31 Temmuz 2025
Herkese merhaba, günaydın, rojbaş. Bu kez de Tekirdağ Çorlu Karatepe Cezaevi’nin önündeyiz. Bugün de buradaki mahpusları ziyaret edeceğiz. İdare ile görüşüp sorunları çözmeye çalışacağız. Velhasıl memleket yollarındayız. Bakırköy, Silivri, Tekirdağ derken yolumuza devam ediyoruz ve memleketin sorunları ile uğraşıyoruz. Umarım bitirecek şekilde çözeriz. Herkese güzel bir gün diliyorum. Bugün Tekirdağ Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan mahpuslar ile görüşeceğim. Sorunlarını dinleyeceğim ve sorunların çözümü için cezaevi idaresi ile görüşeceğim.
Herkese merhaba. Tekirdağ Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 4 mahpus ile görüştüm, çıktım. Cezaevi ziyaretlerimiz devam ediyor. Gördüğünüz gibi arkamızdaki cezaevi yüksek güvenlikli bir cezaevi. Daha doğrusu kuyu tipi bir cezaevi. Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor? Çok konuşuluyor bu konu. İnsan haklarına aykırı bir yer kuyu tipi cezaevleri, En başta söyleyeyim. Yüksek güvenlikli cezaevleri kapatılmalı çünkü tamamen gayri insani boyutta bir cezaevi burası. Özellikle kuzeye doğru yapılmış cezaevi. Bu ne demek? 3 katta hücreler var. Zemin kattaki en alttaki hücreler rutubetli ve soğuk oluyor. Bu da yetmemiş. Tek kişilik hücrelerin camlarında artı demir parmaklık var ve fens telleri var. Fens telleri dediğimiz minik minik delikleri olan teller. Bu ne demek? Sıcak havalarda içeriye hava girmemesi demek. O sıcak havada demir parmaklık yetmiyor. Bir de oldukça darlaştırılmış delikleri olan fens telleri takılıyor. Bunlar tabii ki insan haklarına aykırı. Bu da yetmemiş. Bu cezaevleri ağırlaştırılmış müebbetlere göre yapılmasına rağmen müebbet de var, üyelik de var, propaganda da var bu cezaevlerin. Yasayı çiğneyen devlet oluyor. Sen bu cezaevini ağırlaştırılmış müebbete göre yapıyorsun ama içeriye orada olmaması gerekenleri dolduruyorsun. Bunu biz görevlilere sorduğumuz zaman “İşte bakanlık böyle yapıyor ne yapabiliriz.” diyor. Bakanlığa soruyorsun, bakanlık: “Ben de işte yaparım böyle.” diyor. Türkiye “yaparım böyle” ülkesi arkadaşlar. Kardeşim sen yasana göre ağırlaştırılmış müebbet dışında kimseyi tutamazsın burada. Bu yüzden Türkiye’de insanlar bu kuyu tipi hapishaneleri için açlık grevlerine giriyor. Kendi yasana, mevzuatına bile uymuyorsun. Burada olmaması gerekenler burada tutuluyor. Bir mahpus bana dedi ki: “Burası ölümlük bir cezaevi. Müebbet olarak bizi atmışlar buraya ve ölümlük bir haldeyiz.” diye eleştirileri var. Farklı kesimlerden mahpusları ziyaret ettim ve görüyorsunuz ki adil olmayan yargılamalar çok ağırlıklı. Mesela askerliğini yaparken, er olarak, veyahut da daha sonrasında uzman çavuş olarak çalışırken darbe gecesi terör kalkışması var diye bir yere götürülen darbe olduğunu anlayınca tek kurşun bile sıkmadan birliğine dönen mahpuslar darbe girişimi sonrası ilk mahkemelerde beraat etmiş. Yıllarca çalışmışlar sonra Yargıtay “ceza ağırlaştırılmalı” diye kararlar vermiş. Ya 12,5 yıl ya da müebbete dönmüş cezalar. Ya el insaf kardeşim. En sorunlu zamanlarda, en adil olmayan yargılamaların olduğu zamanlarda verilen hafif cezalardan sonra veyahut da beraatlerden sonra aradan yıllar geçiyor. Türkiye demek daha da kötüye gidiyor. “Bu yetmez müebbet verin.” deniliyor ve hiçbir şeyden haberi olmayan gariban köylü çocukları burada müebbet olarak yatıyorlar. Kursiyer teğmenler müebbet olarak yatıyorlar. Uzman çavuşlar ağır bir şekilde ilk başta beraat ettikleri halde ağır ve haksız cezalarla yatıyorlar. Olacak işler değil. Bunun dışında ne oluyor? Kelepçeli muayeneler yapılıyor. Kelepçeli muayene yaptırmayan, yaptırmak istemeyen, ağız içi arama yaptırmak istemeyen doktora gidemiyor. Mesela bir Kürt mahpusa “Ayakkabının içini de arayacağız.” denilmiş. Adam demiş ki: “Ya ne bu kadar abartıyorsunuz ayakkabının içine kadar arama.” “Çıkar ayakkabını.” “Yok çıkarmam.” O da çıkarmamış. “Vay sen çıkarmaz mısın!” alıp ayakkabısını yere vura vura ayakkabısını parçalamışlar. Kantinlere bakıyorsunuz kalitesiz bir sürü malzeme kullanılıyor. Semaver alıyorlarmış. Semaver 3 günde pas tutuyormuş. “Bunu geri verin.” deniliyormuş. Geri verilmiyormuş. Böyle bir sürü sıkıntı var. 10 saat sohbet hakkı var. Bu daraltılıyor. 6 saat veriliyor veya daha az veriliyor. Haftada bir spor hakkı var, 2 haftada bir veriliyor. Normal üyelikten yatan bir insan başka cezaevinde sabah 08.00 akşam 19.00 saatleri arasında havalandırmayı kullanabilirken burada sadece ve sadece 1.5 saat kullanabiliyor. Ya boşuna mı kuyu tipi hapishaneler diyoruz! Kardeşim hakikaten zindanın dibi, kuyunun dibi durum bu. Gerçekten yüksek güvenlikli bir şekilde yapılmış ve bir insanı hapsedecekseniz de bu kadar ağır şartlar nedir bu ya Allah aşkına! Bir de artı kendi yasanı da çiğneyerek bu hapishanede olmaması gereken insanları da buraya koyuyorsun. Sorduğunuz zaman görevliler diyor ki: “İşte memuriyet.” diyor. O zaman memur gönderin kardeşim. İnsanlar bu kadar ağır şartlarda burada kalıyor. Niye 1.5 saat verirsin havalandırması? Veyahut da “Burada ancak 1.5 saat veriyorum.” diyorsan o zaman burada olmaması gereken insanı burada niye tutuyorsun? Gerçekten yüksek güvenlikli bir şekilde yapılmış ve bir insanı hapsedecekseniz de bu kadar ağır şartlar nedir bu ya Allah aşkına! Bir de artı kendi yasanı da çiğneyerek bu hapishanede olmaması gereken insanları da buraya koyuyorsun. Sorduğunuz zaman görevliler diyor ki: “İşte memuriyet.” diyor. O zaman memur gönderin kardeşim. İnsanlar bu kadar ağır şartlarda burada kalıyor. Niye 1.5 saat verirsin havalandırması? Veyahut da “Burada ancak 1.5 saat veriyorum.” diyorsan o zaman burada olmaması gereken insanı burada niye tutuyorsun? Acı hikayeler dinledik. Mahpuslar hem olmamaları gereken yerde hem de mesela Tekirdağ burası. Diyarbakır’da 80 yaşında annesi var. “5 yıldır dilekçe veriyorum. 15 yıldır yaşlıa nnem gelip beni ziyaret edememiş.” dedi. Mahpusu cezalandırdınız ama mahpus yakınlarını da cezalandırıyorsunuz. Diyarbakırlı ailenin çocuğunu Tekirdağ’a veriyorsun. Anası babası da buraya gelemesin! Mümkün olan en uzak cezaevlerine verilmiş mahpuslar. Mesela er iken burada müebbete çarptırılmış bir mahpus diyor ki: “30 yıllık ceza aldım eşim halen benden boşanmadı boşanabilir maddi olarak zor durumda. Düşünün bir er iken evlisiniz 30 yıl müebbete çarptırılmışsınız eşiniz büyük zorluklarla Çanakkale’den iki köprü geçip buraya geliyor madden bir şeyiniz yok çok zor durumdasınız yakınlarınızın desteğiyle yaşıyorsunuz ve “Eşim belki benden boşanır kaygıları içindesiniz.” hayat böyle geçiyor. “Biz niye buradayız? Niye bu kadar güvendiğimiz adaletine itimat ettiğimiz devlet bize niye bu kadar ağır, haksız bir ceza verdi?” erler, kursiyer teğmenlerle dolu içeri biliyor musunuz? Bir mahpus yakınlarının ziyaret yollarında ağır bir trafik kazası geçiridğini ve arabalarının pert olduğunu söyledi. Cezaevinin yakınlarındaki atık tesisinden gelen koku çok rahatsız edici. Sıkıntıyı daha da artırıyor. Tekirdağ Çorlu Karatepe Cezaevi’nde durum bu maalesef oldukça ağır şartlar yüksek bir güvenlik anlayışı ve çözülmeyen sorunlar. Bunlar doğru değil. Cezaevlerini takip etmeye devam edeceğim ve sorunları bitirmeye, çözmeye devam edeceğim. Herkese güzel günler dilerim. Bugün sabahtan öğle vaktine kadar Tekirdağ Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 4 mahpus ile görüştüm. Mahpusların sorunlarını dinledim. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olmadığı halde ağırlaştırılmış müebbet mahpus statüsünde kalan mahpuslar var!
Herkese tekrar merhaba. Tekirdağ Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nün önündeyim. F1 ve F2 cezaevlerinde bulunan mahpusları ziyaret ettik bugün Tekirdağ’da. Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi ziyaretlerimiz sonrası. Bir başka yerdeki cezaeviydi burası. Tekirdağ F2 Cezaevi’nde özellikle mevzuatın pek uygulanmadığı yönünde mahpusların şikayetleri var. Mesela bir mahpus 90 günde ancak 4 kez etkinliğe çıkarıldığını söylüyor. Aslında her hafta çıkarılmaları gerekiyor ve daha pek çok ihlalin olduğunu söyledi. Tekirdağ F2 Cezaevi’nde Sohbet haklarında, spor haklarında önemli kısıtlamalar olduğunu belirtti ve oldukça önemli ihlaller olduğunu belirtti. Biz idare ile de konuştuğumuzda idare çeşitli açıklamalar yaparak böyle olmadığı yönünde açıklamalarda bulundu fakat biz Adalet Bakanlığı’na da soracağız. Bakanlık bakalım konuyu nasıl izah edecek. Cezaevlerinde mahpus kalıyor zaten özgürlüğü kısıtlı fakat çeşitli bahaneler bularak mahpusların haklarını da ihlal etmek doğru bir şey değil.Evet, cezaevlerinde de bazı sıkıntılar olabilir. Personel sıkıntısı gibi ama cezaevinde ağırlaştırılmış, müebbet olarak yatan genç mahpuslar var. Hayatları boyunca cezaevinde yatacaklar. Bu psikolojik olarak onları çok sıkan bir şey tabii ki. Özgürlüklerinin tamamen elinden alındığı bir yerde bir de haklarının ellerinden alınması kabul edilecek bir davranış değil. Ayrıca Tekirdağ F1 Cezaevi’nde yeni gelen müdürün sürekli ilaçları yazmaması ve keyfi bir tavır içinde olması da doğru değil. Bunu da Adalet Bakanlığı’na soracağız. Sürekli ilaçlar yazılır. Ben de bir hekim olarak bunu söyleyeyim. Hapishanedeki hayatı özgürlüklerin kısıtlanmasından sonra da bir çileye çevirmek doğru bir şey değil. Mümkün olduğu kadarıyla mahpuslara etkinlikleri vermek lazım. Bu konuda hapishane eğer ki imkanları yetmiyorsa imkanları arttırmak için uğraşmalı. “İmkanımız bu kadar, işte sana çamaşır makinesi hizmeti veremeyiz. İmkanımız bu kadar, sıcak suyu kısıyoruz, soğuk suyu kısıyoruz.” demek olmaz. Spor faaliyetleri gibi birçok meselede böyle ihlaller olduğunu söylüyor mahpuslar. Bu noktada biz Cezaevi İdaresi’ni de dinledik. Tek tarafı da dinlemedik. Cezaevi İdaresi’ni de dinledik. Onlar ile de konuştuk ve meseleleri çözmek için uğraş vereceğiz. Herkese güzel bir gün diliyorum. Hoşça kalın.


























Yorumlar