27 Haziran 2025

Malum biliyorsunuz memleketin sorunları çok. Önüne geleni hapislere atıyorlar. Cezaevleri ağzına kadar dolu. Ana baba gününe dönmüş durumda ve cezaevlerini bir milletvekili olarak denetleme yetkim çerçevesinde ziyaret ediyorum. Mahpuslarla görüşüyorum. Bugün de Gaziantep’teyim. Cezaevlerini ziyaret edeceğim mahpuslarla ve idare ile görüşeceğim. Cezaevi önünden de daha ayrıntılı açıklama yaparım. Herkese güzel bir gün diliyorum. Gaziantep’e ve Gazianteplilere gönülden selamlar, saygılar.

Herkese merhaba. Gaziantep Ceza İnfaz Kurumları kampüsünün önündeyim. Bugün L ve H tipi cezaevlerinden en az 11 mahpusu ziyaret edeceğim. Farklı kesimlerden mahpuslar. Sorunlarını dinleyeceğim ve ardından idarecilerle de görüşeceğim. Üniversitede okurken alıp tutuklanan, imtihanlarına giremeyen okulundan kalan öğrenciler, hasta mahpuslar, yaşlılar, çocuklu anneler ve daha neler neler cezaevlerinde sorunlar çok. Yakından takip etmek gerekiyor ve çözüm bulmak gerekiyor. Yarım milyona yakın insan var cezaevlerinde ve sorunlar giderek büyüyor, bulunmuyor çözümler ve biz de milletvekili olarak görevimizi yapmak durumundayız. A’dan Z’ye herkesi dinleyeceğiz ve sorunlara çözümler bulmaya çalışacağız. Gaziantep Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü önünden herkese güzel bir gün diliyorum. Ziyaret sonrası da kısa bir açıklamayla değerlendirmemi yapacağım. Selamlar, sevgiler.

Herkese tekrar merhaba. Gaziantep L Tipi cezaevinde mahpusları ziyaret ettim. En az 8 kadın mahpusu ziyaret ettim. Açık cezaevinde de bir mahpusu ziyaret ettik. Sonra da H Tipi Cezaevi’nde mahpus ziyaretleri yapacağım ama buradan söyleyeceklerim var. İktidara söyleyeceklerim var. Bakın içeride üniversitede okuyan genç kadınlar var ve bu insanlar kimisi üniversite son sınıfta, tıp fakültesi, bilgisayar mühendisliği, psikoloji ve anlaşılmaz nedenlerle “yurt dışına niye gittin?” gibi seyahat hakkıyla ilgili abuk sabuk sorgulamalar nedeniyle tutuklanmışlar. 53 gündür bu cezaevinde mahpus durumdalar. Genç kadınlarla konuştum. “Ya Ömer Bey valla billa bizi neden burada tutuyorlar? Bir devlet neden üniversiteyi bitirmek üzere olan bir tıp fakültesi öğrencisini, bilgisayar mühendisini neden alıp da atar, 1-1.5 yılını bitirir, onun hayatını maddi manevi perişan eder? Biz bu devletin vatandaşı değil miyiz? Biz insan değil miyiz? Bize yapılan bu nedir?” diye soruyorlar. Hukuksuz bir şekilde yargılandıklarını tutuklandıklarını ve iddianame hazırlanmayıp bu yüzden de eğitim hakkından kaldıklarını söylüyorlar. “Bizim özgürlüğümüzü kıstılar ardından da eğitim hakkımızı kıstılar. Okulu bitirmek üzereyken 1 yıl okulumuz uzadı.” diyorlar ve 60 güne yakın öncesinde sabaha karşı 5.30 civarlarında evlerine baskın yapılıp böyle azılı teröristmiş gibi bu öğrenciler gözaltına alınmış. Gözaltında çeşitli şehirlerden Gaziantep’e getirilmişler. Burada 3-4 gün çok kötü şartlarda yerlerde yatarak 1-2 kişilik yerde dört beş kişi kalarak battaniye bile verilmeyerek veyahut da battaniye verilince çok pis battaniyeler verilerek ve oldukça kötü muamele görerek sorgulamalarda psikolojik şiddet uygulayarak, kimi zaman iyi polis kötü polis rolü oynanarak hatta para bile teklif edilerek. “Bak sen bize şu istediğimiz ifadeleri ver, yarın seni görürüz.” gibi birtakım taktiklerle sorgulanmışlar ardından da doğru düzgün bir delil falan olmadan takır takır tutuklanmışlar ve okullarından olmuşlar. En çok üzüldükleri konu okullarından olmaları. Cezaevinde de çok büyük sıkıntılar var. Bakın 1200 kişilik cezaevinde en az 3000 kişi var. Lebalep dolu ve çok büyük sıkıntı yaşanıyor. Antep şu anda oldukça sıcak. Koğuşlar daha sıcak. Dört duvar demir parmaklık daha da sıcaklık artıyor. Odalarda vantilatör yok. Olması gerektiğini idareye söyledik. Ancak ortak alanlarda oluyormuş. Bunun dışında su sıkıntısı yaşanıyor. Saatlerce süren su kesintileri yaşanıyor. Sıcak su maalesef yok. 53 gündür sıcak suyla yıkanamadık diyorlar. Ancak şişelerde havalandırmada suyu ısıtıyoruz. Bu şekilde sıcak su ancak oluyor. İdareye sorduğumuzda biz sıcak su veriyoruz diyorlar ama o sıcak su belli ki gelene kadar soğuyuveriyor ve sıcak su yok işin özeti. Çünkü cezaevleri çok kalabalı ve bundan dolayı d su sıkıntısı, sıcak su sıkıntısı yaşanıyor. Şu ana kadar kalabalıktan dolayı bir kez lağım patlamış bayramda. İdare bunu yapmış ama o sırada çok büyük sıkıntılar çekmişler. Odaları pis sular basmış onradan yapılmış. Allah için neyse onu söylüyoruz. Hamam böcekleri basmış ortalığı. Şu anda ona yönelik önemli önlemler alınıyor ve bütün bu öğrencilerin sıkıntılarını dinledim. Onların psikolojik açıdan takip edilmesi gerekiyor çünkü neye uğradıklarını şaşırmışlar. Bir devlet vatandaşına bunu yapmaz hakikaten. 19-24 yaş arası kişilerle görüştüm. Bakın gencecik insanlar ve hayattan umudunu kesmiş, moralleri çok bozuk. Yazık günah diyorum. Bu yapılmaz yani. Ülkenin gencine bu yapılmaz diyorum. Bunun üstüne daha da kötü bir mahpus var. İçeride 6 aylık hamile bir mahpus var, Hatice Doğru. İlerlemiş yaşına rağmen hamile, 42 yaşında. Hamile, uzun yıllardır bebeği olmamış. Öncesinde bir düşük hikayesi var ve bu kez yine hamile. Göz altındayken beni tutuklamayın, bak düşük yapabilirim diye çok ısrar etmiş. Buna rağmen tutuklanmış. İçeride oldukça sıkıntılı günler yaşıyor. Hatice Doğru: “ Vallahi billahi Ömer Bey gece dbir saat uyuyabildim sıkıntıdan. Çünkü çarpıntım oluyor, nefesim daralıyor, yatamıyorum. Hastaneye götürülürken işkence gibi ellerim kelepçeli götürülüyorum. Öncesinde kafes gibi bir araçta götürülüyordum. Sonradan otobüste götürülüyorum ama saatlerce hastaneye gidip gelme süresi yaşanıyor ve oldukça büyük sıkıntılar yaşıyorum.” dedi. Biz bu sıkıntıları idareye de bildirdik ama ben buradan iktidara sesleniyorum. Buradan hamile mahpus Hatice Doğru’yu tutuklayıp buraya gönderen mahkemeye sesleniyorum. Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum; ya bu bebek yarın öbür gün ölürse bunun katili kimdir diye soruyorum. Bakın tekrar bu cümlenin altını çiziyorum. Bu bebek yarın öbür gün bu cezaevinde düşerse ölürse yüksek riskli rahminde kasılma olan sürekli büyük sıkıntı yaşayan uykusuz, yorgun, stresli, ileri yaşta yüksek riskli rahminde kasılma olan bir annenin bebeği düşerse bunun katili kim? Çok açık bunun cevabı. Bu cevap çok açık olduğu için lütfen gerekenleri yapın diyorum. Bakın en önemlisi bu hamile mahpus. Yazıktır, günahtır. Gerçekten insanlara bu yapılmaz. Mahkum olsa hamile olduğu için infaz erteleme alıp bu hapishanede durmayacaktı ama cezası kesinleşmediği halde Daha artı bir cezalandırmayla bu cezaevinde mahpus durumda. Akıl mantık alacak bir şey değil. Daha suçu kesinleşmiş bir şey de yok ve zaten diyor ki; “Ne olduğu belli olmayan birtakım iddialarla ben tutuklandım neye uğradığımı şaşırdım.” diyor. Bir de bunun üstüne hamileyken bir canlıya değil iki canlıya yaşatılan bir eziyeti görüyoruz. İdarecilere de söyledik gerekenleri, gereken önlemleri alacaklar. Sağ olsunlar onlar da ellerinden geleni yapıyor ama genel yargı sistemi son derece sıkıntılı olduğu için idareci, memur bir şeyler yapsa da geri kalan büyük sıkıntılar var. Açık cezaevinde de mahpus ziyareti yaptım. 600 kişilik cezaevinde 1300 kişi kalıyor. 10 kişilik odada 22 kişi kalıyor. Yerlerde, koridorlarda İnsanlar yatıyor, tuvalet önlerinde insanlar yatıyor. Bu böyle olmaz. Yargı sistemi, adalet sistemi böyle yürümez. İktidara buradan sesleniyorum. Cezaevlerini geziyoruz ve durumu görüyoruz. İşin gerçeğini görüyoruz. Burada o yetkili insanların bile görmediklerini biliyoruz çünkü mahpuslarla derinlemesine konuşuyoruz. Tek yanlı da değilim. İdareyle de uzun uzun konuştum. Tüm bilgileri aldım. Onların açıklamalarını da dinledim. ve kanaatlerimizi söylüyoruz. En büyük neden kalabalık ve bunun bitmesi lazım. Adil olmayan yargılamalar çok büyük sıkıntı. Cezaevleri bundan dolayı ağzına kadar doluyor ve şimdilik sözlerim bu kadar. Bir de H Tipi Cezaevi’ni ziyaret edeceğim. Belki ondan sonra da ekleyeceklerimiz olur. Herkese Gaziantep’ten selamlar. Gazianteplilere de özel sevgi ve selamlar.

Herkese tekrar merhaba. Gaziantep H Tipi Cezaevi’nin önündeyiz. Görüyorsunuz mahpus yakınları da bekleşiyor. Kapıda “Mahpuslarımız tahliye oldu mu?” diye saatlerdir bekleşen insanlar var. Cezaevleri tıkanmış durumda. Maalesef çok fazla mahpus var ve sıkıntılar arttıkça artıyor. Bahsetmiştim. Gaziantep H Tipi Cezaevi’nde de farklı kesimlerden mahpusları ziyaret ettim. Hasta mahpuslar, genç mahpuslar ve önemli sıkıntılar yaşayan mahpusları ziyaret ettik. Burada da üniversite son sınıftayken “Yurt dışı bir gezi yaptın.” diye tutuklanıp buraya getirilen 50-55 gündür burada olan mahpus genç erkekler var. Gencecik insanlar. Önemli okullarda okuyorlar ve okullarından kalmışlar. Önümüzdeki sene okuyabileceklerinden de emin değiller çünkü iddianane hazırlanmamış ve Eylül-Ekim ayında da okula başlayamazlarsa önümüzdeki seneyi de kaybedecekler. Zaten geçen seneyi kaybetmişler, bir de önümüzdeki seneyi kaybetme ihtimalleri var ve bunun yanı sıra sosyal ve tıbbi problemler yaşıyorlar. Kimisi nişanlısından ayrılmış, kimisi depresyona girmiş, kimisi psikiyatri ilacı kullanmaya başlamış ve çok zor durumdalar gerçekten. Bütün bunların nedeni ne? Bu insanların annesinin babasının da KHK ile ihraç edilmesi. Bu sefer de iktidar bıkmamış, usanmamış. Bir de KHK’lıların çocuklarına da musallat olmuş ve çocukları da şu anda bu cezaevlerindeler ve onlar da şu anda büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Gaziantep L Cezaevi’nde cezaevine girdikten sonra önceden de yaşadığı psikiyatrik rahatsızlığı daha da artan ve intihara teşebbüs eden bir genç kadın mahpusu bana anlattılar. İlk önce bileğini kesmeye çalışmış, ikinci kez de deterjan içmiş, üçüncü ve dördüncü kezler de kendisini yüksekten atmaya çalışmış ve şu anda Adana’da hastanede yatıyor sanırım. Genç erkekler, genç kadınlar bu durumlardan bu ülkenin üniversitelerinde okuyan öğrenciler çok etkilenmiş durumdalar. Hasta mahpuslar var. Mehmet Hanifi Emeç isimli bir hasta KHK ile ihraç edilmiş ve ardından stresten dolayı oluşan MS hastalığına yakalanmış ve ağır bir tedavi sürecine girmiş. Buna rağmen hastalığı ilerlemiş. Cezaevine girince iyice yatalak olmuş, tekerlekli sandalyeye mahkum yanıma tekerlekli sandalye ile getirildi ve halen infaz erteleme almamış. Güya 10. yargı paketi çıktı, hasta mahpuslar çıkacaktı ama halen alabilmiş değil. Bu sıkıntı devam ediyor. Tedavisi yıllardır kullandığı çok önemli ilacını dokuz aydır kullanamamış. İnfaz erteleme halen alamıyor.

Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz. Hasta mahpuslara güya çözüm bulacaktınız. Mehmet Hanifi Emeç Gaziantep H Tipi Cezaevinde perişan bir halde bir an evveli infaz erteleme alması gerekirken hala bu durum devam ediyor. Cezaevlerinde hasta mahpusların dramları devam ediyor. Sıkıntılar devam ediyor. Cezaevi idareleri ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. İnfaz koruma memurlarının haklarının hukuklarını da korumaya çalışıyoruz. Onlarla ilgili özlük haklarını da gündem ediyoruz. Onları da söylemiş olalım. Onları da dinliyoruz. Onlar da bize sıkıntılarını anlatıyorlar. Velhasıl mahpusundan memuruna cezaevlerinde sıkıntılar çok. Memurlar haklarını alamadıklarını düşünüyor. Mahpuslar adil yargılanmadıklarını ve çok kalabalık ortamlarda ihlallerle yaşadıklarını düşünüyorlar. Maalesef cezaevlerinin son hali bu değerli arkadaşlar. Herkese Gaziantep H Tipi Cezaevi önünden iyi akşamlar diliyorum. Mahpus yakınlarını da görüyorsunuz. Hala saatlerdir bekliyorlar. Cezaevlerinin önü bu işte görüyorsunuz. Maalesef ki Türkiye’deki yargı krizi, adalet krizinin resmi burada. Hepinize güzel bir akşam diliyorum.

Yorumlar