8 Aralık 2024
Gergerlioğlu: “Kürt meselesinin çözümü mutlaka olmalı! Bu topraklarda mutlaka bu meseleyi hep birlikte çözeceğiz. Eksiklikleri nasıl gidereceğimizi konuşmak lazım. Kürt sorununu, yıllarca bedeller ödeyerek yaşadığınız için çok iyi biliyorsunuz ama bunu tüm Türkiye toplumu bilmeden meseleyi çözemeyiz!
Kürt meselesi, sadece Kürtlerin meselesi değildir! Ben hissetmeye, anlamaya çalışıyorum yaşadıklarınızı. Ne Kürt ne Türk evlatlarının cenazesi gelsin! Bir insanın anadilinin konuşulmasının engellenmesi kabul edilecek bir hadise değil!
Faşizm, ilkel beyin hastalığıdır! Daha özgürlükçü, çoğulcu anlayış beynin ürünüdür. Birbirimizi dışlamayalım.
Bir Kürt anadili konuşuyor sesi kesiliyor! Anadil dünyanın en sıcak kavramlarından biridir. Hayatta ilk duyduğun kelimeler annenin dilinden duyduğun kelimelerdir ama bir devlet gelip “Konuşmayacaksın kardeşim” derse burada bir sorun oluşur! Burada Kürtlerden önce Türklerin hissetmesi karşı çıkması lazım.
Meclis’te bir konuşma yaptım. Kayyımlar atandı, Batman ve Van Belediye Eş Başkanlarımız var yanımda haksızlık yapılmaya çalışılıyor. Genel Kurul’da elimde pankartlar ile çıktım. Kürtçe konuşunca sesim kesildi. İnsanlar “Jin, Jiyan, Azadi” dediği için niye sesi kesiliyor dedim benim de sesim kesildi.
Bir Türk Kürt’ün hakkını hukukunu savunup Kürtçe konuştuğu zaman, mevkide bulunan bir Kürt Kürtçeyi kesiyorsa o ülkede ağır bir Kürt sorunu vardır! Biz “Kürt sorunu vardır” diyoruz “Öyle şey mi olur?” diyorlar! Sen Kürt olamıyorsun veya bir Türk Kürtçe bir şey söylediği zaman engelleniyor!
Mecliste yaptığım konuşma tutanağını getirdim. Eskiden Meclis’te Kürtçe konuştuğumuzda “Bilinmeyen dil” yazardı. Şimdi tutanakta “Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler söylendi.” diyorlar! Demek mücadele etmek lazım!
@bybekirbozdag şu metne baktım! İçinde Arapça, Farsça, İngilizce kelimeler var onlar engellenmedi!
“Jin, Jiyan, Azadi” “Kadın, Yaşam, Özgürlük” bundan niye rahatsız oluyorsun
@bybekirbozdag ? Senin ismin Arapça ama Kürtçe kelime olunca engelliyorsun ve bunu Kürt olarak yapıyorsun!
Kürt meselesini konuşmak için Kürt olmaya gerek yok. Kürtlerin hakkını savunmak için insan olun! Anayasa Madde 66’da vatandaş tanımında sıkıntı var! Niye vatandaşlığı Türklüğe bağlıyorsun? Birçok kişi gönüllü asimilasyonu seçmiş. Kürtler şemsiyenin dışında kalmış! Tüm afetler onu buluyor!
Meclis’te Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi üyesiyim. Madem Türk tanımı herkesi kapsıyor, bu komisyon adı altında yurtdışındaki Kürtler ile de birlikte olacağım denilmesi gerekiyor! Mesele dışlanma ile kurulmuş durumda!
Anayasa Madde 66’nın değişmesi gerekiyor. Üniter devlet yerel yönetimlere hak veren devlettir. Çözüm için adım atılmıyor. Türk tanımının içine Kürt giremiyor! Irk bağı kast ediliyor. Kürtler çoğunluk sayılıp azınlık hakkı bile elde edemedi!
İsviçre’de 4 farklı resmi dil var. Eksiklik de yok ve herkes memnun. Yıllarca bu meseleyi gidermek için yalanlar attılar. “Ülkede Kürt meselesi yoktur.” dediler. Kürtler ve Türkler arasında dil olarak farklılıklar var. Niye asimile etmeye çalışıyorsunuz?
Kürtlerin yoğun yaşandığı bölgeye Kürdistan denilse ne olacak? İran’da, Irak’ta, Suriye’de söyleniyor! Bu coğrafyada önemli bir mozaik var. Binlerce farklı kimlik bir arada yaşıyor.
Kürt meselesinin hallolması için anayasal değişiklikler gerekiyor. Yerel yönetimlerde özerklik olmasının ne yanlışı var? İnsanlar rahat bir şekilde kendini yönetebilir. Avrupa’da da uygulanan sistemler. İnsanlar anadillerinde eğitim alabilsinler. Avrupa’da bir sürü farklı resmi dil var.
Kültürel haklar, vicdani ret hakkı, çatışmada çiğnen hakların iadesi meselelerini konuşmamız gerekiyor. Çok güçlü bir yürütme olmasın demokratikleşme olsun. TSK, Emniyet, MİT gibi kurumların resmi denetimden geçmesi lazım. Yasal zırhlara kavuşmuş kurumlar var!
“Kürt meselesinde devlet adım atarsa barış bir ayda gelir” sözünü tekrar ettim, retweet yaptım. Bu ifade, T24 gazetesinde bir beyanatında yer almıştı. Ben de, “Bu söylem barışın önünü açabilir” dedim. Ne var bunda? Kimseye hakaret etmedik, kötü bir şey söylemedik. Çatışmaların bitmesi için bir görüşü dile getirdik. Ancak bu ifadeler üzerinden “terör örgütü propagandası” yaptığım iddia edilerek 2,5 yıl hapis cezası verdiler.
Ardından milletvekili olduk, ancak bu ceza hukuksuz bir şekilde, alelacele sonuçlandırıldı. Normalde 3-4 yılda Yargıtay’a ulaşacak bir dava, bir yıl içinde hızla bitirildi ve karar onandı. Bu ülkede birçok Kürt vatandaşın yaşadığı haksızlıkları, ben bir Türk olarak Kürtlerin haklarını savunduğum anda bunları yaşadım. Memlekette bir Türk olsanız bile, Kürtlerin haklarını savunduğunuzda büyük haksızlıklarla karşılaşıyorsunuz. Bunu bizzat yaşadım.
Direndik. TBMM’de Adalet Nöbeti tuttuk. Bir sabah namazı vakti bizi alıp beni götürdüler, cezaevine attılar. Vekilliğimi düşürdüler. İşimizden olduktan sonra özgürlüğümüzü de elimizden aldılar. Ancak halkın topyekûn direnişi karşılarında durdu ve biz cezaevinden çıkıp tekrar Meclis’e döndük. Halkın temsilcisi olmaya devam ettik.
Mücadele şart. Eğer yaptığınız işin doğruluğuna inanıyorsanız, mağdurların ve mazlumların yanında olmak hem şerefli hem de onurlu bir duruştur. Elbette zorluklarla karşılaşıyoruz, ancak vicdanen çok rahatız. Doğru bildiğimiz yolda yürümek ve bu mücadeleyi sürdürmek zorundayız.
Kayyımlar, haksızlıklar, zulümler, cezaevleri, vekilliklerin düşürülmesi, parti kapatmalar… Evet, tablo kasvetli görünebilir. Ancak “Hadi eyvallah, bu ülkeye lanet olsun” deme hakkımız yok. Mücadeleyi bırakma lüksümüz yok. Gayret göstereceğiz, takdir neyse o olur.
Tarihte yüz binlerce peygamber zulme ve kötülüğe karşı mücadele etti. Kimisi başarılı oldu, kimisi öldürüldü, kimisi yurdundan sürüldü. Onlar pes etmedi; biz de etmeyeceğiz. Bu, iyilikle kötülüğün savaşıdır ve biz iyilerin safında yer almak zorundayız. İşte bu yüzden mücadele ediyoruz.


























Yorumlar