12.09.2025



Herkese tekrar merhaba. Şakran Kadın
Cezaevi’ni bugün ziyaret ettim. Birçok mahpusu ziyaret ettim. İdarecilerle
görüştüm.



Her kesimden mahpusu ziyaret ettik. Bizde
ayrımcılık yok. Bize başvuran her kesimden insanı ziyaret edip dertlerini
dinliyoruz ve çok önemli sorunlar dinledim bugün. En başta önemli bir olaydı.



Sueda Güngör isimli bir mahpus yatıyor. 24
yaşında bir üniversite öğrencisi. Sueda uzun süredir Menemen Cezaevi’nde yatan alzheimer
ve diğer kronik hastalıklardan muzdarip babasını kurtarmak için uğraş
veriyordu. Babasının orada yatmaması gerekiyordu. Bir hekim olarak da bunu çok
net bir şekilde söyleyebilirim fakat babasını kurtaramadı Adli Tıp Kurumu
lakayt bir rapor verdi ve tekrar tekrar hastaneye yatarak hayatını kaybetti.
Tam bir skandal.



Sueda hasta babasını çok yakından takip
eden, babasını çok seven bir genç hanımdı ve hatta okulunu bile bırakıp
babasını takip etti hastanede, cezaevinde ve bunlara rağmen babası çıkamadı.
Peki sonra ne oldu? Bütün bunların üstüne Sueda’yı Haziran ayında tutukladılar
uyduruk gerekçelerle. “Yok efendim işte bir doğum günü partisine gitmişsin, o
evin babası Maydanoz dönerden tutuklanmış. Ne alaka?” ve buna benzer bomboş bir
dosyayla tutuklanmış ve şu anda halen cezaevinde yatıyor.



Cezaevine girişte Sueda çok ağır bir
şekilde aşağılandığını hissettiği bir çıplak aramaya uğramış ve bu çıplak arama
esnasında çok çok üzülmüş. Yanındaki 20 genç kadın da bu muameleye uğramış. Ben
sormak isterim. Mecliste bazı utanmaz vekiller var. “Çıplak arama yoktur.”
diyorlar. Gelsinler Şakran Kadın Cezaevin’e bir sorsunlar. Bakalım var mı yok
mu? Sueda neler hissetmiş? Bununla da kalmamış.



Sueda cezaevinde yatarken babasıyla,
Menemen Cezaevi’ndeki babasıyla telefonda görüşmek istemiş. Bu izin de
verilmemiş. 3 ay boyunca kendini paralamış adeta. Bana ağlayarak anlattı.
Paralamış adeta ve babasının sesini duyamamış. Bir kez bile telefonda
görüşememiş ki babasını o kadar seven bir genç. Sonrasında ne oldu? 7 gün önce
babası en sonunda bu kadar bakımsızlık, ihmalden sonra vefat etti, hayatını
kaybetti. Cenaze haberini alınca şok yaşamış, dona kalmış ve en azından ertesi
gün cenazeye gideyim de babamın naaşını göreyim, kefeni kaldırıp bir yüzünü
öpeyim demiş fakat ona da izin vermemişler. Cezaevinden cenaze namazına
gidememiş, izin vermemişler. Bu izin vermeme artık bardağı taşıran son damla
olmuş. Sueda adeta sinir krizi geçirmiş, cinnet geçirmiş. Eline geçirdiği her
şeyi sağa sola fırlatmış. Ben onu gördüğümde bileği sarılıydı, bileği incinmiş.
Sinir krizleri geçirmiş. “Bana o kadar babamı göstermediniz, babamı
çıkarmadınız, sonunda öldü, cenazesine bile gidemiyorum. Bu nasıl insanlık dışı
bir durumdur?” demiş ve çok ağır bir sinir krizi geçirmiş.



Ardından Sueda’yı babasının evine, taziyeye
göndermişler ve elleri kelepçeli bir şekilde. Orada da başında 10 tane jandarma
olduğu halde, çakarlı araçlar ile e komşuların yanında bütün bu muameleler
yapılmış kelepçeli bir halde çıkarmayarak o da onu çok üzmüş ve sonuçta şu anda
yine cezaevinde. Çok üzgündü. Kendisiyle iki saati aşkın konuştuk. Gerçekten
çok üzgün. Bu ne demek? Bakın Türkiye’de son OHAL döneminde yapılan
uygulamaların binlercesinden sadece bir örnek sunuyorum size. Bu denli ağır,
zalim uygulamaların yapıldığı yer Şakran Kadın Cezaevi. Bunu size söyleyeyim.



Müdüre Hanım, Aysun Hanım’dan herkes çok
şikayetçi nedense. Her kesimden mahpusun çok önemli şikayetleri var. Bir mahpus
kızı babasını cenazesine göndermemek ne demek ya? Ne demek bu ya? Sayın Adalet Bakanlığı
size soruyorum. Bu kadar zalimlik olabilir mi? Babası zaten çıkması gerekirken
çıkamadı. Hasta olarak öldü. Daha neler neler yaşanıyor bu cezaevinde.



Bu cezaevindeki kadınların hemen hepsinin
evli olup çocukları olanların çocukları psikolojik sorunlar yaşıyor. Bana
anlattılar. Çok ağır psikolojik sorunlar yaşayan çocuklar var. Anne baba
tutukluluklar var ve çocuklar çok ağır şeyler yaşıyorlar. Gözyaşları için de
çok anlattılar bana bunu. Sueda’nın gözyaşları, diğer kadınların gözyaşları…
Ve ağır hak ihlalleri gerçekten sabahtan akşama kadar bunları dinleyen beni
mahvetti. Çok üzüldüm. Çok ağır şeyler anlattılar. Hepsini burada size
anlatamıyorum. Sayfalarca not aldım.



Sevki Urfa Hilvan’a çıktığı halde 2.5 aydır
gönderilmeyen Avşin Esma Aşkale, denetimli serbestliği verilmeyen onlarca
kadın, Şartlı tahliyesi geldiği halde iki kez 11’er ay uzatılan Rozerin. Hangi
birisini sayarsam ki?



En sağdan en sola tüm mahpuslarla görüştüm.
Hiçbir ayrım yapmadım ve inanılmaz dertler dinledim. Çok büyük sıkıntılar var.
İzmir Kadın Cezaevi nedir kardeşim? Derebeylik mi? Ben bunu anlamıyorum.
Birinci müdürle de görüşemedik, vekalet eden müdürle görüştük. Bakanlık nasıl
böyle cezaevi oluyor? Burası sizin cezaeviniz değil mi? Ben size soruyorum.
Böyle işler olur mu?



Bir kızı babasını cenazesine göndermemek ne
demektir? Hangi savcı bunu yaptı? Hangi müdür bunu yaptı diye size soruyorum.
Böyle rezalet olur mu? Babanızın cenazesine gidememek denen bir şey ne
demektir? Sizi hiç hissetmiyor musunuz Sayın Bakan ya? İsyan ediyorum
gerçekten. Bu kadar ağır muameleler, bu kadar zalimce muameleler de el insaf
dedirtiyor insana. Bu insafsızlıklar, bu vicdansızlıklar Türkiye’de yaşıyor.



Sayın Bakan her gün bize diyor ki: “Burası
bir hukuk devleti.“alın işte Şakran Kadın Cezaevi’nin önündeyim. Hukuk devletini
içeride ben görmedim. Eğer ki onlar göremiyorsa ben Sayın Nacho Sanchez Amor’a
iletiyorum bu konuyu. Türkiye’deki cezaevlerinin halini bir görsün, anlasın ve
ona göre Türkiye’yi raporlarına eklesin.



En basitinden yüzlerce cezaevinden
birisinde kadın kapalı cezaevinde yaşananlar bunlar ve daha pek çokları anlatacağım
size, ağır sağlık sorunları yaşanıyor. Revirden hastaneye sevkler aylarca
gecikiyor. Ya nedir kardeşim? Memlekette jandarma görevlisi mi yok? Bu kadar
bariz, kasti bir şekilde niye geciktiriyorsunuz?



Kelepçeli muayeneler yapılıyor. Hastaneye
götürülüyor, gidene kadar kelepçeli. orada hastanede nezarethaneye konuluyor
orada da kelepçesi çıkarılmıyor. Nezarethanede kelepçeyi çıkarmamak nedir ya
İçişleri Bakanı sana soruyorum ya ya böyle rezaletler yaşanıyor şu ülkede bakın
arkadaşlar ve daha neler neler dinledim.



Bu kadar keyfilik olmamalı. Ülke
cezaevlerini bu kadar keyfiliğe sokmamalısınız ve bırakmamalısınız diye
bakanlara soruyorum. Sayın Adalet Bakanı siz gelip buradaki memurlardan soruyor
musunuz? Sayın İçişleri Bakanı gelip burada jandarma neler yapıyor? Haberiniz
var mı? Diğer cezaevlerinden haberiniz var mı diye soruyorum.


https://youtu.be/lO95xdD8IWk

Yorumlar