25 Aralık 2024

Gergerlioğlu: “Milyonların konuştuğu dün akşam açıklanan asgari ücret. Asgari ücret tam bir hayal kırıklığı olarak açıklandı. 22.104 lira neye yeter? Kiraların en az 20-25 bin lira olduğu bir yerde 22.104 lira asgari ücret vatandaşa adeta hakaret demektir.

En az 9 milyon asgari ücretli büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Emekliler zaten aldıkları haberlerle son derece ümitsiz. Memurun, işçinin durumu son derece sıkıntılı değerli arkadaşlar.

İktidar berbat ettiği ekonominin faturasını asgari ücretliye, emekliye kesmeye başladı. Kabul edilecek bir durum değil.

Elimde bir veri var. Saray’ı görüyorsunuz. Saray’da korkunç bir harcama var. Günlük haftalık, aylık harcamalarına bakılınca korkunç bir harcama görüyoruz. İlan edilen asgari ücret, Saray’ın 388 saniyede harcadığı bir miktarmış. Yanlış duymuyorsunuz!

22.104 lira Saray’ın 388 saniyede harcadığı bir miktar. Bu miktarı milyonlarca emekliye reva gören bir iktidar var karşımızda. Bir de hayırlı olsun diye hiç utanmadan açıklıyorlar’ Ne hayırlı olsunu kardeşim? Bu parayla insanlar nasıl geçinsin ya? Hiç Allah’tan korkmuyor musunuz? Bu nasıl bir durumdur? Bunu size soruyorum.

Vatandaş isyan ediyor, feryat ediyor, kabul etmiyor. İstediğiniz kadar bunu “Hayırlı olsun” diyerek duyurun. Kabul edilecek bir ücret değil. Vatandaşın 2025’te büyük ekonomik sıkıntılar yaşayacağının bir göstergesidir. Şu son yapılan açıklamalar.

Dün Balıkesir’de mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama. En az 11 vefatın olduğu açıklanıyor. Yaralılar ve diğerlerine şifalar diliyoruz. Ölenlere Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz fakat yeni bir ihmal ile karşı karşıyayız.

Biz burada yıllardır iş cinayetlerinde Avrupa 1.’si olduğumuzu ve hiçbir şeyin düzeltilmediğini 6331 sayılı kanunda çok büyük eksiklikler olduğunu binlerce defa söyledik ve en sonunda işte bu tür ölümlerle gündem oluyor bu konular.

Biz bu tür kazalar, ölümler, patlamalar olmadan önce de bunu söylüyorduk fakat iktidar yetkilileri geçiştirmeye, uyduruk cevaplar vermeye devam ediyorlardı. Bu fabrikada denetimler ne denli ciddi yapılmıştır? Bunu soruyoruz.

Şu ana kadar sorduğumuz zaman “Gereken işlemler yapılmaktadır.” Diye cevaplar geliyor. Biraz sonra örnekleri vereceğim. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı örneklerini. Gayet ciddiyetsiz cevaplar alıyorduk. Bu patlamayla ilgili şu anda gündemde olduğu için “Evet her şeyi yapıyoruz, çok ciddiyet ile takip ediyoruz.” gibi açıklamalar gelecek ve biz biliyoruz ki bunu bir yazılı soru önergesiyle sorduğumuzda son derece ciddiyetsiz cevaplar alacağız.

İktidarın hali sadece ekonomide berbat değil, çalıştırdığı işçilerin haklarının iadesi konusunda yapılan ihlalleri ortaya çıkarma noktasında da son derece ciddiyetsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. İnsanlara değer vermeyen, onların yaralanmalarını, ölümlerini, ekonomik açıdan yerde sürünmelerini önemsemeyen bir iktidar yapısıyla karşı karşıyayız değerli arkadaşlar.

Biz bu cinayetin bir an evvel sonuçlanması gerektiğini, nedeni açısından sonuçlanması gerektiğini söylüyoruz.

Yıllardır ertelenen bir durum vardı. Kamuda ve 50’den az çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırma zorunluluğu sürekli erteleniyordu. Bu bir yasayla artık ertelenmeyecek bir duruma getirildi. Bunu destekliyoruz. Mevzuat uygulansın.

Biz Avrupa Birliği kriterlerinin uygulanması gerektiğini her zaman söyledik, söylüyoruz. Kim getirirse getirsin. Bunu hep söyledik, destekledik ama şu ana kadar bunun yapılmaması işte bu tür kazalara yol açtı bunu da söyleyelim.

Biz meslek hastalıkları hastanelerinin arttırılması gerektiğini söyledik hep Kocaeli’de de açılması gerektiğini söyledim fakat tam tersine bu hastaneler azaltıldı arkadaşlar. Denetimlerin ve iş cinayetlerine yol açanlara yönelik cezalar etkisiz hale getirildi.

İş ve meslek poliklinikleri yetersiz bir durumdaydı. İş yerlerinde işle ilgili hastalık ve meslek hastalığı oluşmasının önlemleri adına yeterli önlemler alınmadı. Meslek hastalıkları çok ciddi bir konudur. Bir hekim olarak bunları yıllarca takip ettim. Meslek hastalığının oluşmasını engellemeniz gerekiyor. Bunu ilk planda yapmanız lazım. Eğer bunu yapamıyorsanız meslek hastaneleri açmanız lazım.

Türkiye’de meslek hastaneleri doğru düzgün açılmıyor, aksine kapanıyor. O zaman işte bu tür iş cinayetleri işlenmeye devam eder.

Meslek hastalığı tanısı konulması önünde de türlü engeller çıkarılıyor ve gelinen noktada yasa doğru düzgün bir şekilde uygulanmıyor ve eksiklikleri de giderilmiyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na biz sorular soruyoruz ve cevap bekliyoruz fakat bize gelen cevaplarda büyük bir ciddiyetsizlik görüyoruz. Bakın mesela şu önergeleri vermişiz. Bize gelen cevapları size anlatacağım ve Bakanlığın ne kadar ciddiyetsiz işler yaptığını bir iş cinayeti sonrası Çalışma Bakanlığı’nın bize verdiği cevaplar üzerinden size anlatacağım.

Değerli arkadaşlar mesela bakın İzmit Alikahya’da Hyundai Glovis’te işçilerin mobbing’e uğradığı ile ilgili bir soru sormuşuz. Amirlerin küfür, hakaret ettiği ile ilgili bir soru sormuşuz. Bakanlığa sorduğumuz zaman iş yerinde bir inceleme yapması gerekiyor. Bakanlığın bize cevabı burada arkadaşlar. Böyle bol bol mevzuat yazmış ve “Gerekli incelemeler yapılmaktadır.” diyor. Ya kardeşim biz sana bir soru sormuşuz. Aylar geçmiş aradan. Soruya cevabı sabırla beklemişiz. Git incelemeni yap, bize cevap ver. Onun için bekleriz, bir yılda bekleriz fakat aylarca beklemişiz, gelen cevap “Gerekli incelemeler başlatılmıştır.” biz sana bunun için sormadık ki. Gerekli incelemelerini zaten başlatacaksın. Sonucunu söyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan. Allah aşkına!

Daha skandal cevapları bitmedi. Devam ediyoruz. Kocaeli’de Körfez’de 15 yaşında Ömer Girgin adlı bir çocuk iş yerinde bir iş kazasına uğradı. Daha doğrusu iş cinayetine ve öldü. 15 yaşındaki çocuk öldü. Bunun üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na sormuşuz. Çocuk işçiliği ile ilgili bir soru sormuşuz. Bize uzun uzun cevap vermiş. Mevzuat yazmış gördüğünüz gibi. Aradan 11 ay geçmiş, 2 Ocak 2024’te sormuşuz. Bize uzun uzun mevzuat yazarak göndermiş fakat olayla ilgili tek bir pratik bilgi yok. “şöyle araştırdık, şöyle bir şey tespit ettik, şöyle ceza verdik.” Yok onun yerine “Gerekli araştırma ve inceleme sürecine yönelik çalışma başlatılmıştır.” 11 aydır çalışma başlatılmış. Kardeşim bak 11 ay beklemişim. Bu çalışma anında başlatman gerekiyor. Zaten denetim yapmamışsın. Orada çocuk işçi çalışmış. Çocuk iş cinayetinde ölmüş. En çok 1-2 ayda bu cevabı bana vermen lazım. Ocak başında sormuşum. Bana mevzuat yazıp göndermiş. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkkan böyle çamur gibi cevaplar gönderme bana. Bakın ben size geri gönderirim yoksa bu cevapları. Böyle rezalet cevaplar gönderilmez. Şu altındaki imza size mi ait Sayın Bakan Vedat Işıkhan? Bakın şu imza size mi ait? Soruyorum size. Yoksa bakanlıkta sizin imzanızı taklit ederek üstüne yazı mı yazıyorlar? Gerçekten bunu merak ediyorum. Sayın Bakan Vedat Işıkhan bunu açıklayın. Böyle rezalet cevaplar olamaz ya.

Bir çocuk ölmüş, verilen cevapta mevzuat yazmış, “İnceleme başlattık.” demiş. İncelemenin sonucunu ben senden istiyorum. Ne yaptın? Böyle saçma sapan cevaplar göndermeyin bana. Bitmedi, devam ediyoruz. Bakın skandal skandal cevaplar arkadaşlar.

Enpay fabrikasında 22 Aralık’ta iş kazası geçiren 45 yaşındaki Kemal Celep yaşam savaşını kaybetmiş. Ölmüş bu insan. Bak bununla ilgili soru soruyoruz. Ne zaman sormuşum? 4 Ocak 2024’te sormuşum arkadaşlar. Bana cevap yeni gelmiş. Aradan 12 ay geçmiş. Bakın 12 ay geçmiş. “Gerekli incelemelere başladık.” günaydın Sayın Bakan Vedat Işıkhan. Günaydın diyorum sana. El insaf diyorum. El vicdan diyorum. Gerçekten şu imza sana mı ait diye de soruyorum. Yoksa taklit mi ettiler? Böyle saçma sapan cevapların altına imza atmazsın herhalde ya. Bir bilim insanı olduğunu biliyoruz ya. Bu konuda bir soruşturma başlatman gerekmiyor mu? Bu kadar ciddiyetsiz cevaplar nasıl oluyor?

Başka, bakın yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na sormuşuz. Kocaeli Dilovası ilçesinde işçiler işten atılmış. Grev gibi durumlar olmuş. İşten atılmalar yaşanmış. Bunu da 6 ay önce sormuşuz. Yine bize mevzuat yazıp göndermiş. Yine mevzuat!

Ben senden mevzuat istemiyorum ki Sayın Bakan Vedat Işıkhan. Ben senden ne yaptın? Pratik olarak gereken denetimleri yaptın mı? Yapmadıysan iş cinayeti sonrasında bu konuyu kendi dairende sorguladın mı? Bunları soruyorum. Bana mevzuat yazma. Zaten ben mevzuatı biliyorum. Mevzuat niye uygulanmıyor diye sana soruyorum.

Bakın bir başka soru önergesine cevap İdris İmzaoğlu Albayrak Inşaat Firması’nda ölü bulunmuş. Bakın insanların ölümleri ile ilgili soru soruyorum arkadaşlar ve “Albayrak inşaat firması bizimle hiçbir iletişim kurmadı hakkını alamadık.” n diye sorulmuş. Ne zaman? 10 Mayıs 2024’te sormuşuz. Aradan 7 ay geçmiş. Bakanlık bize yine mevzuat yazıp göndermiş. “Gerekli araştırma inceleme sürecini başlattık.” Günaydın. Ben sormasam onu da başlatmayacaklar. Ya “başlattık” da sonucunu bana söyle ya. Allah aşkına. 7 ayda, 12 ayda sen sonuç alamıyor musun? 5 dakikalık iştir bunlar ya.

İstanbul Kadıköy Fikirtepe’de bir inşaat şirketi işçileri, Ilgan İnşaat’taki inşaat işçileri, kirli tabldotlarda yemek verilmesi ve yemeklerden böcek çıkması gibi şikayetlerle bize başvurmuş. Yine, gidip orada hiçbir araştırma yapmamışlar, bize mevzuat yazıp göndermişler. Mevzuat, mevzuat… Mevzuatı niye uygulamıyorsunuz diye soruyoruz. Bakanlıktaki yetkililer kalkıp sıcak koltuklarını bırakıp gitmek istemiyor, Bakan yerine imza atıyorlar, bize gönderiyorlar. Böyle dolaplar dönüyor demek ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda ya böyle ciddiyetsizlik olur mu ya? Şu cevaba bakın!

Sağlık Bakanlığı; Sağlık Bakanlığı da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan geri kalır tarafı yok. Sağlık Bakanlığı’na soru sormuşuz. Adana F Tipi Cezaevi’nde ağız içi arama, kelepçeli muayene nedeniyle insanlar hastaneye gitmiyor. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığı olarak ne yapıyorsunuz? İnsanlar 15-16 aydır hastaneye gidemiyor. Bir Sağlık Bakanı olarak sen ne yapıyorsun Kemal Memişoğlu? Bu konuda personelini eğitmiyor musun? İnsanlar hasta, doktorun önüne gidiyor, muayene olamadan geri dönüyor. Bununla ilgili bir şey yapmıyor musun diye sormuşuz. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da bize; “İnsan haklarına çok iyi uyuyoruz, acayip insan haklarına uyuyoruz.” diye bir cevap göndermiş. Bakın şurada. Ne demiş? “Hasta haklarından herkesin faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine, hasta hakları yönetmeliği kapsamında sağlık hizmeti verilmesi, mezhep, cinsiyet siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik sosyal ayrımın yapılmamasına” kardeşim zaten yapılmasıyla ilgili bir soru soruyorum. Bana niye teorik mevzuat yazıp gönderiyorsun? Bu bakanların işi gücü bu herhalde. Kendilerine geri göndereceğim. Bana gönderdikleri cevapları bir okusunlar arkadaşlar. Böyle saçma sapan cevaplar kendilerine verilirse ne düşünecekler diye soruyorum.

Bakın ifşa ediyorum ve mahcup ediyorum bu bakanları. Sağlık Bakanlığı’ndan yine bir cevap. Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde semt polikliniği var ama koca 50 binlik ilçede bir hastane yok diye sormuşuz. Bana gelen cevapta ne diyor biliyor musunuz Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu? Diyor ki: “İzmit’teki hastanelere 7 kilometre, Seka Devlet Hastanesi’ne 13 kilometre, Kocaeli Devlet Hastanesi’ne 10 kilometredir Kartepe. Kartepe’de hastane yoksa 10 kilometre ötedeki diğer ilçe hastanelerine gidiversinler.” 50.000 kişinin olduğu bir yer için bunu söylüyor Sağlık Bakanlığı bana. Tabii orada bol miktarda sahibi AK Partili olan özel hastaneler var. Onları rahatsız etmek istemiyorlar. Bir devlet hastanesi açılsa özel hastaneler iş yapamayacak. Bunu söylemiyor da “Ya öbür ilçedeki hastaneye gidiversin canım.” diye bana ciddiyetsiz cevap veriyor Sağlık Bakanlığı. Bakın memleketin haline bakın.

Yine Sağlık Bakanı’na Kocaeli 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki bir mahkûmin tedavi edilmediği ile ilgili iddiaları sormuşuz. Diş hekimi kelepçeli muayene etmek istemiş. Düşünün dişiniz ağrıyor, dişiniz çekilecek. Kelepçeli bir şekilde dişiniz çekilmek isteniyor ve hasta da kelepçeli muayeneye izin vermiyor. Bununla ilgili sormuşuz. Ya bir diş hastanesinden sor kardeşim ya. Sor! Ne yaptınız? Böyle bir mahkum geldi mi? Doğru mu iddialar? Belki doğru söylemiyorum. Git bir araştır bakalım. O da yok. Tamamen utanmadan oturup mevzuat yazıp bana göndermişler. Olayın pratik ayrıntısıyla ilgili hiçbir cevap yok. Yasa yönetmeliklerdeki mevzuatları yazıp gönderiyorlar.

Utanmanız gerekir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bu cevapları bir milletvekiline göndermeye utanmanız gerekir. Çünkü biz milleti temsil ediyoruz. Bu ciddiyetsiz cevaplarınız aslında milleti ciddiye almadığınızın göstergesi. Çünkü ben milletvekiliyim, milleti temsil ediyorum. Bu ciddiyetsizliği de kabul etmiyorum. Buradan sizi ifşa ediyorum bundan dolayı.

Bir başka cevap yine Sağlık Bakanlığı’ndan. Bakın rezalet cevapları gösteriyorum. Kocaeli 2 No’lu, F Tipi Cezaevi’nde Lenfoma hastası bir kişi Hasan Karapınar’la ilgili sağlık hakkı ihlallerini sormuşuz. Aylarca çektirilmeyen tetkikler, yürümeyen tedavileri ayrıntılı bir şekilde sormuşum. Bana gelen cevapta yine aynı diğerlerinden kopya çekilmiş. Bakın 2 paragraf cevap. Aynı standart kopyala yapıştır cevap. Hiç yüzleri kızarmıyor. Bu cevapları göndermeye yüzleri kızarmıyor. Ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları ne de Sağlık Bakanlığı Bürokratları. Tabi büyük ihtimal bakanın imzasını altına taklit ediyorlar çünkü denli saçma sapan cevapları sanırım bakanlar göndermez. Bakanların bu konuda bir soruşturma başlatması gerekiyor. Şu ciddiyetsiz cevaplar nasıl gitmiş?

Bakın hepsi elimizde arkadaşlar. Göndereceğim bakanlara da. Böyle bir rezalet olamaz ya. Böyle bir şey olabilir mi ya? Bu nasıl ciddiyetsiz cevaplar?

Sağlık Bakanlığı’na uzun uzun Samsun Kavak S Tipi Cezaevi’ndeki bir mahpus Ali Alarslan’ın kalp şikayetleri bununla ilgili yürümeyen sağlık hakkı ile ilgili şikayetleri sormuşum yine aynı bakın kopyala yapıştır bana mevzuat göndermişler. Olaya girmiyor, olaya değinmiyor. Gidip cezaevinde araştırmamış. Hiç utanmadan, sıkılmadan bana bu cevapları gönderiyorlar arkadaşlar. Şu ciddiyetsizlik devam ediyor.

Yine Sağlık Bakanlığı Kırşehir S Tipi Cezaevi’nde bir mahpus, Mustafa Karatepe, ki takip ediyorum, 1 yıldan fazladır doğru düzgün tetkik ve tedavisi yapılmamış, baştan savılmış, bağırsak kanseri olduğu halde tetkikleri, tedavileri yapılmamış. Böyle bir insan hakkında soruyorum, niye bu kadar gecikmiş bu insan? Başlangıç evresinde yakalansaydı, gereken ameliyatlar yapılsaydı, ömrü çok daha uzun olabilirdi. Niye geciktiniz diye soruyorum. Bana verilen cevaplar son derece kötü. Bu da kabul edebileceğimiz bir durum değil arkadaşlar.

Bu sefer geldik Adalet Bakanlığı’na. Hepsi birbirinden beter arkadaşlar. Bakın ben delillerle, belgelerle geliyorum. Adalet Bakanlığı’nın cevaplarına bakın. Yılmaz Tunç’a sormuşuz. Denizli T Tipi Cezaevi’nde Mahmut Bağrıyanık isimli mahpus, kitap yasaklarıyla ilgili birçok önemli, somut şeyler sormuş. Felsefe tarihi, ABD, Orta Doğu, Türkiye, Siyah Deri, Beyaz Maske gibi bandrollu kitapların verilmemesiyle ilgili sorular sormuş. Yani dışarıdaki bir kitapçıdan rahatlıkla alabileceğiniz bir kitap cezaevine giremiyor. Girmesi lazım, bandrollü kitap. Bununla ilgili soru sormuşuz. Cevap, kurumda tüm iş ve işlemler mevzuata uygundur. Hiçbir doğru düzgün araştırma yok. Böyle ciddiyetsiz bir cevapta Adalet Bakanlığından gelmiş, görüyorsunuz. Adalet Bakanlığı da aynı tarz devam ediyor ciddiyetsizliğe.

Özlem Sarıçelik ile ilgili bir soru sormuşum. Eskişehir L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bu kadının eşi de tutuklu ve down sendromlu bir çocuğu var. Çocuğu ileri derecede hasta olduğu için infaz erteleme verdi adli tıp fakat savcılık uyduruk bir şekilde bu infaz ertelemeyi iptal etti, vermedi ve kadın hala cezaevinde. Çocuk eziyet çekiyor, işkence çekiyor. Çocuk altına kaçıran, ileri derecede Down sendromlu bir çocuk. 12 yaşında Elif Sinem Sarıçelik. Çocuk annesini, babasını özlüyor ve bakıma muhtaç. Hasta, yaşlı dede, nine çocuğa bakmak zorunda ve çocuk annesiz, babasız. Annenin, çocuğun yanında olması lazım. Bu denli insani bir durum var ortada.

Adli tıpta demiş ki; “Evet, infaz erteleme almalı.” Eskişehir’in zalim başsavcısı keyfine göre bir karar vermiş. Demiş ki; “Hayır efendim güvenlik gerekçesiyle anneyi serbest bırakmıyorum. Bana ne doktorların verdiği rapordan.” utanmadan bunu söylemiş. Vicdansızca bunu söylemiş arkadaşlar. Vicdansızca çünkü bir insan nasıl böyle bir karar verebilir? Hasta bir çocuğu sen cezalandırıyorsun. Anneyi değil, hasta 12 yaşındaki Down sendromlu bir çocuğu cezalandırıyorsun. Biz bununla ilgili soru sormuşuz Adalet Bakanlığı’na. Bakın bize gelen cevap ne? Bu denli ağır bir hukuksuzluğu sormuşum. “Efendim başsavcılık reddetmiş. İnfaz hakimliği ve ağır cezada onaylamış bunu. Her şey usule uygun yürüyor. Soru önergesindeki, aksi yöndeki iddialar gerçek değil.” gayet rahat, cevaplar. Vicdansızlığa eşlik ediyor Adalet Bakanlığı.

Bir çocuğa en ağır vicdansızlık yapılmış, bakıma bu kadar muhtaç bir çocuğa bu kadar ağır bir vicdansızlık yapılmış, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç bana gayet rahat, normal, vicdansızca cevaplar veriyor. Yazıklar olsun size ya! Yazıklar olsun!

Bu denli ağır siyasi kararlar veren bir başsavcıyı uyarmak yerine bana “böyle verilmiştir.” diyor. Adli tıp kurumunu, doktorları çiğniyorsun başsavcı ya! Doktorun kararını çiğniyorsun sen doktor musun kardeşim ya! Bütün bunları gözden uzak tutarak kalkmış Adalet Bakanlığı her şey uygundur diye bana cevap veriyor. İnsan utanır yani. Böyle vicdansız olmayın ya. Sayın Yılmaz Tunç, bu ne haldir?

Baki Can Işık, Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde hakları gasp ediliyormuş. Yazmış, çizmiş, bize göndermiş. Biz de Adalet Bakanlığı’na sormuşuz. Bize gelen cevap; “Sincan Cezaevi’nde her şey dört dörtlüktür, işler çok doğru yürümektedir, mevzuata uygundur. “ ya neler neler yazmış, sohbet hakları engelleniyor, haklar gasp ediliyor, tekli ring dayatması neler neler, verilen cevap bu! Gidip araştırmamış bile veyahut da cezaevindeki görevli: “Her şey normaldirç” diye yazmış, Adalet Bakanlığı da bu uyduruk cevabı bize göndermiş. Senin müfettişin yok mu Sayın Bakan Yılmaz Tunç?  

Senin müfettişin yok mu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Sayın Vedat Işıkhan? Senin müfettişin yok mu Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu? Sizin müfettiş denilen bir personeliniz yok mu? İhlali yapan kurum kalkıp uyduruk bir şekilde cevap yazıyor siz de o cevabı bana gönderiyorsunuz. Bir de hiç utanmadan diyorsun ki :” Cevap budur.” Cevap yalandır! İhlali yapan adama sormuşsun adam da üstünü kapatarak bana göndermişsin. Tek bir müfettişin yok mu senin? Git bir araştır.

Bakın skandal cevaplar gelmeye devam ediyor! Yine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan. Ağırlaştırılmış müebbet bir mahpusa, televizyon ve radyo verilmemiş, 8 yıldır hücrede kalan bir kişi ağır hak ihlallerine uğramış, bize gelen cevap; “Kurumda her şey dört dörtlük yürüyor.” şeklinde bir cevap. Konuyu araştırmamışlar bile. Adam ayrıntılı bir şekilde uğradığı ihlalleri yazmış, yine araştırmadan bir cevap.

Yine Kayseri 1 No’lu Kadın Cezaevi’nden Dilşah İçer ayrıntılı, yoğun sağlık hakkı ihlallerini bize iletmiş. 8 aydır hücrede kalıyormuş, ağır şartlarda kalan bir insan ve bunlarla ilgili ayrıntılı araştırma yapmadan bize yine mevzuat yazıp göndermişler.

Yine Elazığ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde 1.5 yıl önce bir mahpus eline bıçak alıp diğer mahpusları bıçaklamıştı, öldürmeye çalışmıştı. Skandal bir olay ya. Bakın 1.5 yıl geçmiş aradan. Biz bu soruyu Adalet Bakanlığı’na sormuşuz. Bize gelen cevapta yine bir ciddiyetsizlik. Diyor ki; “İdari ve adli soruşturma devam etmektedir.” yani 1.5 yılda sen idari soruşturmayı bitiremedin mi ya? Allah aşkına yani. Kaplumbağa hızıyla mı ilerliyorsun?1.5, 2 yılda soruşturmaları bitiremeyen bakanlıklarla uğraşıyoruz arkadaşlar. Bu kadar skandal bir olay olmuş. Bir mahpus eline bıçak almış, infaz koruma memurlarını halletmiş, gitmiş insanları bıçaklamış, saatlerce rehin almış, boğazına bıçağı dayamış, “öldüreceğim” demiş, , ne rezaletler yaşanmış. Aradan 1.5 yıl geçmiş hala  Adalet Bakanlığı diyor ki: “Soruşturmamız devam etmektedir.” Cevaba bak. O zaman bu ülkede adalet olur mu?

Adalet Bakanlığı’na adalet tavsiye ediyorum. Adalet Bakanlığı’nın adalete ihtiyacı var arkadaşlar. Şu bakanlığa biraz adalet ihsan edin de azıcık adalet neymiş bir öğrensin.

Kayseri Bünyan Cezaevi’ndeki bir sürü ihlali söylemişim yine bana iki kelam ciddiyetsiz cevaplar verilmiş. Bakın öylesine vicdansızca işler oluyor ve öylesine soğuk cevaplar veriliyor ki. Diyarbakır’dan bir aile Çorum Sungurlu T Tipi Cezaevi’ne gitmiş. 2 Ağustos 2023’te olmuş bu olay. 1.5 yıl önce bakın. 2 dakika ziyaret saati gecikti diye. Diyarbakır’dan gelen aileye “Hayır kardeşim sana ziyaret yaptırmayacağız güle güle.” demişler. Aile ziyaret yapamadan Çorum’dan Diyarbakır’a geri dönmüşler. Bununla ilgili sormuşuz. Bize gelen cevaba bakın! Hiçbir şeyi doğru düzgün araştırmayıp, “Kurumda tüm iş ve işlemler mevzuat hükümlerine uygun yürüyor.” ya hiç mi sizin insanlığınız yok? Ya hiç mi vicdanınız yok? 2 dakika geciktiği için 5 kişilik bir aileyi geri gönderiyorsun. Bunu da Adalet Bakanlığı’na soruyoruz, umurunda değil. İnsanlık ölmüş arkadaşlar.

Milli Eğitim Bakanlığı, KHK’lı Emel Zengin Çakır bize bir soru sormuş. Demiş ki: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde başvuru yapamıyoruz. Halk eğitim kurslarına online başvuru yapmak istediğimizde “Bu siteye girmeniz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından engellenmiştirç” diyor. Öğretmenlikten ihraç edilmiş bir kişinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın web sitesine girmesi de engellenmiş. Halk eğitim kursu dahi almasına izin vermiyorlar. Bu hak ihlali sadece Milli Eğitim Bakanlığı personeline uygulanıyor diye bize şikayetini iletmiş. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cevabı; “Bireyler kayıtlarını E-devlet kullanıcı bilgileri ile e-yaygın sistemi üzerinden yapabilmekte, kayıtlara ilişkin bakanlığımızca uygulanan herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır.” ya zaten kısıtlama var diye sana gönderiyoruz kardeşim araştırsana incelesene “Herhangi bir kısıtlama yok.” diyor. Vatandaş diyor ki: “Ben kısıtlandım.” araştırın biz de sana soruyoruz. Niye araştırmıyorsun Sayın Bakan Yusuf Tekin? Şu hale bak! “Bir kısıtlama yok.” diyor. Nasıl kısıtlama yok? Ben sana gelip ispatlıyorum. Onun cevabını vereceğine “Kısıtlama yoktur.” diye cevap veriyor. Böyle ciddiyetsizlik bakın. Yusuf Tekin’de de aynı ciddiyetsizlik.

Silivri’de bulunan Toki Cumhuriyet Anadolu Lisesi’nde bir olay yaşanmıştı. Ülke Ocakları İl Başkanı okula gelmişti, o kapıda karşılanmıştı. Öğrenciler ders sırasında sınıflarından alınarak bahçeye çıkarılmıştı. Özel bozkurtlu karşılama töreni düzenlenmiş. Ders saatinde sınıfları gezmiş bu Ülkü Ocakları Başkanı. Öğrencilere kitap ve dergi dağıtılmış. Böyle iş olur mu ya? Bir dernek başkanı geliyor, bütün okulda düzen değişiyor. Herkes hazır ola geçiyor, onu karşılıyor. Sınıflarda kitap dergi dağıtıyor. Biz bunu Milli Eğitim Bakanlığı’na sormuşuz. Bize gelen cevap yine ayrı bir skandal cevap. Ne diyor biliyor musunuz? Bakın şurada. “Okul yetkilileri hakkında herhangi bir şikayet ve CİMER başvurusu bulunmadığından bu konu hakkında işlem yapılmamıştır.” tamam biz sana soruyoruz Sayın Bakan Yusuf Tekin. Şimdi yap o zaman. “O dönemde bu konuyla ilgili hiçbir şikayet gelmemiş. O yüzden bir işlem yapılmadı.” tamam da ben soruyorum kardeşim. Sen yap şu anda işlemi. Şu cevabın ciddiyetsizliğine bakın ya. Böyle skandal bir olay olmuş. Milli Eğitim Bakanlığı’nınokulunda böyle abuk sabuk olaylar olur mu ya? Ne arıyor böyle olaylar? Sanki devlet başkanı gelmiş okulda karşılama töreniyle karşılanıyor. Sınıflarda dolaşıyor bir dernek başkanı bu nasıl bir haldir? Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’İn cevabına bakın ya. Şu ciddiyetsizliğe bakın ya. Gerçekten şu cevaba bakın! Bunun altına sen mi imza attın Sayın Yusuf Tekin? Şu imzayı sen mi attın ya! Allah aşkına şu cevaplara bakın.  Olacak işler midir bunlar! Sen nasıl böyle cevap verebilirsin? Senin imzanı taklit mi ettiler yoksa sen mi attın böyle ciddiyesiz cevapların altına imzanı!

Bütün bu bakanlara bu cevaplarını geri göndereceğiz arkadaşlar. Böyle saçma sapan cevaplar gönderemez bir bakanlık milletvekiline. Millete hakaret ettirmeyiz. Böyle iş olmaz. Burada ifşa ediyoruz. Yüzleri varsa yüzleri kızarsın. Bu durumu kabul etmiyoruz.

Adalet Bakanlığı’nın cevabına bakın! Faruk Can Konya Ereğli Cezaevi’nden bir sürü şikayet yazmış bize. Uzun bir paragraf ile şikayetlerini yazmış. Adalet Bakanlığı’na bunu sormuşuz. “Adı geçenin kötü muamele ile ilgili şikayetlerine rastlamadık.” demiş. Tamam da benim vasıtamla bu kötü muameleyi soruyor. Şimdi araştır. “Öncesinde kendisi başvurmamış. Efendim bizi yorma Ömer Bey.” demek istiyorlar. “Ya şöyle sıcak koltuklarımızda oturuyoruz. Ne yoruyorsun Ömer Bey.” diye söyleniyor Adalet Bakanlığı yetkilileri arkadaşlar. “Şikayeti yokmuş efendim araştırmamışız.” tamam şimdi soruyoruz araştır. Böyle trajikomik cevaplar var arkadaşlar gerçekten gülsek mi ağlasak mı şaşırıyoruz ya. Cevaplara bakın yani.

Yine Adalet Bakanlığı’ndan bakın yine çok skandal bir cevap! Kocaeli’de bir Vadi Besicilik var. Hayvanların pisliklerini denize döküyor, her türlü yasaya aykırı işlem yapıyor. “Bunlar hakkında bir soruşturma başlatılmış mı?” diye sorduk. Ayyuka çıktı bu Vadi Besicilik ile ilgili şikayetler. “Bir soruşturma başlatılmış mı?” çünkü gazetelerde, her yerde haberler çıkıyor. Normalde başlatılır değil mi? Tespit ediliyor çünkü. Aadam gitmiş denize hayvan pisliği dökmüş. Bakın böyle olaylar yaşanmış. Biz de bunu sormuşuz. “Herhangi bir soruşturma başlatıldı mı?” diye. “Herhangi bir işlem başlatılmamış olması normal mi?” diye sormuşuz. Bize cevaben ne diyor biliyor musunuz? “Evet bir soruşturma başlatmamışız.” “Soruşturma başlatılmaması normal mi?” diye soruyoruz. “Evet efendim soruşturma başlatmamışız.” diyor. Böyle ciddiyesiz laubali cevaplar arkadaşlar görüyorsunuz. Ayyuka çıkan skandal iddialar hakkında “Niye soruşturma başlatılmamış?” diye soruyorum. “Evet soruşturma başlatılmamış.” efendim. Gerçekten insan ne diyeceğini bilemiyor ya. Sayın Bakan Yılmaz Tunç şunların altına siz mi imza atıyorsunuz? Ben inanamıyorum gerçekten. Herhalde taklit ediyorlardır. Bakın şuradaki sizin imzanız var. Şu imza herhalde taklittir yani. Başka bir şey olamaz. Böyle saçma sapan cevaplar herhalde siz veremezsiniz. Bakanlık içinde bir soruşturma başlatmanızı tavsiye ederim. Yoksa gözünüz kapalı mı imza atıyorsunuz Sayın Bakan? Gözünüzü kapatarak imza atıyorsun. “Ya Ömer Bey’in de soruları çok fazla yoruluyor elim.” diye böyle gözünü kapatarak mı cevap yazıyorsun diye merak ediyorum. Herhangi bir cevap ver. Gerçekten ilginç bir konu.

Sincan Cezaevi’nde denetimli serbestlik verilmemesini sormuşuz. Dile düşmüş bu Sincan Cezaevi arkadaşlar. Herkes biliyor, milyonlarca kişi biliyor Sincan Cezaevi’nin ayrımcı bir muamele yaptığını. Herkes Sincan Cezaevi’nden sevk edilmek, başka yere gitmek istiyor. Sincan Başsavcılığı yazmış bunu sanırım Bize gelen cevap da diyor ki; “. Tüm iş ve işlemler mevzuata uygundur Ömer Bey.” diye cevap gelmiş. Böyle bir cevap.

Bandırma 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nden Velat Esen bize bir soru göndermiş. Birçok şikayetini yazmış gördüğünüz gibi. Bunları bir araştır! Cezaevindeki koğuşların çok kalabalık olduğunu yazmış. Zaten Bakanlık istatistikleri cezaevlerinin çok kalabalık olduğunu yazıyor. Gelen cevap ne diyor biliyor musunuz? “Kapasitenin üzerinde hükümlü veya tutuklu barındırılmasının söz konusu olmadığı.” cümle alem biliyor. 79 bin kişi kapasitenin üstünde cezaevlerinde mahpus var. Bandırma Cezaevi için sormuşum “Kapasitenin üstünde mahpus yok.” gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor Adalet Bakanlığı. Herkes biliyor, cümle alem biliyor. Mahpuslar yerlerde yatıyor. Gelen cevaplar bu denli ciddiyesiz ve yalan içerikli.

Adana Kürkçüler Cezaevi’nde sağlık hakkı ihlalleri, darplar ile ilgili sorular sordum uzun uzun ve gelen cevap; “Her şey mevzuata uygun, hiçbir sıkıntı yok.” hiçbir araştırma yapmamışlar. Cevaplar bu denli ciddiyesizlikle geliyor.

Bakırköy Kadın Cezaevi’nde Ayten Anlaş niye romatolojiye gitmiyor diye spesifik bir soru sormuşuz. Niye romatoloji bölümüne gitmiyor? Dahiliye gitmesi yeterli değil diye. Cevap yine “Hasta doktara gitmektedir.” ya biz sana “Hasta doktora neden gitmiyor?” diye sormuyoruz. “Romatoloji bölümüne neden gitmiyor?” diyorum. Bunu cevapa. Tabii buna cevap veremeyeceği için, “Efendim hastayı doktorlara göndermekteyiz, e hastanelere gitmektedir.” gibi boş kelam içeren cevaplar veriliyor. Kendi cevabımı alamıyorum, yandan cevap veriyorlar.

Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan yıllardır defalarca kez Yusuf Kenan Dinçer bize yazar, cezaevi raporları gönderir, ağır hak ihlalleri bildirir. Biz bunu Adalet Bakanlığı’na sorarız. Neler neler yazmış adam. Mevzuata aykırı bir sürü işler yapıldığını yazmış. Yine cevaplar son derece ciddiyetsiz. Mevzuat yazmış uzun uzun. Kağıtlara yazık arkadaşlar yaç 5 sayfa cevap bakın şurada ama cevap yok! Böyle tilkice bir anlayış var ortada. 5 sayfa cevap veriyor boş boş laflar, mevzuatlar. Ondan sonra ortada cevap yok. Bir sürü ihlal ya araştırmamış ya da araştırdığı halde bize uyduruk cevap gönderiyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan yine ciddiyetsiz bir cevap! Batman Adliyesi’nde annelere çıplak arama yapılmıştı. 70-80 yaşındaki annelere utanmazca çıplak arama yapılmıştı. Sonra ne oldu biliyor musunuz arkadaşlar? Biz bunu sorduk. Yine böyle bakın sayfalarca mevzuat sanki cevap veriyormuş gibi göz boyamaya çalışıyorlar. “Batman M ve T Tipi Kapalı Ceza Infaz Kurumları’nda tüm iş ve işlemler mevzuat hükümlerine uygundur.” diye yüzü kızarmayan cevaplar vermişler. Yaşlı, başlı annelere hayasız çıplak aramalar yapılıyor. Bize verilen cevaplar bu arkadaşlar.

Nakil istekleri sormuşuz. Adalet Bakanlığı’na Nebahar Haytaz hakkında yine mevzuat yazıp göndermiş.

Bakın Hatay’da deprem sırasında gözaltına alınan bir kişi hakkında sormuşuz. O kişi ölmüştü. Ahmet Güreşçi gözaltında ölmüş. Gözaltında dövülerek ölen bir kişiyi sormuşum Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a; “Bununla ilgili durum nedir? Soruşturma yaptınız mı?” diye. Bakın depremin üzerinden 2 yıl geçti değil mi? 2 yıldır soruşturma devam ediyormuş arkadaşlar. Ya adam gözaltında ölmüş, dirisi girmiş sapasağlam, ölüsü çıkmış gözaltından. Bununla ilgili bir soruşturma sonucu var mı diyorum? “Efendim soruşturmalar devam etmektedir.” diye bana yüzü kızarmadan cevap veriyor Adalet Bakanlığı.

İçişleri Bakanlığı da yüzü kızarmadan benzer cevaplar veriyor. O da aynı şekilde gözaltında ölen Ahmet Güreşçi hakkında durum nedir diye sorduğumda “Soruşturmalar devam ediyor.” diye cevap vermis. Ya neyin soruşturması? 2 yılda sen bir devlet olarak gözaltında ölümü sorgulayamadın mı? Bunlar nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Tüm bu bakanlıkların cevapları. “Efendim biz Ömer Bey’e böyle uydurup cevap verelim. Nasıl olsa unutur. Ondan sonra biz de olayı unuttururuz, kapattırırız, sümenaltı ederiz. Şimdilik böyle bir cevap verelim. “Araştırıyoruz efendim, inceliyoruz, bakıyoruz, ediyoruz.” cevapları verelim.” Unuttururuz nasıl olsa!” diyorlar. Hayır unutmayız arkadaşlar. Biz fikri takip yaparız. Onlarca soru önergesi ki bunların aslında yüzlercesi var ancak bunları getirdim. Bütün bunların biz takibini yapacağız. Bunu da herkes iyi bilsin.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sormuşuz. Grevdeki işçilerin başına gidip orada siyasi söylemlerde bulunan Iğdır İl Emniyet Müdürü için ne yaptınız diye sormuşuz. İçişleri Bakanı bize demiş ki; “Güvenlik sorunu yaşanmaması için oraya gitmiş efendim.” diyor. Şimdi bu adamı Emniyet Müdürlüğü’nden alıp başka bir yere verdiler. Hangi icraatınıza inanalım? Şu verdiğiniz cevaba mı Sayın Ali Yerlikaya? Yoksa adamı o müdürlükten alıp başka bir yere vermenize mi bakalım? Giçbir lafınız birbirini tutmuyor. Çok skandal bir şekilde gidip orada yan tutmuştu, taraf olmuştu bu emniyet müdürü. İşini yapmayıp taraf olmuştu. Böyle utanmazca işlere verilen cevaplar bunlar. Bir taraftan adamı oradan alıp tayin edip başka yere gönderiyor sürgün gibi, bir taraftan da bize “Bir şey olmamıştır.” diye uyduruk bir cevap veriyor. Hangi icraatınıza inanacağız biz de bilmiyoruz.

Suriyeli bir avukat, vatandaşlıktan pat diye çıkarılmış. Bunu sorduk İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya. O da bize; “Her şey mevzuata uygundur.” diye cevap vermiş. Konuyu bir araştır ya, 2 sayfa ben sana soru sormuşum, olayı anlatmışım. Sayın Bakan Ali Yerlikaya, insan bir utanır ya. Bir kısa paragrafla bize cevap veriyor. “Her şey yönetmeliklere uygundur.” diye cevap veriyor. Ne yönetmeliğine uygun? Kafadan vatandaşlık hakkı almış birisinin vatandaşlık hakkını iptal etmişsin. Hiçbir gerekçe de sunmamışsın. Gerekçe sun diyoruz. Yazılı olarak sunuyoruz. “Her şey mevzuata uygundur.” diye cevap veriyorsun.

Yine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya; bir vatandaş zamanında askere gitmemesinden dolayı vatandaşlıktan çıkarılmış ve daha sonra tüm sağlık ve diğer hakları ihlal edilmiş. Bunu soruyoruz. Bize verilen cevap; “Efendim bu konuda araştırmalar yapıyoruz, suç işleyenlere karşı verdiğimiz cezalar uygundur.” olayın özeline hiç girmeden 1-2 mevzuat yazıp bize gönderiyor. Vatandaş inim inim inliyor, bu koltuklarda oturanların umurunda değil, abuk sabuk cevaplar yazıp bize gönderiyorlar. Bunların Bakanları da böyle, Valileri de böyle, Emniyet Müdürleri de böyle arkadaşlar. Böyle uyduruk cevaplar yazıp bir milletvekiline göndermekten utanmıyorlar değerli arkadaşlar.

Birçok tekniker arkadaşımız soru soruyor. Onlarla ilgili de açıklama yapacağız. Sağlık teknikerleri arkadaşlar özellikle dikkat etsinler. Sağlık Bakanlığı’na bu konuyu çok sorduk. Mesela radyoterapi teknikerleri atama ve istihdam sorununa ilişkin; “Radyoterapi bölümlerinde yalnızca branşımıza uygun teknik personelin çalıştırmasını talep istiyoruz, taşeron istemiyoruz.” Diye başvurularına istinaden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na atamalar ile ilgili sorular sormuşuz. Hepsine standart cevaplar vermişler. “İstihdam edilmesi talebi planlarımızda değerlendirilecektir.” demiş. Tekniker arkadaşların en azından haberi olsun. Biz sorduk ve cevapları geldi.

Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümü lisans mezunlarının sorunlarına ilişkin soru önergesi verdim, yine aynı cevap! “İstihdam talebi planlarımızda değerlendirilecektir bu sene.” demiş Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu.

“Paramedik olarak adil atama bekliyoruz.” demişler. Yine “İstihdam edilmesi talebi planlarımızda değerlendirilecektir.” diye Sağlık Bakanı Sayın Kemal Memişoğlu cevap vermiş fakat biz soruyoruz arkadaşlar bize başvuran binlerce arkadaşımız bilsin ki biz Sağlık Bakanlığı’nı zorluyoruz. “Ya Ömer Bey sorun, işsiziz, zor durumdayız, vasıfsız insanları bizim yerimize çalıştırıyor.” diyor sağlık teknikerleri. Biz de bunu soruyoruz ama aldığımız cevaplar maalesef hep standart.

Diş protezi teknikerlerinin durumunu da sormuşuz. Onun için de “Sağlık Bakanlığı personel istihdam edilmesi talebi planlarımızda yer almaktadır.” demiş Kemal Memişoğlu.

Diyetisyen istihdamına ilişkin sormuşuz. “Personel istihdam edilmesi talebi planlarımız da vardır.” demiş Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, hepsine standart kopyala yapıştır cevaplar veriyorlar arkadaşlar.

Sağlık Bakanlığı konunun uzmanı teknikerin niye çalıştırılmadığı sorusuna hepsine aynı kopyala yapıştır cevabı vermiş. Ya sen işinde yetişmiş uzman teknikleri çalıştırmıyorsun. Oradaki işi bilmeyen adama “Gel sen burada çalış.” diye çalıştırıyorsun. Biz bunu sana soruyoruz. Verdiğin cevaplar bunlar.

Diş protezi teknikerleri; “Biz diş protez teknolojisi mezunlarının istihdamına” da aynı şekilde “Bu sene bakarız ederiz.” diye cevap vermis Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu.

Sağlık yönetimi mezunları ki yüz binlerce sağlık yönetimi mezunu var. Onların istihdamı ile ilgili soruya da yine aynı kopyala yapıştır. “Bakanlığımızca uygun kadro ve pozisyonlarda istihdam için planlarımızdadır.” gibi cevaplar vermis Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu.

Biyomedikal mühendislerinin istihdamına ilişkin sormuşuz ve onu da yine “Personel istihdam edilmesi talebi planlarımızda mevcuttur.” Diye cevap vermiş. Sağlık Bakanlığı’nda oturmuşlar kopyala yapıştır cevaplar, imzayı Bakan Kemal Memişoğlu’nun yerine at gitsin. Böyle ciddiyetsizlik arkadaşlar işte görüyorsunuz.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a  sormuşuz. Kocaeli’de bitmemiş, tamamlanmayan, abuk sabuk ihaleleri alan Eze İnşaat’a neden yeni ihaleleri veriyorsunuz diye sormuşuz. Bize verilen cevap; “İhale kanunu hükümleri kapsamında ihaleler yapılmıştır.” bakın tek cümle cevap verilmiş. Ben kendisine 2-3 sayfa soru sormuşum, apaçık bir skandalı sormuşum. Türkiye’de defalarca değiştirildi bu ihale kanunları biliyorsunuz. “Tek cümlelik bir cevap, mevzuata göre ihaleler düzenlenmiştir efendim.” Ya kardeşim ben sana “Mevzuat niye uygulanmıyor?” diye soruyorum Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ya. Sen de aynısın, diğerleri de hepiniz birbiriniz ile aynısınız.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a Filistin’le ilgili meseleyi, İsrail ile niye ticaretin devam ettiğini sormuşuz. Bize sayfalarca sayfalarca cevap vermiş ama içinde bakın doğru cevap yok. Yani laf kalabalığına, laf salatasına getirip bizi güya ikna edecek. Ya biz kül yutmayız arkadaşlar ya böyle saçma sapan cevaplar mı olur? Bana uzun uzun sayfalarca cevap veriyor. Diyor ki; “Böylece gözünü boyayayım.” göz boyayacak yani.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e Kocaeli’nin en büyük iki limanındaki liman firmaları neden 3 yılda hiç kurumlar vergisi Safiport Derince Limanı, DP World Limanı son 3 yılda niye hiç kurumlar vergisi ödememiş diye soruyorum. Bana bir sürü mevzuat yazıp gönderiyor. Olayın pratik yönüyle ilgili hiçbir şey yok arkadaşlar.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na da sorduğumuz bir başka soru da yine aynı şekilde mevzuatla cevaplanmış. Böyle imza atıyorlar ama DMD kas hastalarının ilaçlarının neden ödenmediği Duchenne Musküler Distrofi hastalarının anne babaları feryat ediyor. Onların neden ilaçları ödenmiyor sorusuna doğru bir cevap alamıyoruz değerli arkadaşlar. Hal bu maalesef skandallar böyle işte devam ediyor. Hepsini burada ifşa etmiş olduk değerli arkadaşlar. Tarihe bir not düşelim dedik çünkü ağır hak ihlalleri var burada.

3249 nitelik kodlu bilgisayar programcılığı bölümü mezunları olarak kadrolara adaletli atamalar istiyorlar. Bunu burada gündem ediyoruz.

Ayrıca Bayram Özmiş Arnavutköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde dilekçe vermiş ve kötü muamele ile karşılaşmış. Bunu bize bildirmiş. Bununla ilgili ayrıntılı bilgi istiyoruz Sağlık Bakanlığı’ndan bunu da yazılı soru önergesiyle soracağız arkadaşlar.

Sincan Kadın Cezaevi’nde Süheyla Taş hiçbir gerekçe gösterilmeden güneş gören odadan güneş görmeyen rutubetli pis kokuların olduğu bir koğuşa gönderilmiş. Bu neden oldu ve eski koğuşuna neden geri götürülmüyor? Bunu soruyoruz.

Diyaliz teknikerleri bize neden atamalar olmuyor diye sormuş. Biz de buradan Sağlık Bakanlığı’na diyaliz teknikerleri neden atanamıyor, kadro vermiyorsunuz diye soruyoruz. Neden iş bilmez insanlar tekniker olarak kullanılıyor, neden diyaliz teknikerleri atanmıyor diye soruyoruz.

 Yine bir adil yargılama başvurusu. Emin Kalkan herhangi bir delil olmadan gözaltına alınmış. Bununla ilgili bize bir başvuru var. Adil olmayan yargılamalarla ilgili çok başvuru alıyoruz.

Mehmet Emin Bilge diyor ki: “KHK ile ihraç edildim ve emeklilik hakkım gasp edildi. Ağır bir şekilde ihraç edilmek haklarımızın gasp edilmesi mi demektir?” diyor. Bunu binlerce kişi yaşadı. İnsanların emekli ikramiyesi verilmedi, emekli edilmediler. Her türlü zalimlik yapıldı. Bunu da buradan ifşa ediyoruz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda zulmettiğini söylüyoruz ve kasti muameleler yaptığını söylüyoruz.

Ayşegül Saygın diyor ki: “Benim bir çocuğum engelli doğdu. Daha sonra bir çocuğum daha oldu. Evet şu anda bir ceza almış. Yeni doğan çocuğu olduğu için 18 ay infaz erteleme almış “Ama engelli çocuğum için benim o çocuğumun başında bulunmam lazım. 18 ay sonra cezaevine gireceğim. O engelli çocuğum ne yapacak?” diyor. İnfaz erteleme başvurusu engelli çocuk için yasal bir hak. Bu bizim büyük uğraşlarımız sonucu çıkan Yusuf Kerim Sayın çocuğumuzla ilgili bir yasaydı. Başka hasta engelli çocuklar da bu yasadan faydalanabiliyor. Bu noktada bilgisi olmayanların da bilgisi olması gerekir.

Hakile Ölmez bize başvurmuş diyor ki; “Ailem sürekli baskı ve tehdit altında. Ben yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. Baskı yapıyorlar ailemize.. abimi cezaevine aldılar diyor ve inanılmaz bir baskı ortamındayız. Dosyaya gizli tanık koydular. Tutuklu bırakmak için abim Tekin Ölmez’e “Kardeşini de alacağız.” deyip baskı üstüne baskı yapıyorlar.” diyor.

Bir başka vatandaşımız “Genel af istiyoruz.” diyor. Aslında sadece bir vatandaş değil yüz binlerce insanın isteği.

Bir kişi babası Mustafa Aslan’ın kendini tüccar olarak tanıtan bir kişi nedeniyle Suriye’ye gittiğini, Suriye hapishanelerinde olduğunu ve şu anda babalarına ulaşamadıklarını söylüyor. Dışişleri Bakanlığı’ndan bu noktada yardım istiyoruz. Bu kişi öldü mü kaldı mı? Suriye’de bir hapishanede zor durumda mı? Mustafa Aslan’ın araştırılmasını istiyoruz. Çocukları diyor ki: “Akıl sağlığı yerinde mi? Bütün bunlar araştırılsın.”

Açık ceza infaz kurumunda diş hekimi olarak çalışan bir hekim bize başvurdu; “Sağlık Bakanlığı’na ait kurumlarda çalışanlar bizden 20-30 bin fazla maaş alıyor. Biz bu imkanlara ulaşamıyoruz. Yaptığımız işlemlerle ilgili artı ücretler alamıyoruz ve bundan dolayı mağduruz.” diyor bu konu. Adalet Bakanlığı Sağlık Daire Başkanlığı’nda halledilsin.” diyor. En azından teşvik edici bir şeyler verilsin.

Mustafa Destioğlu Antalya Elmalı T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda hasta, kanser, %46 engelli raporu var ve çok zor durumda. Anal fissürü var, kanser var. Her an sürekli enfeksiyon kapma durumu var. Diyor ki mahpusun eşi; “Eşimin cezaevinde temizliği, hijyeni tam olmadığı için hayati tehlikesi mevcut. Eşimin cezasının sağlık durumlarından dolayı infazı erteleme olacak şekilde, ev hapsi olacak şekilde düzeltilmesini istiyoruz.” diyor. Bir infaz erteleme işlemi Antalya Elmalı T Tipi Cezaevi başlatmış mı diye buradan soruyoruz çok zor durumdaki bir hasta mahpus için.

Eyüp Şahan Marmara 1 No’lu Kapalı Cezaevi’nde kalırken koğuşta bir problem yaşanmış kavga olmuş. Sonrasında koğuştaki kişilere soruşturmalar açılmış. Hücre cezaları verilmiş. ve mahpuslara cezaevi yönetiminin mobbing yaptığına dair şikayetler var. Bunun da araştırılmasını istiyoruz.

Bülent Tarlacı isimli kişiyi burada daha önce gündem etmiştik. Hatta bizi de arayıp rahatsız etmişti. Kişi, yeğeni adına şirketler açıp usulsüz, hukuksuz işlemler yapmış ve bu yüzden sonunda da tutuklandı ama yeğeni diyor ki; “Dayım bu işi yalnız yapmadı. Savcılar, hakimler hepsi birlikte yaptı. Evet dayım cezaevine girdi, hak ettiğini buldu ama ona yardım eden, destek veren savcılar, hakimler, müdürler bütün bunlar soruşturulmayacak mı?” diye soruyor. Çok da haklı bence. Ülkede adaletin en iyisine kavuşma isteği her vatandaşın en doğal isteğidir.

31 Temmuz mağdurları bize çok ulaşıyor. 31 Temmuz’da cezası kesinleşmemiş olanlara bu muafiyet tanınmadı. Sonrasında kişilerin cezaları kesinleşti ve birçok kişi hak kaybına uğradı. Bu yüzden durumun düzeltilmesi yönünde çok başvuru alıyoruz değerli arkadaşlar. 31 Temmuz mağdurlarının sesini Adalet Bakanlığı duysun. Çok feryat ediyorlar. Gerçekten bir adaletsizlik var. Bu konuda bir gelişme olması için elimizden geleni yapıyoruz.

“Kızım Ezmira Yetkin, Hacettepe Hastanesi’nde takipli hasta. Kolonoskopi, endoskopi yapılacak. Hiperimmünglobulin E yüksekliği, astım alerji ve çok ağır lezyonları olan çok nadir bir hastalığa sahip bir kız çocuğu. Bununla ilgili ilaç bulunamıyor. Dantrolen isimli ilaç kullanarak yapılmalı ama hiçbir yerde ilaç bulunamıyor. Sağlık Bakanlığı’na diyoruz ki; bu kız çocuğunun dramı nedir? Annesi babası perişan. Bu ilaç niye bulunmuyor? Koca devlet bir ilacı bulamıyor. İnsanlar Ankara’ya gidip geliyor, gidip geliyor. İlaç bulunamıyor ve rahatsızlık ilerliyor.

Erzurum Karayazı doğumlu Fransa Paris’te olan Özgür Duman vicdani reddini açıklamış. Bizim vesilemizle duyurulmasını istiyoruz. Vicdani ret hakkı bir insan hakkıdır ve kamu görevi yaparak da bu askerlik görevini ifa edebilirsiniz. Bu noktada Avrupa’da böyle haklar tanınıyor. Türkiye’de bu hak maalesef halen tanınmış değil.

İşçi kadrosundaki mühendisler maaşlarının memur mühendislerle aynı olmadığını, 16 bin lira az aldıklarını ve bu adaletin düzeltilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Vergi indiriminden emekliliği ortadan kaldıran yasa ile ilgili başvuran bir başvurucu ;” 4 a lı sigortalı olarak daimi işçi kadrosunda çalışıyorum. Tüm kriterlere sahip olarak emekli olmaya hak kazanmışım fakat bazı nedenlerden emekli olamıyorum. Hak kaybına uğruyorum. Emeklilik hakkımı yasayı geriye doğru işleterek nasıl elimden alırlar? Yasayı geriye doğru işletmemeliler.” diye emeklilik hakkını savunmaya çalışan bu mağdurun da sesini duyuruyoruz. Yazılı olarak da bakanlığa ileteceğiz.

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde önceden de çok gündem ettiğimiz Mazlum İçli isimli mahpusa yönelik ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. “Kürtçe mektup kabul edilmiyor. Bilinmeyen dil deyip reddediyorlar. Her şeyi parayla satıyorlar.” diye şikayetler var.

Ön lisans biyokimya bölümü öğrencileri atamalarının ne zaman olacağıyla ilgili bir sürü sorular sormuşlar.

Değerli arkadaşlar hafta sonu gittiğim Sincan Cezaevi’nde önemli hak ihlalleri gördük. Mehmet Parlak ağır böbrek hastası yıllardır takip ediyoruz. Cezaevinde bulunmasından dolayı iyi tedavi alamamasından dolayı 3. evre olan böbrek bozukluğu 4. evreye çıkmış ciddi bir hak ihlali var ve böbrek nakli olan bu hastanın ikinci defa böbreğini kaybedip böbrek nakli olma durumu var. Son derece ağır bir durum. Buna rağmen cezaevinde belki de diyalize girecek son derece büyük sıkıntı yaşıyor.

Şerif Mesutoğlu yaşadığı haksızlıktan dolayı açlık grevine girmiş bir insan ve bu kişinin de spor ve sohbet yapma hakkı gasp edilmiş durumda ve adil bir şekilde yargılanmamış katil olmayan bir kimse ucuz bir şekilde katil ilan edilmiş ve en sonunda ağır bir ceza verilip açlık grevi de böylece bitirilmeye çalışılıyor değerli arkadaşlar.

79 yaşındaki Melek İpek’I ziyaret ettim. Ağır hasta, bel fıtığı, boyun fıtığı, astım, tansiyon, ekstrasistoller ve diğer pek çok hastalığı olan bir hasta. Diyor ki: “Benim hakkımda büyük dosyalar oluşturdular ama ortada suç yok. Büyük iyilikler yaptık ama büyük cezalar yedik. Bize yapılanlar ortaya çıksa Türkiye aydınlanır. Oğlum Tekin İpek’i ziyarete gittiğimde merdiven çıkmak zorunda kalıyorum ve çok ağrılar oluyor. En azından onun beni ziyarete gelmesi sağlanmalı. Avukat görüşünde kamera çekimi yapılıyor ve bu haksızlık. Maraş işgalinde bile insanların özel mallarına Fransızlar dokunmamıştı ama şu anda bizim malımız, mülkümüz yağma talan edildi. Kapış kapış malımızı, paramızı, mülkümüzü iktidar yetkilileri kapıştı. Eğer ki benim gibi suçsuz, günahsız, hayatı boyunca iyilik yapmış birisi bu cezaevine girmişse bu ülkede herkes cezaevine girer. O yüzden susmayın, susma sustukça sıra sana gelecek lafını hatırlıyoruz bu arada. Benim otellerimi gasp ettiler, kayyım atadılar o otellerde ne çirkin işler dönüyor duyuyorum. Şu anda bile bir yüzüğüm olsa vakfederim ama bana şu anda bu zulmü yapıyorlar. İpek ailesi paramparça. Kalkıp oturamıyorum. Beyin damarlarımda sıkıntı, Fibromiyalji  guatr her türlü hastalığım var ve şu anda bu zulmü bu cezaevinde yaşıyorum.” diyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sesleniyoruz; Melek İpek’e bir an evvel infaz erteleme verilmesi lazım. Utanç verici bir durumdur. Zaten adil olmayan yargılamalarla zindana atmışsınız. Hasta, yaşlı, tekerlekli sandalyedeki bir kadıncağız feryat ediyor. En azından sağlık kurullarına girerek infaz erteleme bir an evvel almalı ve bu zulüm bitmelidir diyorum.”

Yorumlar