27 Temmuz 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba. Her hafta salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konuklarıyla size sunduğumuz programımıza bugün de başlıyoruz.
Değerli izleyenler ÖFG TV mağdurların sesinin yükseltildiği bir program oldu ve yüzlerce haftadır biz mağdurun, mazlumun sesini buradan duyurmaya çalıştık. Bugün de aynısını yapacağız.
Malum iş kazaları iş cinayetleri sıkıntılı bir hal almaya başladı. Gerçekten son derece önemli kazalar, cinayetler yaşanıyor. Dilovası Parfüm Deposu yangın faciasını yakından takip ediyorum ve daha pek çok facia yaşanıyor, işçiler ölüyor, hayatlarını kaybediyor, yaralanıyor, ihlallere uğruyor, hakları yeniyor, hukukları çiğneniyor. Maalesef bu konuda Türkiye çok kötü bir yerde.
İş cinayetlerinde Avrupa birincisiyiz. Hak ihlallerinde maalesef yine ön sıralardayız ve kimi zaman özel sektör, kimi zaman kamu da yapabiliyor. Biz bu konuları yakından takip ediyoruz. Bununla ilgili verdiğimiz yasa teklifleri de var. İş cinayetleriyle ilgili ulusal anma günü tekliflerimiz de var, yasal tekliflerimiz. Bu konuda bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz.
Grevlere gidiyoruz, işçilerle konuşuyoruz. İşçilerin nasıl ortamlarda yaşadığını görmeye, anlamaya çalışıyoruz. Sendikal ortamları takip ediyoruz ve elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tabii iş dünyası, işçi hakları derken bir taraftan da daha da kötü durumda olan bir kesim var; Kadınlar. Kadınlar, tüm işçilere göre bir kat daha haksızlığa, zulme uğruyor ve gerçekten bu konuda daha da zor durumdalar.
Bu akşam bir kadın işç.iyi konuk edeceğiz haksızlığa uğradı ihlallere uğradı ve bir sendika başkanı kadını da konuk edeceğiz ve onlarla konuşacağız. Afyon’da çalışan bir işçi, Yalova’da bir sendikacı. Türkiye’deki iş dünyasına bakacağız. Neler yaşanıyor, ne oluyor, ne bitiyor?
Biz bir mağdurun derdini küçümsemiyoruz. “Bir kişinin sesini bile duyursak bize kârdır.” diyoruz. “Milyonlarca kişinin sesini duyuramıyoruz, bir kişi boş ver ne yapalım, vekilim.” diyene de diyoruz ki; “Hayır, biz bir deniz yıldızını kurtarabiliyor, bir işçinin sesini duyurabiliyorsak ne mutlu bize.” O yüzden arkadaşlarımızı ekrana alıp onları bir dinlemeye başlayalım.
Ferdağ Dalgıç Afyon’da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde çalışıyor. Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası üyesi. Birsel Tuğlu da Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı. Yaşanan sorunlardan dolayı ilk olarak mağdurun sesini duyurmak için Sayın Ferdağ Dalgıç’a sözü vereyim.
Ferdağ Dalgıç : Ben Ferdağ Dalgıç 10 yıldır Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nde çalışıyorum. Temizlik personeli olarak göreve başladım. Kadın işçiyim. 6 yıldır da Toleyis Sendikası’ndan Otis Sendikası’na üye oldum. Otis’le beraber 6 yıldır işçi hakları mücadelesi vermekteyim. Bu verdiğim mücadeleler çok güzel bir mücadele. Kadın işçilerin onuru gururu diyeyim. Bununla dik yürümek bizim onurumuz, gururumuz ve bununla yürümeyi, Otis ile yürümeyi çok işçi olarak bize bir aydınlık oldu. Fakat verdiğim mücadelelerden dolayı çok haksız yere keyfi tutanaklar tutuldu bana defalarca. Bir kez ilk tutanakta altı yevmiye cezası verildi. Bunun sebebi de sosyal medyada paylaşım yaptığımdan dolayı. Sendikamla beraber dava iptal etti. Yevmiye cezalarımı geri aldım. Daha sonra bizim toplu iş sözleşmesini sayan idare uygulamalara ve idare Toleyis işbirliğiyle yürüten organize saldırılara karşı geldim. Afyon’da Toleyis ‘in temsilcisi il müdürlüğümüzle beraber iş birliği yapmaktalar ama biz pes etmedik. Tekrar ben bu şeylere maruz kalarak temsilcilerin şikayetler üzerine tekrar bir tutanak yedim. Keyfi tutanak bu da. Bunun da davasını kazandık. Bu da kamuya tabii ki zarar veriyor. Sürekli keyfi tutanaklar, keyfi tutanaklar bizim dava açmamız. Bunlar hiç işçiyi bir taraftan göz korkusu vermek, bir taraftan OTİS sendikamıza örgütlemeyi engel olmak açısından yapıyorlar. Biz bunun farkındayız ve bilincindeyiz. Pes etmedik, pes etmeyeceğiz. Yeri geliyor, lağım temizliği yaptırılıyor. Biz bunları hepsini de belgeledik. Logar taşıyor, sığınakları temizliyoruz, hiçbir kıyafet, hiçbir ekipman verilmiyor. Ekipmanlar verilmeden çğu işçimiz zaten terliklerle giriyor. Hiçbir koruyucu ne gözlük, ne maske, ne tulum veriliyor. Bunlarla biz girip terliklerle temizlik yapıyoruz. Ben bir kadın işçiyim. Erkek personelin tuvalete temizlenmekte zorlanıyorum. “Girmeyeceğim.” dediğim zaman “Görevini yerine getirmiyorsun.” diyerekten bana tutanakla tehdit ediliyorum. Tutanaklar tutuluyor. Erkek tuvaletlerini temizlememiz bizim ne kadar doğru Kadın işçi olarak? Çok baskılara maruz kaldık. Aynı baskıları Birsel Başkan da hemen hemene yaşıyor. bütün KYK yurtlarında aynı baskılar, aynı mobbing var. En son sürgün edildim. Otis sendikasında hasta arkadaşımız vardı Naciye Kabak. “Arkadaşımız kimyasallara maruz kalamaz.” diyerekten heyet raporu alıyor ve kurum bunu senin yapabileceğin hiçbir görev yeri yok diyerekten direkt iş feshi veriyor. İl müdürlüğünde yetmiş tane personel çalışıyor. Şu anda onlar ne iş yapıyor? Yeri geliyor masa başında çalışanlar var. En son il müdürlüğümüzde temizlik personeli olarak bir arkadaşımızı Afyon Gençlik Spor İl Müdürlüğü özel kalemi olarak göreve getirdi. Burada Naciye Kabak da olabilirdi. O da o görevi yapabilirdi. Naciye Kabak için iş feshi verildikten sonra 15 gün sonra beni sürgün ettiler. Safiye Sultan’a rızam dışında rızam olmadan bana sorulmadan benim rızam alınmadan beni gönderdiler. Gönderdikleri evrağa ben şerh düştüm rızam dışında diyerekten. Ben bir sendika yöneticisiyim. Yönetici olduğumu da benim idarem biliyor. Bildiği halde beni gönderdi ve şu anda aşırı baskılar altındayım. Gönderdiğim yerde de erkek personelinin girdiği kullandığı lavobaları yıkamamı istiyorlar. Yıkamayacağım dediğim zaman da bana deniliyor ki; “Sana tutanak tutarım iş fesine kadar gidersin.” Bunlarla tehdit ediliyorum. Toleyis temsilcisi var Afyon’da kendisi genel sekreterliği yapıyor Beyefendi Whatsapp durumlarında ben 4 çocuk annesiyim ve kadınım benim namusuma kadar çirkin söylemlerde bulundu. Gerçekten hiç hoş bir şey değil ve il müdürümüz ve başka bir arkadaşım bu şekilde saldırı olduğunu söylüyor ve il müdürümüz bu konu hakkında sessiz kalıyor. Oysa ki bunların abuk sabuk yalan yanlış kendi üyelerini şahit tutarak bana bir yevmiye cezası ile oraya ifade vermeye çağıran il müdürü onunla beraber hiçbir suçum yok. İfade verdim, yevmiye cezası verildi. Benim sendikal faaliyetleri sürdürdüğümden dolayı kurum amirlerime suçum da buymuş baskı yapmakmış. Halbuki de ben sendika faaliyetlerini hiçbir zaman sürdüreceğim diye idareme baskı yapmam. Benim idaremle hiçbir sorunum sıkıntım olamaz ama kanunlar, yasalar neyse biz o şekilde çalışmak istediğimizi her zaman dile getirdik. Biz iş sağlığı güvencesi altında çalışmak istiyoruz. Huzurlu çalışma ortamı istiyoruz. Görevimiz olmayan işleri yapmak istemiyoruz. 2 ton civarında tırla 2 ton 30 kilolu deterjan bidonları geliyor ve bütün temizlik personelleri aşağı inecek bu bidonları taşıyacak deniliyor. Biz sendikamıza sorduğumuzda sendikamız bize iş sağlığı güvencesi kanunlarına göre bunu taşımayabilir işten kaçınma hakkımızın olduğunu söyledi. Biz de bunu kullandık, işten kaçındık. 4 arkadaş yapmadık. 4 arkadaşımız iş yerinde bu taşıma işini yapmadı. Üç tanemiz Otis sendikasına üyeydi. Bir tanesi de farklı bir sendikaya Toleyis Sendikası’na üyeydi. Üç Otis sendikasındaki olan arkadaşlarımız benimle beraber disiplin kurumuna gitti. Tekrar ben iki yevmiye cezası aldım. Arkadaşlarım birer yevmiye cezası aldı. Diğer arkadaşı örtbas ettiler. Dediler ki; “Ona başka görevlendirme verildi.” diyerek üstünü kapatıp hiçbir ceza vermediler. Bizim geçen yıl giden Kasapoğlu il müdürümüz vardı. Otis sendikası böyle bir talimat verdi müdürlere; “Otis sendikası asla burada örgütlenmeyecek. Yılanın başı Ferdağ Dalgıç bu yılanın başını ezeceğiz.” diyerekten talimat verdi. Hiçbir şekilde ben örgütlenme yapamıyorum. Bahçede öğle molalarımızda arkadaşlarla iş sağlığı güvenliği hakkında bilgi alışverişi yaparken yurt müdürlerimiz bizi engelleyip “Burada toplantı yapamazsın.” deyip bizi dağıtıp bahçede dışarıda il sınırları dışında toplantı yaparsın diye bizi orada öğlen molamızda hepimizi dağıttı. Biz kalktık gittik hiçbir şey söylemeden çünkü kurum amirim sonuçta saygıda kusur etmeyelim dedik. Ertesi gün parkta buluştuk bütün arkadaşlarımızla beraber. Aynı kurumda çalışan arkadaşlarımızla biz neden yan yana gelemiyoruz Sayın Vekilim? Neden biz engelleniyoruz? Hasta insanlar çok fazla. 30 kiloluk deterjan bidonlarını taşırken iş kazaları geçirip eli kırılanlar oldu. Temizlik personeli, çim pişme makinesi verildi, bahçıvanlık yaptırırken parmakları kopanlarımız oldu. Temizlik işçisi zorlanıp boya badana yaparken düşüp ölen arkadaşımız işçi arkadaşımız vardı. Üstü örtbas edildi. İşçilerde çok büyük korku var, işçiler üzerinde baskı var. İş kazası geçiren arkadaşlarımız hiçbir şekilde iş kazası diyerek şikayetçi olamıyorlar. Engelli arkadaşımız var. Mesai saati dışında memurdan baskı olarak “Bu işi tekrar bitireceksin, öğrenci odasını temizleyip çıkacaksın.” diyor. Saat kaç olursa olsun sabaha kadar bitireceksin diye mesaj yazıyor. Engelli arkadaşımız panikleyerek orayı bitireceğim diye çabalarken iş kazası geçiriyor iş yerinde. 6 aya yakın iş yerine gelemedi ve sakatlandı. Ayağı şu anda şiş ne ona göre uygun bir engelli odası veriliyor ne bir başka bir şey. Benim yurdum değiştiği için o arkadaşa şu anda yurtta diğer Toleyis’lilerin üyeleri üstüne yürütülüp saldırıp ne personel odasında durduruyorlar ne de ona ait bir personel odası veriyorlar sürekli dışlanma peşinde sürekli Toleyis üyeleri tarafından bizlere saldırma peşindeler. Hepsi de bunu bilen kurum hepsi de göz yumuyor. Biz bunlardan sıkıldık sayın vekilim. Usandık bıktık. Neden hep Otis’liler, neden hep bizler, neden biz hep bu görevimiz olmayan işleri yapıyoruz? Benim eşim kalp krizi geçirdi. Stent takıldı. İklimlendirme personeli bir sürü arkadaşları var. Boya badana yapılıyor. Bunlar onların işi değil ve bizim Afyon’daki şu anda Bacım Sultan yurdunu devlet başka bir yerden kiralamış şahısın binasını neden temizlik personelleri yapıyor sayın vekilim? Şu anda benim çalıştığım yerde sosyal tesisat altında beni çamaşırhaneye koydular. Beni tek kişi yalnız başıma yalnızlaştırdılar. Hiçbir iş arkadaşım yanıma gelemiyor korkudan, baskıdan dolayı. Kimseyle görüştürülmüyorum. Sanki hapiste gibiyim. Herhangi bir şey Allah korusun orada başıma bir şey gelse beni kimse görmeyecek. Kantinci aynı yerde işliyor. Kantincilerin kullandığı tuvaletleri, koridorları dahi bana temizletmeye çalışıyorlar. Neden ben kantincilerin özel şirketin yapacağı yeri ben yapıyorum. Onlar bir işçi daha eksik neden çalıştırıyor? O yük neden bana veriliyor? Ben öğrenci çamaşırhanesine mi bakacağım? Dışarıları mı temizleyeceğim? Tuvaletleri mi yıkayacağım? Erkek tuvaletini mi yıkayacağım? Yoksa ben orada kendimi korumaya mı alacağım? Ne yapacağım? Gerçekten şaşırdım. Baskıdan da samimi söylüyorum vekilim artık gerçekten çok bunaldım. 6 yıldır sürekli baskı tutanak sürekli bu şekilde ilerliyorum. Başka da hiçbir şeyim yok. Çalışan işçilerin sağlıklı bir şekilde kendilerine ait personel odaları yok. Tuvalette paspas yıkıyoruz. Tuvalette bardağımızı kullandığımız yemek tabağımızı ve kaşığımızı yıkıyoruz. Karanlık, havalandırma camı yok. Oraya deterjan temizlik bidonları konulmuş kadınlar hem orada giyiniyor hem soyunuyor hem orada abdest alıyor hem paspas yıkıyor hem de o odayı kullanıyorlar ve bu kadınlar gerçekten sağlıklarını kaybetmiş işçiler hepsi de bidon taşımaktan baza taşımaktan dolap taşımaktan bel fıtığı menüsküs yırtılması, kol yırtılması, boyun fıtıkları çok fazla. Şu anda da egzamayla cilt kanseri çok yaygınlaştı. Kullandığımız kimyasalların ne olduğunu bile bilmiyoruz. Sürekli işten çıkma tehditleri oluyor bize. Biz bu baskılardan sıkıldık. Neden Devletin verdiği hakları biz kullanamıyoruz sayın vekilim?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kötü muameleler, haksızlıklar, hukuksuzluklar mobbingler, sendikanın sahip çıkmaması, yeni bir sendikaya geçme ve bütün bunların sonunda cezalandırmanın devam etmesi. Bu maalesef ki birçok işçinin uğradığı bir akıbet. Biz bu konularda görüşünü almak üzere Genel Başkan Birsel Tuğlu’ya bağlanalım.
Birsel Tuğlu: Ben Birsel Tuğlu, Otis Sendikası Genel Başkanıyım. Yaklaşık 8-9 ay oldu ben genel başkanlığa seçileli. Bundan önce de 1,5 yıllık üyeydim. Otis sendikasıyla tanışmam 2,5 sene önce oldu. Ben de aynen Ferdağ gibi tamamen yaşadıklarım aynıydı hemen hemen. Mobvinge maruz kaldım. Sürekli yerim değiştirildi. Bir ayda beş defa yerim değiştirildi. disiplin cezaları aldım fakat yetkili sendikamıza ulaşmak istediğimde o zaman Toleyis Sendikası’na üyeydim. Toleyis Sendikası’na hiçbir zaman ulaşamıyordum. Ulaşsam da hep beni erteliyorlardı. “1 ay sonra biz size bakacağız. 2 ay sonra avukatlarımızla görüştüreceğiz.” gibi. Hiçbir zaman bizi dinleyip hakkımızı savunmak için bir görüşme yapmadılar. Bunun sonucunda ben bir sendika arayışına geçtim ve arkadaşımızın Otis’e üye olduğunu gördükten sonra onun dik duruşunu gördükten sonra Otis’le tanıştım. Daha sonrasında Otis’le geçen seneye kadar benim bu davalarımla ilgilendiler. Tabii bunları yaparken de biz hiçbir sendikanın tutumunu ben Otis’teki gibi görmedim çünkü bizim sendikamızda işçiye ilk önce kanunları anlatılıyor. Dilekçe yazması öğretiliyor. Tutana tutulması üretiliyor. İşçi bilgilendiriliyor. Ben bunları görünce tabii çok şaşırmıştım ilk önce. çünkü bize bugüne kadar tanıdığımız sendikalar böyle davranmıyordu. Bunları bilmemizi istemiyorlardı ve direkt bize; “Yok şu olmaz, yok bunu yapmanız gerekli, bunu yapmanız gerekli.” Diyorlardı ama ben bizim sendikamızda bunu görmedim. Bizim sendikamızda herkes bilecek, herkes okuyacak, şu kanunu okuyacaksınız, bu kanunu okuyacaksınız deyip bize eğitimler vermişlerdi. Sonrasında 1.5 yıllık üyeyken beni genel başkan olarak seçtiler ve bizim sendikamızda hiçbir başkan iki dönemden fazla kalamaz. Ben 1.5 yıllık üyeyken başkan olabiliyorum. Diğer arkadaşım bir aylık üyeyken de olabilir. Ben dik duruşumdan ötürü mücadele ettiğimden ötürü arkadaşlarım beni seçtiler. Bir dahaki dönemde ben bırakacağım, diğer bir arkadaşım bunu alacak. Bizim diğer sendikalar gibi Başkanlık yapan otuz senelik kırk yıllık babadan oğula geçmiş bir başkanlık sistemimiz yok. Bizim sendikamızda bizim sendikamız diyorum çünkü bütün işçilerin sendikası yarın Ferdağ başkan olacak, öbür gün başkası başkan olacak. Bizim sendikamızda böyle maaşlı başkanlar yok. Sürekli yıllarca oturmuş başkanlar yok. Bunun üzerine Ferdağ’nın da dediği gibi hemen hemen yapılan şeyler hepimize aynı. Bizim istediğimiz iş yerimizde kanun üzerine bizim iş sağlığı üzerine kanunlar neyse ona göre tertibat verilsin, ona göre kanunlara uyulsun. Belgesi olanlar işini yapsın. Belgesi olmayanlar bu iş kazalarına sebep olmasın. İşçinin bir odası olsun. Bizim yapmak istediğimiz sadece bunlar ama bunları yapmak istediğimiz zaman işçilerimiz engelleniyor, ben engelleniyorum. Bana disiplin cezaları veriliyor. Ferdağ’ya veriliyor. Sırf yıldırmak için. Daha sonrasında hiçbir şey yapamazlarsa mesela raporlu bir Naciye Hanım raporlu olduğu halde üstelik de bu raporu devlet hastanesinden hekim kurulundan alındığı halde buna rağmen işten feshedildi. Devlet kurumundaki bir insanın hükmettiği bir belgeyi diğer devlet kurumundaki insan nasıl hiçe sayar? Üstelik de 52 yaşında ve çıkarken de tazminatını vermeden hiçbir şeyini vermeden. Demek istediğim bizim yaptığımız çok ekstrem bir şey değil aslında. Herkesin yapması gereken bir şey. Her sendikanın yapması gereken bir şey ama hiç kimse yapmadığı için bizim yaptığımız çok ekstrem görünüyor. Bu devlet bu kanunlar ne için yapılmış? Kanunlara uymak için ama hiçbir il müdürü kanunlara uymak istemiyor. İstediğimiz zamanda biz suçlu oluyoruz. İşçilerimiz suçlu oluyor. Arkadaşlarımız oradan oraya sürülüyor. Özellikle de erkekler de öyle. Kadınlar daha çoğunlukta olduğu için şu an biz tabii ki sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bütün illerdeki mobbingler toplam kaç işçiyi ilgilendiriyor?
Birsel Tuğlu: Şu anda KYK’da olan işçilerin sayısı 14.000 kadar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Hepsi şimdi sendikal durumu olarak mesela sizin sendikaya üye kaç kişi var?
Birsel Tuğlu: 200 Küsür.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Diğer başka kaç sendika var? Toleyis var.
Birsel Tuğlu: Bizde çalışanların hepsi 18 no’luda değil. 10 No’luda olanlar da var. O yüzden sendikalar farklı oluyor. Bizde olan 4-5 sendika varsa 10 No’luda da 4-5 sendika var. Biz temizlik işçisi olarak aynı kolda olmuyoruz arkadaşlarımızla. Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla aynı kolda olmuyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu süreç içinde bu kamu görevlileri kendi yetkilerini de aşarak bazı fiiller işliyor diyorsunuz. Peki bu noktada siz şikayet etmişsinizdir CİMER’e görüşmeler yapmışsınızdır. Nerelere vardınız, ne gördünüz?
Birsel Tuğlu: Ben kendi adıma konuşayım, benim yaptığım şikayetlerimde de CİMER’e yazdığımız zaman CİMER’deki başvurumuz yine aynı kuruma düşüyor ve aynı kurumda mesela ben Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nü şikayet ettim. Yine CİMER’deki şikayet aynı kuruma düşüyor ve aynı kurumdan bu ilde olan diğer bir il müdürü ya da o kurumdan aynı yine şube müdürü muhakkiklik yapıyor ve soruşturmaya giriyor. Bu nasıl bir şeydir? Benim şikayet ettiğim kurumdan bir şube müdürü bunu soruşturuyor veyahut da SGK’dan, Milli Eğitim’den bir il müdürü bunu soruşturuyor ama bunlar sonuçta aynı masaya oturuyorlar. Benim şikayet ettiğim kişiyle ahbaplar, arkadaşlar bu etik oluyor mu?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Olmaz.
Birsel Tuğlu: Biz bu şekilde bu şikayetlerle bir yere ulaşamıyoruz. İdari mahkemeler, savcılığa başvuruda bulunuyoruz. İdari mahkemeyi açmaya çekiniyorlar hakimler, doğrusu savcılar çünkü hepsi birbirini tanıyor. Resmi daire bunlar. Biz bir yere varamıyoruz ama mahkemeye gittiğimizde, mahkemede tabii farklı oluyor. Şimdi soruşturmayı gene bu konuda da soruşturma açısından verdik. Görevi kötüye kullanma açısından ve bizim birçok belgeli, delilli, resimli, videolu resmi evraklı delillerimiz var ve bunları sunuyoruz biz. Dediğim gibi mahkemeye gidene kadar biz bunu halletmek istesek de halledemiyoruz. Soruşturma açılıyor bir şekilde, bir şeyler yapılıyor ama bizi tatmin edecek bir sonuç olmuyor. Bir il müdürünün buradan alınıp öbür tarafa verilmesi bu ceza mıdır?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sizce genel işleyişin değişmesi lazım ve işçi hakları noktasında önemli adımlar atılması lazım herhalde. Ne diyorsunuz?
Birsel Tuğlu: Kesinlikle öyle. Bir tek bizim ya da Ferdağ’nın değil dediğim gibi Erzurum’da mesela kar küretiyorlar terliklerle hiçbir tesisat olmadan. Veyahut da başka bir yerde başka iklim şartlarına göre mümkün olduğunca ne zorluk varsa bunu yaşatıyorlar işçilerimize, kadınlarımıza, erkeklerimize. Taş taşıttıranlar var, toprak çektirenler var, iklimlendirmecilerimize badana yaptıranlar var. Bu bütün KYK’larda aynı. Bahçıvan yok mu? Benim bir tane mesela davam var. Bana ağaçların altını tırmıklamadım diye bir günlük yevmiye cezası verdiler. Bahçıvan mıyım ben? Tırmıklamak benim görevim mi? “Bu benim görevim değil dediğimiz zaman da bu sefer ceza yiyoruz. Önemli olan zaten şu; bir de en büyük sıkıntımız bizim görev talimatımız yok. Gençlik Spor Bakanlığı’ndan bunu kaç defa istememize rağmen bu bizim elimize geçmedi. Var diye gözüküyor ama yok. Bizim bir görev talimatımız olsa temizlik işçisi olduğumuz için bize temizlik de yaptırılıyor, badana da yaptırılıyor, ağaç da temizlettiriliyor, çay da koyduruluyor. Hatta bazı illerimizde şube müdürlerine veyahut da memurlara yemek yapan arkadaşlarımız var. Özel hizmetlerde bulunan arkadaşlarımız var. Biz bunun önüne geçmek istiyoruz. Bizim istediğimiz tek şey kanunlara uygun olarak işteki sağlığımızı kaybetmeden güzelce, düzgünce çalışabilmek ama bunu dahi yapamıyoruz maalesef. Bu konuda da mücadelemizi devam ettireceğiz. Yine dediğim gibi suç duyurusunda bulunduk. Bu baskılarla ilgili bir de üstelik bu ikileme çok kötü oluyor çünkü yetkili sendikasının temsilcisi haddini aşmış durumda. Biraz önce Ferdağ da söyledi ve il müdürünün de buna destek çıkması sosyal medyada çok çirkin paylaşımlar yapması bunlar hiç etik değil. Önemli olan biz orada iş arkadaşıyız ve başka sendikadayız diye düşman olmamıza da gerek yok. Sendikacılık bu değildir. Arkadaşlık bu değildir. Bizi de birbirimize sokuyorlar. Bu yüzden söyleyebileceklerim bu kadar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Ferdağ Hanım genel başkanınızı da dinledik. Son olarak eklemek istediğiniz hususlar varsa dinleyelim.
Ferdağ Dalgıç: “ En son tekrar bir soruşturma geçirdim ben kendi kurumumda. Suçum da şuymuş; CİMER’e ismi belli olmayan, kimin şikayeti belli olmayan bir kişi tarafından şikayet edilmişim ve bunun soruşturmasını geçirdim. Burada da sadece üç soruyla biz bunu belgeledik ve üç soruyla bana geldiler. Suçum şuymuş: Ben kendi kurumumdaki müdürü sendikal faaliyetler yüzünden baskılıyormuşum. Arkadaşlarımı baskılıyormuşum ve verilen işleri yapmıyormuşum. Düzen bozuyormuşum. İşçiler arasında fesatlık çıkarıyormuşum. Benim bunlarla hiçbir alakamın olmadığını ve kurum amirlerim ile hiçbir sorununun sıkıntımın olmadığını ve sendikal baskı yaptığımı da asla kabul etmiyorum diye cevaplar verdim ve iş sağlığı kanunları altında çalışmak istiyoruz diye söyledim. İş sağlığı güvencesiyle çalışmıyoruz. Biz lağım pisliği temizliyoruz. Temizlettiriliyor zorla diyerekten de bunları biz hep tek tek belgeledik sayın vekilim. Toleyis temsilcisi Ertan Öksüz Beyefendi de bana olmayacak sözler iftiralar atınca biz bunların da hepsini de suç duyurusunda bulunduk. Bizim tek istediğimiz görev tanımlarımızın olması iş güvenliği kanunlarının içerisinde çalışmamız sadece tek istediğimiz bu. Kayrılan, boşta gezen işçilerin olup da onların iş yüklerinin bize verilip bizlere yüklenip bizlerin de sorunlarının bir an önce çözülmesini herkese hakkaniyetli iş dağılımı verilmesini istiyoruz. Bizim tek talebimiz budur sayın vekilim.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gençlik ve Spor Bakanlığı da sanırım bizi duyuyordur. Birçok il müdürlüklerinde sorun yaşandığını görüyoruz. Kredi yurtlar kurumlarında çalışan arkadaşlarımız ve daha pek çok yerde bu sorunlar yaşanıyor. Otis sendikasına bağlı Ferdağ Dalgıç ve Genel Başkan Birsel Tuğlu bunları ifade ediyor. Biz son olarak Birsel Hanım’a bağlanalım. Onun da son cümlelerini alalım. Umarım bu yayınımızla bakanlık harekete geçer. İşçilerin haklarının çiğnenmemesi noktasında bir mevzuat ve iş güvenliğiyle ilgili prosedürleri yerine getirir. Bir boşluk oluşmaz. Bunlar sağlam bir yere bağlanır, ümidimiz bu. İdarecilerin keyfi tutumları engellenir. Teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız için. Biz son olarak genel başkan Birsel Tuğlu’ya söz verelim.
Birsel Tuğlu: “Afyonkarahisar Gençlik Spor Bakanlığı yurtlarında Otis sendikası olarak işçilerin lehine olan toplu iş sözleşmesi ve kanun maddelerini kararlılıkla uygulatmakta ve hukuki zaferler kazanmaktayız aAncak işçinin sorunu çözmek yerine çözüm üreten, Otis’i hedef alan idare ve yetkili sendika, anayasal sendika hakkını engelleme, görevi kötüye kullanma, eziyet, çalışma hürriyetinin ihlali, hakaret ve tehdit suçlarını işlemeye devam etmektedir. Afyonkarahisar Cumhuriyeti Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk ancak kurum içi bu organize hukuksuzluğun son bulması ve yargı kararlarının eksiksiz uygulanması adına mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Benim son söylemek istediğim bunlar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bürokratlar ve yargı mensuplarının birbirini kolladığı yönünde de ciddi bir iddianız var. Tabii bunu biz hem Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkililerine iletiyoruz, bir cevap bekliyoruz. İdarecilerin yaptıkları yargı eliyle hoş mu görülüyor, kapatılıyor mu diye de Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e de soruyoruz. O yüzden bu konularda bir cevap vermeleri gerektiği apaçık ortada.
Bugünkü programımız burada bitiyor. Mağdur işçilerin ve sendika genel başkanının sözlerini bakanlık yetkilileri duymalı ve bu haksızlıklara, hukuksuzluklara göz yummamalı. İşçiler, sendika bu haksızlıklara boyun eğmemeyi tercih ediyor, “sarı sendika” olmamayı tercih ediyor ve mücadeleyi tercih ediyorlar. Bir başıboşluk keyfilik var, apaçık ortada. Bir zorlama, mobbing, sürgün ve diğer hadiseler var. Bu böyle gitmez Sayın Bakan. Sayın Bakan’a da buradan Osman Aşkın Bak’a da iletmiş olalım. Böyle her şey iyi, dört dörtlük, on numara demeyin. Burada bakın feryat eden işçiler var. Sendika rahatsız. Kamu yetkilileri kamu görevlerini aşarak da bazı fiiller icra ediyor şeklinde iddialar var. Bunlar da önemli. Biz bu şikayetlerinizi en etkili bir şekilde ilgililere iletmiş olacağız bu program hastasıyla.
Değerli izleyenler işçi kardeşimizin ve genel başkanımızın dediklerini duydunuz biz de bir milletvekili olarak haksızlığa zulme mobbinge sürgüne maruz kalan arkadaşlarımızın sesi olmaya çalıştık ve buradan da hem Çalışma Bakanlığı, Gençlik Spor Bakanlığı yetkililerini de göreve davet ediyoruz. Bu işler böyle ortaya karışık mı yapılıyor? Mevzuat yönetmelik noktasında neredeyiz? Keyfilik yapan yetkililerle ilgili neler yapıyoruz? Bütün bunların cevaplanmasını istiyoruz.
Bugün de programımız burada bitiriyor, hepinize hayırlı akşamlar diliyorum, hoşça kalın.

























Yorumlar