23 Aralık 2024

Gergerlioğlu: “Herkese merhaba, günaydın. Bugün Sincan Ceza İnfaz Kurumları’nı ziyaret edeceğim. Cezaevleri en çok insan hakları ihlallerinin olduğu yerler Türkiye’de. Bugün de kadınları, erkekleri, hastaları, yaşlıları ziyaret edeceğim. Açlık grevindeki mahpusları ziyaret edeceğim ve gün sonunda izlenimlerimi size aktaracağım. Sincan Ceza İnfaz Kurumları önünden herkese iyi bir gün diliyorum.”

Gergerlioğlu: “Bugün tüm gün Sincan Cezaevi’ndeydim, akşama kadar pek çok mahpus ile görüştüm, idarecilere sorunları ilettim ve çözüm istedim. Sincan Cezaevi’nde binlerce mahpus yatıyor ve ziyaret ettiğim mahpuslar hak ihlallerinden bahsediyor. Sincan Cezaevi’ndeki mahpusların yaşadığı en önemli ihlal sağlık hakkı ihlalleri! Sağlık ile ilgili; sevkler çok gecikiyor! Genç bir mahpus yaşadığı problemlerden dolayı nörolojik sıkıntılar yaşamış ve nöroloji polikliniğine gitmek zorunda kalmış fakat 1 yıl 4 aydır ellerindeki uyuşma, baş dönmeleri ve diğer nörolojik şikayetleri için halen bir tetkik ve tedaviye ulaşamamış durumda. İmplant tedavileri 1 yıldır gecikiyor bu konularda önemli sorunlar yaşanıyor. Kursların verilmediği ve adil yargılanma hakkı ihlallerinden dolayı önemli sıkıntılar yaşandığı söyleniyor. Sincan Kadın Cezaevi’nde Melek İpek’i ziyaret ettim, dinledim. Çok üzgün olduğunu söyledi ve “İnsanlara hayatım boyunca iyilik yaptım karşılığında da bu oldu ve bana yapılmadık kötülük yapılmadı. İmkanım olsa cezaevinden çıksam yine insanlara iyilik yaparım, yoksulları doyururum ama bana yapılan bu zalimlik vicdansızlık nedir?” diye sitem ediyordu. Melek İpek, malının mülkünün yağma talan edildiğini, haksız yere yenildiğini söyledi ve evine yapılan baskınlarda insanların 50-60 kişi adeta eşya kapışmak gibi bir davranış ile evlere girdiğini belirtiyordu. “Ailemiz paramparça.” dedi Melek İpek çok üzgündü, sağlığı da bozuktu. Melek İpek: ” Bu hapishanelerde insana “nasılsın” diye sorulur mu?” Çok kötüyüm çok hastalıklarım var.” dedi. Zaten yanıma tekerlekli sandalye ile getirildi, ayakta duramıyormuş, bel ve boyun fıtığı varmış. Astım, kalpte Ekstrasistoller, hipertansiyonu vd. hastalıkları olduğunu ve üzgün olduğunu söyledi. Melek İpek: “O Meclis’te beni tanıyan, benim insanlara nasıl iyilik yaptığımı bilen o vekiller Ömer Bey sizin yüzünüze nasıl bakıyorlar? Nasıl utanmıyorlar? Nasıl bu haksızlıkları yapıyorlar? Bizi çok iyi tanıyan insanlar bu zalimliğe vicdansızlığa göz yumuyorlar?” diye soruyorlardı. Melek İpek:” “Ben Maraş’lıyım Maraş’ın işgalinde bile Fransızlar insanların özel mallarına mülklerine dokunmamıştı ama şu anda yapılan bu. Cennet gibi bir hayatımız vardı bizim Ankara İncek’te güzel bir evimiz vardı, fakirlere yoksullara yardım ederdim işim gücüm iyilikti, hayatımızı cehenneme çevirdiler. Bu kadar iyiliğe bu kadar kötülük yapılması canımı çok acıtıyor.” dedi. Melek İpek için hapishane özel bir muamele yapıyormuş. Avukat görüşlerinde hiç kimseye yapılmayan bir uygulama; bir görevli gelip kameraya çekiyormuş. Olacak bir iş değil! Mahpuslar avukat ile görüşürken böyle bir uygulama olamaz yasadışıdır ancak Melek İpek’e özel böyle bir uygulama yapılıyormuş. Melek İpek: “Sincan F1 Cezaevi’nde oğlum Tekin İpek var, onu ziyarete giderken yürüyemiyorum ve çok zorlanıyorum ama o cezaevine gittiğimde basamak çıkmam gerekiyor. Her basamağı çıktığım zaman yüreğime adeta hançer saplanıyor o kadar acılar çekiyorum. Oğlumun bu cezaevine gelmesine izin vermiyorlar benim gitmeme izin veriyorlar. Burada tarifi imkansız acılar yaşıyorum, bunları hak etmemiştim bunları bana yapanların hiç mi vicdanı sızlamıyor?” diye soruyor! Sincan 2 No’lu YGC’de Şerif Mesutoğlu işlemediği bir cinayetten dolayı Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ü öldürmekten dolayı haksız hukuksuz ağırlaştırılmış müebbete çarptırılmış bir insan. Bana dava sürecinin tüm ayrıntısını anlattı nasıl sahte deliller oluşturulduğunu, nasıl kendisi hakkındaki lehteki delillerin Yargıtay kararına kadar saklandığını gizlendiğini, savcılığa verilmediğini anlattı. Şerif Mesutoğlu onanan cezaları için tekrar mahkemeye müracaat ettiğinde geri çevrildiğini ama bu suçu kendisinin işlemediğini tam bir kumpas ile suç oluşturma amacıyla sahte deliller üretildiğini ifade etti ve açlık grevinde 85 gündür. Zayıflamış ve şu anda açlık grevi yaptığı için kendisi cezaevi tarafından cezalandırılmış. Spor ve sohbete çıkış yasağı getirilmiş. Şerif Mesutoğlu kendisine spor ve sohbete çıkış yasağı getirildiği için tansiyon, nabız ve kilo ölçtürmüyor protesto ediyor. “Ben bunu hak etmemiştim.” diyor. Hem haksızlığa uğruyorsunuz katil ilan ediliyorsunuz, suçsuz olduğunu halde ağırlaştırılmış müebbete mahkum ediliyorsunuz 9 yıldır zindandasınız ve size yaşatılan bu oluyor. Mehmet Parlak, böbrek yetmezliğinden dolayı hastalığı ilerleyen bir mahpus. Böbrekteki problemi 4. evreye vardı. Cezaevi tekrar infaz erteleme işlemi başlattığını söylüyor fakat Mehmet Parlak’ın durumu iyiye gitmiyor. 4. evre olmuş diyalizin eşiğine gelmiş. Zaten yıllarca süren ishali doğru düzgün zamanında tedavi edilmediği için iyice bozulan böbrekleri o da nakilli bir böbrekti. 2. defa böbrek nakline gitmek üzere veya diyalize girmek üzere olan hasta bir mahpus ve bu haliyle Sincan Cezaevlerinde tutuluyor. Sincan Cezaevleri yine kalabalık! İnsanlar yerde yatıyor. 7 kişilik yerde 27 kişinin yattığını duydum Sincan Kadın Cezaevi’nde. Kimi yerde daha farklı sayıda yerde yatan mahpuslar var ve durumlar iyi değil. Melek İpek’in bana anlattığına göre; kaldığı koğuşta 6 çocuk annesi en küçüğü 2.5 yaşında olan bir anneden bahsetti ve “bütün çocuklarını bırakarak şu anda maalesef yanımızda, büyük dramlar yaşanıyor burada. Anne baba tutuklu olan en az 5 aile var yanımda, eşi de tutuklu 5 kadın var. Ne kadar büyük aile dramları yaşanıyor. Çocuklar ne kadar sahipsiz kimsesiz bırakılıyor bilemezsiniz.” diyor! Melek İpek’in bana anlattığına göre; kaldığı koğuşta 6 çocuk annesi en küçüğü 2.5 yaşında olan bir anneden bahsetti ve “bütün çocuklarını bırakarak şu anda maalesef yanımızda, büyük dramlar yaşanıyor burada. Anne baba tutuklu olan en az 5 aile var yanımda, eşi de tutuklu 5 kadın var. Ne kadar büyük aile dramları yaşanıyor. Çocuklar ne kadar sahipsiz kimsesiz bırakılıyor bilemezsiniz.” diyor! Kursiyer teğmen olan bir genç kadın mahpus ile konuştum ve “Ömer bey yanımda adalet kelimesinden bahsetmeyin. Olmayan bir kelimeyi duymak istemiyorum.” diyordu bana. Sincan Cezaevi’nde çarpıcı cümleler duydum. Yerde yatan insanlar ve son derece sağlıksız ortamları maalesef sıklıkla dinledik. Sincan 1 No’lu YGC için de mahpusların mektuplarında yazdıkları cümlelerin çizildiği, bunların arasında Kuran-ı Kerim’den ayetlerin olduğu yönünden şikayetler vardı. Biz tüm bu bize iletilen şikayetleri Adalet Bakanlığı’na ileteceğiz! Sayın Yılmaz Tunç gelin bir de kendiniz ziyaret edin. Ben defalarca ziyaret ediyorum çok büyük ihlaller görüyorum, gelin bir gün habersiz şu mahpusları dinleyin derim! Böyle olmaz. Cezaevleri inim inim inliyor çok büyük sıkıntılar var ve burada herkes adalet bekliyor. Geciken sağlık işlemleri sıkıntılar kalabalık ve adil yargılanmama ile ilgili şikayetler had safhada. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nden günün sonundan herkese güzel bir gün diliyorum, hoşça kalın diyorum!”

Yorumlar