12 Ağustos 2023

Yoğun hak ihlallerinin olduğu bir dönemde yine sizlerleyiz ve haftanın bize gelen önemli yoğun hak ihlallerini size aktarma durumundayız.

Bugünlerde, kaç gündür çok üzücü bir hadise ile uğraşıyoruz. Duyarlı tüm insanlar takip ediyor. Mustafa Sait Türk 86 yaşında iki kez beyin ameliyatı hadisesi geçirmiş bir insanımız oldukça önemli sıkıntılar yaşayan bir kişi, kalp krizi geçirmiş, yatalak, ve diğer birçok sağlık sorunu var. Bankasya’da parası olmaktan şu bu gibi malum nedenlerden on yıl ceza yemiş fakat 86 yaşında ve yatalak bir hasta infaz erteleme alması gerekiyor. Manisa’da Merkezefendi Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu infazı erteleme vermedi. Ardından Adli Tıp Kurumu’na gidip onaylanması gerekiyordu, R tipi cezaevinde kalabilir dedi 86 yaşında, yatalak, beyin, kalp, böbrek sorunları olan bir hastanın cezaevinde yatabileceğine hükmetti. Bu olacak bir iş değildi! Amcanın görüntülerini izleyenler isyan etti bu duruma kabul etmediler bir hekim olarak ben de kabul etmiyorum çünkü gerçekten infaz erteleme verilmesi gereken bir insan bu yaşlı hasta bir insan. Artık böyle hastaların cezaevine atılmasının ne anlamı var diye herkes soruyor ve bu karardan sonra hasta cezaevine gönderildi, kamuoyunun tüm itirazına rağmen. Bizim hastane başhekimin, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı’nı tüm aramalarımıza rağmen görüşmekten kaçındılar ve hastayı mahpusu Menemen R Cezaevi’ne yolladılar. Menemen R Cezaevi ise hastayı tekrar bir devlet hastanesine yolladı. Hasta orada tekrar bakıldı tekrar cezaevine gitti bir cezaevi bir hastane! Sağlık açısından durum bu. Sağlık Bakanı’na da burada söyleyeyim bu denli ağır bir hastanın uğradığı muamele bu ve şu an hasta halen Menemen R cezaevinde! Umarız ki tekrar bir sağlık kurulu değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirme doğru bir değerlendirme değil yanlış bir değerlendirme yasalar insan içindir kararlar insan içindir ve bu kararın değişmesi gerekiyor ikinci kez bir sağlık kurulundan geçmesi gerekiyor ve bu sürecin bir an evvel tamamlanması Mustafa Said Türk’ün infaz erteleme alması gerekiyor. Bu olacak bir iş değil! Düşünün bu adeta bir cinayet bir ölüme gönderme başka bir şey değil çünkü 86 yaşında iki bakıcı ile zor bakılan bir hastayı alıp cezaevine göndermek akıl mantık alacak bir iş değil! Hiçbir bilime de sığmaz akla mantığa vicdana hiçbir şeye sığmaz.

Cezaevleri önemli hak ihlali merkezleri oluyor işte ilk vurguladığımız husus buydu ikinci bir husus daha var. Cezaevlerinde hasta mahpusların durumu denetimli serbestlik şartlı tahliyelerin durumuna çok vurgu yaptık ancak bir de artık öyle bir duruma geldik ki cezaevlerinde canınızdan da emin olamayacaksınız anlaşılan. Can güvenliğinizden de emin olamayacaksınız! Elazığ 1 No’lu yüksek güvenlikli cezaevinde 6 gün önce bir olay meydana geldi. Cinayetten hükümlü bir mahpus 5 kişiyi şişle yaraladı yanlış duymuyorsunuz şişle yaraladı ve ardından cezaevi, bakanlık hiçbir açıklama yapmıyor! Diyarbakır Barosu Özgürlükçü Hukukçular Derneği Elazığ cezaevine gitti ve bir rapor düzenledi bu raporda da Özgecan Aslan’ın katilini öldüren Gültekin Alan isimli bir mahpusun gece infaz koruma memurlarını etkisiz hale getirerek tekli koğuşlara girdiği ve “Ben derin devletim, kahrolsun PKK. Ömer Halis Demir’in katillerini vuruyorum öldürüyorum.” gibi sloganlar cümlelerle bu kişilere işkence edip şişlediği belirlenmiş. Korkunç bir olay, inanılmaz bir olay! Yani bir cezaevinde nasıl bir mahpus kalkıp başka koğuşa girer başka insanları yaralar inanılacak hadise değil. Bir tetikçi mahiyetinde görünüyor bu insan çünkü belli ki öncesinde de bir tetikçilik yaparak bir kişiyi cezaevinde öldürmüş ve yine böyle bir görevi mi verildi veyahut da kendisi mi yapıyor belli değil ama işin daha garip tarafı 7 gündür Adalet Bakanlığı denilen Zulümat Bakanlığı bir açıklama yapmıyor! Bakanlık açıklama yapmıyor ya düşünebiliyor musunuz! Bu kadar vahim bir hadise cezaevinde olmuş bakanlık hala tüm çağrılarımıza rağmen bir açıklama yapmıyor inanılacak bir Hadise değil gerçekten kabul edilecek bir durum değil ama maalesef Durum bu şu anda. Biz bir an evvel bu konuda bir açıklama yapılması gerektiğini söylüyoruz olacak bir hadise değil cezaevlerinde nasıl olur da böyle bir mahpus eline delici kesici bir alet alıp diğer mahpusları öldürmeye teşebbüs edebilir ölebilirlerdi de. Kendilerini korumuşlar çünkü elinde kesici bir alet var ve saldırıyor bu kişi! Cezaevleri iyice çığırından çıkmış durumda, bakanlık bir açıklama yapmıyor, bu kadar vahim bir hadise daha vahimi bir açıklama bile yapılmaması! Yani utançlarından mı yapmıyorlar örtbas etmek istedikleri için mi yapmıyorlar anlayamıyoruz fakat açıklama yapma istemedikleri apaçık ortada.

Bugünlerde Kocaeli’de yerel ziyaretlerde bulunuyorum. Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Dilovası ilçemizdeydik onlarca kişiyle görüştük birçok dernek, STK, ev, taziye ziyaretleri yaptık. Geçmiş olsun ziyaretleri, taziye ziyaretleri yaptık ve Dilovası’nın sorunlarını da inceledik. Dilovası’nda Belediye binası Şubat ayında yıkılmış ve çok önemli tartışmalar var. Belediye binası çürük diye yıkılmış fakat çok daha önceleri Belediye binası üzerine kat çakılmış. Bu bina çürük müydü sağlam mıydı neden yıkıldı diye sorduk Dilovası Belediyesi bir açıklama yaptı çürük olduğu için yıktık dedi. Biz de tekrar sorduk çürük olduğu için yıkmışsanız yine AK Parti’li Cemil Yaman döneminde bu binanın üstüne niye kat çıkıldı? Bakın çok basit bir soru soruyoruz madem şimdi çürük diye yıkıyorsunuz öncesinde niye buraya katlar çıkıldı yine AK Parti’li bir yönetici tarafından bunun cevabı isteniyor ve yıllarca madem bu bina çürüktü bir sürü personel istihdam edildi için de bir sürü insan var oldu gibi Dilovası halkı buraya giriş çıkış yaptı madem can güvenliği yoktu yıllardır bu konuyu niye tespit etmediniz ve madem binayı yıktınız neden vaat ettiğiniz Kent Meydanı konusunda herhangi bir adım atılmıyor ortalık moloz yığınından geçilmiyor. Aradan geçmiş 5-6 ay yıkımın üzerinden halen bir icraat yok! Halen ne Kent Meydanı ne de bir başka görüntü hiçbir şey yok moloz yığınları var ortalıkta. Belediye Başkanı’na onu bunu suçlayacağı açıklamalar yapacağına bu ilişkilere dikkat et diyoruz ve Kent Meydanı’nda yapacaksanız bir an evvel yapın yani ortalık moloz yığınından geçilmiyor.

Ayrıca Dilovası’nda çok başka sorunlar da var. Ulaşım sorunu var otobüsler hemen hepsi oldukça dolu geç geliyor ve insanlar otobüslerde sıkış tıkış bir şekilde seyahat ediyor oldukça da önemli sorunlar yaşanıyor. Belli saatlerden sonra otobüs bulamıyorlar, bunlar çok önemli sıkıntılar bu sıkıntıların giderilmesi gerekiyor. Bir an evvel adım atılmalı bu konuda.

Aynı zamanda çevre kirliliği de var. Biz Aksu Geri Dönüşüm Fabrikası’nı gördük çevre halkı çok şikayetçiydi Mimar Sinan Mahallesi’nde. Aksu Geri Dönüşüm Fabrikası gürültü saçan, toz saçan, kirlilik saçan, böcek saçan, fare saçan bir fabrika olmuş durumda. Hemen yanında evler var bu fabrika nasıl ruhsatı almış bu çok önemli bir soru! Yani böyle fabrikalar evlerin ortasında nasıl ruhsat alabilir? Ruhsatı var mı? Bunların ortaya çıkması gerekiyor ve biz bu konuda soru önergeleri verdik gerek Belediye binası gerek Aksu Geri Dönüşüm Fabrikası gerek Dilovası’nın ulaşımla ilgili sorunları ve daha pek çok konuda eğer ki vatandaşlarımız bize sorunları iletirse biz bu konularda da görevimizi yapıp soru önergelerini vereceğiz.

Değerli arkadaşlar hak ihlalleri yoğun boyutta bize geliyor ve onları da biz burada hatırlatmak durumundayız çünkü Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu geçtiğimiz dönemde olduğu gibi görevini yapmamakta ısrar ediyor. Birçok hak ihlali var ve yürütmeyi uyaracağına, yürütmeyi savunur bir pozisyonda kalıyor! Bu kabul edilecek bir durum değil Meclis Meclisliğini yapmalı ister AK Parti MHP vekillerin çokluğu olsun ama Meclis yürütmeyi uyaran bir yerde durmalı. Biz muhalefet olarak bu olması gerektiğini geçtiğimiz dönemde de söyledik ve fakat İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun başına özellikle iktidarın bir dediğini iki etmeyen kişiler getiriliyor bunun karşılığı veriliyor ve hak ihlalleri giderilmiyor. İnsan hakları ihlali konusu çok önemli İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu diye kurulup insan haklarını ihlal komisyonuna dönebilirsiniz ve dönmüş durumda da bu komisyon maalesef ve bu yüzden bu dönem ben bu komisyonda yer almadım özellikle yer almadım çünkü İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu maalesef görevini yapmıyor biz milletvekiliyiz. Milletvekili olarak görev yapmak istiyoruz ama bize görev yaptırmak istemeyen insan hakları ihlallerini sümen altı etmek isteyen bir komisyonunu da sorgulamaya devam edeceğiz ve onlar bu işi yapmadığı için biz tek başımıza bu işi yapmaya devam edeceğiz.

Bize gelen başvurulardan örneklerle devam edelim; Erkan Benli Giresun Espiye Cezaevi’nde kalmakta ailesi Kocaeli’de, ailesi çok zor durumda inanılmaz zor durumda bize başvurdular. Maddi manevi çok büyük zorluklar yaşıyorlar Erkan Benli’nin Kocaeli veya yakın bir yere nakli isteniyor, Kandıra’ya nakli isteniyor. Bu gerçekleştirilirse en azından mahpusun ailesi çile çekmekten kurtulacak.

Edirne L Tipi Cezaevi’nden çok şikayetler geliyor. 18 kişilik koğuşlarda 40 kişi kalıyor mahkumlar yerde yatıyor, su kesintileri yaşanıyor, 3 güne kadar varıyor bu su kesintileri ve mahpusa eşya geldiğinde bir aydan önce muhpusa teslim edilmemesi gibi hadiseler yaşanıyor.

Akif Doğan Yozgat 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta, Akif’e denetimini serbestlik hakkı verilmiyor. 4 Ağustos’ta denetimli serbestlik verilseydi tahliye olacaktı ama verilmedi. Cezaevi’nde Akif gibi denetimli serbestlik verilmediği için tahliye olmayan çok kişi var. Böyle gerek Yozgat 2 No’lu Cezaevi gerek başka birçok cezaevleri inanılmaz bir denetimli serbestlik vermeme zulmü yaşatılıyor.

Emre Turan Muğla E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta ülseratif kolit rahatsızlığı var. Cezaevi şartları onun için hiç uygun değil kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarla aynı çok ağır ilaçlar kullanıyor, stres zamanlarında şikayetleri artıyor. Günde 12-13 kez tuvalet ihtiyacı oluyor, kanlı ishalleri oluyor, aşırı kilo kaybı. Daha önce 3 ay cezaevinde kalmış 25 kilo vermiş şimdi tekrar cezaevine girmiş ve çok zor durumdaymış. İlaçlarını düzenli kullanması lazım. Her gece lavman yapması lazım, en iyi ilacı bu ama cezaevinde bu lavman için uygun bir ortam bulması çok zor. Emre Turan’ın cezaevinde büyük bir çile çektiğini görüyoruz çünkü ilaçlarıyla ilgili sorunlar var ve lavman yapma ile ilgili sıkıntılar yaşandığı için önceki 3 ay kaldığı dönemde 25 kilo zayıflayan bu hasta mahpusun durumu ne olacak? Çok önemli bir soru işareti bakanlıktan bu konuda bir cevap bekliyoruz!

PTT A.Ş’de çalışan işçi kardeşlerimiz bize başvurdu. Sözleşmeli personele kadroya geçiş hakkı seçimden önce tanınmış fakat bunlar meclis gündemine gelmemiş, bu haktan yararlanamamışlar ve “Asli personeliz ve kadroda hakkımızdır.” diyorlar. PTT’de görev yapan personele kadroya geçiş hakkı tanınmasını istiyorlar.

Kocaeli’de 407, 411,431 seferli otobüs hatları bebek arabaları yolcuları almıyormuş. Bunu da Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkililerine, otobüslerden sorumlu yetkililere iletelim! Bebek arabaları kişiler çok büyük zorluk çekiyormuş.

Şanlıurfa Birecik’ten bir başvuru var. Yıllardan beri Birecik’te sular kesilir ama son 1 yıldır yol çalışması devam ediyor ve resmen Birecik deyim yerindeyse tarlalaşmış bir enkaz halinde ve 6-7 aydır 24 saat içinde sular sadece 3-4 saat geliyor ve gelen su da gece yarısı veriliyor. Ondan sonra hemen kesiliyor tazyiki az olduğu için su depoları dolmuyor, Fırat Nehri geçiyor ama içecek suyumuz yok. Düşünün hemen yanından, içinden Fırat Nehri geçiyor ama onların içecek suyu yok. “7 aydır 153’e arıyoruz “Tamam talebiniz alındı.” diyorlar ama değişen bir durum olmuyor Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nü arıyoruz oradaki üst yetkililerle konuşuyoruz, perişan durumdayız.” Diyor. “sular çok kirli ve sarı renk görünümde ve bu gidişatla da yapılacak gibi değil çok kötü durumdayız. diyor buna da dikkat çekiyor.

Şube Müdürü arkadaşlarımızdan da başvuru alıyoruz, Şube Müdürü arkadaşlarımız diyor ki; “Biz kamu kuruluşlarının kurumsal hafızasıyız değişim ve gelişime açık mevzuata ve uygulamaya hakim olmamız nedeniyle vatandaşların sorunların çözüm merceğiyiz önemli bir mevkideyiz fakat biz öncesinde 1965 yıllarında bir albayla aynı maaşı alırken şimdi çok geriledik. Çok uzaktayız, çok az ücret alıyoruz eşit ise eşit ücret sisteminde hiyerarşik kademeler arasında makul bir ücret farkı varken şimdi bizim aleyhimize bir durum oluşmuş halde.” 2000 makam ve 8000 görev tazminatı verilmesini sağlayacak şekilde bir yasal düzenleme istiyor meclisten onların da şikayetlerini gündem edelim. Şube Müdürlüğü önemli bir meslek bir denge kaybı, eşitsizlik ve adaletsizlik varsa tabii giderilmesi gerekiyor hiyerarşi konusunda farklı aynı statüdeki bir memur iyi bir ücret alırken kendileri çok az bir ücret alıyorsa bunun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor.

Emrullah Kanioğlu Diyarbakır 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta ve önemli haksızlıklara uğradığı için 300 gündür açlık grevindeymiş ve daha sonra ölüm orucuna çevirmiş bu direnişini çok ciddi bir durum var ortada. Yargılamanın adil olmadığını söyleyerek bu açlık grevine başlamış ve 110 kilodan 45 kiloya düşmüş. Tek isteği; “Beni adil yargılayın parmak izimi alıp tekrar karşılaştırın.” diyor yani “Beni suçluyken affedin.” Demiyor, “Adil yargılayın parmak izimi tekrar alın bu suçu ben işlemedim.” diyor durumu çok ağırlaşmış gerçekten 110 kilodan 45 kiloya düşmüş oldukça kritik günlere girmiş cezaevi şartlarında bile kalması çok sağlığını tehdit eden bir durum onu da buradan hatırlatıyoruz. Ölüm orucunda, her an ölüm haberi gelebilir bakanlık yetkilileri bu konuda bir açıklama yapacak mı?

Bahadır Dinç 15 Temmuz 2016 onun için kabus olmuş çünkü sadece ve sadece emre uymuş bir er ve “Darbecisin” denilerek 6.5 yıl sonra 12 buçuk yıl cezaya çarptırılmış ve diyor ki; “Terör ihbarı var dendi biz de koşturduk ve havaalanına gittik baktık darbe var silahımızı bırakmak istedik polisler almadı silahlar bizde kaldı daha sonra çıktık bizi tahliye de ettiler önemli bir şey yok dendi daha sonra yargılandık 12 yıl 6 ay ceza yedik.” ve Bahadır Dinç cezaevine giriyor annesi babası perişan durumda “Adil bir yargılama istiyoruz.” Diyorlar.

Hamile kadınlar Türkiye’de cezaevinde 3 aylık hamile Seher Dursun şu anda cezaevinde korkunç bir durum. Muğla E Tipi Kapalı Cezaevi’nde itiraz ediyor avukatı itiraz dinlenmedi reddedildi. Kadın 3 aylık hamile düşük tehdidi var hastanelere götürülüp getiriliyor. Allah korusun düşük yaparsa büyük bir tehdit veyahut bebek stres altında şu anda annesi ile beraber 3 gün emniyette tutulmuş ardından oldukça stresli bir gözaltıdan sonra ıslanmış bir şekilde tutuklanmış ve normalde serbest bırakılması lazım çünkü bu kadın hüküm yeseydi 18 aya kadar bebeği olduğu için veyahut hamile olduğu için serbest bırakılacaktı. Hamile veyahutta18 aylık bebeği olan kişiler serbest bırakılıyor hüküm alsa da fakat hüküm almadığı için yani daha hakkında kesinleşmiş bir hüküüm olmamasına rağmen bakın ne kadar paradoks bir durum ne kadar çelişki ne kadar absürtlük var herhangi bir hüküm de yememiş tutuklu ama “Biz seni hükümlünün faydalanabileceği bir kolaylıktan faydalandırmayacağız.” diyorlar olacak iş mi ama oluyor işte burası zulüm dolu bir ülke ve annelere, anne karnındaki bebeklere çile çektiriliyor.

Cihan Kor Haziran 2023’te Açık cezaevinden Covid izniyle tahliye olmuş şu an denetimli serbestlik sürecinde öylesine bir denetimli serbestlik veriyorlar ki dışarıda bu insanın geçimini sağlayamayacağı bir durum oluyor. 4 gün imza vermişler yani diyor ki “4 gün imza ile beni hangi işveren kabul eder de bir işe girebilirim kimse kabul etmiyor. Eğer sigortalı bir iş olmazsa 500 küsur günlük mecburi kamu hizmeti.” denilmiş 5 sene ve altına bazı şehirlerde hiçbir yükümlüye karar verilmezken Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde imza seminer kamu hizmeti gibi yükümlülük verilmekte. Biz nasıl işe gireceğiz nasıl karnımı doyuracağım?” Bu konuda bir çözüm olması lazım gerçekten 4 gün denetim çok fazla en azından bir veya iki gün verilseydi o da bir formüle edilebilirdi ama insanların yani cezaevinden çıktıktan sonra hayatını idame ettirmesi çalışması lazım fakat işte durum bu.

Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda ek ders karşılığında çalışan fizyoterapistler bize başvurdu hafta içi tam bir mesai yapıyorlar 8-17 mesaisi maaş olarak 10.066 lira alıyorlar Bu da asgari ücretin altında bir maaş ve “Bundan çok rahatsızlık duyuyoruz. Biz asgari ücretin altında alıyoruz ama ek dersle çalışan herkesin de durumu böyle olacak bir iş değil bu da.” diyorlar buna böyle bir vurgu yapmış durumdalar biz de onların sesi oluyoruz.

Semih Torun Erzincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalıyor denetimli serbestlik hakkı verilmiyor üstelik cezaevinin yazmış olduğu bir şerh var; “İyi hallidir, tarafsız koğuşa geçmiştir 78 kitap okumuştur, düzenlenen bütün sosyal aktivitelere katılmıştır. Her 6 ayda yapılan değerlendirmede iyi hallidir. Pişmanlığını samimi şekilde ifade etmiştir.” denilmiş sonrasında ne olmuş bakın? “Dosyasında bulunan mevzularda hareketle terör örgütü ile tekrar bağlantı kurabilir.” Demişler iyi hali de var ama bu kadar bakın soyut kararlara bağlı kaderiniz! “O nedenle 6 ay daha sana tahliye vermiyoruz.” demişler ağır cezaya da itiraza gitmişler fakat o da ret kararı vermiş vatandaş bize gelmiş. Yani gerçekten denetimli serbestlikleri bu kadar yokuşa sürmek bu kadar insafsızlık ve vicdansızlık kabul edilecek bir şey değil.

Uzun süredir bize başvuruyorlar; “Kardeşim Servet Aydemir 1 yıldan beri Bağdat’ta bir polis karakolunda esir tutuluyor.” Diyor, Kardeşi Servet Aydemir bir yıldan beri Bağdat’ta bir karakolda yani bakın cezaevinde de değil tutuluyormuş. “Türkiye’ye iadesini istiyoruz yani cezasını yatacaksa Türkiye’de yatsın fakat iade de edilmiyor işkence altında bir an önce Türkiye’ye getirilmesini istiyoruz.” diyor Dışişleri Bakanlığı’nı tekrar ben göreve çağırıyorum kendileriyle bu konuyu konuşmuştum fakat halen bir adım atılmıyor.

Bir başka açlık grevi de Sincan 1 No’lu S Tipi Cezaevi’nde; “Abim 2006 yılından beri tutuklu.” diyor Nedim Öztürk’ün ablası! “Tekirdağ F Tipi’nde daha sonra Burhaniye T Tipi’nde cezasının bitip tahliyesine 10 gün kala Sincan S Tipi Hapishane’ye sevki yapıldı, cezasının bitimine 1 gün kala disiplin cezası verilerek tahliyesi engellendi.” Düşünün “Seni tahliye etmeyeceğiz.” Demek istiyorlar ve açlık grevine başladı. 109 gündür açlık grevinde. “109 günde 64 kilogramdan 45 kilograma düşmüş. 20 kilo bir kaybı var, idrarında kan başlamış sol gözü kapanıyor görme sıkıntısı yaşıyor abimizin ölmesini istemiyoruz. Kimse bizi duymuyor mu. Talebi; “Müebbet olmamasına rağmen niye bu cezaevindeyim? Farklı bir cezaevine sevk istiyor. 7/24 tek başına kalıyor, günde 2 saat havalandırma 3 metreden yüksek bir duvarda ve duvarın üstü elektrikli teller ile çevrili, insan göremiyor insan sesi duyamıyor.” diyor yani oldukça kötü şartlarda ve hakkında istenen de müebbet değilmiş fakat ağırlaştırılmış müebbet şartlarında tutuluyor. Böyle çok kişi var ve tahliyeleri engelleniyor ve bu olacak bir şey değil gerçekten.

Halil Altıntaş Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalmakta, Halil İstanbul Atatürk Havalimanı’nda darbe gecesi canlı bomba ihbarı alındı diyerek komutanın emri ile kışladan çıkan 52 erden biri. “Kardeşimin ve arkadaşlarının Fetö ile hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır çok mağduruz aileler olarak adalet istiyoruz erdem darbeci olmaz.” diyor yakınları bunlar da Anadolu’nun gariban çocukları erler işte o gece emre uydukları için başlarına gelmeyen kalmadı 52 Er şu anda 12.5 yıl ceza yemiş durumda birçok haksızlık vardı askeri öğrencilere kursiyer teğmenlere şimdi de bu erlere yönelik bu haksızlık devam ediyor.

İshak Zengin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait Seka Park’ta bulunan Maide Kafe Restoran’da bir iftar yemeğine gitmiş aracını restorana ait park yerine park ettiği sırada sivil bir vatandaş aracı kaldırmasını söylemiş. “Ben de kaldırmadım. Hızla yanıma koşarak kesik olan koluyla kafama yumruk attı. Bende kendimi savunma yaptım. O esnada biri tuttu biri vurdu ve vatandaşlar ayırdı.” Vatandaşı darp etmişler. “Restoran’ın sorumlusuna konuyu anlatmak için içeri girdiğimde kasiyerde bulunanlar durumu görüp sorumlu kişi yanıma geldi. Ona olayı anlatırken kameralar kayıttaydı. Kolu kesik engelli kişi tekrar koşarak aynı engelli koluyla yumruk attı ve tanımadığım 5-6 kişi restoran içinde görevli üstüme saldırdı.” Kişi neye uğradığını şaşırmış. “Bende kendimi savundum veznenin arkasına düşünce bir çalışanın beni kullandığını fark ettim. Sivil müşterilerinden araya girmesiyle beni üst kattaki müdüre hanımın odasına çıkarttılar. Bir buz poşeti getirip kafama buz tutarken müdüre hanımın odasına çalışanlardan 2 kişi gelip tehditlerde bulundu. Bende polis çağırdım ve polis kontrolünde olay yerinden hastaneye götürüldüm. Karakolda kayıtların izlenmesini söyledim. Sonradan öğrendim ki kolu yarım engelli kişi mekanın otopark görevlisiymiş. Bu kişiye park görevlisi elbisesi giydirilmesi gerekirdi fakat olay günü sivil giyinmiş biriydi. Ben de o kişiyi engelli bir vatandaş burada araçlara yön verip para kazanan bir kişi olarak gördüm halbuki restoran ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin çalışanı Hhr ne olursa olsun saldırmaya vurmaya hakkı yoktu. Çok küfürler etti kamera kayıtları yapılan tüm saldırıyı ortaya koyacaktır. Bana saldıran kişinin bir görevli olduğunu da bilmiyordum ama görevli olsa da hakaret etme, darp etme, küfür etme hakkı yok. Bir Adil yargılama için kamera kayıtlarının izlenmesi gerektiğini söylüyor.” Kocaeli’li İshak Zengin bize bunu İçişleri Bakanlığı’na soru önergesi sormamız için talep etmiş.

Bugün de basın toplantımızı burada bitiriyoruz hak ihlallerin olmadığı günlerde kavuşmak üzere, buluşmak üzere diyoruz hepinize hayırlı günler.

Yorumlar