1 Ağustos 2025
Mahpuslar ve idare ile de konuşacağız. Aynı zamanda L Cezaevi’ndeki kadınlarla da görüşeceğim. Hamile kadınlar, çocuklu anneler, zor durumdaki kadınlarla görüşeceğim velhasıl herkesi dinleyeceğim. Herkese güzel bir gün diliyorum.
Herkese merhaba. Edirne Cezaevi’nde mahpusları ziyaret ettim. Başta Sevgili Selahattin Demirtaş olmak üzere birçok mahpusu ziyaret ettim. Sevgili Selahattin Demirtaş der ki: “Halkımıza çok selam olsun. Gayet güçlü ve barış umudu doluyum. Silahların bırakılması gerekiyor. Barışa ulaşmak için başka bir çare yok. Radikal bir adım atılmalı ve barışın yolu bir şekilde açılmalı.” barış umuduyla dolu gördüm ben. Ne zaman çıkacaksınız dediğimde “Mutlaka bir gün çıkacağım. Yeter ki barış sağlansın, benim çıkmam önemli değil. Önemli olan herkese adalet, herkese özgürlük diyen erdemli bir topluluk olması, bu sorunların bir daha yaşanmaması.” dedi, oldukça geniş açılı düşünen bir Demirtaş gördüm karşımda, oldukça olgun ve halkını, toplumunu düşünen bir Demirtaş gördüm. Gerçekten dedikleri çok değerliydi. Önemli analizler yaptı. Başka farklı her kesimden mahpus ile görüştüm. Sağ sol hiç fark etmez. Her gruptan mahpusla görüştüm ve aynı zamanda kadın bölümünde, L tipi cezaevinde de 3 mahpus kadınla görüştüm. Çok üzücüydü onların durumu çünkü birisi 38 aylık hamile bir kadın. Biri iki hafta kalmış doğumuna. Dün akşam sancılar yaşamış. Durumu çok sıkıntılı. Bir an evvel en azından ev hapsiyle tahliye edilmesi gerekiyor fakat cezaevinde olacak bir iş değil. 21. yüzyılda Türkiye’de 38 haftalık doğuma çok az kalmış kadınlar hapiste arkadaşlar. Olacak bir şey değil. Cezaevinden hastaneye, doğuma gidene kadar başına her türlü iş gelebilir. Bir hekim olarak bunu cezaevi yöneticilerine de söyledim. Yargılayan mahkeme de insaf etsin. En azından ev hapsiyle bir şekilde bu kadının doğumu en azından evinde veya hastanede karşılaması gerekiyor. Bu olacak bir iş değil. 17 aylık bebeği ile Deniz Gündoğdu’yu ziyaret ettim. Çok zor koşullardalar. Bebek ile beraber cezaevinde olmak çok zor. Bir de günde 18 saati bulan susuzluk var. Valla ben de lavaboya gittim su yoktu. Kadınlar hele çocuklarıyla çok zorluk çekiyorlar. Daracık bir odada iki ranza yan yana emekleyen çocukları ellerinde taşımak zorundalar çocukları yerde bırakamıyorlar çünkü odada halı yok. Böyle çok büyük bir sıkıntı yaşanıyor. 6 aylık bebeği ile Özlem Düzenli Murat Efe ile kalıyor. O da çok zor durumda. Evet 25 kadın var, 23’ü anne. İki koğuşta çok fazla miktarda mahpus var. Düşünün 8 kişilik koğuşta 27 kişi var. Bir de üstüne bebek var. Durumlar çok zor. 27 kişi artı 2 bebek. Öbür koğuş 26 kişi artı 1 bebek. Gerçekten çok zor durumdalar. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bunlara mutlaka formül bulunması gerekiyor. Ev hapsi verilebilir çünkü bu kadınlar mahkum olsalar infaz erteleme ile dışarıda olacaklardı bebek 18 aylık olana kadar, anne hamile iken de fakat tutuklu oldukları için mahkuma uygulanan kolaylık tutukluya uygulanmıyor. Olacak bir iş değil. Akıl mantık almıyor. Çok sıcak ortam. Sular akmıyor. 18 saat su yok ve çok sıkıntı çekiyorlar. Hapishane idarecileri ile konuştum. İyi niyetleri şüphesiz her zaman kendileri bu konuda gayret sarf ediyorlar fakat su hatlarında büyük sıkıntı var. Kuyular açmışlar. Yerlerde su yok artık yerin dibinde su yok. Büyük bir çaresizlik var. Bazı formüller bulunacağı söyleniyor. Ne zaman bulunacak belli değil. Özellikle L tip cezaevinde çok büyük sorunlar yaşanıyor. 650 kişilik cezaevinde 2700 kişi kalıyor mahpuslar. Her zaman dediğim gibi hapishanede olmak zor ama hapishanede kadın olmak daha zor ve bir de hapishanede bebekli anne olmak çok zor. Bir de hamile kadın olmak en zoru. Edirne Cezaevi’nden söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Daha ayrıntılı bilgi veririm. Sevgili Selahattin Demirtaş ve diğer tüm mahpusların herkese çok selam ve sevgilerini iletiyorlar. Herkese güzel bir gün diliyorum. Sevgili Selahattin Demirtaş dışında Sayın Selçuk Mızraklı ile de uzun uzun muhabbet ettik. Çok değerli konulara değindi ve o da çok umutlu barıştan, tüm gücüyle barışı destekliyor ve bu yolun mutlaka açılması gerektiğini, Sayın Demirtaş gibi o da Türklerin ve Kürtlerin birlikte yaşamasının son derece değerli ve önemli ve vazgeçilmez olacağını söyledi.


























Yorumlar