5 Eylül 2025
Herkese merhaba, günaydın rojbaş.
Bugün Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsündeyim. Cezaevlerinde çok sorun var.
Gördüğünüz gibi Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumları adeta yatanlar, mahpus yakınları için dert küpü bir yer çünkü denetimli serbestlikleri, şartlı tahliyeleri vermiyor ve insanlara ceza üstüne ceza yatırmaya çalışıyor.
Birçok cezaevi böyle ama Sincan bunların en önde gideni bütün mahpuslar, mahpus yakınları soruyor. Covid yasası ne zaman? Yeni yargı paketi ne zaman? Ekim’de başlayacak. Genel kurul, meclis. Bu gelişmeler olacak mı? Biz de istiyoruz.
Mahpusların durumlarını dinleyeceğiz. Yaşadıklarını dinleyeceğiz. İdarecilerle de bugün görüşeceğiz ve izlenimlerimi gün sonunda size aktaracağım. Umarım iyi şeyler aktarırım. Herkese güzel bir gün diliyorum.
Herkese merhaba. Sincan Cezaevi’ni ziyaret ettim ve izlenimlerimi size aktarmak isterim.
Malum, Sincan Cezaevleri’nde on binlerce mahpus var ve denetimli serbestlik şartlı tahliyelerin verilmemesiyle ilgili büyük sorunlar yaşanıyor.
Onun dışında yaşlı hasta mahpuslar da var ve onlar da sorunlar yaşıyor. İşte onlardan birisi Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde Alaeddin Kaya, 75 yaşını bulmuş hasta bir mahpus. Yargılandığı arkadaşı Kazım Avcı ile birlikte belli ki öylesine adaletsiz bir yargılamaya uğruyor ki bir kez Yargıtay’da ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda cezası bozulmuş ama işte memlekette yerel mahkemeler ceza vermek ve hakimlerde terfi etmek için uğraşıyor biliyorsunuz.
Yerel mahkeme iki kez direnmiş ve tekrar ceza Yargıtay’da. Bakalım ne olacak? Alaeddin Kaya hasta bir mahpus bana tekerlekli sandalye ile getirildi. Vertigosu olduğu için düşmüş ve boyun fıtığı oluşmuş. Daha pek çok hastalığı var ve halen cezaevinde. Birçok sağlık sorunuyla birlikte ve iki kez de Yargıtay’da karar bozulmuş. Buna rağmen içeride tutuluyor.
Kazım Avcı da onlardan birisi, onun da sol bacağı protez oldukça zor yürüyerek yanıma geldi. Onun da dosyası iki kez Yargıtay’da bozulmuş ama yerel mahkeme direnmiş. Memleketin hali böyle. Herkes bir yerlere yaranmaya çalışıyor.
Ünlü iş insanı, hayırsever Memduh Boydak Beyefendi’yi de ziyaret ettim. Kendisi de tahmin edeceğiniz gibi çok dertli çünkü “biz herkese hayır yaptık. Sünni’ye de, Alevi’ye de, Müslüman’a da, Hristiyan’a da, camiye de, Deyrulzafaran Manastırı’na da herkese yardım yaptık. Yardım yapmanın hayrın güzel olduğunu düşündük ama bunun karşılığında zulüm gördük. Üniversite kurduk, her şeyimiz resmiydi, tüm hayırlarımız resmiydi. Herhalde bizi incitmezler diye düşünürken adeta içimizden geçtiler. Biz ülkemizi, vatanımızı seven, hayırsever insanlardık. Bizi bir gecede terörist ilan ettiler. Adalet diyen, hukuk diyenler maalesef tam tersini yapmaya başladılar.” Dedi ve çok doluydu gerçekten. Haksız değil, gerçekten ona çok zulmedildi. Onu herkes de çok iyi biliyor. Sadece Kayseri’nin değil, dünyanın tanıdığı hayırsever bir insandı ve yaptığı hayırları ona maalesef iktidar tarafından zulüm olarak çevrildi.
Ziyaret ettiklerim arasında Şahin Söğüt isimli bir mahpus vardı. O da adil olmayan bir yargılanma kurbanı. Rus Büyükelçi Karlov cinayetinden dolayı mahkum edilmiş ama dosyasını bana anlatınca gerçekten ne kadar ülkede adaletin tamamen yok olduğunu anlıyorsunuz. Katil Mevlüt Mert Altıntaş’ın cinayetten önce görüştüğü kişiler, HTS kayıtları incelenmeden birtakım hikayeler uydurularak, birtakım senaryolar uydurularak Şahin Söğüt’e ceza verilmiş. Tamamen masa başı hazırlanmış, sanıkların ağır işkencelere tabi tutulduğu ve hiçbir delil olmaksızın verilen karar mevcut.
Türkiye’de inanılmaz yargılamalar yapıldığını tekrar gördüm. Gerçekten birçok dosyayı da inceleme fırsatı buldum cezaevi ziyaretinde. kalın kalın dosyaları incelediğimiz zaman Şahin Söğüt’ün başına gelenlerin, diğerlerinin başına gelenlerin ne olduğunu görüyorsunuz.
Adil olmayan yargılamalarla, zanlarla ve daha pek çok hukuki hata veya kasıtla insanlara çok ağır cezalar verilmiş. 9 yıldır suçsuz yere yatan bir sürü insan var içeride. Emin olun, her cezaevine gireni suçlu zannetmeyin. Gerçekten adil olmayan yargılamalarla yatmak, ağır cezalara çarptırılmak, ağırlaştırılmış müebbet cezalara çarptırılmak çok zor değil Türkiye’de. Bunu tüm dünyaya söyleyelim.
Maalesef ön yargılarla ve hukuksuz bir şekilde yargılama artık adet olmuş Türkiye’de. Cezaevi ziyaretlerimi sürdüreceğim. Bir milletvekili olarak denetleme yetkim var. Kamu kurumlarını denetliyoruz. Bunların en başında cezaevleri geliyor ve daha pek çok kamu kurumunda denetlemeler de yapmaya devam edeceğiz çünkü Türkiye’de işler doğru yürümüyor.
Yargı sistemi çok kötü. Bundan dolayı cezaevileri de ağzına kadar dolmuş durumda ve boşaltmak da istemiyorlar. Bütün bunlar insanları cezaevine doldurup da bırakmak istememe bir şeyi gösteriyor. İktidar muhalefeti dışarıda tutmak istemiyor. Herkesi sırayla içeri atmaya çalışıyor.
Burada insan hakları, kavramı akla gelmeli. Sadece insanlar kendisini düşünmemeli. Kendisine adaletsizlik yapıldığında sadece adalet aklına gelmemeli. Başkasına yapıldığı zaman da aklına gelmeli. Bunları unutmamak zorundayız. Yoksa cezaevleri ağzına kadar dolar ve bir ton aile dramı yaşanmaya devam eder.



























Yorumlar