2 Temmuz 2024
ÖFG TV’den herkese merhaba her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile sizlere sunduğumuz programımıza bu hafta da başlıyoruz!
Oldukça hareketli günler yaşıyoruz. Türkiye’de önemli olaylar yaşanıyor.
Dün başlayan bir duruşma var. aylardır beklenen bir dava bu Sinan Ateş davası. 19 aydır beklenen bir dava. MHP’li ve Ülkü Ocakları yöneticisi birçok ismin adının karıştığı bir cinayet. Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi. Eşi Ayşe Ateş inisiyatif aldı, başlarda bekledi fakat olayın sümenaltı edileceğini görünce aktif bir durum sergiledi herkesi mahkemeye davet etti, birçok siyasi parti katıldı. Cumhur İttifakı’nı tedirgin eden dava süreci başladı. Bir kişi hayati yerlerinden vurularak öldürülmüştü. Tetikçiyi kaçırıp götüren ve eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un evine götüren kişi Ülkü Ocakları Merkez Yöneticisiydi. Ülkü Ocakları ve MHP’li birçok ismin karıştığı bir cinayetti bu cinayet ve ardından bu işin üstü örtülmeye çalışıldı. Mahkemede başladı ve basit bir alacak verecek meselesiymiş gibi ifadeler verilmeye ve iş yukarıya yansıtılmamaya çalışıldı. Sanki birileri arasında ufak tefek bir alacak verecek meselesi varmış. Birisi de gitmiş onu vurmuş hatta öldüren ben değilim, başkası onu öldürdü ben ayağından vurdum gibi kelamlar ile işin üstü örtülmeye çalışılıyor. Ayşe Ateş önemli bir duruş sergileyerek dikkatleri duruşmanın üzerine çekmeyi başardı. Birçok tehdit hakaret ve ölüm tehdidi almasına rağmen yoluna devam ediyor. Korumalar ile hayatına devam ediyor. Davanın başlangıcı çok umut verici değildi ve büyük bir organizasyon küçültülerek 3-5 kişinin yaptığı şahsi hesaplaşma olayına dökülmeye çalışıldı aslında üzerinde çok spekülasyon yapılan, kaçakçılık olayları mı var, birtakım uyuşturucu pazarlıkları ile ilgili durumlar mı var denilen komplike bir durum. Olayı net olarak biz de bilmiyoruz fakat şu anda tetikçilerin sunduğunun çok daha ötesinde çok ciddi bir durum olduğu besbelli, tüm Türkiye kamuoyu vicdanı bunu biliyor ve gerçeklerin ortaya çıkmasını bekliyor. Süreci takip edeceğiz, uzun süredir 19 aydır bu süreci takip eden birisi olarak mahkemenin başlamasını önemli buluyorum, iddianame çıkmamıştı defalarca mecliste niye iddianame çıkmıyor diye konuşmalar yapmıştım MHP’lilerin tepkisini çekmiştik, haklı olduğumuz ortaya çıktı. İddianame birkaç savcı yiyerek ortaya çıktı ama dağ fare doğurdu birtakım kişileri koruyan bir iddianame ve tetikçilerin birtakım kişi ve kurumları koruyan tavrı ortaya çıktı. Umarım adalet bir an evvel tecelli eder.
Türkiye çok sıcak olayların yaşandığı bir yer. Sığınmacılar konusu uzun süredir tartışılan bir konu. Sığınmacılara yönelik nefret politikası saldırılar ötekileştirme uzun süredir devam ediyor. Yerine göre hem iktidarın hem muhalefetin hedefinde olabiliyorlar. Zor durumda ülkelerini terk etmiş ve Türkiye’de hayata tutunmaya yönelik sığınmacılara yönelik nefret söylemi bitmiyor. Linç girişimleri maalesef devam ediyor. Ağır insan hakları ihlallerine uğruyorlar. Geçtiğimiz günlerde Kayseri’de bir taciz olayı bahane edilerek sığınmacılara yönelik saldırı ve linç olayları yaşandı. Olay bitti derken dün gece tekrar bu olaylar yaşandı. Bu gece tekrar yaşanacak mı büyük bir tedirginlik konusu. İçişleri Bakanlığı aktif mi pasif mi? Adalet bakanlığı’nın tavrı nedir? Tüm bunları konuları yakından takip eden Suriyeli insan hakları aktivisti fizik hocası Sn. Taha Elgazi ile konuşacağız. Sığınmacılar ile ilgili birçok program yaptık, ağır saldırılar yaşandı, vahim olaylar yaşandı. Kimi zaman sığınmacıların üzerine benzin dökülüp yakıldı kimi zaman cesetleri yok edilmeye çalışıldı. Vahşice işler yapıldı. Her türlü zorbalığa tacize uğradı sığınmacılar ve günah keçisi ilan edildiler. Ardından birtakım gelişmeler yaşandı. Son zamanlarda Erdoğan uzun yıllar boyunca çok ağır söylemler üretmişti, savaşın bitme noktasına geldiği bugünlerde Esed ile görüşebiliriz gibi cümleler başladı. Hem Türkiye hem Suriye’de saldırı olayları gelişti. 2 gündür Kayseri merkezli ve farklı birçok ile yayılan saldırılar linç girişimleri var sığınmacılar üzerinde. Vahim olaylar, Türkiye gündemi bu olaylar ile dolu. İnsanlık dışı saldırı görüntüleri izliyor ve tedirgin oluyoruz. Devamı da gelebilir diye konuşmak istedik. Umarım devamı gelmez ama öylesine bir gerilim var ki öylesine bir tansiyon yüksekliği var ki devamı da gelecek gibi. Olayları durdurmak ve insanlık dışı saldırıları gerçekleştirenlere yönelik engelleyici bir çaba olarak bu programı yapıyoruz. Kayseri’deki olaylar ile ilgili görüşleriniz nedir?
Taha Elgazi: Kayseri olayları, Suriye sığınmacı toplumun yaşadığı ilk olay değil. Öncesinde 2019’da İstanbul Küçükçekmece İkitelli bölgesinde yaşandı aynı olaylar. Akıbetinde ardında İzmir Torbalı ilçesinde yaşandı. Ardından Urfa’da yaşandı. Müşterek noktası iddia. Suriyeli mülteci bir kıza cinsel tacizde bulundu iddiası. Biz Kayseri’ye giderken ve oradakiler ile görüşürken oradaki çocuk erkek çocuk ve kendisi zihinsel hastası bir kişi. Aile bu erkek çocuğuna herhangi bir yere çıktığında 5 yaşında kız çocuğu ile birlikte dışarı gönderiyorlar. O gece çocuk dışarı çıkmış, sokakta tuvalete girmiş bir grup genç gelip kızı oraya alıp resmi yukarıdan çekmişler. Oradakiler ile görüşürken ortada şikayet bulunmadı. Kız çocuğu ne ırka ne dine bakılmaksızın çocuktur. Kayseri’de 2017-2018’de bir Suriyeli hamile kadın cinsel tacize maruz kalıp öldürüldü kimsenin sesini o dönemde duymadık. Türkiye’de siyasetçiler mültecileri hedef alarak muhalefetin önüne koyuyor. İktidar başarısızlıklarını kapatmak için halkımızın nefretini mültecilere yönlendiriyor. Ekonomi kötü noktaya gittiğinde halkın öfkesini sömürmek için mültecilere gönderiyorlar öfkeyi. Aileler; 1) insanlar camilere sığınmışlar aileler. Aynı mahallede sokakta 4-5 aile bir araya gelmişler. İnsanların evlerine iş yerlerine arabalara saldıran kişiler Allah-u Ekber sloganı ile bağırıyorlar. Kime Allah-u Ekber diyorsun. Onlar da Müslüman! 2) Bir kişi kepçeyi sürüyor ve araçları tahrip ediyor. Emniyet nerede? Polis çoğu noktada müdahale etmiyor. Kayseri olayları kapatılsaydı ceza alsaydı o kişiler Reyhanlı’da, Gaziantep’te, Nizip’te olaylar olmazdı. Cezasızlık tüm konuları ortaya çıkartan bir durumdur. İktidarın dindarlığına ve muhalefetin sosyal demokratlığına güvenemiyoruz artık. Kime güveneceğiz? Suriyeli sığınmacıları hedef alan kurumlar Türk halkımızın azınlık grubuna da imza atacak. 2 temmuz Sivas olaylarının yıl dönümü. 6-7 Eylül olayları vardı. Ayrımcılık, ırkçılık meselesi bitmesini yakın görmüyorum çünkü bizden önce azınlık gruplara yönelik olan olaylar takip edilmezse failler ortaya çıkmazsa bitmez mülteci saldırıları.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Nefret olayı var, ötekileştirme var ve fırsatını bulunca saldırma olayı var. sadece Suriyeliler ile de sınırlı değil diyorsunuz. Saldırılar ilk gün oldu ve insanlar saldırıldı kameralar ile bunlar tespit edilebiliyor fakat ertesi gün yine oluyor. Bu cesareti nereden alıyorlar? Polis mi yol veriyor? Valilikler mi bu işe yol veriyor? En ufak bir basın açıklaması yaptığınız zaman binlerce polis gelir, bir şey yapamazsınız, Türkiye böyle bir yer. İki kelam laf edeceğiniz zaman bir yere saldırmayı bırakın, bir ton polis başınıza dikilir iki kelam edemezsiniz ama bakıyorsunuz burada insanlar saldırıyor evlere, insanları dövüyor, linç ediyor, camlar kırılıyor, dükkanlar yakılıyor tam bir pogrom olayı var. Biz 6-7 Eylül olaylarını hatırladık. O zaman da devlet görevlileri göz yummuştu ve gayrimüslimler ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Şimdi de göz yumma “Biz görmüyoruz, siz yapın bunlar da ülkeyi terk edip çekip gitsinler.” gibi bir tavır var mı?
Taha Elgazi: Kayseri olayları bize muhalefet ve iktidar arasında gizli bir anlaşma var. artık biz sadece bazı siyasi partiye, muhalefet siyasi parti nefret söyleminden etkilenmiyoruz biz 2-3 yıldır iktidar tarafından gelen bazı siyasetçilerin söylemleri yani Cumhurbaşkanı iddia etti ki; 40 Milyar $ para harcadığını söyledi. Geçen ayın 17’sinde Gaziantep’te 41 STK açıklama yaptılar. Suriyeli sığınmacıların Gaziantep’te olmaları Gaziantep’e zarar veriyor ve bu tehlikeli bir noktaya geldi diye ama ondan önce 11 Haziran, STK’ların basın açıklamasını yapmadan önce ve Sayın Devlet Bahçeli’nin ayrı bir ifadesi vardı. Suriyeli sığınmacıların geri dönüşü sağlanması gerekiyor diye ve burada bir demografik etkiden bahsediliyor. STK’nın sözü Sayın Devlet Bahçeli’nin sözüne bağlandı. Bazı siyasi partiler faşistlik yaparken bir grup onların açıklamalarını günlük takip ediyor, bakalım bugün ne diyecek diye ama iktidar tarafından birisi çıkıp bir söz söylediğinde etkisi daha büyük oluyor. Bu nedenle Kayseri olayları Gaziantep’teki ve ondan önce Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim sonrası kazandığı balkon konuşmasında 1 Milyon Suriyeli dönecek vaadi verdiği, Mustafa Destici, Fatih Erbakan yani iktidarın tüm cenahlarından böyle ifadeler geliyor. Bu söylemler iktidar tarafından gelirken onun yanında muhalefet partilerinin faşistlik söylemleri birbirine karışırken ufak bir olayda herkes Suriyeliler üzerine gidiyor. Burada anti Suriyelizm kavramına geldik. Hollanda’da kampta bir Suriyeli var, aynı kampta aynı odada Türk var ikisi de iltica için başvurmuşlar. Türk vatandaş Suriyeliye ne işin var burada diyor. Türkiye’de ayrımcılık nefret konusu sadece Türkiye’de değil milliyetçiliğimizde oldu. Milliyetçilik ayrımcılığa bağlandı, nefrete bağlandı. Suriyelilere karşı ne kadar nefret söylemi yaparsan o kadar vatan sevdasısın düşüncesi var. tehlikeli bir nokta bu. İnsanlar arabaları dükkanları yaktılar. Bu insanlar hangi noktaya geldi? Türk halkının duyguları hangi noktaya gidiyor?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu gibi olaylar yaşanmıştı. Kürtlere yönelik gayrimüslimlere yönelik linç olayları yaşandı. Bu nefret bu anlayış olduğu müddetçe Suriyeliler gitsin de aynı saldırıların benzeri başkalarına yapılır diyorsunuz.
Taha Elgazi: Bugün hedef Suriyeli sığınmacılar varsa, Suriyeli sığınmacılar ülkelerine döndüğünde faşistlik yapanlar boş durmayacak diğer azınlık grupları hedef alacaklar. Kürt, Alevi, Ermeni kardeşlerimizi hedef alıyorlardı. Türkiye siyaset ortamında çoğu olaylar, vakalar, sıkıntılar çözülmedi, kapatıldı. Bu kapatılma çözüm değil. Burada mülteci hakkı Türkiye’de yaşayan ezilmiş kurumların hakkıdır. Hangi grup olursa olsun biz kimin hakkını savunursak kendi hakkımızı da savunuyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sizce nereye varır olaylar? Başka illere de sıçradı. Gerilim var ve bu iktidarı ile muhalefeti ile birçok siyasi partinin körüklediği anlayışın sonucu gelişti. İçişleri Bakanlığı yetkilileri de Valilikler de gereken önlemleri almıyor. Saldırganlar kamu araçlarını kullanabiliyor kamu görevlileri olayları eli cebinde izleyebiliyor ve yakalananların bir kısmının bu işlerden sabıkalı gaspçı hırsız yağmacı talancı kişiler olduğu ve bunu fırsat bildiği de ortaya çıkıyor. Bu tür linç ve pogrom olaylarında böyle kişiler ön plana çıkar ve gereken önlemlerin de alınmadığını görüyoruz.
Taha Elgazi: Hükümetin üzerine görev düşer. İçişleri Bakanlığı bu konuda ilk mesuliyeti taşıyan o dur. Kayseri olayları ne yazık ki Suriyeli sığınmacılar 4-5 saat yalnız bırakıldı. İtfaiye araçlarını engelliyorlar ve gidiyor. Hükümet görevini yapmazsa farklı bir noktaya gelecek. Göç İdaresi Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na sormak isterim; Göç İdaresi Başkanlığı’nın düzensiz göç ile mücadele operasyonuna herkes destek veriyor ama Göç İdaresi Başkanlığı’nın esas görevi; kayıtlı olan mültecilerin göçmenlerin sığınmacıların hakkını savunmaktır.

























Yorumlar