17 Ağustos 2023

Ülkemizde önemli hak ihlalleri gerçekleşiyor fakat Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun bu konuda önemli bir duyarlılığı yok! Tatildeler ama hak ihlalleri devam ediyor! Biz bu hak ihlallerinin bitmesi için önemli bir gayret sarf ediyoruz ve müdahil oluyoruz. Gündeme getiriyoruz, bakanlıklara soru önergeleri veriyoruz, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na dilekçeler veriyoruz, sosyal medyamızda paylaşıyoruz. En az 4 yöntem ile hak ihlallerinin bitmesi için gayret sarf ediyoruz. Hacca varamasa da o yolda gayret eden bir karınca misali elimizden gelen gayreti gösterdik ve göstermeye de devam edeceğiz değerli arkadaşlar.

Ülkede son günlerde üzücü olaylar yaşanmaya devam ediyor. Düşünen insanlara yönelik muktedirlerin gayri hukuki uygulamaları devam ediyor! Bunlardan birisi; yine bir gazeteciye yapıldı. Barış Pehlivan aslında infaz yasasından faydalanması gerekirken iktidarın kendisi ve arkadaşlarına yönelik hasmane tutumundan dolayı başkasının faydalandığı infaz yasasından kendisi faydalanamadı! Aslında infaz yasasında tümden bir ayrımcılık vardı. Adli mahpuslar bundan faydalanabiliyordu, “terör” mahpusları faydalanamıyordu ancak Barış Pehlivan’ın suç ithamı “terör” değil ve buna rağmen Barış Pehlivan cezaevine girdi ve 8 ay daha cezaevinde yatacak. Kim olursa olsun hukuksuzluğa karşıyız ve hukuku istiyoruz! Türkiye’de de herkesin bunu yapması gerektiğini düşünüyoruz değerli arkadaşlar.

Bir başka hukuksuzluk devam ediyor. Mustafa Said Türk 86 yaşında şu anda Menemen R Tipi Cezaevi’nde. Menemen Devlet Hastanesi’nin verdiği rapor vicdan sızlatıcı, öylesine ağır bir hastayı, felçli, yatalak, beyin ve kalp, böbrek sorunları olan bir hastayı cezaevine göndermek olacak bir iş değil ve bütün bunlardan dolayı büyük bir zulüm yaşanıyor. Mustafa Said Türk şu anda Menemen Cezaevi’nde ve önümüzdeki günlerde Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde bir sağlık kuruluna girmesi bekleniyor. Umarım Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kurulu işlemleri konusunda gelişmeler olur ve kendisi rapor alır. Baskıya devam etmek gerekiyor, bu zulmü kabul etmiyoruz. Umarım Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’ndeki bu olumsuz rapordan sonra Yeşilyurt Devlet Hastanesi doktorları uygun bir rapor verir de infaz erteleme işlemi olur. Bu zulüm biter, bu yaştaki bir hasta işkence çekiyor adeta cezaevinde. Başında bakıcılarının olduğu, felçli bir hastayı cezaevine atmak kadar korkunç bir şey olamaz ve maalesef bu yapıldı.

Değerli arkadaşlar hak ihlalleri devam ediyor. Bir mahpus yakınının bize gönderdiği iletide; başvuran kişinin oğlu Sakarya Ferizli Açık Ceza İnfaz Kurumu’na çıkmış ve cezaevinde sabah erken saat saatte açık alana çıkıp, akşama kadar güneşte bekletilip akşam 20.00’dan sonra koğuşlarına alınmışlar ve mahpuslar büyük bir eziyet görmüşler bundan dolayı.

İsmail Canarı 672 MEB’den ihraç bir KHK’lı öğretmen. Aydın Nazilli ilçesinde ikamet ediyor. Muğla Menteşe İlçesi’nden bir teklif gelmiş fakat “Sen KHK ile ihraçsın seni çalıştıramayız.” Demiş dershane ve çalışamamış. “Ne yapayım?” diyor. “Bu zulüm hala devam ediyor. 7 yıl oldu artık dönüş ihtimalimiz de yok. Tüm ümidimizi yitirdik. En azından bir yerde çalışma hakkı versinler emekliliğimizi kurtaralım. Aç susuz ortada bırakıldık, emekliliğimizi de alamıyoruz, sigortalı bir işe de giremiyoruz. Perişan durumdayız.” diyor. Maalesef hal bu! Biz bu KHK sorunlarını binlerce defa gündem ettik etmeye devam edeceğiz çünkü ortada artan, azalmayan, gittikçe vahimleşen bir problem var.

Bir mahpus yakını bize başvurmuş, diyor ki: “ Kardeşim Ali Çabuk siyasi bir hükümlü. Kocaeli Kandıra Cezaevi’nden Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne nakil oldu. Kardeşim tek kişilik havalandırması olmayan, günde 1 saat havalandırmaya çıkarılan bir hücrede tek başına tutuluyor.” düşünün adeta zindandasınız! Bir ortaçağ hapishanesi anlatılmıyor, 21. Y.Y.’da bir hapishane anlatılıyor, maalesef olay bu. S ve Y Tipi cezaevlerinin halini biz anlattık, anlatmaya da devam edeceğiz. Çok büyük bir sıkıntı yaşanıyor S ve Y Tipi cezaevlerinde. Düşünün dört tarafı kapalı bir odadasınız ve önünde havalandırması bile yok! 1 saat havalandırmaya çıkartılıyorsunuz, bu tamamen gayri insani bir durum, olacak bir şey değil. Buna da vurgu yapmış olalım.

Zabıta memurları bize başvurmuş. Zabıta memuru arkadaşlarımız diyor ki: “Biz diğer memurların aksine 40 saat değil 48 saat çalıştırılıyoruz ve bunun karşılığında o 8 saat için aldığımız mesai 1325 TL. Bu çok az. Diğer memurlardan haftada 8 saat fazla çalışıyoruz, ailemizden ayrı kalıyoruz, maktu mesai ücreti bunun karşılığında çok düşük. İtfaiye ve zabıta memurlarına da 3600 ek gösterge uygulanmalı. Bu 1325 TL çok az arttırılsın.” diyorlar.

Açık öğretim fakültesinde okuyan kardeşlerimiz bize başvurdu. “Önümüzdeki hafta yapılacak açık öğretim fakültesi yaz okulu sınavlarının online olmasını talep ediyoruz. “Önceki sınavları online yaptılar fakat yaz okulu sınavını “Yüz yüze yapalım.” diyorlar.” Burada sadece gençler okumuyor, orta yaşlılar, engeli olanlar, her kesimden insan açık öğretimde. Bundan dolayı bu açık öğretim yaz okulu sınavlarının online olmasını talep ediyor bu arkadaşlarımız. Biz de buradan seslerini duyuralım. Açık öğretim fakültesi yetkililerine buradan duyuralım. Sadece 18 yaş grubu öğrenciler değil, yaşlı insanlarımız da var ve havalar sıcak, bu insanlar yüz yüze sınava nasıl gidecek? Deprem bölgeleri var, her türlü mahrumiyet bölgesi var, bunu online yapsanız ne kaybedeceksiniz?

Yine bir başka başvuru var. Bakın 52 sözleşmeli er şu anda 12.5 yıl hapis cezası aldı ve cezaevlerinde yatıyor. Her hafta bu insanların durumunu anlatıyorum, onlardan birisi; Hasan Çabut’un eşi bana başvurmuş. “Darbe ile örgüt ile hiçbir alakamız olmamasına rağmen eşim bir er olmasına rağmen darbeci ilan edildik ve eşim cezaevinde. Biz Uşak’tayız eşim Erzurum H Tipi Cezaevi’nde. Çocuğum var, açık görüşlere bile gidemiyoruz. “8 ayda 3 kez eşini görebilmiş. Perişan durumdayız, ben çalışmaya gayret ediyorum, çok zor durumdayım, tek başıma çok zorlanıyorum. Bizim darbe ile darbecilik ile hiçbir alakamız yok. Emir aldı, gitti, hiçbir şeyden haberi yoktu. Evimiz yuvamız dağıldı, 2 yaşında çocuğum babasız kaldı. Ben çalışıp hem çocuğuma hem eşime bakmaya çalışıyorum ama dayanacak gücüm kalmadı artık yetemiyorum yetişemiyorum bu hayat pahalılığında. Tek başıma hayat ile mücadele ediyorum. Tam hayatımızı kurmuşken başımıza bir felaket geldi, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Uşak’tan Erzurum’a 18 saat yol sürüyor, 2 yaşında çocuğum ile gidemiyoruz, oğlum da babasını göremiyor, büyük bir hayat mücadelesi veriyorum, ben ne yapayım? Çok zorlanıyorum.” diyor! Hal bu, suçsuz günahsız erleri darbeci ilan ettiler ve şu anda sadece onlar değil eşleri çocukları büyük bir zulüm görüyor.

Ön lisans raylı sistemler yol teknolojisi mezunları bize başvurmuşlar. Diyorlar ki: “ Bizim bölümden mezun olanlar olarak maalesef iş bulamıyoruz. Mezunlar ya işsiz ya da okuduğu bölümle alakası olmayan özel sektördeki işlerde asgari ücretle hayatlarını sürdürüyorlar. Merkezi atamada ise bize tek başvuru hakkı hat bakım memurluğuna var fakat bu kadroya liyakat sahibi bizimle birlikte bu kadronun ne iş yaptığını bilmeyen bu kadroyu masa başı iş zannedip kazanıp kendilerini sahada bulan insanlar alındı.” ve bu insanlar da işi bırakmışlar. “Bu iş teknik ve özel bir iş yol sürveyanı kadrosuna eskiden bizden alım yapılırken şimdilerde liyakatsiz alakasız lisans bölümlerinden alım yapılmakta. Onlar da işi bırakıp gitmekte işi bilmiyorlar ve zor geliyor. Yol sürveyanı kadrosuna bir an önce alım yapılmalı ve ön lisans raylı sistemler yol teknolojisi mezunlarına yer verilmeli.” diyor arkadaşlarımız.

Habil Kahraman Sincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 yıldır kalmakta. Denetimli serbestliğini vermiyorlar. 7 yıldır cezaevinde kalıyor ve denetimli serbestliğini vermiyorlar. Ailesi İstanbul’da oturuyor, nakil talepleri de kabul edilmiyor.

Migros işçileri, Migros’tan çok şikayetçi. Birçok farklı başvuru geliyor onları da bugün anacağım. Migros yetkilileri, Tez Koop İş Sendikası yetkilileri bu ihlallere son versin! Olayın peşini bırakmayacağım. Bunu da buradan söyleyeyim. Nedir bu Migros’un hali? Bir sürü şikayet geliyor ve ihlaller geliyor, bir açıklama yapmıyorlar. İşçiler işten çıkartılıyor ve haksızlık diz boyu. “Ben Burak Sam 8 yıldır Migros’ta çalışmaktayım, çalıştığım süre içerisinde herhangi bir ihtar, ikaz almadım.” Belinde sorun var doktora gitmiş rapor almış. Bir süre ağır kaldırmaması gerektiğini söylemişler, istirahat raporu almış. Bu arada alışveriş yapmak için Migros’a gitmiş, “Görüntülerde sen Migros’a girmişsin raporlu olduğun halde.” denilmiş. Her raporlu insan yatağında mı yatıyor? Ağır kaldırmaması gerektiren bir durum olduğu için rapor almış, ağırlık kaldırmıyor ama yürüyebiliyor. Yürümesin mi? “Vay sen raporlu olduğun halde mağazaya girişin göründü.” denilerek işten çıkartılmış. Bir de Kod 46’dan çıkartmışlar. “Çıkarttıkları koddan dolayı işsizlik maaşına da bağlanamıyorum. 8 yıl emek verdim gece gündüz çalıştım, kendi çalıştığım şirketin herhangi bir mağazasına gidip alışveriş yapmamın ne gibi bir kötülüğü var? Benim gibi mağdur 70 arkadaş var.” diyor. Sesini çıkartanı demek ki bahane bulup Migros işten atıyor. Migros Türkiye’nin dört bir tarafında mağazaları olan bir iş yeri ama Migros haksızca işçilerini işten atıyor. 70 işçi işten atılmış durumda.

Ayrıca Migros bir başka haksızlığa imza attı. Yine eski bir Migros çalışanı Serkan Alma bize başvurmuş diyor ki: “ Whatsapp grupları üzerinde kişisel yazışmaları, kişisel verileri ihlal ederek bizleri işten çıkartmaya başladı ve kod 46’dan çıkarttı. İşsizlik ödeneği, tazminatta alamıyoruz, ağır bir suçlama ile çıkartılıyoruz çünkü hırsızlık gibi görünüyor bizi çıkarttıkları suçlama ve bu işçi kıyımının bitmesi gerektiğini söylüyoruz.” Whatsapp gruplarındaki yazışmalar gerekçe gösterilmiş Serkan Alma’da da. “Kalp cerrahisinden raporum vardı fakat mağazada alışveriş yaptığım tespit edildi.” Her rapor alanın yatalak yatması mı gerekiyor? Bunu da Migros’a soruyoruz. Migros işçilerinin şikayetleri bitmiyor! Migros’u uyarıyorum, eğer ki bu haksızlıklara son vermezlerse Migros mağazalarını daha etkili bir şekilde 85 Milyona duyuracağım. Migros haksız yere işçilerini işten atma, başka bazı iddialar da var onları da anacağız.

Mardin Nusaybin’den bize başvurular var. Mardin Nusaybin’de uyuşturucu satışı almış başını gitmiş! Diyor ki: “Biz halk olarak parklarda, sokaklarda her yerde uyuşturucunun satıldığını görüyoruz polis görmüyor mu?” çok önemli bir soru! “Biz görüyoruz da polis niye görmüyor o torbacıları? Biz gençlerimizi uyuşturucudan uzak tutmak için uyuşturucu satıcılarını ihbar etmekten bile çekiniyoruz çünkü bu denli başıboş bir ortam var. Nusaybin’de uyuşturucu satışı ile ilgili adımların atılmasını ve engellenmesini istiyoruz.” diyor Nusaybin halkı. Bunu da buradan Mardin Nusaybin’liler adına duyuralım. Aslında yurdun dört bir tarafından polisin göz yumduğu uyuşturucu satışı devam ediyor. Bu böyle olmaz, bunun üstüne gideceğiz. Sedat Peker’in iddiaları ile suç işleri bakanının neler neler yaptığını çok iyi biliyoruz ve bu suç işleri bakanından sonra da diğer yetkililerin bu işlere göz yumması konusu ayrı büyük bir vahamet.

Eczane hizmetleri öğrencileri: “+80 puanlar ile atanamıyoruz. Hastanelerde yerimize tıbbi sekreter, taşeron çalıştırıyorlar ama bizim işimiz özel bir iş. Hastanelerde eczane kısmında eczane teknikeri bile yok. Bundan dolayı atanamıyoruz. Çok mağduruz, eczane hizmetlerine adil ve hakkımız olan sayının verilmesini istiyoruz.” Eczane hizmetleri öğrencilerinin sesinin duyulması lazım. Zaten spesifik bir iş ve okul okuyorlar ve mezun olduklarında da başka yapabilecekleri bir iş yok. Onların yerine başkalarını almak haksızlıktır.

Adıyaman’dan bize başvurular var. Adıyaman depremi yaşandı herkes “Ah, vah” etti ama şimdi biraz unutuldu. Adıyaman depreminde binaların yıkımı devam ediyor fakat asbest yönetmeliğine uygun bir şekilde yıkılmıyor. O sırada su sıkılması gerekiyor, su sıkılma olayı yapılmıyor ve hemen demir ayrıştırması binanın önünde yapılıyor. Bunlar da yanlış! Aynı zamanda Adıyaman’da TOKİ bölgesindeki yıkımlarda silikozis tehlikesi var. Buna da dikkat çekelim. Asbest ve silikozis tehlikesi ile Adıyaman’daki yıkımlar devam ediyor. Adıyaman Tabip Odası ile de konuştuk, konunun oldukça önemli olduğunu ve yıllar sonra kanser ve dejeneratif hastalıkların ortaya çıkabileceğini söylüyorlar. Biz de bu konuya vurgu yapıyoruz. Sağlık Bakanı’nı göreve davet ediyorum, bu duyarsızlık neden? Herkes Adıyaman ve depremzedeleri konuşurken şu anda kimsenin umurunda değil. Sağlık Bakanı’nı göreve davet ediyorum ve bu yönetmeliğe aykırı bina yıkım meselesinin durdurulması gerektiğini söylüyorum. Bu kanuna aykırı.

Önder Kurtgöz bize başvurmuş. “15 Temmuz’dan sonra diplomam iptal edildi, başvuru yaptım çeşitli kurumlarda düşük ücretle çalıştım bu arada 2018 yılında bir kanun çıkmış anayasal düzene karşı soruşturma geçiren kişiler güvenlik soruşturmasına tabi olduklarında onaylanmayacaklar denilmiş ve çalışma onayımı iptal ettiler. Bu güvenlik soruşturması meselesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini öğrendim, Milli Eğitim’e müracaat ettim keyfi olarak çalıştırılmıyorum. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyor.” Bu müdürlüklerin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymaması bizi illallah ettiriyor! “İl Milli Eğitim Müdürü yeni atandı hakkında Ensar Vakfı tecavüz soruşturması var. Evet, Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre karar Yargıtay tarafından onanmadığı için atamasında bir sorun yok. Benim de kararım onanmadı ama ben çalışamıyorum ve benimle ilgili suçlama kapatılan kurumda öğretmenlik yapmak.” diyor. Bakın birisine bir muamele yapılırken diğerine hangi muamele yapılıyor. Birisine; “Hakkında bir ceza var ama onaylanmadığı için seni terfi ettirip çeşitli işlerde çalıştırabiliriz.” derken diğerine; “Onanmasa da hakkında bir ceza var ve seni hiçbir yerde çalıştırmayacağız.” Deniliyor.

Erhan İmdat bize başvurmuş; “Denetimli serbestlikte ayrımcılık yapılıyor. Bana denetimli serbestlik ve imza verdiler. Benim işime engel olacak. İki yıldır dışardayım. Biz ıslah olduk iş kurduk yeniden mağdur olacağız. Dosyam Van’daydı Erciş’e gönderdiler. Ben Erciş Denetimli Serbestlik Bürosu gittim ve bana evrak verdiler. “Hiçbir sorumluluk yok suça karışma yeter.” dediler. Benim kamuda yaralı bir işte çalışmamı istiyorlar ve ben SGK’lı işte çalışmaktayım.” Diyor. 07.08.2023’de geri çağırmışlar!

Kendisini cezaevinde ziyarette ettiğimiz kanser hastası Ahmet Dizlek’in çeşitli kronik ağrıları var, bu ağrıları ve kontrollerinin düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekiyor çünkü kanser tedavisinde zaten önemli bir gecikme yaşandı, 2 yıllık bir gecikme. Bundan sonrasında gecikme yaşanmaması ve ağrı dolu bir hayat yaşamaması gerekiyor.

Bir başka Migros çalışanı bize başvurmuş. Diyor ki: “ Ben bir Migros çalışanıyım, çalışmış olduğum şirkette çok mağazalarda görev aldım ve İstanbul Yenibosna Starcity Migros mağazadaki kadın çalışan arkadaşımız Şeyma’nın başına talihsiz bir olay geldi. Kadın arkadaşımız mağaza müdürü tarafından taciz edildiğini söylemiş. Bu durumu erkek arkadaşı da fark etmiş. Mağaza müdürüne :”Yapmış olduğunuz şey ayıp değil mi? Neden nişanlımı taciz ettiniz?” dedikten sonra mağaza müdürü: “Yanlışa bulaştım, yanlış bir şey yaptım.” Dedikten sonra yöneticilere “Bana iftira atıldı.” denilmiş ve telefon görüşmeleri, ekran görüntüleri gösterilmiş. Olay ortaya çıkmış. Ses kaydı ve mesajlar ile ilgili taciz görüntüleri ortaya çıkmış, bu müdürü alıp başka bir mağazada müdür yapmışlar ve sonrasında tacize uğrayan kadın çalışan şunu söylemekteymiş: “Ben tacize uğradığım kişiyle aynı şirkette çalışıyorum, kendisinden uzaklaştırma kararı çıkartmama rağmen aynı şirket çatısı altında çalışmam uygun değil. Tazminatımı alıp işi bırakmak istiyorum.” demiş Şirket ise: “Hayır tazminat vermeyiz, istiyorsan istifa et çek git.” diyor!” Böyle bir sıkıntı yaşanıyor. Tezkop İş: “Sakın kayıtları ve belgeleri ikinci kişilere ulaştırma yoksa ceza alırsın.” demiş. Bu konu ile ilgili Batı Marmara Bölge Direktörü’ne gitmişler, o da kendilerini kovmuş. “Kadın bir çalışan olduğu için şirketimizin ekstra istihdam göstermiş olduğu kişidir bu. Kadın çalışan psikolojik olarak şu anda tedavi görmeye hazırlanıyor ve dava açmaya hazırlanıyor.” Düşünün aynı şirkette taciz edildiğini söylediği kişi ile çalışıyor. “Bana tazminatımı verin çıkayım.” Diyor işyeri de diyor ki: “Hayır istifa et çek git.” Bu olacak bir olay değil, ortada bir taciz iddiası varsa Migros nasıl böyle bu konuya duyarsız davranıyor anlamak mümkün değil değerli arkadaşlar! Migros ile ilgili bugün birçok önemli hususa vurgu yaptık. Migros en az 70 işçisini uyduruk gerekçelerle işten çıkartıyor, taciz edildiğini söyleyen bir kadın işçinin suçladığı müdür ise aynı şirkette çalışmaya devam ediyor ve kadın işçinin tazminat talebi de reddediliyor. Konuyu biz buradan da duyurmuş oluyoruz ve takipçisi olacağız, soru önergeleri veriyorum, konuyu daha geniş bir şekilde kamuoyuna yansıtacağım.

Ayrıca Dilovası Belediyesi’nde de sıkıntılar var. Dilovası Belediyesi’nde 370 işçi kardeşimiz çok düşük ücret alıyorlar. Yeni giren işçiler ancak asgari ücret, eski 15 yıllık işçiler 13500 civarında maaş alıyorlar. Bu çok düşük, düşünün bu devirde kirada oturacaksınız, eşiniz çoluk çocuğunuz olacak ve bu paralarla geçineceksiniz olacak bir iş değil! En azından Kocaeli’nin diğer ilçelerinin belediye çalışanları ile ücretin eşitlenmesi çağrısında bulunuyorlar Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir’e! Sayın Hamza Şayir bu isteği yerine getirmiyor! “Arsamı satamıyorum, satsam veririm size.” diyor! İşçiler mi arsayı satacak? İşçi mi bu işi halledecek? İşini sen hallet! İşçiler bir basın açıklaması yaptılar! Siyasilere, STK’lara çağrı yaptılar “Yanımızda durun.” diye, biz de onların yanındayız. Pazartesiye kadar mühlet verdiler ve bir an evvel Dilovası Belediyesi’nin adım atması lazım. Bu devirde kirada oturan, çoluk çocuk sahibi insanlara bu ücretleri reva görmek büyük bir haksızlıktır. Başka hiçbir yerde bu kadar düşük ücret almıyor belediye işçileri. 370 Dilovası Belediyesi işçisi inim inim inletiliyor! Dilovası Belediyesi’nin umurunda değil! Bu haksızlığın bir an evvel düzeltilmesi ve en azından Gebze, Çayırova belediye işçileri ile aynı maaşı alması, çok da yüksek bir talepleri yok, astronomik bir talepleri yok. “En azından insanca yaşayabilecek bir ücret verilsin bize.” Diyor işçi kardeşlerimizin yanındayız, sonuna kadar yanlarında olmaya devam edeceğiz. Haklılar çünkü bu devirde bu ücretlerle yaşamak mümkün değil arkadaşlar.

Yorumlar