3 Eylül 2025

Bildiğiniz gibi Meclis tatilde ancak geçtiğimiz Cuma günü olağanüstü bir oturum için Gazze için bir araya geldik Meclis Başkanı’nın çağrısıyla ve sonunda 9 maddelik bir tezkere oylandı, kabul edildi ve toplantı bitti, dağıldık fakat Filistin’deki soykırım bitti mi? Bitmedi.

Biz böyle bir günlük toplanılsın mı demiştik? Mecliste bir komisyon kurulsun, her gün ama her gün Filistin’i konuşalım, bir çözüm arayalım demiştik. Hangi meseleyi çözdü Sayın Numan Kurtulmuş, hangi meseleyi çözdü? “Dostlar alışverişte görsün” diyerek 1 gün vekilleri topladın ardından suya sabuna dokunmayan bir tezkereyi çıkarttın ne komisyon oluşturuldu ne de yaptırım oluşturuldu. Bu nasıl bir iştir?

Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bir tezkere çıktı ama İsrail ,le diplomatik ilişkiler devam ediyor. İncirlik, Kürecik üsleri devam ediyor İsrail’i koruyor Türkiye toprakları. Gemilerden ticaret devam ediyor. İstedikleri kadar bitti desinler. Her yerden devam ettiğini ispatlıyoruz. Safiport’un anlaşması ortada. Diğer bir pek çok limanın anlaşması ortada. Bakü, Tiflis, Ceyhan boru hattından 1.27$ varil başına komisyon alan ülke Türkiye. Nerede ticaret bitti kardeşim? Nerede bitti?

“Hava sahasını kapatıyoruz. Daha ne istiyorsunuz?” dediler. Tüm sivil uçuşların devam ettiğini ispatladık. Gıkları çıkmıyor. Ya bu nasıl bir iştir? Gaz almak için “dostları alışverişte görmek” için bir komisyon toplandı hiçbir şeye yaramadı. Bunu çok net bir şekilde söyleyelim.

Bakın Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a sesleniyorum. Böyle yukarıdan gelen bir talimatla “Tamam mecliste bir gün toplanalım. Ondan sonra bir karar çıkarıp milletin gazını alalım.” düşüncesinde olduğunuzu çok iyi biliyoruz Siz meclis başkanısınız Sayın Numan Kurtulmuş. Bu millet Filistin’e çözüm bulunmasını istiyor Bu meclisin kapatılmaması oylaması yapıldı AK Parti MHP’liler bu meclis kapatılmasın sürekli her gün Filistin’i konuşalım önergesine hayır dediler Meclis Başkanı hayır dedi buna ve şu anda meclis kapandı. Filistin konuşulamıyor. Bir gün konuş, ondan sonra çek git. Maşallah, vicdanın rahat mı Sayın Numan Kurtulmuş? Vicdanın rahat mı? Sana soruyorum. Sen meclis başkanısın ya. Yukarıdan gelen talimat ile iş yapmak olur mu? Bu ülkenin tüm toplumu, tüm millet Filistin meselesine bu mecliste bir çözüm bulunmasını, her gün konuşulmasını istiyor. Sana da bunu kaç kez söyledik. “İnşallah Ömer Bey, inşallah, inşallah.” deyip durdun. Hiçbir şey yapmadın. Net bir şekilde söylüyorum. Hiçbir şey yapmadın. Daha sonra da biz bunlara hepsine itiraz ettik. Meclis genel kurulunda itiraz ettik. Bize çirkin bir dil, üslup yakışmayan bir ifadeyle, haddini aşan bir ifadeyle seslendi Sayın Numan Kurtulmuş. Meclis başkanını milletin vekiline saygılı olmaya davet ediyorum. Millete saygılı olmaya davet ediyorum. O Numan Kurtulmuş yazıklar olsun ya! Zamanında sen “Harun dediler, Karun olup gittiler” dedin. Şu anda AK Parti MHP oylarıyla kalktın meclis başkanı oldun ve milletin isteğini sümen altı ediyorsun. Yazıklar olsun ya! Böyle şey mi olur? Kendini AK Parti Genel Başkan Yardımcısı mı sanıyorsun Sayın Numan Kurtulmuş? Sen yasamanın Meclisinin başkanısın, milletin istediği kararı ver. Milletin vekilleri bu meclis kapanmasın. Bu mecliste Filistin konuşulsun her gün dedi. Buna hayır dedirttiniz. AK Parti MHP sen hayır dedirttiniz. İki yüzlü olmayın. Filistin’deki katliama, soykırıma karşı hiç kimse duyarsız kalamaz. Mesele “Ah benim canım yanıyor çok üzgünüm orada bir soykırım var.” demek değildir. Mesele bu soykırım için yaptırımlar kararı almaktır.

Bakın Müslüman olmayan, Arap olmayan, Orta Doğu’da olmayan Belçika bile Türkiye’den daha ileri yaptırım kararı aldı. Sayın Numan Kurtulmuş gör bunu. Belçika kadar olamadın ya. Belçika kadar olamadık ey iktidar. Yürütme ayrıdır, yasama ayrıdır. Yasamanın başkanı yürütmeye boyun eğmek zorunda değildir. Bir dediğini iki etmemezlik durumunda değildir. Milleti dinlemek zorundadır.

Bakın şu anda Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ABD’ye giremiyor. Çünkü ABD ona vize vermiyor. Peki Türkiye’den çok sert ve net bir tavır çıkıyor mu? Çok böyle yumuşak, “Ya izin verseydiniz iyi olurdu.” diyor dün Ömer Çelik. Ya sen tavrını koy, gayret et. O Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ABD’de değil, İsviçre, Cenevrede de toplanabilir. Bunun için gayret etsene. Umurunda değil tabii. Umurunda değil. Filistin için gerçekleri yapmak konusunda bir gayretin yok.

Genel olarak söyleyelim Türkiye iktidarı 1.5 yıldır “dostlar alışverişte görsün” ve göz boyama taktiği ve aynı zamanda” ipe un serme” taktiği sergilemektedir. Dişe dokunur bir şey yapmamaktadır. Bunu Filistinliler de net görüyor. Bir ton sitem gönderiyorlar. “Biz Türkiye’den çok şey bekliyorduk ve maalesef hiçbir şey yapılmadı.” diyorlar.

Bakın diğer ülkeler havadan yardım göndermeyi başarıyor. Bizim ülke iktidarı bunu başaramıyor. Kardeşim sen niye başaramıyorsun? Farklı farklı ülkeler yardım gönderebiliyor. Sen niye bunu başaramıyorsun? Kem küm edip duruyorlar karşımızda. Bu olacak bir şey değil. Kınıyoruz, kabul etmiyoruz. Şu anda 400’e yakın açlıktan ölen 150’si bebek ve çocuk  insan var insan. 70.000’e yakın bombalarla parçalanan insan var. Meclisi tatil edip “Hadi eyvallah gidelim.” dedirttin Sayın Numan Kurtulmuş. Çok büyük bir hata ettin. Çok büyük bir vebaldir. Bunun altından kalkamazsın.

Arkadaşlar geçen haftada belirttim. Bakın ben bir işin peşini bırakmam. Sağlık Bakanı ve Adalet Bakanı’na sesleniyorum. Bu skandalı örtbas edemezsiniz. Elimdeki belgeler ortada bakın geçtiğimiz haftada söyledim. Manisa Alaşehir Cezaevi’nde bir mahpus yatıyordu. 70 yaşında Hüseyin Parlak. 24 Temmuz’dan itibaren orada yatıyordu ve 20 gün kadar tek başına bir hücrede, o Manisa sıcağında çok kötü bir ortamda yattı ve hastalandı. Susuz, tuz oranı düşük bir şekilde kötüleşmeye başladı. Onu ziyaret eden yakınları onun çok kötü olduğunu gördü cuma günü ve “babamızı hastaneye kaldırın.” dediler. Hastaneye yatırılmadı. Cumartesi ve pazar daha da kötüleşti. Pazartesi adeta bir ölü gibi hastaneye götürüldü. Hem Adalet Bakanlığı hem de Sağlık Bakanlığı yetkilileri çok büyük bir hataya imza attı. Bakın onun kan talihleri elimde. Ben bir hekim olarak bu kan tahliline baktığım zaman saçımı başımı yoldum. Şu durumdaki bir hastayı Manisa Alaşehir Devlet Hastanesi cezaevine geri göndermiş. Sodyum değeri bakın en düşük 132 olur. Buradaki değer kaç biliyor musunuz? 108 bu bir ölüm değeri. 108 sodyum değeriyle bir insanı siz cezaevinde tutmuşsunuz. Hastane cezaevine göndermiş cezaevinde daha da kötüleşmiş hastaneye gidişi oldukça gecikmiş ve yoğun bakımlık olmuş. Hastaneye yatıştan 11 gün sonra hayatını kaybetmiş. Bu tam bir cinayettir. Bakın cinayet gibi ölüm değildir. Tam bir cinayettir. Kaç gündür arıyorum Adalet Bakanlığı’nı, Sağlık Bakanlığı’nı telefonlarıma çıkmıyorlar. Çıksınlar anlatayım Sayın Kemal Memişoğlu. Bu bir rezalettir, skandaldır sizin bakanlığınızın hastanelerinde yaşandı. Sayın Yılmaz Tunç, beni arayın anlatayım. Sizin bakanlığınızın cezaevinde adeta bu cinayet gibi ölüm yaşandı. Niye örtbas ediyorsunuz? Sizin için insanın, canın anlamı, önemi yok mu diye size soruyorum.

Değerli arkadaşlar birçok sorun bize geliyor. Bakın iş bilmezlik had safhada. Geçtiğimiz günlerde Gebze’de bir inşaat kazısı sırasında usule aykırı bir kazı yapıldığı için bir bina yıkım tehlikesi yaşadı. Köşklü Çeşme mahallesi 523. sokak 13 No’lu parsel adresinde 29 Ağustos’ta oldu bu. Belediye ne yapıyorsun sen ya? Kazı yapılırken bir denetlemen gerekmiyor mu ya? Bir kepçe vurdu, yandaki bina sarsıldı ve yıkım tehlikesi. Bina boşaltıldı. Vatandaş çok zor durumda. Bir an evvel vatandaşın güvenliği sağlanmalı. Bina boşaltıldı evet ama fore kazıkların çakılması noktasında bir gecikme olmamalı. Buradan uyarıyoruz. Gebze için hatırlatalım inşaat çukuru  kazımında sıkıntı yaşandığı için vatandaşlar feryat ediyor ve bir an evvel evlerine geçmek istiyorlar. Şu anda yurttalar ve son derece mağdur durumdalar arkadaşlar.

Türkiye’de adaletsizlik çok arkadaşlar. Cezaevlerinde kalan mahpusların ailelerinden uzak farklı illere nakledilmesi aile bağlarını koparıyor. Görüşe gidemeyen anneler babalar, babasız büyüyen çocuklar var. Yıllarca anne ve baba göremiyorlar. Anne ve babalar çocuklarını göremiyor.

Bize gelen ismini burada açıklayamayacağımız ama işlem yaptırdığımız Diyarbakır’da kızını taciz ettiği yönünde şikayetler, yargısal süreçler olan bir kişinin durumu ile ilgili yargıyı adaletli karar vermeye çağırıyoruz. İnsanlık onurunun asla kabul edemeyeceği bu durumu takibe almamızı istiyor kişiler, yakınları. Biz de bu konuyu takipteyiz. Eğer ki bu iddialar doğruysa son derece vahim bir olay ve çocuğun korunması üstün yararı ilkesince de yargısal süreç sündürülmemeli ve çocuk için adalet, aile için adalet ve ahlaklı bir dünya için adalet sağlanmalıdır.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıf personelleri bize başvurdu grevdeler. Hükümet tarafından imzalanan kamu çerçeve protokolü Aile Bakanlığı tarafından geçmişte uygulanmasına rağmen şimdi uygulanmıyor. Bakanlıktaki bürokratlar yüksek maaş alıyor ama bu vakıf personelleri çok düşük maaş alıyorlar. Bakanlıkla görüşmek istiyorlar, muhatap bulamıyorlar. 50’den fazla kategoride yardım yapıyor bu arkadaşlar. Büyük bir hizmet yapıyor aslında bu arkadaşlarımız ve bu konuda bir destek lazım. Bu vakıf görevlisi arkadaşlarımıza lütfen bir destek lazım.

“Iğdır S Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan abim Cihan Keskin, cezaevi çalışanları tarafından, memurlar tarafından keyfi muamele görüyor. Benim abim %74 engelli raporu var. Kendisinin yazdığı hiçbir dilekçenin cezaevinden çıkışı sağlanmıyor. Cezaevinde Oktay Başmemur diye biri tarafından yasal hakları elinden alınıyor. 2 yıldır maddi durumlardan dolayı ziyarete gidemedik. Biz ailesi olarak Hakkari’de yaşıyoruz. Babamın sağlık durumu iyi değil, yoğun bakımda.” diyor. Bakın ne kadar vahim hadiseler var.

Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Sabri Yavuz 77 Yaşında ve hasta bir mahpus oldukça hasta. Düşünün 77 yaşında dişleri yok beslenmesi sikintida kalp damar sistemi ve ne hastalıkları var. Yaz aylarında 40 derece sıcağın altında saatlerce bekletilen ringlerde gidiyor hastaneye. Çile gibi adeta bazı hastalar diyor ki: “Arkadaşlar bizi göndermeyin ringler ile hastalığı çekeyim o korkunç tabutluk gibi olan ringlerde hastaneye gitmeyeyim lanet olsun.” diyor. Bakın Sabri Yavuz’un durumu önemli Adalet Bakanlığı’na da bunu sunuyoruz.

Iulııa Nurgalieva diyor ki: “Ben adil olmayan bir şekilde pasaport kontrolünde gözaltına alındım. Türkiye’den çıkarıldım. İnsan hakları ihlalleri yaşadım. İçme suyu yokluğu ve benzeri aşırı sıcak ve yoğun sigara dumanı, sağlık kontrolünün yapılmaması aile ve çocuklarımla iletişimim engellendi ve iki çocuğum, Türk vatandaşı, babası Türkiye’de anne çocuk bağımız ve aile bütünlüğümüz ağır biçimde zedelendi. CMK 311 uyarınca yeniden yargılama talebim kabul edilsin. Usulsüz tebligat nedeniyle adil yargılanma hakkım kaldırılsın. Sınırsız giriş yasağım kaldırılsın. Konsolosluk aracılığıyla sunacağım dilekçem doğrudan yetkili mahkemeye iletilsin. Beni dolandırılan kişiler hakkında işlem yapılsın. Çocuk hakları aile bütünlüğü konusunda işlemler yapılsın.” diyor. Zor durumda bir kadın. Bunu duyun Sayın Bakan, ilgili bakana bu zor durumdaki anneyi duymaları çağrısını yapıyorum. Kendilerine yazılı olarak da iletiyoruz.

“İsmail Çabuk şu an Antalya Manavgat S Tipi Cezaevi’nde hükümlü ağırlaştırılmış ceza almıştı. Bu tutuklama adil olmadı. Delil olmadan ceza verildi ve cezası onandı. Tek hücrede bir insanı tutmak yakışmaz, hayvana yapılan muamele yapılıyor.” diyor ve şartların iyileştirilmesini istiyor. Manavgat S Tipi Cezaevi’nden çok şikayet alıyoruz. Çok kötü ve ağır şartları olan bir cezaevi.

“672 No’lu KHK ile öğretmenlikten ihraç edildim. Beraat kararım kesinleşti ama göreve iade edilmiyorum. Danıştay davam devam ederken ret kararı verdi. Dosya şu an Anayasa Mahkemesi’nde. Benim gibi binlerce mağdur var. Çok yorulduk.” diyor.

Önceki haftalarda Havaş’ın kredi kartından komisyon aldığı yönünde bir duyuru yapmıştık. Burada bir yanlışımız olmuş. Havaş yerine Havabüs diyecektik. Havaş’tan bir açıklama geldi. “Bizim İstanbul’da seferlerimiz yok.” diye. Biz de hakkaniyete riayet ederek bu açıklamayı yayınlıyoruz. Bir yanlış yaptık, özür dileriz Havaş’tan ama İstanbul’daki Havabüs’un bu kredi kartı komisyonu alma meselesi bir gerçek. Bunu da tespit ettik. En azından Havabüs’un bu yanlışı yapmaması gerektiğini söylüyoruz.

Mustafa Kalkan 2022’de KPSS ile Gençlik ve Spor Bakanlığı Koruma ve Güvenlik olarak Eskişehir iline atamam oldu fakat güvenlik soruşturması olumsuz geldi. Normalde UYAP’ta gözüken herhangi bir mahkeme kararı yok. İdari mahkemeler bana ret veriyor.” ataması yapılıyor. Uyduruk bir nedenden dolayı güvenlik soruşturması olumsuz geliyor ve “memurluk atamam olumsuz.” keyfi bir şekilde insanların hayatlarıyla oynanıyor arkadaşlar.

Ömer Atalay, Sur, Edirne F Tipi Cezaevi’nde kalmakta, üyelikten ceza aldı, cezası bitmiş onu halen serbest bırakmıyorlar.

Ali Can Şaş, Adana Kürkcüler, T1 Kapalı Cezaevi’nde kalmakta ve bu kişi mağdur  yakınları Aylan bebek davasında adı geçti ama adil yargılanmadığını söylüyorlar  ve  adil bir yargılama istiyorlar. “Ali Can Şaş suçsuzdur.” diyorlar.

“Eşim Ecevit Bülent Gökalp kamuoyunda Aylan Bebek davası olarak bilinen dosyada adil yargılanmadı, adalet istiyoruz.” diyor. Yargıtay savcısı da ceza almamaları yönünde raporlama yapmış ancak yerel mahkeme hala direniyor.” diyor.

Cebrail Enkudar Adana Suluca L Tipi Cezaevi’nde Aylan Bebek dosyasından yatıyor ve adil yargılanmadığını söylüyor. Mahkumiyetleri devam ediyor. “Yargıtay somut delille ilişkilendirmediği halde ceza alıp dosyamız hala Anayasa Mahkemesi’nde” ve adalet talebi ailenin devam ediyor.

Kocaeli Dilovası Kayapınar Mahallesi’nde vatandaşlar mağdur ve o bölgedeki arsayı alan bir fabrika kurmak isteyen kişi yolu kapatarak vatandaşı mağdur ediyor. Buna en azından bir çözüm bulunması gerekiyor ve bu çözümün bir an evvel bulunması gerektiğini söylüyoruz.

Kocaeli Dilovası’nda başka bir hadise daha halen devam ediyor. Bakın buradan kaç kez uyardık, alana da iki kez gittik, halk da gösteri yaptı ama Dilovası Belediye Başkanı Sayın Ömeroğlu’nun vaat ettiği sahil düzenlemesi gerçekleşmiş değil. 2 yıldır gerçekleşmiş değil. Ne söylesek itiraz ediyor, arkadaşlarımıza hakaret ediyor. Sayın Başkan ilk önce bir üslubuna dikkat et, dikkatli ol. Bakın meclisten sizi uyarıyoruz. Halkımıza yönelik böyle nahoş cümleler kullanamazsınız. Söz ve fiillerinize dikkat edin. Ayrıca şunu söyleyelim. Vaatlerinizi yerine getirememişsiniz. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duymuyor. “Abu İnşaat’ın parasını ben ödüyorum.” diye video kaydıyla size gösteriyoruz. Bunu da kabul etmiyorsunuz. Her şeye yalan diyorsunuz. Videoyu izle diyoruz görmüyorsun. Peki “Abu İnşaat’ın değil oradaki kıyı şeridinin parasını ödüyorum.” Diyorsun anladık. Madem öyle biz oraya gidiyoruz. Abu İnşaat’ın bütün binaları, eşyaları senin kira ödediğin yerde. O zaman onlar senin arsanı işgal etmişler. Onlara de ki: “Çık buradan benim arsamdan.” onu da diyemiyorsun. Vaat ettiğini yerine getiremiyorsun. Vaadine dön bir bak istersen Sayın Ömeroğlu. Bak seçimde ne vaat etmişsin. Belki hatırlarsın neler neler vaat etmişsin. Orası tam bir mezbelelik durumda şu anda. Abu İnşaat, Allah bilir ne zaman çıkacak? 6 ay demiş, 6 ayda çıkacak mı? Beldeport’un durumu ayrı bir konu. Orayı bu şekilde bıraktınız. İnsanlar isyan ediyor. Dilovası halkı, Diliskelesi halkı denize ulaşamıyor. Her şey ortada. Bize gösterdiğin haritalar da senin dediklerini reddediyor. Görmüyor musun bunları? Hala daha meclis toplantısında arkadaşlarımıza saygısızca davranıyorsun. Bunu kabul etmiyoruz. Bunları görmüyor değiliz. Bir Belediye Başkanı olarak haddinizi bilin. Arkadaşlarımıza doğru düzgün davranın. Doğru düzgün konuşun. Buradan sizi uyarıyoruz. Belediye başkanı herkesin başkanıdır. Muhalefet partisini düşman gibi görmeyin. Onların konuşmasını, onların konuşma hakkını ellerinden almaya çalışmayın. Buradan da meclisten de sizi kınıyorum.

Diyarbakır 4 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yazılan dilekçeleri çıkartmıyorlar. Telefon kulübesini kilitleyip izin vermiyorlar. Niye açmıyorsun dediklerinde gelip “Aç açabiliyorsan gel aç.” diyorlar. Psikolojik baskı yapıyorlar. Kantinde olan şeylere yok diyorlar. Bu mahkumların çektiği eziyete bir son verilsin. 

Bu sene YKS sınavına giren çocuklar ve  anne babalar çok  üzgünler çünkü mesela bize başvuran bir kişi “Sayısal 24 bin ile hiçbir tercihine yerleşemedi.  Giresun Tıp Fakültesi geçen yıl 27 bin ile alırken bu sene 24 bin ile giremedi çocuğumuz, şaibeler var.” diyor. 400 bin yabancı öğrenci yerleştirildiğinden söz ediliyor. Vatandaşta sizin adalet uyguladığınıza dair bir düşünce yok arkadaşlar. Bunu bilin. 

Danıştay, 5. Daire’nin baktığı KHK kaynaklı ihraç dosyalarında ciddi bir geçikme yaşanıyor. 4 yılı aşmış Danıştay’da bekliyor dosyalar. Bu ne ya? Siz adalet mi dağıtıyorsunuz, zulüm mü dağıtıyorsunuz Danıştay? Makul sürede yargılanma hakkı da ihlal ediliyor.

İbrahim Halil Kevci, kart mağduru. Kart arkadaşı tarafından dolandırıcılıktan kullanılıyor. 4 Mart’tan beri cezaevinde para cezası veriliyor. “Maddi manevi çok zor durumdayız. Bir af talep ediyoruz ve kardeşim 23 yaşında okur yazar değil üstelik.” böyle memlekette k dolandırıcılar tarafından kandırılmış çok genç var. Millet Meclisi olarak buna bir çözüm bulmalıyız.

İsmail Ay epilepsi hastası. Van Yüksek Güvenlikli’de kalıyor. Raporları olmasına rağmen mağdur edilmekte. “Hastamız İsmail Ay ağır eplepsi ile birlikte yaşamakta. Kendisi cezaevinde hayatını tek başına idame edemez raporu var. 5275 madde 16’dan yararlanamıyor. Ölüme mi terk ediyorsunuz?” diyor.

“33 yıldır cezaevinde bulunan siyasi tutsak kuzenim Nimet Çaçan Ankara Sincan Cezaevi’nde kalmakta. Cezası bitmesine rağmen Cezaevi Gözlem Kurulu tarafından pişmanlık dayatması kabul etmediği için infazı 4. kez ertelendi. Bu konuda sesimizin duyurulmasını istiyoruz.” diyorlar. Bu Sincan Cezaevi’nden illallah arkadaşlar. İllallah ya! Bu Sincan Cezaevi’nden binlerce kişi başvuruyor ya! Sincan cezaevi savcısı nedir bu hal ya? Sana nereden talimat geldi? Bana bir açıklar mısın? Telefonlarımızdan kaçıyorsun. Gittiğimizde seni bulamıyoruz ama o kurullarda tahliye olabilecek kişiler hakkında en acımasız, gaddar kararları alıyorsun ya. Bu nedir? Allah aşkına biraz hukuka, adalete davet ediyoruz sizi.

“Sivas E Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nde Esra Temiz açık cezaevinden izin dönüşü, kapalıya geçirilmiş ve 3 yıl denetimli serbestlik hakkı elinden alınıyor ve bu kadının çocukları da var. Aile yılındayız ve infaz erteleme istiyoruz cevap yok. Konutta infaz talep ediyoruz. 6 ve 4 yaşında kız çocukları var. Çok zor durumda çocuklar ve ocağımız çöktü. Çocuk her gün anne diye sayıklıyor, ana sınıfına başladı.” diyor. Bakın bu anne mahpuslar için bir çözüm bulun diyoruz. Her şeye zulmediyorsunuz ama anne mahpuslar için en azından bir çözüm bulun diyoruz.

Ersin Koçak: “Zile Açık Ceza Infaz Kurumu’nda hükümlüyüm. Ailem çocuklarım Zonguldak’ta ikamet etmekte 5 aydır özel sevk yazmama rağmen çok mağdurum. TCK 158 mağduruyum.” diyor. TCK 158 mağduru çok kişi var. Bir çözüm gerekiyor.

Kalyon İnşaat’ın Bursa Karacabey Hızlı Tren Projesi’nde çalışan işçiler çok mağdur. “Çok çalıştırıyorlar biz. 10-11 saat çalıştırılıp 10-15 dakika yemek yiyip sahaya çıkmamız isteniyor. Çok ağır şartlarda çalışıyoruz. 13-14 saat çalışmamız isteniyor. Son 1 haftadır 10 gündür mesaiye, akşam 19.00’da başlıyoruz. Sabah 09.00’da ancak kampa verebiliyoruz. Doğal ihtiyaçlarımızı karşılayana kadar saat 10.00 oluyor.” diyor. Bu kadar ağır şartlarda çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nasıl göz yumuyor? Sayın Bakan bir açıklayın.

Şanlıurfa Birecik Bentbahçesi köyü sakinleri bize yazmış. Orada deprem konutlarının lağım suları köyün deresine akıtılıyormuş ve “Faruk Pınarbaşı’nın yandaş ve rantçı firması olan yüklenici firma masraftan kaçınmak amacıyla suyu derenin yukarısına bırakmak istiyor.” diyor. “AK Partili yetkililer de sorunu görmezden geliyor.” diye bir itham var. Sayın vekil bu konuda bir açıklama yaparsanız sevinirim. Bakın köylülerin sizden şikayeti var. Yargısız infaz yapmıyoruz ama bir açıklama yapın. Böyle ciddi bir şikayet var. Jandarmalar köye geliyor. Vatandaş rahatsız. Tüm köylüler; “Sesimiz duyulsun.” diyorlar.

Memurlar emekli olup çiftçilik ve esnaflık Maliye kaydı yapan eşlerin bulunduğu yere eşlerin tayin talebinde bulunabilmelidir. Çiftçilik bırakılmakta ya da memur olan istifa etmek zorunda kalmakta. Dolayısıyla bugün şartlarında geçimin zor olduğu bir zamanda aile sorunlarına yol açıyor. Bu konuda tarım faaliyetleri gittikçe zora giriyor. “Tarım Bakanlığı, Emekli Ziraat Odası’na ve Tarım Bakanlığı Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçiler için eş durum mazeret tayin hakkı getirmesini istiyoruz.” diyor çiftçiler.

“Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlik Cezaevi’nde bulunan akrabam, aynı zamanda görüşçüsü olduğum tutuklu Fırat Akgül, Adana Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli’ye sürgün edildi ve orada çok zorluklar çekiyormuş. Talepleri için kapı dövmesi, slogan atma eylemleri yapıyor. Kantin ihtiyaçları konusunda da sorunlar yaşanıyormuş. Tıraş makinesi talep etmiş, zam gelene kadar da makineyi satmamışlar. “Telekonferans yapıyorsun.” diye konuşmayı kesiyorlarmış.

“Hüseyin Yıldırım, Bolu Gerede L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunmakta. Kardeşim Bolu Abant, İzzet Baysal Üniversitesi, İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde üroloji doktorundan raporlu üç tane ilaç kullanmakta. Bu sürede iyileşme olmuyor. Hastalık nüksediyor. Kardeşim bu konuyu cezaevi müdürüne iletmiş çare bulunmadı. Sorumlulardan şikayetçiyiz.” diyor.

İslam Mungan:” Şırnak Cizre’de 4 ay önce köyde kendime ev yaptım. Evin elektriği yok. Dicle Elektrik’e başvuru yapıyoruz. Başvurumuzu reddediyor. Yardım istiyorum. Elektriği bağlamıyorlar.” diyor.

Onur Sıddık, Özbay: “Evde infaz hakkım verilmiyor, 5 yıl olan süre 3 yıl deniliyor diye bize başvurmuş. İntihar girişimlerinde bulunmuş, uzun bir başvurusu var ve bu konuda talebi yukarıda sunulan sağlık belgeleri, yasal dayanaklar ve yüksek yargı içtihatları ışığında hapis cezasının yargı düzenlemeleri ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca konutumda infaz olsun.” diyor. Bu isteği de duyuralım.

İbrahim Halil Doğan 18 Ağustos kalpteki bir problemden dolayı şikayetleri var. Bunu da bakanlığa bildirdik. Sağlık ile ilgili bu şikayet konusunda da sanırım gereken yapılır.

“MS hastasıyım. Asgari heyet puanı vermiyorlar. 4 yıldır zor durumdayım ve benim gibi MS hastaları da zor durumda.” diyor. Ne yapılması lazım? “MS hastaları için sağlık heyetinde dikkate alınan kronik hastalıklar listesine eklensin çünkü eksik inceleme yapılıyor. Ataklar ve ilerleyici seyri eğitim, istihdam ve sosyal yaşamı doğrudan etkileyerek düzenli takip ve tedavi gerektirir. O sıradaki durumu ele alınıyor.. İş ve sosyal güvence süreçlerinde mağduriyete yol açılıyor. Sürece göre bir takip yapılmalı.” diyor. Kronik hastalıklar listesine hala eklenmemiş MS bakın. “Asgari bir engellik oranı tanımlanmalı.” diyor. Evet, MS hastaları çok şey çekiyor. O yüzden özellikle bunun altını çiziyoruz. Kronik hastalıklar listesine eklenmeli.

Bir ihraç polis memuru bize yazmış. “9 çocuklu bir ailenin tek okuyan ferdiyim. Yokluk içinde büyüdüm. Küçük yaşlarda inşaatlarda çalışarak aileme destek oldum. Babam beni okutmak istemese de içimdeki okuma aşkı ve hayata tutunma isteği hiç sönmedi. Lise yıllarımda henüz 17 yaşındayken amcam bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ardında iki küçük çocuk ve bir eş bıraktı. Bu acı olayın ardından aile büyükleri töre gereği amcamın eşiyle beni evlenmeye zorladı ve aile sıkıntıları başladı. Okulu bıraktım, bunalıma girdim.” Diyor ve tekrar bir aile dostunun sayesinde okumuş, üniversiteyi kazanmış ve polis olmuş 2017’de. Sonra 2019 yılında irtibat iltisak var denilerek ihraç edilmiş ve 30 Temmuz 2022’de KHK süresinin bitimine 1 gün kala hiçbir somut gerekçe gösterilmeden meslekten ihraç edilmiş. “Ne bir mahkumiyetim var, ne de bir suçum. Sesimi duyurun.” Diyor bu arkadaşımız, bunun gibi binlerce memur var ve onlara, KHK’lılara zulmediliyor.

Bunlar maalesef birçok bize gelen şikayet. “Fethiye Seydikemer Eşen Cezaevi’nde 18 kişilik koğuşta 36 kişi yatıyor yatak yok battaniye üzerinde yatıyor, çocuklar perişan durumda.”

Bakın bir de başlayan bir ölüm orucunu duyurayım burada. Ufuk Şanlı şu anda ölüm orucuna başlamış Silivri Cezaevi’nde bunu da duyuralım. Artık cezaevleri dayanılmaz boyutta ve insanlar ölüm orucuna başlıyor.

Avukat Turan Canpolat. Elazığ Cezaevi’nde yatıyor ve bakın bir sürü kararlar var elimde; Elazığ İnfaz Hakimliği kararlarında defalarca itirazlar retler neler neler! Bir insanı zorla cezaevinde tutmaya çalışıyorlar! İyi hali var ama onu zorla cezaevinde tutmaya çalışıyorlar! Bakın durumunu uzun süredir inceliyorum. İyi hali var ama açık cezaevine geçişte tarafsız koğuşa geçiş dilekçesini geç verdi deniliyor. Denetimli serbestliği geliyor. İyi hali var tarafsız koğuşa geçiş dilekçesini bu sefer vermiş ama “samimi bulmadık” diyorlar. Koşullu salıverilmeye geliyor. Ret gerekçesi objektif kriterlere göre hesaplanan puana göre iyi halli. Evet yine iyi halli bakın ama neden vermiyorlar yine tahliyeyi? Depremzede ailesine yardım eden eski koğuş arkadaşına teşekkür etmiş. Vermeme nedeni bu bakın. “Ben avukatlık görevimi yaptım, suç işlemedim.” demesinden ötürü “Pişman olduğuna inanmadık.” demiş kurul. “Çok dilekçe veriyor,dolayısıyla haklarını iyi niyetle kullanmadı diyorlar. Bu kadar afaki gerekçe. Böyle böyle gerekçelerle Turan Canpolat’ı zorla, cebren, gaddarca cezaevinde tutuyorlar. Dörtte dört yatırmaya çalışıyorlar. Bu denli insafsızlık, bu denli ön yargıyla adaletsizliğe de başka bir yerde rastlamadım gerçekten. Çok gaddarca işler yapıyor Elazığ Cezaevi Başsavcılığı ve o cezaevinin idaresi bunu söyleyeyim. Sayın Bakan bunu not alın. Ya gidin sizin meslektaşınız ya Avukat Turan Canpolat. Bu nasıl bir gaddarlıktır? Bu adam ne yapmış yani? Darbe öncesi cezaevine girmiş ama öylesine komik bir yargılama olmuş ki “Sen darbecisin.” Denilmiş adam darbe öncesi cezaevine girmiş. Neler neler dosyasını bir inceleseniz güleyim mi ağlayayım mı dersiniz. Neler neler yaşanmış.

Cezaevlerinden bize birçok mektup geliyor. Onları da burada gündem etmek zorundayız.

Selçuk Göçmen, Tekirdağ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden yazmış;  “Darbeye destek olarak algılanabilecek herhangi bir eylemim olmadığı halde mahkeme bu somutlaştırmadan toptancı bir bakış açısıyla diğer birliklerin eylemleriyle birlikte değerlendirerek hakkımda ceza takdir etmiştir. İşlemediğim bir eylemden dolayı iki yıldır tutukluyum. Dört duvar arasında hak hukuk çığlıklarımı duyurabileceğim, suçsuzluğumu anlatabileceğim, suçsuzluğuma rağmen hakkımda verilen hukuka aykırı kararı vicdan ve hukuk ölçüleri içerisinde duyurabileceğim şahsınızdan başka kimsem yoktur.” Diyor. Kendisini ziyarette ettim hakikaten hakikaten haklı, adil olmayan bir yargılamayla o zindanlara atılmış böyle binlerce insan var.

Selim Demiray, Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’nde; “Sesimi kimselere duyuramamaktan, haksız yere evlatlarımdan eşimden ayrı kalmaktan yoruldum, yeter… Suç işleyeni tespit etmek ceza vermek kolay, masum insana ceza vermek onu aklamaktan daha kolay. Bunu bir kitapta okumuştum yaşayınca anladım…” diyor.

Servet Kartal, Marmara Kapalı Cezaevi’nden bize mekup yazmış; “7 kişilik koğuşta 57 kişiyiz… Yani 50 kişi fazlalık var! İki tuvalet iki banyo var. Cezamız da zalimce çektiriliyor. Dilekçelerime cevap alamıyorum, sanırım gönderilmiyor. Düşman botuna sıkıştırılan mülteciler gibi koğuşa sıkıştırıldık, zaman denizine bırakıldık.” Diyor. Bakın çok çarpıcı ifadeler.

Bunlar yaşandı! Cezaevinde 2 çocuğuyla kalan annenin bana anlattığı koğuş arama anısı. Koğuşlarda sık sık yapılan hoyrat, haşin aramalarda, bağıra çağrı koğuşa giren infaz koruma memurlarının sesinden ürken 3-5 yaşlarındaki 2 çocuğun annelerine sığınarak “anne bizi dövecekler mi?” demeleri annede silinmez bir iz, çocukların ruh dünyasındaysa kalıcı bir travma oluşturmuş.  

Şamil Türk Özkan, Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi; “Diyarbakır’da ‘olmayan darbe girişimine’ ‘katılmayan birisine’ müebbet hapis cezası verilmiştir. Allah şahittir. İlk önce KHK ile ihraç edildim. İhraç edildiğim için tutuklandım ve delil olmadığı için tahliye edildi. Ardından tekrar bir başka heyetçe yargılanıp müebbet hapse mahkum edildim. Her şey darbeye katılmadığıma dair belgelerle dolu.”

Yusuf Kenan Dinçer, Van Yüksek Güvenlikli Hapishane; “Tedavi hakkımız engelleniyor. 5 arkadaşımız 100 aydır tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Kitap yayın hakkımız gasp ediliyor, sohbet hakkı tam olarak uygulamıyor. Sık sık disiplin cezaları veriliyor. Mahkemelere saatsiz ve kemersiz gönderiliyoruz. Gazeteler verilmiyor.”

Size bir Resim göstereceğim. Cezaevlerinde fotoğraf çekemiyoruz ama bunu yapay zekaya çizdirdik. Bunlar hep bize anlatılan ve yaşanan şeyler. Bunlar yaşandı arkadaşlar. Bakın cezaevinde iki çocuğuyla kalan annenin bana anlattığı bir koğuş arama anısı. Koğuşlara giren memurlar “Hemen koğuşu terk edin.” diye bağırış çağrış yapıyorla ve o sırada tabii koğuşlarda çocuklar da var. Onlar korkuyorlar ve  anne bana anlatmıştı. “Çocuklar bana sığınıp  korkup ağlayıp “Ya anne bizi dövecekler mi?” diye soruyorlardı. Sayın Adalet Bakanı infaz koruma memurlarına memurelerine söyle böyle gaddarca işler yapmasınlar. Koğuşlara girdiklerinde çocuklar varsa biraz  daha insaflı  olsunlar, daha insani davranışlar sergilesinler.

Şamil Türk Özkan, Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden yazmış; Diyarbakır’da ‘olmayan darbe girişimine’ ‘katılmayan birisine’ müebbet hapis cezası verilmiştir. Allah şahittir. İlk önce KHK ile ihraç edildim. İhraç edildiğim için tutuklandım ve delil olmadığı için tahliye edildim. Ardından tekrar bir başka heyetçe yargılanıp müebbet hapse mahkum edildim. Her şey darbeye katılmadığıma dair belgelerle dolu ama ben cezaevindeyim.” Işte memleketin hali bu!

Yusuf Kenan Dinçer, Van Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden yazmış; “Tedavi hakkımız engelleniyor. 5 arkadaşımız 100 aydır tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Kitap yayın hakkımız gasp ediliyor, sohbet hakkı tam olarak uygulamıyor. Sık sık disiplin cezaları veriliyor. Mahkemelere saatsiz ve kemersiz gönderiliyoruz. Gazeteler verilmiyor.” Diyor.

Cezaevlerinde bunları görmüyorsunuz. Orada fotoğraf çekemediğimiz için bize anlatılanları böyle yapay zeka ile resimlendiriyoruz. Anne ve babasıyla aynı cezaevinde kalan iki küçük çocuk, 3 ve 5 yaşlarında hastalanıyorlar, revire gidiyorlar. O sırada aynı cezaevinde olan baba da revire getiriliyor ama çocuklar babayı görünce ona doğru koşturmak isteyince memurlar buna engel oluyor ve babalarına sarılamıyorlar. Çocuklar çok üzülüyorlar. “Neden babamıza sarılamıyoruz?” diyor çünkü çocuk anlamaz bunu ve çocuklar Türkiye cezaevlerinde bunları yaşıyor. Bunları bilin. Bakın bunlar yaşandı arkadaşlar

Baran Gül, Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nden bize yazmış; “Kırıkkale’ye sürgünle geldik ve burası çok kötü… Çok üzücü şeyler yapıyorlar… Ziyaretçilerimizin sayısı hakkında teminat verdikleri halde, ziyaretçilerimiz geldi ve bir kısmı görüşe alınmadı… Ağırlaştırılmış müebbete bile yapılmayan bize yapılıyor… Ailelerimizde cezalandırılıyor. Kırıkkale Cezaevi ayrı bir devlet olmuş. Arkadaş görüşü bile çeşitli gerekçelerle engelleniyor. Yöresel elbiselerimiz verilmiyor.”

Çağla Çağlın Kış, Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazmış “Çorum, Edirne, Bafra, Patnos… Batıdan doğuya doğru hapislerde geçen garip bir gençlik, durgun bir ömür bizimkisi… 14 saatlik yolculukta ellerimiz kelepçeli Bafra’dan Patnos’a geldik. Her gün sokak ortasında öldürülen kadın var. Bu kadın katilleri, birçok suçtan suçlu olup aynı zamanda birden fazla aynı suçtan dosyalı olup dışarda serbest… Suçlular varken devletin aracını ve kolluk kuvvetlerini bizimle meşgul etmek acı, anlamsız…” diyor.

Fotoğrafını çekemiyoruz yapay zeka ile resmini yaptırıyoruz artık. 15 Temmuz darbe mağdurlarından bir babanın kızı okulda bunu öğrenen öğretmen tarafından sürekli sözel şiddete uğruyor. Anne çocuğunu alıp başka okula verdikten sonra yeni öğretmen anneye “Bu çocuk çok ağır travmalar yaşamış.” diyor ve başarısı zamanla yükseliyor. Anne öğretmenin tavrının mahpus bir babası olması nedeniyle olduğunu düşünüyor. Bu ve benzeri gaddarca fiiller son 9 yılda çok yapıldı arkadaşlar.

Geçtiğimiz günlerde bir görüntü gördük. Bakın onu da size göstereyim. Çok üzücü bunlar arkadaşlar. Gerçekten çok üzücü. Şu adam bakın zor bela iki kişinin elleri arasında yürümeye çalışıyor ve hasta olduğu için infazı erteleme almış cezaevinden çıkıyor ama çok hasta ve çok yaşlı görüyorsunuz. Süleyman Sabri Mavi bu kişi. Kürtçe hutbe okuduğu gerekçesiyle cezaevine atılmış. Bu haldeyken bile cezaevinde tutuluyormuş. Allah’tan infaz erteleme kararı çıkmış. Yoksa bu halde cezaevinde kalacaktı. Şu hali görün. Memleketin hali bu arkadaşlar. Adalet madalet yok.

Direniş Çadırı çok önemli çalışmalar yapıyorve şunu söylüyorlar; “Filistin dostları  tutuklama engelleme gözaltı yıldırmalarla engellenmeye çalışılıyor. İstanbul İDEF fuarında soykırım tedarikçisi şirketleri protesto etmesi gerekçesiyle tutuklanan İsmail Çelik kardeşimiz gibi Bitlis’te İsmail abimiz tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kronik rahatsızlıkları olan İsmet Yüzügüler ve İsmail’e uygulanan hukuksuz tutuklamalar bir an önce son bulmalıdır.” Diyorlar, çok haklılar. Güya Meclis Gazze için olağanüstü toplanıyor. Filistin aktivistleri ise şu anda cezaevinde arkadaşlar. Bu iktidarın iki yüzlüğünü burada herkes görsün. Bu denli iki yüzlüler. Biz bunları mecliste haykırmaya çalıştığımızda Sayın Numan Kurtulmuş bizi susturmaya çalışıyor ama biz Meclisten haykırmaya devam edeceğiz. Milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz. İstedikleri kadar bize çirkin, kötü muameleler yapsınlar. Hadlerini aşsınlar. Biz gayretimize devam edeceğiz. Ayrımsız insan hakları mücadelesine devam edeceğiz. Dünün mazlumu bugün zalim olduğu zaman da ona hakkı, hakikati haykıracağız. “Dostlar alışverişte görsün” tavrından vazgeçmelerini, samimi olmalarını hatırlatıyoruz tekrar.

3 gün önce 1 Eylül’dü arkadaşlar ve bir gecede yargısız infazlar jitemvari yöntemle KHK’lıları 1 Eylül 2016’da attılar. 50 bin civarındaki kişiyi zalimce gaddarca attılar ve iade etmemeye devam ediyorlar.

Biz meclis oturumunda da hakkı hakikati haykırdık ve sonra güya İsrail’e hava yolu kapatılmış dediler. Biz haritalarla Sayın Hakan Fidan ve Sayın Numan Kurtulmuş’a gösterdik. Hani hava sahası kapatılmıştı? Niye yalan atıyorsunuz? İşte bakın uçaklar, İsrail uçakları Türkiye üzerinden uçup gidiyor. Bununla ilgili bir açıklama yapın diyoruz. Gıkları çıkmıyor. Bir sürü uçuş tespit ettik ve bu konuda bir açıklamayı hala alamıyoruz.

Safiport’un İsrail ile anlaşması devam ediyor. Belgeler elimizde. İktidar bir açıklama yapamıyor. Tabii güçlüler ve bağırıp çağırıyorlar. Hakkı hakikati susturduklarını sanıyorlar ama kolay değil öyle bir şey. Biz gayret etmeye devam edeceğiz arkadaşlar.

İzmit’te gittik biz oraya açıklama yaptık. Kim sorumluysa açıklasın Kocaeli Büyükşehir mi, İzmit Belediyesi mi? Kardeşim Topçular’da vatandaş binlerce kişiyi niye mağdur ediyorsunuz? Bu yolu niye yapmıyorsunuz? Topçular sokak, Saraybahçe İlkokulu önünde kapalı olan yol için mahalle sakinlerinin her gün tepkisi artıyor. Muhtar illallah demiş artık. Niye bunu böyle yapıyorsunuz?

Kocaeli İl Sosyal Hizmetler Müdürümüzü ve Kocaeli Otizm Derneği’ni ziyaret ettik sevgili arkadaşlar. Meclis Engelliler Komisyonu üyesi olarak otizmliler başta olmak üzere birçok engellinin yaşadığı sıkıntıyı ilimde de tespit etmeye çalıştım ve konuyu takip ediyorum. Tüm otizmli velileri bunu bilsin. Elimizden geleni yapacağız engelliler için. Onları gündem etmeye devam edeceğiz arkadaşlar.

Kocaeli’de sivil toplum kuruluşlarını da ziyaret ettik. Kartepe Vanlılar Derneği ve Bitlisliler Derneği’ni ziyaret ettik ve barış sürecini de anlatmaya çalıştık, çalışıyoruz.

Serhat Kars Ardağan Iğdır Derneği’ni de ziyaret ettik. Orada da süreçle ilgili bilgiler verdik ve çalışmalarımıza devam ediyoruz sevgili arkadaşlar.

6 Eylül günü Filistin’de zalim İsrail’in yemek dağıtırken vurarak öldürdüğü Türk kızı Ayşenur Ezgi Eygi’nin 1. ölüm yıl dönümü. Bu günü de unutmayın. Ayşenur Ezgi’yi unutmayın, unutturmayın sevgili arkadaşlar diyorum.

 Hakkı hakikati söylemeye devam edeceğiz sevgili arkadaşlar.

Yorumlar