1 Eylül 2026

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kocaeli’de düzenlediği basın toplantısında tarihi mesajlar verdi. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü yolunda Meclis çatısı altında sağlanan uzlaşmaya dikkat çeken Gergerlioğlu, “Yeter artık, Êdî bes e! Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün Türk’ten başka çaresi yoktur” dedi.

“Bin Kilometrelik Yolun İlk Adımı Atıldı”

Konuşmasında Türkiye’de son iki yıldır çatışmasızlık ve barış ikliminin hâkim olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, geçmişte ödenen ağır bedellerin ardından yakalanan bu fırsatın heba edilmemesi gerektiğini vurguladı. Siyasi liderlerin inisiyatif alarak kritik bir eşiği aştığını belirten Gergerlioğlu, “Ulaştığımız yer bir son değil; bin kilometrelik barış yürüyüşünün ilk adımıdır. 86 milyon yurttaşımıza ve tüm Kocaeli halkına sesleniyorum: Gelin ayrımcılığı ve ırkçılığı reddedelim; eşitliğe, insan haklarına ve adalete dayalı demokratik bir hukuk devletini hep birlikte inşa edelim” diye konuştu.

“Meclis’teki 467 Kabul Oyu Tarihi Bir Mutabakattır”

TBMM’de kabul edilen çerçeve yasaya işaret eden Gergerlioğlu, parlamento tarihindeki en geniş tabanlı uzlaşmalardan birinin sağlandığını ifade etti:

“8 yıldır milletvekiliyim; Meclis’ten 467 gibi ezici bir çoğunlukla geçen başka bir yasa görmedim. Farklı siyasi partilerin bu denli güçlü desteği, toplumun çatışmadan değil barıştan yana olduğunu tescillemiştir. Ülkenin kıt kaynaklarının silaha değil, üretime, tarıma ve istihdama aktarılacağı bir geleceği el birliğiyle kurabiliriz. Silahların devrinin kapandığı, PKK’nin kendini fesih sürecini ilan ettiği ve iki yıldır kanın akmadığı bu yeni dönemi herkes sahiplenmelidir.”

Bürokrasiye Çağrı: “Milletin İradesine Engel Olunmasın”

Devlet Bahçeli’nin DEM Parti Eş Genel Başkanlarına el uzatmasıyla ivme kazanan sürecin Meclis güvencesine kavuştuğunu kaydeden Gergerlioğlu, güvenlik bürokrasisine de seslendi:

“Bu mutabakat doğrudan doğruya milletin ve Meclis’in iradesidir. Hiçbir kamu görevlisi veya güvenlik bürokrasisi ‘Benim kafama yatmıyor’ diyerek sürece set çekmeye kalkışmamalıdır. Bayramlarımızı, Nevrozlarımızı engellerle değil; kardeşlik ve huzur içinde kutlamalıyız. Kurulan komisyonlar ve mekanizmalar eksiksiz işlemeli, diyalog kanalları sonuna kadar açık tutulmalıdır.”

“Taziyelerde Ağlamak Değil, Düğünlerde Gülmek İstiyoruz”

Cezaevlerinde düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında mahkûm edilen on binlerce yurttaşın tahliyesinin toplumsal barışa büyük ivme kazandıracağını dile getiren Gergerlioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Cezaevlerindeki insanların toplumsal yaşama katılması Türkiye için bir zafiyet değil, aksine büyük bir güç ve kazanımdır. Biz artık gencecik evlatlarımızın ölüm haberlerini almak, taziyelerde gözyaşı dökmek istemiyoruz; düğünlerde birlikte gülmek istiyoruz. Hakkı gasbedilenlerin hakkının teslim edildiği, intikamın değil kucaklaşmanın esas alındığı bu iklimi büyütmekte kararlıyız. Kocaeli’den tüm Türkiye’ye çağrımızdır: Gelin hep birlikte barışın önündeki engelleri kaldıralım.”

Ömer Faruk Gergerlioğlu:

Teşekkür ederim sayın başkanım. Değerli basın mensupları, değerli izleyiciler, hoş geldiniz. Bugün tabii önemli bir gün: 1 Eylül Dünya Barış Günü. Bu vesileyle toplanmış durumdayız ve ilimizde de bir barış esintisi, bir barış rüzgârı, bir barış çağrısı oluşturmak istiyoruz. “Yeter artık” diyoruz, “Êdî bes e” diyoruz. Artık buna Türkler de alışsın; “Yeter artık”ın Kürtçesi “Êdî bes e”. Hepimiz burada kardeşçe yaşayacağız. Birbirimizin kültürüne, örfüne, kimliğine saygı duyarak yaşayacağız. Bundan rahatsız olmayacağız. Hep birlikte yaşamaya devam edeceğiz, bu topraklarda barışı inşa etmeye devam edeceğiz sevgili arkadaşlar.

Çok acılar gördük, çok kanlar, çok gözyaşları döküldü; maalesef yaşandı bunlar. Biz hep “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” dedik. Dilimize pelesenk ettiğimiz bir cümleydi ve bunda samimiydik. Bu uğurda Türkler, Kürtler, gençler, çocuklar, anneler, babalar büyük zararlar gördü. İnsanlar üzüldüler. Barış gerçekleşmeyince toplum maalesef bunun bedelini ödedi.

Şu anda biliyorsunuz, son iki yıldır Türkiye’de önemli bir barış rüzgârı esiyor. Yine “Olmaz, başaramayız, olmayacak” nidaları yükseldi ancak her şeye rağmen siyasi liderler kendileri açısından önemli bir risk aldı ve gelinen noktada önemli bir yere ulaştık. Ulaştığımız yer son nokta değil; bin kilometrelik bir yolun ilk adımı, gerçekten böyle. Bu toplumda gerçek anlamda barışı tesis etmek için hepimizin uğraş vermesi lazım. Bu süreç garipseyeceğimiz, dışlayacağımız, ötekileştireceğimiz bir süreç olmamalı. Bunu tüm halkımıza söylüyoruz; 86 milyona, Kocaeli halkına söylüyoruz: Gelin hep beraber bu topraklarda kardeşliği, güzelliği, insanlığı, vicdanı ayağa kaldıralım. Ayrımcılıktan uzaklaşalım, ırkçılığı reddedelim ve demokratik bir hukuk devletini kuralım arkadaşlar. Bu zor değil, bunu hep birlikte başarabiliriz.

Zaten son yıllarda bu konuda çeşitli denemeler yapıldı. Belki birinci çözüm sürecinde bu mesele bitseydi çok güzel olurdu; bitmedi. Bitmedi de iyi mi oldu? Bir sürü insan öldü, bir sürü zarar gördük. Biz Meclis’teyiz; maalesef ki bütçenin en büyük kalemi hep silahlar oldu. Ülke olarak çok zengin bir ülke değiliz, ekonomik sorunlarımız var. Bütün bunların yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde silaha bütçelerden çok para ayırdık. O silahlar yerine fabrikalar, tarım alanları ve işsizliği bitiren projeler kurabilirdik. İnşallah bundan sonrasında hep birlikte bunu başarabiliriz sevgili arkadaşlar.

Önemli bir irade oluşmuş durumda. Bu irade iktidar, İmralı ve diğer tüm siyasi güçler arasında devam etti ve genel bir mutabakat oldu. Her kesimin de mutabakatı oldu ve sonunda bir çerçeve yasa çıktı. Bu gerçekten önemli bir iradeydi, herkesin buna saygı duyması gerekiyordu. Şu anda Kürt sorunu dediğimiz zaman habire “terörist, teröristbaşı” nidaları yükseliyordu; insanlar suçsuz yere cezalandırılıp hapse atılıyordu. Umarım bundan sonra bu tür şeyler olmaz. En basit, sıradan hak talepleri terör diye tanımlanıyordu; özgür düşüncenin ve konuşmanın önü kapatılıyordu. Biz Kocaeli halkına diyoruz ki: Gelin hep beraber konuşalım arkadaşlar. Biz kimseyi ötekileştirmiyoruz. Tüm acılarımıza, tüm yaralarımıza rağmen ne bir kinimiz ne bir intikamımız var. Sadece ve sadece barış diyoruz; adaletin, eşitliğin gerçekleştirileceği barış diyoruz. Herkes birbirine böyle bakmalı, böyle bir iklime geçelim diyoruz.

Belki şu ana kadar çok siyasi kavgalar, çatışmalar yapıldı; gözyaşları, kanlar aktı ve sonunda Türk’e de Kürt’e de yaramayacak bir ortam çıktı ortaya. Yaramıyor arkadaşlar; ayrımcılık, ırkçılık, ötekileştirme hiçbirimize yaramıyor. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demekle kimse kurtulamıyor, o yılan bir gün size de dokunabiliyor. Burada ayrımcılığı mübah görebiliyorsunuz, bir bakıyorsunuz Avrupa’ya gittiğinizde size yapılıyor. Demek ki kavramsal olarak buna karşı çıkmak lazım. Bu uğurda çok bedeller ödendi; birçok siyasetçimiz hapislere girdi, birçok özgürlük insanı büyük bedeller ödedi.

Gelinen noktada biz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir yasa çıkarmayı başardık hep birlikte. 467 kabul oyuyla… Bakın, Meclis’te farklı partilerden çok büyük bir toplulukla çerçeve yasaya “evet” oyu çıktı. Bu öyle kıl payı kabul edilen bir yasa değil. Ben 8 yıldır Meclis’teyim, bu denli güçlü bir şekilde çıkan başka bir yasa olmadı arkadaşlar. Bu da bu işin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin en önemli meselesinde en büyük mutabakatı yakalamış durumdayız. Bu çok önemlidir. Biz hep söyledik; bu ülkenin yıllardır en büyük meselesi Kürt meselesiydi. Çözülemediği için ülke zarar görüyordu, kanlar dökülüyordu ve bir an evvel halletmemiz gerekiyordu. Bu en büyük meselenin çözümü işte böyle büyük bir oy oranıyla oldu. Bu hepimiz için büyük bir kazançtır. Gelin bunu çıtayı yükselterek daha iyileştirelim, daha iyi bir yere götürebiliriz sevgili arkadaşlar.

Tüm Kocaeli halkı bunu yapabilir. Partimiz tüm Kocaeli’ye yönelik çok güzel bir barış çağrısı yapıyor; bunu da 1 Eylül Barış Günü’nde yapıyor. Gelin ey Kocaeli halkı; en sağdan en sola kadar tüm farklı kesimlere yönelik bu çağrımız: Eski Türkiye’yi bırakalım arkadaşlar. Ortadoğu’da kan gölünü tercih etmiyoruz; Ortadoğu’da demokratik, modern bir hukuk devletini hep birlikte inşa etmeyi teklif ediyoruz. Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün Türk’ten başka çaresi yok! Bunu çok net olarak hepimiz kabul etmeliyiz.

Yıllardır bu ülkede varlığı bile reddedilen Kürtler, Kürtçe, Kürt kimliği bir gerçek. Bu topraklarda en az 20-25 milyon Kürt var; Suriye’de, Irak’ta, İran’da, çevre ülkelerde var. O halde sadece Kocaeli değil, sadece Türkiye değil, Ortadoğu halkları Kürtlerle en iyi ilişki içinde yaşamalı; kimliğine saygı duymalı, asimilasyon politikaları uygulamamalı ve bu bir başlangıç olmalı. Daha iyiye gitmeliyiz arkadaşlar.

Evet, biz yıllardır söyledik; ülkede bir silah gerçeği vardı ama silahın bir çare olmadığı, silahlara veda edilmesi gerektiği zaten ortadaydı. Bu konuda iktidarın bir adımı yoktu; sonunda Sayın Devlet Bahçeli partimizin Eş Genel Başkanları Sayın Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları Oruç’a bir el uzattı. Biz bu eli havada bırakmadık, bu ele cevap verdik ve bir süreç başladı arkadaşlar. “Bitmez, olmaz” dendi; “Böyle bir süreci tanımıyoruz” diyen kamu görevlileri bile oldu. Bütün bunlara rağmen süreç, milletin seçtiği milletvekilleriyle Meclis’te bir yasayla kabul edildi.

Biz bundan sonrasında güvenlik bürokrasisine de buradan bir hatırlatma yapalım: Nevrozlarımız kutlanıyor, bakıyorsunuz lüzumsuz engellemeler yaşanabiliyordu. Yaşanmasın bunlar arkadaşlar. Bayram günlerinde üzücü şeyler konuşmayalım, güzel şeyler konuşalım. Güvenlik bürokrasisi de bu sürece engel olmasın. Bu milletin kararıdır; “Benim kafama yatmıyor, ben engel olacağım” demesin kimse, çok net söylüyorum. 467 milletvekili; hangi kesimden olursa olsun, siyasi görüşünü beğenmeyebilirsiniz ama her farklı kesimden milletvekili bu oylamada “evet” dedi.

Şimdi bundan sonrasında yapılması gereken çok daha önemli işler var. Kurullar oluşturuldu, her farklı kesimin bu kurullara katılımı gerekiyor. Sadece birilerinin konuşmasıyla yetmiyor; İmralı’nın daha özgür konuşması ve bu noktada herkesin kulak kabartması gerekiyor. Çerçeve yasa iki yıldır kan akmamasını sağladı, bundan güzel bir şey olabilir mi? Daha iyi bir Anadolu coğrafyasını sağlamak çerçeve yasadan sonrasıdır, bunu başarabiliriz. Silahlar durdu, PKK kendini feshedeceğini açıkladı; belli bir süreç ve yasanın uygulanmasını herkes bekliyor.

İnanın ki ben cezaevlerini ziyaret ediyorum; mahpuslar sürecin bir an evvel gerçekleşmesini istiyor. “Kürtçe konuşmak istiyorum” demiş, Kürt meselesiyle ilgili bir şey söylemiş; 10 yıldır yatan erkek, kadın mahpuslar var. Bir 10-15 yıl daha yatacaklardı, en azından bir özgürlük imkânı çıktı. Düşüncesinden dolayı yatan herkes için özgürlük olmalı ve bunun bir başlangıcı olmalı. O yüzden bakın biz diyoruz ki, 45 bin kişinin cezaevlerinden çıkması Türkiye’ye bir artı kazandırır arkadaşlar. Artıdır, eksi değildir; Türkiye’yi daha güçlendirir. O insanların sosyal hayata katılması, güçlü Türkiye’ye destek vermesi kadar güzel bir şey var mı? Bütün bunlar gerçekleşecek inşallah, çerçeve yasanın gereği de olacak. Yurt dışından da insanlar ana topraklarına, ana yurduna dönecek tabii ki. Bu süreci hep beraber benimsemeliyiz, tekere taş koymamalıyız. Süreci daha iyiye nasıl getirebiliriz, bunu konuşmalıyız.

Bugün gencecik insanların taziyelerini değil; bakın vefatları yıllar sonra açıklanan PKK gerillalarının cenazeleri, taziyeleri yapılıyor. Bunlar eski Türkiye’de kalması gereken şeyler. Biz evlatlarımızın ölmesini istememeliyiz arkadaşlar; ne Türk ölsün ne Kürt ölsün. Taziyelerde ağlamak istemiyoruz, düğünlerde gülmek istiyoruz arkadaşlar! İşte o yüzden bugün tüm Türkiye’ye ve Kocaeli’ye bir barış çağrısı yapıyoruz ve bu noktada son derece samimiyiz. Kocaeli medyamız ve ulusal medyamız aracılığıyla da bunu duyuruyoruz.

Bu süreç yürüsün sevgili arkadaşlar, çerçeve yasa daha da genişlesin. Hiç kimseye zararı yok. Hakkı gasbedilenin hakkının iade edilmesinde ve onun da öfkeyle değil sevgiyle tüm Türkiye nüfusunu kucaklamasında hiçbir zarar yok; aksine son derece güzel bir iş. Kardeşlik, dostluk, birbirini kucaklama kadar güzel kavramlar yok. Biz böyle bir başlangıç olsun istiyoruz. Değerli eş genel başkanlarımızın dediği gibi, Kocaeli’nde her kesimden insanı ve kurumu ziyaret etmek, bu barış iklimini her kesime doğru yaymak istiyoruz. Konuşmamı burada bitirmiş olayım; sorular varsa alabiliriz, teşekkür ederim.

Yorumlar