13 Temmuz 2026
ÖFG TV’den herkese merhaba, her hafta Salı günü saat 21.00’da haftanın önemli insan hakları konuları ve konukları ile size sunduğumuz programımıza bu akşam da başlıyoruz.
Değerli izleyenler, ulaşım Türkiye’de artık oldukça önemli bir mesele haline geldi. Trafik kazaları, yollar ve yoğunluk gerçekten zaman zaman önemli trafik kazalarına yol açıyor. İnsanlarımız hayatını kaybediyor ve çok acı olaylar oluyor.
Vekili olduğum il Kocaeli’de de ulaşım çok büyük bir sorun. Sanayi tesisleri, limanlar, fabrikalar ve haddehaneler, bu saydığım tesisler genişlemekte. Bu tesislerin varlığı D 100 ve TEM’de tırların sayısını arttırıyor ve bu tesisler genişledikçe tırların sayısı daha da artıyor. Artık öyle bir noktaya geldik ki tır şoförleri de şikayetçi bu durumdan vatandaş da şikayetçi. Bir çözüm bulunması gerekiyor.
Son zamanlarda tır şoförlerinin karıştığı kazalar da oldu. Dilovası mevkiinde çok korkunç bir kaza oldu ve yine geçtiğimiz günlerde Derince Körfez civarında D100’de bir kaza daha oldu. Bu, tırların yol açtığı sorunları hatırlattığı gibi tır şoförlerinin neler yaşadığıyla ilgili de önemli bir gündemi oluşturdu.
Biz D100’deki kaza sonrası olay yerine gittik ve tespitlerde bulunduk. Daha sonra trafik bölge yetkilileri ile görüştük. Karayolları ile görüştük. Ulaştırma Bakanlığı ile görüştük. Ticaret Bakanlığı ile görüştük. Bu konuda derin bir araştırma yaptık.
O kaza yerine gittiğimizde ve daha sonra öğrendiğimize göre arkadan tıra çarpan taksiye 2/3 oranında hata verilmiş ve tırın da yanlış yerde durması ve arkasına reflektör uyarıcı koymaması nedeniyle ona da 1/3 oranında hata verilmiş. Şoför tutuklanmış ve cezaevinde. Şimdi tabi bunlar çok üzücü olaylar gerçekten ve işte bakıyorsunuz birisi mezara gidiyor, birisi cezaevi gidiyor. Keşke olmasaydı. Evlere büyük acılar düşüyor, büyük hüzünler düşüyor. O yüzden bu konuları konuşmak lazım. Hepimiz ile ilgili bir sorun var. Biz bazen artan ulaşım dolayısıyla tır sayısıyla ilgili eleştirilerde bulunuyoruz ve hatta tır şoförlerimizin yanlış yerde park yapmalarıyla ilgili eleştirilerde bulunuyoruz ve şoförlerimiz sitem ediyorlar. “Ya vekilim niye bizi eleştiriyorsun? Biz de zor durumdayız. İşte bak yolların hali ortada.” Doğru, siz de haklısınız. Bu yüzden bugün Uluslararası Şoförler Derneği Başkanı Sayın Fikri Beran ile konuşacağız ve konuları anlamaya çalışacağız. Derdimiz üzüm yemek. Derdimiz bağcıyı dövmek değil. Bu sorunları nasıl giderebiliriz?
Gittikçe genişleyen, büyüyen bir sanayi kenti Kocaeli artık bu korkunç trafik yükünü kaldıramıyor. Biliyorsunuz D100’de şu anda Kocaeli’de çok büyük bir sorun yaşanıyor. Safiport’tan günde 5-6 bin tır giriş çıkış yapıyor ve Safiport genişlemeye çalışıyor. Yeni işler getirecek, alanını daha da genişletiyor, denizi dolduruyor ve ticareti büyüyor, Marmara’nın en büyük limanlarından birisi haline gelecek ancak bu yollar bu tır trafiğini kaldırmıyor.
Ben tırcılarla da mesela Safiport limanına gittim. Bütün tır şoförleri “İllallah vekilim. Perişanız burada saatlerce buradan çıkış yapamıyoruz limandan. Bu sıcakta, buralarda perişanız. D100’deki kırmızı ışıklarda çok uzun süre beklemek zorunda kalıyoruz.” diyor. Öbür taraftan vatandaş perişan çünkü sabah ve akşam saatleri özellikle işine gidemiyor. Saatlerce orada beklemek zorunda kalıyor. Büyük bir çile, sıkıntı, stres oluşuyor yollarda. Bir de bunun üstüne temde tadilat çalışmaları eklenince yük D100’e binince iyice işler çığırından çıkıyor. Biz bütün bunları bütüncül bir şekilde değerlendirelim istedik. O yüzden ben hem Karayolları Genel Müdürlüğü’yle görüştüm, hem Ulaştırma Bakanlığı, diğer yetkililer, Ticaret Bakanlığı, Trafik Yetkilileri ve bunların yanı sırada bu akşam konuk olarak Uluslararası Şoförler Derneği Başkanı Sayın Fikri Beran’ı alacağız. Kendisi de yolların halini, tır şoförlerinin yaşadıklarını bize ayrıntılı bir şekilde anlatacak. Sayın Başkanım, şimdi sorunlar büyük. Bir kısa giriş yaptık. Siz de yıllarca bu işin içindesiniz. Öncelikle bir kendinizi tanıtmanızı isteriz izleyicilerimize. Fikri Beran kimdir? Ne yapmaktadır? Buyurun, söz sizde.
Fikri Beran: 1957 Yılında Sivas’ta doğdum. İlkokulu Sivas’ta, ortaokul ve liseyi Ankara’da okudum. Daha sonra iş hayatına atılmak zorunda kaldık malumunuz, hayat şartları dolayısıyla. 1989 Yılında Hollanda’ya gittim. Hollanda’da tır şoförlüğüne başladım. O gün bugündür tır şoförlüğü yapıyorum. Yalnız yaşımız doldu, ehliyetimiz bittiği için yaştan sebep. Artık derneği kurup şoförlerin çekmiş olduğu sıkıntıları bitirmek için sendika ve derneği kurarak onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onların haklarını, hukuklarını korumaya çalışıyoruz. Çektikleri sıkıntıları bitirmek için girişimlerde bulunuyoruz. Vekillerimizle görüşüyoruz. Bakanlıklarla görüşüyoruz. Biz de onlarla görüşüp çare arıyoruz ama sıkıntılar çok büyük. Bir kere günde 30-35 bin araç trafiğe çıkıyor Türkiye’de her gün. Bu trafiği çıkan araçların yollarında yetmediğinden büyük bir kalabalık oluyor. Aynı zamanda bütün vilayetler İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Çorlu bu taraflarda sanayi bölgesi çok yoğun olduğu için mecburiyet karşısında trafik daha da artıyor. Sadece trafik sorunu değil, bu arada şoförlerin çok büyük sıkıntıları olduğu için aşırı stres, sıkıntı, gıdasız beslenme, uykusuzluk, park sorunları, ehliyet ceza puanları bunlar aşırı yüklendiği için son 3 ayda 60 tane şoförümüz arabaların içinde kabinlerinde ölü bulundu. Bunlar azımsanacak bir şey değil.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok yüksek bir rakam. Demek ki sıkıntı çok büyük. Bunlar ani ölümler mi? Son 3 ayda 60 ölüm. Korkunç bir sayı.
Fikri Beran: Evet hala da ölümler devam ediyor. Şimdi bu devam etmesi de gayet doğal. Bir kere ücretlerini doğru düzgün ücret alamıyorlar. Belli bir taban ücretleri yok bunların. Türkiye’deki sistemde asgari ücret olarak gösteriliyor bunların çalıştığı iş yerleri. Sigorta primleri asgari ücretten yatıyor. Tabii bunu defalarca yazdık, konuştuk ama devletimiz sağ olsun hiçbir şekilde ilgilenmiyor bununla, üzerine düşmüyor. Gördüğünüz gibi para kazanamıyorlar bunlar. Aldıkları harcırah sistemi var. Harcırah sistemini firmalar zaten araca masraf olarak gösteriyorlar. Mahkemede onu da kabul ettiremiyorsunuz. Yol harcaması olarak verdiği harcılarınızı arabanın masrafı olarak gösterdiği için orada da bir hak talep edilemiyor.. Mahkemeui kazansanız bile 9-10 sene sürüyor. Benim şu andaki mahkemem 9 senedir devam ediyor. Bir iş mahkemesi, tazminat davası 9. sene daha bitmedi, devam ediyor. Bunlar aşırı strese bağlı. Aldığı parayı zaten günlük neredeyse kuyruklarda yiyorlar bir kısmını, geri kalan kısmında bir şey kalmıyor sizin anlayacağınız. Bu adam ne yapacak? Stres. Sadece şoförlük de yapıyor bu adam. Biliyorsunuz mülteciler var. Gece, gümrük sıralarında aracın başına mülteci binmesin diye bekçilik yapıyor. Uyuyamıyor. 10-15 Kilometre kuyrukta o sırayı mı yürüsün? Bekçilik mi yapsın? Gümrüğe girip evraklarını mı yaptırsın? X-ray sırasına girip orada mı beklesin! Çok aşırı bir sıkıntılar var bu konuda. Eski X-ray cihazlarımız var. Bir araç 45-50 dakika sürüyor kontrolü. Bunların çözümü yeni cihazlarının alması lazım. X ray cihazlarının yenilenmesi lazım. Diğer ülkelerde beş dakikada geçiyor bir araç kontrol ediliyor. Bizim ülkemizde kırk beş dakikada bir araç. Ondan sonra on beş kilometre kuyruklar oluşuyor. Sade kuyruk olsa iyi. Kuyruklarda sosyal ihtiyacını giderecek bir şey yok. Tuvalet yok, banyo yok, restoran yok, bakkal yok, adamlar yolun kenarında. Hele Hamzabeyli yolu tamamen daracık bir yol olduğu için adam aracından iniyor araba çarpıyor ölüyor. Bu tür kazalarda yaşadık gördük. Defalarca söylüyoruz. Arkadaş bunu yapmayın. Oraya bir kabin koyun. Aynı Kapıkule gibi. Kabinde adam sırasını alsın. İstediği parkta yazsın. Zaten mesaj geliyor. SMS geliyor telefonuna “gümrüğe gir” diye. Parktan çıkıp gitsin dedik. Defalarca yazdık. “Yok burada yeterli park yok.” diyor kabul etmiyor. Sonra gümrüklerimiz Günde 5-6 bin araç, 2000 araç, 3000 araç. Hele doğu gümrüklerinde. Bizim Kapıkule’de en büyük gümrük biliyorsunuz. Avrupa’da ikinci büyük gümrük Kapıkule. Nüfus bakımından, ilçelerinden daha fazla olduğu halde bir ambulans, bir sağlık kabini koyduramadık. Sayın Bakan Mehmet Muş’a söyledik, “tamam” dedi, söz verdi. Maalesef olmadı. O sözünde de duramadı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: O sınır kapılarında çok uzun süreli beklemeler oluyor. Onu biliyoruz. Bazen çok uzun kuyruklar oluyor ve oralarda bir tuvalet, bir acil durum ihtiyaç kabinleri yok diyorsunuz.
Fikri Beran: Hiçbir şey yok. Şimdi kadın şoförlerimiz de bu mesleğe başladı. 160 civarında kadın şoförlerimiz var. Akademiler açıldı, halen de yetişiyorlar. Şu anda arkadan geliyorlar. Bu kardeşlerimiz ihtiyaçlarını nasıl giderecekler? Bu konuda bir çözüm bulmaları lazım. Bakın şimdi Artvin’de, Uzundere Gümrüğü’nde Gürbulak’ta, diğer gümrüklerde 15 gün bekleyenler var. Burada öyle dümenler dönüyor ki adamlar kendi araçlarını geçiriyorlar, para karşılıyor. Bizim arabalardan almıyorlar, bekletiyorlar orada. Bunları konsolosluğumuza bildirdiğimiz halde üzerine gitmiyorlar. Hele bir Gürbülak Gümrüğümüz var. Ağrı Gürbülak Gümrüğümüz. Orası bir bambaşka bir eyalet diyelim. Sivil adamlar orada muamelecilik yapıyor ayağına. Muayene memurları, tescil memurları kendi iş yapmıyor. Önce muameleci gelsin yapsın diyor. İçeride sivil insanlar var. Onlar para karşılığı orada iş yapıyorlar. Çok değişik şeyler oluyor bu gümrüklerde. Denetleyin diyoruz, haber veriyorlar. Gümrüğe biz geliyoruz, yarın oradayız veya öbür gün oradayız diyor. Tabii her şey süt limanı, hiçbir şey kalmıyor orada. Habersiz baskınlar yapılacak ki bunlar görülsün. İç gümrüklerimiz yine hakeza. Trafik işte bunun için. Adam ne yapıyor? Uykusuz zaten. 15-20 Gün yurtdışında kalan bir adam İzmit Limanı’na mal getirdi diyelim. Gelecek buraya uykusuz, yorgun. Biraz önce buraya gelip yükünü boşaltıp evine gidecek. Ailesini çocuğunu görecek. Uykusuz zaten bu adam. Yorgun, stresli, para yok, pul yok, kazanamamış. Bu adam kaza yapmasın mı ne yapsın? Sayın Vekilim, soruyorum size. Ne yapsın bu adam?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu şartlar Tır şoförlerine asşırı yorgun hale getiriyor ve kaza yapmaya zorunlu bir hale getiriyor.
Fikri Beran: O kadar çok sıkıntı yaşıyorlar ki bunlar. Normal bir şoför dinç olmalı. Dinç olmalı ki yola gidebilsin. 9 Saat araba kullanacak bu adam ama 9 saatte gidemiyor ki. Mesela Türkiye’deyiz. Mersin’den kalktı bir adam İzmit’e mal getirecek. 9 saat yol sürecek. 4.5 saat gidecek, mola verecek, 45 dakika. Park yok. Nerede mola verecek? Otobanlarda park yok. Olan parklara da tırları sokmuyorlar. Tır giriyor oraya jandarma çağırıyor, polis çağırıyor. Çıkartın bunu buradan. Nereye gidecek bu adam?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Tır garajları ve karayollarında cepler çok mu az? Bizim dediğimiz gibi Kocaeli civarında çok az ama genel durum nedir Sayın Başkanım?
Fikri Beran: Hiç yok sayılır Türkiye’de şu anda acil güvenilir park lazım. Acil park, aynı zamanda cep parklar lazım. Adam arıza yaparsa ne yapacak? Parka kadar gidemeyecek. Hemen bir ufak bir cep parkına girmesi lazım. Yolu terk etmesi lazım. Bakın İzmit’te siz gördüğünüz arabanın arkasına taksi girdi. Hayatını kaybetti insanlar. İşte o cep park olsa o olmazdı. Orada insan hayatını kaybetmezdi. Bu cep parkların çok sık aralıklarla yapılması lazım. Bütün karayollarımızda sadece İzmit’te değil Türkiye’nin genelinde her yere bu cep uygulaması yapılmalı. Aynı zamanda 2.5 saat yol gidecek bir şekilde parklar düzenlenmeli ve özellikle tır parkları düzenlenmeli. Bu parkların içinde banyosu, duşu, tuvaleti ihtiyacını karşılayacağı sosyal tesisler olmalı.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yollarda tır dinlenme tesisi diye böyle yerler görüyoruz. Onlar yeterli değil diyorsunuz
Fikri Beran: Tırı almıyor. Ufak arabalar alıyor oraya. Tır çok yer kaplıyor diye almıyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Petrol istasyonlarında da herhalde uyarılıyorsunuz.
Fikri Beran: Tabii bunları defalarca bildirdik biz. Ulaştırma Bakanlığı’na, karayollarına söylüyoruz. Ya buradaki sosyal tesis bu araç da buraya hizmet ediyor. Şimdi düşünün. Şoförler olmasa bu Türkiye’de hiçbir şey yürüyebilir mi?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bakanlıktan bir yetkiliyle görüştüm üst düzey bir yetkili. Ya dedim bakın başkanımız böyle diyor, tır şoförleri böyle diyor, tır garajları az, cepler az. “Ya vekilim her şey yolunda ve hiç fena değil. yeni projelerimiz var.” baktım şaşırdım . Ya memlekette hiçbir sorun yokmuş. Devlet katına soruyorsun. “Biz tırcılarla görüşüyoruz. Onlar tesisler yeterli.” diyor.. Allah Allah dedim ya benim görüştüğüm tır şoförlerinin Sayın Başkanımızın hiç öyle bir şey dediği yok. Hatta sizin de telefonunuzu verdim. Belki ararlar. Allah Allah, ben dedim bir sürü şoförden böyle bir şey duymadım. Siz de diyorsunuz ki ya hiçbir sorun yok, her şey yolunda . Böyle de bir acayip bir durum var. “Ya hiçbir sorun yok.” diyen bir anlayış varmış. Ne diyorsunuz buna?
Fikri Beran: Ben de yazdım onlara. Benim yazıma gelen cevap benim elimde. Arşivimde hepsi duruyor yazışmalarımız tamamen. “Dikkate alınacaktır.” diye bir cevap geldi.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yaptık değil de yapacağız.
Fikri Beran: Yapmadık ama yapacağız aynen söyledikler o.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sanayi bölgelerinde bu sorun daha da büyüyor değil mi? Siz şimdi Türkiye’nin dört bir tarafına uluslararası alana gidiyorsunuz. Kocaeli bir sanayi kenti, Tekirdağ, İstanbul civarı, Marmara bölgesi oralarda sanırım çok zorlanıyorsunuz çünkü şimdi mesela gelin Kocaeli’ne binlerce tır, limanlar, limanlar genişliyor. Binlerce tır giriyor. Sonra Yıldız Entegre bir haddehane yapacak Kartepe’ye. Oraya da yine binlerce tır girmek zorunda kalacak. Çevreciler mücadele ediyor. Ya artık bu kadar çok oldu . Artık Kocaeli’ne yüklenmeyin, başka yere gidin diyorlar. Şimdi oralara tesis yapılınca el mecbur tırlar geliyor. Bu sefer tır şoförleri de mağdur oluyor, vatandaş da mağdur. Nasıl aşacağız sizce? Hani tır garajlarını da yapmıyorlar. Tam bir çıkmaz sokak var. İçinden çıkılamayacak bir durum var ortada gördüğüm kadarıyla. Var olan zaten yetmiyor ama bunun karşısında daha da limanlar, fabrikalar artınca durum sıkıntıya girecek gibi görünüyor. Ne dersiniz?
Fikri Beran: Sayın Vekilim 81 tane vilayet var. Niye İzmit’e yükleniyorlar? Niye Tekirdağ İstanbul’a yükleniyorlar? Başka illere dağıtsınlar sanayiyi. Avrupa’daki gibi köylerin içinde sanayi var. Biz gidiyoruz sanayinin yolu yok ama oraya adam fabrika kurmuş. Bu sanayiyi bir kere dağıtmalar lazım. Buralara yüklenmemeler lazım. Bu kaldırmıyor artık. Tamam, bunu kabul etmek lazım. Dediğimiz gibi şoför mesleği çok tehlikeli bir meslek. Bunu bizim İLO sözleşmemizde ve NACE koduyla belirtilmiş. Tehlikeli meslek olarak gösterilmiş. Bu şoförlerin bir kere dinç olması lazım, huzurlu olması lazım. Aldığı maaşlar yeterli olması lazım. Bunların morallerinin düzgün olması lazım çünkü ağır yükü bunlar çekiyor. Türkiye’nin ithalatını bunlar çekiyor, ihracatını bunlar çekiyor, sebzesini bunlar çekiyor, meyvesini bunlar çekiyor. Ya bu adamlara yüklendikçe bu adamları maalesef kabinlerde ölmeye terk ediyorlar. Ölüyorlar işte. Söylediğimiz gibi üç ayda altmış tane şoförün ölmesi bunların en büyük delili. Sadece burada da değil sıkıntılar, yurt dışında da öyle. Mesela Bulgaristan’la baş edemiyoruz. Adam oraya koymuş, içeri giriyor, x-ray diyor, hantar diyor, üç yüz euro para vereceksin. Bir palet mal indiriyor, üç yüz euro. Yazık günah, bu devletin milli serveti bu. Üç yüz euroyu oraya niye veriyoruz? Bunu konuşamıyor muyuz? Neden bunu yapıyorsunuz, diyemiyor muyuz? koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti bu kadar aciz mi bunları yaptırmamaya? Gürcistan’da bir yol var, kırk kilometre bir yol. Beş saatte zor gidiyor adamlar. Adam düşse boğulur çukurlara. Oradan geçmeye çalışıyorlar. Azerbaycan iki devlet bir millet diyoruz. Şoförlerimizin çekmediği eziyet kalmadı. Azerbaycan’da rüşvet, fazla paralar, sıralar. Azerbaycan arabasını gönderir, sizi göndermez. Geçen gün bir arabayı aldılar oraya. Hangara çektiler. Yükü pamuk. İndirdiler aşağıya. Yarın gelip düzelteceğiz.. O gece bir yağmur yağdı. Bütün pamuklar suyun içinde. Şimdi bunu yüklediler, geri gönderdiler. Bu adam bu malı nasıl teslim edecek? Biliyorsunuz pamuk suya deydiği zaman pamuk ölür. Ben hemen konsolosluğa yazdım bu konuyu. Orada dikkatlerini çektim. Burayla ilgilenin bakın burada böyle böyle bir hadise oluyor. Ama ne cevap ne bir şey var.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Büyük bir boşluk var diyorsunuz. Ciddiyetsizlik var devlet kurumlarında.
Fikri Beran: Bir kere yurt dışındaki konsolosluklarımızın Türk şoförüne, Türk milletine sahip çıkması lazım. Orada garip bırakmaması lazım. Burada vatandaşın bir sıkıntı çekiyorsa ona sahip olması lazım. Konsolos gönderiyoruz. Ticari ateşe gönderiyoruz. Efendim hukuk müşaviri gönderiyoruz. Her şeyimiz var. Neden gidip orada konuşmuyorlar? Bunların haklarını aramıyorlar. Bakın burada bir yabancı bir şey olsa konsolosluğa gidiyor anında bizim Türkiye’yi ayağa kaldırıyorlar. Biz niye pasif kalıyoruz yurt dışında?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yurt dışında şoförlerimizin uğradığı mağduriyetlerde devlet yetkililerin konsolosluğu büyükelçilikler son derece yetersiz diyorsunuz.
Fikri Beran: Son derece yetersiz. Sahip çıkmıyor bana. Var bir iki tane çalışan ilgilenen mesela Bulgaristan Konsolosluğu, Filibe Konsolosluğumuz var. Yardımcı oluyorlar. Mesela cenaze oldu birkaç tane. Hemen rica ettik. Aynı gün cenazemizi aldırdılar buraya gönderdiler. Çalışan da var. Onları da tenzih ederek söylüyorum. Allah razı olsun onlardan. İlgileniyorlar. Bizi kırmıyorlar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Şoförlerin çok şikayetçi olduğu bir konu da takograf meselesi. Ben mesela D100’deki bu kaza yerine gittiğimde baktım, kazanın olduğu yerde bir tır daha duruyor. “Dün burada bir kaza oldu kardeşim. Niye burada duruyorsun? Burası doğru bir yer değil.” Dedim. “Vekilim ben tako süresini doldurmaya çalışıyorum. Mecburen burada beklemek zorundayım.” dedi. Sonra başka şoförlerle de konuştuk. Takograf meselesi çok büyük bir sorun olarak karşılarına çıkıyor. Bu takograf meselesi, ayrıca işverenin şoförlere karşı muamelesi bunları bir anlatın.
Fikri Beran: Günde 9 saat araç kullanabilirsiniz. Haftada 2 kere 10 saat araba kullanabiliyorsunuz. Her 4.5 saatte bir 45 dakika mola vermeniz gerekiyor. Bu molayı verecek parkınız olmazsa ne yaparsanız? Olduğu yerde durmak zorundasınız. Çok ağır cezaları var bunun. Eğer bir de yurt dışına giriyorsa daha büyük cezalar var orada bu arabaların. Şimdi bu takoyu bozmaması için mecburen yol kenarında durmak zorunda bu arkadaş. Eğer durmazsa, yürürse bu arkadaşımız hem takodan ceza yediği gibi bir de ceza puanı yiyor. Ceza puanını yediği zaman, 100 ceza puanı dolduğunda ehliyeti iptal oluyor. Bu adam zaten asgari ücretle çalışan bir adam bu adam. Asgari ücretini de kesiyor adamın bazı firmalar. Bu vatandaşlarımızın maaşları olmazsa ailelerini, çocuklarını nasıl geçindirecekler? Bunu hiç düşünmüyorlar. Bir kanun çıkarken önce altyapısı hazırlanır. Her şeyini hazırlarsın, denersin, kontrolünü yaparsın. Bu iyi midir, değil midir? Ondan sonra bunu uygulamaya koyarsın. Bizde öyle bir şey yok. “Yaptım oldu gitti.” Yaptılar şimdi kaç tane arkadaşımızın şu anda ceza puanı var. Ehliyeti iptal. İntihar edenler de oldu, duymuşsunuzdur. İki tane arkadaşımız 480 bin lira ceza puanı doldu diye intihar etmişlerdi. Basına yansıdı bunlar. Tako sorunu büyük sorun. Yine geliyoruz parklara. Park olması lazım. Her 2-2.5 saatte tırların durabileceği çok geniş, en az 200-300 tır alabilecek büyük parkların yapılması lazım. Aynı zamanda her aşağı yukarı 5-6 kilometrede bir cep parkı olması lazım çünkü bu arabalar insan yapısı. Allah yapsın değil. İlla ki bir şekilde bozuluyor. Bir şeyler oluyor. Lastiği patlıyor. Cep parkları bunların kurtarıcı yeri olacak. Bunlar olmadan olmaz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bu konudan sorumlu kurumlar, karayolları yapılmış, yer yok gibi mazeretlere mi sığındı? Neden yapmıyorlar? Para mı yok? Nedir mesele ? Bu kadar her şey ortadayken, yer yok, araç diken, bu vurdumduymazlık nedir? Mesele çok net ortada. Azalacak gibi değil liman tesisler küçülmüyor, büyüyor. Tır sayısının azalacak bir hali yok. En azından olduğu kadarıyla kalacak ama büyük ihtimalle artacak. Bu artış da ister istemez kazaları getiriyor. Şimdi bu tamamen bir çıkmaz sokağa girmiş durumdayız. Ne diyorsunuz? Çıkmaz sokaktan nasıl çıkacağız?
Fikri Beran: Bütün vekiller bunu artık göz önüne alarak mecliste bunlara baskı yapacaksınız. Bu şoförlerin, bu insanların hatta bütün şehirlerdeki insanların da bu muzdaribini kurtaracaksınız, şoförlerin de bu sıkıntısını kurtaracaksınız. Biz şimdi mecliste siz varsınız. Bakın yurt dışında çalışan şoförlerin vize problemini biliyorsunuz. Otuz yıldır, kırk yıldır şoförlük yapan insanlar vize alamıyorlar. Vizeleri ret geliyor. Şimdi firmalar ne diyor? Şoförler vizeli gel diyor. Vizeli şoför istiyor firmalar. Vizesini alanı alıyor işe. Öbürleri vatandaş değil mi? Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı değil mi? Onlar ne yapacak? Devlet olarak biz niye varız? Bunların bu vize sorunu neden çözmüyoruz? Şimdi Türkiye’deki yabancı sermaye, burada fabrikalar yok mu bu adamların? Bunların ürünlerini biz getirmiyor muyuz? Bunların fabrikalarının ham maddelerini biz taşımıyor muyuz? Ne yapalım , gümrükleri kapatalım mı? Bir hafta on gün kapatalım, felç mi edelim ülkemizi,? Bunları defalarca haykırıyoruz, söylüyoruz . Bunların yapılması lazım.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Sizin meclise de sunduğunuz bazı teklifler var, yasalaşmasını istediğiniz hususlar var. Aynı zamanda da işveren ve şoförün arasında da sıkıntılar var gördüğümüz kadarıyla. İşveren tabii daha çok para kazanmak istiyor. Şoförü daha çok çalıştırmak istiyor. Şoförün bir insani durumu var. Biraz dalgınlaşınca uykusu geliyor kazalar oluyor. Nedir buradaki sıkıntı?
Fikri Beran: İşe girerken benim bildiğim bir işyerine başladığın zaman bir iş akdi olur. Yaparlar, iş akdini okuturlar, imzalarsınız. Bir nüshası sizde kalır, bir nüshası firmada kalır. Böyle bir şey bizim şirketlerimizde yok. Akidi imzalatıyorlar ama ne yazdığını kesinlikle okuyamıyorsun. Sana da bir şey vermiyorlar, bilmiyorsun. Tek taraflı akitte işe başlıyorsun. Bir de senet alıyor senden. Açık senet veyahut da yüksek meblada bir senet. Yarın bir gün işi bıraktığın zaman zaten şoför kıtlığı var Türkiye’de. Şu anda şoför bulamıyor. Bütün şoförlerimizin çoğu Avrupa’ya kaçtılar. Bu şoför çıkmasın diye işten ayrılacağı zaman bu sefer icraya veriyor adamı. Bir de mahkemelerle boğuşuyor, icralarla uğraşıyor. Özellikle Mersin firmalarından bahsediyorum burada. Şoförlere paralarını vermiyor. Asgari ücret hiç vermiyormuş. Bana günde hiç gelmezse on tane şikayet geliyor. “Başkanım ben para paramı alamıyorum.” diye daha önce de söylemiştim size. Adamın bacağını kestiler ya. Para gönder. Adam hasta parasız kalmış burada yolda Gürcistan’da. Adamın bacağını kestiler. Para göndermedi şoför gönderdi bacağı kesildikten sonra.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: işveren yaralı hasta insana para göndermedi tedavi olamadı. Bacağı kesildi.
Fikri Beran: Ona bir şoför gönderseydi, Türkiye’ye gelseydi belki çaresine bakacaktı adam ama göndermedi orada, kaderine terk etti. Adam yalvarıyor orada, “Şoför gönder.” Diyor. Benim elimde mevcut bunlar. WhatsApp yazışmaları var. En sonunda bacağını kestiler, şu anda hukuk mücadelesi veriyor adam, mahkemeye ver. Seni gönderiyor bir sefer yola, “Git, gel.” Diyor. Alacağın var 300-400 dolar. Diyor ki: “Bir sefer daha git de veririz gelince.” Bir daha gönderiyor adamı. Diyor ki: “Geldim ben burada kapıdayım.” “Gel buraya kadar.” Diyor. “Gelemiyorum param yok.” diyor. O zaman şoför gönderiyor “Bırak arabayı orada.” diyor.Adamın hakkı da gitti. İkinci seferin parası da gitti. Böyle firma sahipleri de var sayın vekilim.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: İşveren de şoförü çok çalıştırmak istiyor, fazla çalıştırmak istiyor.
Fikri Beran: 69 yaşına kadar yükselttiler. 69’dan gün alınca ehliyeti alıyorlar. Şimdi bizim öyle insanlarımız var ki şu anda mağdur ama çakı gibi adamlar. Doktor raporuyla buna versene. Adam çalışamıyor, evini geçindiremiyor. Hayat şartları çok zorlu. 75 Yaşına kadar uzat. Avrupa’da 80 yaşında adam tır kullanan var. Doktor raporuyla tam teşekkürlü bir hastaneye gönder. Bu adamın sağlığı yerindeyse. Psikotekniğini alsın, ehliyetini alsın, imtihanına girsin, adamı niye engelliyorsunuz ya? Sürsün 75 yaşına kadar işini evini geçindirsin. Bak evini geçindiremeyecek hale geldiler, perişanlar bu adamlar. Tamam hastaysa adamı gönderme yola. Al ehliyetini. Doktor raporundan geçir ama sağlamsa adamın hiçbir sıkıntısı yoksa niye çalışmasın bu adam? Zaten şoför bulamıyorsun bak.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Zor bir iş tır şoförlüğü uzun yollar gidiyorsunuz, ağır bir araç ve her türlü sorun çıkabiliyor ancak bazen belli bir hızla gitmesi gereken tırların sol şeritlere çıktığını da görüyoruz. Bu da bir sıkıntı oluşturuyor. Bu konuda ne diyorsunuz?
Fikri Beran: Önce burada küçük araçları eğitmeniz lazım. 4 şeritli yolumuz var mesela gidiyor birisi 60’la gidiyor 2. Şeritteki de 60’la gidiyor 3. Şeritteki de 60’la gidiyor 4. Şeritteki de 60’la gidiyor tır 88 kilometrede 88’de regülatör kapatıyor araba gidemez fazla bunu otomatik olarak fabrika ayarlamış. Bu adam 60’la gidiyor bunu geçecek bu adam zamanla yarışıyor geçmesi lazım sen yolu kapatırsan bu adam nereden geçecek? Önce bu küçük arabaları eğitmemiz lazım. Bu otoyolları kullanmayı öğretmemiz lazım. Eğitmemiz lazım bunları. Trafik eğitimi ilkokul sınıfından başlaması lazım Türkiye’de. Bakın Avrupa’da böyle bir sorun oluyor mu? Bizim sağ şerit tamamen boş. Herkes sol şeritte. Neden? Sol şerit geçiş şerididir. Buradan geçeceksin. Arabayı sollayıp tekrar sağa geçeceksin. En sağdan gideceksin. Burası İngiltere değil. Trafik sağdan gidiyor. Bir kere bunu düzeltmemiz lazım. Bunu trafikçilerin de öğrenmesi lazım. Hiçbir şey yapamıyor musunuz? Getirin Almanya’dan birkaç tane polis, öğretsinler. Sürücü kurslarına öğretsinler, karayollarına öğretsinler, trafikçilerimize öğretsinler. Bak bu trafik böyle olur desinler. Adamları görüyorsunuz ya. Yolda kaynak yapıyor. Gireceği yerde hemen transit giden adam çıkış yoluna giriyor, oradan geri giriyor yola. Bunları bir öğrenmek lazım. Bu yolları kullanmayı öğretmek lazım. Bu çizgiler ne işe yarıyor, bunu öğretmek lazım. Hiç kimse kurallara uymuyor. Uymayınca bu tırcılar zamanla yarışıyorlar. Kimisi sebze çekiyor, kimi ilaç getiriyor, kimisi gübre getiriyor. Herkesin bir görevi var . Fabrikalara malzeme taşıyor. Bunların zamanla yarıştığında öndeki adam bilmiyor. 50 ile önünde gidiyor. Ne yapsın bu adam? 3’ü de aynı giderse adam 4. şeride geçip geçmesi lazım o adamı. Gitmesi lazım. Arabalar eski araba değil. Şimdi yeni arabalar son derece güvenli. Kaç tane fren sistemi var. Bu arabalar taksilerden daha güvenli. Onun için bunları bırakın bazı yerlerde 50 kilometre artık bunlar geçti. Eskide kaldı bunlar. Bırakın adam gitsin yoluna. Açın yolunu.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yol güvenliği açısından durum nedir? bazen böyle ani kar bastırınca kayma olayları çok oluyor. Karayollarının gecikmeleri mi oluyor? Ne oluyor? Bir tuzlama eksikliği mi oluyor? Bazen bakıyorsunuz ani bir kar bastırıyor, yol felç olmuş, bütün tırlar kaymış. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını! Ne oluyor buralarda ?
Fikri Beran: Karayollarının hizmet etmesi lazım. Bunu belediyelerle entegre olarak o buzları anında çözmeleri lazım çünkü gerçi şimdiki arabalar öyle pek kayacak arabalar değil. ABS sistemi var, ASR sistemi var. Artık son derece teknoloji gelişti ama yine de o buzu kaldırmak lazım. O buzu anında kaldırmak, eritmek lazım güvenlik açısından, sürat açısından çünkü zamanla yarışıyoruz. Artık zaman devri. Her şey çabuk olması lazım. Adamların bütün işi zamanla dönüyor. Alınan bir malı anında yerine yetiştirmeniz gerekiyor. Bu malın yerine yetişebilmesi için karayollarının da görevini yapması lazım. Belediyelerinde en azından ana arterleri açmaları gerekiyor, eritmeleri gerekiyor. Bunları, anayolları, transit yolları açmaları gerekiyor. İş herkese düşüyor. Bütün kurumlar el ele, el birliğiyle entegre olunup bunlara yardımcı olmaları gerekiyor. Burada dediğimiz gibi büyük sıkıntılar var. Büyük dertler var. Bu dertleri bir an önce çözmemiz lazım el birliğiyle ama yine dediğim gibi iş size düşüyor çünkü oraya sirayet edebilecek sizlersiniz. Bizim sözümüzü dinlemiyorlar. Biz ne yaparız en fazla? Daha da olmazsa bir eylem yoluna gideriz. Bunu da buradan açıkça söyleyeyim . Ne yaparız? Gideriz 5 gün hastaneye çıkarız. Kontaklarımızı kapatır, hastaneye gideriz. Bu işlerin çözülmesi lazım.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Yasal düzenlemeler gerekli diyorsunuz ve sanırım sizinle önceden konuştuğumuzda da söylediniz. NATO zirvesi derken biz fırsat bulamıyoruz mecliste acil ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz bir türlü diyerek şikayet ediyordunuz.
Fikri Beran: Kanun teklifi için meclise gelecektik. butlan davası çıktı, NATO çıktı. Şimdi gitsek oraya biliyoruz. Elimiz boş döneceğiz çünkü hiçbir şeye bakılmayacak. Şimdi meclis kapanmak üzere. Onun için ne yapacağız? Yine erteleyeceğiz. Bu ama bu kanun teklifinin mutlaka çıkması lazım. Bu şoför ölümlerini durdurmamız lazım. Bu haksızlıkları, bu hukuksuzlukları durdurmamız lazım. Bu mahkemelerin geç işleyişini durdurmamız lazım. 9 sene bir iş mahkemesi nedir? Bu adamın aldığı bağış belli zaten. Bilirkişiyi tutmuş göndermiş. Birinci bilirkişiyi, ikinci bilirkişiyi, üçüncü bilirkişiyi, hala istinafta ne uğraşıyorsun bu adamla? Bu adamın aldığı para belli kardeşim. Bunun bir rayiçi olmalı. Bu işi bir tabana yaymalıyız. Tır şoförü bugün belli bir maaş almalı. Gidiyoruz harcırah veriyorlar. Asgari ücret veriyor. Adamın harcırahı zaten Kapıkule’de eriyor, bitti. Sen buna bir maaş ver, o zaman beklesin. Kapıkule’de on gün mü yatırıyorsun? On gün yatsın o adam. Maaşını bilsin adam. Maaş yok. Ne kazanacağını bilmiyor. Bunları bir kere çözmemiz lazım. Bunların, şoförlerin mutlak surette bir taban fiyatı belirlenmesi lazım. Çalışma Bakanlığı bunu belirlemesi lazım. Sonra asgari ücretten nasıl yatırıyorsun sen sigorta primi? Bu adam profesyonel çalışıyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Siz uluslararası alanda da çalıştınız Sayın Başkanım. Bunu diğer ülkeler nasıl çözmüş?
Fikri Beran: Diğer ülkelerde saygı var, denetim var, denetleme var. Denetleme diye bir husus var. Şikayet ettiğiniz zaman anında işleminiz hemen yürüyor. 9 Sene mahkeme orada sürmez. En fazla mahkeme 1-2 ayda biter, 3 Ayda biter çünkü rayiçi belli bu arabanın. Mahkemeye verilmiş iş mahkemesine, tazminat davası açıyor. Asgari ücretten gösteriyor şimdi. Asgari ücret tamam. 28 bin lira. Bir de harcırahı var bu adamın. 500-1000 € arasında gittiği yola göre harcırah alıyor. İngiltere’ye gitti. 1500 € para alıyor şimdi. Asgari ücretini de koy, tamam. Buna inanmıyorsan bilirkişiye gönderiyorsun zaten. İki ayda bilirkişiden sonuç geliyor. Bakarsın ona. 9 sene niye uzatıyorsun bunu ya? Sebep ne? Neyi öğrenmek istiyorsun daha başka? Biz aynı zamanda bilirkişi raporu veriyoruz dernek olarak, mahkemelere. Ben 40 sene yaptım bu işi, biliyoruz, içinden geldik. Bunu söylüyoruz ama bunun uzatmanın da bir alemi yok ki. Yazıktır, günahtır. Mecliste bunların duyulması lazım. Bunların görünmesi lazım. Size söylediklerimizi meclistede duymak istiyoruz. Meslek yasamıza desteğinizi bekliyoruz.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kanun teklifinizin komisyonlarda görüşmesi bekliyorsunuz.
Fikri Beran: Yazıktır, günahtır bu ölümleri durduralım. Bu şoförler yazık kabinlerinde ölmesinler. Çocukları yetim kalmasın. Aileleri parasız kalmasın. Perişan olmasınlar.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Gerçekten çok önemli birçok vakada bakıyorsunuz bir düzeltilmeyen hata sinyal verdiği halde bu hatanın düzeltilmemesi insanların ölümüne veya cezaevine girmesine neden oluyor ve çok büyük sorunlar açılıyor, davalar açılıyor. Batıda bunlar düşük oranda ama Türkiye çığırından çıkmış durumda. Batıya çok yüklenme var. Sanayi tesisleri işin için den çıkılmaz hal alıyor. Yetkililerin bir bürokrat edasıyla “Bakacağız edeceğiz hiçbir sorun yok. Tamam işte.” gibi üslupları da üzücü oluyor tabi. Biz çünkü sahayı görünüyoruz milletvekili olarak. Siz işin içindesiniz. Halk bundan mağdur oluyor, şoförler mağdur oluyor ama gereken duyarlılık yok maalesef. Biz bunları mecliste gündeme getireceğiz.
Fikri Beran: Çok yoğun olan kapılarımıza birer ambulans ve sağlık kabini istiyoruz. Bunu ihmal etmeyelim çünkü çok adamlarımız kapılarda vefat ediyor. Orada ambulans gelene kadar adam gidiyor. Özellikle bunu istirham ediyoruz size.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Kalp krizi ve benzeri anlarda acil müdahale gerekiyor ve tabi o sıcaklar, stres, yorgunluk, uykusuzluk bunlar da Allah korusun kalp krizini etkileyen hususlar.
Fikri Beran: Kalp krizi, beyin kanaması, yüksek tansiyon, düşük tansiyon ölüme neden oluyor.
Ömer Faruk Gergerlioğlu: Bunları gündem edeceğiz. Tır şoförlerinin sıkıntılarını gündem ettiniz. Çok önemli bir kesim. Biz yer yer eleştiriyoruz, yer yer sorunları gündem ediyoruz ama derdimiz çözüm yapmak,. Derdimiz bu. Var olan içinden çıkılmaz şu halde, içinden çıkmaya, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Hiç kimse masum değil veyahutta herkes haksızlıkta denemez ama eğer ki vatandaşları, şoförleri mağdur eden bir sistem sorununa dönmüşse bunu bir şekilde halletmemiz lazım çünkü bundan herkes mağdur oluyor. Hiç kimse bundan alim değil. Böyle diyoruz ve programımızı burada bitiriyoruz. Sayın Başkanım çok teşekkür ederiz. Tüm vatandaşların, haseten tır şoförü arkadaşların bu programı takip etmesini istiyoruz çünkü Sayın Başkanımız 35 yıllık tecrübesiyle ulusal ve ulusal arası alanda yaşadıkları tecrübeleri de birleştirerek sorunları anlattı ve çözüm yollarını da gösterdi. Meclis’e sunduğu teklifleri ve yasalaşmasının istediği hususları da bize iletti. Biz de üzerimize düşen görevleri yapacağız ve şoför esnafının sıkıntılarını gidermeye çalışacağız.
Trafikteki sıkıntıları her kuruluşla, kurumla konuşacağız. Ben program öncesi bahsettiğim gibi trafik yetkilileri, karayolları, genel müdürlük, Ticaret Bakanlığı, tır şoförleri ile konuştum ve Sayın Başkanımız ile konuştuk. Bugün de programımızı burada bitiriyoruz haftaya Salı günü saat 21.00’da buluşana kadar hepinize hayırlı akşamlar. Hoşça kalın.



























Yorumlar