11 Şubat 2022

Kartepe Gazetesi

Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Cezaevi Hak İhlallerini ve Gündemi TBMM’de düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.

Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“KHK’lılara “terörist” diyen Fuat Oktay’a buradan sesleniyorum, yaptığın büyük bir suçtur. Nefret söylemidir, hakarettir, iftiradır. Ben ve yüzbinlerce KHK’lıya yargısız infaz yapıyorsun. Hakaret ediyorsun!

İlk olarak bir suç duyurumuzu haber vermek istiyorum. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay KHK ile ihraç edilen insanların hepsine terörist diyerek büyük bir suç işlemiştir ve kendisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Neden? Hakaret, iftira, kin ve düşmanlığı teşvik etmek, bütün bunlardan dolayı kendisi hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. A Haber’de yayınlanan bir programda KHK ile ihraç edilenlere yargısız infaz yaparak, tahkir ederek, alay ederek, hakaret ederek, iftira ederek terörist demiştir! Ben de bir KHK ile ihraç edilen hekimim. Yüzbinlerce KHK’lı adına bu suç duyurusunu yapıyorum. Yüzbinlerce iftiraya uğrayan, hakarete uğrayan kişiler için bu suç duyurusunu yapıyorum. Hiçbir kimse bulunduğu makam itibariyle kendini sorgulanamaz zannetmesin! Fuat Oktay’a buradan sesleniyorum, yaptığın büyük bir suçtur. Nefret söylemidir, hakarettir, iftiradır. Ben ve yüzbinlerce KHK’lıya yargısız infaz yapıyorsun. Hakaret ediyorsun! Alay ediyorsun! O yüzündeki tahkir edici, hakaret edici ifadelerini kesinlikle kabul etmiyoruz ve hakkında yargısal yollara başvuruyoruz! Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu suç duyurusunda bulunuyoruz ve diyoruz ki: “A Haber isimli televizyon kanalında gündem özel isimli programda KHK ile ihraç edilen vatandaşlar için “Fetöcü, terörist” gibi söylemlerde bulundu. Hakaret ve hedef haline getirdi bu insanları.” Düşünün ülkenin en yüksek makamının yardımcısı, yüzbinlerce insana hakaret edip bir de hedef haline getiriyor. Yargıya müdahale etmiştir! Bulunduğu konum makam, mevki itibariyle yargıya müdahale etmiştir. Ya hu KHK ile insanları yargısız infazla ihraç ettiniz. İnsanlar OHAL Komisyonu’na başvururken kendilerini ne için savunacağını bilmiyordu! OHAL Komisyonu’na bir şeyler yazalım, ne yazalım? “Ben ne ile suçlanıyorum ki ne yazayım?” diye OHAL Komisyonu’na başvurdular. Böyle rezalet işler işlendi bu ülkede, böyle skandal işler işlendi bu ülkede! Duy bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Duy bunu Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, ABD, Avrupa Birliği hepiniz duyun! Böyle bir rezalete nasıl göz yumdunuz? Nasıl ülkedeki yargı makamlarının işlemediğini gördükten sonra idare mahkemesinin, Anayasa Mahkemesi’nin işlemediğini gördükten sonra AİHM’e olan başvuruları niye reddettiniz de Türkiye’deki yüzbinlerce insanı bu zalim, vicdansız OHAL Komisyonu’na terk ettiniz? Daha sonra böyle insanlar kalkıp zaten siyasi kararı verilmiş, yüzbinlerce ret kararından sonra bir de insanlara üstüne terörist desin. Sen kim oluyorsun Fuat Oktay? Sen kim oluyorsun da insanlara böyle kafandan terörist nitelemesinde bulunabiliyorsun? Kesinlikle bunu kabul etmiyoruz. Ben milletin vekiliysem yüzbinlerce, milyonlarca kişi adına suç duyurusunda bulunuyorum. Bu hakaretinin, iftiranın yargı karşısında hesabını vereceksin Fuat Oktay! Bu yaptığın için mutlaka yargılanacaksın ve bulunduğun konum itibariyle bunu rahat rahat yandaş televizyon kanallarında böyle gülümseyerek, hakaretamiz yüz ifadeleri ile yapman karşısında biz bu suç duyurusunu yapıyoruz ve başkaları için bunun caydırıcı olmasını istiyoruz! Kimse makamına, mevkiisine güvenerek bir daha böyle usulsüz işler yapmasın, hukuksuz işler yapmasın. Yüzbinlerce KHK’lının onur, şeref ve saygınlığını düşüren bu ifadeleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Bunu net bir şekilde söylüyoruz. Ben ve yüzbinlerce KHK’lı, milyonlarca yakını kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Sen kimsin ya? Zaten yargısız infaz ile yüzbinlerce kişiyi ihraç etmişsiniz! İnsanlar savunma verirken ne için kendilerini savunacağını bilemiyor. İdare mahkemesinden, Anayasa Mahkemesi’nden, AİHM gitsin OHAL Komisyonu denen uyduruk bir komisyona mahkum ediyorsun insanları, 2 yılda sonucu çıkaracağım diyorsun, 6 yıl olmuş hala 6 bin kişi sırada bekliyor, sonucunun açıklanması için sonucu açıklananların %87’si ret almış, uyduruk gerekçelerle, beraat etse de hakkında uyduruk soruşturmalar olsa ve halen sonuçlanmamış olsa da adil olmayan yargılamalarla devam eden yargılamaları olsa da haklarında ret verilmiş! Kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmasa da ret verilmiş. Kurum kanaati denilerek uyduruk gerekçelerle ret verilmiş. Sen kim oluyorsun ki bu kadar hukuksuzluk içinde kalkmış bir de utanmadan iftira ediyorsun terörist diyorsun insanlara! Milyonlarca kişiden özür dilemeniz gerekirken bu yaptığınız hukuksuzluk için yüzünüz kızaracağı yerde bir de utanmadan yüzünüz kızarmadan terörist diyorsunuz siz kim oluyorsunuz? Biz suç duyurumuzu yapıyoruz. Neden? Türk Ceza Kanunu’ndaki maddelerden dolayı. Şüpheli görevini kötü kullanarak, algı manipülasyonu yapmış, kamuoyu önünde binlerce kişiyi hedef haline getirmiştir. Kamuoyunun hassasiyetlerini kullanarak fikir ve düşünce özgürlüğünün çok ötesinde suça konu eylemiyle fikir kirliliğine sebebiyet vermiştir. Bu sebeple şüphelinin kamuoyunda tanınmış olması sebebiyle yapmış olduğu eylemin cezalandırılması elzemdir! Bu sebeple şüphelinin cezalandırılmasında kamu yararı bulunmaktadır. Savcılara hatırlatıyorum. Hukukçuluğunuzu unutmayın, burada bir suç var, burada bir hakaret var, burada bir iftira var. Hem de tek kişiye değil, yüzbinlerce kişiye! Milyonlarca yakınına iftira vardır! Ağır bir suç vardır! Gereken işlemi yapın savcılar! Bu görüntüler o yüz ifadeleri o hakaretler unutulacak sözler değildir! Ağır bir şekilde onuru kırılmış ve zedelenmiş insanlar vardır karşımızda ve eğer ki yargı iseniz, adaleti getirecek bir kurum iseniz, yüzbinlerce kişinin hakkını ve hukukunu korursunuz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve ilgili tüm yasal mevzuat ile biz bu başvurumuzu yapıyoruz. Hukuki delillerimiz programa ait görüntülerdir. Yukarıda arz edilen sebeplerden ötürü hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işleyen şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak kamu davası açılmasını ve cezalandırılmasını arz ediyoruz! Bu konunun peşini bırakmayacağız. Hem suçlular hem güçlüler hem hakaret ediyorlar! Kesinlikle bunun peşini bırakmayacağız. Bu dünya geçici bir dünyadır, bu dünyada yaptığınız suçların cezasını alırsınız, bu dünyada almazsanız öte dünyada da kurtulamazsınız. Bunu hiç unutmayın. Biz her ikisi için de mücadele veriyoruz. Hiçbir zulüm zerresi karşılıksız kalmasın diye mücadele ediyoruz. Bu dünyada mücadelemiz bunun için. Bu dünyadaki irade bizim elimizde ve bunun için gayret ediyoruz ama belki irademiz yetmez! Yetmesi için canımızı dişimize takacağız ama eğer ki öyle bir şey olsa bile kurtulacağınızı sanmayın! İlahi adaletin gerçekleşeceği o yerde cezanız ağırdır. Cezanız çok ağırdır, bu iftirayı atanlar bunu çok iyi bilsinler. Hiç unutmasınlar! Biz tüm onurumuz ile cesaretimiz ile, vicdanımız ile bunları söylüyoruz! Karşımızda duracak olan da yoktur.

Ramazan Nazlı’da elektriksizlikten, soğuktan donarak hayatını kaybetmiş! Fuat Oktay sen asıl bunun hesabını ver!

Bakın kendi kötü yönetimlerine bakmıyorlar da millete hakaret ediyorlar. Fotoğrafını gösterdiğim kişiye bakın. Isparta’da yaşlı bir amca Ramazan Nazlı donarak ölmüş. Neden? Cengiz Holding’e elektrik işlerini vermişler, altyapıyı doğru dürüst yapmamış, millete habire fatura kesmiş, Ramazan Nazlı’da elektriksizlikten, soğuktan donarak hayatını kaybetmiş. Fuat Oktay sen asıl bunun hesabını ver! Siz bunların hesabını veremezsiniz! Yüzbinlerce kişiye hakaret, iftira etmeyi becerirsiniz ama bunların hesabını ver dediğimizde ortalıkta kaybolursunuz. Bunlar büyük veballerdir, hayatını kaybetmiş, sizin hatalarınız, sizin beşli çeteye verdiğiniz ihaleler sonucu mağdur edilen yüzbinlerce kişiden birisi donarak hayatını kaybetmiş. İşte ölüm belgesi burada! Ne diyor? Donarak hayatını kaybetti diyor. Utanın, utanın!

SMA hastalarının Zolgensma tedavisi halen karşılanmıyor!

SMA hastalarının ilaçları ile ilgili çok büyük sıkıntılar var, çocuklar büyük bir sıkıntı yaşıyor, anneleri onlar kilo almasın diye uğraş veriyor ve ilaçları devlet tarafından karşlılanmıyor! Bir gelişme oldu! Spinraza tedavisi karşılanmaya başlandı ama Zolgensma tedavisi karşılanmıyor! Biz Zolgensma’nın da karşılanması gerektiğini söylüyoruz! Tam olarak bebeklerin şifaya kavuşması için Spinraza’dan sonra Zolgensma tedavisinin de giderlerinin karşılanması gerektiğini net olarak söylüyoruz. SMA tedavisinden ailelerin tek beklentisi ilaçta değil! Bu sürecin önemli bir kısmı tedavi ise diğer kısmı destek ve bakım. Solunum ve öksürük başta olmak üzere medikal cihazlara erişim, ulaşım ve ailelere verilmesi gereken desteklerle ilgili talepler hala aktüel. Kullanılan her destek ürününün gün içinde temizlenmesi, kontrol edilmesi, yenilenmesi gerekiyor. Bunların yapılması lazım değerli arkadaşlar.

Haklarını İnceleme Komisyonu’ndan ve onların görevini yapmadığını görünce biz buradan her hafta basın toplantısı ile görevimizi yapmaya çalışıyoruz el insaf!

Hak ihlallerine geçiyoruz çünkü her zaman söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim. Bunu vicdanım kabul etmiyor, Meclis’te Başkanı’nın altında kırmızı plakası olan bir komisyon var! İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, zamanında doğru dürüst iş yapardı, karakollara giderdi, Filistin askısı bulurdu. Kötü muamelelere karşı aslanlar gibi işler yapardı. Şimdi bizi oraya tüm Türkiye’nin insan hakları ihlalleri ile ilgili komisyona başvurusunun 1/5’ini götürmüş olan ben oradan tek bir ihlal sonucu alamıyorum! Tek bir doğru dürüst muameleyi göremiyorum İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’ndan ve onların görevini yapmadığını görünce biz buradan her hafta basın toplantısı ile görevimizi yapmaya çalışıyoruz el insaf! İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı hiç mi vicdanın yok! Üyeler şu durumdan içiniz rahat mı? Tek bir suç duyurusu bile yapmamış komisyon! Yerinde inceleme yap dedik, yüzlerce vakada çok azında yapmış o da; iktidarı rahatsız etmeyecek konular. Yerinde inceleme yap diyoruz, kayıplar, kaçırılanlar var, insanların kaçırıldığı evler var, git orada bir araştırma yap! Komşulara sor, resmi görevlilerin insanları nasıl kaçırdığını sana anlatacaklar, sen yapmadın ben yaptım. Ben gittim oralara insanlarla konuştum, yerinde inceleme neymiş yaptım, sen de gel yap. Yapmak istemiyorsun, iktidarın suçlarını ortaya çıkarmak istemiyorsun İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı biz seni bilmiyor muyuz? Ne yaptığını yıllardır neleri örtmeye çalıştığını bilmiyor muyuz? İktidarın dediğini yapmaktan başka bir şey bilmiyorsun! İktidarın da sen de suçlusun ve bunların yarın öbür gün hukuk önünde hesabını vereceksin! Millet sana bir makam, mevki veriyor. Altına kırmızı plakalı araç veriyor, unvan veriyor, git işini yap diyor, insan hakları ihlallerini araştır diyor. Sonuç çıkar diyor, suç duyurusu yap diyor. Ne yapmışsın? 3.5 senede 0 suç duyurusu! El insaf! Yuh sana! O yüzden biz hak ihlallerini buradan duyuruyoruz.

İsa Yaşar daha 3 gün önce Keskin Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK ile ihraç edilmiş bir polis memuru

Bakın çok önemli ihlaller ile karşı karşıyayız. Cezaevlerinde her gün bir insanımız hayatını kaybediyor değerli arkadaşlar. Her gün bir insanımız hayatını kaybediyor maalesef ki. Kabul edilecek bir vaka değil maalesef ki her gün bu vakalar. İsa Yaşar daha 3 gün önce Keskin Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK ile ihraç edilmiş bir polis memuru. Kalp hastasıydı, gereken bakımı alamadı, yüksek tansiyonu vardı, havalar soğuktu, cezaevi yeterince ısıtılmıyordu ve kalp krizi geçirdi, 57 yaşında! Çoluk çocuğu var, insanlar onun çıkmasını bekliyordu, maalesef cenazesini aldılar tabuttan. Neden? Cezaevlerinde mahpus sağlık hakları ihlal ediliyor, koğuşlar soğuk, kalp krizlerine uygun bir ortam var ve insanlar hayatını kaybediyor! Ağır hasta hakkı ihlalleri olduğunu söylüyordu oğlu bize başvurdu. “Babamı ihmal suretiyle öldürdüler. Kaçta hastalandı, kaçta revire gitti, kaçta hastaneye gitti, ilaçlarını almış mıydı hiçbirine cevap vermiyorlar. Sapasağlam olan babam bir anda can verdi. Hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmediler. Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevi yönetimi sorumludur. Bizler basit insanlarız elimizden bir şey gelmiyor. Sesimiz olun ölümü ile alakalı her ne varsa araştırılsın suçlular cezasız kalmasın.” Diyor oğlu. “Biz sesimizi duyuramıyoruz vekilim sen duyur.” Diyor, ben duyuruyorum buradan. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ nasıl bir göreve geldiğinin farkında mısın? Şu cezaevlerinin halinin farkında mısın? 2 ayda 11 kişi hayatını kaybetti! Hasta mahpus kimi intihar etti, psikolojik sıkıntılardan, kimisi fizyolojik hastalıklardan hayatını kaybetti haberin var mı? Nasıl bir yeri yönetiyorsun? Gerekeni yapıyor musun? Şu insanların gencecik insanların ölümü vicdanını sızlatıyor mu sızlatmıyor mu? Bir söyle! Biz bu konuyla ilgili Bakanlığa soru önergesi verdik ve evraklarını ayrıntılı bir şekilde takip edeceğiz.

Turgay Deniz’in vefatı konusunda bir hekim ve insan hakları savunucusu olarak sağlık dosyasına cezaevinde ona yapılanlara baktığım zaman kanım dondu!

Başka kim gibi? Turgay Deniz gibi. Turgay Deniz geçtiğimiz günlerde vefat etti. Bir hekim ve insan hakları savunucusu olarak sağlık dosyasına cezaevinde ona yapılanlara baktığım zaman kanım dondu çünkü göz göre göre 1 senedir sol ciğerinde göğüs tüpü olmasına ve ağır iltihap ve solunum sıkıntıları yaşamasına rağmen bir insanı cezaevinde tuttunuz. %80 engelliydi, çıkması gerekiyordu, defalarca mahkemede “Etmeyin, eylemeyin hâkim bey ben böyle yaşayamam.” Dedi ama çıkarmadılar, zalimlik son haddindeydi, %80 engelliydi, çıkarmadılar, sonuç ne oldu? Enfeksiyon ağırlaştı, bir doktor olarak raporlarını okudum, iş işten geçmişti. Hastaneye kaldırıldığında Ocak 2021’de ve 7 Aralık 2021’de arkadaşlarımız 2 ayrı soru önergesi verdi, biz bu soru önergelerimize derhal gerekenin yapılmasını istedik. Ne yapıldı? 13 Aralık’ta tomografi çekilmiş. Halen ağır hasta, koğuşta yatıyor. Sonra? Ancak 28 Aralık’ta iyice yoğun bakımlık olduğu anda hastaneye kaldırıldı. Doktorlar hastayı görüyor; “Bu ne hal?” acilen ameliyata alınıyor. Sol alt lobektomi yapılıyor ama iş işten geçmiş! Hasta bir ay yoğun bakımda kaldı 2 Şubat’ta hayatını kaybetti, tüm evrakları, tetkikleri, tahlilleri takip ettim. Bu bir cinayettir! Başka bir şey değil! Göz göre göre gencecik bir insan, 38 yaşında ya! Hiç mi vicdanınız yok! Bu insanı nasıl cezaevinde tuttunuz? Nasıl bir vicdandır? Bu nasıl bir ahlaksızlıktır? Vicdanım kabul etmiyor benim çünkü bir hekim ve insan hakları savunucusu olarak tüm tabloyu net bir şekilde gören insanlarız. Bunların mutlaka hesabı sorulacak, hukuk önünde hesabı sorulacak. Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden, bulunduğu cezaevi idaresinden, Adalet Bakanlığı’ndan tüm bu dosyaları kapatmaya çalışan Adalet Bakanlığı’ndan mutlaka hesaplar sorulacaktır hukuk önünde!

Görüntülü görüşmeyi “Adlilere verdik, siyasilere vermeyiz.” Siyasilerin yakınları da mı suçlu kardeşim?

Cezaevlerinde zulüm üstüne zulüm devam ediyor! Görüntülü görüşme çıkardılar, bize başvurular geliyor. Bakın Silivri Cezaevi’nden gelmiş. Görüntülü görüşme çıkardılar, cezaevindeki herkes insan değil mi? “Adlilere verdik, siyasilere vermeyiz.” Siyasilerin yakınları da mı suçlu kardeşim? Nasıl bir anlayıştır! Bu nasıl bir anlayıştır, görüşmeye gelecek olan suçlu değil ki mahpusun yakını! Niye ayrımcılığı yapıyorsun adli mahpusa göre? Görüntülü görüşme siyasi mahpusa yok! 20 dakikalık görüşmeyi 10 dakikaya indir! Şu zulümata bakın! Pandemi bitsin, hakkınızı ilerleteceğiz diyorlardı hakları daha da gasp ediyorlar. Yuh diyorum!

Sema Tercan: “Eşim Balıkesir Kepsut Cezaevi’nde tutuklu, ben de cezaevine girmek üzereyim. 2 çocuğum var ve çok korkuyorum onları yalnız bırakmaktan, ne zaman bitecek bu sıkıntılar, af gelecek mi çok yoruldum. Eşi cezaevinde ve çocuğu olan anneler için infaz ertelemesi yapılamaz m?” yapılması gerekir! Biz bunu iktidara söyledik, yapmadı zalimler! Babaları içeride, anneleri de içeri atıyorlar çoluk çocuk sahipsiz kalıyor evde! Yaşlı dede, nine, teyze,  ne kadar sahiplenirse sahiplenmeye çalışıyor. Çocuklar psikolojik sıkıntılar yaşıyor. Binlerce insan var ya! Zalim yönetiminizden dolayı mağdur binlerce anne baba ve çocuklar var!

Denetimli serbestlikleri vermiyorsunuz! Cezaevleri ağzına kadar dolu! 250 binlik cezaevlerinde 300 bin kişi var. Gülten Öztürk bize başvurmuş diyor ki: “ Bir bankaya 500 TL yatırdım başıma gelmeyen kalmadı! Pişmiş tavuğun geline gelenler çok daha fazlası benim başıma geldi.” Diyor. “Hapse girdim çıktım, girdim çıktım şimdi bir daha girme durumum var. Ekim sonunda yine tahliye edildim. Eşim de 5.5 yıldır cezaevinde. Sayın vekilim ben suç işlemedim zaten kararda da suç işledin de diyemiyorlar hesap açtın/para yatırdın diyorlar.” Kendi hesabına para yatırıyor insanlar “Sen bu bankaya para yatırdın, gir içeri terörörist.” Böyle bir hukukla da böyle bir yargı ile de insanları terörist ilan ediyor sonra da en yüksek makamdan kalkıp diyor ki: “Siz teröristsiniz.” Sen insanların Bank Asya’da kendi hesabına para yatırmasını teröristlik olarak niteleyip verdin 6 yıl 3 ay cezaları hiç utanmıyor musun? Bir de anne baba içeri atıyorsun, yetmiyor! Çoluk çocuğu da mağdur ediyorsun. Kıvrım kıvrım kıvranan bir anne bize başvurmuş, bu ikinci anne bugün. Bu annenin yaptığı bedduayı şurada okuyayım da o zerre kadar kalan bir vicdanınız varsa sızlasın! “Yaptıkları zulüm onların yanına kalacak. Bize bunları yapanları, sebep olanları, sessiz kalanları, oh olsun diyenleri öncelikle Allah’a havale ediyorum, sonra da hukuka havale edeceğim inşallah. Ben suç işlemedim ve 3. kez hapse girmek istemiyorum. Savcılık aşamasında hakkımda denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması konusunda sesimi duyun ve duyurun lütfen.” Biz görevimizi yapıyoruz. Bu dünyada görevimizi yapıyoruz, artık takdir!

Yener Açlan Covid dolayısıyla PCR testi yapılması ile ilgili sıkıntılar var! Bundan dolayı birtakım eksiklikler veyahut da Sağlık Bakanlığı ile ilgili birtakım sıkıntılardan dolayı çok kişi kendisine doğru dürüst haber verilmiyor, bilgi verilmiyor. Cezaevine gidiyor: “Hayır görüş yapamaz.” “Önceden söyleseydin! Saatler süren yolculuğu yapıp gelmeseydik.” İslahiye T Tipi Cezaevi’ndeymiş. “ Memura dedim ki: “Bilgi verin de ona göre gelelim, gidelim.” Hava soğuk ve gittiğimiz yerde de soğukta oturuyoruz saatlerce bekliyoruz, yolda da perişanlık çekiyoruz. Görüş yapamadan çıkıp geliyoruz!” “Adıyaman’dan İslahi’ye araç yok. 2020 Ağustos ayında nakiller açılır açılmaz talep ettik ve devamında da çeşitli bahanelerle nakil taleplerimiz olmadı. Öyle ki cevap bile alamıyorsunuz olup olmadığına dair. Ses çıkmayınca biliyoruz. Bu kadar da ilgisiz bir yer. Kurumu arıyoruz. “Size bilgi veremeyiz.” zaten mahkûma da bilgi verilmiyor. Böyle bir girdaptayız.” Diyor. Düşünün bir devlet vatandaşını böyle bir girdapta bırakır mı arkadaşlar?

Kira artışları ile ilgili başvurular alıyoruz. Enflasyon had safhada ekonomik sıkıntılar var, fırsatçı ev sahipleri var. Kardeşim belirtilen miktarların üstünde zalimce artışlar yapmayın! Zaten insanlar kirada! Sen kiranı bir şekilde alıyorsun, nedir bu insafsız zamlar? Buradan böyle bir başvuruyu da gündeme getirmiş olalım.

Kayseri Bünyan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde günlerdir mahpuslara yönelik ağır hak ihlalleri iddialarını alıyoruz. Bir kişiye değil birçok kişiye. Onlardan birisi; Emrah Kına. Ağır bir şekilde hak ihlallerine uğradığını söylüyor, gazetelerde de çıktı ve biz bu Emrah Kına’nın uğradığı insanlık dışı işkenceleri burada mevzu bahis ediyoruz, gazetelerde de çıktı. Kayseri Bünyan T Tipi Cezaevi yetkililerine hatırlatıyoruz, Adalet Bakanlığı yetkililerine hatırlatıyoruz. Bunları kabul etmiyoruz. Peşindeyiz, soru önergelerimizi verdik, komisyonlara başvurduk ve burada da gündem ediyoruz. Medyaya da bunları tekrar iletiyoruz. Kimse “Nasıl olsa şu mahpusun hakkı sorulmaz. Canına okuyalım. Kamerasız bir köşe bulalım canına okuyalım şu adamın.” Demesin! Biz varız. Allah’ın izniyle bu haksızlıkların sürekli karşısındayız ve takipte edeceğiz. Bir defa da söylemekle bırakmıyorum, bakın bir sürü dosyalar var elimizde ve takip ediyoruz. Fikri takibi bırakmıyoruz. Dosyalarımız var, her bir kişi ile ilgili dosyalarımızda yıllar süren takiplere devam edeceğiz. Hiç unutmasın o cezaevi idaresi yetkilileri. “Ver bir uyduruk cevap kapatırız bu işi.” Demeyin! Adalet Bakanlığı sanma öyle bir şey! Biz bunun takipçileriyiz. Bilin bunu.

Seçmeli Kürtçe dersleri çok şikâyet alıyoruz bu konuda. Vatandaşlarımızın seçemediği konusunda şikayetler alıyoruz. “Şırnak İdil Atatürk Ortaokulu’na giden kardeşime seçmesine rağmen eğitimi verecek eğitimcinin olmayışı, seçmeli dersin idarenin kendileri seçmelerinden şikayetçiyim.” Demiş. Hoca yok, hani seçmeli ders vardı? “Hoca yok.” Diyor okul idaresi! Peki neyi seçeceğiz? “Ben idare olarak seçtim, şu dersi seç.” Hal bu arkadaşlar! Milli Eğitim Bakanlığı sana buradan sesleniyorum. ‘Miş’ gibi yapma, doğru dürüst bir iş yap! Biz anadilde eğitim olması gerektiğini söylüyoruz, seçmeli ders diyorsun onu da doğru dürüst yapmıyorsun yapmakta istemiyorsun. Kürtçe dersine atanacak öğretmen kaç tane atıyorsun? Skandal sayıda düşük!

Alanya L Tipi A1 koğuşunda kalan Perihan Yoğurtçu, cezaevine girerken çıplak arama yapılmış. İtiraz etmiş, darp edilmiş, çıplak arama yaşamış ve kızı bize bu bilgileri iletmiş. Aynı koğuşta kalan Fahriye Ceylan ,27 yıldır cezaevinde. Yetmemiş, yine tutmaya çalışıyorlar. Denetelimli serbestliği gelmiş vermiyorlar. Haksızlığın en azından ifade edilmesi ve zulmü eğer ki gideremiyorsanız zulmü duyurunuz demiş Hz. Ali. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Bir miktar da zulmü gideriyorum Allah’a şükürler olsun. Gideremediğim için de zulmü duyuruyorum. “Bunu yap.” diyor Hz. Ali “Bu da yeterlidir.” diyor!

İşyeri hekimliği sınavları rezaleti devam ediyor! KHK ile ihraç etmişsin veya güvenlik soruşturmasında olumsuz karar vermişsin uyduruk gerekçelerle, hekim işyeri hekimliği sınavına giriyor kazanıyor. “Yok sana belge veremeyiz.” “Niye veremezsin?” “Veremeyiz, hakkında bir güvenlik soruşturmasıyla ilgili bir husus var. Hakkında bir yargısal süreç var.” “Kesinleşmiş bir şey var mı?” “Yok ama veremeyiz.” “Niye veremezsin?” “Veremeyiz işte kardeşim zorlama beni. Verirsem bana Fetöcü derler, başıma iş açma.” Diyor bürokratlar! Böyle bir korku devleti! Bana da aynısı yapıldı! KHK ile ihraç edildim, işsiz kaldım, işyeri hekimliği sınavına girdim kazandım, “Verin belgemi.” Dedim, “Vermeyiz.” “Neden?” “İşte veremeyiz.” Bu ne hukuksuzluktur? Bu ne adaletsizliktir? Bu ne kanunsuzluktur? Deli dumrul musunuz siz? Bu ne haldir? Aynısını bakın kaç tane başvuru almışım bugün! Kaç tane hekime yapıyorlar? Sağlık Bakanlığı diyor ki: “Ülkede hekim kalmadı, herkes yurtdışına gidiyor, istifa ediyor.” Çalışmak isteyen adamı da çalıştırmıyorlar! Şu rezalete bakın! Bakanlığı arıyoruz, bakanlık neredesin? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı neredesin? Bu ne haldir? Ülkenin vasıflı insanları çalışmak istiyor uyduruk gerekçelerle o gün iyi kalkmışsa veriyor o gün tepesi atıksa vermiyorlar, vallahi halleri bu! Bu kadar hukuksuzluk!

M.B. isimli bir hekim bakın yine bize başvurmuş. Ulucanlar Hastanesi’nde göz uzmanı olmuş, binlerce hastaya şifa dağıtmış, ameliyatlar dağıtmış. Daha sonra ceza almış. 6 yıl 3 ay ceza almış. Uyduruk gerekçelerle “Sen terör örgütü üyesisin, teröristsin.” Denmiş, binlerce insanın gözünü, canını kurtaran bir hekime “Teröristsin seni attık işten.” Denmiş uyduruk gerekçelerle, cezaevine girmiş, bir süre hekimlik yapamamış, çıkmış. “Bari şimdi yapayım, karnımı doyurayım, mesleğimi yapayım, insanlara şifa dağıtalım.” “Yapamazsın kardeşim.” “Neden?” “Yaptırmayız, biz seni damgaladık.” Diyor ki yabancı ülkeden gelmiş, Kırgız vatandaşıymış: “Burada çalışma iznim yok yurtdışına çıkmama da izin verilmiyor.” Şu kafeslemeye bakın! Kırgız vatandaşı burada bir ceza almış, burada hekimlik yaptırılmıyor. “Bırak dışarı çıkayım, Kırgızistan’da yapayım hekimliğimi.” “Yok seni dışarı da çıkarmayız.” Ne yapsın bu insanlar? Allah aşkına! Gerçekten ömür boyu hekimlik yaptırmayacaklar insanlara. Hekimlik bu ya!

2017’de Gülhane Tıp Fakültesi Mezunu bir doktor. Aynı şekilde iş yeri hekimliği sınavına girmiş kazanmış. “Seni iş yeri hekimi yapmayız.” Belgesi pasif durumdaymış. Yurtdışı çıkış yasağı varmış, kesinleşmiş bir şey var mı? Yok! Yargılama devam ediyor ve iş yeri hekimliği yapamıyor! Ne yapsın aç susuz mu kalsın? Bir hekimlik yaptırmıyorsun bir de aç susuz bırakıyorsun! Kesinleşmiş bir şey var mı? Yok! Gerekçe; “Kafamdan”

Murat Navruz Aile hekimliği uzmanı KHK ile ihraç özel hastanelerde hekimlik yaptırılmıyor. İşyeri Hekimliği sınavını kazanmış belge verilmiyor. Adam çırpınıyor insanlara faydalı olmak için bunlar hekimi cezalandırmak için büyük bir gayret sarf ediyor! Şu hale bakın ey toplum! Sana hekimlik yapacak insanları böylesine zalimce, vicdansızca, hukuksuzca durduran bir iktidar var ey toplum bil bunu! 15000 sağlık çalışanını uyduruk gerekçelerle ‘terörist, katil’ diye atmış bir iktidar var ülkemizde!

B.A. güvenlik soruşturmasından dolayı yine aynı iş yeri hekimliği sınavını kazanmış, belge verilmiyor. Onlarca böyle başvuru geliyor!

Ahmet Dizlek Kandıra Cezaevi’nde skandal bir vaka. Mide kanseri tanısı konduktan ancak 2 yıl sonra o da bizim zorlamalarımız ile, cezaevini, hastaneyi, Kocaeli Tıp Fakültesi’ni defalarca aramamızla ancak ameliyat oldu. 2 yıl sonra yanlış duymuyorsunuz! Şimdi 3 aydır kemoterapisi yapılamıyor! Skandal skandal üstüne. Hiç mi insafınız yok! Adama zaten bir zulmettiniz 2 yılda hastalığı ilerledi en sonunda ameliyatı yapıldı, şimdi de 3 aydır kemoterapisi yapılmıyor! Neden? “Efendim MR, tomografi bozuk.” Mahpus hastalar dezavantajlı hastalar. Zaten hastaneye gitmesi bir problem, hastaneye 40 yılda bir gidebilse “MR, tomografi bozuk, hekim yok, ilaç yok.” Adam 3 aydır kemoterapi alamıyor, hastalık ilerliyor!

Dersimliler Derneği Başkanı Ruhi Bey aradı. Bir girişim yapmışlar ve bir yer almışlar fakat o yere yakın orman birileri tarafından tırtıklanıyor! Habire kaçak kesimler! 2-B arazisi haline getirmeye çalışılıyor. Bakın nerede? Ekoloji Konut Yapı Koop. Olarak satın aldığımız, Karaağaç Mah. Feyzi çakmak Cad. No:33 Kandıra-Kocaeli adresindeki 14.3 ada- 12-13-47-48-49-50 parsellerin bitişiğindeki 101 ada 18 parsel 7 dönüm devletin orman arazisi, 03.01.2022 tarihinde kaçak olarak gece orman kesilerek bazı kişiler tarağından 2-B statüsüne sokularak satılmaya çalışılıyor. Kefken orman şefliğine, Cimer’e defalarca şikâyette bulunmamıza rağmen hala kaçak kesim işlemi aralıksız olarak devam etmektedir.” Şu hale bak ya! Memlekette ormanlar yanıyor, ciğerimiz yanıyor. “Ah yeni ormanlar yapsak.” Diyoruz bir de birilerine gidip kaçak kaçak orman kesiyor orayı 2-B arazisi haline getiriliyor. Şu hale bak! Neredesin Orman Genel Müdürlüğü, Orman Bakanlığı neredesiniz? Görmüyor musunuz? Apaçık ihmalde bulunuyoruz! Soru önergesi de verdik neredesiniz?

Murat Dönmez Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutukludur. Kocaeli Gebze Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polisler darp etmiş! Eşinde kaburga kırığı, tek gözde görme kaybı. Bakın nasıl darp edilmiş! “Polislerden şikayetçi olduk kimse sorgulamadı! Perişan durumdayız!”

Nakiller ile ilgili çok sıkıntı var. Adem KETİR Adana Cezaevi’ne sürgün edildi. “Amcamın Muş kapalı cezaevine sevk edilmesini istiyoruz. Annesi kan kanseri.”

“Eşim Güven Bozkurt KHK’lı öğretmen çok vahim bir vaka.” Bir kişinin eşi bize başvurdu Güven Bozkurt. 13 Ocak 2022’den beri haber alamıyorum diyor.” Meriç Nehri’nden geçiş yapmaya çalışmış. Ne Yunan makamları ne Türk makamları Güven Bozkurt ile ilgili bir bilgi veriyor! Nerede bu insan? Öldü mü? Kaldı mı? Niye bilgi vermiyorsunuz ey Yunan makamları? Ey Türk makamları? Sınır komutanlığı? Güven Bozkurt ismini tekrar söylüyorum nerede bu kişi? Bakın 13 Ocak 2022 neredeyse 1 ay oluyor. Nerede bu insan? Bir yerde mi tutuyorsunuz? Tutuklu mu? Gözaltında mı? Öldü mü? Cesedi mi bulundu? Ne oldu? Ne bitti? Çünkü orada geçişlerde ölen insanlar var! Allah korusun sonuçta bunu söylemeye insanın dili varmıyor ama maalesef ki bu hadiseler olabiliyor.

Hemgin karakaş. Silivri cevaevinde tutukluydu bir hafta önce annesi ziyaretine gitmişti. Annesine: “Biz darpa uğradık.” Telefon hakkını kullanarak annesini arıyor, Afyon Cezaevi’ne götürülüyor, çıplak aramaya uğratılıyor, darp ediliyor. O darp sırasında kemeri çıkarıp boyununu sıkıyorlar, kulak zarı patlıyor. Şu an Afyon-Bolvadin Cezaevinde tek kişilık hücrede tutulmaktadır. Bunlar nedir? Dağ başı mı burası Adalet Bakanlığı? Şu hale bak! Adamı darp ediyorsun! Çıplak arama, kemerle boynunu sıkma, kulak zarı patlatma,  nasıl bir zindan burası? Ey uluslararası kuruluşlar memleketin hali bu! Sayın Nacho Sanchez Amor sana hikaye anlatmasınlar, sana aşk mektupları göndermesinler cezaevindeki gerçek hal bu Sn. Amor. Biz bütün hak ihlallerini gerek ulusalda gerekse uluslararası alanda gereken ilgililere iletiyoruz. Hiç kimse bizim sesimizin burada kaldığını düşünmesin. Tüm dünya duyuyor bu sesleri bunu bilin! Türkçe, İngilizce, Kürtçe, Fransızca, Almanca hesaplarımızla tüm dünyaya duyuruyoruz. Herkeste bunu çok iyi bir şekilde bilsin. Hiçbir ihlali örtbas ettirmeyeceğiz.

Mustafa Yusuf Atik yaklaşık Hatay T Tipi Cezaevi’nde kalıyor. Cezaevi buzhaneye dönmüş. Koğuşlar buz gibi. Yemekler kalitesiz. İdare inkar etmiyormuş. “Akaryakıt ihalesini alan firmanın yeterli yakıt getirmediğinden kaloriferlerin sınırlı yakılıyor.” Her şey ortada.  

Erkan Yıldırım Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kalan Gökhan Yıldırım’ın abisi. Bize başvurdu, ayrıntılı bir şekilde başvuru gerçekleştirdi. Gökhan Yıldırım önceden uyuşturucu kullanıyormuş. Daha sonra bırakmış ve ideolojik olarak sol anlayışa sahip olup, devrimci bir insan olmuş ve bir mücadele içine girmiş, elinden geldiği kadar uyuşturucuya karşı mücadele vermeye başlamış ve bu arada iftiralara uğramış. Kızını taciz eden bir kişinin iftirası sonrasında mahkum edilmiş. İftiralara uğramış ve aslında bu tür iftiralar geri alındığı halde bile maalesef ki aynı sıkıntılar devam etmiş. “Sen yozlaşmaya karşı mücadele edersen seni hapishanede ölüme mahkum ederiz.” Denmiş adeta. “Seni Hacı Lokman Birlik gibi yapacağız.” Denmiş. “Adil yargılanmak istiyorum.” diye Gökhan defalarca mahkemelere dilekçeler yazmış. Talebini görmezden gelmişler. Birtakım eroin satıcılarının ifadelerine kurban gitmiş ve Gökhan Yıldırım da ölüm orucuna başlamış. Çok sıkıntılı bir durum. Talepleri var, onları en azından buradan, Meclis’ten gündem edeyim. Zindandaki bir kişinin ölüm orucu, ben ölüm orucu, açlık grevlerini doğru bulmuyorum ama bir insan da artık bir son noktaya gelip böyle bir karar almışsa buna saygı duyarım, sonuçta bitirmesi gerekir ama en azından oraya kulak kabartırız. Bu insan ne diyor? Talepleri varmış! Bakın diyor ki: “1.Gizli Tanık – İftiracılarla Verilen Cezalar İptal Edilsin! 2.Yozlaşmaya Karşı Mücadele Edenlere, Uyuşturucuya Karşı Mücadele Edenlere Verilen Cezalar İptal Edilsin. 3. Ali Osman KÖSE ve Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın! 4. Ağırlaştırılmış İnfaz Yasası Mahpuslar Lehine Değiştirilsin! 5. Mahpuslar Üzerindeki Baskılara, Yasaklara Son Verilsin!”demiş. Adalet Bakanlığı’na bildirmiş ve “Ölüm orucuna çevireceğim.” Denmiş ve maalesef ki karşılanmadığı için şu anda Sibel Balaç’ta maalesef ki ölüm orucunda Gökhan Yıldırım’da. Şu anda cezaevlerinde durum bu.

Tekirdağ Cezaevlerinde açlık grevi var. Yılmaz Yıldız Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde. Yoğun ajanlaşlaştırma, kötü muamele, açık görüşte telefon görüşmesinde yoğun baskılardan dolayı şikayetler var ama karşılık alamayınca açlık grevinde olan birçok mahpus vardı, Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde. Buna bir çözüm bulun. Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki mahpusların, açlık grevlerine, ölüm oruçlarına çözüm bulun Adalet Bakanlığı, yeniden ölümler olmasın, bir şekilde bunlara çözüm bulunabilir, bu zalimce hukuksuzca işlere devam etmeyin. Bir şekilde bir uzlaşma sağlansın lütfen.

Hayrettin Kaya Van M tipi kapalı cezaevinde adil olmayan bir şekilde yargılandığını ve bu tutuklulukların uzun sürdüğünü söylüyor ve bir an evvel adaletin gerçekleşmesi için yargının hızlanması gerektiğini söylüyor.

Elektrik şirketlerinin zulümleri devam ediyor. Hakkari Yüksekova Yazılı Kampı köyünde Türkerler Vepsaş adlı elektrik şirketinin halkı sömürme ve zulümleri devam ediyor diye bize bir başvuru var. Elektrik faturaları çok fazla geliyor diyor. 28 günlük elektrik fatura miktarları görülmekte 5 bin KW kimine 10 bin KW şeklinde düzenlenip listedeki para ile faturalandırmışlar. Maalesef ki şu anda Türkiye’nin gündemi elektrik faturaları. Korkunç zamlar geldi, insanlar faturayı eline alınca şok yaşıyorlar. Gerçekten çok vicdansızca zamlar bindirildi, doğalgaz, elektrik bu soğuk kış günlerinde insanlar ne yapsın? Gerçekten ne yapacaklarını bilemiyorlar ve bu elektrik faturaları Türkiye’nin dört bir tarafından feryatlar yükselmesine neden oluyor!

Karadeniz Ereğli’sinde Dikmen İlkokulu’nda ayrımcılıklar var. Kimi sınıf çok güzel, teşvik ediliyor, kimileri o sınıfa teşrif ediyor kimisi de çok kötü halde sınıfların. Çocuklar: “Bu kötü haldeki sınıfta okumak istemiyoruz, diğer sınıfa geçelim.” Diyorlar, çocuk bilmiyor, öbür sınıf çok güzel kendi sınıfı adeta ahıra dönmüş. “Ben burada duramam.” Diyor. Milli Eğitim Bakanlığı kişilerin inisiyatifine mi bırakıyorsun? Bir ilkokul içinde bir ayrımcılık mı yapıyorsun? Karadeniz Ereğli’sinde Dikmen İlkokulu’nda sınıflar niye farklı farklı? Bana bunun cevabını ver Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer. Sizden randevu istiyoruz randevu vermiyorsun.  Basın toplantımda haykırıyorum, soru önergeleri gönderiyorum lütfen cevap ver. Ayrımcılık istemiyoruz, küçücük minnacık ilkokul öğrencileri bile ayrımcılıktan şikayet ediyor.

“Eşim Kamil Barçın Kahramanmaraş Türkoğlu Açık Cezaevinde hükümlü. Açık görüş yapıyoruz, eşime dokunamıyorum. Çocuklar dokunamıyor, masanın karşısına bizi oturtuyorlar. “Dokunamazsın eşine. Elini uzatma. Tutma.”” Şu hale bak! Aylardır görmemiş bu insanlar, sonunda bir açık görüşte görmüş. “Tutma, sarılma” bu ne ya! Nasıl insanlarsınız sizler? Nasıl bir empati yapamayan insanlarsınız infaz koruma memurları. Cezaevi müdürleri! Adalet Bakanı! El insaf! Zaten aramalardan geçip geçip giriyor bunlar! Mahpuslar, yakınları, çoluk çocuğu her türlü uygunsuz aramalar yapıyorsunuz. Bırakın insanlar birbirlerinin elini tutsun, sarılsın!

Kazım Avcı engelli bir insan! 67 yaşında, %68 engelli, dosyası Yargıtay’da çocukluk döneminde bir tren altında kalmış, sol bacağı kalçadan itibaren kesik, boynundan kemerle asılan bir protez kullanıyor, diyabeti var, yüksek tansiyon, osteoporoz, prostat, bel fıtığı hastalıklarının yanında sürekli böbrek ve idrar yolları hastalıkları. Perikardit olmuş kalp zarı iltihabı ve prostat kanseri şüphesi ile takip ediliyor. Sağlık açısından dökülüyor hali! Bütün bunların üstüne sağlıksız koşullarda bulunduğu için bir de üstüne kalp krizi geçiriyor ve düşünün böyle bir durumdaki adamı içeride tutuyorsun infaz erteleme vermiyorsun bir de üstüne kalp krizi geçiriyor stent takılıyor, yoğun bakıma kaldırılıyor, cezaevinde, hastanede ziyarete izin verilmiyor. Cezaevinde ancak ziyarete gidiyor. Yine kalbi kötüleşiyor, yeni bir ilaç daha veriliyor. Bulunduğu yerin soğuk olduğunu söyleyince de soğuğun rahatsızlığını tetikleyebileceği ifade ediliyor. Hekim olarak bunu biliriz, kalp krizleri, hele ki bu soğuk havalarda, soğuk mahkum koğuşlarında tetikleniyor. Birçok kişi kalp krizi geçiriyor. “Biz prostat kanserinden korkarken, üstüne kalp krizi geçirmesi işleri daha da içinden çıkalamaz hale getirdi, perişan durumdayız.” Diyor. Bu insanın içeriden cenazesinin mi çıkması lazım! Bakın tüm tetkikler, tahliller elimde. Onlarca tetkik, tahlil bakın hepsini inceliyorum, bu nedir ya? İlla tabutta tahliye edeceksiniz, illa ölüm döşeğinde tahliye edeceksiniz! Niye bu infaz ertelemeleri vermiyorsunuz? 67 yaşında engelli bir hasta, bir ton hastalığın üstüne bir de kalp krizi geçiriyor.

Babası demiş ki: “ Oğlum Burak Büyükkaya Erzurum H Tipi Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından pek çok kez saldırıya maruz kalmış maalesef.”

Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden birçok başvuru alıyoruz. Açlık grevindeki mahpuslara şekerin, tuzun eksik verildiği yönünde de çok şikayet var. İnsanlık dışı yaklaşımlar, kışkırtıcı söylemler, fiziki saldıralara varan tehditler, keyfi koğuş baskınları ve aramalara karşı baskıların kaldırılması adına açlık grevindeki insanlar seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Ali Saday Kayseri Bünyan Cezaevi’nde o da darpa, sistematik işkenceye uğradığını söylüyor. Bunu da gündem edelim.

Aslan Temel ve Taner Temel Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevindeler. Taner Temel çamaşır suyu içip intihara teşebbüs etmiş, oradaki başgardiyanları sorumlu olarak gösteriyorlar.

Yine bir kadın cinayeti Nurcan Arslan cinayetinde, yakınları bize başvurmuş. Apaçık bir cinayet, tasarlanarak işlenen bir cinayet. “Nurcan’ı öldürdüm.” Demiş, defalarca 11 kurşun sıkmış ve başında beklemiş. Müebbet hapis cezası verilmiş. Ne olmuşsa Yargıtay’da tekrar bozulmuş. Yine yerel mahkeme müebbete hükmetmiş, genel Yargıtay’a gidecek, biz tekrardan müebbet hapis cezasının bozulmasından endişeliyiz.” Diyor. “11 kurşunla reddettiği gerekçesiyle öldürülen bir kadının katiline en ağır ceza verilmelidir.” Diyor yakınları. Adalet; katiline indirim yapılması değildir!

Hakan Ağca şu an Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta ve kalçasında platin var ve maalesef darba uğramış. Küçük odada kalamaz raporuna rağmen oraya koymuşlar ve orada kalmakta.

Yunus Gökçe Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde. Bir kardeşi var, karaciğer ile ilgili bir nakil durumu var. Kardeşi Yunus Gökçe’den bu naklin yapılabilme durumu var ama başka dönor bulunamıyor. Bakın çok ilginç bir vaka. “Ailede kan grubu tutan bir tek abim ama o da cezaevinde başka dönor yok. Abim de hapishanede. Ben onun için beklemek zorundayız.” ama bu arada hasta ölebilir. Cezasının bitmesine en erken 23 ay var. Ya buna bir formül bulun Adalet Bakanlığı insani bir durum var. 1 yıl infaz erteleme verin daha sonra gidip yatsın bu insan benzeri bir sürü şey bir formül bulunabilir. Bir formül bulunmazsa bir insan ölecek belki. “Benim ikinci bir mide kanaması geçirmem benim için ölüm riskini çok arttırıyor.”

Munip Elçilha Suriyeli. Bir camide Furkan vakfı görevlilerine polisin biber gazı sıkmasını eleştirmiş sosyal medyada. “Camide böyle yapılır mı?” demiş başka bir şey dememiş. “Bu yaptığınız olur mu?” bakın bir hakaret küfür falan da yok. “Vay sen misin bunu diyen?” Munip Elçilha’yı almışlar aylarca Erzurum, Gaziantep, İzmir Geri Gönderme Merkezlerinde süründürmüşler. Ondan sonra da Suriye’ye geri göndermişler. Şu anda Suriye’de evinden çıkamıyor çünkü hayatı tehdit altında. Ne biçim devlet kurumu görevlisisiniz? Yasaya, hukuka aykırı işler yapıyorsunuz! Bir ufak eleştiri yapılmış ya. Mültecilerin hali bu ey Avrupa duy bunu! Bir ufak sosyal medyada eleştiri yapmış, hayatını tehdit eden bir yere göndermişler Munip Elçilha’yı. Ailesi perişan burada. Hem çalışıp ailesine bakan bir insan hem bu hakkından mahrum olmuş ailesi perişan. Diğer taraftan da yaşam hakkı tehdidi altında. Bütün bunları ayrıntılı bir şekilde biliyoruz. Göç Genel Müdürlüğü niye açıklama yapmıyorsun? Niye telefonlarımıza çıkmadın? Gaziantep Geri Gönderme Merkezi niye başından savdın bu işleri! Göç Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı bir insan ölüme göndermişsiniz ya! Allah aşkına bütün vakayı biliyoruz.

Türkiye’de cezaevindeki mahpus ölümleri bitmiyor! Bakın koğuşta kalıyormuş Ramazan Turan. Sonra Ramazan Turan çok hastalanmış. Bütün hikayeyi okudum, biliyorum. Ramazan Turan hastaneye çok geç kaldırılmış. “Bak dönüşte karantinaya alınırsın yine de seni götürelim mi?” denmiş. “Götürün.” demiş ama hasta iyice kötüleşmiş tekerlekli sandalyede götürmüşler en sonunda ve bir daha koğuşa dönememiş. Karantina hücresine dönmüş ne olduğunu tam bilemiyoruz. Soru önergesi veriyoruz anlamaya çalışacağız. 22 gün karantina koğuşunda kalmış ve 22 gün sonrasında hayatını kaybetmiş. 13 saat sonra hastaneye götürülen bir hastanın son hali böyle hayatını kaybetme. Ne oldu ne bitti karantina koğuşunda neler yaşandı bilemiyoruz Ama Ramazan Turan hakkında bir hesap verilmesi gerektiğini söylüyoruz Ramazan Turan Van Yüksek Güvenlikli Cezaevinde kalıyordu. 70 yaşındaydı. 70 yaşında bir insanın başına bunların geleceği belli zaten. Hakkari’de toprağa verildi ama hakkı ortada kaldı biz bu hakkın peşindeyiz. Toprağa verildi kapattık bu dosyayı. Hayır Adalet Bakanlığı hayır Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi şu uygulamalarınızı sorgulayacağız. Buradan net bir şekilde söyleyelim. Bunları ciddi bir şekilde takip ediyoruz.

Bakın çok başvurular geliyor ve gerçekten çok üzücü başvurularla biz ne yapacağımızı bilemiyoruz ve çok yoğun bir şekilde gündeme etmeye çalışıyoruz bunları.

Seher Gök üç çocuğu var eşi de cezaevinde 3 yıl 1 ay ceza almış. Çocuklara 4, 6, 10 yaşında birisi ağır hasta adrenal yetmezliği var. Çocuk hastayken hastanelikken anneyi alıp götürüyorlar cezaevine. Baba da cezaevinde. Peki bu 3 çocuğa kim bakacak birisi de ağır hasta çocuk? Türkiye’nin hali bu işte zalimce vicdansızca işlerle uğraşıyorlar başka bir şey yaptıkları yok!

Bakın bunu kaçıncı kez söylüyorum. Her gün söylüyorum olacak bir vaka değil! Yusuf Bekmezci Yeşilyurt Devlet hastanesinde yatıyor. 80 yaşını aşkın bir insan, zaten hastaydı infaz erteleme verin dedik çıkarmadılar yoğun bakımlık oldu ve sonunda maalesef ki şu anda yoğun bakımda yatıyor tahliye bile etmiyorlar. Ya tahliyesini verin en azından yakınlarının yanında hayatını kaybetsin veya bakım görsün. Bu nasıl bir haldir anlamak mümkün değil!

Değerli arkadaşlar bugün basın toplantımızı burada bitiriyoruz ama hak ihlallerimiz bitmiş değil biz bunları sonuna kadar gündem ederek hakkı talep etmeye devam edeceğiz. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Yorumlar