22 Ağustos 2026

T24 – Gökçer Tahincioğlu

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ekibinin uzun süredir üzerinde çalıştığı rapor, 2015’ten bugüne, 11 yıl içerisinde kaçırılan ve kaybedilen insanları konu ediyor. Tam 72 kişilik bir liste var. Bu listedeki bazı isimlerin nerede oldukları, ne oldukları belirsiz. Bazıları kaçırıldıktan sonra uzun süre alıkonulduklarını ve sonra emniyete teslim edildiklerini anlatıyor. Bazı vakalarda ise polis tarafından kaçırılması iddiası var. Bu iddiada bulunanlar, kötü muamele, işkence gördüklerini, tehdit edildiklerini ve bir süre sonra bırakıldıklarını söylüyor

Türkiye ve AKP iktidarı için en önemli sınavlardan biri başlıyor.

AKP’nin bütün politikalarını bütünüyle tersine çevirmesini, yeni baştan bir politika üretmesini, üstelik bunu da seçim arifesinde yapmasını gerektiren bir sınav döneminden bahsediyoruz.

Zira dünya örnekleri gösteriyor ki demokratikleşme bu süreçlerin olmazsa olmazı.

Genel algı, PKK’nın silah bırakması, geri dönüşlerin sağlanması ile sürecin tamamlanacağı ya da anayasa masasına konunun tahvil edilmesiyle bir oldu bittiyle sonlandırılacağı yönünde.

Bu algı temelsiz değil elbette.

Hatta güçlü temelleri olduğu söylenebilir.

Tarafların ve taraftarların birbirini duymamasının nedenlerinden biri de bu zaten.

Ancak örnekler gösteriyor ki beklenen demokratikleşme adımları atılmaz, güvenceler sağlanmazsa bitirilmek istenen sorun daha farklı ve bazen daha büyük bir biçimde geri dönüyor.

* * *

Bu süreçten azade demokratikleşmenin Türkiye’nin ana sorunu olduğunu gösteren bin bir örnek yaşıyoruz.

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ekibinin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir rapor var.

Rapordaki başlıkların bir bölümü yakın zamanda soru önergelerine konu oldu. Bir bölümü ise yeni soru önergelerine konu olmayı bekliyor.

Ancak raporun bütünü bir iklimi yansıtması açısından ürkütücü.

* * *

Rapor, 2015’ten bugüne, 11 yıl içerisinde kaçırılan ve kaybedilen insanları konu ediyor. Tam 72 kişilik bir liste var.

Bu listedeki bazı isimlerin nerede oldukları, ne oldukları belirsiz.

Bazıları kaçırıldıktan sonra uzun süre alıkonulduklarını ve sonra emniyete teslim edildiklerini anlatıyor.

Bazı vakalarda ise polis tarafından kaçırılması iddiası var. Bu iddiada bulunanlar, kötü muamele, işkence gördüklerini, tehdit edildiklerini ve bir süre sonra bırakıldıklarını söylüyor.

Rapor, 20 Haziran 2015’te, C.O.’nun kaçırılması vakası ile başlıyor. Gergerlioğlu’nun raporuna göre, C.O., İHD İstanbul Şubesi’ne başvurarak, 7 Haziran seçimleri öncesinde ve sonrasında HDP adına yürüttüğü çalışmalar nedeniyle polis şiddetine ve gözaltına maruz kaldığını, seçimden sonraki tarihi belirtilmeyen bir gün polislerce sivil bir araca bindirildiğini, kendisine “son uyarının yapıldığı” söylenerek tehdit edildiğini beyan etti.

İkinci olay da benzer.

EMEP Ankara İl Yöneticisi Kadir Örnek, 29 Haziran 2015’te saat 10.30 sıralarında Ankara’nın Sincan ilçesindeki evinin yakınında dört kişi tarafından başına çuval geçirilerek beyaz bir Hyundai Accent’e zorla bindirildiğini, yaklaşık bir buçuk saat araçta sorgulandığını, siyasi ve sendikal çalışmalarını bırakması yönünde tehdit edildiğini ve daha sonra Yenimahalle’deki Kayalar mevkisinde bırakıldığını iddia etmiş. EMEP, savcılığa da başvurmuş ancak sonuç alınamamış.

Rapora göre diğer bazı olaylar şöyle:

  • Seyr-i Sokak muhabiri Gözde Çağrı, 6 Eylül 2015’te Ankara’da katıldığı barış mitinginden evine dönerken sivil polislerce bir araca bindirilerek alıkonulduğunu açıklamıştır. Çağrı, araçtaki kişiler tarafından sürekli izlendiğinin söylenerek çok “göze battığı” ve görüştüğü kişilere dikkat etmesi gerektiği yönünde tehdit edildiğini belirtmiştir. Aynı gün serbest bırakılan Çağrı’nın ne kadar süre tutulduğu ve olay hakkında yürütülen herhangi bir işlemin sonucu açık kaynaklarda belirtilmemiştir.
  • İstihbarat uzmanı O., ailesinin beyanına göre, 1 Kasım 2016 günü saat 12.38’de Ankara’da yaşadığı siteden ayrıldı. Bu tarihten sonra kendisinden haber alınamadı. Anayasa Mahkemesi, 14 Eylül 2022 tarihli kararında devletin yaşamı koruma ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüklerinin ihlal edildiğine hükmetti. Akıbeti hâlen bilinmiyor.
  • Rekabet Kurumu çalışanı Ö.G., 21 Aralık 2016 günü saat 18.15 sıralarında Ankara Beytepe’de, iş yerine yakın bir marketin önünde aracına binerken dört araçla gelen bir grup tarafından kaçırıldı. Ailesi ve avukatları tarafından ulaşılan güvenlik kamerası kayıtlarında takip edildiği, kaçırılmada kullanılan araçların ve plakalarının görüldüğü belirtildi. Bu delillere ve yapılan başvurulara rağmen failler tespit edilmedi. Akıbeti hâlen bilinmiyor.
  • KHK ile görevinden ihraç edilen öğretmen U., 4 Nisan 2017’de İzmir’in Torbalı ilçesindeki evinden ayrıldıktan sonra kaybolmuştur. Ailesinin aktardığına göre bir görgü tanığı, iki kişi tarafından zorla bir araca bindirildiğini belirtmiş; bu anlatımın polis tutanağına geçtiği bildirilmiştir. Afyon’dan ağabeyini aramasının ardından 10 Temmuz 2017’de evine dönmüştür. Yerel basında, psikolojik sorunlar nedeniyle kendi isteğiyle uzaklaştığını söylediği aktarılmıştır. Bununla birlikte, kayıp olduğu dönemde neler yaşadığına ilişkin ayrıntılı ve bağımsız olarak doğrulanmış bir açıklama bulunmamaktadır.
  • Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Bağyurdu köyünde hayvancılıkla geçimini sağlayan Ç.’nin, 16 Kasım 2017’de hayvan satın almak amacıyla Kırmataş köyü kırsalında bulunduğu sırada bölgede çıkan çatışmada yaralandığı iddia edildi. Diyarbakır Valiliği, olayın ardından “bir terörist işbirlikçisinin sağ olarak yakalandığını açıklamıştır. Ailesi, açıklamada sözü edilen kişinin H.Ç. olduğunu belirterek jandarma ve emniyet birimlerine başvurmuş; ancak hakkında resmî bir gözaltı kaydına veya nerede tutulduğuna ilişkin bilgiye ulaşamamıştır. Akıbeti hakkında doğrulanmış bir bilgi bulunmamaktadır.
  • İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril‘in babası Hürmüz Diril‘den (71), Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya (Mehre) köyünde yaşadığı eşi Şimuni Diril ile birlikte 8 Ocak 2020’den itibaren haber alınamamıştır. Savcılık tarafından başlatılan soruşturmaya 16 Ocak’ta gizlilik kararı getirilmiş; köy ve çevresinde gerçekleştirilen aramalara rağmen Diril’e veya cansız bedenine ulaşılamamıştır. Hürmüz Diril‘in öldürüldüğü şüphesiyle Apro DirilBehçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında 31 Aralık 2025’te “kasten öldürme suçlamasıyla iddianame hazırlanmıştır. İddianamenin 19 Ocak 2026’da kabul edilmesinin ardından başlayan yargılamada Apro Diril’in tutuklanmasına karar verilmiştir. Tutukluluk hâlinin devamına hükmedilen dava 8 Eylül 2026’ya ertelenmiştir. Hürmüz Diril’in akıbeti hâlen bilinmemektedir. Şimuni Diril’in cansız bedeni ise 20 Mart 2020’de bulunmuştur.
  • TİP Ankara İl yöneticisi ve üniversite öğrencisi B.A., 18 Şubat 2021’de Ankara’da evinin önünde kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce GBT gerekçesiyle durdurulmuş ve beyaz renkli sivil bir araca bindirilmiştir. Emniyet birimleri, avukatların başvurusu üzerine adına herhangi bir gözaltı kaydı bulunmadığını bildirmiştir. Yaklaşık iki saat boyunca araçta dolaştırılarak darbedildiğini ve “Seni öldürürüz, arkadaşlarını da alacağız” şeklinde tehdit edildiğini belirtmiştir. Gölbaşı’nda araçtan atılmıştır. Avukatları suç duyurusunda bulunmuş; dilekçede kaçırılma anını gösteren bazı kamera kayıtlarının kesildiği veya silindiği ileri sürülmüştür.
  • DBP Gençlik Meclisi üyesi K., 26 Ocak 2026’da Şırnak’ın Cizre ilçesinde sokak ortasında zorla bir araca bindirilmiştir. Ailesi ve avukatlarının girişimlerine rağmen ilk saatlerde adına herhangi bir resmî gözaltı kaydına ulaşılamamış; bir gün sonra gözaltında olduğu öğrenilmiştir. Gözaltında başına poşet geçirilerek nefessiz bırakıldığı, eline iğne yapıldığı ve parmak izlerinin iradesi dışında boş kâğıtlara bastırıldığı ileri sürülmüştür. Dört günlük gözaltının ardından “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmış, yaklaşık dört ay cezaevinde kalmıştır. Avukatının dosyada somut delil bulunmadığı ve savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki itirazı üzerine, 13 Mayıs 2026’da adli kontrol şartıyla tahliye edilmiştir.

* * *

Raporda 72 kişiyle ilgili iddialar ayrıntılı biçimde sıralanıyor. Bu iddiaların doğru olup olmadığını araştırmak devletin görevi.

Demokratikleşmeden de bağımsız biçimde, bir devlet, devletin verdiği yetkiyi sınırlarını aşarak kullananları cezalandırdığında gerçekten çalışıyor ve işliyor demektir. Aksi, devletin yetkilerini elinde bulunduran grupların, toplumsal sözleşme, anayasa, yasa tanımadıkları, kuralsızlığı kural edindikleri bir düzenden ibaret kalır…

Barışın konuşulduğu bir masayı devirmeyi aklı başında kimse istemez elbette. Ancak masaya nelerin konulacağını bilmek ve görüşülecek konularla ilgili talepte bulunmak da temel bir hak.

Sırası gelecek denebilir ki elbette bir sırayla gidilmeden bu kadar sıkı düğümlenmiş meselelerin çözülemediği ortada.

Kurulacağı belirtilen kurullar sadece dönüşlerle mi sınırlı olacak yaksa başka alt kurullar kurulup demokratikleşmenin önündeki engellerle ilgili çalışacak mı?

Anayasa masası kurulmadan önce anayasanın eksiksiz uygulanması sağlanabilecek mi?

Dönüşlerin ardından provokasyonların önlenebilmesi için neler yapılacak?

Ve en önemlisi, espri yapanın, şarkı söyleyenin, mesaj paylaşanın, haber yapanın dava ve soruşturmalarla, tutuklama ve yargılamalarla karşı karşıya kaldığı bu iklimin değişmesi için neler yapılabilecek?

Seçim takvimi daralmışken son bir soru da yanıtlanmayı bekliyor?

Bütün bunlar bu takvimin içine nasıl sığacak ve sığmazsa ne olacak?

Yorumlar