17 Eylül 2024
Her hafta Salı günü saat
21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile yaptığımız
programımıza bu akşam da yine başlıyoruz!
Bu akşam programımızın
çok önemli bir konusu var. 28 gündür Türkiye’nin, dünyanın konuştuğu bir
cinayet! Küçücük bir kız çocuğu, tüm Türkiye’yi sarstı, tüm Türkiye’nin
vicdanını sızlattı.
Esrarengiz bir cinayet ve
halen çözülemiyor! Diyarbakır’da Narin Güran 8 yaşındaki evladımız katledildi
ve sıradan bir cinayet değildi. Tüm toplumun gayreti ile dikkatler oraya
çekildi ve maalesef halen olayın nedeni ortaya çıkmadı! Olayın nedeni ortaya
çıkmıyorsa mesele çözülemez. İşte bu konuları ayrıntılı bir şekilde konuşmamız
gerekiyor.
Olayın bir magazin boyutu
var, spekülasyon boyutu var biz onu konuşmayacağız. Biz insan hakları
savunucusuyuz ve hakkı, hakikatı nasıl ortaya çıkartabiliriz derdindeyiz. Bu
yüzden bugün programımıza önemli bir uzmanı aldık Ercan Taştekin.
Ercan Taştekin, emekli
eski bir emniyet müdürü fakat hayatını cinayetleri çözmeye adamış, bu konuda
çok yoğun çalışmalar yapmış, büyük başarıları elde etmiş, dünya çapında cinayet
ve çocuk cinayetleri üzerine uzmanlaşmış bir isim. Kendisinin 3 polisiye romanı
var. Mesleki hayatında uğraştığı bu konu ile ilgili şu anda çok önemli kitaplar
yazıyor. Oldukça önemli bir alan, dünya çapında herkesin ilgi duyduğu bir alan.
Bu konularda çok önemli polisiye romanlar yazıldı, dünya çapında herkesin
ilgisini çekti. Çözülemeyen, çözülmesi çok zor olan konular var ve çok iyi
analizler ile bu konuyu çözmek gerekiyor. Adım adım, her şeyi inceleyerek bu
konuda hareket etmek gerekiyor.
Sayın Ercan Taştekin
bugün konuğumuz ve kendisine Narin Güran cinayeti neden çözülemiyor? Nerede
hatalar yapıldı? Ne yapılması gerektiğini soracağız. Narin Güran cinayeti neden
hala çözülemedi? Cinayetin 28. Günündeyiz en önemli soruyu sorarak başlayayım.
Neden çözülemiyor?
Ercan
Taştekin: Kayıp çocuklar konusu her şeyden önce uzmanlık gerektiren
profesyonel bir alan. Narin yaş aralığı ve cinsiyeti ve kaybolduğu yer
itibariyle vahim nitelikli kayıplar dediğimiz profesyonel sorgu ekipleri
tarafından soruşturmanın yürütülmesi gereken özel bir konuydu. İlk andan
itibaren bu konu ile ilgili büyük bir kırmızı alarm verilmeliydi. Ülke
genelinde profesyonel görevliler tarafından soruşturma başlatılmalıydı. Bu konu
ile ilgili çok büyük hatalar yapıldığını düşünüyorum. Normal bir bölge
karakolu, normal bir bölge güvenlik görevlisi mantığı ile soruşturma
başlatıldığı için ilk andan itibaren üst üste devam eden büyük hatalar yapıldı.
Bu hatalar çözülebilirdi. Öncelikle alanın uzmanı olan sorgu yeteneği yüksek
insanlar olsaydı bugün herkesin konuştuğu Tavşantepe Köyü ile ilgili,
Tavşantepe Köyü’ndeki Güran ailesi ile ilgili, amcaları ile anne ile baba ile
kardeş ile abi ile ilgili sağlıklı analizler ve tespitler başından
yapılabilseydi ve çok kısa sürede deliller elde edilmeye gidilseydi 24-48 saat
içinde çözülebilecek bir konuydu.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Geç kalındı ve çok vasıflı bir iş
yapılmadı fakat yine de çözülebilir mi?
Ercan
Taştekin: İki parametreye bağlı. Eğer toplumun duyarlılığı
artan şekilde devam ederse bir gün mutlaka çözüleceğini düşünüyorum. Toplumun
duyarlılığının devam etmesi bu konudaki yapılan hataların telafi edilmesini
sağlayabilir. Uzman soruşturma yapılmasını sağlayabilir. Siyasi mekanizma başta
olmak üzere bürokratik mekanizmanın kararlılığı çok önemli. Toplumun
duyarlılığının devam etmesi ve siyasetin bu konu ile ilgili kararlı bir duruş
sergilemesi. Bunlar devam ettiği sürece bir gün mutlaka çözülebilir.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Kamuoyunun büyük bir duyarlılığı oldu.
İnsanlar ayağa kalktı, çeşitli şehirlerde yürüyüşler yapıldı, kamuoyunun
vicdanı sızladı. Siz bu konulara uzun yıllar çalışmış birisiniz, önemli bir
unvanınız var. 30 yaşında Ankara Cinayet Büro Amiri olarak en genç yaşta
cinayet büro amiri olmuş kişisiniz. Yıllarınızı verdiniz, önemli deneyimleriniz
oldu. Kayseri’de 3 çocuk ile ilgili cinayeti çözen polis müdürüsünüz. Bu
perspektife göre ne düşünüyorsunuz?
Ercan
Taştekin: Bu konu mutlaka çözülecek ama bunun çözülmesi ne
şekilde olacak o tartışılır. Halkın duyarlılığı devam ettiği sürece eğer bu
konu beceriksizliklerden, iş bilmezlikten kaynaklanıyorsa, amatörlüklerden
kaynaklanıyorsa bu amatörlükler, bu iş bilmezlikler bu beceriksizliklerin
giderilmesini sağlayacak halkın duyarlılığı profesyonel sorgu uzmanları
tarafından çözülecek diğer olasılık ise her zaman gündeme getirilen iş birliği
mi var sorusu! Çözülmek istenmiyor mu sorusu! Eğer çözülmek istenmiyor mu
sorusu varsa akıllardaysa ve öyleyse onunla ilgili bir durum varsa kesinlikle
Susurlukvari bir şekilde çözülecek ama bunu belirleyecek olan eğer
beceriksizliklerden dolayı çözülmüyorsa bunun giderilmesini, toplumun
duyarlılığı ile harekete geçen kararlı bir siyasi bürokratik bir duruş
sağlayacak eğer farklı türlü gerekçelerle çözülmüyorsa toplumunu duyarlılığı
devam ediyorsa bir şekilde bu iş birliği çözülerek Susurlukvari’den kastım
kesinlikle o şekilde çözülecek.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Toplumun yüksek duyarlılığının devam
etmesi gerekiyor ve bürokrasinin de bu işi bırakmaması gerekiyor. Çözülmesini
istememesi gibi bir durum olursa da bir başka Susurlukvari metotla çözülebilir
diyorsunuz.
Ercan
Taştekin: Toplumun duyarlılığında dikkat etmemiz gereken
konular var. Dedektifçilik oynamayalım. Bu konu ile ilgili Türkiye’de bunun
uzmanlarına eğitim veren bir insanım. Dünyada bu konu ile ilgili birçok
toplantılara katıldım. Bu hal ile çok yüksek bir tempo ile takip etmeme rağmen
amatör dedektifçilik oynamıyorum. Dosyanın tamamına vakıf olmanız gerekir. Bir
insanın elinde ısırık izi vardır, “Boğmaya çalışıyordu ısırdı” diyemezsiniz,
bilemezsiniz. Amatör dedektifçilik oynamak konuyu ana noktasından saptırabilir.
Magazinleşmek büyük hata. Ana konu; Narin’i kim öldürdü? Delili nedir? Narin’in
öldürülmesi kadar magazinleştirilmesi de caniliktir. Kendi rating ve
takipçisini artırmak için, reklamını yapmak için, gündemi saptırma ve
gündemdeki korkunç adaletsizlikleri, ekonomik sefaleti unutturmak için
magazinleştirenler varsa bu Narin’in öldürülmesi gibi caniliktir. Bizim bu
tuzağa düşmememiz lazım. Magazinleşmesine izin vermememiz lazım, alet olmamız
lazım, istisna edilmesine alet olmamamız lazım ama bıkmadan, usanmadan, yılmadan
Narin’i kim öldürdü, Narin için adalet demeye devam etmemiz gerekiyor.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Böyle magazinleştirme eğilimi var ama
biz bu konudaki duyarlılığın bitmemesini şunun için istiyoruz; fikri takip
yapmaya önem veren bir milletvekili olarak birçok konuyu aylar yıllar sonra
tekrar masaya yatırdım ve bu konunun önemine inanan, dünya çapında çalışmalar
yapan sizinler o yüzden bu konuyu konuşuyoruz. Bu meseleyi farklı boyutları ile
nasıl çözebiliriz?
Ercan
Taştekin: Narin bir istisna olayı değil. Narin, üst üste devam
eden onlarca, yüzlerce, binlerce caniliğin vahşetin, felaketin son damlası
oldu. Narin’de insanların patlamasına sebebiyet veren daha önceki kayıp çocuk
soruşturmalarında yapılan hatalar. Daha önceki kayıp çocuk soruşturmalarında
yapılan beceriksizlikler üst üste geldi. Narin yerine bir başkası olsaydı o da
aynı şekilde patlayacaktı. Dünyanın her yerinde çocuk kaybolur. Dünyanın her
yerinde her ülkesinde bununla ilgili sorunlar vardır ama bizdeki sorun şu; en
büyük problem sorunun gizlenerek örtbas edilerek göz ardı edilerek halktan uzak
tutularak büyümesine sebebiyet verildi. 2016 yılına kadar her yıl kayıp çocuk
istatistiklerini yayınlayan TÜİK, 2016’dan sonra bu istatistikleri yayınlamayı
niçin bıraktı? Hangi mantıklı sebebi var? Hangi geçerli sebebi var? Hangi
hukuki sebebi var? 2016’dan sonra bu rakamlar yayınlanmayınca diğer meydana gelen olaylar da
magazinleştirilip farklı alanlara çekilince bu konudaki sorun devasa bir hale
geldi. Bizdeki problem bu! Gelişmiş ülkelerde de kayıp çocuk konuları var ama
bu konuda gizlenen, saklanan bir şey olmadığı için artarak devam eden
duyarlılık bu olayların önlenmesini sağlıyor. Bizde gizlenmesi, örtbas edilmesi
de olayların artmasını tetikliyor. En büyük yapılması gereken konu dünyada
kurulmuş olan konu ile ilgili güzel polisiye sistemler var. Halkın gönüllülük
esasına dayalı katkı sunulan sistemlerin kurulması bizim ülkemizde mümkün değil
çünkü veri tabanımız yok. Bu konu ile ilgili hareket edeceğiniz mekanizmayı
kurabileceğiniz datanız yok. Bir an önce politik olarak bu sorunun çözümü ile
ilgili atılacak ilk adım TÜİK’in istatistiklerini yayınlamayı sağlamak olmalı.
Bu o kadar önemli ki! İstismar etmeden bir realiteden bahsetmek istiyorum;
2000’li yılların başından itibaren artan bu kayıp çocuk felaketi 2011’de bizim
Kayseri’de aydınlattığımız 3 evladımız ile ilgili olaydan sonra kırılmaya
başladı. Üstünlük güvenliğin, adaletin eline geçmeye başladı. Aydınlatılan her
cinayet bir başka cinayeti önlemeye başladı ve biz bu konu ile ilgili o dönemde
başkanlığını yaptığım yürürlüğe koyduğum kayıp çocuk araştırma ve
soruşturmaları uzmanı yetiştirmeye başladım. Pratisyen hekim ağır bir kalp
ameliyatı yapabilir mi? 2 yıl karakolda çalıştırdığınız, 3 yıl başka karakolda
çalıştırdığınız, 5 yıl kapıda nöbet tutturduğunuz, 3 yıl darp olayları ile
ilgili görevlendirdiğiniz personel ile bu alandaki olayları vahim nitelikli
kayıpları aydınlatamazsınız. Bunun uzmanlığının yetiştirilmesi ile ilgili çok
büyük ağırlık verilmeli. Burada topluma düşen 2 tane önemli konu var. 1) bu
konudaki duyarlılığı devam ettirmek. Narin çözüm olsun! Narin yeni Narinlerin
yaşanmaması için çözüm olsun. Toplumsal duyarlılık; konuyu magazinleştirmeden,
provoke etmeden gündemde tutacaksınız. Devlet bu konu ile ilgili alarm
sistemleri kuracak. Alarm sistemi kurduktan sonra sadece uzman sorgucu ile
kayıp çocuklar konusunda çalışma yapmanız yetmez. Halkın da desteğini
alacaksınız, gönüllü insanların bu alanda katkı vermesini sağlayacaksınız.
Sistem kurulduğunda evlatlarımıza duyarlı herkesin bu konuda eğitim alarak,
kayıp çocuk konusu olduğunda yurttaş olarak ben ne yapmalıyımı öğrenecek ve
bunu yerine getirecek. Narin konusunun çıkmaz edilmesinin en önemli
sebeplerinden biri de bilgi kirliliği var. Olayı duyduğum ilk andan itibaren;
Diyarbakır Valiliği 7/24 halkı ve basını doğru bilgi ile bilgilendirici bir
sözcülük sistemi kurmalı.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Siz ilk anlarda çok önemli uyarılar
yaptınız ama dinlenmedi.
Ercan
Taştekin: Sorun her geçen gün büyüdü ve burada kalmaz. Narinin
çözülememesi ne demek biliyor musunuz? Narinvari cinayet işleyecekleri
kimselerin “İşleyin bu cinayeti, Narin’in katili yakalanmadı bizi de
yakalayamazlar.” denilmesini getirir. Bu kadar büyük bir vehamet. Yani bilgi
kirliliğinin önüne geçilmesi için Diyarbakır Valiliği’ne çok üzüldüm. Bu konu
meydana geldiğinde sürekli sosyal medya hesaplarını takip ettim. Hiçbir
açıklama yapmadılar. Sadece o günlerde bir taş üzerinde bulunan kanla ilgili
bir de Narin’in ilk gün cesedinin bir yerde bulunduğu ile ilgili ihbar vardı.
Bu iki ihbarın doğru olmadığı ile ilgili açıklama yaptı bugüne kadar. Bakın ben
sosyal medyadan İçişleri Bakanı’na da hitaben çağrıda bulundum ve çok büyük bir
ses getirdi. Bir an önce özel sorgu, profesyonel ekip yönlendirin buraya diye.
Niye? Çünkü çevresel analize baktığımızda bir suç şebekesi haline dönüşmüş,
gizlenen, saklanan, adeta görevlilerle alay eder gibi hareket eden bir ortam
var ve profesyonel sorgucularla burayı bir an önce çözmemiz gerekiyor diyerek. En
asli konuyu ıskalamayalım. Kayıp çocuk konusunda en büyük görev anne ve babaya
düşüyor. Ben çok uzun yıllar çocuk mağdurluğu ve suça sürüklenen çocuklar
üzerinde de çalıştım. Mağdur çocukların ve suça sürüklenen çocukların en büyük
ortak özelliği anne ve babalarıyla iletişim kanallarının kapalı olmasıydı.
İnternette biriyle tanışmış, anne babasıyla paylaşmamış. Okul çıkışında biriyle
tanışmış, anne babasıyla paylaşmamış. Okul çıkışında biriyle tanışmış, anne
babasıyla paylaşmamış. Bir yerde biriyle arkadaşlık yapmış, anne babasıyla
paylaşmamış. Birinin verdiği parayı almış, anne babasıyla paylaşmamış. Anne
babalar çocuklarıyla iletişim kanalınız en üst düzeyde olacak. Yani devlete
düşenler var, politikacılara düşenler var, topluma düşenler var ve birey olarak
ailelere düşenler var. Bu sadece bir soruşturma yürütecek olan kolluk
birimlerinin beceriksizliğiyle geçiştirilmemeli. Bu konuyla ilgili Milli Eğitim
de Narin’i bir fırsat bilip atılım yapmalı. Yeni Narin’ler yaşamaması için daha
kreşlerden, anaokulundan, ilkokulun birinci sınıfından itibaren öğretmenlerimiz
profesyonel olarak çocuklarına neyi öğretmeleri gerektiği öğretilmeli ve onlar
da çocuklarımıza bunu öğretmeli. Yani nerede nasıl davranacaklarıyla ilgili
cinsel tacize uğramamaları, cinsel istismara uğramamaları, çirkin olaylar
yaşamamaları ilgili ne yapmalarıyla ilgili bu konuyla ilgili Milli Eğitimi’n de
bir kırmızı alarm vermesi gerekiyor. Sadece Milli Eğitim mi? Hayır. Burada
kalmayacak da. Devam eder bu. Sivil toplum kuruluşlarına da çok büyük bu
konularla ilgili vazife düşüyor. Vicdan Vakfı ne yapıyor? Bu konuyla ilgili
psikolojik destek sağlayan işler yapıyor, özel şeyler. Kayıp çocuklarla ilgili
de sivil toplum kuruluşları da çok etkin olmalı. Ama magazinleştirmeden, ama
kendi reklamı için kullanmadan, ama bu konu istismar edilmesin derken kendisi
istismar etmeden. Belediyelerde de çok büyük görevler var bu konuda. Yani
belediyelerde bu konularda ilgili sosyal belediyecilikle ilgili ailelerin,
nesillerin, toplulukların bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesiyle ilgili çok
etkin roller oynayabilirler. Üniversitelerimizde de bu konuda düşen çok büyük
roller var. Bizim bu konularla ilgili olarak akademik çalışmalara çok
ihtiyacımız var. Akademik çalışma yapamazsın ki. 2016’dan beri veri yayınlamıyorsun
ki. Bu sadece kayıp çocuk değil. Nerede kaybolmuş, hangi gün kaybolmuş. Bizim
Konya ilinde aydınlattığımız birçok kayıp çocuk konusu vardı. Pazartesi günleri
oluyordu. Nedir bu pazartesi günleri? Yani bu akademik bir şey midir? Alandan
benim gördüğüm bir şeydir. Veyahut yani bu konularda ilgili geçen gün bir
arkadaşımız sosyal medyada işte köy ve kırsal alandaki çocukların bu konularda
çok daha riskli olduğunu söylüyor. Hayır. 2016’ya kadar yayınlanan
istatistiklere baktığınızda kentlerde bu konularda çok daha büyük olduğunu suç
görürsünüz. Türkiye’de mi? Evet Türkiye’de. Ama görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz.
Niye? Canı yanan aile birkaç yere gidiyor ve oradan konunun üzeri kapanıyor.
Buradaki bizim ilk başta olayın daha girişinde, olayı daha ilk duyduğumuzda
kırmızı alarmlık bir konu profesyonel ekip soruşturmalı derken sadece Narin
özelinde Narin cinayetinin aydınlatılması için bu konuda bir vurgu yapmaya
çalışmadık. Narin çözülemediğinde Narin’ler artar. Nereden biliyoruz?
Kayseri’de bayramda 3 kayıp çocuk konusu çözülemedi. Olaylar çığ gibi arttı.
Çözüldü, olaylar bu sefer de bıçak gibi kesildi. Bu nedenle buradaki topluma
düşen duyarlılık, evet bugün bu cinayet aydınlatılabilir. Cinayet Narin’i hangi
sebeple, ki sebebi halen bulamadılar. Biliyorsunuz benim en sıklıkla söylediğim
bir cümle sebebi bulan konuyu çözer. Sebebi bulan konuyu çözer. Benim ilk
romanım Fenomen de zaten bir kayıp şahıs araştırılması üzerinedir. Hatta yurt
dışından da fenomenin bazı güvenlik birimlerinde ana ders olarak okutulması ile
ilgili teklifler de geldi. Bu da beni mutlu etti. Narin ile ilgili sebebi bulan
konuyu çözer. Evet buldu, çözüldü. Fail x, y, z aldı ağırlaştırılmış müebbet
cezasını. Yanına yapanların hiçbir şeye kar kalmadı. Askeri polisi yanlış
yönlendirenler cezasını aldı. Narini katledenler cezasını aldı. Burada
kalmamalı bu konu. Burada kalmamalı. Bundan sonra yeni Narin’lerin oluşmaması
için “Evet bu konu bitti, bu sefer de geçelim bir başka şeye.” olmamalı. Bu
konuyla ilgili çözüm odaklı devletin yapması gereken bürokrasinin yapması
gereken politikanın yapması gereken toplumun yapması gereken bireylerin yapması
gereken milli eğitimin yapması gereken ne varsa bir an önce harekete geçilmeli
sayın vekilim.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Burada 8 yaşındaki bir çocuğun hakkını
aramıyoruz sadece.
Ercan
Taştekin: 8 yaşında milyonlarca çocuğumuzun hakkını arıyoruz.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Çocuğumuz maalesef bir cinayete kurban
gitti. Bütün dünya bunu konuşuyor ama o çocuk hayatını kaybetti artık. Geriye
dönemeyiz.
Ercan
Taştekin: Sadece narin kaybetmedi ki. Yani öncesine
baktığınızda yine bir şekilde magazinleştirilmiş Leyla çocuk vardı. Yine bir
şekilde magazinleştirilmiş diğer evlatlarımız vardı. Yine o magazinle ilgili
benzeri bir kısım programlar vardı. Ve oralarda dile getirildi.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Çok konuşuldu, unutuldu, gitti. Çözüm
olarak ne konu? Gerekenler yapılmadı. Hatta 2016’dan sonra istatistikle açıklanmıyor.
Bu çok vahim diyorsunuz. Çünkü konuya bilimsel yaklaşılsa, yani mesela çok
önemli bir şey söylediniz. Konya’daki cinayet, bunlar niye pazartesi günü
artıyor? Bunun istatistiği ortaya çıksa, araştırmacılar buralardan yola çıkarak
yeni cinayetleri önleyebilir aslında.
Ercan
Taştekin: Örneğin kayıp çocuk konularıyla ilgili kamera
sistemleri ne kadar yararlı? Öğretmenlerin bilinçlendirilmesi, bakın Milli
Eğitim’e çok büyük görev düşüyor. Sivil toplum kuruluşlarına çok büyük görev
düşüyor. Yani bu Narin konusuyla ilgili magazinleştirerek, yani o ne çirkinlik
yapmış, bunun telefonundan ne çıkmış, konuyla ilgisi olmayan, ya bunlar
bırakalım, bunlar zarar veriyor Narin’in olayının çözümlenmesine. Bizim sürekli
olarak istismar etmeden soracağımız soru şu. Narin’i kim öldürdü? Net ve kesin
olarak delil ne? Bu ortaya çıkarılmalı. Bununla ilgili failler hukuki bir
ortamda yargılanarak hak ettiği cezayı almalı ve ondan sonra iş yeni başlıyor.
Narin bir milat olabilir sayın vekilim. Narin bir başlangıç olabilir. Neyin
başlangıcı olabilir? Yeni Narin kayıplarının olmaması için de bir başlangıç
olabilir. Tam tersine fırsat kaçırılırsa daha çok Narin canilikleri yaşamamıza
da sebebiyet verebiliriz.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Siz zamanında Kayseri’de kaybolan üç
çocuğun peşine düşmüştünüz. Günlerce sanırım bulunamamıştı ve fakat sonra
katilin komşuları olduğu ortaya çıkmıştı. Çocuklara şeker veren bir insan
olduğu ortaya çıkmıştı. Ve sürekli aramalarda işin içinde de sanırım olduğu
ortaya çıkmıştı. 20. günlerde Narin’in cesedi bir dere kenarında artık bozulmuş
bir halde ve üzerindeki deliller kaybolmuş bir halde olduğunu ortaya çıkarıldı.
Demek ki gecikmemek ve baştan çok nitelikli bir çalışma yapmak lazımdı. Bu
tecrübeler dışında ne dersiniz? Kayseri ve Diyarbakır’ı bağlarsanız.
Ercan
Taştekin : Bugüne kadar aydınlatılan kayıp çocuk
soruşturmaları nasıl aydınlatılmış? Narin çocuk soruşturulması nasıl
aydınlatılabilirdi? Yani bugüne kadar aydınlatılmış Kayseri özelline de bakın.
Daha önce bizim Ankara’da aydınlattığımız olaylara da bakın. Türkiye’nin diğer
yerlerine gidip aydınlattığımız olaylara da bakın. Konya’da aydınlattığımız
olaylara da bakın. Aydınlatılan olayların çok büyük oranı profesyonel sorgu
yeteneği yüksek personelin başarısıyla aydınlanmış. Profesyonel sorgu yeteneği
yüksek kişi daha ilk günde anneyi, daha ilk günde abiyi daha ilk günde amcayı
daha ilk günde yengeyi daha ilk günde daha ilk günde o çevredeki herkesi
sorgulasaydılar, çok çabuk hareket etseydiler, bir buraya koyuyorum. İkincisi,
bugüne kadar kayıp çocuk soruşturmaları nasıl çözülmüş? Bununla ilgili en
önemli nokta delili nerede arayacağını bilmek. Delili nerede bulayabileceğini
bilmek, nereye yoğunlaşabileceğini bilmek. Eğer Narin’in cesedinin nerede
aranacağını bilselerdi ve profesyonel olarak arasalardı ki, en can yapıcılardan
birisi de ceset bulunduktan sonra orayı gören devletin jandarmasının,
kamerasının görüntüleri var. Daha ilk günden o görüntü incelenseydi ve oraya
bakılsaydı ve o ceset bulunsaydı.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Sanırım 8 kez aramışlar bulamamışlar en
sonunda bulunmuş. Aynı yerde değil mi? Bu nasıl bir hal’
Ercan
Taştekin:Bakın yani çalışıyormuş görüntüsü vermek için 10 bin
personelle bunu yaptık. 100 bin tane insanlar şunu yaptık. 500 bin o değildir
mesele. Failin tutuklanması, gözaltına altına alınması, gözaltına alınıyor bir
daha bırakılıyor medyada o konu ile ilgili çok şüphe olunca o tutuklanıyor,
öteki getiriliyor, bu oluyor, şu oluyor. Öyle değil. Bu kriminal alan çok
zengin ve çok uzmanlık gerektiren bir alan. Yani o orada bir kere emir
komutayla bu iş çözülmez. Ben 50 bin askeri oraya yığdım, emir verdim
çözülecek. Hayır efendim. Bu incecik bir konudur. 50 bin değil 50 milyon askeri
de oraya yığsam çözülecek? Hayır efendim. Çözülmeyince de bakıyorsunuz ki bu
konu diğer benzeri konularla ilgili sorunun büyümesine sebebiyet verebilecek
noktaya geliyor. Suçlulara cesaret verebilen bir nokta. Psikolojik üstünlük
adeta çok vahşi bir cinayeti işleyen canilerin elindeymiş gibi. Alay eder gibi
röportajlar veriliyor, alay eder gibi açıklamalar yapılıyor, alay eder gibi
hareketler ediliyor ama bununla ilgili alay eder gibi hareketler ediliyor. Ama
bununla ilgili profesyonel bir şekilde bunun önüne geçilemiyor. Her gün yeni
bir skandalla karşı karşıya kalınıyor. Narin’in ilk kayıp olduğu andan itibaren
bu skandallar devam ediyor. Özel ekibin görevlendirilmemesi çok büyük bir
skandal. Diyarbakır Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’nın sürekli halkı
bilgilendirmemesi çok büyük bir skandal. Kaçıncı günde abinin kolundaki diş
izlerinin bulunması bilmem skandal. Amcanın arabasında ilk DNA izinde bilmem
nerede DNA izi bulunması skandal. Ondan sonra tekrar bir daha sökülmesi tekrar
skandal. Abinin tekrar gözetim altına alınıp gönderilmesi skandal. Amcanın
hanımı bırakılıyor. Siz bu konunun profesyonel bir alan olduğunu bileceksiniz
ve profesyonelleri görevlendireceksiniz. Birincisi bu adımı atacaksınız.
İkincisi bu konunun uzmanı bir vali yardımcısı olabilir, emniyette bir şube
müdürü olabilir. Veyahut jandarmadan bir amir, müdür olabilir. Onlardaki
rütbeleri çok bilmiyorum. ABD’de okul basılıyor 1-2 saat sonra şerif halkı
bilgilendiriyor. Valiliği etiketleyerek çağrıda da bulundum. Lütfen bakın bu
konuda bilgi kirliliğini giderici açıklama yapın. Basın yasağı konusu son
derece yerinde bir karardı ve geç bir karardı. Ama basın yasağı kararı çok
erken getirilmeliydi. Bununla birlikte de halkın ve gazetecilerin bilgi alma
hakkı da profesyonel bir şekilde valilik tarafından sağlanmalıydı. O
sağlansaydı bilgi kirliliği olmazdı. O sağlanmadığı için bilgi kirliliği
olmazdı. Bu konularla ilgili değil 28 gün, ne kadar zaman geçerse geçsin hiç
ummadığınız anda sürpriz bir delil ortaya çıkar, net ve kesin olarak olarak tüm
yönleriyle aydınlatılır. Ama şartı var. Siyasi irade kararlı olacak, bürokrasi
kararlı olacak, toplum istismar etmeden, magazinleştirmeden duyarlılığa devam
edecek.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu : Gerçek anlamda çözmek istiyorsak. Yoksa
bunun magazini üzerinden tabiri caizse ekmek yiyen çok olur.
Ercan
Taştekin: Gerçek anlamda herkesin çözmek istediğine
inanıyorum. Bu konularla ilgili gerçek anlamda çözmek istememe şıkkı vardır,
göz ardı edilmelidir. O seçenekte mutlaka bakılmalı. Ama kronikleşmiş sorunlar
var. Bu son dönemde giderek liyakatli insanların devlet kadrolarında
görevlendirilmemesinden tutun. Yani siyasetin ondan sonra bazı konuları
umursamamasından devam ediniz. Her şeyin bir algıyla, bir magazinleştirerek
elde tutulan çok büyük bir medya gücüyle istediğinizi gizleyin, istediğinizi
alın. Yani çok enteresan bir şey. Bir söz diyor ki; “Bu konunun tahkikatla,
aşiretle, feodaliteyle alakası yok.” Hangi konunun bu konusu? Bu konu ne?
Çözülmemiş cinayet. Çözülmemiş cinayetin neyle ilgisi olduğunu sen bilemezsin
ki. Çözülmemiş bu cinayet. Bu cinayet önce bir çözülecek ki, önce bir failler
bulunacak ki, önce bir sebebi bulan konuyu bulacak ve ondan sonra çözecek ki
ondan sonra bununla ilgili bir kısım yorumlar yapılabilir.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Herkes “Ya şu partinin yüzünden, bu partinin
yüzünden.” böyle bir kayıkçı kavgasına da dönebiliyor. Ne dersiniz?
Ercan
Taştekin: İlk başlarda önlenemedi. Önlenememesinin nedeni
bilgi başlarda önlenemedi. Önlenememesinin nedeni bilgi kirliliğinin
önlenememesi, siyasetin ve bürokrasinin bu konuda açıklama yapılması. Bakın
İçişleri Bakanı bu konuda cesedin bulununcaya kadar hiçbir açıklama yapmadı.
Adalet Bakanı’nın durumu ondan daha vahim. Adalet Bakanı abi gözaltına
alındığında bir şüpheli gözaltında benzeri minvalde bir açıklama yaptı geçmişte.
İçişleri Bakanı’nın, Üzeyir Garih’in katili olmayan bir masum çocuğu katil gibi açıklaması
gibi. Amca adam öldürmekten tutuklandı, o günün akşamı Adalet Bakanı; “Sağ
bulunmasını ümit ediyoruz.” diye açıklama yaptı. Bu konularla ilgili siyaseten
bu meseleye bakmak caniliktir, canavarlıktır. Ben muhalefetim, iktidarı yıpratayım
diye bu konuya bakmak caniliktir, canavarlıktır. Ben muhalefetim, iktidarı
yıpratayım diye bu konuya bakmak caniliktir. Ben iktidarım, bu konudan
yıpranmayayım diye konuya bakmak caniliktir. Bu çok önemli. Bizim bu döngüyü
kırmamız lazım artık. Yani olay orada o şehirde oldu da onun için o şehirdeki
etnik kökeniz! Hayır! Siz bunu söylediğinizde siz çok büyük bir canilik
yapıyorsunuz. Bu Narin’i katledenler kadar büyük bir canilik yapıyorsunuz.
Ondan sonra aman o öyle diyor, bu böyle diyor. Sonra bununla ilgili olarak ben
zaten geçmişten beri bu kriminal olayları magazinleştiren televizyon
programlarına son derece karşıyım. Onların büyük kısmının da emek hırsızlığı
yaptığını düşünüyorum. Polisin, jandarmanın gece gündüz gayretle aydınlattığı
olayların bir şekilde kendi medya gücünü elinde tutarak kendisinde bir etkisi
varmış gibi yansıtılıyor ve bunun Narin’in oralarda magazinleştirilmesi, bir
kısım PR çalışmalarında magazinleştirilmesine de alet olmamak gerekiyor.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Gereken sosyolojik araştırmalar
yapılmamış, bilimsel araştırmalar yapılmamış, üstü örtülen cinayetler var
çözülemeyen cinayetler var ve ortada adeta bir foseptik çukuru var ve sonunda
Narin öldürülüyor. Narin’in öldürülmesi o yüzden sıradan bir olay değil yani “Ne
yapalım kazara oldu ya” bir istisna değil istisna değil yani sonuç, o dev
sonucu getiren gelişmeleri diyorsunuz araştırmazsak o zaman bu işi çözemeyiz.
Ercan
Taştekin: Suçu araştıran teorilerden bir tanesi; suçu yapanın
yanına kar kaldığı algısı suçu artırır. Ben Konya’da 6 sene asayiş müdürlüğü
yaptım, 6 sene boyunca Konya nüfusunun 1 milyona yakın kentte 1 faili meçhul
cinayet bırakmadım ekibimle birlikte. Bu bir ekip işidir. Başından beri
söylerim; her cümlem ekip işi. Konya’da 2004’e kadar her yıl artan cinayet
sayısı 2004’ten sonra sürekli düşmeye başladı. Yanına kar kalmıyor,
aydınlatılan her cinayeti bunu alanda çalışma yapan bir insan olarak deneyim
ile söylüyorum. Üniversitede sağlıklı verileri elde edip bu konular ile ilgili
güzel çalışmalar yapsalar olayı daha çok farklı yönlerini bulacaklar. İnsan
hayatı kutsaldır. İnsan hayatının üzerine siyaset yapılmaz. İnsan hayatının
üzerine reklam yapılmaz. İnsan hayatının üzerinden para kazanılmaz. Bunlar
Narin’in katledilmesi kadar magazinleştirilmesi de cinayettir.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Ortada katledilen bir çocuk var, hakkı
yenilmiş bir çocuk var. Öte dünyadan bu dünyaya baksa belki kahrolacak çünkü
öldürülmesi ile ilgili gerekenler yapılmamış ve aradan kaç gün geçmesine rağmen
halen yapılmıyor. Bu esrarengiz durum çözülebilecek mi?
Ercan
Taştekin: Buradaki arz ettiğim toplumsal duyarlılık devam
ettiği sürece bu zincir bir yerde kırılacak ama bu zincir beceriksizliklerin
giderilmesi ile kırılacak, oradan kaynaklı çözülmüyorsa ama iş birliği ile
kırılması ile çözülecek oradan kaynaklanıyorsa. Bu toplumsal duyarlılık ve
siyaset mekanizmasının kararlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Benim gözlemim
%100 çözüleceği üzerine ama ne şekilde çözüleceğini de niçin çözülemediğine
bağlı! Eğer beceriksizliklerden dolayı çözülemiyorsa beceriksizlikler giderilip
çözülecek eğer işbirliği ve kötü niyet gibi bir kısım iddialardan dolayı
çözülemiyorsa o zincir kırılacak çözülecek. Benim bu konudaki duyarlılığım
bütün insanlarımızdan en büyük isteğim bu. Sormaya devam edelim! Ana eksenden
kaymayalım. Narin’i kim öldürdü? Kimler öldürdü? Deliller ne? Magazinleştirme
çabalarına izin vermeyelim! Magazinleştirdikçe başka bir şeye dönüşür. 2 gün
sonra olayın üzerine çok farklı bir gündem gelir, kaybolur gider.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Sonuçta şu anda bildiğimiz kadarıyla
Narin’in cesedi üzerinden ortaya çıkan bir delil yok gibi. Çok bozulmuş bir
ceset.
Ercan
Taştekin: Ben ilk başta bu konuda çok ısrarcı olurken çok acil
hızlı hareket edilmeli derken bazı arkadaşlar da “Ne alaka? İlk defa mı bu
ülkede çocuk kayboluyor.” Dediler. Öyle değil. Ne oldu? Bu olayın bu kadar uzun
sürüncemede kalmasına %99 insanlar şaşırıyor. Ben şaşırmıyorum. Bu şekilde
çözülebilseydi şaşırırdım. Siz bu amatörlükle, iş bilmezlikle bunu çözseydiniz
şaşırırdım. Bu konu ile ilgili bir uzman bakışı ile olayın çok büyüyeceğini ilk
günden gördüm ve ısrarla çağrıda bulunduğum birçok konu oldu. İlki toplumsal
duyarlılığın en üst düzeyde tutulmasıyla ilgili. Bu konunun
magazinleştirilmemesi ile ilgili. Valiliğin bu konuda sürekli halkı
bilgilendirmemesi ile ilgili. İçişleri Bakanlığı tarafından bu konuda sorguda
profesyonel ekiplerin görevlendirilmesi ile ilgili. Arazi arama tarama ile
ilgili profesyonel ekipler değil. Sorgu ile olayın faillerinin ve delillerinin
peşinden gidip cesedi bulacaklardı ve bulsalardı DNA testi ile her şey ortaya
çıkacaktı.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Şu an sanki ortak kararlaşma ve
konuşmama tavrı var sanki.
Ercan
Taştekin: Her konuşmama cesaretlendirdi. Her konuşmama
çözülemeyeceği algısını güçlendirdi. Konuşamama gizleme, bu konudaki caniliği artırdı.
Şu an görünebildiği kadarıyla kimin doğru kimin yalan söylediği kimin
yönlendirme yaptığı kimin hedef saptırmaya çalıştığı kimin olayın peşinde
olduğu ile ilgili durum var. Sorguda uzman kimin doğru söylediğini kimin
doğruyu söylemediğini ortaya koyan delillendiren kişilerin görevlendirilmesi
lazım. Bir gün çocuğun babası kahraman oluyor, olayı aydınlatmaya çalışan insan
diyorlar, diğer gün baba açıklama yapıyor, “Haberi var. Bir insan nasıl çocuğu
öldürülmüş haldeyken gizlemeye çalışır.” Bir gün önce kahraman denildi. Bir gün
bakıyorsunuz bunun alakası yok. Bir gün suçlu oluyor. Bu konular ile ilgili suçluların
ve şüphelilerin bunu hareket etmesini önleyebilecek ciddi tutarlı profesyonel
uzman bu işin gereğini yapan personeli soruşturup ortadan kaldıramıyor muyuz?
Sadece Narin değil, sadece Narin’in sorumluluğu boynumuzun borcuna değil, tüm
Narin’lerin bundan sonra Narin olayının bu şekilde çözülememesinden kaynaklı
oluşabilecek tüm Narin’lerin boynumuzun borcuna. Kimse insan hayatını ve
cinayeti siyasete alet etmesin. Muhalefet; “Ben buradan siyaseti iktidarı
yıpratırım.” Diye düşünmesin. İktidar; “Bu beni yıpratıyor.” Diye göz ardı
etmesin. Bu çocuğun katili bulunsun. Delilleri ortaya konulsun, yargılansın
cezasını alsın yeni Narin’ler önlensin.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Teşekkür ederiz. Bu olayı başkasının
başına gelmiş bir olay gibi düşünüyor kamuoyu ama müdürümüzün vurguladığı gibi
bilimsel usullere riayet edilmezse uzmanlar denetimleri almazlarsa yarın öbür
gün sizin çocuğunuzun da başına gelebilir. Sizin çocuğunuzu konuşmaya
başlarlar. Çok önemli bir uyarı yapıyor Sayın Müdürümüz Ercan Taştekin yıllarca
bu konuda uğraş verdi, tüm yıllarını bu konuda uzman olarak çalıştığı
yıllarının birikimlerini şu anda dünya çapında yankılanan polisiye romanlarıyla
anlatıyor ve insanlara bir şeyler vermeye, düşündürmeye çalışıyor. Önemli
uyarılar yapıyor. Çok geç kalmış değiliz. Cinayet çözülebilir. Çok geç kalındı
evet, Narin cinayetinde büyük hatalar yapıldı, büyük beceriksizlikler yapıldı.
İşin ucu bir yerlere gelecekti ve ondan sonrasına izin vermeyecek yetkililer, “Bu
bizi rahatsız eder.” diyecekler ve bunu hepimiz biliyoruz. Bu ülkede Susurluk
yaşandı, derin devleti, derin ilişkileri herkes biliyor. Burada da öyle bir
şüphe var fakat biz milletvekili olarak konuyu takip edeceğiz. Bir sivil toplum
kuruluşu başkanı olarakta takip edeceğim çünkü milyonların canının yanabileceği
bir konu. Biz TÜİK’e yönelik soru önergesi vereceğiz. Önemli bir hatırlatma
yaptı Sayın Müdürümüz vahim bir durum. Önemli derecede güvenilirliğini
kaybetmiş bir kurum, enflasyon oranlarını düşük göstermek için ne yapacağını
bilemiyor. Bir de başka günahı var. Bu neden yapılmaz? Olacak bir iş değil.
Bakın şu anda tüm Türkiye 1 aydır tüm her şeyi bir yere bıraktı bu konu
konuşuluyor çünkü 8 yaşındaki bir çocuğun hakkı her şeyin üstündedir. Biz
konuya vicdanı bakıyoruz. 8 yaşındaki o çocuk zalimce katledildi. Belki
çığlıklar attı büyük acılar çekti ve “benim hakkımı gerçek anlamda bilimsel
anlamda arayacak insanlar nerede?” diye düşündü ve hayata veda etti. Tüm
bunları konuştuk.
Ercan
Taştekin: Narin’in öldürülmesinin tüm yönleri ile
aydınlatılması ve yeni Narin’lerin önlenmesi bizlerin duyarlılığına bağlı
unutmayalım ve duyarlı bir şekilde bu konu ile ilgili üzerimize düşeni yapmaya
çalışalım.
Ömer
Faruk Gergerlioğlu: Çok teşekkür ederiz. Çok önemli vurgular
yaptınız, kamuoyu takip etti. Uzman bir emekli emniyet müdürü olarak önemli
vurgular ile aktif çalışan görevlilere, İçişleri Bakanlığı’na ve tüm
yetkililere önemli uyarılar yaptınız ve yapacaksınız.
ÖFG TV, yıllardır devam
ediyor. Birçok önemli konuyu aydınlatmaya çalıştı. Yüzlerce program yaptık ve
çok etkili sonuçlar da aldık. Çözülemeyen birçok konunun çözümüne yardımcı
olduk, birtakım soruşturmalar açılmasını sağladık ve ilerlemeler kaydedilmesine
yol açtık. Bundan mutluyuz, hakikatin ortaya çıkması için gayret edeceğiz hem
Meclis’te, hem sosyal medyada hem sivil toplumda bunlar için önemli bir gayrete
devam edeceğiz.
ÖFG TV bugün de burada
bitiyor. Haftaya Salı günü saat 21.00’da sizlerle tekrar buluşacağız inşallah,
hepinize hayırlı akşamlar, hoşça kalın.
























Yorumlar