26 Temmuz 2025
26 Temmuz 2025
Devletler ayrımcılık yapar. Vatandaşlar buna boyun eğmez. O zaman devlet burun sürter, olmadı baş ezer, öldürür, yetmez bir de cenazesine zulmeder, kaybeder, kemiklerini yok eder, sokaklara atar. İşte bu zalimlik, kin, nefret, intikam gerçekten mücadele edilmesi gereken bir mesele. Ben siyasette 7 yıldır bununla mücadele etmeye çalışıyorum. Baktım siyasetle de olmuyor. Bir vakıf kurdum çünkü sadece devlet değil buna suskun kalan toplum da suçlu. Neden burada milyonlar yok? Neden bu kadar cenazesine zulmedenin hesabını sormuyor o zalimden? Neden? Bu sadece devletle alakalı bir durum da değil. Toplumsal bir hastalık var, toplumsal bir mesele de var ortada. İşte biz bunun için mecliste şu anda biliyorsunuz Kürt meselesinin tarihi çözümüyle ilgili bir komisyon kuruyoruz. Meclis inşallah onaylayacak ve bu komisyon kurulacak. Umarım bu acılar biter. Yoksa çatışmalar, savaşlar, katliamlar, soykırımlar ile başetmek mümkün değil. En sonunda insanoğlu zalimleşiyor ve cenazelere bile en büyük zalimlikleri yapabiliyor. 30-40 yıl öncesi değil, son zamanlarda da aynıları yaşanıyor. İşte Sur’da Helin Hasret Şen, ufacık bir çocuk bile bundan nasibini alıyor. Taybet Ana’nın cenazesi yerlerde kalıyor. Çatışmalarda ölen insanların cenazeleri bilerek yerlerde bırakılıyor. Aysel Tuğluk vekilimizin annesinin cenazesi mezardan çıkarılıyor ya mezardan tarih böyle bir şey görmüş mü? Sadece çatışmalarda ölenler mi? Hapishaneden çıkıyor sıradan bir ceza almış propaganda veya üyelikten mahpus bir Kürt köyünde gömülecek gündüz gömülemiyor. Asker diyor ki:”Gece yarısı hemen toprağı verin bizim canımızı sıkmayın.” diyor. Ailesi zaten acılar içinde çocuğu yıllardır hapishanede apar topar mezara gece yarısı koyuveriyorlar. Bir ton asker zırhlı araçlar siz ağlarken etrafınızda yüzlerce asker, zırhlı araç, toma bitmedi. Bu alışkanlıktan vaz mı geçiliyor? Bakın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da binlerce kişi soruşturuldu ve cezaevlerine atıldı. İşte onlardan birisi Şebnem Korur Fincancı Hocam da Gökhan Açıkkollu’nun otopsisini yaptı. Adamı gözaltına almışlar. Gözaltında ağır bir darp. Bir tarih öğretmeni evinden sabah alınıyor, gözaltında vatan emniyette ağır bir darp şeker hastası ve gözaltında ölüyor. Yetmiyor. Eşine, annesine, babasına “özür dileriz” demiyorlar. Yasal bir süreç başlatılmıyor. Ne yapılıyor? “Al cenazeni kardeşim ama istediğin mezarlığa gömemeyeceksin. İşte bak İstanbul’da şurada belediye başkanımız hainler mezarlığı kurdu. Oraya gidip gömeceksin. Bak tabelası duruyor orada. Hainler mezarlığı yazdık biz devlet olarak. Oraya gömeceksin.” diyorlar. Aile diyor ki: “Böyle şey mi olur? Nasıl olur? Cenazemizi böyle adlandırılan bir yere mi gömeriz? Hayır.” diyor, alıyor Konya’ya götürüyor cenazeyi. Götürüyor köyüne, gömecek. Diyanet diyor ki: “Onun cenaze namazını kılma.” hoca yok. Mezara götürüyorlar, 3-5 kişi cenaze namazını kılıyor ve toprak kazılıyor. Mezar görevlisi de kazmıyor, kendileri kazıyor ve cenazeyi toprağa veriyorlar. Cenaze, devletin ve insanların elinden kurtuluyor arkadaşlar. Bu ülke böyle, bu topraklar böyle bir yer. Bakın sadece 30-40 yıl önce mi faili meçhuller, yargısız infazlar yapıldı? Daha işte 8-9 yıl önce bu ülkede en az 35 insan kaçırıldı. 3 ay, 6 ay, 9 ay, 1.5 yıl illegal görünümlü legal merkezlerde sorgulandı korkunç işkencelerle. 30-40 kilo kaybetmiş halde ya Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ya da cezaevinde aniden ortaya çıktı ve kimse çıkıp bir hesap vermedi. 7 yıldır bunun hesabını soruyorum mecliste. Kimse çıkıp çıtını çıkarmıyor. Herkesin yüzüne sordum. Hakan Fidan’a da sordum. Diğer tüm görevlilere de sordum. Herkes cevapsız geçiştirmeye çalışıyor. Bitmedi. Bakın bu zorla kaybedilip kaçırılanlardan cenazesi bulunmayanlar var çünkü belli ki öldürülmüş. Ayhan Oran, Sunay Elmas, Yusuf Bilge Tunç. Cenazeleri yok ortada. 8-9 yıldır yoklar. Sadece 30-40 yıl önce değil ki. Biz gerçekten esaslı bir duruş sergilemediğimiz müddetçe daha yüzlerce yıl bu ülkede bu cinayetler, bu insanlık suçları işlenmeye devam edecek. Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi çok değerli bir iş yapıyor. Belki çok büyük katılımlar yok ama son derece önemli işler yapıyor. Bir cenazeyi bile zulmetmek, tekmelemek, “Sen benim düşmanımsın, bana karşı silah çektin, senin cenazeni bile tekmeleyeceğim, onun kemiklerini bile sokağa atacağım.” demek herhalde zalimliklerin en büyüğü açıkçası. Buna karşı mücadele etmek gerekiyor. Tebrik ediyorum inisiyatifi. Teşekkür ediyorum.

























Yorumlar