30 Ağustos 2026

Bold

Gümüşhane E Tipi Cezaevi’nde beyaz plastik bir sandalye üzerinde hayatını kaybeden KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünün üzerinden altı yıl geçti. Ölümünün ardından ortaya çıkan fotoğraflar, son dilekçesi, cezaevi günlükleri ve tanıklıklar kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, dosyadaki birçok soru bugün de cevap bekliyor. 

Giresun Emniyet Müdürlüğü’nde komiser yardımcısı olarak görev yapan Mustafa Kabakçıoğlu (44), 26 Temmuz 2016’da Gülen hareketi gönüllüsü olma iddiasıyla gözaltına alındı ve bir gün sonra Gümüşhane E Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Ardından AKP rejiminin çıkardığı KHK ile ihraç edildi. Kimse Yok Mu Derneği’ne bağış yaptığı, ByLock kullandığı iddiası ve evinde dini sohbetler düzenlediği gerekçeleriyle 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Plastik sandalyede bulunan cansız beden

Astım, yüksek tansiyon ve şeker hastası olan Kabakçıoğlu’nun Mart 2021’de tahliye edilmesi bekleniyordu. Ancak özgürlüğüne kavuşmasına sekiz ay kala, 29 Ağustos 2020’de tüm yardım taleplerine cezaevi yönetimince cevap verilmediği için tek kişilik bir hücrede hayatını kaybetti. İki çocuk sahibi Kabakçıoğlu’nun cenazesi, Samsun Toybelen’deki köy mezarlığına defnedildi.

Olayın ardından ortaya çıkan fotoğraflar, Türkiye’de ve yurt dışında büyük tepki gördü. Kabakçıoğlu’nun başı geriye düşmüş halde sandalyede oturur vaziyette vefat ettiğini gösteren kareler, cezaevi koşullarına ilişkin eleştirileri ve tepkileri de beraberinde getirdi.

Kabakçıoğlu’nun beyaz sandalyede vefatını gösteren fotoğraf, AKP rejiminin Gülen Hareketi gönüllerine yönelik zulmünün sembollerinden biri haline geldi.

Astım, yüksek tansiyon ve şeker hastasıydı

Kabakçıoğlu, cezaevine girdiğinde astım ve yüksek tansiyon hastasıydı. Cezaevinde bulunduğu dönemde şeker hastalığı da teşhis edildi. Günlüklerinde, sağlık sorunları nedeniyle birçok kez fenalaştığını ve hastaneye erişimde zorluk yaşadığını yazdı.

Kabakçıoğlu; astım, yüksek tansiyon ve şeker hastalığıyla mücadele ediyordu. Ölümünden önce sağlık durumunun kötüleştiği, birçok kez sağlık hizmetine erişim talebinde bulunduğu ve çeşitli dilekçeler yazdı.

20 Ağustos 2020’de rahatsızlanmasının ardından koronavirüs tedbirleri kapsamında karantina koğuşuna alındı. Yaklaşık dokuz gün boyunca tek başına kaldığı hücrede yaşamını sürdürdü. Aynı süreçte birkaç kez daha fenalaştı ama hastaneye sevk etmek yerine cezaevi revirinde yapılan müdahellerden sonra yeniden hücresine gönderildi.

Hastaydı, defalarca yardım talep etti

Ölümünden iki gün önce cezaevi doktoruna yazdığı dilekçede sağlık durumunun ağırlaştığını anlattı.

Kabakçıoğlu, dilekçesinde sol tarafında şişlik oluştuğunu, yürümekte ve konuşmakta zorlandığını, kolunda uyuşukluk hissettiğini ve hareket kabiliyetinin ciddi şekilde kısıtlandığını belirtti.

Ailesi ve yakınları, bu dilekçenin sağlık durumunun ciddiyetini ortaya koyduğunu ve gerekli müdahalenin yapılmadığını açıkladı.

29 Ağustos 2020 sabahı saat 05.45’te gardiyanlar tarafından hücresinde hareketsiz halde bulundu. Olay yeri inceleme ekiplerinin çektiği fotoğraflarda Kabakçıoğlu’nun beyaz plastik sandalye üzerinde oturur vaziyette olduğu görüldü. Fotoğraflar kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde yapılan koronavirüs testinin negatif çıktığı açıklandı. Trabzon Adli Tıp Kurumu’nun 19 Ekim 2020 tarihli raporunda ise ölüm nedeninin akciğer enfeksiyonuna bağlı gelişen solunum yetmezliği olduğu belirtildi.

“Hiç olmazsa bir tekerlekli sandalye”

Mustafa Kabakçıoğlu’nun cezaevinde tuttuğu günlükler de dikkat çekici ayrıntılar içeriyordu. Günlüklerde, fenalaştığında ambulans ekipleri ile görevliler arasında yaşanan tartışmalara tanıklık ettiğini, hastaneye götürülmesi konusunda ihmaller yaşandığını ve ağır sağlık sorunlarına rağmen yeterli destek alamadığını anlattı.

Bir bölümde, hastaneye götürüldüğünde ayakta duramadığını, hiç olmaza bir tekerlekli sandalye talep ettiğini ancak buna rağmen yürütülerek muayeneye götürüldüğünü yazdı.

Tanıkları Cezaevi koşulları anlattı

Kabakçıoğlu’nun ölümünden sonra aynı cezaevinde uzun süre kalmış eski bir mahpus, Bold Medya’ya cezaevi koşullarına ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu.

Kabakçıoğlu ile aynı cezaevinde kalan bir mahpus tanık, cezaevinin fiziksel koşullarının sağlığı olumsuz etkilediğini, havalandırma ve baca sistemleriyle ilgili ciddi sorunlar bulunuyordu. Mahpus, cezaevi bacalarında filtre bulunmadığını, havalandırma alanlarının kurumla kaplandığını ve bunun tutukluların sağlığını olumsuz etkilediğini anlattı. Aynı kişi, cezaevinde kaldığı dönemde KOAH hastası olduğunu ifade etti.

Eski mahpus Kabakçıoğlu’nun kaldığı karantina hücresi de bu koşullardan etkilenen bölümde bulunuyordu.

Ölüm Meclis gündemine taşındı

Kabakçıoğlu’nun ölümü farklı siyasi partilerden milletvekillerinin de gündemine geldi. İnsan Hakları Savunucusu  milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, CHP’den Gülizar Biçer Karaca, CHP’den Sezgin Tanrıkulu ve Saadet Partisi’nden Abdulkadir Karaduman, olayın araştırılması için soru önergeleri verdi. Cezaevinde ölümün araştırılmasını talep etti. Ancak dönemin AKP’li Adalet Bakanı Abdülhamit Gül soru önergelerine cevap bile vermedi. Cezaevi müdürü Heybetullah Gözcü olaydan 2 ay sonra Marmara (Silivri) Cezaevine tayin edildi.

Beyaz sandalye bir sembole dönüştü

Mustafa Kabakçıoğlu’nun beyaz plastik sandalye üzerinde ölü bulunması, cezaevlerindeki hasta mahpusların durumuna ilişkin olumsuzlukların sembollerinden biri haline geldi. Avrupa ve Amerika’nın çeşitli şehirlerinde “Beyaz Sandalye” eylemleri düzenlendi, basın açıklamaları yapıldı.  Bu eylemler, cezaevlerinde yaşanan hasta tutuklu ölümlerine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirildi.

Altı yıl sonra hala cevap bekleyen sorular

Ailenin yaptığı suç duyurusu sonrasında yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından görevlendirildiği belirtilen iki müfettişin çalışmalarıyla ilgili ise kamuoyuna açıklanmış kapsamlı bir rapor bulunmuyor.

Mustafa Kabakçıoğlu’nun kardeşi Harun Kabakçıoğlu da yıllar sonra kaleme aldığı yazıda ağabeyinin “bile bile ölüme gönderildiğini” anlatarak adalet arayışını sürdüreceklerini ifade etti.

Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümü, aradan geçen altı yıla rağmen cezaevi koşulları, hasta mahpusların sağlık hizmetlerine erişimi ve karantina uygulamaları konusunda tartışılmaya devam ediyor. Ailesi ve insan hakları savunucuları ise olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep ediyor.

Yorumlar