23 Ağustos 2025
23 Ağustos 2025
ÖFG TV devam ediyor ve programlarımızda biz de barışı gündeme diyoruz. Gebze ilçemizdeyiz. Bugün çeşitli ziyaretler yapıyoruz ve bu çerçevede değerli Abdurrahman Dede bey ile burada görüşüyoruz. Arkadaşlarımızla kendisini ziyaret ettik ve memleket meselelerini konuşuyoruz. Gebze İlçe Başkanlığımızdan arkadaşlarımız ile ziyaret ediyoruz Abdurrahman Dede’yi. Sayın Abdurrahman Dede, Mhp Eski İlçe Başkanlarından ve bu konuda çok önemli mesailer sarf etmiş eski bir siyasetçi ama şu anda yine siyaseti yoğun bir şekilde takip eden bir kişi. Değerli bir kardeşimiz ve kendisi ile barış süreci hakkında konuşacağız bugün.
Abdurrahman Dede: “Ben köken olarak Trabzon’luyum. 1966’da Gebze’ye geldik. Siyasetin haricinde bu süreçle ilgili hassasiyetli noktada Güneydoğu’da Gebze’nin ilk şehit Numan Dede’nin abisiyim. Uzun yıllar ülkücü camiada ilçe Başkanlığı, belediye başkanı adaylığı, milletvekili adayıydım. Birinci çözüm sürecine de destek vermiştik biz o zaman rahmetli babam yaşıyordu. Annem ve babamla oturduk. Söyledikleri şuydu; “Evladım bizim canımız yandı başkalarının canı yanmasın.” bu vesileyle destek vermiştik. Tabii bazı hoş olmayan mesela benim annemi Hülya Koçyiğit temsil edemedi veya babamı Orhan Gencebay temsil edemezdi fakat tabii bunlar geçmişte kalan konular önümüze bakmamız gerekiyor. Biraz önce de bahsettim artık Kürt, Türk biz etle tırnak gibi olmuşuz. Bugün İstanbul’da en yoğun Kürtlerin yaşadığı Diyarbakır’dan daha fazla nüfus yaşamakta. Türkiye’nin her yerinde. Geçmişte birtakım okullarda okumuştum Fransız Filolojisi okumuştum. 40 yıldır bana hiç lazım olmadı ama. Bugün bir Kürt kardeşimiz davet ediyor düğününe gidiyorum. Sevincinin neye sevindiğini anlamıyorum. Cenazesine gidiyorum. Neye üzüldüğünü anlamıyorum. Ben diyorum ki keşke o zaman ilkokulda bırakın ilkokulu ortaokulda da biz Kürtçe öğrenebilseydik seçmeli ders olsaydı. Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde mesela Hollanda’nın %90’I İngilizce biliyor. Belçika’da 2 tane halk var. Valonlar Fransızca konuşuyor. Flamanlar Hollanda lisanı konuşuyor. Hala Hollanda bölünmedi. Geldiğimiz noktada dünya küçük. Dünyanın öbür tarafındaki bir insanla görüntülü konuşabiliyorsunuz ama biz kendi ilimizde o Kürt’tür bu budur diye kendi insanımızla karşı karşıya gelip sohbet edemiyoruz. Geçmişteki siyasi dönemde hiç unutmuyorum. 99’da Belediye başkanı adayıydım o zaman konvoylar söz konusuydu. Araçlarla konvoylar. Buradaki Dem’li arkadaşımız, belediye başkan adayı arkadaşımızla haberleşiyorduk. Diyordu ki sizin konvoy geliyorsa biz duralım siz geçin ben de aynı şekil yapıyordum. Bir hoşgörümüz söz konusu dedi. Bugün geldiğimiz noktada sosyal medyanın iletişimin, insani ilişkilerin bu kadar yoğun olduğu bir ortamda. Artık bizim birbirimizi kucaklamamızda geç bile kalınmıştır. Bu süreçte daha hassas olunması gereken süreç bazı siyasiler kendilerini çok üstte görüp tek yetkili gibi görüp süreci baltalamak isteyebilir. Bu yönde de bazı saboteler söz konusu. Bunlardan vazgeçilmesi lazım. Dünya demokrasiye giderken insan hakları revaçta olurken, esas olan insan hakları olduğu bir dönemde tek adamlık veyahut anti demokratik uygulamalar, hukuksuz uygulamalar bu ülkede bitmeli. Bu sadece Kürtler için değil, bugün ülkemizde her türlü insana çok basit nedenlerle antidemokratik uygulamalar oluyor. Hak, hukuk, adalet yok. Eğer hak hukuk adalet gelirse uygulanırsa ki ben burada şunu bekliyorum; Dem Parti’nin ortaya koyacağı birtakım istekler, demokratik tavırlar inşallah diğer siyasi partiler tarafından da kabul görürse, sonuç itibariyle herkes için demokrasi olacak. Herkese eşit davranacak, bunu bekliyoruz ve bundan dolayı biz. Bu sürece destek veriyoruz. Bu süreçte biraz daha bir komisyon kurulmuş bu komisyon daha objektif dinlemesi lazım. Kendilerine yandaş olan birtakım dernek, birtakım kurumlardan ziyade geneli dinlemesi lazım. Muhatap oldukları birtakım dernekler Türkiye’nin genelini temsil etmiyor. Ömer Faruk bey bir gün ülkücüyü savunuyor. Bir gün Kürt vatandaşı savunuyor. Bir gün birtakım hassasiyetlerinden dolayı suçsuz yere içeri alınanları savunuyor. Aslında bu tüm toplumun genel olarak savunması gereken bir durum. Ankara’daki 600 milletvekilinin 600’ünün de savunması gereken bir durum. İnşallah sayıları artar. Bizim ihtiyacımız kardeşlik, dostluk, barış. Her şeyimi ortaya koyarım. Yeter ki kardeşlik olsun çünkü annemle babamın söylediği bizim canımız yandı. Başkalarının canı yanmasın. Bu süreçte asker şehit olduğu kadar da Kürt evlatları da Kürt anneleri de gitti, onlar da ağladı. Mesela amerika’da 70 çeşit millet var, beraber yaşayabiliyorlar. Biz 1.000 yıldır beraber yaşıyoruz, almış vermişiz. Dini birlikteliğimiz var, geçmişimiz var. Tarihsel birlikteliğimiz var. O halde bölüşemeyecek neyimiz var. Vatanımız güzel bir ülke. Her şeyimiz güzel. Bugün Kürt vatandaş İstanbul’a geldi, iş sahibi olmuş. Kürttür diye dışlanmamalı bir başkasıdır diye dışlanmamalı. Demokratik hukuk çerçevesindeki ona çalışılıyor. İnşallah süreç güzel gidecek. Bu işin politik veyahut siyasi derinliklerine girilebilir ama bu hassas bir süreç girmemek gerekiyor. Bizim kardeşimiz Güneydoğu’da Gebze’nin ilk şehidi. 35 yıldır farklı şekillerde kafa yorduğumuz bir konu ama bugün onu eşelemenin o acıları ortaya koymanın zamanı değil. Gelecek nesillere acı bırakmamak lazım. Gelecek nesillere güzel bir ülke bırakmak lazım. İnşallah hayırlı olur. Süreç başarıyla biter Türkiye’de kardeşlik, dostluk pekişir. Samimi olduğum bir arkadaşımın oğlu bir Alevi kızı sevmiş. Kendisi bir an kabul etmiyor. Dedim ki: “Alman olsa kabul eder miydin?” “Ederdim.” “Ha dedim bak aynı toprakta yetişmişiz, aynı dili konu konuşuyoruz. Neymiş? Mezhep. Bunların artık zamanı geçti dünyada geçti. Dünya o kadar küçük ki açıyorsunuz telefonu dünyanın öbür ucundasınız. Bazı bağnazlar, fanatikler, efendim, farklı düşünenler olabilecek ama bunlar toplumda izole edilebilecek şeyler.
Gergerlioğlu: “Meclis’te barış süreci ile ilgili bir komisyon da toplanmış durumda bir süreç var. Yılın sonuna kadar bu komisyon önemli görüşmeler, toplantılar kararlar alacak ve bu komisyonda geçtiğimiz günlerde bir taraftan şehit aileleri derneği temsilcileri konuşurken öbür tarafta da Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği gibi dernekler de konuştu. Siz de bir taraftan aynı acıları yaşamış bir insansınız. Eren Bülbül’ün annesine bakıyoruz mesela. Kendisi büyük bir acı yaşamasına rağmen bu sürece çok önemli bir destek veren bir anne. Ben kendisiyle telefon açtım konuştum. Çok samimi yürekten bir şekilde benim evladım öldü ama başka evlatlar ölmesin benim derdim kimse acı yaşamasın diye o kadar içten o kadar güzel cümleler söyledi ki gerçekten gözlerimizi yaşarttı. Her kesimden samimi insanlar bu sürecin başarıya kavuşmasını istiyor. Siz de öylesiniz, belki büyük bir acı yaşadınız ama bunu bir kin nefret intikam vesilesi değil. Buradan bir kardeşlik, hak, hukuk, eşitlik, adalet düşüncesi çıkardınız. Oldukça değerli düşünceleriniz. Sizce nasıl bu süreç başarıya ulaşır mı? Kolay bir süreç değil. Sizin de tecrübeleriniz var. Ne diyorsunuz? Başarıya ulaşması için, neler yapmalıyız topluma tavsiyeleriniz bu noktada neler olur?
Abdurrahman Dede: “Toplum uç noktalarda düşünen, dünyayı pek tanımayan. Belki de tabiri caizse cahile sıkıntı yoktur çünkü hep haklıdır, her şeyi bilir, kendimizi cahil değil veya bir şey yerine koymuşluğumuzdan değil tabi bu süreçte şimdi toplumun yapması gereken şeylerden bir tanesi olayları iyi takip etmesi gerekiyor. Herkesin çocuğu var, yarın askerlik görevi olacak. O olmasa bile bu ülkede yaşıyoruz. Huzursuzluk karmaşa hiçbir şey götürmüyor. Bugün batıda bir konu gündeme geldiği zaman 6 ay tartışılıyor. Bizde terör ve karmaşa dolayısıyla gündem dakikada değişiyor ve bu insanların psikolojisini bozuyor sadece maddi veyahutta farklı zararlar değil, insanların psikolojisini bile bozuyor. Eren Bülbül hadisesi de benim için farklı. Benim babam Maçka’lı o hadiseyi de biliyorum. Biraz farklı ve derin bir hadise orada birtakım dedikodularda söz konusu ama o ablamızı ben de dinledim. Olaylara güzel bakıyor. Belki o çocuğun oradan alıp da 7 km uzakta şunu gösterdi denilmesi bir hataydı yapılmaması gereken bir şeydi ama o günün şartlarında yapıldı. Bir de Eren Bülbül’den bir kahraman çıkarma şeyi oldu. Bu biraz şeye benziyor. Karadenizlileri sanki işte Trabzon’da hala trabzonlar, Kürtlere karşı veyahut Dem’e karşı tepkili. Keskinleştirmemek lazım. Belki bazı güç odakları evrilmiştir ama Trabzonluların da bu konuda sağduyulu olması gerekiyor. Amcamın kızı Kürt birisiyle evli akrabalarımızdan kaç tane Kürtle evli Trabzonkular da hakeza öyledir. Eren Bülbül veya benzerleri durumlar üzerinden böyle Karadenizli Kürt zıtlaşması gibi bir şey gündeme konmamalı. Halbuki espri konusudur derler ki Kürtler Trabzonluların Karadenizlilerin deniz görmemiştir. Birçok konuda da benzerlikleri olan kolay ayranı kabaran böyle toplumlar ikisi de bunları eşelememek lazım. Önümüze bakmak lazım inşallah güzel şeyler olur. Çünkü ben mesela 60 yaşını devirmişim ama arkadan gelen nesil var. Çocuklarımızın, geleceğimizin kardeşce büyümesi. Geçen seçimlerde ben gittim Dem’in stantı vardı oturdum. Bazıları eleştirdi. Sonuçta insan. İkincisi de onların da bir fikri var. Alalım fikirlerini dinleyelim. Geçmişi kapatmak gerekiyor. Burada şehit ailelerinin bir şeyi de Kürt’e kızmaya gerek yok. Senin çocuğun asker sonuçta ki çok arkasını eşelediğin zaman kimin ne olduğu, neyin ne olduğunda birçok insanımız bilmiyor.”
Gergerlioğlu: “Meselenin çözümsüzlüğünden istifade eden istismar eden çok güçler oldu Türkiye’de Jitemler, yargısız infazlar, faili meçhuller, meseleyi çıkmaz sokaklara götürdü.”
Abdurrahman Dede: “Roboski olayı var hala o mu bombalattı bu mu bombalattı, ne demek yani? Yanlışlıkla olacak bir şey değil ki. Senin her türlü teknolojin var. Sonuçta bunlar insan çocuk da var içinde. Ne yapmaya çalışıyorsun? Bunun gibi bir sürü Güneydoğu’da olaylar var. Ağza alınmayacak şekilde yapılan birtakım işkenceler var geçmişte. Devlet farklı politikalar uygulanmış, demografik yapıyı düzenleme ile ilgili ama bu şekil zorla olmaz ki bunu kolayı neydi? Sen İstanbul’a Gebze’ye bu kadar fabrikayı kurana kadar Doğuya da ona göre fabrika kursaydın. Almanya’da en dağlık yeri hiçbir şey kuramıyorsa belki bizim inançlarımıza karşı ama adam gidiyordu bira fabrikası kuruyordu, en dağlık yere. Orada beyaz yakalısını da görüyordu öbürü de görüyordu. Amerika’da 70 çeşit millet yaşıyor ama 10 yıl Amerika’da kalan adam Türk de olsa Amerikalıyım diyor çünkü pasaportu her yerde geçerli. Bizim ülkemizin güçlü olması lazım. Ülkemizin güçlü olması için de ne gerekiyor? Toplumun el ele kol kola vermesi gerekiyor. Bunun Kürt’ü Türk’ü yok, Çerkezi Alevisi Lazı yok. İnşallah aşacağız diyorum.”
Gergerlioğlu: ” Sayın Abdurrahman Dede çok önemli şeyler söyledi. Bu topraklarda hakkaniyetli davranmak gerekiyor. Irkçılığa, ayrımcılığa gerek yok. Birbirimize saygı, sevgi ve kardeşlik temelinde yaşamalıyız. Abdurrahman bey de bu noktada önemli vurgular yaptı. Evet, toplumda acılar yaşandı, sıkıntılar yaşandı, insanlar öldü, çeşitli sıkıntılar yaşandı, azami ölçüde fakat bir şekilde bunları bitirmemiz gerekiyor. Bu topraklarda huzurun, barışın egemen olması gerekiyor. Siyasi açıdan insani açıdan ticari açıdan hangi açıdan bakarsak bakalım. Milyonlarca insan için en hayırlı olan bu. Bir şekilde bu topraklarda huzurun, barışın egemen olması gerekiyor. Buraları cehenneme değil, cennete çevirmemiz gerekiyor aklı selim ve olgunluk bunu gerektiriyor. Abdurrahman beyin son derece değerli görüşleri var ve biz de kendisine çok teşekkür ediyoruz bu olgun görüşleri için, söylemleri için. Umarız bu topraklarda huzurun, kardeşliğin, barışın tesisi temin edilmiş olur. Umarım barış ile ilgili çalışmalarımıza son hızıyla devam ederiz. Barış platformları kurmak zorundayız. Barışı egemen kılmak zorundayız. Sadece 2 güce bırakmamak zorundayız. Tüm toplum barış düşüncesini, adalet düşüncesini gerçekleştirmek için gayretini ortaya koymalı diyoruz ve herkese güzel bir gün diyoruz.



























Yorumlar