11 Temmuz 2024

Gergerlioğlu: “Birçok hak ihlali var ancak bu hak ihlallerinin bitmesi için yıllardır, aylardır beklenen 9. Yargı Paketi’nde hak, hukuk, adalet yok! Bugün başlıyor görüşmeler. 9. Yargı Paketi, Adalet Komisyonu’na geldi! Bugün görüşme başlıyor ve biz buradan bu paketin hakka, hukuka, adalete aykırı olduğunu söylüyoruz!

Düşünün, milyonlarca insanın adalet, demokrasi, anayasa, hak, hukuk beklediği, insan hakları eylem planlarından dökülen çalışmalar ile oluşturulan 9. Yargı Paketi’nde beklenen hiçbir adım yok. Çok acı bir şekilde bunu söylüyoruz! Ne yüz binlerce kişinin beklediği 4/4 adımı ne cezaevlerinde yüz binlerce kişinin çektiği acılara merhem olacak adımlar, adil yargılanma adımları hiçbir şey yok!

Ne KHK zulmüne karşı yeni bir adım ne Kürt meselesindeki anti demokratik yasalara karşı yeni bir adım hiçbir şey yok! Anayasayı çiğneyen maddelere karşı yeni bir adım yok. Aksine Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği anti demokratik yasalar yerine yeni yasalar nasıl itiraz edebiliriz kurnazlığı içinde bir yasa teklifi getiriyor AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı!

Bu AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı ittifak öylesine bir yargı paketi getirdi ki arkadaşlar içinde kadın hakları da çiğneniyor, içinde mala, mülke çökme de var. Bakın hakkınızda bir soruşturma mı var? Malınıza çökülecek! Bu yasa teklifi maddesini biz önceki 8. Yargı Paketi’nde önemli bir defans ile geri çektirmiştik, tekrar getiriyorlar önümüze. Sadece o kişi, bu kişi değil hepinizin 85 milyon kendisini bu tehdit altında hissetsin! İktidarın hoşlanmadığı bir kimse misiniz? Hakkınızda bir soruşturma açılır ve mallarınıza çökülebilir yasa maddesi geliyor bu pakette! İnsanların beklentisi ne getirilen yargı paketi ne! Arkadaşlar böyle bir rezalet olamaz! Böyle bir skandal olamaz! Erkekler, kadınlar, yaşlılar, gençler herkes adalet beklerken 9. Yargı Paketi’nde kadınlara, gençlere, mahpuslara, adli mahpuslara, KHK’lılara zulüm devam ediyor. Biz bunun için önemli bir gayret göstereceğiz, komisyon çalışmalarına tüm gün katılacağız ve bu anti demokratik yasa madde tekliflerine karşı her safhada değineceğiz. Bunu söyleyelim. Her safhada direneceğiz. Çok büyük beklenti vardı gerçekten de.

Cezaevlerini ziyaret ediyoruz, insanlar büyük bir zulüm altında. Denetimli serbestlikleri verilmiyor. Şartlı tahliyeleri ardından verilmiyor inanılmaz uyduruk gerekçelerle! 2020 yılında çıkarttıkları infaz indirimi yasasında yaptıkları ceza bindirimleri ve ardından gelen yeni yönetmelik ile yüz binlerce kişiyi cezaevlerinde yer olmamasına, üst üste yatmalarına, yerlerde yatmalarına rağmen cezaevlerinde tutmaya devam ediyorlar. Böyle bir yönetmelik çıkarttılar! Şu an soyut gerekçelerle insanlar cezaevlerinden çıkamıyor. “Senin toplum ile uyuşacağına inanmıyorum. Senin bağımsız koğuşa geçtiğin konusunda kalbini okuyorum samimi olmadığını düşünüyorum.” Kalp okuyan aletleri var herhalde gerçekten! Bunu oradaki idarecilere de soruyoruz; sen tüm şartları yerine getirmiş, bağımsız koğuşlara geçmiş, tüm istediğiniz şartları yerine getirmiş, terör örgütü mü diye sorduğunuz zaman ne istediysen ona evet demiş, tüm iyi hal şartlarını yerine getirmiş, bağımsız koğuşa geçmiş, tüm gerekli puanları almış bir kişiye “Senin samimi olmadığını düşünüyorum.” Diyerek kalbini okuyorsunuz. Bu kadar skandal bir yönetmelik var! Bu yönetmelik bir yasaya dayanıyor. Bu yasanın kaldırılması gerekiyor. Peki bununla ilgili bir adım var mı 9. Yargı paketinde? Yok! Bu ne demek? Yüz binlerce kişinin hapislerde inim inim inletilmesi demek. Yüz binlerce hasta mahpusun cezasını çektikten sonra boş yere cezaevlerinde inim inim inletilmesi demek! Mahpus yakınlarının madden manen perişan edilmesi demek! Başka bir anlama gelmiyor. Adalet sisteminin ayaklar altına alınması demek! Bol miktarda cezaevi yapmak, memleketin tüm parasını yüzlerce olan cezaevlerine akıtmak demek! Biz onlara adalete dönün diyoruz onlar cezaevi sayısı artırmak ile uğraşıyorlar. Cezaevleri ağzına kadar doldu, adalete dönün diyoruz. “İyi oldu tamam yeni cezaevleri yaparız.” Diyerek adalete dönmeyi düşünmüyorlar. Ayda yılda bir getirdikleri yargı paketlerinde hak, hukuk anlamında hiçbir ilerleme yok. Hakkı hukuku ayaklar altına alan, kadın haklarını, mülkiyet hakkını ayaklar altına alan inanılmaz maddeler var. Artık cebinizdeki para mülkiyetinizde bulunan mallar konusunda tedirgin olun arkadaşlar! İktidar öylesine bir yasa teklifi getiriyor ki istedikleri anda malınıza mülkünüze çökebilecek bir yasa teklifini güya Avrupa Birliği’nden aldıkları fonlar ile oluşturdukları insan hakları eylem planından sadır olan 9. Yargı Paketi’ne getirdiler! Hani samimiyetsizlik bu kadar olur arkadaşlar! Avrupa bunlara diyor ki: “Bak iyice demokrasiden uzaklaştın, hak hukuk adalet diye bir şey bilmiyorsun. Avrupa Birliği kriterlerinden uzaklaştın, ilerleme yerine gerileme içindesin, biraz adım at.” Diyor bunlar ne yapıyor? “Tamam bu konuda çalışma yapalım, insan hakları eylem planı yapalım.” Diyorlar ardından o planlardan yargı paketleri çıkıyor, o yargı paketlerinde de demokrasi, hak, hukuk, anayasa yerine tam tersini getiriyorlar. Anayasayı ayaklar altına alan, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği yasalara karşı yeni kontrataklar geliştiren yasa teklifleri getiriyorlar. Gerçekten bu kadar yüzsüzlük çok fazla! İnanılmaz bir tavır sergiliyorlar fakat halkımıza söz olsun biz 9. Yargı paketi komisyon görüşmelerinde tüm gün boyunca arkadaşlarımız ile sonuna kadar tüm gerçekleri haykıracağız. Hakkı, hukuku söyleyeceğiz ve elimizden gelen her türlü defansı sergileyeceğiz ve adaleti talep edeceğiz.

Elimizde sayfalarca başvurular var. Memleket adaletsizlikten inim inim inliyor ve bize başvuruyorlar. Biz de tüm gayretimiz ile adaletsizlikler konusunda elimizden geleni yapıyoruz. O içeride tutmaya çalıştıkları mahpuslardan bir tanesi; Muharrem Cankılıç 7.5 yıl ceza almış cemaat davalarından. Yargıtay’ca onanmış, kişi 63 yaşındaymış. Çok ciddi sağlık sorunları yaşıyormuş. 4 kez kalp krizi geçirmiş. Doktorlar acil bypass olsun demiş, kronik bir kalp hastası, cezaevinde apandisiti patlamış, geç fark edildiği için yoğun bakıma alınmış. Hijyenik olmayan ortamlarda 5 gün tedavi görmüş, işkence çeker gibi yaşam mücadelesi veriyor, nefes almada çok ciddi sorunlar yaşıyor her an kalp krizi riski taşıyor. Doktorlar bu boyutta kalp krizi dönüşü olmayan sorunlara yol açar uyarısı yapıyorlar. Tüm vücudu su toplamış. Kaşıntıdan yüzü gözü yara içinde. Bakın ağır bir kalp hastası 4 kez kalp krizi geçirmiş ve siz bu kişiyi daha da cezaevinde tutmaya çalışıyorsunuz. Bu arada bir apandisit patlıyor. Mahpuslar dezavantajlı durumdadır, dezavantajlı hastalardır, hastalandıklarında. Apandisit patlamasını geç fark ediyorsunuz ve yoğun bakımlık oluyor. Yoğun bakımdan sonra hijyenik olmayan bir ortam. İnanılmaz bir şekilde bu kişi inim inim inletiliyor yeni bir kalp krizi ile bu kişi hayatını her an kaybedebilir ama kimin umurunda? Adalet Komisyonu’nun mu umurunda? İktidarın mı umurunda? “Ölsün gitsin bize ne biz onları sonuna kadar içeride tutmaya çalışacağız diyen zalim bir iktidar anlayışı var arkadaşlar. Mahpusları çıkartmadan o cezaevlerinde bakın 350 bin kişi var! Baksanız normal Avrupa standartlarına göre oralarda en fazla 150 bin kişi tutabilirsiniz. Oralara artırılmış kapasite yapıyorlar. Gittiğinizde 4 kişilik yeri 8 kişilik yer haline getirmiş oluyorlar. Bakıyorsunuz orada 15 kişi kalıyor! 8 kişilik yerde 18 kişi kalıyor.12 kişilik yerde 35 kişi kalıyor. Biz gidiyoruz cezaevlerinde görüyoruz, yerlerde yatıyorlar, tuvaletin önünde yatıyor. Veya yerde yatıyor denilmesin diye her tarafı ranza dolduruyorlar kimse pencereleri açamıyor bu sefer içeride havasızlıktan perişan oluyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Hasta mahpusların durumu!

Geçtiğimiz gün Gebze Kadın Cezaevi’ne gittim, kadın olmaları dolayısıyla en öncelikli problem kadın sağlığının bozulmuş olduğunu gördüm tüm mahpuslarda. İleri derecede kadın sağlığı ile ilgili sıkıntılar var. Hormonal düzeyleri bozulmuş, gereken tedbirler ve sevkler yapılmıyor ve kadın mahpuslar orada tüm hormonal düzeylerinin bozukluğu ile birlikte çile çekiyorlar. Aylarca, yıllarca kadın doğum polikliniğine gidemeyen hasta mahpusları dinledim ve siz hala bunları cezaevinde denetimli serbestlik şartlı tahliye vermeden tutuyorsunuz ve nakil isteklerine cevap vermiyorsunuz. İki katlı koğuşta koltuk değnekleri ile yaşayan “Beni tek katlı bir koğuşa alın. Bir şekilde sevk edin.” Diyen mahpusa kulağını tıkamış bir iktidar, Adalet Bakanlığı var! Hangi yüz ile bu yasayı önünüze getiriyorsun? Bakın güya bunu yasa teklifi olarak milletvekilleri getirmiş ama tüm cümle alem biliyor ki bunlar Adalet Bakanlığı salonlarında hazırlandı. Milletvekillerinin haberi bile yok! Adalet Bakanlığı odalarında hazırlandı, külliyeye gittiler oradan onaylar aldılar, orası önerilerde bulundu, “Şu olacak, bu olacak.” Diye en sonunda karşımıza bir yasa teklifi aylar sonra çıktı ve hak yerine haksızlık oluşturularak var edilerek çıkartıldı ve “Milletvekillerine imza atın da bir vekillerin yasa teklifi gibi komisyona sunalım.” Dediler. Böyle trajikomik, üzücü, Meclis’i de ayaklar altına alan bir uygulama. Yeri gelince “Gazi Meclis” derler en başta Meclis’i ayaklar altına alan kendileridir.

“Kardeşim Emre Öğretmen, İbrahim Şenyüz tarafından vuruldu ve bunun da bir etnik yönü vardı. “Biz Kürtleri burada istemiyoruz. Defolun.” Diyordu bu kişi, “Bu Kürtler buradan gidecek.” Diye bağırıyormuş ve adil olmayan bir yargılama yaşadıklarını düşünüyor ve yargının birtakım baskılar altında kaldığını söylüyor Emre Öğretmen’in kardeşi ve bu silah ile yaralama olayının etnik bir nedeni olduğunu ifade ediyor.

“Babam Nail Tiren ve abim Nail Tiren 6 Şubat depreminde Türkoğlu Cezaevi’nden Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edildiler. Biz Gaziantep’te ikamet etmekteyiz, Gaziantep’ten Erzurum’a engelli annem ben ve iki çocuğum 15 bin liramız gitti bir ziyaret için. Biz durumu zayıf bir aileyiz engelli bir insanı o kadar yolu getirip götürmenin bin türlü sıkıntısını anlatmak bile istemiyorum. Türkoğlu Cezaevi’ne gönderilmelerini sağlayın.” Düşünün depremzedesiniz, yakındaki Maraş Türkoğlu Cezaevi’ndeki mahpusunuzu ziyarete gidiyorsunuz, deprem sonrası Erzurum Dumlu’ya gönderiyorlar. Depremden sonra artık tüm tadilatlar, tamiratlar yapılıyor mahpus geri getirilmiyor. Mahpusun yakınları çile çekiyor engelli, perişan hali ile Maraş’tan Erzurum’a saatlerce süren yolculuklar ve masraflar ile gitmek durumunda kalıyorlar. Adalet Komisyonu’nun böyle bir gündemi var mı? Mahpuslar ailelerinin olduğu yerde olsun, buna yönelik bir gayret sarf edelim diyen bir madde var mı arkadaşlar? Yok! Umurlarında değil! Mahpuslar acı çeksin, mahpus yakınları perişan olsun umurlarında değil. Bakın biz işin içindeyiz, binlerce mahpus ile görüştüm, yetkililer ile görüştüm, işi en iyi bilen insanlardan birisiyim ve bakanlığın çok büyük bir samimiyetsizlik içinde olduğunu görüyorum.

Hakim, savcı adaylarının mülakatlarda elendikleri, yazılı sınavlarda 1. ve 2. oldukları halde mülakatlarda elendikleri bir yerdeyiz! Cezaevlerinde insanların dışarıdan giren mahpus hasımları tarafından çok rahat bir şekilde vurulup kanlar içinde bırakıldığı bir ülkedeyiz Elazığ Açık Cezaevi’nde geçtiğimiz günlerde bir kişi tel örgüleri kesip içeri girip, hasmı bir mahpusu tabanca ile vurup kanlar içinde bırakıp kaçtı gitti. Böyle rezalet olayların yaşandığı bir ülkedeyiz arkadaşlar. Bu ülkeyi bilin! Adalet Bakanlığı’nın hali bu! Cezaevleri yol geçen hanına dönmüş. Ne giren var ne çıkan! Ne olduğu belli değil, her hukuksuzluk haksızlık var ama adalet ve insan hakları yok!

“Ben Muzaffer Yiğit Mesane kanseri tedavisi görüyordum. Aynı zamanda İzmir Emniyet müdürlüğünde polis memuru olarak çalışıyordum. Hakkımda bir iddianame hazırlanmış, ardından açığa, gözaltına alındım. Cezaevinde doğru düzgün bir tedavi göremedim ve hakkımda bir ceza verdiler. Yargıtay cezayı bozdu çok hukuksuz bir yargılamaydı. Tekrar ceza verdiler. Dosya Yargıtay Son Arşiv’de. Kemoterapiler alıyorum. Polisken SSK vardı şimdi yok! Hastayım, mesane kanseriyim, kemoterapi almak durumundayım. Dava açma süreleri geçtiği için itiraz haklarımı kaybetmişim. Hem AYM hem de Yargıtay konu ile ilgili hak mağduriyetini giderin diye karar vermesine rağmen SSK hiçbir şey olmamış gibi bizim mağduriyetimizi devam ettiriyor. Çok ağır bir kemoterapi altında perişan durumdayken zaten SSK beni 35 yıl 11 ay üzerinden emekli etti. Maaşımın düşürülmesi gerektiğini yazı ile bildirdi.” Birtakım haksız uygulamalar ile SSK hakkını çiğnemiş ve “Geciktiğin için de itiraz hakkını kaybettin.” diyor. SSK beni ağır bir şekilde mağdur etti.” Diyor.

Irak Rusafa Cezaevi’ndeki mahpusların yakınlarından çok şikayet alıyoruz ve her hafta neredeyse bu konuyu gündem ediyoruz. Çok büyük kronik bir yara var. Perişan durumda kadınlar, çocuklar var! Hatice İpek onlardan birisi, felç halde sizden yardım istiyor. Irak Rusafa Cezaevi’ndeki bu yaşlı kişi başvuran kişinin annesi 8 yıldır büyük bir perişanlık yaşıyor. Bu konu hakkında da mutlaka adım atılmalı.

SMA hastası çocukların yakınları bu ara yoğun bir gayret içinde bize de başvurdular. Zolgensma’yı ödeme kapsamına almayan bir Sağlık Bakanlığı var. Bir sürü kampanya düzenleniyor ve insanlar maalesef bu ifadeyi kullanıyorum, sokaklarda adeta dileniyor ama devlet Zolgensma ilacının ödemini yapmıyor.

‘Zuhra Shakirjanova Ankara Akyurt Geri Gönderme Merkezinde tutulmakta. Ceza alsa bile yatarı 4 ay olmayan, suçlu olduğu ispatlanmamış olaydan dolayı 1 Şubat’tan beri geri gönderme merkezinde. Deport edilmek için geri gönderme merkezine gönderdiler. Deport edilmemesi için dava açtık hakim ret verdi.” Diyor. Böyle birçok kişi var. Bakın son zamanlarda sığınmacılara yönelik tepkiler saldırılardan sonra göç idaresi en ufak bir neden ile hemen sığınmacıları geri gönderiyor. Bunların içinde geri gönderildiği ülkede hayati tehlike taşıyan insanlar da var. Mesela; Nurali Rustamov isimli kişi Özbekistan’a gönderildi. Bu kişinin 4 çocuğu vardı ve Özbekistan’a tüm itirazlara rağmen gönderildi. O Özbekistan’a gittiği zaman 4 çocuk babası bu kişinin büyük ihtimalle öldürüleceğini düşünüyoruz. Bunlar korkunç şeyler, devlet bunu yapamaz. Uluslararası anlaşmalar var, gönderildiği yerde apaçık gönderilecek bir insanı buradan uçağa bindirip göndermek korkunç bir şey. Bu tür olaylar çok arttı. Uluslararası hukuka uyun diyoruz. Böyle abuk sabuk gerekçelerle insanları alıp tutup atıp göndermek olmaz. Hukuka uyarak muamele yapılması lazım, gönderilmesi gerekiyorsa bu da hukuka uygun bir şekilde yapılmalı diyoruz.

“Babam Haci Alağaş Adana Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutuluyor ve sağlık sorunları var. Günde bir saat havalandırmaya çıkarılıyor. Aynı zamanda koah hastası. Fiziksel ve ruhsal sağlığından ciddi anlamda endişe duyuyoruz. Ev hapsi olarak cezasını yatsın veya koşulları düzeltilsin.” Diyor yakınları.

İzmir Aliağa Şakran 4 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde iki haftadır mahkumlar kantin yazdırıyorlar ama kantin de sadece çay, şeker, sigara ve kısmi ihtiyaçları geliyormuş. İçme suyu verilmiyor ve çeşmeden şebeke suyu kullanıyorlar kaynar olarak geliyormuş tuvalet ihtiyaçlarını zar zor gideriyorlarmış susuzluktan dolayı. Cezaevlerinin hali bu siz cezaevlerinde insanları tutmak için büyük bir gayret sarf ediyorsunuz.

“Aynı infaz rejimine aynı suça aynı cezanın verilmesi ne kadar haksa, uygulanacak indirim ya da iyileştirmenin de aynı olması hukuk ve adalet gereğidir fakat ayrı uygulamalar yapılıyor. 31 Temmuz 2023 tarihi itibariyle kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ibaresinin çıkarılması yönünde yasa değişikliğine gidilmesi uygar bir hukuk devleti olmanın gereğidir. Denetimli serbestliğin eşit bir şekilde 5 yıla eşitlenmesini TBMM’ye gelmesi beklenen 9. Yargı paketinde eşitlik ilkesi çerçevesinde düzeltilmesini arz ve talep ediyoruz.” demiş mahpus yakınları. Var mı böyle bir şey? Yok! 9. Yargı paketinde! İnsanları cezaevinde tutmak için ne yapacağını bilemeyen bir 9. Yargı Paketi ile karşı karşıyayız. Cezaevlerinde bu kadar fazlalık var, bu kadar sorun var. inim inim inleyen mahpus yakınları var ama bihakkın onları sonuna kadar yatırmaya çalışan ne denetimli serbestlik ne şartlı tahliye veren bir adalet sistemi ve en sonunda aylarca beklenen 9. Yargı paketinin de fos çıkması!

“5275 sayılı yasanın 10. Maddesi revize edilmelidir.” Diyor. AYM’nin eşitlik ilkesine apaçık aykırı. Bu konuda bir çalışma yapın.” Diyor. Sevgili başvurucumuz. İktidarın Anayasa Mahkemesi’ni uyma gibi bir derdi yok ki! Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği yasalara karşı yeni yasalar nasıl çıkarabiliriz derdinde olan bir iktidar var! Tam tersi, 180 derece farklı bir yerde duran bir iktidar var. Bunu bilsin herkes ve buna göre bu iktidara baksın ve bir an evvel bu iktidarı göndersin çünkü bu iktidardan hiçbir hayır yok! AK Parti MHP Zulüm İttifakı’nda mutabık durumda!

31 Temmuz yasasının eşitlenerek hak istenmesini söylemiş. Çok başvurucu var. Uyuşturucu nedeniyle yatanlara o kadar ağır cezalar veriliyor. Bu konunun satıcıları büyük baronları kurtuluyor! Bakan düzeyinde uyuşturucu işini yapan kişilerin olduğunu hepimiz gördük. Mafya babaları bu bakanların ne mal olduğunu bize anlattı. Türkiye böyle bir yer ama gidip müptela olup uyuşturucu alan gariban bir çocuk 20 sene içeride yatıyor. Bunun ticaretini yapan elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Çöktüğü şirketlere Halkbank’tan kredi alıyor. Bu denli hukuksuzluğun uçurum düzeyinde gittikçe arttığı ülkedeyiz.

“Fahrettin Kadir Cem Taşar’ın vasisiyim. Osmaniye Kapalı Cezaevi’nde 1 yıl disiplin 11 gün hücre cezası almıştı yattı çıktı ve denetime giderken sonradan açık cezaevine alındı ve sadece dosyası 31 Temmuz yasasından sonra onaylandığı mağduruz.” Diyor yine bir 31 Temmuz meselesi. Sonradan onaylananlar da 31 Temmuz yasasına ilave edilsin diyorlar, haklılar ama böyle bir düşünce bakanlıkta yok!

Birecik’te su kesintileri halen devam ediyor. Şanlıurfa Şuski ile de görüştük. “Yapacağız, edeceğiz. Birkaç ay sonra.” Deniliyor ama Urfa’nın 45-50 derecelik sıcaklarında Birecik’te su yok arkadaşlar! Siz ne diyorsunuz? Bakın “Yapacağız edeceğiz” demek ile olmuyor. Su arıtma tesisleri yapılmıyor. Önceden beri büyük gecikmeler var ve Birecik’te halk mağdur durumda arkadaşlar. Şuski yetkilileri ile görüştüm, “Şunu bunu yapacağız.” Dediler ama hiçbir gelişme yok. Millet perişan, arıtma tesisi yok. Vatandaşlar susuzluktan hasta oluyor veya kirli sudan hasta oluyor. Durum bu değerli arkadaşlar.

182 hastane randevu sistemini yaşlı ve telefon kullanmayı bilmeyen kişilerin kullanamayacağı ve bu yüzden bir yol bulunması gerektiğini söyleyen başvurular var. “Bakanlığa sözlü dilekçe verdim 184 beni aradı, sistemin aynen devam edeceği iptal etmeyeceğini bir akrabanızdan dostunuzdan yardım alarak randevu alabilelim. Sen devletsin kolaylık varken niye beni dost ve akrabaya muhtaç edeceksin. Bu sistemin kaldırılması için mecliste dile getirmenizi rica ediyorum.” Diyor.

Burak Yılmaz Marmara 3 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 senedir suçsuz yere cezaevinde yatıyor. Hava Harp Okulu son sınıf öğrencisiydi. Tatbikat diye çıkardılar müebbet verdiler. Düşünün darbe ile alakan yok, seni tatbikat diye çıkartıyorlar hayatın kararıyor. İleride komutan olacaksın belki orgeneral olacaksın ama 8 yıldır cezaevinde rütbeleri sökülmüş alınmış, perişan edilmiş bir delikanlı olarak yatmaktasın. Hayatın karartılmış. “Kimse sesimizi duymuyor, gencecik suçsuz delikanlıların senelerdir gençlikleri gitti, umutları yok olmaya başladı. Sesimizi duyurmamıza yardımcı olun lütfen.” Diyor.

Yine Irak Rusafa Cezaevi’ndeki mahpus yakınlarında bir başvuru daha var. “Benim Kardeşim Hafize Özalp Irak Rusafa Cezaevi’nde kalıyor. Kardeşimde Mide, bağırsak, böbrek, tansiyon hastası 4 yıldır 3 çocuğunun hasretiyle ızdırap içinde, büyük bir pişmanlık içinde. Yanlış bir iş yaptı ve eşine uyarak oraya gitti. Herhangi bir suça karışmadı. Biz bu konuda devletin adım atmasını istiyoruz. Irak Erbil Konsolosluğu’ndan bilgi alınarak silahsız ve hiçbir eyleme katılmadan orada duran 300 kadının yakınlarıyız. Oradaki yetkililer de “Ülkenize iade ederiz.” Demiş ama her türlü kötü muameleye rağmen oradaki bu sıkıntılar devam ediyor. Ağır derecede hasta olanlar var. Çocuklar getirildi ama o çocuklar anne hasreti çekiyor. Anneler orada, anneler gelemiyor, çocuklar burada. Çok büyük bir sıkıntı var. Bunun çözümünün siyasi mahpusların takası anlaşması olduğunu biliyoruz. Bakanlık yetkilileri ile de konuştuk böyle söylüyorlar fakta bu konuda hiçbir adım atılmıyor ve insanlar büyük bir işkence altında yaşıyorlar.

“Ankara Sincan Açık Cezaevi’nden Çorum Sungurlu Açık cezaevine sevk edilen çocuklarımın babası Yusuf Şavur yaklaşık 6 ay Sincan açık cezaevinde yatmaktaydı. Çocuklara devletin bağladığı maaşla bakmaktayım çalışmıyorum ve mağdur durumdayım hal böyle olunca da çocuklar babalarından uzak kaldılar. Eşim Yusuf Şavur’un tekrar çocuklarına yakın Ankara ilçelerine bağlı açık cezaevine getirilmesini istiyorum.” Diyor ama bunu dinleyecek bakanlık nerede? Adalet Bakanlığı değil Zulümat Bakanlığı.

“Diyarbakır’da İşkur TYP (Toplum Yararına Program) diye bizi aldılar işe 6 ay çalıştım sonra seçim girdi araya bir daha uzattılar 9 ay yaptılar sonrada “İşiniz bitti, tasarruf” diye attılar bizi. İşsiz kalan arkadaşlarımı ve beni depremde her yeri temizlettiler, hor gürdüler “Siz TYP’lisiniz” dediler memur kadrolu işçiler 6 ay işe gelmiyorlardı. Onlar ailelerinin yanındayken biz işimizin başındaydık. Hakkımızı istiyoruz.” Diyor.

Yine bir başka Bağdat Rusafa Cezaevi dramı; “ Kızım Sümeyye Nur Ekinci Irak Bağdat Rusafa Cezaevi’nde kalıyor. Kızım yaklaşık 10 yıl önce kocası kızı ve görümceleriyle birlikte Suriye’ye oradan da Irak’a gitti. Bir süre sonra kuşatma altına alındılar. Acil bir şekilde yargılanıp müebbet verildi. Hiçbir olaya karışmamış 8 yıldır çile çekmekte ve ağrı kesicilerle idare ediyor perişan durumda.” Tüm bunlar için Dışişleri Bakanlığı’nın harekete geçmesi ve mahpus takas anlaşmasının Irak ile yapılması gerekiyor.

“Ben Doğan kılıç Afyonkarahisar savcılığınca hakkımda 2016’da açılan bir soruşturma sonrası tutuklandım. Koşullu dahil denetim vb. hiçbir infazım yok.” İnfazı tamamlanmış fakat bu sefer pasaport tahdidi var. Cezaevinden tahliye edilmiş ama pasaport verilmiyor. Koşullu tahliyesini de tam yatırmışlar hapisten çıkmış, bu sefer de uyduruk bir pasaport yasağı ile bu kişi mağdur edilmiş durumda. Bu konudaki sıkıntıları da çok yoğun bir şekilde olduğunu biliyoruz.

“9. Yargı paketinde genel af olmalı” diyor bir başvurucu. Evet biz de bunu aylardır söylüyoruz fakat ne genel affı haksızlık içeren birçok yasa maddesini getirdiler maalesef durum bu! Gün geçtikçe artan mahkeme dosyalarının, mahkemelerin mevcut kapasitesiyle kesinlikle başa çıkamadığını ve olumsuz etkilendiğini görüyoruz diyorlar. Bu konuda da bir çalışma olması gerekiyor.  Avrupa İnsan Hakları Raporlarına göre, Türkiye, insan haklarına yapılan başvurular açısından her yıl olarak bütün ülkeler içinde ilk üç sırada yer almakta ve bu yüzden adalet sisteminde köklü bir değişiklik lazım. Var mı öyle bir şey? Hayır! Köklü bir kötüye gidiş yapmaya çalışıyorlar. Olay bu arkadaşlar. Maalesef binlerce milyonlarca mağdura iyi bir haber veremiyorum. Çok üzgünüm, çok istiyorduk güzel haberler vermeyi, infaz indirimi af haberleri, 4/4’ler, KHK’lılara, Kürt meselesinden müzdarip olanlara iyi haberler verelim ama her şeyi terör ilan eden ifade özgürlüğünü ayaklar altına alan bir durum ile karşı karşıyayız.

Muhammet Barlas Kural, Gerede L Tipi Kapalı Cezaevi C10 koğusunda tutuklu. Babası Şahabettin Kural Maltepe 1 Nolu Cezaevi b7 nolu koğuşta kalmakta. Baba ve oğulun aynı cezaevinde kalmaları istenilmekte ancak olumlu sonuç alınmamakta.

Şemseddin Başak, birtakım suçları işlediklerini ama o suçlar için kendilerine emir verenlerin yargılanmadığını anlatıyor. Erdoğan’ı ve onun arkadaşlarını itham ediyor ve birçok suçlar işlediklerini, Kürt halkına yönelik derin dondurucular da dondurarak öldürme ve domuz bağı gibi uygulamaları yaptıklarını söylüyor. Bu vahşetleri anlatıyor bize ve “Biz bu suçları işleten bize bu suçları işletenler yargılanmıyor.” Diyor. Maalesef ülke böyle arkadaşlar. En çok alttakiler cezalandırılır fakat emirleri verenler azmettirenler hep saklanır. İşte Sinan Ateş cinayetinde de bunu görüyoruz. Azmettiricilerin nasıl korunmaya çalışıldığını herkes çok net bir şekilde görüyor. Tüm kamuoyu görüyor. Kamuoyu vicdanı bunu kabul etmiyor fakat bu zulme haksızlığa devam ediyorlar.

Hakan İnci Ankara Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta. “05.06 2024 günü Oğlum Hakan İnci Kırıkkale’de tutuklu olan abisi ile telefon görüşü yapıp bittiği anda oturma eylemi yapıyor. Hapishane idaresi de koğuşu talan ediyor kolundan tutup değil tekme tokat götürülüyor ve televizyon duvardan düşüyor. Bayağı bir darp ediliyor ve Sincan F2 Cezaevi’nde bu uygulamaların devam ettiğine yönelik çok önemli iddialar var. Sincan F’ Cezaevi’ni de arayacağız. Bu iddialar hakkındaki cevaplarını isteyeceğiz. Soru Önergesi ile de yazılı olarak sorduk ama cezaevi görevlilerinin de bu konuda bir açıklama yapması gerekiyor.

Sedat Atsız Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta. 30 yıldır içeride. Normalde 1 Mart’ta cezaevinde çıkması gerekiyordu. Önce 3 ay uzattılar. 5 Haziran’da ise İdari Gözlem Kurulu 6 ay uzatmaya karar verdi. Bu da işte böyle uyduruk gerekçelerle mağdur edilen bir başka mahpus. Herkese bunu yapıyorlar. Sonuna kadar yatırtmaya çalışıyorlar.

Velican Durak Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ve gözaltına alınmış, psikolojik danışmanlık rehberlik bölümünü bitirmesinden sonra Rize Cezaevi’ne gönderilmiş Kalkandere’ye daha sonra yüksek lisans yapabileceği yönünde yurt dışındaki üniversiteler kendisine hak tanımışlar. Maddi nedenlerden Afyonkarahisar Şuhut’ta ikamet ediyoruz ve Edirne’deki mahpusa gidemiyoruz en azından yakına getirilsin diyorlar. İşte cezaevlerindeki inim inim inleyen mahpus ve yakınlarına dair başka bir örnekti bu.

Mustafa Aytaç 18 Ekim 2022’de Aydın ‘da gözaltına alınıyor. 7 yıl 6 ay ceza verildi ve o zamandan beri tutuklu. 3 ay Aydın E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıktan sonra mektuptan dolayı Afyon T Tipi 1 Nolu Kapalı Cezaevi’ne gönderiliyor. Lenfoma teşhisi konuluyor. “Mahkemeye dilekçe yazıyor kemoterapisi başladı çok önemli sıkıntılar var. Eşim kemoterapide yoruluyor hastaneden tekrar kalabalık ortama koğuşa geri dönüyor. Psikolojik olarak iyi değil.Halsiz. Yeni evliyiz ve eşim 32 yaşında..Nazilli Aydın’da ikamet ediyorum ve her hafta ona gitmeye çalışıyorum. Bir sürü perişanlık. Yargıtay’dan dilekçelere ne zaman cevap gelir bilemediğimizden süreci hızlandırma adına müracaat ediyoruz. Hem yeni evliyiz aile birliğimiz bozuldu. Çok zor durumdayız.” Diyor. Kanser hastalarının doğru düzgün tedavi alamayıp inim inim inlediği hapishane gerçeklerinden birisini daha anlattık.

Ali Rıza Erdem Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde fakat cezaevi komisyonu çeşitli bahanelerle denetimli serbestliği vermiyor. Annem 86 Yaşında Ankara’da yaşıyor oğlunu gidip Tekirdağ’da göremiyor büyük acılar çekiyoruz. Bakanlık empati yapsın.” Diyor ama empati yapacak vicdanlı olacak bir bakanlık yok ortada maalesef!

Fatma Çimen; “ Ben mimarım, babam Hasan Çimen 75 yaşında 19 milyonluk sahte senetle dolandırıldı ve çete lideri tutuklandı. 52 suç kaydı var. Bir sürü boş senet ile tutuklanmış. Hakkımızı delilleri ile sunuyoruz fakat adalet sistemi işlemiyor ve mahkeme kararlarını bile davaya girmeden yazıyorlar. Her şey standartlaşmış. Babam hasta oldu tüm malımız hacizli çaresizce çırpınıyoruz. Bu dolandırıcının imam nikahlı karısı Ak Parti Şanlıurfa Kadın Kolları’nda milletvekilleri ile poz veriyor. Bunların hepsi AK Partili adalet ve kalkınma partili yani! Bu da adamın bu kadar delil ile yakalanmış olmasına rağmen dosyaların niye bekletildiğini açıklıyor. Kimsemiz yok torpilimiz yok.” Diyor.

“Ben Hayrettin Gün, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapmakta olan Neslihan Demirhan Yavuz hem çalıştığı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni hem de ikamet ettiği ilçedeki Körfez Belediyesi’ni şahsi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmekte.” Hayrettin Gün N.D.Y. isimli kişi için söylüyor. “Başvurularımız dikkate alınmıyor.” Diyor. Belediye çalışanı Neslihan Demirhan Yavuz maddi çıkarları doğrultusunda; belediye bünyesinde bulunan araçları kendi bahçe işlerinde kullandırıyor bahçesindeki çöpleri toplatıyor. Parke taşları çimento gibi şeyleri yaptırıyor. Belediyeye ait ağacı kestiriyor. Kamu gücünü şahsi menfaati için kullanıyor diye iddia ediliyor. Biz işin aslını bilmiyoruz böyle bir iddia ile bize başvuran bir vatandaş var, bunlar önemli iddialar ama kaçak dükkan ile ilgili bir düzenleme yapılmamış. Bu kanunsuz durumlara yaptırım uygulamak yerine boyun eğen ve şikayet eden vatandaşı şikayetlerini geri çekmeleri için ikna yoluna giden Körfez Belediyesi çalışanları için bu şikayeti iletiyoruz.” Diyor. Belediye bu tür başvuruları anlaşılan örtbas ediyor. Körfez Belediyesi’nden bir açıklama bekliyoruz. Bir çalışan hakkında kamu gücünü kendi şahsi çıkarları için kullandığı yönünde bir iddia var. Biz hakim değiliz fakat iddiaları burada gündem ediyoruz ve Körfez Belediyesi’nden de cevap bekliyoruz.

“Arkadaşım Oktay Kelebek ve yanındaki arkadaşı Grup Yorum emekçisi Cem Dursun, Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde 24 Şubat’tan beri süresiz açlık grevinde.  60 kiloya düştü Oktay Kelebek. Cem Dursun’da kas ağrıları var. Adli psikolojik sorunu olan mahpus “Terörist” diyerek Cem Dursun’a saldırmaya çalışmış. Zaten açlık grevinde bir de böyle saldırılara maruz kalıyor ve gereken diyet verilmiyor. Tuvalete girişimiz, yatakta yatışımız bile 24 saat kamerayla izleniyor, gökyüzünü tel örgülerden bir avuç zor görebiliyoruz ve biz tutukluyuz. Bu koşullar tamamen onursuzca.”

“Oğlum İrfan Kürek Maraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta. Oğlum emniyetin tuzağı ile gözaltına alındı oğluma tuzak kuran emniyet polisi oldu. 3.5 yıldır mahkum dosyada hiçbir delil yok. 5 çocuk babası en büyük kızı 17 yaşında ve epilepsi hastası. Bomboş dosyalara ağır cezalar verdiler. 70 yaşında astım koah hastasıyım. Hakkımı nerede arayacağımı bilemiyorum.” Diyor.

“AİHM kararlarının uygulanmasını istiyoruz. Tüm KHK’lıların haklarının geri verilmesini istiyoruz.” Diyor maalesef bu konuda da bir gelişme olmadığını görüyoruz.

Sıddık Güler Menemen R Tipi Cezaevi’nde kalıyor. Sıddık Güler yürüyemiyor, duvarları tutarak yürüyebiliyor. Kimse yardım etmiyor. Unutkanlık var. Telefon görüşlerini unutuyor, cezaevi yönetimi hatırlatmıyor. Cezaevi idaresi: “Kendisi telefon görüşüne gelmiyor, çıkmamış.” diyorlar. 84 yaşında, 1940 doğumlu. Çok fazla sorunları var ve Habib Güler Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalıyor, ikisinin aynı cezaevinde kalmasını istiyoruz veya ikisinin de Diyarbakır’a getirilmesini talep ediyoruz. 76 yaşında annem görüşe gidemiyor.” Diyor. Büyük bir aile dramı yaşanıyor.

“Asgari ücret harici her şeye zam yağmuru devam ediyor ve asgari ücretli evli çocuklu kirada oturan binlerce insan adeta ölüme terkedilmiş.” Diye başvurular var. Bize her açıdan başvuru gelir.

Muhittin Pirinççioğlu 1994 yılında Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nde 2. Sınıf öğrencisi iken siyasi çalışmalardan kaynaklı DGM’de 30 yıl ile cezalandırıldı. Karabük Cezaevi’nde kalıyor onunla birlikte 15 tutuklu arkadaşın infazları bittiği halde son infaz yasasındaki değişikliklerden kaynaklı tahliye edilmiyorlar.” Böyle bir liste var elimizde. Karabük T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda olan hükümlülerin durumuna dair 15 mahpusun ağır bir mağduriyeti var. Tuttukça tutuyorlar içeride. Gerçekten olacak bir şey değil.

Nermin Uygül Aliağa Kapalı Kadın Cezaevi’nde 6 yılı aşkın süredir tutuklu. Denetimli serbestlik hakkı verilmedi. 5 aydır haksız şekilde Aliağa Kapalı Cezaevi’nde. Ya hemen salıverilmesini ya da 15 aydır talepte bulunduğu halde reddediliyor nakil isteği dilekçesinde belirttiği şehirlerden birine naklini istiyoruz.” Diyor.

Medine Kaya; “Azerbaycan’da insan hakları korunmuyor. 24 Ocak’ta trafik kazasında iki kardeşim İlhan Memedov Azeroğlu, Münasip Gasipov Mutalipoğlu’nu kaybettik. Trafik kazasında polisler kardeşlerime çarptılar. Nereye dilekçe yazsakta bizim sesimizi duymuyorlar ve bizimle ilgilenmiyorlar.” Diyor.

“Kız Kardeşim Saime Uyar daha önceden öğretmenlik yapmış olduğu özel eğitim kurumlarında çalıştığı için “terör örgütü üyeliği” denilerek Manisa’ya götürüldü. Orada 6 Ay tutuklu kaldı. Denetimli serbestlik ile tahliyesine 3 ay kalmıştı mağdur ettiler. İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’ne naklettiler A-7 koğuşunda kalıyor bu konuda çok mağdur. Denetimli serbestlik koşulları sağlanmadığı için 1 yıl fazla cezaevinde kalacak gibi görünüyor. Sağlığından ednişe ediyorum. Fizyolojik ve psikolojik sağlığı bozuk. Abisinin olduğu Balıkesir L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na nakledilirse bir parça mağduriyeti giderilir.” diyor.”

Yorumlar