1 Eylül 2026

Kocaeli

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Gergerlioğlu, “Ulaştığımız yer son nokta değil, bin kilometrelik yolun ilk adımı” dedi. Cezaevlerine ilişkin de konuşan Gergerlioğlu, “4-5 bin kişinin cezaevlerinden çıkmasının Türkiye’ye artı kazandıracağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Kocaeli İl Örgütü, bugün partinin il binasında “Terörsüz Türkiye” süreci ve 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da katılırken, İl Eş Başkanları İbrahim Ergin ve Selda İlgöz sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda İl Eş Başkanları İbrahim Ergin ve Selda İlgöz’ün ardından söz alan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin geldiği aşama ve bundan sonra atılması gereken adımlara değinen Gergerlioğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü üzerinden barış mesajları verdi.

“KOCAELİ’DE BİR BARIŞ RÜZGÂRI OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”

Gergerlioğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı, “Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Bu vesileyle toplanmış durumdayız. İlimizde de bir barış esintisi, bir barış rüzgârı ve barış çağrısı oluşturmak istiyoruz. ‘Yeter artık’ diyoruz. Hepimiz burada kardeşçe yaşayacağız. Birbirimizin kültürüne, örfüne ve kimliğine saygı duyarak yaşayacağız. Bundan rahatsız olmayacağız. Hep birlikte bu topraklarda barışı inşa etmeye devam edeceğiz.

“TOPLUM BUNUN BEDELİNİ ÖDEDİ”

Çok acılar gördük, çok kan ve gözyaşı döküldü. Biz hep ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ dedik ve bunda samimiydik. Bu süreçte Türkler, Kürtler, gençler, çocuklar, anneler ve babalar büyük zararlar gördü. Barış gerçekleşmeyince toplum bunun bedelini ödedi. Son iki yıldır Türkiye’de önemli bir barış rüzgârı esiyor. Yine ‘Olmaz, başaramayız, olmayacak’ sesleri yükseldi. Ancak her şeye rağmen siyasi liderler önemli bir risk aldı ve gelinen noktada önemli bir aşamaya ulaştık.

“BİN KİLOMETRELİK YOLUN İLK ADIMI”

Ulaştığımız yer son nokta değil, bin kilometrelik bir yolun ilk adımı. Bu toplumda gerçek anlamda barışı tesis etmek için hepimizin uğraş vermesi lazım. Bu süreç garipseyeceğimiz, dışlayacağımız, ötekileştireceğimiz bir süreç olmamalı. Bunu tüm halkımıza, 86 milyona ve Kocaeli halkına söylüyoruz. Gelin, hep beraber bu topraklarda kardeşliği, güzelliği, insanlığı ve vicdanı ayağa kaldıralım. Ayrımcılıktan uzaklaşalım, ırkçılığı reddedelim ve demokratik bir hukuk devletini hep birlikte kuralım. Bu zor değil, bunu başarabiliriz.

“SİLAHLARA AYRILAN KAYNAKLARLA FABRİKALAR KURABİLİRDİK”

Son yıllarda bu konuda çeşitli denemeler yapıldı. İlk Çözüm Süreci’nde bu mesele bitseydi çok güzel olurdu. Bitmedi ve sonrasında birçok insan hayatını kaybetti, büyük zararlar gördük. Biz Meclis’teyiz. Maalesef bütçede silahlanmaya çok büyük kaynaklar ayrıldı. Ekonomik sorunları olan bir ülkeyiz. Silahlara ayrılan kaynaklar yerine fabrikalar, tarım alanları ve işsizliği azaltacak projeler oluşturabilirdik.

İnşallah bundan sonrasında hep birlikte bunu başarabiliriz. Önemli bir irade oluşmuş durumda. Bu irade iktidar, İmralı ve diğer siyasi güçler arasında devam etti ve genel bir mutabakat oluştu. Sonunda da bir çerçeve yasa çıktı.

“HERKESİN BU İRADEYE SAYGI DUYMASI GEREKİYOR”

Bu önemli bir iradeydi. Herkesin buna saygı duyması gerekiyor. Kürt sorunu dediğimiz zaman sürekli ‘terörist’ söylemleri yükseliyordu. İnsanlar suçsuz yere cezalandırılıp cezaevlerine atılıyordu. Umarım bundan sonra bu tür şeyler olmaz. En basit hak talepleri terör ve teröristlik olarak tanımlanıyor, özgür düşüncenin ve konuşmanın önü kapatılıyordu. Biz Kocaeli halkına ‘Gelin, hep beraber konuşalım’ diyoruz.

Biz kimseyi ötekileştirmiyoruz. Tüm acılarımıza ve yaralarımıza rağmen kimseye karşı kinimiz veya intikam duygumuz yok. Sadece barış diyoruz. Adaletin ve eşitliğin gerçekleştirileceği bir barış istiyoruz. Herkesin birbirine böyle bakmasını ve böyle bir iklime geçilmesini istiyoruz.

“AYRIMCILIK VE IRKÇILIK HİÇBİRİMİZE YARAMIYOR”

Bugüne kadar çok siyasi kavga ve çatışma yaşandı. Gözyaşı ve kan aktı. Sonunda ne Türk’e ne Kürt’e yarayan bir ortam ortaya çıktı. Ayrımcılık, ırkçılık ve ötekileştirme hiçbirimize yaramıyor. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ demekle kimse kurtulamıyor. Burada ayrımcılığı normal görebilirsiniz ancak Avrupa’ya gittiğinizde aynı ayrımcılık size yapılabilir. Bu nedenle kavramsal olarak ayrımcılığa karşı çıkmak lazım.

“MECLİS’TE BÜYÜK BİR MUTABAKAT YAKALANDI”

Bu uğurda çok bedeller ödendi. Birçok siyasetçimiz cezaevine girdi, birçok insan büyük bedeller ödedi. Gelinen noktada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hep birlikte bir yasa çıkarmayı başardık. 467 oyla farklı partilerden çok büyük bir topluluk çerçeve yasaya ‘evet’ dedi. Bu, kıl payı kabul edilen bir yasa değil. Ben sekiz yıldır Meclis’teyim, bu denli güçlü bir şekilde çıkan başka bir yasa olmadı. Bu da bu işin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinde büyük bir mutabakat yakalamış durumdayız. Biz hep söyledik; bu ülkenin yıllardır en büyük meselelerinden biri Kürt meselesiydi. Çözülemediği için ülke zarar görüyor, kan dökülüyordu. Bir an evvel çözülmesi gerekiyordu. Gelin, bundan sonra çıtayı daha da yükseltelim ve süreci daha iyi bir noktaya taşıyalım.

“TÜRK’ÜN KÜRT’TEN, KÜRT’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA ÇARESİ YOK”

Partimiz tüm Kocaeli’ye yönelik bir barış çağrısı yapıyor. Bunu da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapıyor. En sağdan en sola kadar bütün farklı kesimlere yönelik çağrımızdır: Eski Türkiye’yi geride bırakalım. Ortadoğu’da kan gölünü tercih etmiyoruz. Demokratik, modern bir hukuk devletini hep birlikte inşa etmeyi teklif ediyoruz. Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün Türk’ten başka çaresi yok. Bunu hepimiz kabul etmeliyiz. Yıllardır bu ülkede varlığı dahi reddedilen Kürtler, Kürtçe ve Kürt kimliği bir gerçektir.

“CEZAEVLERİNDEKİ MAHPUSLAR SÜRECİN GERÇEKLEŞMESİNİ İSTİYOR”

Silahlar durdu. PKK kendisini feshedeceğini açıkladı. Bundan sonraki sürecin ve yasanın uygulanmasını herkes bekliyor. Ben cezaevlerini ziyaret ediyorum. Cezaevlerindeki mahpuslar da sürecin bir an evvel gerçekleşmesini istiyor. Kürtçe konuşmak istediği veya Kürt meselesiyle ilgili bir şey söylediği için 10 yıldır cezaevinde bulunan erkek ve kadın mahpuslar var. En azından şimdi bir özgürlük imkânı ortaya çıktı. Herkes için özgürlük olsun. Düşüncesinden dolayı cezaevinde bulunan herkes için özgürlük olmalı.

“4-5 BİN KİŞİNİN ÇIKMASI TÜRKİYE’YE ARTI KAZANDIRIR”

Biz 4-5 bin kişinin cezaevlerinden çıkmasının Türkiye’ye artı kazandıracağını düşünüyoruz. Bu insanların sosyal hayata katılması ve Türkiye’ye katkı sağlaması önemlidir. İnşallah bütün bunlar gerçekleşecek ve çerçeve yasanın gereği yerine getirilecek. Yurt dışında bulunan insanlar da kendi topraklarına dönecek. Bu süreci hep beraber benimsemeli, önüne engel koymamalıyız. Süreci nasıl daha iyi bir noktaya getirebileceğimizi konuşmalıyız.

“NE TÜRK ÖLSÜN NE KÜRT ÖLSÜN”

Biz evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz. Ne Türk ölsün ne Kürt ölsün. Taziyelerde ağlamak değil, düğünlerde gülmek istiyoruz. Bu nedenle bugün tüm Türkiye’ye ve Kocaeli’ye bir barış çağrısı yapıyoruz. Bu noktada son derece samimiyiz. Kocaeli ve ulusal medya aracılığıyla da bu çağrımızı duyuruyoruz. Bu süreç yürüsün, çerçeve yasa daha da genişlesin. Bunun hiç kimseye zararı yok.”

Yorumlar