24.09.2025
Boldmedya
Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan sistematik hak ihlalleri devam ediyor. Mahpuslar, hukuksuz bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarının yanı sıra cezaevinde de insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Çocuğuna kalemtıraş yapan bir anne sürgün ediliyor. Binlerce mahpusun tahliyeleri keyfi olarak engelleniyor. Sağlık hizmeti ve eğitim hakkından yararlanamıyorlar. Tıka basa dolu koğuşlarda, mahpuslar beton zeminde yatmak zorunda bırakılıyor.
İnsan Hakları Savunucusu ve DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabında yayımladığı videolarla Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerini gündeme taşımayı sürdürüyor. Gergerlioğlu, farklı illerde yaptığı ziyaretler ve kendisine ulaşan başvurular üzerinden mahpusların yaşadığı ağır sorunları kamuoyuna duyurdu. İşte onlardan bazıları;
“Kalemtıraş Yaptım, Sürgün Cezası Aldım”
Ailesine daha yakın olan Eskişehir L Tipi cezaevinde bulunurken Afyon T Tipi cezaevine sürgün edilen Nagehan Yüksel, 3 çocuk annesi bir Kur’an Kursu öğretmeni. Gülen Hareketine üye olmak iddiasıyla suç teşkil etmeyen gerekçelerle 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yüksel, çocuğuna kalemtıraş yaptığı için hakkında işlem başlatıldığını, ceza kesinleşmeden “paldır küldür” Afyon’a gönderildiğini anlattı. 20 kişilik koğuşta kalmasına rağmen asıl zorluğun ailesinden uzak kalmak olduğunu belirterek, “Önceki cezaevinde zalimlik çoktu, burası nispeten idare eder ama ailemden koparıldım” dedi.
“Öğrenciyim, Öğrenci Koğuşuna Alınmıyorum”
Afyon Açık Cezaevi’nde kalan bilgisayar programcılığı öğrencisi Fatih Uzunmehmet, koğuş koşullarındaki adaletsizlikleri anlattı. Çıplak arama uygulamalarından, kalabalık yemekhane ortamına kadar birçok sıkıntı yaşadıklarından bahseden Uzunmehmet, “Üniversite öğrencisiyim ama öğrenci koğuşunda değil, uygun olmayan kişilerle birlikte kalıyorum. Bu bizi çok zorluyor” diye konuştu. Cezaevinde temel insani koşulların sağlanmadığını belirten Uzunmehmet, genç mahpusların geleceğe hazırlanmak yerine yıpratıldığını dile getirdi.
“Çakı Gibi Askerdim, Şimdi Hastalıklarla Boğuşuyorum”
İzmir Buca F Tipi Cezaevinde tutulan KHK ile ihraç edilen eski asker Hasan Saban ise yaşadığı sağlık sorunlarına dikkat çekti. COVID-19 sürecinde kemiklerinde avasküler nekroz geliştiğini belirten Saban, aylarca gerekli tıbbi cihazlara ulaşamadığını ve tedaviye yönlendirilmediğini anlattı. “Dün çakı gibi askerdim, bugün ağır kemik hasarıyla yaşıyorum” sözleriyle yaşadığı mağduriyeti özetledi.
“10 Yıldır Tutukluyum, Denetimli Serbestliğim Engellendi”
İzmir F Tipi Cezaevi’nde 10 yıldır tutuklu bulunan Uşaklı iş insanı Hazım Sesli, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılandı. Yargılamasının 7. yılında doğan denetimli serbestlik hakkına ve iyi hâlli olmasına rağmen salıverilmediğini, yapılan itirazların da mahkemelerce “yasalar çiğnenerek” reddedildiğini söyledi. Sesli, tahliyesinin “Ankara’dan gelen bir emirle” son anda engellendiğini vurgularken, gözlem kurulunun yasal süreleri çiğneyerek denetimli serbestlik kararını defalarca geciktirdiğini belirtti. Cezaevinde uğradığı saldırılara, keyfi tutanaklara ve psikolog raporlarına rağmen dirençli olduğunu ifade eden Sesli, “Burada çok hukuksuzluk yaşadım ama zulme boyun eğmedim” dedi.
“Hukuksuzluk Diz Boyu”
Gergerlioğlu, aktarılan tüm bu örneklerin tek tek farklı kişilere ait olsa da aslında ortak bir gerçeği yansıttığını söyledi. Cezaevleri, insanı hayata hazırlayan kurumlar olmaktan çıkmış; eğitim, sağlık, aile bağları ve yargı süreçleri üzerinden hakların sistematik biçimde ihlal edildiği yerlere dönüşmüş durumda. Denetimli serbestlikten koğuş düzenine, keyfi sürgünlerden sağlık hizmetlerine kadar pek çok alanda süregelen hukuksuzluklar, adaletin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.
Gergerlioğlu, “Cezaevlerinde türlü taklalar atılıyor, gözlem kurulları yasaları hiçe sayıyor. İnfaz mahkemeleri kafa sallama merciine dönüşmüş durumda. Bu tablo, ülkemizde adaletin geldiği noktayı açıkça gösteriyor” dedi.



























Yorumlar