelerimizin eskisi gibi yeşil olmasını istiyoruz. Nüfusun planlanması ve buna uygunda şehirleşme yapılabilir. Kocaeli buna müsaittir. Yeni yer açmak için ormanları lütfen yakmayınız.”
Herkese merhaba. Kocaeli Derince Yenikent sırtlarındayız. Gördüğünüz bloklar buraya yapılmış ve 4 etap daha yapılacak sanırım ama bir şey unutulmuş. Bizim Türkiye’nin adetidir. Biliyorsunuz Tahir Başkan gidip Kocaeli Stadyumu yapmıştı ama yolları ve tramvayı unutmuştu. Daha sonra demişlerdi “Ya yolları yok buranın kondurduk ama.” burada bloklar yapılmış ama okul yok. Derince’de Yenikent muhtarımızla da görüştük. Kendisi de “Çok kalabalık bir yerdeyiz ve bu blokların olduğu yerlerde okul olması gerekiyordu. Okul yok, başka okullara yüklenme var. İnanılmaz bir yüklenme var. Kaliteli okullar da var ve veliler hücum ediyor. Bu sefer hem eğitim kalitesi düşecek hem de öğrenciler, veliler çok zorlanacaklar.” bu durumu biz burada gündem ediyoruz. Eylül’de okullar başlayacak ama okul yok ve daha buraya yeni etaplar yapılacak. Peki okul nerede olacak? Bunu Milli Eğitim Bakanı’na sormuş olalım Sayın Yusuf Tekin’e. Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Kocaeli Valiliği’ne, Derince Kaymakamlığı’na sormuş olalım. Bu konuda bir şeyler yapılması gerekiyor acilen. Artık prefabrik bir şeyler olmalı. İl Eş Başkanımız da burada Av. Selda İlgöz neler dersiniz? Av. Selda İlgöz: “Kentsel dönüşüm önemli bir husus Kocaeli’de. Buradaki konutlar da Körfez ilçedeki Barbaros mahallesinin kentsel dönüşümü sonucunda buraya taşınan kişilerden oluşacak ama dönüşüm yapılan yerde kurulu bir düzenleri vardı. İlkokulları vardı, ortaokulları, liseleri vardı. Şimdi buraya geldiğinde buraya nüfus gelecek. Yenikent’te iki tane ilköğretim okulu varmış. O ilköğretim okullarında da sınıf mevcudu 30-32 kişi arasına değişiyormuş. Şimdi gelenlerle o sınıflar daha da dolu olacak.Altyapısını yaptığınız yeni bir yerleşim yeri kurduğunuz yerde en önemli ihtiyaç okuldur, camidir, alışveriş yapacağın yerdir ama demek ki dönüşümü yapanlar eğitime bu kadar önem veriyorlar ki burada bir okullaşma yapılmamış. Bunun için acil çağrıda bulunuyoruz. Buradaki okullaşmanın artması için buraya bir ilköğretim okulu kurulması gerekiyor.”
Kocaeli İzmit’te Mevlana Kültür Merkezi’nin önündeyiz çünkü gördüğünüz 20 yıllık Mevlana Kültür Merkezi yıkılacak. Metro istasyonu olarak planlanmış ve burada çevre esnafı tepkili. Burada birçok iş görülüyor. Düğün salonu var, karakol var, otopark var ve daha pek çok tesis var ve çok uzun süredir bu konu tartışılıyor fakat Kocaeli Büyükşehir Belediyesi: “Ben dinlemem, yıkarım.” demiş böyle gördüğünüz gibi panoları koymuş burada inşaat çalışmasına başlayacak ama çevre esnafı ile konuştuk, hepsi karşı. Burada küçük esnaf mahvolur diyorlar. Aylarca burada çamurdan, kazıdan geçilmez. Perişan olacağız. Durum hiç iyi değil. Çok tedirginiz diyorlar. Şu anda polis merkezi var. O da kapanacak. Buraya bir polis merkezi lazım aslında fakat o da gidecek. Bekirpaşa’da bir polis merkezi de olmayacak. Düğün salonu olmayacak. Otopark alanı da olmayacak. Esnaf şu andan itibaren çok sıkışmış. Yolun kenarına park eden araçlar, esnaf, araç sahipleri, bir sürü kavga gürültü. Burada otopark ancak ihtiyacı görüyordu ama maalesef şu anda metruh bir alan haline getirilmiş ve yıkılacak. Buraya metro istasyonu yapılacağı söyleniyor ama tartışmalar devam ediyor. Bakalım ne olacak. İl Eş Başkanımız Av Selda İlgöz’de yanımızda. Onun da diyecekleri var. O da bir avukat olarak yıllarca Bekirpaşa Polis Merkezi’ne gitti, geldi. Burası oldukça yoğun bir alan. Onun da hatıraları var. Burada çok yoğun bir yerdi, iş merkeziydi. Şu anda yoğun bir hayatın yaşandığı Bekirpaşa’nın bu önemli merkezi sessiz, sakin, atıl ve yıkılmayı bekliyor. Selda Hanım ne dersin?
Av Selda İlgöz: Burası Bekirdere için aynı zamanda da yaşam merkeziydi. İki tane kafeterya işletiliyordu burada ve insanlar burada nefes alabiliyordu. Çevreler bina ve burada nefes alınıyordu. İki tane muhtarlık buradaydı. İşte 28 Haziran Mahallesi ile Yassıbağ Mahallesi muhtarlığı. O muhtarlıklar da buradan kaldırıldı. Halk daha uzak yerlere gitmek zorunda kalacak. Burada bir fatura ödeme merkezi vardı. O fatura ödeme merkezi buradan kaldırılmış olacak. Düğün salonu vardı. Buradaki insanlar daha uygun şartlarda burada düğün yapabiliyorlardı. Nereye taşınacağı belli değil. O da bir sıkıntı. Muhtarlar koordinatörlüğü var. Bu bina 20 yıllık, ekonomik ömrünü doldurmamış. Alttaki otopark aslında buranın en büyük ihtiyacını karşılayan oydu. Dar yolları olduğu için yollara bölge halkı park edemiyor evleri burada olmasına rağmen. Bu otopark bölgenin ihtiyacını karşılıyordu. Şimdi hem esnaf hem bölge halkı otoparkın ne olacağını, nereye park edeceklerini bilemiyorlar. O nedenle de buranın acilen bu sıkıntının çözülmesi gerekiyor. Ya projeyi ona uygun yapıp bir an önce tamamlamalılar ya da bölge halkına yakın bir yerde park edecek bir alan oluşturmalılar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Mevlana Kültür Merkezi anlaşılan tarih olacak ve işlevsiz bir hale gelecek.
Av Selda İlgöz: Bu arada polis merkezine imza atmaya gelen, denetimli serbestlik almış insanlar var. Burası taşındığı zaman onlar da zorlanacak merak ediyorum.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Uzun süre tartışıldı konu ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dedi ki: “ Ben yıkarım.” diye böyle panolarla çevirdi. Yakında yıkım işlemler başlayacak ama biz söyleyelim bu işten çok pişman olabilirsiniz çünkü çevre esnafı da burada çok büyük bir mağduriyet yaşayacak. Bunları da hatırlatmış olalım. Kocaeli İzmit Bekirpaşa Mevlana Kültür Merkezi önünde herkese selamlar, sevgiler.
İzmit’te Emek, Demokrasi ve Doğa İçin Nöbetteyiz! Zeytinlileri talan edecek Maden Yasası, direnişimize rağmen Meclis’ten geçmişti. Şimdi Kocaeli’de çevreciler buna karşı 1 günlük oturma eylemi başlattı! Kocaeli Çevre Platformu ile Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla, emek ve demokrasi güçlerinin destek verdiği çok değerli bir doğa ve yaşam nöbetindeyiz. Gece saat 12’ye doğru yaklaşıyor, yer: İzmit Sabri Yalım Parkı, yani hepimizin bildiği adıyla İnsan Hakları Parkı. Çevreye, doğaya, zeytinliklere sahip çıkan dostlarımızla birlikteyiz. Herkes burada, her yürek bu talanda birleşti! Mecliste sabaha kadar direndik, mücadele ettik. Ancak Maden Yasası, halkın, doğanın, yaşam alanlarımızın aleyhine olacak şekilde geçti. Ama bu mücadelede halkın sesi çok net duyuldu: “Zeytinime, suyuma, toprağıma dokunma!” 30’dan fazla ilden çevre aktivistleri Ankara’ya geldi, Meclis’i kuşattı. Kocaeli’den de arkadaşlarımız oradaydı. Bu yasa geçse de biz kazandık! Çünkü halkın direnişi, kararlılığı ve vicdanı bu yasadan çok daha güçlü olduğunu gösterdi. Sözü uzatmayayım. Burada herkesin söyleyecek sözü var. Bir iki cümleyle herkesin sesi duyulsun istiyoruz.
Kocaeli İzmit’te bulunan Çocuk Parkı’ndayız çünkü metro inşaatı istasyonu için burası da yıkılacak anlaşılan! İzmit Çocuk Parkı İzmitlilerin hafızası, yıllarca buraya geldiler. Kendileri geldi, çocuklarını getirdiler. Anneleri bile belki buraya çocukken geldiler. “Cumhuriyet Parkı” resmi adıdır ama Çocuk Parkı olarak herkes bilir. İzmit’in kalbinde önemli bir merkez. Kafeleri ile, dinlenme bankları ile önemli bir alan, güvercinleriyle insanların böyle şehrin kalabalıklığı içinde 5 dakika dinlenip nefes alacağı bir yer. Bir yerde Gezi Parkı gibi bir yer. Başka bir yeşillik yok bakın şu etrafa binalara. Bölgede buradan başka pek bir yeşillik yok ve bu yeşillik olan alan da gidecek. Burası da böyle bir metro istasyonu merkezi olacak gibi görünüyor. Kocaeli Belediyesi ile İzmit Belediyesi arasında da bir tartışma var değil mi Selda hanım?
Av. Selda İlgöz: Buranın kullanımı İzmit Belediyesi’ne ait, mülkü Kocaeli Belediyesi’ne ait.
Tartışmalı yıkım var ama Kocaeli Belediyesi panoları asmış, gördüğünüz gibi. “Evet, ben yıkarım.” demiş ve burayı yıkacak. İzmit’in kalbinde öyle bir nefes alabileceğimiz uçan güvercinler, dinlendirici manzaralar eşliğinde, yeşilin altında, çınarların altında 5 dakika oturup çay içeceğimiz yerde elimizden gidiyor mu Selda Hanım?
A. Selda İlgöz: Çocuk Parkı elimizden gidiyor. Ben İzmitliyim. Burası İzmit’in hafıza merkezidir. Çocukluğumda bir burası park vardı, bir Acısu Parkı vardı, bir de Fuar vardı. Fuar millet bahçesine dönüştürüldü. Burası metro istasyonunun çıkışı olacak ama arka tarafta bir köprülü havuz vardı. Bütün çocukların, o köprünün üzerinde, Kocaeli’de, İzmit’te yetişen bütün çocukların, o köprünün üzerinde fotoğrafı mutlaka vardı. Şu anda yok, o havuzu kaldırdılar. Bütün çocukların İzmit’te yaşayan, burada mutlaka ve mutlaka anısı vardır. O havuzun yerinde şimdi salıncaklar var. Bu park merkezde rahat nefes alabildiğimiz, durakta araba beklerken bir çay içebildiğimiz, arabayı beklediğimizde bir alan olmaya başladı. Kentin yeşile ilişkin tek hafızası burası.
İnsanlar dışında köpek dostlarımızın da dinlendiği bir yer. Kuşların dinlendiği bir yer.
A. Selda İlgöz: Burası İzmit Lisesi’ydi. Öğrenciler burada gelirdi, çay içerdi. Orası İzmit Ortaokulu idi.
Gergerlioğlu: Çocuk parkı kaldırılsın mı? Ne diyorsunuz?”
İzmit’li Yurttaş: Kaldırılmasın.
Gergerlioğlu: Kocaeli Belediyesi kaldıracak diyorlar. Panolara asmışlar.
İzmit’li Yurttaş: Çok güzel ama burası. Durakta otobüs beklemeden burada çay içiyoruz, mola veriyoruz. Çarşı dönüşü çok iyi oluyor. Kendimi bildim bileli burası böyle.
Gergerlioğlu: Çocuk Parkı yıllardır kullandığımız bir yer. Metro istasyonu olacakmış. Şehrin merkezinde bir gıdım yeşilliğimiz vardı orada gidiyor.
Av Selda İlgöz: Asırlık çınarlar var. Çınarın çapına baktığınızda onun ne kadar yaşlı olduğunu da görürsünüz.
Gergerlioğlu: Park kaldırılmasın diyoruz.
İzmit’li Yurttaş: Vallahi biz de kaldırılmasın dedik. Çok üzüldük tabelaları gördüğümüzde konuşarak geldik hatta. Yazık olur.
Gergerlioğlu: Halkın sesi parkın kaldırılmaması yönünde Kocaeli Belediyesi!
İzmit’li Yurttaş: Eminim herkes hemfikirdir, herkes aynı fikirdedir.
Malum bir süreç yürüyor. 10 aydır bir süreç yürüyor. Yıllardır 1. çözüm süreci bittikten sonra sabah “terör” akşam “terör” diyen iktidar “Evet gelin bu meseleyi çözelim.” dedi ve sonunda Kürt sorununda bir adım attı, bir merhale kaydetti. Bu sürecin devam etmesi gerekiyor. Biz bu süreci hepimiz, tüm Kürt halkı, partimiz, vekillerimiz, yöneticilerimiz heyecanla karşıladık. Evet, olması gereken oldu ve bir adım atıldı fakat bu adımın da en adil, en eşitlikçi bir şekilde nihayete ermesi lazım. PKK bir neden değil, bir sonuçtur. Kürt halkına yapılan büyük haksızlıklar nedeniyle mecliste anayasal, yasal çözümler bulunmadığı için mesele çatışmaya, kavgaya, savaşa dönmüştü ve ilanihaye, sonsuza kadar böyle devam edecek değil, bir şekilde barış masası kurulmalıydı. Kan davaları olur, yıllarca sürer ama mutlaka bir barış masası olur. Kürt meselesinden dolayı silahlar konuşur ama mutlaka bir barış masası olur. İşte bunun için 10 aydır titizlikle yürüyen bir süreç var. Biz özetle şunu söylüyoruz; şu anda olumlu yürüyen bir süreç var. Evet, belki biraz ağır yürüyor, tam istediğimiz hızla değil belki ama olumlu bir yönde ilerliyor yavaş yavaş. Kolay değil. En az 100 yıllık ve daha da ötesi olan bir haksızlığın, hukuksuzluğun bitirilmesi, çatışmaların durması, insanların Türkü ile Kürdü ile ölmemesi için adılarıdır. Bunu korumak zorundayız. Buna titizlikle sahip çıkmak zorundayız. Bu gerçekten önemli. Neden? Çünkü çatışma ve savaş zamanlarında siyaset olmuyor açıkçası. Ağır baskılar ve sorunları anlatma ortamı olmuyor maalesef. Silahlar susmalı, çatışmalar bitmeli, sözler cümleler konuşmalı. İşte biz parti olarak bu adımlara şahitlik ediyoruz. Bu adımların kolaylaşmasına yardımcı oluyoruz. Evet devlet ve PKK arasında bir görüşme trafiği var. İmralı, Kandil, Ankara bir süreç yürüyor kolay değil. Biz bunun en sembolik adımında partimizle beraber silahları yakma töreninde Eş Genel Başkanlarımız, Ahmet Türk Başkanımız, ve vekillerimizle oradaydık sizler adına. Silahlar yakıldı sembolik olarak ama şu bilinmeli ki; gerçek adımları devlet atmalı çünkü bu meseleyi çıkaran devlettir, vatandaşına eşit adil olmayan bir şekilde yaklaşıp sorunları çözümsüz bırakan devlettir. Devletten ciddi adımlar bekliyoruz. Biz o gün Casana Mağaraları’nda Kürt halkının da bu silah yakma törenini bir taraftan barış sevdası ile sevinç içinde, bir taraftan da 40-50 yıllık çatışmaların verdiği yorgunluk ve hüzün ile, derin bir iç acısıyla karşıladığını da gördük. Sevinç ve hüzün duyguları bir aradaydı, oradaydı ve bu işin kolay olmadığını, çok büyük bir duygusal bölüm olduğunu da gördük ve oradaki analara, oradaki Mahmur’dan gelen insanlara, Türkiye’den ve Kürdistan’dan gelen tüm insanlara barışı gerçekleştirme sözümüz olduğunu tekrar anladık ve şu anda bir süreç yürüyor. Bu sürecin yürümesi mutlak surette daha demokratik bir ortam ve Kürt sorununun çözümün yönünde önemli adımlar sağlayacaktır. Bu sorunun çözümü, silahların bırakılması, devletin ciddi adımlar atması en başta sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayacaktır. Ben vekiliniz olarak tüm arkadaşlarımla görüşüyorum. Hapishanelere gidiyorum ve arkadaşlarımızın bu sürece tam destek verdiklerini görüyorum arkadaşlar. Hepimizin kafalarında itirazlar, soru işaretleri olabilir. Bunu bugün tartışacağız ama o zindanlardaki arkadaşlarımızın bu süreci büyük bir sevinç ve hararetle karşıladıklarını sizlere ileteyim. Gerçekten büyük bir heyecanla deklarasyonun açıklandığı gün, büyük bir heyecanla o televizyonların karşısına geçip, süreci takip ettiklerini, başarıya ulaşması için canlı başla gayret ettiklerini orada da gördük ve biz dışarıda olan insanların, Kürdü ile, Türkü ile, tüm Türkiye toplumunun bu konuda çok daha büyük, önemli şeyler yapması gerektiğini buradan söylemiş olayım. O zindanlardaki insanlara barış ve özgürlük sözümüz var arkadaşlar. Büyük bir sorumluluk var burada. Bu süreci gerçekten en sevgili bebeğimiz gibi titizlikle korumak, kollamak, geliştirmek, bir kazaya uğratmamak zorundayız. Bugün arkadaşlarımız bunu size anlatacak. Umarım güzel bir toplantı olur. Hepinize sevgiyle, saygıyla tekrar selamlıyorum.

























Yorumlar