14 Mayıs 2025

Mavi Kocaeli – İsmet Çiğit

Türkiye’nin gündemindeki bütün sorunlar bir anda çöpe atıldı, konuşulmaz, tartışılmaz oldu.

Çok büyük ekonomik sorunlar var. Hukuki sorunlar, demokrasi sorunumuz var. Bunlar adeta bir anda tamamen çözülmüş, önemini yitirmiş hale geldi.

Şimdi yegane gündemimiz “Çözüm süreci”, PKK’nın “Liderimiz Öcalan’ı dinliyoruz. Silahları bırakıyoruz. Kendimizi feshediyoruz” açıklaması oldu.

…………

Ölümlü dünyada barış en güzel, en önemli kavramdır. Kişiler arasında da toplumlar, devletler arasında da, komşular arasında, aile içinde de barış sağlanıyorsa, bunun koşullarına da çok fazla bakmadan kutlamak, barışan tarafları alkışlamak ve onları desteklemek gerekir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli birkaç ay önce kendisinden hiç beklenmeyen bir çıkış yaptı. Sayın Bahçeli önce TBMM Genel Kurul Salonu’nda DEM Partililerin yanına gitti, onların elini sıktı. Sonra partisinin grup toplantısında PKK’ya silah bırakma çağrısında bulundu, hatta Öcalan’a özgürlük teklif etti.

Ben Sayın Bahçeli’nin bu tavrını çok doğru buluyor ve takdir ediyorum. Nitekim MHP Liderinin bu atılımının ardından olaylar hızla gelişti. İmralı’ya gidildi, PKK’nın kurucu liderinden örgüte “Silah bırakın, kendinizi lav edin” çağrısı alındı.

Geçen hafta PKK kurultayı Irak’ta toplandı. Bu haftanın başında da PKK’nın kendisini tamamen kapattığı, silah bırakacağı açıklandı.

İşin bu bölümünü gönülden destekliyorum. Sürecin bu aşamaya gelmesinde önemli katkıları bulunan Sayın Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hariç emeği bulunan herkese bu ülkede barış olmasını isteyen bir vatandaş olarak teşekkürü borç biliyorum.

Ama aklımı kurcalayan, cevabını veremediğim pek çok soru da bulunuyor.

……………….

2002 yılında AKP tek başına iktidara geldiğinde Türkiye’nin gündeminde ciddi bir terör sorunu yoktu. AKP iktidarı, özellikle MHP ile birlikte Cumhur İttifakı’nı kurduktan sonra terör konusunu en önemli gündem maddesi haline getirdi. İktidara karşı olan herkes terörist damgası yedi. Şimdi DEM Parti adını taşıyan, Kürt kökenli vatandaşların desteklediği partiye yakın olan, o partilerin milletvekilleri veya yöneticileri ile görüşen herkes terörist ilan edildi.

Kürt vatandaşların desteklediği siyasi partilerin adayı olarak belediye başkanı seçilenler görevlerinden alındı, yerlerine kayyum atandı. Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu zorla ve haksız yere hapse attılar, milletvekilliğini düşürmek istediler.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul seçimleri öncesinde Kürt kökenli bazı kişileri meclis üyesi adayı yaptığı, bunun ardına “Kent uzlaşısı” dediği için terörist ilan ettiler.Eline silah almamış, kimseye fiske vurmamış insanları “Terör örgütüne yardım ve yataklık” suçuyla cezaevlerine koydular F-16’lar kalktı, sınır ötesi noktalara sortiler yaptı, terör örgütü üsleri denilen bölgelere bombalar yağdırdı.

Türkiye’de muhalif herkes terörist oldu. DEM Parti ve aynı siyasi kökene sahip diğer partiler üzerinde büyük baskılar kuruldu.

Şimdi birdenbire ne oldu da hepsi unutuldu? Hatta terör örgütünün İmralı’da yatan kurucusu bile artık muteber bir adam haline getirildi.

PKK silahları bırakıp, kendisini lav ettiğini açıklarken, Lozan’a, 1924 yılında kabul edilen kurucu anayasaya hakaret ediyor, buna bile ses çıkartılmıyor.

Bakın yıllardır İzmit’te hiç insan içine çıkmayan, kendi parti binasında bile toplantı düzenlediğinde rahatsız edilen DEM parti dün İzmit’in göbeğinde Acısu Parkı’nda toplantı yaptı.

Şimdi diyorlar ki, bu çözüm süreci sayesinde Türkiye’de terör tamamen bitecek, ekonomi de düzelecek, herkesin refahı artacak.

Bu topluma bir şeyler yalan söyleniyor. Aslında ne olup ne bittiğini kimse tam olarak bilmiyor.

Terörü neden yıllarca alabildiğine abarttık, bu ülkedeki muhalif herkesi terörist yaptık?

Şimdi neden birdenbire yelkenleri bu kadar suya indirdik. İmralı’daki örgüt başını bile neredeyse masum bir adam gibi göstermeye başladık.

Aklım karışık. Bazı şeylerin cevabını bulamıyorum.

Amaç, hedef gerçekten halkların barışı, ülkenin huzuruysa sonuna kadar destekçisiyim.

Ama sanki başka hesaplar var, sanki Cumhuriyet’in temellerini sarsabilecek bazı sinsi planlar var gibi de görünüyor. Bu durumdan da büyük kaygı duyuyorum.

Yorumlar